Macron hem AB Başkanlığı hem Fransa Cumhurbaşkanlığı yarışında

Macron iki cephede savaşmak zorunda; Seçimler ve Fransa’nın AB başkanlığı

Macron, sağcı Cumhuriyetçi aday Valerie Pecresse ile tokalaşıyor (Reuters)
Macron, sağcı Cumhuriyetçi aday Valerie Pecresse ile tokalaşıyor (Reuters)
TT

Macron hem AB Başkanlığı hem Fransa Cumhurbaşkanlığı yarışında

Macron, sağcı Cumhuriyetçi aday Valerie Pecresse ile tokalaşıyor (Reuters)
Macron, sağcı Cumhuriyetçi aday Valerie Pecresse ile tokalaşıyor (Reuters)

Fransa’daki cumhurbaşkanlığı savaşına bugüne kadar resmi olarak katılmayan tek kişi Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron. Ancak bu ülkedeki hiç kimse onun ikinci dönem için aday olma niyetinden şüphe etmiyor. Sorulan tek soru, uygun zamanı belirlemekle ilgili. Beşinci Cumhuriyet’te birbirini izleyen ve Elysee Sarayı’nda kalmak için yarışan tüm başkanlarının, cumhurbaşkanlığı pozisyonundan yararlanmak için geç bir aşamada adaylıklarını açıklamayı tercih ettikleri biliniyor. Son günlerde Macron’u çevreleyen ekibin hazırlıkları hızlandı. Öyle ki geçen hafta ‘Vatandaşlar Bir Arada’ adı altında son adayı destekleyen partilerin de yer aldığı ‘Ortak Ev’in oluşturulduğu belirtildi. ‘Vatandaşlar Bir Arada’ merkez ve merkez sağa ait. Ayrıca ana direğini ise Macron’un partisi olan ‘İlerleyen Cumhuriyet (La Republique En Marche)’ oluşturuyor.
Ayrıca görevi cumhurbaşkanlığı savaşına hazırlamak olan dernekler ve gruplar da kuruldu. Uzmanlar, ekonomistler ve Fransa cumhurbaşkanına yakın isimler, Fransa’nın 2030 vizyonuna dahil edilmesi beklenen seçim programını geliştirmek için çalışıyorlar. Seçim mücadelesine paralel olarak, Macron’u başka bir görev daha bekliyor. Paris, gelecek yılın ilk altı ayında Avrupa Birliği’ne (AB) başkanlık edecek. Bu durum, mevcut cumhurbaşkanının ‘iki cephede savaşmak’ zorunda kalacağı ve böylece tüm zamanını seçimlere adayamayacağı anlamına geliyor. Perşembe günü Macron, AB’ye Fransa başkanlığının, ‘Schengen’ anlaşmasını yasadışı göç konusunda daha katı hale getirmek üzere yeniden gözden geçirmenin yanı sıra Avrupa çıkarlarını koruyabilecek ve yakın çevreye müdahale edebilecek bir Avrupa savunması yaratarak, ‘Avrupa egemenliğinin güçlendirilmesi’ ve eski kıtanın ‘stratejik bağımsızlığına’ kadar uzanan önceliklerini sunacak. Fransa Cumhurbaşkanı, ‘ABD Başkanı Joe Biden’den NATO’ya alternatif olacak, ama yerine geçmeyecek bir Avrupa savunmasının kurulmasına ilişkin yumuşak bir ABD tavrı elde ettikten sonra’, Mart ayında savunma dosyasının ele alınacağı bir Avrupa zirvesi çağrısında bulunmaya kararlı. Hâkim görüş şu ki, Almanya şansölyesinin Avrupa siyasi sahnesinden ayrılmasından ve belki de İtalya’yı Avrupa sahnesinin merkezine getiren İtalya Başbakanı Mario Draghi dışında, kendisine bir ‘rakip’ bulunmamasından sonra Macron, Avrupa dümenini yönetme konusunda en yetenekli kişi olarak istisnai konumunu göstermek için AB başkanlığını kullanacak.
Ancak Macron’u bir seçim kampanyası beklemiyor. Son üç gün, iki önemli gelişmeye tanık oldu. Birincisi, sağcı Cumhuriyetçi Parti, iç seçim yoluyla cumhurbaşkanlığı savaşı için aday olarak Île-de-France (Paris ve çevresi) eski başkanı Valerie Pecresse’i seçti. Aynı şekilde Pecresse, Marine Le Pen’den ve Sosyalist Parti üyesi aşırı sağcı aday Anne Hidalgo’dan sonra üçüncü kadın rakip oldu. Cumartesi günü Pecresse, ikinci turda 140 partinin oylarının yüzde 60’ını aldı. Sağın liderleri, artık iç rekabette sayfayı çevirebileceğini ve çok çetin bir siyasi savaşta Pecresse’in arkasında safları birleştirebileceğini vaat ediyorlar. Dünden bu yana Pecresse, dört eski rakibiyle ‘her birini kendi bölgesinde ziyaret ederek’ yakınlaşma sürecini başlattı. Pecresse’in ilk zorluğu, Macron’a katılan Cumhuriyetçilerin ılımlı kanadını, ilk partilerinin kucağına geri döndürmek için bir siyasi plan formüle etmekte yatıyor. Aynı zamanda Eric Ciotti’ye oy verenleri ve aşırı sağa katılanları (Ulusal Birlik aday Marine Le Pen ve radikal sağcı popülist Eric Zemmour) kendine çekmek için, özellikle egemen konularda sert bir retoriğe sahip olmalı. Gözlemciler, Pecresse’in önündeki zorluğun seçimlerin ilk turunu geçip ikinci tura kalabilmek olduğu konusunda hemfikir. Tüm kamuoyu anketleri, Macron’un ilk tur testini kolayca geçeceğini gösterirken, ikinci turda onunla yarışmak isteyenler arasında ise rekabet kızışıyor. Le Pen ve Zemmour arasındaki rekabetin otomatik olarak her birinin alacağı oy oranında bir azalmaya yol açacağı, çünkü aynı kitle için yarıştıkları biliniyor. Dolayısıyla bu görüntü, Pecresse’in her ikisinden de önce gelmesi ve böylece ikinci turda mevcut başkanla rekabet etmesi için kapıyı sonuna kadar açıyor.
Fransız sağının 2012 ve 2017 yıllarında olmak üzere iki kez cumhurbaşkanlığı seçimlerini kaybettiği biliniyor.
Görev sürecinde Macron, sağdan birçok ismi kendisine çekmeyi başardı. Öyle ki hükümetindeki ilk başbakan Edouard Philippe, ikinci Jean Castex, birçok bakanın yanı sıra Cumhuriyetçilerin safından birçok isim geldi. Bu bakanların başında ekonomi, içişleri ve kültür bakanları geliyor. Bölünmüş solun zayıflığı ve Fransa’nın siyasi ve sosyal olarak sağa yöneldiği gerçeği göz önüne alındığında, sağın oyları bir sonraki başkanın kimliğini belirleyecek. Adaylığından bu yana Pecresse, sağın saflarını tüm şekilleriyle güçlendirme konusundaki hırsını dile getirirken, ekonomik açıdan sağcı liberal ve egemen açıdan radikal bir programa dayanarak, Macron’u yenebileceğini vurguladı. Valerie Pecresse, Cumhuriyetçi parti içinde rekabet sayfasının çevrilmesiyle başlayacak olan ‘yeni dinamizm’ üzerine ve bunun rakip kanatlar arasında bir buluşma noktası olacağına dair bahse giriyor. Kamuoyu anketlerinin bunun doğru bir bahis olup olmadığını göstermesi için ise birkaç gün beklemek gerekiyor.
İkinci olay, Paris’in kuzeyinde Roissy Havaalanı (Paris-charles De Gaulle Havalimanı) yakınlarındaki Villepinte banliyösünde olan mitingdi. Bir sergi alanı, geçen hafta adaylığını resmen açıkladıktan sonra burasının seçim kampanyasının başlangıç ​​noktası olmasını istediğini göstererek, yaklaşık 12 bin kişiyi harekete geçirmeyi başaran Eric Zemmour’un ilk seçim mitingine ev sahipliği yaptı.
Bir buçuk saat boyunca, çoğunluğu gençlerden oluşan bir kalabalığın ortasında Zemmour, konuşmasını ‘Fransa’yı kurtarma’ projesini açıklamaya adadı. Projenin başlığı, ‘İslam’ı ve göçü reddetmek, Fransa’ya Mağrib ve Afrika ülkelerinden gelen, ‘Cumhuriyet’ten farklı değerler taşıyan’ insan gruplarını yerleştirmeyi amaçlayan ‘Büyük Yer Değiştirme’ planıyla mücadele etmek’. Ona göre elde edilen zafer, dünyanın en güzel ülkelerini kurtarmanın başlangıcı olacak. Ortaya koymak istediği uygulamalarla ilgili olarak ise Zemmour, ‘yasal ve yasadışı göçü sona erdirme, öğrenciler de dahil Fransa’ya gelenlerin sayısını azaltma, düzensiz göçmenleri sınır dışı etme, Avrupalı ​​olmayan yabancılar için sosyal ve tıbbi yardımı kaldırma, bir suç işleyen veya yasayı ciddi şekilde ihlal eden her yabancıyı sınır dışı etme, cezalarının sona ermesinden sonra yabancıları sınır dışı etme’ konularına değindi. Söz konusu öneriler, katılımcılardan da olumlu karşılık aldı.
Miting, Zemmour’un ırkçılığını kınayan bir sol grup arasında arbedeye ve yumruklu kavgalara sahne oldu.



