Suudi Arabistan ve Mısır’dan ülkelerin iç işlerine müdahale girişimlerine karşı ortak duruş

Arap Körfezi'ndeki seyrüsefer güvenliğini baltalamaya yönelik girişimleri kınandı.

Mısır Dışişleri Bakanı Samih Şukri, Suudi mevkidaşı Prens Faysal bin Ferhan'ı dün Kahire'de ağırladı. (Mısır Dışişleri Bakanlığı)
Mısır Dışişleri Bakanı Samih Şukri, Suudi mevkidaşı Prens Faysal bin Ferhan'ı dün Kahire'de ağırladı. (Mısır Dışişleri Bakanlığı)
TT

Suudi Arabistan ve Mısır’dan ülkelerin iç işlerine müdahale girişimlerine karşı ortak duruş

Mısır Dışişleri Bakanı Samih Şukri, Suudi mevkidaşı Prens Faysal bin Ferhan'ı dün Kahire'de ağırladı. (Mısır Dışişleri Bakanlığı)
Mısır Dışişleri Bakanı Samih Şukri, Suudi mevkidaşı Prens Faysal bin Ferhan'ı dün Kahire'de ağırladı. (Mısır Dışişleri Bakanlığı)

Mısır ve Suudi Arabistan dün, bölge ülkelerini, halklarının güvenliğini ve istikrarını destekleme yönündeki çabaların koordinasyonunu sürdürmek konusunda anlaştılar. Ortak Arap eylemi ve Filistin davasının önemini vurgulayan Kahire ve Riyad, Arap Körfezi'ndeki seyrüsefer güvenliğini baltalama girişimlerini de kınadı. Arap ülkelerinin iç işlerine müdahale girişimlerine karşı da ortak tepki gösterildi.
Şarku’l Avsat’ın edindiği bilgilere göre Mısır Dışişleri Bakanı Samih Şukri ve Suudi mevkidaşı Prens Faysal bin Ferhan yaptıkları açıklamalarda iki ülke arasındaki siyasi, ekonomik, güvenlik ve kültürel alanlardaki iş birliğine övgüde bulundular.
Mısır Dışişleri Bakanı Şukri, Suudi Dışişleri Bakanı'nı dün Kahire'deki Dışişleri Bakanlığı’nda ağırladı. Önemli bölgesel ve uluslararası meselelere, iki ülkenin bölgedeki güvenlik ve istikrarı tehdit eden hususlara ilişkin tutumları hakkında görüş alışverişinde bulunan iki bakan, iki kardeş ülke arasındaki güçlü stratejik ilişkiler çerçevesinde işbirliği çerçevelerini güçlendirmeye devam etmenin yollarını görüştüler.  
Mısır ve Suudi Arabistan arasında çeşitli alanlardaki iş birliğinin derinliğine dikkat çeken Şukri ve Suudi mevkidaşı, ortak basın toplantısında yaptıkları açıklamada iki ülkenin istişare arzusunun, devam eden koordinasyonun kanıtı olduğuna dikkat çektiler. Resmi ve halk düzeyinde iki ülke arasındaki seçkin ilişkilerin altını çizen Şukri açıklamasında “Söz konusu görüşmelerde karşı karşıya olduğumuz tüm zorluklar konusunda iki taraf arasındaki ortak vizyon, derin ve olumlu ilişkiler üzerine duruldu” ifadelerini kullandı.  
Mısır Dışişleri Bakanlığı tarafından dün yapılan açıklamada, görüşmelerin Mısır ile Suudi Arabistan arasındaki tarihi bağların ve kardeşlik ilişkilerinin somut bir göstergesi olduğu belirtildi. İki ülkenin tüm alanlarda ikili iş birliği umutlarını artırma konusundaki arzusuna vurguda bulunan Mısır Dışişleri Bakanlığı, bu yönde Mısır Cumhurbaşkanı Abdulfettah Sisi ve Suudi Arabistan Kralı Selman bin Abdulaziz'in direktiflerine riayet edildiğine, Haziran 2007'de Kahire'de iki ülke arasında imzalandığı üzere ‘Takip ve Siyasi İstişare Komitesi’nin kurulmasına ilişkin anlaşma hükümlerinin uygulandığına dikkat çekti.
