İsrail Savunma Bakanı Gantz, ABD’de İran'a yönelik ortak askeri operasyonları görüşüyorhttps://turkish.aawsat.com/home/article/3351586/i%CC%87srail-savunma-bakan%C4%B1-gantz-abd%E2%80%99de-i%CC%87rana-y%C3%B6nelik-ortak-askeri-operasyonlar%C4%B1
İsrail Savunma Bakanı Gantz, ABD’de İran'a yönelik ortak askeri operasyonları görüşüyor
İsrail Savunma Bakanı Benny Gantz, salı günü İsrail'in güneyinde düzenlediği basın toplantısında konuşurken (Reuters)
Tel Aviv/Nazir Mecelli
TT
TT
İsrail Savunma Bakanı Gantz, ABD’de İran'a yönelik ortak askeri operasyonları görüşüyor
İsrail Savunma Bakanı Benny Gantz, salı günü İsrail'in güneyinde düzenlediği basın toplantısında konuşurken (Reuters)
İsrail Savunma Bakanı Benny Gantz ‘üst düzey stratejik öneme sahip’ şeklinde nitelendirilen görüşmeler için ABD'ye giderken, Tel Aviv ve Washington'daki siyasi kaynaklar görüşmelerde iki ülkenin ordularının ortak askeri operasyonlarına nasıl hazırlık yapılacağı konusunun tartışılacağını öne sürdüler. Aynı zamanda, İsrail ordusunun İran'a yönelik saldırılar düzenlemek için yakında bir dizi tatbikata başlayacağı bilgisi medyaya sızdırıldı.
Askeri kaynaklar, İsrail Hava Kuvvetleri'nin İran'a yönelik saldırı simülasyonunda onlarca savaş uçağının katılacağı geniş çaplı bir askeri tatbikat yapacağını bildirdi. Tatbikatın önümüzdeki yıl bahar aylarında düzenleneceği ifade edildi. Tatbikat sırasında onlarca savaş uçağı, Akdeniz üzerinden batıya, İran'daki saldırıların simülasyonunun yapıldığı mesafelere uçuç eğitimleri yapacak.
Kaynaklar, İsrail Genelkurmay Başkanı Aviv Kochavi'nin 9 Kasım'da Knesset (İsrail parlamentosu) Dış İlişkiler ve Güvenlik Komitesi karşısında yaptığı açıklamaya atıfta bulundu. Kochavi söz konusu açıklamasında “Ordu, İran'ın nükleer tesislerine olası bir saldırı için hazırlıklarını artırıyor. İsrail ordusu İran ve askeri nükleer tehditle başa çıkmak için operasyonel planlamalarını ve hazırlıklarını hızlandırmalı” ifadelerini kullandı.
Gantz'a yakın kaynaklar, İran'ın nükleer meselesi hakkında konuşma tarzının, hükümetteki meslektaşlarının açıklamalarına kıyasla daha ılımlı sayıldığını vurgulamıştı. Zira Gantz İsrail'in büyük güçler ile İran arasında yeni bir nükleer anlaşmaya varılmasına karşı olmadığını, ancak bu anlaşmanın bir öncekinden daha iyi bir anlaşma olması gerektiğini, balistik füzelerin geliştirilmesinin kısıtlanması, bölgesel egemenlik projesinin durdurulması ve bölge ülkelerinde silahlı milislerin konuşlandırılmasına, bu milislerin intihar droneları (kamikaze) gibi gelişmiş silahlarla donatılmasına ve bölge ülkelerinde ve dünyadaki terör faaliyetlerine bir son verilmesi gibi konuları içermesi gerektiğini söylüyor. İran yeni bir anlaşmaya doğru ilerlenmesine yardımcı olmayan dik başlı tutumlar sergilediği için Gantz, İran'a baskı yapmak için bir kaç öneri sundu. Bunların başında askeri tehdit geliyor. Gantz'ın ofisinden yapılan açıklamada, ABD ziyareti sırasında ABD Dışişleri Bakanı Antony Blinken, Savunma Bakanı Lloyd Austin ve diğer üst düzey yetkililer ile bir araya geleceği ve bu görüşmelerde İran'ın rolüyle başa çıkmak için birkaç teklif sunulacağı bildirildi.