İran Yargı Erki Başkanı: Washington’la müzakerelere güven yok

İran Yargı Erki Başkanı Gulam Hüseyin Muhsini Ejei, ülkenin orta kesimindeki Arak kentinde Merkezi (Markazi) Eyaleti yargıçlarına hitap ederken (IRNA)
İran Yargı Erki Başkanı Gulam Hüseyin Muhsini Ejei, ülkenin orta kesimindeki Arak kentinde Merkezi (Markazi) Eyaleti yargıçlarına hitap ederken (IRNA)
TT

İran Yargı Erki Başkanı: Washington’la müzakerelere güven yok

İran Yargı Erki Başkanı Gulam Hüseyin Muhsini Ejei, ülkenin orta kesimindeki Arak kentinde Merkezi (Markazi) Eyaleti yargıçlarına hitap ederken (IRNA)
İran Yargı Erki Başkanı Gulam Hüseyin Muhsini Ejei, ülkenin orta kesimindeki Arak kentinde Merkezi (Markazi) Eyaleti yargıçlarına hitap ederken (IRNA)

İran Yargı Erki Başkanı Gulam Hüseyin Muhsini Ejei, bugün (pazar) yaptığı açıklamada, ABD’nin müzakereleri “aldatma, hile ve zaman kazanma aracı” olarak kullanmayı hedeflemesi halinde bunun bir “yanılsama” olacağını söyledi. Ejei, “Müzakerelere dair hiçbir umut ve güven yoktur” dedi.

Washington ile Tahran arasında ilk tur görüşmeler cuma günü Umman’da yapılmış, taraflar görüşmeleri “olumlu” olarak nitelemiş ve yakın zamanda sürdürme niyetlerini açıklamıştı.

Söz konusu görüşmeler, İran’da rejim karşıtı geniş çaplı protesto dalgasının zirveye ulaşmasından yaklaşık bir ay sonra gerçekleşti. Protestolar sırasında yürütülen ve insan hakları örgütlerinin “benzeri görülmemiş” olarak nitelediği güvenlik operasyonlarında binlerce kişinin hayatını kaybettiği belirtiliyor.

ABD Başkanı Donald Trump, başlangıçta protestoların bastırılması nedeniyle Tahran’a karşı askeri seçenekleri gündeme getirmiş, hatta göstericilere “yardım yolda” mesajı vermişti. Ancak Trump’ın son günlerdeki söylemi, İran’ın nükleer programını dizginlemeye odaklandı. Bu çerçevede ABD, başını “USS Abraham Lincoln” uçak gemisinin çektiği bir deniz görev grubunu bölgeye sevk etti. İran yönetimi ise Trump’ın İran’a saldırı tehditlerini hayata geçirme ihtimalinden ciddi endişe duyuyor. Tahran, olası bir saldırı halinde bölgedeki ABD üslerini hedef alacağı ve Hürmüz Boğazı’nı kapatabileceği uyarısında bulundu.

