Biden’ın başını ağrıtan iki sorun: Rusya ve Çin

 (AP)
(AP)
TT

Biden’ın başını ağrıtan iki sorun: Rusya ve Çin

 (AP)
(AP)

ABD Başkanı Joe Biden yönetimini eleştirenler, geçtiğimiz yaz Afganistan'daki askerlerini geri çekmesinin ABD’nin güvenilirliğini sarsacağı ve rakiplerini Washington ve dostlarına karşı meydan okuyan eylemlerde bulunmaya cesaretlendireceğini söylediler. Peki, Ukrayna ve Tayvan'daki yeni gerilimlerin nedeni ABD’nin güvenilirliğinin azalması mıydı? Bu soruya doğrudan “hayır” yanıtını veriyorum. Eğer Rusya komşularını yalnızca Washington zayıfken işgal etmeye kalkışan bir ülke olsaydı, 2008 yılında Gürcistan'ın Abhazya ve Güney Osetya bölgelerini işgal eder miydi? O zamanlar George W. Bush başkandı, Irak'taki askeri varlığımızı artırmıştık ve kimse ABD’nin geri adım attığını söyleyemez. Rusya'nın ise Gürcistan ve Ukrayna gibi komşu ülkelerinde yüzlerce yıldır süregelen çıkarları söz konusu. Moskova, Oval Ofis’te kim oturursa otursun komşularına baskı yapmayı sürdürecektir. Moskova, ne tür baskı araçları kullanacağını içeriden ve dışarıdan gelecek siyasi tepkileri göz önünde bulundurarak belirlese de komşu ülkelere yönelik temel ulusal çıkarları hiç değişmiyor. Biden, Ukrayna'ya ABD askeri göndermeyeceğine söz verdi. ABD’nin Rusya’nın komşu olan ülkelere silah göndermek gibi dolaylı yollardan askeri müdahalede bulunmasının Rusya’dan askeri bir karşılığa yol açacağını bilmeliyiz.
Acaba Ukrayna, ABD’nin ulusal güvenliği için Moskova'nın eylemlerine yanıt olarak büyük bir askeri gerilimi gerektirecek kadar önemli bir konu mu?
70 yıl boyunca Sovyet cumhuriyetlerinden biri olan Ukrayna’nın Sovyet Birliği’nin kontrolünde olmasına rağmen ABD ulusal güvenliğinin güvencesi altındaydı. Cumhuriyetçi bir senatör Washington’ın Ukrayna’da nükleer silah kullanmasını önerdiğinde diğer tüm Cumhuriyetçiler utanç verici şekilde buna karşı sessiz kaldılar. Biden, Amerikalıların Ukrayna savaşına büyük bir müdahaleyi desteklemediklerinin farkında ve bu yüzden Putin’i diplomatik bir yola yönlendirmeye çalışıyor. Putin 2014 yılından farklı olarak henüz işgal adımı atmazken Biden, Ukrayna'nın bağımsızlığına ilişkin ilkelerden taviz vermedi.
Analistler ve Washington DC'deki yetkililer daha çok Çin konusunda endişeliler. ABD’li diplomat George Kennan, 1946 yılında kaleme aldığı ünlü Long Telegram’da Sovyetler Birliği'nin er ya da geç iç sorunlar nedeniyle çökeceğini öngörüyordu. Fakat bugün Washington'daki hiç kimse Çin'in çökmesini beklemiyor. Çünkü Çin, Sovyetler Birliği'nden farklı olarak ABD dahil olmak üzere dünya genelinde büyük bir ekonomiye ve önemli ticari ilişkilere sahip bir ülke. Washington, küresel ısınma gibi konularda Pekin ile birlikte çalışması gerektiğini de çok iyi biliyor. Yani Washington, yeni bir soğuk savaş yerine stratejik rekabeti hedefliyor. Pekin ile yaşamak zorunda olduğunu da kabul ediyor. Yine de onu uluslararası ticaret ve güvenlik ilkelerini görmezden gelmekten caydırmaya çalışıyor.
Biden’ın ekibi, bu amaç doğrultusunda, uluslararası ticaretin ilkelerini kabul etmedikçe Pekin'in uluslararası pazarlara erişimini engelleyecek ekonomik ittifaklar kurmaya çalışıyor. Biden yönetimi, askeri açıdan ise Batı Pasifik'teki güç dengesini yeniden kuracak ve Çin'in deniz yollarını kontrol etmeye çalışmasını yahut ABD’nin müttefiklerine saldırmasını önleyecek bir askeri çerçeve oluşturmayı hedefliyor. ABD ordusunun Afganistan'dan çekilmesi, ABD'nin bu askeri çerçeveyi oluşturma çabaları karşısında bir sorun yaratmıyor. Örneğin Avustralya, ABD yapımı nükleer denizaltılar satın almak için Fransa ile yaptığı dizel-elektrik itme sistemine sahip denizaltıların satış anlaşmasından geri çekildi. Belki de bu çok kutuplu dünya düzenindeki en önemli gelişme, Taliban'ın Afganistan'daki zaferinin ABD'nin Hindistan'ın uzun süredir bölgesel rakibi olan Pakistan ile artık yakın ilişkiler kurmasına gerek olmadığı anlamasına gelmesidir.