Söz konusu Takip ve Siyasi İstişare Komitesi, Mısır ve Suudi Dışişleri Bakanları başkanlığında dün Kahire’de bir araya geldi. Her iki taraftan da dışişleri bakan yardımcılarının katıldığı üst düzey yetkililer ile de bir dizi toplantı gerçekleştirildi.
Mısır Dışişleri Bakanlığı tarafından yapılan açıklamada şu ifadeler kullanıldı:
“İki ülke arasında her düzeydeki seçkin ilişkileri gözden geçiren taraflar, güvenliği ve istikrarı artıracak ve halklarının çıkarlarını destekleyecek şekilde siyasi, ekonomik, güvenlik ve kültürel açıdan iki taraf arasında sağlanan iş birliği ve koordinasyona övgüde bulundular.”
Komitenin nihai açıklaması da şöyle oldu:
“İstişareler; iki kardeş ülkenin bölge ve dünyanın şahit olduğu birçok soruna ve krize ilişkin görüş ve vizyonlarının, iki ülkeyi birbirine bağlayan stratejik ilişkilerin derinliğini ve bölge istikrarını sağlama yönündeki ciddi siyasi iradelerini vurgular şekilde uzlaştığını göstermiştir.”
Mısır ve Suudi tarafı, Ortak Arap Eylemi’nin önemine, aynı zamanda Arap Birliği’nin ortak söz konusu eylem mekanizmalarını destekleme ve bölge krizlerini ilgili uluslararası kararlara ve uluslararası hukuk ilkelerine uygun şekilde çözmedeki rolüne dikkat çektiler. Filistin meselesinin Arap ulusunun temel önceliklerinden olduğuna dikkat çeken taraflar, bu yönde adil ve kapsamlı çözümün Arap Barış Girişimi ve ilgili uluslararası meşruiyet kararları doğrultusunda, başkenti Doğu Kudüs olacak şekilde 4 Haziran 1967 sınırlarında bağımsız ve egemen bir Filistin devletinin kurulmasından geçtiğini vurguladılar.
Mısır Dışişleri Bakanlığı’nın aktardığına göre Arap güvenliğinin bölünmez bir bütün olduğunun altını çizen iki taraf, Arap ulusal güvenliğini koruma yönünde ortak Arap eylemi ve Arap dayanışmasının önemini vurguladılar. Ayrıca Mısır ve Suudi Arabistan’ın bölge güvenliği ve istikrarını destekle yönünde yürüttüğü çabalar kapsamında tüm Arap ülkelerine sorumluluk düştüğünü kaydettiler.
Siyasi istişare mekanizması başlatma yönünde Körfez İşbirliği Konseyi (KİK) ülkeleri dışişleri bakanları arasında aralık ayında yürütülen son toplantıya övgüde bulunan iki ülke, “Bu toplantı, Mısır-Körfez ilişkileri için kurumsal bir çerçeve oluşturmaya yönelik önemli, pratik bir adımdır” açıklamasında bulundu.
Ortak açıklamanın devamında şu ifadeler kullanıldı:
“Bölgesel tarafların Arap ülkeleri iç işlerine müdahale etme, istikrarlarını tehdit etme ve halklarının çıkarlarını engelleme girişimlerini reddediyoruz. Bu girişimler gerek etnik ve mezhepsel kışkırtma, gerek terör ve terörist gruplar aracılığıyla, gerek ise devletlerin egemenliğine ya da iyi komşuluğa saygı göstermeme yoluyla gerçekleştirliyor.”
