Suudi Arabistan ilk film festivaline hazırlanıyor

Muhammed El-Türki: Suudi Arabistan meydan okumayı kabul etti ve ilk uluslararası film festivalini hayata geçirdi

Kızıldeniz Uluslararası Film Festivali Komitesi Başkanı Muhammed El-Türki
Kızıldeniz Uluslararası Film Festivali Komitesi Başkanı Muhammed El-Türki
TT

Suudi Arabistan ilk film festivaline hazırlanıyor

Kızıldeniz Uluslararası Film Festivali Komitesi Başkanı Muhammed El-Türki
Kızıldeniz Uluslararası Film Festivali Komitesi Başkanı Muhammed El-Türki

Suudi Arabistan'da düzenlenecek olan ilk film festivali olan Kızıldeniz Uluslararası Film Festivali, Cidde’nin tarihi bölgesinde düzenlenecek.
Festivalin düzenlendiği bölge, ülkedeki en önemli arkeolojik alanlardan biri ve UNESCO tarihi miras listesinde. Festival, yarın başlayacak ve on gün devam edecek.
Kızıldeniz Uluslararası Film Festivali Komitesi Başkanı Muhammed El-Türki'nin küresel insanlık mirasına sahip olarak nitelendirdiği bölgede, 67'den fazla ülkeden gelen sinemacılar 34 farklı dildeki 138 uzun ve kısa metrajlı filmdeki sinematik sanatsal repertuarlarını, halkları bir araya getiren sinema diliyle ve geçmişin asaletini ve bugünün gerçekliğini harmanlayan kültürel ve sanatsal bir gösteri eşliğinde izleyicilere sunacak.
Bu vesileyle Şarku'l Avsat, ABD ve Avrupa'nın önde gelen film yıldızlarıyla birlikte Hollywood'da birçok filme imza atan Suudi yapımcı ve Festival Komitesi Başkanı Muhammed El-Türki ile bir araya geldi. Muhammed El-Türki “Festival, Suudi Arabistan'ın için bir meydan okumaydı ve bu ilk denemede tevazu seviyesini aşarak ve uluslararası düzeyde bir festivale hazırlamak için zamanla yarıştı” dedi.
El-Türki muhabirimizin sorularını şöyle yanıtladı:

-Filmleri seçerken bir zorlukla karşılaştınız mı? Çok sayıda seçkin uluslararası filmin içinden, festival onları kazanmayı nasıl başardı? Film yapımcılarını festivale çeken ne oldu?
-Zorlu yanı birçok harika film arasından en iyisini seçmekti. Bu güzel bir meydan okuma ve şüphesiz izlemeye değer birçok film seçtik ve bunları festival izleyicisine sunmaktan mutluluk duyuyoruz.
Festival programı, farklı türdeki teknik ve sanal gerçeklik çalışmaları da dahil olmak üzere sinematik fikirler, yöntemler ve diller açısından oldukça zengin ve güçlü. Ama en güzeli, Suudi ve Arap filmleriyle ilgili olarak bile birçok seçeneğimizin olmasıydı. Bu, bölgedeki dinamizmin bir göstergesi. Festivalin yeni yetenekleri keşfetme fırsatı sunacağına ve birçok sürprize ev sahipliği yapacağına şüphe yok.

-Kızıldeniz Uluslararası Film Festivali’nin diğer film festivallerine katkısı ne olacak? Suudi sinemasına ve Suudi seyircisine neler katacak?
-Kızıldeniz Uluslararası Film Festivali, belki de en hızlı büyüyen yeni bir sinema pazarının kapısını açıyor. Sinemanın Suudi Arabistan'a dönüşüyle birlikte, festival bize ait hikayelerimizi ve yaratıcılığımızı dünyaya tanıtmanın yanı sıra Suudi ve Arap sinemacıları uluslararası film yapımcılarıyla buluşturmada önemli bir rol oynayacak. Festival Aralık ayında yapıldığı için, bu yılki sinema filmlerinin bir özeti olmasını sağladık. Örneğin festival, izleyicilere Global Choices programında festivallerin sunduğu en iyi filmleri izleme fırsatı sunuyor. Dolayısıyla festival Suudi ve Arap izleyicilerin bu filmleri görmeleri için büyük bir fırsat.
Kısacası festival, Suudi ve Arap sinemasına açılan yeni bir kapı, bu yılki  sinema filmlerinin özeti ve Suudi izleyiciler için yeni, uluslararası ve güzel sinema filmlerini izlemek için fırsat niteliğinde.