Böylece Washington ve Yeni Delhi arasındaki daha yakın ilişkilerin önündeki büyük bir engel ortadan kalkıyor. Üstelik son yıllarda Çin’in Hindistan’ın Himalayalar'daki sınırına yaptığı saldırılar, Hindistan'ı ABD ile iş birliğinin çok daha faydalı olduğuna ikna etti. Rus lider Putin'in Hindistan'ın güvenmediği Taliban ve en büyük düşmanı Çin ile olan ilişkileri, onu ABD'ye daha fazla yaklaşmaya itiyor. Hindistan Dışişleri Bakanı Subrahmanyam Jaishankar, geçtiğimiz Eylül ayında Avustralyalı bir gazeteciye, ABD'nin 1970'li yıllarda Vietnam'dan çekildikten sonra güçlü bir geri dönüş yaptığını ve Afganistan'dan çekildikten sonra bunu tekrar yapmasının beklendiğini söyledi.
Hindistan, geçtiğimiz yıl Çin’in gücünü dengelemek için Avustralya, Japonya ve ABD’nin QUAD olarak adlandırılan ittifakına yönelirken Washington, Yeni Delhi ile daha yakın ilişkiler kurmaktan mutlu. ABD Dışişleri Bakanı Blinken ve Savunma Bakanı Lloyd Austin, Hint mevkidaşlarıyla sık sık görüşmeler gerçekleştiriyorlar. Hindistan’ın bu yöneliminin yanı sıra Biden yönetimi, Hindistan gibi demokrasileri Rusya ve Çin gibi otoriter devletlere karşı iş birliği yapmaya teşvik etmeyi amaçlayan bir demokrasiler zirvesine de ev sahipliği yapıyor. Çin’e yapılan öfkeli eleştiriler, Pekin'in Batı tarafından ‘Savaşçı Kurt’ (Wolf Warrior) diye adlandırılan saldırgan diplomasisine karşı uluslararası toplumdan gelen olumsuz tepkilerin ABD’nin buna karşı uluslararası örgütler oluşturmasına yardımcı olduğunun farkına vardığını gösteriyor.
Şuan ise en acil soru Tayvan. Burada bu konuda çok endişeli olduğumu itiraf etmeliyim. ABD, Afganistan'dan çekilmeden çok önce, Çinli liderler Tayvan'ı anakarayla yeniden birleştirme sözü verdiler. Çin Devlet Başkan Şi Cinping, 9 Ekim'de bu politikayı bir kez daha vurguladı. Ancak her ne kadar Çinli yetkililer ABD’yi Tayvan'ı bağımsızlık arayışına teşvik etmemeleri konusunda uyarsalar da Başkan Biden, Ekim ayında ülkesinin Tayvan'ı Çin’in olası bir saldırısına karşı savunacağı sözü verdi. Daha önce bir ABD başkanının bunu açıkça ifade ettiğini hiç hatırlamıyorum. Ardından ABD'nin Hint-Pasifik Bölgesinden Sorumlu Savunma Bakan Yardımcısı Ely Ratner, 8 Aralık'ta ABD Temsilciler Meclisi’ne Çin'i caydırmak için Tayvan ordusunu güçlendirmenin ABD ulusal güvenliği için hayati önem taşıdığını söyledi. Dolayısıyla tansiyon giderek yükseliyor. Çin savaş uçakları, temkinli davranan Tayvan savaş uçaklarını korkutmak amacıyla genellikle Tayvan sınırlarına yakın semalarda uçuşlar gerçekleştiriyor. Ya bir pilot bir hata yapıp karşı tarafa ateş açarsa?
Sovyetler Birliği ile Soğuk Savaş sırasında Moskova ile Washington arasında acil durum iletişim sistemleri vardı. ABD’li ve Sovyet liderler, 1962 yılında patlak veren Küba Füze Krizi sırasında askeri bir çatışmaya sürüklenmeyi önlemenin yolunu sessizce buldular. Aynı şekilde Ortadoğu'daki 1973 yılında yaşanan Arap-İsrail Savaşı sırasında ABD ve Sovyetler Birliği nükleer kullanımına karşı alarma geçtiler. Fakat Pekin ile Washington arasında özel bir iletişim mekanizması yok. Burada ABD Savunma Bakanı Austin'in geçtiğimiz yaz Çinli mevkidaşının kendisiyle görüşmeyi reddettiğini açıkladığını söylemekte fayda var. Öte yandan Biden ve Şi'nin geçtiğimiz Kasım ayında telekonferans aracıyla gerçekleştirdikleri toplantıda, iki ülke arasındaki ilişkilerin istikrara kavuşturulması çağrısında bulunmaları olumlu bir adımdı. Liderler, iki ülkenin savunmadan sorumlu yetkililerinin yakında bir araya gelmeleri konusunda anlaştılar. Bununla birlikte ABD Senatosu geçtiğimiz hafta ABD'li üst düzey diplomat Nicholas Burns'ün Pekin'e yeni büyükelçi olarak gönderilmesini onayladı. Washington ve Pekin’in aralarında özel iletişim kanalları kurup kuramayacaklarını ve nükleer silahlar gibi zor konularda görüşmelere başlayıp başlayamayacaklarını önümüzdeki haftalarda göreceğiz.
2022 yılında Tayvan, Ukrayna veya İran'da büyük bir kriz görebileceğimizin farkına varırken, Washington ile Moskova ve Washington ile Pekin arasındaki diplomatik süreci iyileştirmeye yönelik adımların da hayati önem taşıdıklarını çok iyi biliyoruz.



