NATO için 2021 Afganistan'dan çekilme ve Rusya ile gerginlik yılı oldu

Fotoğraf: AA
Fotoğraf: AA
TT

NATO için 2021 Afganistan'dan çekilme ve Rusya ile gerginlik yılı oldu

Fotoğraf: AA
Fotoğraf: AA

Dünyada en uzun süredir devam eden askeri ve siyasi ittifak olan NATO için 2021 yılı, 20 sene bulunduğu Afganistan'dan çekildiği, Rusya ile ilişkilerinin Soğuk Savaş'tan beri en düşük seviyeye indiği yıl oldu.
NATO, 2021'e ABD'de yeni başkanın göreve başlamasıyla girdi. NATO'daki en büyük askeri güç olan ABD'de Donald Trump döneminin ocak ayında sona erip Joe Biden'ın başkanlığının başlaması, ittifak içinde özellikle ABD ile Avrupalı müttefikler arasındaki ilişki bakımından olumlu değerlendirildi.
Trump'ın Avrupa'nın güvenliğine mesafeli durması, Avrupa ülkelerinin savunma harcamalarını artırması isteği sonrası soğuyan transatlantik ilişkilerin ısınması bekleniyordu.
Nitekim Biden göreve geldikten hemen sonra ABD'nin NATO'ya bağlılığına yönelik açıklamalar yaptı ve Avrupa ülkelerinin liderleriyle görüşmeler yaparak sıcak mesajlar verdi.

Afganistan'dan çekilme
ABD'deki yönetim değişikliği sonrası ilk NATO toplantısı şubatta savunma bakanlarının bir araya gelmesiyle yapıldı. Toplantının gündeminde en önemli konu, Afganistan'dı. NATO, toplantıda, Afganistan'dan çekilip çekilmemeyi görüştü. Bu toplantıdan karar çıkmadı.
23 Mart'ta ise NATO ülkelerinin dışişleri bakanları bir araya geldi. ABD Dışişleri Bakanı Antony Blinken, ilk kez katıldığı toplantıda transatlantik bağlarını güçlü tutma taahhüdünü dile getirdi.
Afganistan'dan çekilmeyi bir kez daha ele alan bakanların görüşmesinden yine sonuç çıkmadı. NATO Genel Sekreteri Jens Stoltenberg, Afganistan'dan ayrılma konusunda istişare içinde hareket edeceklerini, birlikte karar verileceğini açıkladı.
14 Nisan'da ise NATO müttefiklerinin Afganistan'dan çekilme kararına ilişkin tarih açıklandı. ABD yönetimi, 1 Mayıs'tan itibaren Afganistan'dan çıkma sürecinin başlayacağını, 11 Eylül'de Afganistan'dan çekilmenin tamamlanmış olacağını duyurdu. NATO da 20 yıldır bulundukları ülkeden ayrılırken, birlik içinde hareket edeceklerini bildirdi.
ABD'nin çekilme kararı sonrasında bir süre belirsizlik devam etti. Bunun nedeni, NATO'nun ayrılmasından sonra istihbarat raporlarında çizilen karamsar tablo ve NATO misyonunun yerine herhangi bir güç koyulup koyulmayacağındaki belirsizlikti. Bazı NATO üyeleri, çekilmede ABD'nin kararına uyacağını açıklarken; kimi ülkeler bir süre sessiz kaldı.
NATO ise 29 Nisan'da Afganistan'daki Kararlı Destek Misyonu güçlerinin ülkeden çekilmeye başladığını duyurdu. Ağustosa gelindiğindeyse ABD'nin güçlerini hızla çekmesiyle Taliban kısa sürede ülkede hakimiyet kurdu.
NATO'nun ülkeden hızla başlattığı tahliyelerde ABD, İngiltere ve Norveç gibi ülkelerin yanı sıra Türkiye önemli rol oynadı.
NATO ise Taliban'ın beklenmedik şekilde hızla ülkede hakim güç haline gelmesinde Afganistanlı siyasi liderlerin yetersizliğine işaret etti. Genel Sekreter Stoltenberg, çöküşün çok ani olduğunu ve öngörülemediğini belirterek, "Afgan siyasi liderliği Taliban'a karşı duramadı ve Afganların umutsuzca istediği barışçıl çözümü elde edemedi" dedi.