-Festival, Cidde'nin merkezindeki bu tarihi bölgedeki konumu da dahil olmak üzere karşılaştığı zorluklarla nasıl başa çıktı?
-Festivalin Cidde gibi tarihi bir şehirde ve UNESCO küresel insani mirası olarak sınıflandırılan Al-Balad gibi tarihi bir bölgede yapılmasından gurur duyuyoruz ve bunun birçok anlamı var. Sinema halkları ve kültürleri bu kozmopolit şehirde tanıştıkları gibi bir araya getiren insani bir deneyim ve iletişim aracıdır. Lokasyon olarak bu tarihi bölgeye konuk olmaya ve festivalin hikayesinde Cidde Al-Balad'ın başrol oynamasına hevesliydik. Tabii ki, bu çok fazla planlama ve hazırlık gerektiriyordu. Ancak ekip bunu başarmak için elinden gelen her şeyi yaptı.

-Her yeni projenin önünde engeller olur. Kızıldeniz Film Festivali'nde aştığınız en belirgin engeller nelerdir?
-Bu yeni bir festival ve sektörümüz gelişmekle birlikte henüz yeni sayılır ve bunun tamamen farkındayız. Cannes, Venedik ve Berlin gibi eski festivallerden bahsedecek olursak, onlar eskiler ve sahip oldukları itibarlarını on yıllar boyunca inşa etmişlerdir. Ancak göğüslediğimiz zorluk, zamanla yarışmak ve uluslararası düzeyde bir film festivali sunmak. Evet, bu bizim ilk deneyimimiz. Ancak bunun mütevazı bir festival olması gerektiği anlamına gelmediğine baştan karar verdik.
Bildiğiniz gibi festival ile ilgili çalışmalar 2019 yılında başladı. Ancak diğer festivallerde olduğu gibi uluslararası sağlık kriziyle karşı karşıya kaldık ve bu da bizi planlarımızı değiştirmeye zorladı. Uluslararası bir film festivali organize etmek büyük bir mücadele. En büyük zorluk da onu bu aşamada başlatmaktır. Ancak bu festivali Suudi Arabistan’ı onurlandıracak şekilde sunmaya kararlıyız.

-Festivale katılacakları kesinleşen uluslararası en önemli yıldızlar kimler?
-Açılış töreninde Arap sinemasının yıldızı Leyla Ulvi’yi ve Suudi yönetmen Hayfa el-Mansur’u onurlandıracağımız gibi sinemada kadının rolünün önemine dikkat çekmek istediğimiz için harika oyuncu Catherine Deneuve'yü de ağırlayacağız. Ayrıca festival Suudi Arabistan, Arap dünyası ve ötesinden Hind Sabri, Yusra, yıldızlar, yönetmenler ve aktrislerin katılımına da tanık olacak. Festival günleri ve açılış performansları boyunca bize birlikte katılacak daha çok sürprizimiz ve oyuncu var elbette. Biz takipte kalın.

-Suudi Arabistan'daki film endüstrisine yeni mi tanıklık ediyoruz yoksa diğerlerinin bittiği yerden mi başladı?
-Suudi sineması modern olarak kabul edilebilir. Ancak sinema küresel bir sanattır ve tüm insanları birleştiren bir iletişim aracıdır. Suudi sineması yeni bir sinema icat etmeyi değil bilakis yeni hikayeleri yeni bakış açılarıyla ve yeni yollarla anlatmayı hedefliyor. Sinema bizi bırakmadı biz de onu bırakmadık. Ancak bugün yeni ve yenilikçi sinema sahnelerini yeniden inşa edecek eşsiz bir kültürel ve sanatsal devrime tanık oluyoruz.

