Otomotiv markaları fiyatları düşürmeye başladı

Döviz kurunda yaşanan düşüş sonrası Hyundai, Citroen, Renault ve Dacia fiyatları indirirken, bazı markaların da fiyat güncelleme çalışmalarının devam ettiği bildirildi.

AA
AA
TT

Otomotiv markaları fiyatları düşürmeye başladı

AA
AA

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın açıklamalarıyla döviz kurunda başlayan sert düşüşün ardından bazı otomobil markaları fiyatlarını düşürürken, sektör temsilcileri, tablonun 2-3 gün içerisinde daha da netleşeceğini belirtiyor.
Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın dün Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'ndeki Kabine Toplantısı'nın ardından yaptığı "Millete Sesleniş" konuşmasında yer verdiği finansal alternatifler ve ekonomik tedbirlere ilişkin açıklamanın ardından döviz kurlarındaki sert düşüşün olumlu yansımaları, otomotiv sektöründe görülmeye başlandı.
Bazı otomotiv markaları, internet sitelerindeki fiyatları güncelleyerek indirime giderken, bazı markaların da kur kaynaklı zammı iptal ettiği öğrenildi.
"Alınan yeni kararların ülkemiz için hayırlı olmasını diliyoruz"
Renault Mais Genel Müdürü Berk Çağdaş, AA muhabirine yaptığı açıklamada, "Sayın Cumhurbaşkanımızın açıkladığı ve Sayın Hazine ve Maliye Bakanımızın detaylarını aktardığı yeni bir finansal alternatif olan Kur Korumalı TL Vadeli Mevduat, vatandaşlarımızın tasarrufları için kurdaki yükselişten kaynaklanan kaygılarını gidermesi açısından büyük önem taşıyor. Nitekim piyasalar tarafından olumlu karşılanan karar, döviz kurlarında ciddi oranda bir gevşeme sağladı. Bu kararın önümüzdeki dönemde yurt içi dolarizasyonu yavaşlatacağını düşünüyoruz. Kur Korumalı TL Vadeli Mevduat ile birlikte ihracat ve vergilere yönelik alınan yeni kararların ülkemiz için hayırlı olmasını diliyoruz." ifadelerini kullandı.
Hem ülke genelinde yatırım, ihracat ve istihdam yoluyla sürdürülebilir bir büyümenin sağlanması hem de otomotiv sektöründe hacim artışı için özellikle döviz kurlarında görülen volatilitenin asgari seviyeye indirilerek bir istikrar ortamı oluşturulmasının çok önemli olduğunu vurgulayan Çağdaş, "Bu durum, bir sonraki aşamada tüketicinin daha makul taşıt finansman faizleriyle desteklenmesini de sağlayacaktır. Ayrıca, otomotiv sektöründe önümüzdeki yıl ÖTV matrah dilimlerinde yapılacak bir güncelleme, birçok modelde ek vergi maliyetinin tüketiciye yansımasının önüne geçecektir." ifadelerini kullandı.
"Ortalama yüzde 20 indirim gerçekleştirmeyi planladığımız güncel fiyat listemizi paylaşacağız"
Berk Çağdaş, fiyatlarda ortalama yüzde 20'lik bir indirim olacağını belirterek, "Renault Mais olarak, piyasa koşulları çerçevesinde tüketici faydasını gözeten fiyat politikalarımızı sürdürüyoruz. Bu anlamda gevşeyen döviz kurlarıyla birlikte fiyat listelerimizde güncelleme çalışmalarına başladık. Kurda stabilizasyonun sağlanmasıyla Renault ve Dacia markalarımızda ortalama yüzde 20 indirim gerçekleştirmeyi planladığımız güncel fiyat listemizi en kısa sürede paylaşmaya devam edeceğiz." dedi.
Hyundai ve Citroen de indirime gitti
Hyundai'dan AA muhabirine yapılan açıklamada, internet sitesinde yer alan fiyatlarda güncelleme yapıldığı ve aralık başında duyurulan fiyat listesine geri dönüldüğü bildirildi.
Açıklamada, ayrıca yüzde 50'lik ÖTV dilimine geri dönen modellerin bulunduğu aktarıldı.
Citroen'den yapılan açıklamada da model bazında değişmekle birlikte araç fiyatlarında ortalamada yüzde 10'luk bir düşüş yaşandığı kaydedildi.
Peugeot'da da fiyat güncelleme çalışmalarının devam ettiği öğrenildi.
"Piyasanın yeni durumu fiyatlaması 2-3 gün sürebilir"
Otomotiv Yetkili Satıcıları Derneği (OYDER) Başkanı Turgay Mersin, kurdaki gerilememin fiyatlara nasıl yansıyacağını değerlendirmek için şu an erken olduğunu, kurdaki gidişatın ve piyasalardaki mevduat oranlarının nasıl şekilleneceğinin önem taşıdığını kaydetti. 