İsrail’in önde gelen 100 düşünürü ‘içsel çöküş’ konusunda uyarıda bulundu

İşgal altındaki Batı Şeria’nın El-Halil kentinde, elinde oyuncak tüfek taşıyan İsrailli bir çocuk, Mart 2024 (AFP)
İşgal altındaki Batı Şeria’nın El-Halil kentinde, elinde oyuncak tüfek taşıyan İsrailli bir çocuk, Mart 2024 (AFP)
TT

İsrail’in önde gelen 100 düşünürü ‘içsel çöküş’ konusunda uyarıda bulundu

İşgal altındaki Batı Şeria’nın El-Halil kentinde, elinde oyuncak tüfek taşıyan İsrailli bir çocuk, Mart 2024 (AFP)
İşgal altındaki Batı Şeria’nın El-Halil kentinde, elinde oyuncak tüfek taşıyan İsrailli bir çocuk, Mart 2024 (AFP)

100 önde gelen düşünür, araştırmacı ve eski yetkili, İsrail’in iki kritik seçenekle karşı karşıya olduğu uyarısında bulundu: ‘İsrail ya başarılı bir süper güç olacak ya da çökecek’. Uzmanlar, ülkenin bugün ‘süper güç olabilecek kapasiteye sahip olduğunu, ancak temellerinin paslandığını’ değerlendirdi.

Öneriler, genellikle dış politika ve güvenlik stratejilerinin oluşturulması üzerine çalışmalar yürüten partiler üstü bir kuruluş tarafından gerçekleştirilen kapsamlı bir araştırma kapsamında sunuldu. Maariv gazetesi dün, ‘kuruluş tarafından yakın zamanda gerçekleştirilen araştırmanın, güvenlik tehditlerinin yanı sıra farklı türde bir tehlikeye, içeriden kaynaklanan varoluşsal bir tehdide işaret ettiğini’ bildirdi.

MIND Israel yöneticisi Avner Golov, “Bu temelleri ele almazsak yalnızca bir süper güç olma özelliğimizi kaybetmekle kalmayacağız, bütün yapı çökecek” dedi. Uzmanlar ayrıca, bölgesel ilişkilerde değişikliğe gidilmesini önerdi.