Rusya ile ilişkilerde tarihi gerileme
NATO'nun 2021'de gündemindeki esas konulardan bir başkasını da Rusya oluşturdu. NATO, yılın başında Rus muhalif Aleksey Navalnıy'ın tutuklanmasına tepki gösterirken nisan başında Rusya'nın Ukrayna sınırındaki askeri hareketliliği NATO'yu alarma geçirdi.
NATO, 10 binlerce asker ve askeri ekipmanı Ukrayna sınırı ile Kırım'a gönderen Rusya'ya askeri yığınağını derhal sonlandırması çağrısında bulundu. NATO, bunun Kırım'ın 2014'te Rusya tarafından yasa dışı ilhakından bu yana Rusya'nın bölgede yaptığı en büyük askeri yığınak olduğunu bildirdi.
Ukrayna, Rusya'nın tahkimatı karşısında NATO'nun desteğini istedi. NATO, Ukrayna'nın egemenliği ve toprak bütünlüğüne kuvvetli desteğini teyit etti.
14 Haziran'da Brüksel'de düzenlenen NATO Zirvesi'nde de Rusya'nın "doğrudan tehdit" olduğu, ilişkilerin hem caydırıcılık ve savunma hem de diyalog yoluyla sürdürüleceği belirtildi.
NATO-Rusya ilişkileri, Soğuk Savaş döneminden bu yana en düşük seviyesine gerilerken; istihbarat görevlisi oldukları gerekçesiyle Rusya misyonundan 8 kişinin NATO karargahındaki akreditasyonu iptal edildi. Rusya da buna karşılık NATO'nun Rusya'daki irtibat ofisleriyle Brüksel'deki NATO karargahında bulunan misyonunu kapattı.
Kasıma gelindiğinde Ukrayna sınırındaki Rus askeri hareketliliği bir kez daha gündeme geldi. ABD istihbarat raporlarında, Rusya'nın sınırda tahkimatını artırdığı bilgisi yer alması üzerine ilişkiler daha da gerildi. NATO, ittifakın doğu kanadında hava, kara ve deniz mevcudiyetini artırdı.
30 Kasım'da düzenlenen NATO Dışişleri Bakanları Toplantısı'nda, Rusya'ya "Ukrayna saldırması halinde bunun ciddi karşılık ve ağır sonuçlar doğuracağı" mesajı verildi. Böyle bir durumda batılı ülkelerin, Rusya'ya sert ekonomik ve siyasi yaptırımlar uygulayacağı uyarısı yapıldı.
15 Aralık'ta ise Rusya, ABD ve NATO'ya güvenlik garantileriyle ilgili bir dizi teklifte bulundu. Bunlar arasında NATO'nun doğuya doğru genişlememesi, Ukrayna ve Gürcistan gibi eski Sovyetler Birliği ülkelerini ittifaka dahil etmemesi gibi garantileri içeren maddeler bulunuyor.