Bölgedeki terör örgütleriyle mücadeleye devam etme konusunda anlaşan iki taraf görüşmelerde bu konuda yaptıkları çalışmaları da değerlendirdi. Mısır tarafı, ulusal güvenliğini koruma yönünde aldığı tüm önlemlerde Suudi Arabistan ile dayanışma içinde olduğunu vurguladı. Suudi Arabistan Krallığı ve Körfez bölgesi güvenliğinin Mısır ulusal güvenliğinin ayrılmaz bir parçası olduğuna dikkat çeken Mısır tarafı, “Krallık topraklarına yönelik her türden saldırıya karşıyız” vurgusunda bulundu.
Mısır Dışişleri Bakanlığı’nın açıklamasında şu ifadeler yer aldı:
“Arap Körfezi, Babu'l Mendeb Boğazı ve Kızıldeniz'deki seyrüsefer güvenliğini baltalamaya yönelik girişimleri kınayan iki taraf, bu önemli deniz güzergahlarının seyir özgürlüğünün sağlanmasının önemini, bölgesel ve uluslararası güvenlik ve istikrar için bir tehdit oluşturan benzer girişimlerle mücadele ihtiyacını vurguladılar.”
Libya'nın istikrarını, birliğini ve toprak bütünlüğünü koruma gereğine de dikkat çeken taraflar seçimlerin planlandığı gibi yıl sonu öncesinde düzenlenmesi gerektiğini bildirdiler. Aynı zamanda yabancı güçlerin, paralı askerlerin ve yabancı savaşçıların belirli bir süre içerisinde Libya’dan ayrılmaları gerektiğinin de altını çizdiler.
Arap su güvenliğinin ayrılmaz bir parçası olarak Mısır su güvenliğine tam desteğini teyit eden Suudi tarafı, Güvenlik Konseyi tarafından eylül ayında yayınlanan açıklama doğrultusunda Nahda Barajı'nın dolum ve işletimine ilişkin bağlayıcı yasal bir anlaşmaya varılması gerektiğini hatırlattı.
Ekonomik iş birliğini geliştirmenin yollarını görüşen iki ülke, aralarındaki ticaret ve yatırıma engel olan hususların kaldırılması gerektiği yönünde anlaşmaya vardı. Her alanda iş birliğinin geliştirilmesinden duydukları memnuniyeti dile getiren taraflar, iki kardeş ülkenin uzmanları arasında ikili koordinasyonun sürdürülmesinin önemine işaret etti.
Suudi ve Mısır tarafları, iki ülkenin güvenlik ve istikrar yönünde kilit konumları ve sorumlulukları dolayısıyla bölgede karşılaşılan zorluklarla mücadelede sürekli koordinasyon ve siyasi istişarenin de önemini vurguladı.
Bakan Şukri, düzenlenen basın toplantısındaki açıklamalarını şöyle sonlandırdı:
“Mısır ve Suudi taraflarının istişarelerin düzenli olması yönündeki istekleri, aralarındaki ilişkilerin gücünün ve ortak zorluklarla mücadelede aramızdaki yakın koordinasyonun bir kanıtıdır. Mısır ve Suudi Arabistan arasında halk ve resmi düzeydeki seçkin ilişkiler ile gurur duyuyoruz. İki ülkenin liderlikleri bu ilişkileri ilerletmek için çalışıyor. İki taraf Takip ve Siyasi İstişare Komitesi toplantısında derin ve olumlu yönde ilerleyen ilişkilere ek olarak ulusal güvenlikle ilgili acil ve önemli konularda karşı karşıya kaldığımız tüm zorluklara ilişkin ortak vizyonlarını teyit etti. Terörle mücadele konuları, Libya, Sudan, Suriye, Lübnan, Irak ve Yemen'deki gelişmeler, İran nükleer dosyası ve bu yönde Viyana'da devam eden görüşmeler ele alındı. Ayrıca Suudi Dışişleri Bakanı'nı Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı (UAEA) Genel Müdürü'nün Mısır ziyareti hakkında bilgilendirdim.”