Yeni araçların gümrükten o anki kur üzerinden çekileceğini ve o anki fiyatlar üzerinden satış yapılmasının beklendiğini aktaran Mersin, piyasanın yeni durumu fiyatlamasının 2-3 gün sürebileceğine işaret etti.
"Birinci elde bir gevşeme olursa ikinci el fiyatlarına da yansır"
İkinci el otomotiv piyasasında fiyatların birinci elden referans aldığını belirten Mersin, "Birinci elde bir gevşeme olursa ikinci el fiyatlarına da yansır. Ama fiyatlar düşecek beklentisi satışlarda durgunluğa da sebep olabilir." dedi.
Mersin, "kurlar yükseldiği zaman fiyatların hemen yükselmesine karşın kurlar gerilediği zaman bunun fiyatlara aynı hızda ve oranda yansımadığı" yönündeki eleştirilere ilişkin ise "Evet, vatandaş doğru bir eleştiri yapıyor ama bu sorunun muhatabı biz değiliz. Bu soruyu distribütörlere sormak lazım. Sonuçta distribütör zam yapıyor, biz de zammı uyguluyoruz. Ama onlar da kurları aslında hemen yansıtmayabiliyorlar, kurdan dolayı zam yapacağı zaman 2-3 gün bekleyebiliyorlar." şeklinde konuştu.
Distribütör ve bayilerin daha önce yüksek kurdan çektikleri araçların piyasada satışının nasıl yapılacağı yönündeki soruya da Mersin, markaların rekabet için zarar yazıp fiyatı gevşetmek durumunda kalabileceğini söyledi.
Mersin, piyasada araç bulunurluğu sorununun devam ettiğini, kısa vadede çözülmesinin beklenmediğini ve bir ay sonra tablonun biraz daha netleşebileceğini belirtti.
"Her marka yine kendi pazar ve stok durumuna göre bir politika çizecektir"
Otomotiv Distribütörleri Derneği (ODD) Yönetim Kurulu Başkanı Ali Bilaloğlu da her şirketin, bağımsız hareket ettiğini ve markalar, modeller bazında bile farklı zam ve farklı fiyat politikaları uyguladığını bildirdi.
Sektör ortalamasında son haftalardaki döviz kurunun aşırı yükselmesine paralel bir fiyat artışı yaşanmadığına işaret eden Bilaloğlu, "Hatta hiçbir marka bunu yapmadı dersem herhalde doğru bir şey söylüyor olurum. Yani avro ve dolar kurundaki artışlara paralel olarak bir fiyat artışını zaten birebir kimse yansıtmadı. Çünkü o, fiyatı neredeyse iki katına çıkarmak demek olurdu. O yüzden tabii ki kurun düşmesinden dolayı da direkt hemen hiç kimse fiyat indirmeyecektir. Burada her marka, yine kendi pazar ve stok durumuna göre bir politika çizecektir ve hatta bir tek marka değil, yine model bazında bile bu farklılık arz edecektir diye düşünüyorum." şeklinde konuştu.
"Hiçbir marka birebir kur artışlarını anında yansıtmıyor"
Bilaloğlu, "kurlar yükseldiği zaman fiyatların hemen yükselmesine karşın kurlar gerilediği zaman bunun fiyatlara aynı hızda ve oranda yansımadığı" yönündeki eleştirilere ilişkin de şunları kaydetti:
"Bu doğru bir eleştiri değil. Dönüp tarihe baksınlar, gün gün, saat saat Merkez Bankası'ndaki kur artışlarını görebiliyorsunuz. Fiyatların artışlarını da gün gün, saat saat takip edebiliyorsunuz. Bu suçlanan durum yanlıştır, iftiradır. Net söyleyeyim; öyle bir şey zaten sektörde yok. Yani hiçbir marka birebir kur artışlarını anında yansıtmıyor."
Bilaloğlu, kurlarda kalıcı şekilde düşüş olması durumunda bunların fiyatlara yansımasının da gayet doğal bir süreç olacağını söyledi.
Kurlardaki düşüşün ikinci el fiyatlarına yansımasına değinen Bilaloğlu, şu değerlendirmelerde bulundu:
"İkinci eldeki fiyatları tabii ki belirleyen önemli konulardan bir tanesi birinci el fiyatları. İkincisi ise birinci eldeki arz durumu. Arz durumunda çok bir değişiklik yok. Yani halen Türkiye'deki kurlardan bağımsız zaten dünyada çip krizinden ve ham madde sıkıntısından dolayı ciddi bir sıkıntı var. O devam ediyor. Birinci el fiyatlarının düşmesi ikinci el fiyatları üzerinde etkisi olur. Ama yapısal olarak ikinci el-birinci el arasında kapanmış olan fiyat makasının açılmasını şu an beklemiyorum."