Öncelik ortak askeri operasyonlar
Tel Aviv'deki bir güvenlik kaynağına göre Gantz, ABD güçlerinin İran'a saldırı düzenlemesini istemeden önce ortak askeri operasyonlar yürütmeyi ele alacak. Ayrıca “İran'ı vurabilmek ve saldırgan hareketlerini etkisiz hale getirebilmek için” İsrail saldırı silahlarının seviyesini yükseltmeyi talep edecek. Kaynak, İsrail Savunma Bakanı’nın ABD'ye ‘dostane uyarılarda’ bulunacağını ve İsrail’in İran'ın nükleer bir ‘eşik devlet’ (bir ülkenin nükleer silahları hızlı bir şekilde inşa etme teknolojisine sahip olması, ancak bunu henüz gerçekleştirmemiş olması durumu) olmaya yakın olduğu yönündeki korkularının altında yatan sebepleri veriler ve belgelerle açıklayacağını söyledi. Böylece Gantz, bir anlaşmaya varılmadan önce müzakere sürecinde ve hatta olası bir anlaşmaya varıldıktan sonra bile İran'a baskı yapılmasını talep edecek. Çünkü ‘Tahran programlarını durdurmayıp kandırma çabalarına devam edecek. Bu yüzden dünya bu faaliyetlere karşı teyakkuzda olmalı.’
Başka bir kaynak, Gantz'ın ABD’lilerden İran hedeflerine saldırmalarını istemeyi planlamadığını ancak onlardan bölgeyi terk etmemelerini isteyeceğini ve Washington’a İran'la başa çıkarken ‘bölgedeki askeri varlığı artırıp bunu gerçek ve somut bir katılımla etkin bir varlığa dönüştürerek güç göstermeleri’ gerektiğini belirteceğini söyledi. Gantz kendisine eşlik eden basın mensuplarına verdiği demeçte Pentagon'un ziyareti onuruna yaptığı açıklamaya övgüde bulundu. Söz konusu açıklamada ABD Savunma Bakanı'nın İsrailli mevkidaşı ile ‘İran'ın kışkırtmaları karşısında ortak endişeleri’ ele alacağı ve İran dosyasının ‘ABD Savunma Bakanı ile İsrailli mevkidaşı arasında yapılan herhangi bir görüşmede her zaman masada olduğu’ belirtildi.
Açıklamanın devamında “İsrail ile ortaklığımız değişmez. Her zaman İsrail'in bölgedeki niteliksel askeri üstünlüğünü arıyoruz” ifadeleri kullanıldı. Bu açıklama, Gantz'ın ziyareti için sıcak ve özel bir karşılama olarak yorumlandı. Pentagon yetkililerinin Gantz ile ‘İran'a yönelik ortak endişelerin sebeplerini’ görüşeceği açıklandı. Ancak bakanlık, Reuters haber ajansının İran'a odaklanan tatbikatlar yapma olasılığının tartışılacağını öne süren haberi hakkında yorum yapmaktan kaçındı.
Üst düzey bir ABD'li yetkili Reuters'e verdiği demeçte, diplomasinin başarısız olması ve ABD ile İsrail liderlerinin talep etmesi halinde iki ülkenin savunma liderlerinin en kötü senaryoyu; İran’ın nükleer tesislerini yok etme durumuna hazırlık kapsamında olası askeri tatbikatları görüşeceklerini belirtmişti.
Reuters'ın haberi hakkında yorum yapan Pentagon sözcüsü John Kirby basın mensuplarına verdiği demeçte “Size söyleyebileceğim tek şey şu ki, biz İsrailli mevkidaşlarımızla rutin olarak tatbikatlar yapıyoruz. Bugün açıklayacak, hakkında konuşacak, atıfta bulunacak veya üzerine spekülasyon yapacak bir şeyim yok” şeklinde konuştu.