Araştırmaya 100 uzman katılırken, ülkenin önemli ve acil kararlar almasını gerektiren 6 kritik konu belirlendi. MIND Israel Başkanı Amos Yadlin, bu konuları gelecek seçimlerden önce, yani önümüzdeki ekim ayının sonunda kamuoyuna sunmayı planladıklarını belirtti. Yadlin, söz konusu başlıklardan hareketle parti liderlerine yöneltilecek soruların hazırlanması gerektiğini ifade etti. Belirlenen başlıklar şöyle sıralandı: ‘İsrail’in bölgesel konumu, beşerî sermayenin niteliği, ekonomi ile güvenlik arasındaki karşılıklı ilişkiler, yönetişim ve ulusal dayanıklılık, ülkedeki demografik değişimler ve İsrail ile ABD arasındaki ilişkiler.’

dfgthy
Trump ile Netanyahu arasındaki siyasi çıkar çatışması derinleşiyor. (AFP)

Golov, araştırmayı sunarken şu ifadeleri kullandı: “Literatürü inceledik ve uygarlıkların dışarıdan yok edilmediğini, aksine intihar ettiğini gördük. Güçlü olduğu dönemde hiçbir uygarlık dışarıdan işgal edilmedi. Aksine, içeride yaşanan süreçler bu uygarlıkları parçaladı. Birçok kez dışarıdan gelen gelişmeler de tabutlarına çakılan son çivi oldu. Bir uygarlığın yıkımına yol açan reçete; toplumsal birlik duygusunun aşınmasını, devlet kurumlarına duyulan güvenin zedelenmesini, uzun vadeli ulusal çıkarlar yerine kısa vadeli siyasi kazançların tercih edilmesini ve uyum sağlamayı zorlaştıran düşünsel katılığı içeriyor. Bu reçete her İsrailliyi endişelendirmeli. Biz dış politika ve güvenlikle meşgulüz, ancak gözlerimizin önünde yürütülen iç tartışmaların sonucunda zarar göreceğiz. Bizim istediğimiz ve engellemeye çalıştığımız şey de bu.”

Birbirine zıt iki görüş

Golov, araştırmada iki grupla görüştüklerini belirterek şöyle açıkladı: “Gruplardan biri, İsrail’in en zorlu sınavı başarıyla geçtiğini ve dolayısıyla geleceğin daha parlak olduğunu söylüyor. Küresel bir salgına (Kovid-19), toplumsal bir sarsıntıya (hükümetin yönetim ve yargı sisteminde değişiklik yapma planı), 7 Ekim’e ve sonrasında yaşananların tamamına dayanmayı başardık. Buna rağmen ekonomi çökmedi, teknolojimiz öncü konumunu koruyor, ekonomik sistem gelişiyor. Toplumsal açıdan birbirimize destek oluyoruz, güvenlik açısından ise gücümüzün zirvesindeyiz. Dolayısıyla parçalanmanın eşiğinde değiliz. Başka bir ifadeyle İsrail, süper güç olma yolunda ilerliyor.”

İsrailli araştırmacıya göre ikinci grup ise bunun tam tersini savunuyor: “Çöküş süreci şimdiden başladı. Bir kimlik krizi nedeniyle uçurumun eşiğindeyiz. Yönetişim kaybı var, siyasi anlamda olağanüstü durum söz konusu. Onlara göre aslında sonu çöküşle bitecek bir domino sürecinin başlangıcındayız. Peki kim haklı? Bize göre her iki taraf da haklı. Dolayısıyla önümüzde tarihi fırsatlar bulunuyor. İşte tam da bu nedenle paslanmış temellerimizi onarmak zorundayız.”

“Peki halkın bu sorular karşısında ne yapmasını istiyorsunuz?” sorusuna ise Golov şöyle yanıt verdi: “İnsanlara şunu söylüyoruz: Kim kiminle hükümet kuracak, kim kimin karşısında duracak meselesiyle yetinmeyin. Liderlere bu konulardaki planlarının ne olduğunu sorun. Onlardan yanıt talep edin. Yönümüzün nereye olduğuna ve çocuklarımızla torunlarımızın geleceğinin nasıl şekilleneceğine birlikte karar vermek zorundayız. İlk 100 günde derhal harekete geçmeliyiz. Çünkü bu 100 gün içinde yapılmayanları daha sonra hayata geçirmek çok zor olacak. Bu nedenle soruları şimdiden gündeme getiriyoruz.”

sdfgt
 İsrail’in Netzah Yehuda Taburu askerleri, askeri eğitimlerinin sonunda düzenlenen yemin töreninde, 10 Temmuz 2024 (EPA)