Harvard’ın önde gelen uluslararası ticaret teorisyeni: Suudi Arabistan, parçalanmış bir dünyada başarıya ulaşmanın ‘şifresine’ sahip

Prof. Dr. Pol Antras, El-Ula Konferansı’ndaki panel tartışmalarından birinde dinleyicilere hitap ediyor. (Şarku’l Avsat)
Prof. Dr. Pol Antras, El-Ula Konferansı’ndaki panel tartışmalarından birinde dinleyicilere hitap ediyor. (Şarku’l Avsat)
TT

Harvard’ın önde gelen uluslararası ticaret teorisyeni: Suudi Arabistan, parçalanmış bir dünyada başarıya ulaşmanın ‘şifresine’ sahip

Prof. Dr. Pol Antras, El-Ula Konferansı’ndaki panel tartışmalarından birinde dinleyicilere hitap ediyor. (Şarku’l Avsat)
Prof. Dr. Pol Antras, El-Ula Konferansı’ndaki panel tartışmalarından birinde dinleyicilere hitap ediyor. (Şarku’l Avsat)

Harvard Üniversitesi’nde ekonomi profesörü olan Pol Antras, Suudi Arabistan’ın küresel ticaretteki dönüşüm sahnesinde istisnai bir model sunduğunu ve geleneksel gelişmekte olan piyasa kalıplarından köklü şekilde farklılaştığını belirtti. Antras, küreselleşmenin sona ermediğini, aksine ‘parçalı entegrasyon’ adıyla yeniden şekillendiğini vurguladı. Şarku’l Avsat’a konuşan Antras, Suudi Arabistan’ın vizyonu ve yapısal reformlarının, ülkeyi dünyadaki bu parçalı entegrasyon sürecinden faydalanabilecek avantajlı bir konuma getirdiğini söyledi. Antras, ülkenin lojistik ve yapay zekâ alanındaki yatırımlarının, küresel krizlerin yarattığı gürültüyü aşan sürdürülebilir büyümenin gerçek motoru olduğunu kaydetti.

Pol Antras, modern dönemin önde gelen ekonomi teorisyenlerinden biri olarak kabul ediliyor ve Harvard Üniversitesi’nde profesör olarak görev yapıyor. Uluslararası ticaret konusundaki araştırmaları, şirketlerin üretim süreçlerini sınırlar ötesinde nasıl organize ettiklerini ve küresel değer zincirlerini anlamada çığır açıcı nitelikte.

Geleneksel ekonomi sınıflandırmalarını eleştirerek konuşmasına başlayan Antras, “Gelişmekte olan piyasaların uluslararası ticaret dönüşümünden nasıl faydalandığı konusunda genel ifadeler kullanmak çok zor. Bunun nedeni, genellikle ülkeleri kıtalarda veya benzer gruplarda toplama eğilimimizdir” dedi. Antras, ‘gelişmekte olan piyasalar’ kavramının altında çok farklı sanayi yapılarının saklı olduğunu vurgulayarak Suudi Arabistan’ın durumunu örnek gösterdi: “Bazı ekonomiler büyük ölçüde imalat ihracatına dayanıyor ve ticari entegrasyon ile pazar erişimi onların hayat damarları. Buna karşılık Suudi Arabistan gibi bir ekonomi, çok fazla ihraç yapmasına rağmen Çin ile temel ürünlerinde çok az rekabetle karşılaşıyor.” Bu durumun Suudi Arabistan için eşsiz bir fırsat yarattığını belirten Antras, “Suudi Arabistan için bu dönem, Çin’den daha düşük maliyetle mal temin etmek veya daha önce yalnızca ABD pazarına giden ürün çeşitlerine erişim sağlamak için büyük bir fırsat” dedi.