Diğer taraftan İsrail Demokrasi Enstitüsü geçen ay yaptığı bir anketin sonuçlarını açıkladı. Sonuçlara göre İsraillilerin yüzde 51'i ABD desteği olmadan bile İran'a saldırılmasını desteklerken, yüzde 58'i ABD onayı ve desteğiyle bir saldırı yapılmasını istiyor. Ayrıca ankete katılanların yüzde 62'si İran'ı tehdit olarak gördüklerini belirtiyor.
Bugün şafak vakti Bahreyn ve Kuveyt semalarında ABD ile İran arasında "sınırlı" bir çatışma yaşandıhttps://turkish.aawsat.com/d%C3%BCnya/5279899-bug%C3%BCn-%C5%9Fafak-vakti-bahreyn-ve-kuveyt-semalar%C4%B1nda-abd-ile-i%CC%87ran-aras%C4%B1nda-s%C4%B1n%C4%B1rl%C4%B1-bir
Bugün şafak vakti Bahreyn ve Kuveyt semalarında ABD ile İran arasında "sınırlı" bir çatışma yaşandı
Bir ABD F-18 savaş uçağı, Arap Denizi'ndeki bir uçak gemisinden kalkışa hazırlanıyor (CENTCOM)
ABD ordusu, bugün yaptığı açıklamada, İran tarafından Kuveyt’e doğru fırlatılan iki füzenin hedeflerine ulaşamadığını veya uçuş sırasında düştüğünü bildirdi. Açıklamada ayrıca, Bahreyn’e yönelik fırlatılan üç füzenin ABD ve Bahreyn güçleri tarafından imha edildiği belirtildi.
Öte yandan İran basınında yer alan haberlere göre Devrim Muhafızları Ordusu, Bahreyn’de bulunan ABD Beşinci Filosu karargâhını füze ve insansız hava araçlarıyla (İHA) hedef aldığını açıkladı. Devrim Muhafızları, saldırının ABD’nin Keşm Adası’nın güneyindeki bir haberleşme kulesine yönelik düzenlediği saldırıya misilleme olarak gerçekleştirildiğini duyurdu.
İran medyası ayrıca, Devrim Muhafızları’nın “Pania” adlı bir gemiyi füzelerle vurduğunu aktardı. Açıklamada, bu saldırının ABD’nin Hürmüz Boğazı yakınlarında bir İran petrol tankerine düzenlediği ve makine dairesinde hasara yol açtığı belirtilen saldırıya misilleme olarak gerçekleştirildiği ifade edildi. Devrim Muhafızları, Hürmüz Boğazı’nın güvenliğinin tehlikeye atılmasının ABD ordusu için ağır kayıplara yol açacağını öne sürdü.
ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı (CENTCOM) ise X platformundan yaptığı açıklamada, İran’dan fırlatılan füze ve İHA’ların başarıyla önlendiğini ve düşürüldüğünü duyurdu. Açıklamada ayrıca, Ortadoğu’nun çeşitli bölgelerine yönelik saldırı girişimlerine karşılık olarak Keşm Adası’ndaki bir askeri tesise operasyon düzenlendiği belirtildi.
CENTCOM, İran’ın komşu ülkelere yönelik çok sayıda füze fırlattığını, ancak bunların bir kısmının hedeflerine ulaşamadığını kaydetti. Buna göre, Kuveyt’e yönelen iki füze hedeflerine varmadan düştü veya uçuş sırasında parçalandı. Bahreyn’e fırlatılan üç füze ise ABD ve Bahreyn hava savunma sistemleri tarafından etkisiz hale getirildi.
Açıklamada ayrıca, İran’a ait üç silahlı insansız hava aracının (SİHA) karasularındaki sivilleri hedef aldığı ve ABD güçlerince düşürüldüğü ifade edildi. ABD kuvvetlerinin Keşm Adası’ndaki bir askeri yer kontrol istasyonuna yönelik savunma amaçlı saldırılar gerçekleştirdiği de bildirildi.