Golov sözlerini şöyle sürdürdü: “Hiç kimsenin İsrail’i beklemediğini anlamamız gerekiyor. İran, İsrail’in çevresinde ateş çemberi oluşturma planlarını sürdürüyor. Türkiye, kendisini İsrail karşıtı bölgesel bir süper güç olarak konumlandırıyor. Ülkeler teknolojik kapasitelerini geliştiriyor; dünyada da İsrail’in yerine geçebilecek alternatifler her alanda aranıyor. Biz bu süreci şimdi başlatmak ve geleneksel ‘Demir Duvar’ politikasını geliştirmek zorundayız. Düşmanlarımızın inşa ettiğimiz duvara çarparak etkisiz hale geleceğini düşünmeye alıştık. 7 Ekim’de İsrail halkı, düşmanlarımızı duvarın önünde bekleyemeyeceğini, çünkü onların duvarın arkasında güçlendiğini anladı. ‘Demir Duvar 2’ fikrine geçmemiz gerekiyor. Duvarın diğer tarafındaki gerçekliği şekillendirmeye başlamalıyız. Duvarın hâlâ güçlü olması gerekiyor, ancak yalnızca buna bağlı kalamayız. Başka alanlara da yatırım yapmaya başlamalıyız.”

‘Yalnızca iyi dost ABD’ye güvenmekten vazgeçilmesi’ çağrısında bulunan Golov, “Bölgenin düşmanca bir alan olduğunu ve buna karşı koymanın yolunun duvarlar inşa etmek olduğunu düşünmeye alıştık. Ancak bugün duvarların yanı sıra köprülere de ihtiyacımız var” dedi.


ABD’nin Austin kentinde bir Kişinin ICE tarafından vurulması öfkeye yol açtı

Polis ekipleri, Austin'de bir kişinin ABD Göçmenlik ve Gümrük Muhafaza (ICE) ajanı tarafından vurularak yaralanmasının ardından düzenlenen protestolar sırasında bir adamı gözaltına alıyor. (Reuters)
Polis ekipleri, Austin'de bir kişinin ABD Göçmenlik ve Gümrük Muhafaza (ICE) ajanı tarafından vurularak yaralanmasının ardından düzenlenen protestolar sırasında bir adamı gözaltına alıyor. (Reuters)
TT

ABD’nin Austin kentinde bir Kişinin ICE tarafından vurulması öfkeye yol açtı

Polis ekipleri, Austin'de bir kişinin ABD Göçmenlik ve Gümrük Muhafaza (ICE) ajanı tarafından vurularak yaralanmasının ardından düzenlenen protestolar sırasında bir adamı gözaltına alıyor. (Reuters)
Polis ekipleri, Austin'de bir kişinin ABD Göçmenlik ve Gümrük Muhafaza (ICE) ajanı tarafından vurularak yaralanmasının ardından düzenlenen protestolar sırasında bir adamı gözaltına alıyor. (Reuters)

ABD’nin Teksas eyaletinin Austin kentinde dün bir kişinin Göçmenlik ve Gümrük Muhafaza (ICE) ajanı tarafından vurularak yaralandığı bildirildi. Duruma tepki gösteren yerel yetkililer, olayla ilgili soruşturma açılmasını talep etti.

Yetkililer, yaya takibi sırasında açılan ateş sonucu yaralanan kişinin durumunun ciddiyetini koruduğunu ancak stabil olduğunu belirtti. Olayla ilgili mevcut bilgilerin henüz "ön bilgi" niteliğinde olduğu vurgulandı.

Kent Belediye Başkanı Kirk Watson, X platformundan yaptığı paylaşımda, ABD Başkanı Donald Trump yönetiminin göçmenlere yönelik başlattığı baskı politikalarını yürüten ICE ajanlarına atıfta bulunarak, "Austin sokaklarında bir kişinin ICE ajanları tarafından vurulmasından dolayı derin bir öfke ve büyük hayal kırıklığı yaşıyorum" ifadelerini kullandı.

Düzenlediği basın toplantısında Watson, silahlı saldırının Teksas'ın başkentinde ICE operasyonlarında "bir gecede yaşanan ani artışın" ortasında meydana geldiğini belirtti.

Ajans olayla ilgili henüz bir açıklama yapmazken, Austin makamları da vurulan kişinin ismi, yaşı, uyruğu veya ateş açılmasının nedenine ilişkin şu an için ayrıntılı bilgi veremeyeceklerini bildirdi.