Gelişmekte olan piyasaların ‘damping’ ve rekabet baskısıyla nasıl başa çıkması gerektiği sorulduğunda Antras, açık bir tavsiye verdi: “Bence gelişmekte olan piyasalar olabildiğince az korumacı eğilim göstermeli. Bu kolay olmayacak; çünkü Çin’in ihracat artışı bazı yerel üreticileri etkileyecek ve onları koruma yönünde siyasi baskı yaratacak. Ancak geleceğe doğru yol, kendinizi çok taraflı sisteme bağlı bir ekonomi olarak konumlandırmak, yabancı üreticilerin pazara girmesine izin vermek ve aynı zamanda yerli üreticilerin dış pazarlara açılmasını teşvik etmektir. Büyük ülkelerin uygulamalarını taklit etmekten tamamen kaçınmalıyız.”

Yerel sanayilerin korunmasıyla ilgili olarak ise Antras şu ifadeleri kullandı: “Evet, Çin’in damping uygulamaları bazı ülkelerde ciddi kaygı yaratıyor, çünkü bu ülkelerin yerli üretim tabanları Çin ürünleriyle doğrudan rekabet ediyor. Ancak Suudi Arabistan için endişe daha az; çünkü Çin ürünleriyle doğrudan çatışan bir üretim tabanı yok. Aslında ucuz ithalat, Suudi tüketiciye fayda sağlayabilir. Eğer bir sektör zarar görürse, insanları korumanın daha iyi yolları var: kredi planları sağlamak, sübvansiyonlar vermek veya şirketlerin iş modellerini yeniden düşünmelerine ve geliştirmelerine yardımcı olmak gibi.”

Küreselleşme ölmedi... sadece ‘parçalandı’

‘Küreselleşmenin sona erip ermediği’ sorusuna yanıt veren Antras, yeni bir kavram ortaya koyarak şöyle dedi: “Bence küreselleşme bitmedi, ben bunu ‘parçalı entegrasyon’ (Fragmented Integration) olarak adlandırıyorum. Entegrasyon süreci devam edecek, ancak ticaret anlaşmaları farklı yollarla yapılacak. Artık sadece çok taraflı müzakerelere güvenemeyiz; çünkü bu anlaşmalara bağlılık hissi dünya genelinde azaldı. Anlaşmalar imzalanmaya devam edecek, ancak süreç daha karmaşık olacak ve belirsizlik en belirgin özellik olarak kalacak.”

Faiz ve yapay zekâ: madalyonun diğer yüzü

Yüksek faiz oranlarının gelişmekte olan ülkelerin karmaşık sanayilere geçiş planları üzerindeki etkisine de değinen Antras, “Yüksek faiz oranları, gelişmekte olan piyasaların karşılaştığı risk primiyle birlikte, yatırımları şüphesiz sınırlıyor. İhracat, kredi, yatırım ve kalite iyileştirmesi gerektiriyor. Ancak faizlerin yükselmesinin temel bir nedeni var; bu, yapay zekâ ve teknolojik değişim kaynaklı yüksek büyüme beklentilerini yansıtıyor” ifadelerini kullandı.

Antras, bu büyümenin aynı zamanda çözüm sunduğunu belirterek şöyle devam etti: “Eğer bu büyüme potansiyeli gerçekleşirse, verimlilik önemli ölçüde artacak ve KOBİ’ler talebi daha iyi öngörebilecek, daha önce keşfedilmemiş pazarlara erişim sağlayacak. Dolayısıyla evet, faizler kısa vadede olumsuz bir güç, ancak gerçek bir büyüme potansiyelinden kaynaklanıyorsa durum o kadar da kötü olmayabilir.”

İş kaygısı ve devlet müdahalesi

Antras, işgücü piyasasına ilişkin derin endişelerini de dile getirdi. Önümüzdeki zorlukların çift yönlü ve ciddi olduğunu belirten Antras, Çin’in rekabeti ile yapay zekâ aracılığıyla otomasyonun işgücü üzerindeki etkisinin birleştiğini vurguladı. Antras, “İşgücünün geleceği konusunda ciddi endişelerim var; Çin’den gelen yoğun ihracat rekabeti, yapay zekâ ile işlerin otomatikleşmesiyle birleşirse, özellikle genç işçiler arasında ciddi işgücü piyasası sıkıntılarına yol açabilir” dedi.