CENTCOM, ABD personeli arasında herhangi bir can kaybı veya yaralanma yaşanmadığını vurgulayarak, özellikle yürürlükte olduğu belirtilen ateşkes sürecinde tüm tehditlere karşı yüksek hazırlık seviyesinin sürdürüldüğünü kaydetti.
Şakif Kalesi'nin düşüşü: Coğrafya, tarih ve Güney Lübnan savaşıhttps://turkish.aawsat.com/d%C3%BCnya/5279850-%C5%9Fakif-kalesinin-d%C3%BC%C5%9F%C3%BC%C5%9F%C3%BC-co%C4%9Frafya-tarih-ve-g%C3%BCney-l%C3%BCbnan-sava%C5%9F%C4%B1
Şakif Kalesi'nin düşüşü: Coğrafya, tarih ve Güney Lübnan savaşı
İsrail askerleri, Güney Lübnan'daki Şakif Kalesi tepelerinde operasyonlar yürütüyor, 31 Mayıs 2026 (Reuters)
Ömer Harkus
Güney Lübnan savaşı artık sadece askeri çatışmalar, hava saldırıları, Hizbullah üyelerine ve yetkililerine yönelik suikastlar veya insansız hava araçları ile takip edilmeleriyle sınırlı değil. Bu savaş, İran'ın Pakistan'daki görüşmelerine karşılık, Lübnan meselesini İran meselesinden ayırmayı amaçlayan Washington'daki müzakerelerle iç içe geçen çok yönlü bir çatışmaya dönüştü. Savaş sırasında, savaş alanları İsrail'in genişlemesiyle sembolik bir önem kazandı. Öte yandan, güney de dahil olmak üzere Lübnan siyasi sahnesinde, Hizbullah'ın silahının geleceği ve Lübnan devletinin vatandaşlarını devam eden savaşlardan koruma rolü konusundaki bölünmeler artıyor.
Bu sahnenin merkezinde, arkeolojik bir alan, askeri bir tepe ve İsrail ile Hizbullah arasındaki süregelen çatışmanın önemli bir bölümünü özetleyen odak noktası olan Şakif (Beaufort) Kalesi öne çıktı. Bu ayrıca, Hizbullah, İsrail güçlerini ilerledikleri bölgelerde, kalenin kendisi de dahil olmak üzere, bir dayanak noktası oluşturmalarını engellediğini iddia ederken, bu güçlerin Litani Nehri'ni geçerek yavaş yavaş ilerlediği Güney Lübnan'da değişen dinamikleri de yansıtıyor.
Şakif Kalesi, Cebel Amil'in orta kesiminde, 700 metreyi aşan bir kayalık çıkıntının tepesinde yer alan bölgenin en önemli kalelerinden biri. Doğrudan Litani Nehri'ne ve geniş vadisine bakan kale, Güney Lübnan, Cebel el-Şeyh (Hermon Dağı) ve kuzey İsrail'den Akdeniz'e kadar uzanan geniş bir alana nazırdır.
Bölgedeki en eski surlar, çeşitli tarihçilere göre, MS 12. yüzyılda Haçlılar tarafından yeniden inşa edilip genişletilmeden önce Roma dönemine kadar uzanmaktadır. Avrupa kaynaklarında, yüksek konumu ve geniş bir çevreye nazır olmasından dolayı “güzel kale” anlamına gelen “Beaufort” olarak bilinmektedir.
Nebatiye’nin kapısı
Kale, Nebatiye şehrini ve çevresini Mercayun kasabasına, Batı Bekaa Vadisi'ne ve İklim et-Tuffah bölgesine bağlayan yollara doğrudan bakan bir noktada yer alıyor. Coğrafi olarak Arnun, Yahmur eş-Şakif, Kafr Tebnit, Zavtar eş-Şarkiyye, Zavtar el-Garbiyye kasabalarına ve Hardali Köprüsü geçişine bağlı. Bu da onu Litani Nehri'nin her iki tarafındaki hareketliliği kontrol etmeyi sağlayan bir merkeze dönüştürüyor.