NATO, ABD-AB bağının zayıflamasına karşı
NATO gündemini meşgul eden konulardan diğerleriyse, AB'nin stratejik özerkliği ile Çin'in yükselişi oldu.
AB'nin savunma ve güvenliğinde ABD'ye olan bağımlılığını azaltmak istemesi NATO'yu doğrudan ilgilendirdiği için AB'nin "stratejik özerkliğini" artırma çabaları NATO içinde yakından takip edildi.
AB içinde son dönemde yeniden artan ve "Stratejik Pusula" ile belirlenmeye çalışılan "özerklik" söylemleri, AB ordusu kurulması ve Avrupa'nın savunmada ABD'ye bağımlılıktan kurtulması fikrine özellikle Fransa liderlik ediyor.
Mart 2022'de yapılacak AB liderler Zirvesi'nde kabul edilmesi beklenen AB'nin Stratejik Pusula belgesi, NATO'nun da ilgi alanına giriyor.
NATO yönetimi ise transatlantik bağının zayıflamasının sadece NATO'yu zayıflatmayacağını, Avrupa'yı da böleceğini savunuyor. Genel Sekreter Stoltenberg, "Böyle bir şey ne Avrupa için ne AB için ne de NATO için iyi olur. Ben stratejik dayanışmaya inanıyorum." diyerek, AB'ye mesaj verdi.

Çin'in yükselişi öne çıktı
NATO, kendi coğrafi bölgesinde olmamasına karşın Çin'in yükselişine de büyük önem vermeye başladı.
Hazirandaki NATO Zirvesi'nin bildirisinde, Çin'e ilk kez geniş yer verildi. Çin'in adı bildiride 10 kez geçirildi, ülkenin artan küresel etkisinin ittifak için sınamalar yaratacağı belirtildi. NATO, Pekin yönetiminin askeri harcamalarında ve özellikle nükleer kapasitesindeki artışa da dikkati çekti.
Yıl içinde birçok konuşmasında Çin'e değinen Stoltenberg, "Çin, yakında dünyanın en büyük ekonomisi olacak. En büyük savunma bütçesi ve lider teknolojiler söz konusu. Avrupa da Amerika da tek başına bununla başa çıkamaz. Çin, tek başına bile NATO'yu daha önemli kılmaya yetiyor." diyerek, Çin'e karşı transatlantik bağı vurguladı.

NATO'yu 2022'de neler bekliyor?
NATO'nun 2022'deki öncelikleri arasında bu yıl olduğu gibi Rusya'nın bulunması bekleniyor. Rus ordusunun Ukrayna sınırındaki hareketleri, ittifak tarafından yakın takipte tutulacak.
NATO yetkilileri, 2021 biterken yaptıkları açıklamalarda, "müttefiklerin korunması için ne gerekiyorsa yapılacağını ve Ukrayna'ya desteğin süreceğini" vurguladı.
NATO ve Rusya'yı takip eden birçok uzman, artan gerginliğe rağmen sıcak bir çatışma beklemiyor. Ancak Rusya'nın olası bir fiili saldırısı halinde başta ABD olmak üzere Batılı ülkelerin Rusya'nın finansal sistemini etkileyecek yaptırımlar gibi ciddi tedbirlere başvuracağı belirtiliyor. Bunlar arasında Rusya'nın uluslararası para transferi sistemi SWIFT'ten çıkarılması bulunuyor.
Bir yandan da yeni yılın başında Rusya ile ABD ve NATO arasında uzun süredir bulunmayan diyalog yolunun kurulması ihtimali öne çıkıyor.
Rusya'nın yıl bitmeden sunduğu güvenlik garantilerini içeren anlaşma taslağının Washington-Moskova arasında ocak ayında görüşülebileceği ifade ediliyor.
NATO Genel Sekreteri Stoltenberg'in de NATO-Rusya Konseyi'ni yine ocak ayında toplantıya çağırması bekleniyor.

Genel Sekreter değişecek
NATO için 2022 yeni bir genel sekreterin göreve geleceği yıl olacak. Mevcut Genel Sekreter Jens Stoltenberg'in görev süresi 1 Ekim 2022'de sona erecek. Stoltenberg'in adı, ülkesi Norveç'te Merkez Bankası başkanlığı için geçiyor.
Yeni genel sekreterin haziranda Madrid'de yapılacak NATO Zirvesi'nde müttefiklerce onaylanması bekleniyor. Henüz göreve kimin geleceği belli değil ancak ittifak tarihinde ilk kez bir kadın genel sekreterin göreve getirilmesi yönünde bazı üye ülkelerin görüş belirttiği dile getiriliyor.
Bu kapsamda NATO Genel Sekreteri görevi için eski İngiltere Başbakanı Theresa May, eski Hırvatistan Cumhurbaşkanı Kolinda Grabar-Kitarovic, eski Litvanya Cumhurbaşkanı Dalia Grybauskaite, şu andaki Estonya Cumhurbaşkanı Kersti Kaljulaid ve eski AB Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi Federica Mogherini gibi kişilerin isimleri konuşuluyor.