İtalya Savunma Bakanı Şarku’l Avsat’a konuştu: Suudi Arabistan ile ilişkilerimiz stratejik açıdan benzeri görülmemiş bir güç seviyesine ulaştı

İtalya Savunma Bakanı Guido Crosetto, Roma ve Riyad’ın Washington ile Tahran arasında devam eden müzakerelerin başarıya ulaşması için çalıştığını doğruladı. (İtalya Savunma Bakanlığı)
İtalya Savunma Bakanı Guido Crosetto, Roma ve Riyad’ın Washington ile Tahran arasında devam eden müzakerelerin başarıya ulaşması için çalıştığını doğruladı. (İtalya Savunma Bakanlığı)
TT

İtalya Savunma Bakanı Şarku’l Avsat’a konuştu: Suudi Arabistan ile ilişkilerimiz stratejik açıdan benzeri görülmemiş bir güç seviyesine ulaştı

İtalya Savunma Bakanı Guido Crosetto, Roma ve Riyad’ın Washington ile Tahran arasında devam eden müzakerelerin başarıya ulaşması için çalıştığını doğruladı. (İtalya Savunma Bakanlığı)
İtalya Savunma Bakanı Guido Crosetto, Roma ve Riyad’ın Washington ile Tahran arasında devam eden müzakerelerin başarıya ulaşması için çalıştığını doğruladı. (İtalya Savunma Bakanlığı)

İtalya Savunma Bakanı Guido Crosetto, Roma ile Riyad arasındaki ilişkilerin bugün benzeri görülmemiş bir stratejik güç aşamasında olduğunu belirterek, iki ülkenin tedarik zincirlerinin entegrasyonu, beceri transferi ve yerel kapasite geliştirmeye dayalı gerçek ortaklıklar inşa etmek için çalıştığını söyledi.

Crosetto, Şarku’l Avsat’a verdiği demeçte, İtalya ile Suudi Arabistan arasındaki iş birliğinin Ortadoğu’da barış ve istikrarın güçlendirilmesi açısından temel bir unsur haline geldiğini ifade etti. İki ülkenin, bölgesel gerilimin tırmanmasını önlemek amacıyla ABD ile İran arasında yürütülen müzakerelerin başarıya ulaşması için birlikte çalıştığını kaydetti.

Crosetto, Riyad’da düzenlenen Dünya Savunma Fuarı’na (WDS 2026) katılımı kapsamında yaptığı değerlendirmede, Suudi Arabistan’ın ekonomik ortamını ‘son derece cazip’ olarak nitelendirdi. Crosetto, söz konusu etkinliğin, Krallığın teknolojik ve endüstriyel inovasyondaki giderek artan merkezi rolünü yansıttığını ve geleceğe yönelik senaryolar ile yeni teknolojilerin ele alınmasına olanak sağlayan bir platform sunduğunu ifade etti.

Stratejik güç

Crosetto, Suudi Arabistan ile İtalya arasındaki ilişkilerin son derece iyi olduğunu ve ‘benzeri görülmemiş bir stratejik güç aşamasında’ bulunduğunu söyledi. Crosetto, “Liderlerimiz arasındaki siyasi anlayış, savunma alanında askerî ve sanayi boyutlarını kapsayan, somut ve kurumsal iş birliğine dönüşen bir güven çerçevesi oluşturdu. Ülkelerimiz; güvenilir ortaklıklar, verilen sözlere bağlılık, diplomasinin önemi ve uluslararası hukuka saygı gibi temel ilkeleri paylaşıyor. Bu da iş birliğimizi istikrarlı, öngörülebilir ve uzun vadeye yönelik kılıyor” ifadelerini kullandı.

Silahlı kuvvetler arasında diyalog

Crosetto, iki ülkenin silahlı kuvvetleri arasındaki diyaloğun sürdüğünü belirterek, bu kapsamda operasyonel tecrübe, askerî doktrinler, stratejik analizler ve bölgesel senaryo değerlendirmelerinin karşılıklı olarak paylaşıldığını söyledi. Crosetto, söz konusu temasların ‘birlikte çalışabilirliği ve karşılıklı anlayışı artırdığını’ ifade etti.

Crosetto, Kızıldeniz ile Arap Körfezi’nin birbirleriyle yakından bağlantılı iki stratejik bölge olduğunu belirterek, bu bölgelerin güvenliğinin İtalya ve Suudi Arabistan için ortak bir çıkar teşkil ettiğini kaydetti. Bu çerçevede Roma ile Riyad arasındaki iş birliğinin Ortadoğu’da barış ve istikrarın güçlendirilmesi açısından temel öneme sahip olduğunu vurgulayan Crosetto, Lübnan, Gazze Şeridi ve Suriye’de siyasi çözümlerin desteklenmesine özel önem verildiğini, ayrıca ABD ile İran arasında yürütülen müzakerelerin başarıya ulaşmasının bölgesel gerilimin önlenmesi açısından kritik olduğunu dile getirdi.

vfgb
Suudi Arabistan Başbakanı ve Veliaht Prensi Muhammed bin Selman, Ocak 2025'te El-Ula’daki kış çadırında İtalya Başbakanı Giorgia Meloni’yi ağırladı. (SPA)

Bu siyasi taahhüdün pratik bir boyutunun da bulunduğunu belirten Crosetto, İtalya’nın tıbbi tahliyeler ve insani yardım sevkiyatları yoluyla Filistinli sivillere sağlık hizmeti sunan en aktif Batılı ülkeler arasında yer aldığını söyledi. Crosetto, bunun askerî imkânların istikrarı destekleyici hedefler doğrultusunda kullanılmasına somut bir örnek teşkil ettiğini ifade etti.