Şakif Kalesi, İsrail ve Hizbullah arasındaki süregelen çatışmanın önemli bir bölümünü özetleyen coğrafi ve siyasi bir odak noktasıdır
İsrail askeri doktrinine göre Şakif Tepeleri ve çevredeki köyleri kontrol altına almadan Nebatiye'ye doğru ilerleme, kara kuvvetlerini tepelerden doğrudan hedef alınma riskine maruz bırakacaktır. Bu nedenle, kalenin kontrol altına alınması, Nebatiye'yi izole etmenin ve İklim et-Tuffah üzerinden Bekaa Vadisi'ne kadar uzanan ikmal hatlarından koparmanın ön adımı olarak kabul edilmektedir. İklim et-Tuffah, Hizbullah'ın 1980'lerin ortalarından beri inşa ettiği en büyük tünellerin ve üslerinin bulunduğu bölgedir.
Kale, 1982'de İsrail'in Lübnan’ı işgali sırasında, Güney Lübnan’da Filistin Kurtuluş Örgütü (FKÖ) ve İsrail güçleri arasındaki önemli savaş alanlarından biri haline gelerek ün kazandı. İşgalden sonra İsrail, 2000 yılında Güney Lübnan'dan çekilmeden önce, “sınır hattı” olarak bilinen bölgede kaleyi askeri gözlem noktası olarak kullandı.
Dönemin İsrail Savunma Bakanı Ariel Şaron, Başbakan Menahim Begin ve sözcüsü Lübnan'da, 7 Haziran 1982 (AFP)
Son günlerde İsrail sağı, İsrail bayrağının tekrar üzerine çekilmesinin ardından kalenin sembolik önemini yeniden hatırlattı. İsrail Savunma Bakanı Yisrael Katz, askerlerin Beaufor Muharebesi'nden 44 yıl sonra kaleye geri döndüğünü söyledi ve bu sahneyi sembolik ve askeri bir zafer olarak sunmaya çalıştı.
Savaş hatlarını belirleyen bir nehir
Şakif Kalesi'nin önemi, onlarca yıldır Güney Lübnan'daki en önemli coğrafi ve askeri hatlardan birini temsil eden Litani Nehri ile olan ilişkisi anlaşılmadan kavranamaz. Bekaa Vadisi'nden doğan nehir, birkaç gün önce İsrail'in Hizbullah'ı askeri operasyon girişiminde bulunmakla suçlayarak yakınındaki birkaç yeri bombaladığı Karun Gölü'ne dökülüyor. Batı Bekaa’nın güneyindeki Meşgara ve Sahmer gibi büyük kasabalardan geçtikten sonra, nehir batıya dönerek Sur şehrinin kuzeyinden Akdeniz'e dökülüyor ve güney bölgelerini ayıran, yerel halkın nehrin kuzeyi ve güneyi olarak adlandırdığı doğal bir bariyer oluşturuyor.
Şakif Kalesi'nin kontrolünün ele geçirilmesi, Nebatiye'yi izole etme ve İklim et-Tuffah bölgesi üzerinden Bekaa Vadisi'ne kadar uzanan ikmal hatlarından koparma yolunda atılan bir adımdır
BM Güvenlik Konseyi'nin 1701 sayılı kararıyla, Lübnan Ordusu ve Birleşmiş Milletler Lübnan Geçici Gücü (UNIFIL) dışında herhangi bir silahlı kuvvetin nehrin güneyinde bulunmasının yasaklanmasının ardından, 2006’daki savaştan bu yana Litani Nehri, uluslararası düzenlemeler için önemli bir referans noktası haline geldi. Bu nedenle İsrail, Litani Nehri'ni Hizbullah'ın askeri altyapısından arındırılmış bir şekilde kalması gereken savunma hattı olarak görüyor. Bu arada Hizbullah, İsrail'in nehrin kıyıları üzerindeki kontrolünün veya askeri baskısının, kendisini sınırdan uzaklaştırarak Kuzey İsrail'deki bölgelere karşı eylemde bulunma gücünü azaltmayı amaçladığına inanıyor.