Yeni Stratejik Konsept kabul edilecek
Madrid zirvesi, NATO müttefikleri için aynı zamanda yeni "Stratejik Konsept" belgesini onaylayacakları yer olacak.
NATO'nun son Stratejik Konsept belgesi, 2010'da Lizbon'daki zirvede kabul edilmişti. Genel Sekreter Stoltenberg, belgenin yenilenme zamanının geldiğini çünkü son yıllarda dünyada birçok değişiklik yaşandığını söylüyor.
Son Stratejik Konsept belgesinde Kuzey Atlantik’in barış içinde olduğu değerlendirmesi yer alıyor. Ancak şimdi NATO için Rusya’nın tutumu ve Çin’in küresel etkisini artırması gibi sınamalar bulunuyor.

Afganistan
NATO'nun Afganistan'dan 2021 yazında ani çıkışı, o sırada tahliyeler sırasında Kabil Havalimanı'nda ortaya çıkan görüntüler nedeniyle eleştiriliyordu.
NATO'nun Afganistan'dan ayrılmasından sonra ülkenin dünyayla bağlantısını sağlayan Kabil'deki havalimanının akıbeti de 2022'de gündeme gelecek konular arasında yer alıyor.
Havalimanının işletilmesi konusunda NATO müttefiki Türkiye ve Katar öne çıkıyor. Afganistan'da uzun yıllar önemli görevler yürüten Türkiye, NATO'nun ülkeden çekilmesinden önce de havalimanının sorumluluğunu üstleniyordu.
Türk ve Katarlı şirketler arasında Afganistan'daki 5 havaalanının birlikte işletilmesi için mutabakat muhtırası bulunuyor. İki ülkenin Afganistan'daki geçici Taliban yönetimine havaalanlarının işletilmesi için teklifte bulunduğu, şartların uygun olması halinde işletmeyi Türk ve Katarlı şirketlerin yapabileceği belirtiliyor.



İsrail kabinesi, Batı Şeria topraklarının ilhakını genişletme kararlarını onayladı

İşgal altındaki Batı Şeria’nın El Halil kentinin batısında, Filistinlilere ait evler ve dükkanlar İsrail buldozerleri tarafından enkaz yığınlarına dönüştürüldü. (AFP)
İşgal altındaki Batı Şeria’nın El Halil kentinin batısında, Filistinlilere ait evler ve dükkanlar İsrail buldozerleri tarafından enkaz yığınlarına dönüştürüldü. (AFP)
TT

İsrail kabinesi, Batı Şeria topraklarının ilhakını genişletme kararlarını onayladı

İşgal altındaki Batı Şeria’nın El Halil kentinin batısında, Filistinlilere ait evler ve dükkanlar İsrail buldozerleri tarafından enkaz yığınlarına dönüştürüldü. (AFP)
İşgal altındaki Batı Şeria’nın El Halil kentinin batısında, Filistinlilere ait evler ve dükkanlar İsrail buldozerleri tarafından enkaz yığınlarına dönüştürüldü. (AFP)

Ynet haber sitesi bugün, İsrail kabinesinin Batı Şeria’daki arazi tescili ve mülkiyet prosedürlerinde temel değişiklikleri onayladığını bildirdi. Yeni düzenlemeler, Filistinlilere ait bazı evlerin yıkılmasına izin veriyor.