Yargı Erki Başkanı, müzakere çağrısı yapan taraflara dair “ne umut ne de güven” olduğunu vurgulayarak, ABD’ye bu yolda güvenilemeyeceğini söyledi. Mevcut diyalog çağrılarının, “şiddeti kışkırtan ve sabotajcıları silahlandıran aynı taraflardan” geldiğini ifade etti.

dfwfde
Gösterici kalabalıkları, geçen 8 Ocak’ta başkent Tahran’ın batısındaki bazı yolları kapattı (AP)

Yargı erkinin resmi ajansı Mizan’ın aktardığına göre Ejei, pazar günü yaptığı konuşmada İran’ın hiçbir zaman savaş isteyen taraf olmadığını, ancak her türlü saldırgana karşı tüm gücüyle duracağını belirtti. Bazı ülkelerin geçmişte İran’ın yanında yer alırken, “İslam Cumhuriyeti’nin sonunun geldiğini düşündüklerini” de sözlerine ekledi.

Ejei, geçen yıl haziran ayında yaşanan ve 12 gün süren savaşa atıfta bulunarak, müzakereler sürerken savaşı başlatan tarafların, İran’ın “direncini” gördükten sonra ateşkes talep etmek zorunda kaldıklarını söyledi.

“İsyan eylemlerini kim başlattı? Provokatörleri kim silahlandırdı?” diye soran Ejei, “Onları silahlandıranlar bugün ‘gelin müzakere edelim’ diyenlerin ta kendileridir” ifadelerini kullandı.

Orta İran’daki Arak kentinde yargı yetkililerine hitap eden Ejei, “aldatılmış bireyler” ile “asıl unsurların” hesabının ayrı olduğunu belirterek, davaların “yargı usullerine uygun ve her vakanın niteliğine göre” ele alınacağını söyledi.

Son protestolardaki şiddetin benzeri görülmemiş boyutlara ulaştığını savunan Ejei, “sokaklarda ve geçiş noktalarında en vahşi suçları işleyenlerin sıradan vatandaşlar değil; ABD ve Siyonist rejim unsurları tarafından eğitilmiş, kalpsiz teröristler olduğunu” ileri sürdü.

Buna karşılık “aldatılmış unsurların” varlığını kabul eden Ejei, bunların “teröristler ve ayaklanmaların ana unsurlarından ayrı değerlendirileceğini” ve suçlamalarının “her birinin koşullarına göre” inceleneceğini söyledi.

ABD merkezli insan hakları örgütü Hrana, protestolar sırasında çoğu gösterici olmak üzere 6 bin 971 kişinin öldüğünü ve 51 binden fazla kişinin gözaltına alındığını belgelediğini açıkladı.

Ejei ayrıca, protestolar sırasında reform çağrısı yapan ve baskıların araştırılması için ulusal bir gerçekleri araştırma komisyonu kurulmasını isteyen bazı iç aktörleri ve kişileri de eleştirdi.

Velayet-i Fakih’in yanında durmamanın, savaş sırasında Saddam Hüseyin’e sığınanların ve bugün suçlu Siyonistlere yaslananların akıbetiyle sonuçlanacağını savunan Ejei, “Bir zamanlar devrimle birlikte olan, bugün ise bildiri yayımlayan bu kişiler acınacak ve sefil insanlardır” dedi.


İsrail kabinesi, Batı Şeria topraklarının ilhakını genişletme kararlarını onayladı

İşgal altındaki Batı Şeria’nın El Halil kentinin batısında, Filistinlilere ait evler ve dükkanlar İsrail buldozerleri tarafından enkaz yığınlarına dönüştürüldü. (AFP)
İşgal altındaki Batı Şeria’nın El Halil kentinin batısında, Filistinlilere ait evler ve dükkanlar İsrail buldozerleri tarafından enkaz yığınlarına dönüştürüldü. (AFP)
TT

İsrail kabinesi, Batı Şeria topraklarının ilhakını genişletme kararlarını onayladı

İşgal altındaki Batı Şeria’nın El Halil kentinin batısında, Filistinlilere ait evler ve dükkanlar İsrail buldozerleri tarafından enkaz yığınlarına dönüştürüldü. (AFP)
İşgal altındaki Batı Şeria’nın El Halil kentinin batısında, Filistinlilere ait evler ve dükkanlar İsrail buldozerleri tarafından enkaz yığınlarına dönüştürüldü. (AFP)

Ynet haber sitesi bugün, İsrail kabinesinin Batı Şeria’daki arazi tescili ve mülkiyet prosedürlerinde temel değişiklikleri onayladığını bildirdi. Yeni düzenlemeler, Filistinlilere ait bazı evlerin yıkılmasına izin veriyor.