Watson, olayın tüm yönleriyle aydınlatılması sürecine yerel kolluk kuvvetlerinin de dahil edilmesi gerektiğini vurgulayarak şunları söyledi:

"Açıkça söyleyebilirim ki, benim bakış açıma göre ICE'ın diğer kurumları dışarıda bırakarak tek başına bir soruşturma yürütmesine güvenmek doğru olmayacaktır."

Kongre Üyesi Greg Casar da bu görüşe destek vererek gazetecilere yaptığı açıklamada, "ICE'ın başka şehirlerde yaşanan silahlı saldırı olaylarında dürüst davranmadığını" dile getirdi.

Casar, ocak ayında Minneapolis'te Rene Goode'un vurulması olayını örnek göstererek, ICE'ın "Goode'un bir federal ajanı ezmeye çalıştığı" yönündeki iddiasının video kayıtlarıyla yalanlandığını hatırlattı.

Casar, "Bu kâbusun kapımıza kadar dayanmış olması dehşet verici" dedi.

İç Güvenlik Bakanlığı verilerine göre, ağustos ayında ABD genelinde yaklaşık 51 bin düzensiz göçmen gözaltına alındı.

Ağır silahlı ve maskeli ICE ajanları, görevlerini icra ederken ABD vatandaşlarına ateş açmak da dahil olmak üzere başvurdukları sert yöntemler nedeniyle sık sık eleştirilerin hedefi oluyor.

Şarku’l Avsat’ın Texas Tribune gazetesinden aktardığına göre, Mart 2025'te ICE ajanları tarafından öldürülen 23 yaşındaki Ruben Ray Martinez, Trump'ın ikinci başkanlık döneminde kurum tarafından öldürüldüğü bilinen ilk ABD vatandaşı olmuştu.


İran Devrim Muhafızları, ABD’ye ait İHA’yı düşürdüğünü açıkladı: Savaşın coğrafyasını değiştireceğiz

İran Devrim Muhafızları, cuma günü Tahran'da düzenlenen askeri geçit töreninde İHA'ları sergilerken (AP)
İran Devrim Muhafızları, cuma günü Tahran'da düzenlenen askeri geçit töreninde İHA'ları sergilerken (AP)
TT

İran Devrim Muhafızları, ABD’ye ait İHA’yı düşürdüğünü açıkladı: Savaşın coğrafyasını değiştireceğiz

İran Devrim Muhafızları, cuma günü Tahran'da düzenlenen askeri geçit töreninde İHA'ları sergilerken (AP)
İran Devrim Muhafızları, cuma günü Tahran'da düzenlenen askeri geçit töreninde İHA'ları sergilerken (AP)

İran Devrim Muhafızları Sözcüsü Hüseyin c, bugün yaptığı açıklamada, ABD’nin İran’a yönelik yeni bir saldırı düzenlemesi halinde Tahran’ın yeni silahlar kullanacağını ve daha önce saldırıya uğramamış noktaları hedef alacağını söyledi.

Şarku’l Avsat’ın Devrim Muhafızları’na bağlı Fars Haber Ajansı’ndan aktardığı habere göre Muhibbi, “Yeni bir saldırı gerçekleşirse savaşın silahlarını ve coğrafyasını kesinlikle değiştireceğiz” dedi. Muhibbi, Tahran’ın uzun süreli bir çatışmaya hazır olduğunu belirtti.

gthyu
Devrim Muhafızları Sözcüsü Hüseyin Muhibbi (ortada), Tahran'ın batısındaki Kerec'de düzenlenen basın toplantısında (Arşiv-IRNA)

Şarku’l Avsat’ın Reuters’ın aktardığı habere göre Muhibbi, İran’ın olası yeni bir saldırıya karşı hazırlıklı olduğunu açıkladı.

İran Silahlı Kuvvetleri Birleşik Muharebe Komutanlığı dün yaptığı açıklamada, Tahran’ın ABD’nin askeri operasyonlara yeniden başlamaya hazırlandığı yönünde bilgiler aldığını bildirmişti.

Devrim Muhafızları ise bugün ABD’ye ait MQ-1 tipi bir insansız hava aracını (İHA) Hürmüz Boğazı hava sahasında düşürdüğünü açıkladı. Bu, İran’ın son 24 saat içinde düşürdüğünü duyurduğu ikinci ABD İHA’sı oldu.