Yedioth Ahronoth’un internet sitesi Ynet, yeni kararların İsrail'in işgal altındaki Batı Şeria’nın A Bölgesi’nde Filistinlilere ait binaları yıkmasına izin vereceğini ve Batı Şeria genelinde yerleşim faaliyetlerinin önemli ölçüde genişlemesine yol açacağını doğruladı.

zsdcfgt
Batı Şeria’daki İsrail askerleri (Reuters)

Şarku’l Avsat’ın Ynet’ten aktardığına göre İsrail kabinesinin aldığı kararlar, Oslo Barış Anlaşmaları kapsamında ilk asker çekilme dalgasında İsrail ordusunun çekilmediği tek şehir olan El Halil’de İsrail-Filistin çatışmasını çözmeye yönelik geçici bir adım olması amaçlanan 1997 El Halil Protokolü’nün ilkelerine aykırı.


Rusya'da 15 yaşındaki saldırgan dehşet saçtı: Nazi sembolü çizdi

Moskova'da bir polis aracı (Temsili/Reuters)
Moskova'da bir polis aracı (Temsili/Reuters)
TT

Rusya'da 15 yaşındaki saldırgan dehşet saçtı: Nazi sembolü çizdi

Moskova'da bir polis aracı (Temsili/Reuters)
Moskova'da bir polis aracı (Temsili/Reuters)

Rusya'nın Başkurdistan Cumhuriyeti'nde cumartesi günü bir üniversite yurdunda bir gencin bıçaklı saldırı dizisi sonucu en az 6 kişi yaralandı. Yaralananlar arasında öğrenciler de var.

Haberlere göre bıçak taşıdığı belirtilen 15 yaşındaki çocuk, cumartesi günü Ufa'daki Devlet Tıp Üniversitesi'nin yurduna girip öğrencilere saldırmaya başladı. Gencin milliyetçi sloganlar attığı ve Nazi sembolü çizdiği bildirildi.

Rusya İçişleri Bakanlığı Sözcüsü Tümgeneral Irina Volk, RTVI haber sitesine yaptığı açıklamada, "Saldırgan gözaltına alınmaya direndi ve bu sırada iki polis memuru bıçaklandı. Ayrıca şüpheli kendine de zarar verdi" dedi. Şüpheli, ağır yaralı halde yerel bir çocuk hastanesine kaldırıldı.

Moskova'nın yaklaşık 1200 km doğusundaki Ufa'daki yetkililer, olayla ilgili üst düzey soruşturma başlattı. Saldırıda yaralanan en az 4 kişi hastaneye kaldırıldı ve birinin durumunun kritik olduğu düşünülüyor. Yaralananlar arasında Hintli öğrenciler de bulunuyor.

Moskova'daki Hindistan Büyükelçiliği, "Ufa'da talihsiz bir saldırı yaşandı. Aralarında 4 Hintli öğrencinin de bulunduğu birçok kişi yaralandı" açıklamasını yaptı.

Büyükelçilik, yetkililerle temas halinde olduğunu ve "Kazan'daki konsolosluktan yetkililerin yaralı öğrencilere yardım etmek üzere Ufa'ya hareket ettiğini" belirtti.

Görgü tanıkları, kaotik anları "her yer kan içindeydi" diyerek anlattı. Ren TV, yaralıların ambulanslarla hastaneye taşındığını gösteren görüntüleri yayımladı.

Yerel Baza kanalına göre, şüpheli yasaklı bir neo-Nazi örgütüne mensuptu. Economic Times'a göre Rusya'daki üniversitelerde 30 binden fazla Hintli öğrencinin eğitim gördüğü tahmin ediliyor.