Veliaht Prens – Meloni görüşmesi

Crosetto, İtalya Başbakanı Giorgia Meloni’nin Suudi Arabistan Başbakanı ve Veliaht Prensi Muhammed bin Selman ile gerçekleştirdiği görüşmenin, ikili ilişkilere güçlü bir ivme kazandırdığını söyledi. Crosetto, askerî alanda iş birliğinin eğitim, lojistik, askerî doktrin, teknolojik inovasyon, deniz güvenliği ve kritik altyapıların korunması gibi alanlarda güçlendiğini belirterek, siber alan, uzay ve gelişmiş sistemler başta olmak üzere yeni ortaya çıkan alanlara yönelik ilginin de giderek arttığını ifade etti.

Crosetto, sanayi alanında ise iki ülkenin geleneksel müşteri-tedarikçi ilişkisi anlayışını aştığını belirterek, tedarik zincirlerinin entegrasyonu, beceri transferi ve yerel kapasitenin güçlendirilmesine dayalı gerçek ortaklıklar kurmayı hedeflediklerini söyledi.

Suudi Arabistan, İtalya’nın enerji güvenliği için önemli bir ortak

Crosetto, İtalyan şirketleri ile Suudi muadilleri arasındaki savunma kapasitesi, teknoloji transferi, havacılık ve gemi inşa projelerindeki iş birliğinin, Suudi Arabistan’ın sanayi, teknoloji ve insan sermayesini güçlendirmeyi hedefleyen Vizyon 2030 planıyla tamamen uyumlu olduğunu vurguladı.

Crosetto, “İtalyan şirketlerinin katkıları yalnızca platform sağlamakla sınırlı değil; aynı zamanda uzmanlık, eğitim ve mühendislik desteğini de kapsıyor. Bu yaklaşım, savunma sektörünün ötesine geçerek altyapı, teknoloji ve turizm alanlarını da kapsıyor. NEOM gibi büyük projeler, ekonomilerimiz arasındaki entegrasyonu gözler önüne seriyor” ifadelerini kullandı.

İş birliğinin enerji ve enerji dönüşümü sektörlerini de içerdiğini belirten Crosetto, Suudi Arabistan’ın İtalya’nın enerji güvenliği açısından kilit bir ortak olduğunu söyledi. Crosetto, hidrojen ve yenilenebilir enerji alanındaki iş birliğinin büyüdüğünü, ayrıca stratejik ve kritik hammaddelere yönelik Suudi yatırımlarının sanayi ve teknoloji alanındaki iş birliğinde önemli gelişmelere yol açabileceğini kaydetti.

Suudi Arabistan’ın ekonomik ortamı cazip

Crosetto, İtalya ve Suudi Arabistan savunma bakanlıklarının iş birliğiyle Riyad’da düzenlenen Suudi Arabistan-İtalya Yatırım Forumu’nun iki taraf arasındaki iş birliğini güçlendirme açısından çok güçlü bir mesaj verdiğini belirtti. Crosetto, forumun küçük ve orta ölçekli şirketler ile büyük grupları bir araya getirerek somut ve pratik bağlantılar kurulmasını sağladığını söyledi.