Yedioth Ahronoth’un internet sitesi Ynet, yeni kararların İsrail'in işgal altındaki Batı Şeria’nın A Bölgesi’nde Filistinlilere ait binaları yıkmasına izin vereceğini ve Batı Şeria genelinde yerleşim faaliyetlerinin önemli ölçüde genişlemesine yol açacağını doğruladı.

zsdcfgt
Batı Şeria’daki İsrail askerleri (Reuters)

Şarku’l Avsat’ın Ynet’ten aktardığına göre İsrail kabinesinin aldığı kararlar, Oslo Barış Anlaşmaları kapsamında ilk asker çekilme dalgasında İsrail ordusunun çekilmediği tek şehir olan El Halil’de İsrail-Filistin çatışmasını çözmeye yönelik geçici bir adım olması amaçlanan 1997 El Halil Protokolü’nün ilkelerine aykırı.


Rusya'da 15 yaşındaki saldırgan dehşet saçtı: Nazi sembolü çizdi

Moskova'da bir polis aracı (Temsili/Reuters)
Moskova'da bir polis aracı (Temsili/Reuters)
TT

Rusya'da 15 yaşındaki saldırgan dehşet saçtı: Nazi sembolü çizdi

Moskova'da bir polis aracı (Temsili/Reuters)
Moskova'da bir polis aracı (Temsili/Reuters)

Rusya'nın Başkurdistan Cumhuriyeti'nde cumartesi günü bir üniversite yurdunda bir gencin bıçaklı saldırı dizisi sonucu en az 6 kişi yaralandı. Yaralananlar arasında öğrenciler de var.

Haberlere göre bıçak taşıdığı belirtilen 15 yaşındaki çocuk, cumartesi günü Ufa'daki Devlet Tıp Üniversitesi'nin yurduna girip öğrencilere saldırmaya başladı. Gencin milliyetçi sloganlar attığı ve Nazi sembolü çizdiği bildirildi.

Rusya İçişleri Bakanlığı Sözcüsü Tümgeneral Irina Volk, RTVI haber sitesine yaptığı açıklamada, "Saldırgan gözaltına alınmaya direndi ve bu sırada iki polis memuru bıçaklandı. Ayrıca şüpheli kendine de zarar verdi" dedi. Şüpheli, ağır yaralı halde yerel bir çocuk hastanesine kaldırıldı.

Moskova'nın yaklaşık 1200 km doğusundaki Ufa'daki yetkililer, olayla ilgili üst düzey soruşturma başlattı. Saldırıda yaralanan en az 4 kişi hastaneye kaldırıldı ve birinin durumunun kritik olduğu düşünülüyor. Yaralananlar arasında Hintli öğrenciler de bulunuyor.

Moskova'daki Hindistan Büyükelçiliği, "Ufa'da talihsiz bir saldırı yaşandı. Aralarında 4 Hintli öğrencinin de bulunduğu birçok kişi yaralandı" açıklamasını yaptı.

Büyükelçilik, yetkililerle temas halinde olduğunu ve "Kazan'daki konsolosluktan yetkililerin yaralı öğrencilere yardım etmek üzere Ufa'ya hareket ettiğini" belirtti.

Görgü tanıkları, kaotik anları "her yer kan içindeydi" diyerek anlattı. Ren TV, yaralıların ambulanslarla hastaneye taşındığını gösteren görüntüleri yayımladı.

Yerel Baza kanalına göre, şüpheli yasaklı bir neo-Nazi örgütüne mensuptu. Economic Times'a göre Rusya'daki üniversitelerde 30 binden fazla Hintli öğrencinin eğitim gördüğü tahmin ediliyor.

Independent Türkçe