-Koronavirüsün ortaya çıkmasıyla özellikle de ABD ve Avrupa'da Omicron varyantının varlığını teyid ettikten sonra virüsten arınmış güvenli ve başarılı bir festivalin yürütülmesini garanti altına almak için ne tür önlemler alındı?
Küresel salgının böyle uluslararası festival düzenlenmesine ek bir zorluk oluşturduğunda şüphe yok. Ancak Suudi Arabistan, vatandaşların, sakinlerin ve misafirlerin güvenliğini sağlamak için proaktif bir yaklaşım benimsedi. Günlük vaka sayısı 40’ın altına düşürülmesi ve nüfusun yüzde 83'ünden fazlasının iki doz aşılı olması da dahil olmak üzere birçok önlem alınmış durumda.
Festivale hazırlık süreci boyunca yetkili makamlarla yakın işbirliği içinde çalıştık. Cannes ve Venedik festivalleri gibi bizden önceki deneyimlerden de yararlandık ve herkesin güvenliğini sağlamak için en iyi standartları belirledik.

-Muhammed El-Türki sadece Hollywood dünyasına ulaşmakla kalmadı, aynı zamanda hem profesyonel hem de kişisel olarak Hollywood'la arkadaş olmak açısından da bu dünyaya entegre oldu. Peki bu nasıl oldu? Bu dünyaya girmek ve içinde olmak isteyen birine tavsiyeniz nedir?
-İngiltere'deki üniversite eğitimim sırasında çok sayıda yetenek ve yıldızla tanıştım ve Hollywood ile bağlantılar kurdum. Özellikle Hilton ailesini tanıdım ve oradan da sinema sektöründe birçok seçkin sanatçı ile tanışma fırsatım oldu. Bu ilişkilerin ardından bu işin üretim tarafında olmayı kendime bir görev bildim. Bir yapıt üretmeye başladığımızda, film ekibi ve çalışanlarıyla çok özel bir ilişki kuruyoruz. Misyonu, kitlelere hitap eden işler sunmak olan bir aile haline geliyoruz. Böylece filmlerim aracılığıyla örneğin yıldız Richard Gere ile tanıştım ve sonra birlikte Roma, New York, Londra, Abu Dabi ve dünyanın geri kalanında tanıtmak için dışarı çıktık.
Ardından, What The Price'ın yapımcılığını yaparken Zac Efron, Dennis Quaid ve Heather Gram ile çalıştım. Filmin dünya prömiyeri Venedik Film Festivali'nde yapıldı. Ardından filmi tanıtmak için Londra, New York ve diğer şehir ve başkentlere gittik.
Yapımcılığın yanı sıra Sean Penn ve amfAR (ABD Aids Araştırma Vakfı) yardım konseri de dahil olmak üzere sinema sektörü tarafından desteklenen birçok etkinliğe ve hayır faaliyetine katkıda bulundum.
Bu alana yönelmek isteyenlere tavsiyem sabırlı olmaları, sebat etmeleri ve arzuladıkları hedeflere ulaşmak için çaba göstermeleridir. Başarı kolay gelmez ve hayaller kararlılıkla gerçekleşir.

-Yönetmenler, Suudi filmlerinin sinemalarda erken perde kapatmasını ve çok sayıda sinema filmine rağmen nadir durumlar dışında seyircinin fimlere ilgisinin mütevazı seviyede kaldığından bahsettiler.. Sizce bunun sebebi nedir?
-Birkaç yıl önce Suudi sineması sadece bir rüyaydı ve uzun metrajlı Suudi filmleri yapıldığında bile gösterimleri festivaller ve sinema kulüpleriyle sınırlı kalırdı. Bugün daha fazla yapım görüyoruz. Festival filmlerin yanı sıra toplu çalışmalar görüyoruz. Bu da bizi umutlandırıyor.
Henüz genç olsa da Suudi sinemasının rekabetçi olduğuna ve yerel ve uluslararası bir konuma sahip olacağına inanıyoruz. Seyirci sayılarını ve Suudi sinemasının gişedeki performansını bugünden ölçmek için çok erken ve adil değil. Sinema 2019'da Suudi Arabistan'da tekrar canlandı. Ardından 2020'nin başında hepimiz küresel salgınla karşı karşıya kaldık. İlk uluslararası film festivali başlamak üzere. Kendimize biraz zaman verelim... Gelecek günler pek çok sürpriz getirecek. Suudi sinemasının salt sinemasal bir faaliyetten entegre bir film endüstrisine geçiş aşamasında olduğu konusunda çok iyimseriz.