Crosetto, Suudi Arabistan’ın ekonomik ortamının yüksek cazibeye sahip olduğunu vurgulayarak, ülkenin büyük kamu yatırımları, avantajlı vergi sistemi, malzeme ve ekipman teşvikleri ile çifte vergilendirmeyi önleyen anlaşmalarla stratejik bir sanayi ortağı olduğunu ifade etti.

sdbfrb
Suudi Arabistan Savunma Bakanı Prens Halid bin Selman, Ekim 2024'te Roma'da İtalyan sanayi şirketleriyle yaptığı toplantıda (SPA)

Ticaretin yalnızca savunma sektörüyle sınırlı olmadığını belirten Crosetto, makineler, moda, tasarım ve ilaç sanayi gibi alanlarda da İtalyan ürünlerine yüksek talep olduğunu aktardı. Crosetto, ikili anlaşmaların değeri 10 milyar euroyu aştığını ve bunların Leonardo ile Fincantieri gibi büyük şirketleri kapsadığını kaydetti.

Prens Halid bin Selman’ın ziyareti

İtalya Savunma Bakanı Guido Crosetto, Suudi mevkidaşı Prens Halid bin Selman’ın Roma ziyareti ile iki ülke arasındaki diyaloğun güçlendiğini belirtti. Crosetto, görüşmelerin uzaydan denizciliğe, havacılıktan helikopter projelerine kadar çeşitli sektörleri kapsadığını ve esas olarak askerî iş birliği, eğitim ve ortak stratejik analizlerin paylaşılmasına odaklandığını söyledi.

Riyad’da düzenlenen Dünya Savunma Fuarı

Crosetto, Suudi Arabistan’ın üçüncü kez düzenlediği Dünya Savunma Fuarı’nın, Krallığın teknolojik ve endüstriyel inovasyondaki artan merkezi rolünü yansıttığını ve geleceğe yönelik senaryolar, yeni teknolojiler ile iş birliği modellerinin tartışılabileceği bir platform sunduğunu belirtti.

Crosetto, “Yatırım açısından büyük potansiyele sahip bir ülkenin, sürekli büyüyen bir sektörde dünyanın en iyi şirketleriyle doğrudan diyaloğa imkân veren uluslararası bir etkinliğe ev sahipliği yapmasının önemli olduğunu düşünüyorum” dedi.

tryjyuj
İtalya Savunma Bakanı Guido Crosetto (İtalya Savunma Bakanlığı)

Crosetto sözlerini şu ifadelerle noktaladı: “Bu bağlamda, İtalya ile Suudi Arabistan arasındaki iş birliği modelinin, diyalog, karşılıklı güven ve uzun vadeli vizyona dayalı olarak stratejik çıkarların, inovasyonun ve sorumluluğun birlikte nasıl sağlanabileceğine örnek teşkil ettiğine inanıyorum. Bu ilke doğrultusunda, mevcutun ötesine geçen, bölgesel istikrara katkı sağlayan ve hem iki ülkeye hem de uluslararası topluma somut fırsatlar sunan bir ortaklığı güçlendirmek için birlikte çalışmayı sürdüreceğiz.”


Kuveyt, terörist örgütler listesine sekiz Lübnan hastanesini ekledi

Kuveyt, Lübnan'daki sekiz hastaneyi terör listesine aldı. (KUNA)
Kuveyt, Lübnan'daki sekiz hastaneyi terör listesine aldı. (KUNA)
TT

Kuveyt, terörist örgütler listesine sekiz Lübnan hastanesini ekledi

Kuveyt, Lübnan'daki sekiz hastaneyi terör listesine aldı. (KUNA)
Kuveyt, Lübnan'daki sekiz hastaneyi terör listesine aldı. (KUNA)

Kuveyt’te terörle mücadele ve kitle imha silahlarının yayılmasının önlenmesi ile ilgili Birleşmiş Milletler (BM) Güvenlik Konseyi’nin Yedinci Bölümü Kapsamındaki Kararların Uygulanması Komitesi, sekiz Lübnan hastanesini terör listesine ekledi.

Şarku’l Avsat’ın Kuveyt basınından aktardığına göre, Dışişleri Bakanlığı’na bağlı komite, söz konusu hastaneleri terörle bağlantılı kuruluşlar listesine dahil etti.

Komite, kendi inisiyatifiyle veya yabancı yetkili bir makam ya da yerel bir talep doğrultusunda, makul gerekçelerle terör eylemi gerçekleştirdiği, gerçekleştirmeye çalıştığı veya bu eylemleri kolaylaştırdığı şüphesi olan kişileri veya kurumları listeye alabiliyor.

