Afrika'da 2021, darbeler ve Kovid-19 salgınının gölgesinde geçti

Fotoğraf: AA
Fotoğraf: AA
TT

Afrika'da 2021, darbeler ve Kovid-19 salgınının gölgesinde geçti

Fotoğraf: AA
Fotoğraf: AA

Afrika 2021'de sık sık askeri müdahalelerle gündeme gelirken, Sudan ve Etiyopya'da patlak veren siyasi kriz halen bitmedi.
Afrika kıtasında 2021, darbeler ve Kovid-19 salgınının gölgesinde geçerken, Etiyopya'daki iç savaş, Güney Afrika'daki yağmalama olayları, Nijerya, Mozambik ve Somali'deki terör saldırıları ve iç çatışmalar bu sene gündeme damgasını vurdu.
AA muhabirinin derlediği bilgilere göre, Afrika'da 2021'de Etiyopya, Benin, Cape Verde, Çad, Cibuti, Gambiya, Kongo Cumhuriyeti, Nijer, Uganda ve Zambiya gibi ülkelerde seçimler düzenlendi.
Nijerya'da 1 Kasım'da 21 katlı binanın çökmesi sonucu 43 kişi hayatını kaybederken, 5 Kasım'da Sierra Leone'de yakıt tankeri ile aracın çarpışması sonucu meydana gelen patlamada 144 kişi öldü.
Afrikalı liderler Birleşmiş Milletler (BM) Güvenlik Konseyindeki üye sayısı adaletsizliğini yeniden gündeme taşıdı.

Etiyopya'da iç savaş 2021 boyunca sürdü
Etiyopya'da isyancı Tigray Halk Kurtuluş Cephesi'nin (TPLF), 2020'nin sonunda merkezi hükümete karşı isyan başlatmasıyla ülkede iç savaş patlak verdi.
Ordu ile isyancılar arasındaki çatışmalar nedeniyle yüz binlerce kişi evini terk etmek zorunda kaldı, binlerce insan hayatını kaybetti.
İsyancılar başkent Addis Ababa'ya yaklaşırken Etiyopya ordusunun aralık ayında başlattığı hava operasyonlarıyla TPLF geri çekilmek zorunda kaldı.

Gine'de darbe
Gine'de Özel Kuvvetler Birlikleri (GFS) komutanı Mamady Doumbouya, 5 Eylül'de darbe yaparak yönetimi ele geçirdi.
Cumhurbaşkanı Alpha Conde'nin en güvendiği isimlerden biri olan ve 2018'de bizzat Conde tarafından bu göreve getirilen Doumbouya, ülkedeki kötü gidişat nedeniyle darbe yaptıklarını açıkladı.
Darbe sonrası kurulan askeri cunta Ulusal Birlik ve Kalkınma Komitesinin (CNRD) başındaki Paris Harp Okulu çıkışlı Fransız vatandaşı Doumbouya, 1 Ekim'de düzenlenen törenle geçiş sürecinin cumhurbaşkanı olarak yemin etti.
Gine'de darbeyle devrilen cumhurbaşkanı Alpha Conde, 30 Kasım'da serbest bırakıldı.

Mali'de ikinci darbe
Ağustos 2020'deki darbenin arkasındaki isim olan Albay Assimi Goita, 24 Mayıs'taki kabine değişikliğinin usullere uygun olmadığı gerekçesiyle Cumhurbaşkanı Bah N'daw ve Başbakan Moctar Ouane'nin de aralarında bulunduğu çok sayıda üst düzey yetkilinin gözaltına alınması emrini verdi.
Ndaw ve Ouane, 27 Mayıs'a kadar bir önceki darbeyle devrilen Cumhurbaşkanı İbrahim Boubacar Keita'nın da tutulduğu Kati kışlasında alıkonuldu, akabinde ev hapsinde tutulmaya başlandı.
Goita ise 7 Haziran'da düzenlenen resmi törenle yemin ederek cumhurbaşkanlığı görevine resmen başladı, başbakanlık görevine de Choguel Maiga'yı getirdi.