Bu durumun piyasaya bırakılmaması gerektiğini söyleyen Antras, “Burada hükümet müdahalesine acil ihtiyaç var; bu müdahale, büyük mali kaynaklar ve yüksek düzeyde hazırlık gerektiriyor” dedi. Tek çözümün ‘verimlilik şartı’ olduğunu belirten Antras sözlerini şöyle noktaladı: “Yeni teknolojiler beklenen ölçüde verimliliği artırırsa, bu büyüme hükümetlere zarar görenleri telafi etmek ve insan kaynaklarını yeniden eğitmek için gerekli mali alanı sağlayacaktır. Başarı, kısa vadeli olumsuz etkileri yönetmek ile uzun vadeli stratejik kazançlara yatırım yapmak arasında hassas bir denge kurmakta yatıyor.”


Suudi Arabistan, hayati öneme sahip sektörleri geliştirmek için Suriye ile stratejik anlaşmalar imzaladı

Suudi Arabistan Yatırım Bakanı Halid el-Falih, Şam'da Suriye ile stratejik anlaşmaların imzalandığını duyururken (X)
Suudi Arabistan Yatırım Bakanı Halid el-Falih, Şam'da Suriye ile stratejik anlaşmaların imzalandığını duyururken (X)
TT

Suudi Arabistan, hayati öneme sahip sektörleri geliştirmek için Suriye ile stratejik anlaşmalar imzaladı

Suudi Arabistan Yatırım Bakanı Halid el-Falih, Şam'da Suriye ile stratejik anlaşmaların imzalandığını duyururken (X)
Suudi Arabistan Yatırım Bakanı Halid el-Falih, Şam'da Suriye ile stratejik anlaşmaların imzalandığını duyururken (X)

Suudi Arabistan Yatırım Bakanı Halid el-Falih bugün yaptığı açıklamada, krallığın Suriye'nin Halep kentindeki iki havaalanının geliştirilmesi için çeşitli aşamalarda 7,5 milyar riyal (2 milyar dolar) yatırım yapacağını söyledi.

Yatırım Bakanı Halid bin Abdulaziz el-Falih başkanlığındaki üst düzey Suudi heyeti, Suudi Arabistan Krallığı ile Suriye Arap Cumhuriyeti arasındaki ekonomik ve yatırım iş birliğini güçlendirmeyi ve ortak projelerin pratik uygulamasına yönelik ikili ortaklıkları ilerletmeyi amaçlayan resmi bir ziyaretin başlangıcı olarak bu sabah Suriye'nin başkenti Şam'a geldi.

El-Falih, "Nas" şirketinin ülke dışındaki ilk yatırımı olan "Nas Syria" adlı bir havayolu şirketinin kurulduğunu duyurdu.

El-Falih ayrıca, Suriye'deki büyük projelere yatırım yapmaya adanacak olan Elaf Yatırım Fonu'nu da başlattı.

Suriye Yatırım Otoritesi Başkanı Talal el-Hilali ise ülkesinin telekomünikasyon altyapısını geliştirmek, iletişim ağlarını ve internet kalitesini modernize etmek için Suudi Arabistan ile bir anlaşma imzalayacağını duyurdu.

Açıklamada, Suudi Arabistan ile vatandaşların yaşamlarını doğrudan etkileyen hayati sektörleri hedefleyen bir dizi stratejik anlaşmanın imzalanacağı da belirtildi.

Suudi Arabistan Yatırım Bakanlığı tarafından yayınlanan basın açıklamasında, Suudi heyetinin ziyaretinin "iki kardeş ülke arasındaki stratejik ortaklığı destekleme, kalkınma projelerini desteklemede özel sektörün rolünü güçlendirme ve ortak çıkarlara hizmet eden ve gelecek dönemdeki kalkınma eğilimlerine ayak uyduran sürdürülebilir bir ekonomik entegrasyon yolu oluşturma çerçevesinde gerçekleştiği" ifade edildi.

Açıklamada, bu ziyaretin "Krallık ile Suriye arasındaki ekonomik ortaklıkta ileri bir aşamayı temsil ettiği, geçen yıl düzenlenen bir dizi toplantı ve forumun devamı niteliğinde olduğu ve bu toplantılar ve forumlar sonucunda karşılıklı yatırımı teşvik etmek ve bir dizi hayati sektörde ortak çalışma mekanizmalarını etkinleştirmek amacıyla bir dizi anlaşmanın imzalandığı" belirtildi. Açıklamada ayrıca, "Bu sürekli çabalar, iki ülke arasındaki stratejik uyumu teyit ederek hem Suudi hem de Suriye özel sektörleri için ekonomik kalkınmayı destekleme ve yatırım fırsatlarını genişletme konusunda büyük bir hedef çerçevesinde ortak ekonomik entegrasyonu derinleştirme amacını ortaya koymaktadır." ifadelerine yer verildi.