Listeye eklenen hastaneler şunlar: Nebatiye’deki eş-Şeyh Ragıb Harb el-Camii Hastanesi, Bint Cubeyl’deki Salah Gandur Hastanesi, Baalbek’teki el-Emel Hastanesi, Hadath’taki Saint George Hastanesi, Baalbek’teki Daru’l Hikme Hastanesi, Hermel’deki el-Betul Hastanesi, Khalde’deki eş-Şifa Hastanesi ve Beyrut Havalimanı yolu üzerindeki er-Resulü’l Azam Hastanesi.

Komite, listeye ekleme kararının uygulanmasını, kendi yürütme yönetmeliğinin 21, 22 ve 23. maddelerine uygun olarak istedi.

Madde 21’e göre, herkesin söz konusu kişilere ait tüm mal ve ekonomik kaynakları, doğrudan veya dolaylı olarak, tamamen veya kısmen, gecikmeksizin ve önceden bildirim yapmaksızın dondurması gerekiyor.

Madde 23 ise Kuveyt sınırları içinde veya yurt dışında herhangi bir Kuveyt vatandaşının, listeye alınan kişi veya kuruluşlara para, ekonomik kaynak veya finansal hizmet sağlamasını yasaklıyor. Bu yasak, doğrudan veya dolaylı, kısmen veya tamamen sağlanan hizmetleri ve listeye alınan kişi tarafından kontrol edilen ya da yönlendirilen varlıkları kapsıyor. Ancak dondurulan hesaplara faiz eklenmesi bu yasak kapsamına girmiyor.


Suudi Arabistan, HDK'nin Kordofan'daki saldırılarını şiddetle kınadı

 Doğu Darfur'daki HDK Unsurları (videodan ekran görüntüsü)
Doğu Darfur'daki HDK Unsurları (videodan ekran görüntüsü)
TT

Suudi Arabistan, HDK'nin Kordofan'daki saldırılarını şiddetle kınadı

 Doğu Darfur'daki HDK Unsurları (videodan ekran görüntüsü)
Doğu Darfur'daki HDK Unsurları (videodan ekran görüntüsü)

Suudi Arabistan, Hızlı Destek Kuvvetleri'nin (HDK) el-Kuvek Askeri Hastanesi'ne, Dünya Gıda Programı'na (WFP) ait bir yardım konvoyuna ve yerinden edilmiş sivilleri taşıyan bir otobüse yönelik gerçekleştirdiği suç teşkil eden saldırıları şiddetle kınadı. Bu saldırılar, aralarında kadın ve çocukların da bulunduğu onlarca silahsız sivilin ölümüne ve Sudan'ın Kuzey ve Güney Kordofan eyaletlerindeki yardım tesislerine ve konvoylarına zarar verilmesine yol açtı.

Suudi Arabistan, Dışişleri Bakanlığı tarafından dün yayınlanan açıklamada, bu eylemlerin tamamen haksız ve tüm insani normların ve ilgili uluslararası anlaşmaların açık bir ihlali olduğunu teyit etti. Krallık, HDK'nin bu ihlallere derhal son vermesini ve uluslararası insani hukuk ve 11 Mayıs 2023'te imzalanan Cidde Deklarasyonu (Sudan'daki Sivillerin Korunmasına İlişkin Taahhüt) uyarınca, ihtiyaç sahiplerine yardım ulaştırılmasını sağlama konusundaki ahlaki ve insani yükümlülüğüne uymasını talep etti.

Suudi Arabistan, Sudan'ın birliğini, güvenliğini ve istikrarını, meşru kurumlarının korunmasını ve yabancı müdahaleyi reddettiğini yineledi. Ayrıca, siyasi bir çözümü desteklediklerini iddia etmelerine rağmen, bazı tarafların yasadışı silah, paralı asker ve yabancı savaşçıların sürekli akışını kınadı. Bu davranış, çatışmayı uzatmanın ve Sudan halkının acılarını artırmanın önemli bir faktörüdür.

Sudan Doktorlar Ağı'na göre, HDK'nin Dubeyker bölgesinden Kuzey Kordofan Eyaleti'ndeki el-Rahad şehrine yerinden edilmiş insanları taşıyan bir araca saldırması sonucu, aralarında sekiz çocuk ve birkaç kadının da bulunduğu 24 kişi öldü.