Halksız bir savaş
Lübnan ve İsrail arasında devam eden müzakereler sırasında, Amerika Birleşik Devletleri gerilimi azaltmak için yeni bir bakış açısı sundu. Bu bakış açısı, saldırıları etkili bir şekilde sona erdirmenin ön adımı olarak, Hizbullah'ın İsrail'e karşı askeri operasyonlarını durdurması karşılığında, İsrail'in Beyrut ve Güney Banliyösü’ne yönelik saldırılarını genişletmekten kaçınmasına dayanıyor.
Güney Lübnan'daki Mercayun bölgesinden görüldüğü üzere, orta çağdan kalma Şakif Kalesi üzerinde dalgalanan İsrail bayrağı, 31 Mayıs 2026 (AFP)
ABD Dışişleri Bakanlığı, Dışişleri Bakanı Marco Rubio'nun bu süreci ilerletmek için Lübnan Cumhurbaşkanı Joseph Avn ve İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu ile telefonda görüştüğünü açıkladı. Ancak Washington, Lübnan Temsilciler Meclisi Başkanı Nebih Berri'nin yanıtının ateşkes konusunda net taahhütler içermemesi ve ateşkesi önce İsrail'in atacağı adımlara bağlaması nedeniyle tutumundan duyduğu memnuniyetsizliği dile getirdi.
Buna karşılık İsrail, siyasi ve askeri söyleminin şiddetini artırarak, Litani Nehri'nin güneyinden çekilmesinin veya konuşlanmasındaki herhangi bir değişikliğin, Lübnan devletinin Hizbullah'ı silahsızlandırma ve sivil alanların roket ve İHA saldırıları için bir fırlatma rampası olarak kullanılmasını engelleme yeteneğine bağlı kalacağını vurguladı.
Askerî açıdan yüksek tansiyona paralel olarak, son günlerde Güney Lübnan şehirlerinde de siyasi ve sosyal gelişmeler yaşandı. Sur ve Nebatiye şehirlerinde, Lübnan ordusunun sınır bölgelerine tamamen geri dönmesini, silahın Lübnan devletinin elinde toplanmasını, Hizbullah militanlarının yerleşim bölgelerinden uzaklaştırılmasını ve iki şehrin açık bölge olarak belirlenmesini talep eden yerel dilekçeler ve girişimler görüldü.
İsrail, Litani Nehri havzasını Hizbullah'ın askeri altyapısından arındırılmış olarak kalması gereken bir savunma hattı olarak görüyor
Ancak bu girişimler, Hizbullah'ın destek tabanında güçlü tepkilere yol açtı; aktivistler ve dilekçeleri imzalayanlar, kampanyayı durdurmak ve yayılmasını önlemek amacıyla imzalayanlarının çoğunun doğrudan ve dolaylı baskı ve tehditlere maruz kaldığını bildirdi. Bu gelişme, Güney'de hassas bir değişimi yansıtıyor; bazı sakinler artık Hizbullah'ın şehirlerdeki sürekli askeri varlığını geniş çaplı yıkım ve tekrarlanan yerinden edilmelerle ilişkilendiriyor. Bu arada, diğer kesimler hâlâ Hizbullah'ın silahını, 18 farklı mezhep ve dini grubun kontrolündeki bir ülkede mezheplerinin varlığını korumanın tek garantisi olarak görüyor.
Dilekçeyi imzalayanlardan bazıları, Cebel Amil adının artık sadece Litani Nehri ile İsrail'in kuzey sınırı arasında uzanan coğrafi bölgeyi ifade etmek için kullanılmadığını, son on yıllarda, İran ve Amerika Birleşik Devletleri arasındaki çatışma ile bağlantılı bir askeri bölgeye dönüştüğünü düşünüyorlar. Bir zamanlar tarımsal ve ticari yaşamın kalbini oluşturan köyler, yavaş yavaş açık savaş alanlarına dönüşürken, yıkım ve zorunlu göç görüntüleri Güney'in günlük sahnesinin bir parçası haline geldi.