Koalisyon: Husilerin Riyad’a fırlattığı balistik füze imha edildi

Yemen’de Meşruiyeti Destekleme Koalisyonu Sözcüsü Tümgeneral Turki el-Maliki (Şarku’l Avsat) 
Yemen’de Meşruiyeti Destekleme Koalisyonu Sözcüsü Tümgeneral Turki el-Maliki (Şarku’l Avsat) 
TT

Koalisyon: Husilerin Riyad’a fırlattığı balistik füze imha edildi

Yemen’de Meşruiyeti Destekleme Koalisyonu Sözcüsü Tümgeneral Turki el-Maliki (Şarku’l Avsat) 
Yemen’de Meşruiyeti Destekleme Koalisyonu Sözcüsü Tümgeneral Turki el-Maliki (Şarku’l Avsat) 

Yemen’de Meşru Hükümeti Destekleme Koalisyonu, Suudi Arabistan Kraliyet Hava Savunma Kuvvetlerinin, Husiler tarafından bugün sabaha karşı başkent Riyad’a fırlatılan bir balistik füzeyi önleyerek imha ettiğini açıkladı.

Koalisyon Sözcüsü Tümgeneral Turki el-Maliki, Husilerin gerilimi artırmasının ve başkent Riyad’daki sivilleri ve sivil yerleşimleri hedef alma girişimlerini sürdürmesinin, 8 milyondan fazla vatandaş ve yabancının yaşadığı kentte bu milislerin tutumundaki ısrarı ortaya koyduğunu belirtti. Maliki, söz konusu girişimlerin sivilleri ve sivil unsurları kasıtlı ve sistematik biçimde hedef alan “terörist ve saldırgan bir davranış” olduğunu ifade etti.

Tümgeneral Maliki ayrıca Husilerin Biş, Taif, Fursan ve Yanbu kentlerindeki sivilleri ve sivil unsurları hedef almaya çalıştığını, ancak hava savunma sistemlerinin bu saldırı girişimlerini engellediğini söyledi.

Maliki, yayımlanan açıklamada, koalisyon yönetiminin Husilerin “terörist faaliyetlerini” caydırmak amacıyla, uluslararası insancıl hukuk ve teamül hukuku kurallarıyla uyumlu olmak kaydıyla, uygun gördüğü tedbirleri alma konusunda asli hakkına sahip olduğunu vurguladı.


Avrupa, Kızıldeniz’in güneyinde alarm seviyesini yükseltiyor

41 ülke, perşembe günü Cidde’de düzenlenen “Savunma Deniz Koalisyonu”nun dördüncü planlama toplantısına katıldı (SPA)
41 ülke, perşembe günü Cidde’de düzenlenen “Savunma Deniz Koalisyonu”nun dördüncü planlama toplantısına katıldı (SPA)
TT

Avrupa, Kızıldeniz’in güneyinde alarm seviyesini yükseltiyor

41 ülke, perşembe günü Cidde’de düzenlenen “Savunma Deniz Koalisyonu”nun dördüncü planlama toplantısına katıldı (SPA)
41 ülke, perşembe günü Cidde’de düzenlenen “Savunma Deniz Koalisyonu”nun dördüncü planlama toplantısına katıldı (SPA)

Avrupa Birliği, Kızıldeniz’de gemilere refakat eden “Aspides” deniz misyonunun alarm seviyesini yükseltti. Kararın, İran destekli Husilerin stratejik su yoluna yönelik tehditleri nedeniyle alındığı bildirildi. Şarku’l Avsatın AFP’den aktardığına göre söz konusu adım Kızıldeniz’deki güvenlik risklerinin artması sonrasında atıldı.

Avrupa Birliği Dış Politika Yüksek Temsilcisi Kaja Kallas, Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı Prens Faysal bin Ferhan ile Yemen’deki çatışmaların sona erdirilmesi ve Hürmüz Boğazı’nda deniz ulaşımı serbestisinin yeniden sağlanmasına yönelik diplomatik çabaları görüştüğünü açıkladı.

Kallas, X platformundaki paylaşımında, “Husilerin Suudi Arabistan’a yönelik saldırıları kabul edilemez ve küresel ekonomiye zarar veriyor” ifadelerini kullandı. Kallas ayrıca Avrupa’nın, “Husilerin saldırılarına karşı Kızıldeniz’de deniz taşımacılığının güvenliğini korumaya yardımcı olduğunu” belirtti.

Öte yandan Yemen hükümet güçleri, Husilerin Babul Mendeb’in doğusu ile Taiz’in batısındaki yüksek kesimleri ele geçirmeye yönelik yoğun girişimlerine karşı koymayı sürdürüyor.