Independent Türkçe


New START anlaşmasının sona ermesinin ardından büyük nükleer güçler arasındaki gerilim tırmanıyor

Pekin'de İkinci Dünya Savaşı'nın sona ermesini anmak için düzenlenen askeri geçit töreninden bir kare, 3 Eylül 2025 (Reuters)
Pekin'de İkinci Dünya Savaşı'nın sona ermesini anmak için düzenlenen askeri geçit töreninden bir kare, 3 Eylül 2025 (Reuters)
TT

New START anlaşmasının sona ermesinin ardından büyük nükleer güçler arasındaki gerilim tırmanıyor

Pekin'de İkinci Dünya Savaşı'nın sona ermesini anmak için düzenlenen askeri geçit töreninden bir kare, 3 Eylül 2025 (Reuters)
Pekin'de İkinci Dünya Savaşı'nın sona ermesini anmak için düzenlenen askeri geçit töreninden bir kare, 3 Eylül 2025 (Reuters)

Rusya ve ABD arasında her iki ülkedeki nükleer silahları sınırlandırmak için imzalanan New START anlaşmasının bu hafta sona ermesinden bu yana, dünyanın önde gelen nükleer güçleri arasındaki gerilim tırmanıyor. Washington, gelecekteki herhangi bir anlaşmaya Pekin'i de dahil etmek isterken, Moskova ise Paris ve Londra'nın nükleer silahlanma konusunda yapılacak çok taraflı müzakerelere katılmasını talep ediyor. İki nükleer güç New START anlaşmasının kısıtlamalarından kurtulduğundan, uzmanlar her iki tarafın da taviz vermeden kazanç elde etmeye çalışacağı yeni bir silahlanma yarışından endişe duyuyor.

Çin'in belirsiz tutumu

Çin, nükleer silahların yayılmasını sınırlamak için yeni bir antlaşma müzakerelerine katılma fikrini reddetti. Batılı bir diplomat, Pekin'in iki büyük nükleer güce yetişmenin ne kadar zor olacağı konusunda ‘kasıtlı olarak belirsiz’ kalmayı tercih ettiğini söyledi. Çin'in toplamda yaklaşık 600 nükleer savaş başlığı var. Bu sayı, ABD ve Rusya'nın şu anda sahip olduğu toplam bin 700 savaş başlığından çok daha az ve iki büyük nükleer gücün cephaneliklerindeki toplam nükleer savaş başlığı sayısından da çok daha az. Ancak çoğu gözlemci, Çin'in nükleer savaş başlığı üretimini artırdığı konusunda hemfikir. ABD'nin tahminlerine göre bu sayı 2030 yılına kadar bine, 2035 yılına kadar ise bin 500'e ulaşabilir.

Eski ABD Stratejik Komutanlığı (STRATCOM) Komutanı emekli Amiral Charles A. Richard, ABD Senatosu Silahlı Kuvvetler Komitesi'nde verdiği ifadesinde, Çin'in yeteneklerinin ‘istihbarat topluluğunun raporlarından’ daha yüksek tahmin edilmesini istedi. Emekli Amiral, bu rakamın gerçeklere daha yakın olması için ‘iki veya üç katına çıkarılması gerektiğini’ de sözlerine ekledi.

Öte yandan Singapur Ulusal Üniversitesi'nden Siyaset Bilimci Ja Ian Chong, Çin'in bu konudaki şeffaflık eksikliğinin birçok soruna yol açtığını savundu.

Fransız Haber Ajansı AFP’ye konuşan Ja Ian Chong, “Bu şeffaflık eksikliği ve gizlilik, yanlış hesaplama riskini artırıyor” dedi.

Siyaset Bilimci, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Bazı analistler, Pekin'in gerçek kapasitesini gizlemeye çalıştığına inanıyor. Bu, nükleer silahlarını koruyabilir ve potansiyel düşmanlarının karşı önlemler geliştirmesini engellemede belirli bir avantaj sağlayabilir.”

Çin'in nükleer kapasitesini ulusal güvenlik için gerekli minimum düzeyde tuttuğunu ısrarla savunduğunu belirten Chong, “Ancak bu iddiayı bağımsız olarak doğrulamanın bir yolu yok” ifadelerini kullandı.