Hizbullah: Süregelen anlatı
Hizbullah, Şakif Kalesi'nin düşüşünün siyasi etkisini, askeri önemini küçümseyerek kontrol altına almaya çalıştı. Hizbullah Milletvekili Hasan Fadlallah, kalenin Lübnan devletine ait bir arkeolojik alan olduğunu, askeri bir mevzi olmadığını belirtti. Hizbullah'ın sabit mevzileri savunma doktrinini benimsemediğini, bunun yerine ilerleyen güçlere karşı yıpratma savaşına odaklandığını ve uzun süreli işgal kurmalarını engellemeye çalıştığını iddia etti.
Lübnan'ın güneyindeki Nebatiye şehrinde bulunan tarihi Şakif Kalesi'nde konuşlanmış İsrail güçlerini gösteren bir video görüntüsü, 31 Mayıs 2026 (Reuters)
İsrail'in Litani Nehri'nin kuzeyine doğru devam eden ilerlemesi, Lübnan içinde daha geniş yansımaları konusundaki endişeleri artırıyor. Nebatiye gibi büyük şehirlerin düşmesi veya uzun süreli bir izolasyona maruz kalması, Beyrut, Cebeli Lübnan ve diğer bölgelere doğru büyük göç dalgalarına yol açabilir. Bu durum, özellikle Beyrut ve diğer bölgelerdeki birçok binanın, bu bölgelerden göç eden sakinlerin arasına sızan ve saklanan Hizbullah yetkilileri nedeniyle İsrail hava saldırılarına hedef olduğu göz önüne alındığında, ekonomik, sosyal ve siyasi baskıları daha da artıracak ve iç çekişmeleri yoğunlaştıracaktır.
Bazı sakinler artık Hizbullah'ın şehirlerdeki sürekli askeri varlığını geniş çaplı yıkım ve tekrarlanan yerinden edilmelerle ilişkilendiriyor
Bu durum ayrıca, özellikle güneyde Lübnan ordusunun rolünün güçlendirilmesini ve silahların şehirlerden uzaklaştırılmasını talep eden seslerin yükselmesiyle birlikte, devletin görevi ile Hizbullah'ın silahı konusundaki mevcut bölünmeyi derinleştiriyor. Bu taleplere karşılık Hizbullah, milislerinin silahını teslim etmeyip korumakta ısrar ediyor. Bir iç çatışmanın patlak vermesi korkusuna rağmen, siyasi ve güvenlik değerlendirmelerinin çoğu, iç güç dengesi, Lübnan ordusunun yapısı ve şu anda kesin bir askeri zafer elde edemeyen Hizbullah dışında ülkede herhangi bir silahlı tarafın bulunmaması nedeniyle, kapsamlı bir iç savaşın patlak vermesi olasılığını hâlâ dışlıyor.
Kaleyi aşan bir savaş
Şakif Muharebesi, mevcut çatışmanın artık sadece yüksek bir noktayı veya stratejik bir tepeyi kontrol etmekle ilgili olmadığını ortaya koyuyor. Şarku’l A vsat’ın al Majalla'dan aktardığı analize göre bu bölge, Güney Lübnan'ın geleceği, devletin rolü, Hizbullah'ın etkisinin sınırları ve Washington ile Tel Aviv'in müzakereler ve askeri baskı yoluyla dayatmaya çalıştığı çözümün niteliğiyle ilgili daha geniş bir savaşın sembolü haline geldi.
Kuzey İsrail'den, sınırın diğer tarafından görülen bir İsrail Humvee askeri aracı, Güney Lübnan'daki yıkılmış binaların yanından geçiyor, 7 Mayıs 2026 (AFP)
Bu arada, Sur ve Nebatiye'de görülen dilekçeler ve kendisini imzalayanlardan bazılarının maruz kaldığı baskı, silah ve devletin rolü etrafındaki tartışmanın, 14 Mart ve 8 Mart ittifakları arasındaki çekişme sırasında olduğu gibi, artık geleneksel siyasi güçlerle sınırlı olmadığını, güney toplumunun kendi içinde de büyümeye başladığını ortaya koyuyor. Bu gelişme, bu savaşın ve güneydeki insanların yaşamlarının ve evlerinin maruz kaldığı geniş çaplı yıkımın sonucu olarak ortaya çıkan en önemli siyasi değişimlerden biri olabilir.