Husiler, Babul Mendeb Boğazı, Meyyun Adası ve batı kıyısındaki kontrol alanlarını güvence altına almak amacıyla kendilerine kara derinliği sağlayacak ve hareket ile ikmal hatlarını tahkim edecek dağlık mevzileri ele geçirmeye çalışıyor.

Taiz cephesinden bir askeri kaynak, çatışmalarda 30 Husinin öldürüldüğünü, 60’tan fazla Husinin yaralandığını ve 6 savaş aracının yanı sıra 2 tankın imha edildiğini bildirdi.


Hac ve Umre: Umreciler için seçenekler genişletildi; 170 ülkeden gelenler için yeni bir şart getirilmiyor

Suudi Arabistan Hac ve Umre Bakanlığı Umre ve Ziyaret İşlerinden Sorumlu Bakan Yardımcısı Mühendis Abdülmuhsin es-Salim (Fotoğraf: Gazi Mehdi)
Suudi Arabistan Hac ve Umre Bakanlığı Umre ve Ziyaret İşlerinden Sorumlu Bakan Yardımcısı Mühendis Abdülmuhsin es-Salim (Fotoğraf: Gazi Mehdi)
TT

Hac ve Umre: Umreciler için seçenekler genişletildi; 170 ülkeden gelenler için yeni bir şart getirilmiyor

Suudi Arabistan Hac ve Umre Bakanlığı Umre ve Ziyaret İşlerinden Sorumlu Bakan Yardımcısı Mühendis Abdülmuhsin es-Salim (Fotoğraf: Gazi Mehdi)
Suudi Arabistan Hac ve Umre Bakanlığı Umre ve Ziyaret İşlerinden Sorumlu Bakan Yardımcısı Mühendis Abdülmuhsin es-Salim (Fotoğraf: Gazi Mehdi)

Suudi Arabistan Hac ve Umre Bakanlığı Umre ve Ziyaret İşlerinden Sorumlu Bakan Yardımcısı Mühendis Abdülmuhsin es-Salim, umre için yeni herhangi bir şart getirilmediğini belirterek, bakanlığın umrecilerin işlemlerini kolaylaştırmaya yönelik çalışmalarını sürdürdüğünü söyledi.

Es-Salim Şarku’l Avsat'a verdiği röportajda, umre yolculuğunu geliştirmek ve umrecilere sunulan seçenekleri genişletmek için çalışmalar yürüttüklerini belirtti. Bu kapsamda çok girişli umre vizesi, onaylı elektronik seyahat platformları üzerinden rezervasyon imkânı, dijital hizmetlerin entegrasyonunun güçlendirilmesi ve yapay zekâ uygulamalarının geliştirilmesi gibi girişimlerin hayata geçirildiğini ifade etti. Es-Salim, bu çalışmaların yoğun dönemlere yönelik erken hazırlık ve sektörün beklenen büyümeyi karşılayabilecek kapasiteye ulaştırılmasıyla eş zamanlı yürütüldüğünü kaydetti.

Yoğun dönemlere hazırlık

Es-Salim, yoğun dönemlerin sezon boyunca umre talebindeki değişimlerden etkilendiğini belirterek, bakanlığın ilgili kurumlar ve hizmet sağlayıcılarıyla koordinasyon içinde bu dönemlere erken hazırlanarak beklenen talep artışını karşılamak için kapasiteyi yükselttiğini belirtti.

Bakanlığın her yıl, Suudi Arabistan'ın 2030 Vizyonu hedeflerine ulaşmak amacıyla umreci sayısında kademeli ve sürdürülebilir bir artış sağlamayı hedeflediğini belirten Es-Salim, bunun yanı sıra hizmetlerin geliştirilmesi, sektörün hazırlık düzeyinin yükseltilmesi ve hacı ile umrecilerin deneyiminin kalitesinin artırılması için çalışmalar yürütüldüğünü ifade etti.

Yeni girişimler

Es-Salim'e göre bakanlığın umre deneyimini geliştirmek ve umrecilerin yolculuğunu kolaylaştırmak amacıyla yürüttüğü girişimlerin başında, kısa süre önce uygulamaya konulan çok girişli umre vizesi geliyor. Bu uygulamanın, ülkeye giriş prosedürlerinin geliştirilmesine yönelik bir model olduğunu belirten Es-Salim, umrecilere seyahatlerini planlama ve ibadetlerini gerçekleştirme konusunda daha fazla esneklik sağladığını söyledi.