Altın ve gümüş fiyatları niçin çok değişiyor?

Altın ve gümüş, ekonomik ve jeopolitik krizlere karşı yatırımcılar tarafından güvenli liman olarak görülüyor (Reuters)
Altın ve gümüş, ekonomik ve jeopolitik krizlere karşı yatırımcılar tarafından güvenli liman olarak görülüyor (Reuters)
TT

Altın ve gümüş fiyatları niçin çok değişiyor?

Altın ve gümüş, ekonomik ve jeopolitik krizlere karşı yatırımcılar tarafından güvenli liman olarak görülüyor (Reuters)
Altın ve gümüş, ekonomik ve jeopolitik krizlere karşı yatırımcılar tarafından güvenli liman olarak görülüyor (Reuters)

Altın ve gümüşte üst üste kırılan rekorların ardından gelen düşüş mercek altına alındı. 

Wall Street Journal'ın (WSJ) analizinde, ABD Başkanı Donald Trump'ın ABD Merkez Bankası (Fed) Başkanlığı'na Kevin Warsh'u aday göstermesinin ardından değerli metallerde sert düşüş yaşandığına dikkat çekiliyor. 

Analize göre yatırımcılar, Warsh'un enflasyona karşı "şahin bir politika" izleyeceğini ve Fed'in başına atanmasının doların güçlenmesini sağlayacağını düşünüyor. Financial Times'ın analizinde de benzer bir noktaya işaret ediliyor. 

Fed'in bağımsızlığıyla ilgili endişeler, mayıstan bu yana doların değerinin düşmesinde önemli rol oynadı. 

Trump ise doların seyrinde olumsuz bir durum olmadığını savunarak "Bence harika gidiyor" demişti. 

Analizde, Warsh'un adaylığının duyurulmasıyla altın ve gümüşte hızlı satışlar başladığı vurgulanıyor. Diğer yandan değerli metallerdeki düşüşün, "piyasa temellerinin öngördüğünün çok ötesine çıkan çılgın alımların sonucu olduğuna" da dikkat çekiliyor. 

Trump'ın cuma günkü açıklamasında "çok zeki, çok iyi ve güçlü" diye nitelediği Warsh'un adaylığını duyurmasıyla dolarda da toparlanma görüldü. 

Değerli metallerin değişken seyrinde spekülasyonların da önemli rol oynadığına işaret ediliyor. 

En uç spekülasyonların, "vatandaşların külçe gümüş almak için sıraya girdiği" Çin'den geldiği belirtiliyor. Çin sınır polisinin, Hong Kong'dan ülkeye yaklaşık 227 kilogram gümüş kaçırmaya çalışan iki kişiyi geçen hafta yakalaması da gündem olmuştu. 

Çin yönetimi, yatırım çılgınlığının risklerini azaltmak için UBS gümüş vadeli işlem fonu da dahil 5 emtia fonunun ticaretini cuma günü askıya almıştı. 

Öte yandan sert satışlara rağmen WSJ analistleri, özellikle altın ve bakırda yükselişin sürebileceği tahminini paylaşıyor. 

Fed-Beyaz Saray çekişmesi

Fed Başkanı Jerome Powell'la Trump arasındaki çekişme, ABD Merkez Bankası'nın bağımsızlığıyla ilgili endişeleri artırıyor. 

Tartışma Fed ofis binalarının yenilenmesini kapsayan çok yıllı projeyle ilgili. Beyaz Saray'ın proje için öngördüğü bütçe 1,9 milyar dolardı. Ancak işçilik ve malzeme fiyatlarındaki artış, tasarım değişiklikleri ve asbestle kurşun kirliliği gibi öngörülemeyen sorunlar nedeniyle maliyet 2,5 milyar dolara çıkmıştı.

ABD Başkanı, Powell'ın dolandırıcılık yaptığını ima ederek süreci kötü yönettiğini öne sürmüştü. Fed başkanı ise hakkındaki iddiaları reddederek, binaların renovasyon masraflarının uzun vadede kendini amorti edeceğini belirtmişti.

Independent Türkçe, Wall Street Journal, Financial Times