*Bu analiz Şarku’l Avsat tarafından Londra merkezli al Majalla dergisinden çevrilmiştir.
Meksika Devlet Başkanı Sheinbaum, Trump'ı anmadan ABD'nin Meksika'ya müdahalesini kınadıhttps://turkish.aawsat.com/d%C3%BCnya/5279610-meksika-devlet-ba%C5%9Fkan%C4%B1-sheinbaum-trump%C4%B1-anmadan-abdnin-meksikaya-m%C3%BCdahalesini-k%C4%B1nad%C4%B1
Meksika Devlet Başkanı Sheinbaum, Trump'ı anmadan ABD'nin Meksika'ya müdahalesini kınadı
Meksika Devlet Başkanı Claudia Sheinbaum (DPA)
Meksika Devlet Başkanı Claudia Sheinbaum dün, ABD’nin ülkesinin iç politikasına müdahalesini kınadı. Sheinbaum, Washington’ın bir eyalet valisi hakkında şüpheler uyandırması ve ABD Merkezi İstihbarat Teşkilatı’nın (CIA) Meksika’da bir operasyon düzenlemesinin ardından, ABD Başkanı Donald Trump’ın adını anmadan ABD'deki ‘aşırı sağ kesimlerin’ Meksika hükümetine karşı bir ‘kampanya’ başlattığını iddia etti.
Başkan Trump, yaptığı bir açıklamada, uyuşturucu kartellerinin Meksika'yı kontrol ettiğini belirtmiş ve Meksika makamlarının suç örgütleriyle mücadele için gerekli adımları atmaması halinde tek taraflı önlemler alacağı tehdidinde bulunmuştu.
Bu yeni gerginlik dalgası, geçtiğimiz nisan ayında CIA’nin Meksika'da bir operasyon düzenlediği ve bu operasyon sırasında federal hükümetin Meksika topraklarında faaliyet göstermelerine izin vermediği iki ABD ajanının öldürüldüğünün ortaya çıkmasıyla başladı. ABD'nin, Meksika'nın Sinaloa Valisi Rubén Rocha’yı, ABD'de ömür boyu hapis cezasına çarptırılan El Chapo lakaplı Joaquín Guzmán'ın kurduğu kartelle bağlantılı olmakla suçlaması sonucu tansiyon daha da yükseldi.
Sheinbaum, her sabah rutin olarak düzenlenen basın toplantısında, “Başkan Trump’ın çeşitli konularda bu kampanyayı yönettiğini sanmıyorum” diyerek, ABD’deki aşırı sağ kesimleri iki ülke arasında ‘iyi ilişkiler kurulmasını istememekle’ suçladı.
Göreve gelmesinin ikinci yıl dönümü vesilesiyle pazar günü düzenlenen bir toplantıda bu iki konuya değinen Sheinbaum, “2026 seçimlerine hazırlanmak için ülkemizi mi kullanıyorlar? Yoksa 2027’deki seçimlerimizi etkilemeyi mi amaçlıyorlar?” diye sordu.
Meksika, gelecek yıl 32 eyaletinin yarısından fazlasında milletvekili ve vali seçimi yapacak. Bu eyaletler arasında Sinaloa da bulunuyor.
Sinaloa Valisi Rocha, New York Savcılığı'nın kendisine suçlamalar yöneltip tutuklanmasını ve iadesini talep etmesinin ardından görevinden geçici olarak ayrıldı.
Sheinbaum, herhangi bir adım atmadan önce ülkesinin sağlam deliller elde etmesini talep etti. Ayrıca, hükümetinin organize suçla bağlantısı olan hiçbir siyasi yetkiliyi korumayacağını da vurguladı.
لم تشترك بعد
انشئ حساباً خاصاً بك لتحصل على أخبار مخصصة لك ولتتمتع بخاصية حفظ المقالات وتتلقى نشراتنا البريدية المتنوعة