Bakanlığın ayrıca bireylerin onaylı küresel ve yerel elektronik seyahat platformları üzerinden umre hizmetlerine doğrudan erişimini genişlettiğini belirten Es-Salim, böylece umrecilerin seyahatlerini planlamalarının, hizmetlere ulaşmalarının ve rezervasyon yapmalarının daha kolay ve esnek hale getirildiğini kaydetti.

Es-Salim, bu girişimlerin umre yolculuğu modelini geliştirmeye yönelik daha kapsamlı bir yaklaşımın parçası olduğunu belirterek, umrecilerin seçeneklerini artırmayı, hizmetlere erişimi kolaylaştırmayı ve yolculuğun farklı aşamalarında dijital çözümlerden yararlanmayı amaçladıklarını söyledi.

Yapay zekâ kullanımı

Hac ve Umre Bakanlığı'nın, başta yapay zekâ olmak üzere yeni ve gelişmekte olan teknolojilerden yararlanmaya devam ettiğini belirten Es-Salim, amaçlarının hacı ve umrecilere sunulan hizmetleri geliştirmek ve yalnızca işlemlerin dijitalleştirilmesinden, deneyimi iyileştirmek ve karar alma süreçlerini desteklemek amacıyla veri ve gelişmiş analizlerden yararlanma aşamasına geçmek olduğunu söyledi.

Mevcut uygulamaların başında, Nusuk uygulaması bünyesindeki akıllı dijital asistan "Nusuk AI"ın bulunduğunu belirten Es-Salim, hizmetin hacı ve umrecilere bilgi ve rehberlik sunduğunu, yazılı ve sesli iletişim yoluyla sorularını cevapladığını kaydetti.

Ayrıca "Dijital Mutavvıf" hizmetinin, umrecilere ve hacılara tavaf ve sa'y turlarını saymada, daha az yoğun katlara yönlendirmede ve meşru dua ve zikirler konusunda rehberlikte yardımcı olduğunu belirtti.

İzleme ve kontrol merkezinin de bakanlığın hacı ve umrecilerin yolculuğunu takip etmek için kullandığı teknolojik altyapının önemli unsurlarından biri olduğunu söyleyen Es-Salim, canlı verilerin entegre edilerek hızlı müdahale ve karar alma süreçlerini destekleyen göstergelere ve kontrol panellerine dönüştürüldüğünü ifade etti.

Hac ve Umre Bakanlığı, hacı ve umrecilere sunulan hizmetleri geliştirmek amacıyla yapay zekâ teknolojilerinden yararlanmayı sürdürüyor. (Fotoğraf: Gazi Mehdi)
Hac ve Umre Bakanlığı, hacı ve umrecilere sunulan hizmetleri geliştirmek amacıyla yapay zekâ teknolojilerinden yararlanmayı sürdürüyor. (Fotoğraf: Gazi Mehdi)

Dijitalleşme ve şartlar

Es-Salim, umre için yeni herhangi bir şart bulunmadığını bir kez daha vurgulayarak, bakanlığın prosedürleri kolaylaştırmak ve umre yolculuğunu daha kolay ve esnek hale getirmek için hizmetleri geliştirmeye devam ettiğini söyledi.

Umrecilerin yolculuğunun bugün ileri düzeyde bir dijital entegrasyona ulaştığını belirten Es-Salim, işlemlerin büyük bölümünün elektronik ortamda tamamlanabildiğini ifade etti. Bunların başında, 51 milyondan fazla kullanıcıya 170'ten fazla ülkede 150'den fazla dijital hizmet sunan Nusuk uygulaması ve platformunun geldiğini kaydetti.

Es-Salim, ayrıca onaylı küresel ve yerel elektronik seyahat platformları üzerinden umre hizmetlerine ve paket rezervasyonlarına doğrudan erişim sağlandığını belirtti.

Önümüzdeki dönemde hedefin bu entegrasyonu daha da güçlendirmek, daha bağlantılı ve sorunsuz bir dijital deneyim oluşturmak ve hacı ile umrecilerin ihtiyaçlarına göre daha proaktif ve kişiselleştirilmiş hizmetler sunmak için veri ve modern teknolojilerden yararlanmak olduğunu söyledi.