Sıcak hat... Ancak Çin'in durumu farklı

Rusya ile ABD arasında 1962 yılında neredeyse bir savaşın patlak vermesine yol açan Küba Füze Krizi'nden bir yıl sonra, iki ülkenin liderleri, olası benzer bir acil durumda hızlı bir şekilde iletişim kurabilmeleri için bir sıcak hat (kırmızı telefon) kurdular, ancak Çin'in durumu farklı.

ABD Senatosu komitesine “Rusya ve ABD'nin Soğuk Savaş sırasında öğrendiği şey, bu kadar büyük yıkıcı güce sahip sistemleri sorumlu bir şekilde yönetmekti” diyen emekli Amiral Richard, “Çin'in ise aynı dersleri alıp almadığını bilmiyoruz” diye ekledi.

Diğer taraftan Londra merkezli Chatham House'da araştırmacı olan Georgia Cole, “Çin'in nükleer silahları sınırlamayı amaçlayan görüşmelere katılmakta isteksiz olmasının nedenlerinden biri, diğer iki büyük gücün çok gerisinde kalmasıdır” yorumunda bulundu.

Trump'ın Pekin'in müzakere masasında olmasını istediğini söyleyen Georgia Cole, ancak ‘Çin, Washington ve Moskova ile eşit düzeye gelmedikçe resmi nükleer silah azaltma görüşmelerine katılmayacağını ısrarla vurguladığı için bunun şu anda olası olmadığını’ belirtti.

Rusya'nın manevrası

Rusya ise, ABD'nin Çin'in katılımında ısrarcı tutumuna karşılık olarak, BM Güvenlik Konseyi (BMGK) üyesi olan Avrupa’daki iki nükleer güç olan İngiltere ve Fransa'dan da aynı şeyi talep etti. Rusya'nın Cenevre'deki BM Ofisi Daimi Temsilcisi Gennady Gatilov geçtiğimiz cuma günü yaptığı açıklamada, ülkesinin katılım isteğinin ‘ABD'nin NATO'daki askeri müttefikleri’ olan İngiltere ve Fransa'nın katılımına bağlı olduğunu söyledi.

Bu arada Fransa Uluslararası İlişkiler Enstitüsü'nün güvenlik uzmanı Elouaz Fayeh'e göre iki Avrupa ülkesinin toplam nükleer savaş başlığı sayısı 500'den az, ancak Rusya, hepsini Batılı güçler olarak görerek, bunların ABD ile aynı ‘kefeye’ konulmasını istiyor.

Fayeh, bunun iki ülkeyi ‘iki süper gücün pazarlık kozu’ haline getireceğini ve Fransa'nın bunu sık sık reddettiğini belirtti. Nükleer tehditler

Washington'da, New START anlaşmasının eski ABD baş müzakerecisi Rose Gottemoeller, ABD Senato Komitesi’ne verdiği ifadede Pekin'in gelecekteki nükleer müzakerelere katılmasının gerekliliğini vurguladı. Gottemoeller, Pekin'in nükleer tehditler konusunda ABD ile diyalog başlatmanın yollarını bulmaya büyük ilgi gösterdiğini” düşündüğünü söyledi.

Dolayısıyla Pekin silah kontrolü ile ilgili görüşmelere katılmayı reddetse bile, bu tehlikeler ele alınmalı. Silah cephanelerinin ABD’ninkinden çok daha küçük olduğunu belirten Gottemoeller, buna karşın füzelerin ateşlenmeden önceden bildirilmesinin ve acil hat düzenlemeleri gibi hususların, nükleer silahları müzakere masasına getirme ve modernizasyon programlarında yapılanlara dair bu düzeyde bir belirsizliğin sürdürülmemesi konusunda bir diyalog başlatmak için önemli araçlar olduğunu açıkladı.

Gottemoeller, bunun ‘niyetlerini öğrenmek için onlarla konuşmak’ şeklindeki başlıca ve en önemli hedef olması gerektiğinin de altını çizdi.