“Nusuk” uygulaması ve platformu, 170’ten fazla ülkeden 51 milyondan fazla kullanıcıya 150’den fazla dijital hizmet sunuyor (SPA).
“Nusuk” uygulaması ve platformu, 170’ten fazla ülkeden 51 milyondan fazla kullanıcıya 150’den fazla dijital hizmet sunuyor (SPA).

Hizmet sunan 346 umre şirketi

Es-Salim'in verdiği bilgiye göre, hâlihazırda umre hizmeti sunma yetkisine sahip 346 şirket bulunuyor. Bu sayının hizmet sağlayıcı tabanının genişlediğini ve özel sektörün umrecilere hizmet sunmadaki rolünün arttığını gösterdiğini belirtti.

Bakanlığın özel sektörün önünü açmak ve umre sektöründe daha cazip ve rekabetçi bir ortam oluşturmak amacıyla politika ve mevzuatı sürekli geliştirdiğini söyleyen Es-Salim, bunun yeni şirketlerin sektöre girmesine ve umrecilerin ihtiyaçlarına cevap veren, artan talebe uyum sağlayan farklı hizmet ve iş modellerinin geliştirilmesine imkân verdiğini ifade etti.

Denetim ve takip

Şirketlerin performansının izlenmesine ilişkin olarak Es-Salim, farklı umre hizmet noktalarında günlük denetimler gerçekleştiren sürekli bir saha ve denetim mekanizmasının bulunduğunu söyledi.

Hicri 1448 umre sezonunun başlangıcından bu yana denetim sayısının 32 bini aştığını belirten Es-Salim, denetimlerin umreci konaklama tesislerini, umre şirketlerini ve hizmet sağlayıcılarını ve çeşitli hizmet noktalarını kapsadığını kaydetti.

Bu denetimlerde düzenleyici ve operasyonel şartlara uyumun kontrol edildiğini, tespit edilen eksikliklerin giderildiğini ve herhangi bir ihlal görüldüğünde yasal prosedürler doğrultusunda derhal işlem yapıldığını belirten Es-Salim, yaptırımların şirket faaliyetlerinin durdurulmasına kadar ulaşabildiğini ve bunun umrecilerin haklarını korumayı amaçladığını ifade etti.

Bakanlığın yalnızca memnuniyet düzeyini ölçmekle yetinmediğini belirten Es-Salim, saha ve dijital ölçüm araçları ile veri analizleri üzerinden eksiklikleri tespit ettiklerini, hacı ve umrecilerin ihtiyaçlarını anlamaya ve geliştirme alanlarını belirlemeye çalıştıklarını söyledi.

Ayrıca gelişmiş ve öngörücü analizlerin kullanımını artırarak karar alma süreçlerini desteklediklerini ve olası sorunları önceden tespit etmeye çalıştıklarını belirtti.

Şirketlerin yeniden sınıflandırılması

Es-Salim'e göre umreci deneyiminin kalitesi, umre şirketlerinin sınıflandırılmasında temel unsurlardan birini oluşturuyor. Şirketlerin performans değerlendirmesinin yalnızca düzenleyici ve operasyonel şartlara uyumla sınırlı olmadığını belirten Es-Salim, sunulan hizmetlerin kalitesi ve umrecilerin gerçek deneyiminin de değerlendirmeye alındığını söyledi.

Bakanlığın hizmet kalitesi, kurallara ve şartlara uyum gibi çeşitli kriterler üzerinden periyodik değerlendirme yaptığını belirten Es-Salim, geçen sezonun performans değerlendirmesinin ardından haziran ayında 21 umre şirketinin faaliyetlerinin durdurulduğunu açıkladı. Bunlardan 15'inin düşük performans değerlendirmesi, 6'sının ise mevzuat ve talimatlara aykırılık nedeniyle durdurulduğunu kaydetti.

Es-Salim, bakanlığın sınıflandırma yöntemini ve değerlendirme kriterlerini sürekli geliştirdiğini, hacı ve umrecilerin deneyimine ilişkin ölçümlerden ve hizmet kalitesi göstergelerinden yararlandığını belirterek, amacın şirketler arasında hizmet kalitesi konusunda rekabeti teşvik etmek ve umrecilere sunulan hizmetlerin seviyesini yükseltmek olduğunu ifade etti.