Sudan'da siyasi uzlaşı sağlanamadı
Sudan'da ordunun 25 Ekim'de hükümeti feshedip Başbakan Abdullah Hamduk dahil onlarca siyasetçiyi gözaltına almasıyla sonuçlanan askeri müdahale sonrasındaki yönetim krizini sona erdirmek amacıyla 21 Kasım'da, Ordu Komutanı Abdulfettah el-Burhan ile teknokrat hükümeti kurması için görevine iade edilen Hamduk arasında siyasi anlaşma imzalandı.
"Darbe" olarak nitelendirdikleri müdahale ve sonrasında alınan kararlara tepki gösteren eski sivil iktidar koalisyonu Özgürlük ve Değişim Güçleri, Hartum Direniş Komiteleri, Sudan Meslek Odaları Birliği ve bazı siyasi partiler, iktidar sivillere devredilene kadar barışçıl direniş ve sivil itaatsizlik çağrısı yaptı.
Eski Cumhurbaşkanı Beşir'in, 19 Aralık 2018'de başlayan halk ayaklanmasıyla 11 Nisan 2019'da devrilmesinin ardından Ağustos 2019'dan bu yana geçiş sürecinin yaşandığı, siyasi ve ekonomik krizin sürdüğü ülkede, henüz hükümet kurulamadı.
Sudan'da geçici iktidarın askeri ortakları, Temmuz 2023'te seçimle iş başına gelen hükümet kurulana kadar iktidar ortağı olmayı sürdüreceğini açıkladı.

Güney Afrika'da yağmalama
Güney Afrika'yı 2009-2018'de yöneten Jacob Zuma'nın yolsuzluk, haraç, dolandırıcılık, vergi kaçakçılığı ve kara para aklama dahil 16 ayrı suçlamadan yargılandığı davada mahkemeye itaatsizlik suçundan 15 ay hapis cezasına çarptırılması temmuzda binlerce kişiyi sokağa döktü.
Protestolar önce şiddet olaylarına, ardından yağmalamaya dönüştü.
Zuma, mahkemenin aldığı karara karşı dirense de 7 Temmuz'da Nkandla kentinde güvenlik güçlerine teslim oldu.
En az 340 kişinin hayatını kaybettiği olaylarda yaklaşık 200 alışveriş merkezi, 3 bin mağaza, 1400 ATM, 200 banka ve postane, 11 depo ve 8 fabrika yağmacılar tarafından hedef alındı.
Zuma, 5 Eylül'de sağlık sorunları nedeniyle şartlı tahliye edildi.

Mozambik'teki çatışmalar
Hint Okyanusu kıyısındaki Doğu Afrika ülkesi Mozambik'te Ensar'us Sunna örgütünün sivillere yönelik saldırıları nedeniyle göç edenlerin sayısı 730 bini geçti.
Mozambik'te, doğal gaz ve değerli maden kaynaklarının bulunduğu Tanzanya sınırındaki Cabo Delgado'da 4 yıl önce ortaya çıkan terör örgütü Ensar'us Sunna'nın saldırılarında bugüne kadar 2 binden fazla kişi hayatını kaybetti.
Saldırıları düzenleyen ve terör örgütü DEAŞ ile bağlantılı olduğu öne sürülen silahlı gruba, yerel halk arasında "Eş-Şebab" deniyor.
Afrika, Avrupa ve ABD askerlerinden oluşan 3 bin 100'den fazla yabancı asker ülkede teröre karşı mücadeleye devam ediyor.

Güney Afrika ülkelerine omicron varyantı kısıtlamaları
Güney Afrika Cumhuriyeti'nde 25 Kasım'da Dünya Sağlık Örgütü (WHO) tarafından "omikron" olarak isimlendirilen B.1.1.529 varyantının tespit edildiğinin bildirilmesi sonrası 7 Güney Afrika ülkesine seyahat yasağı getirilmesi tepkilere neden oldu.
WHO Genel Direktörü Dr. Tedros Adhanom Ghebreyesus, varyantın ilk ortaya çıktığı Güney Afrika Cumhuriyeti ve Bostvana'nın, Uluslararası Sağlık Tüzüğü uyarınca omikron vakalarını hızlıca tespit edip raporlayarak başarılı mücadele sergilediğini, yeni varyant sebebiyle seyahat kısıtlaması kararının yanlış olduğu vurguladı.
Güney Afrika Cumhurbaşkanı Cyril Ramaphosa da seyahat kısıtlamalarını kınayarak Avrupa ülkelerinde de varyantın tespit edilmesine rağmen sadece Afrika ülkelerine yönelik kısıtlama tedbirleri alındığına dikkati çekti.

BMGK'ye Afrikalı temsilci çağrısı
Birleşmiş Milletler (BM) Genel Kurulu'nda yüzde 28 ile en çok temsil edilen grup Afrika olmasına rağmen BM Güvenlik Konseyi'nde çoğu kendisini ilgilendiren konuların hiçbirinde daimi üye olmadığı için Afrikalı ülkelerin söz hakkı bulunmuyor.
Sadece Afrika ülkeleri değil, Asya ve Latin Amerika ülkeleri de daimi üye olmak istediklerini dile getirseler de BMGK'de veto yetkisi bulunan 5 daimi üye ABD, Çin, Rusya, Fransa ve Birleşik Krallık bu taleplere sıcak bakmıyor.
BMGK'da 54 ülkenin bulunduğu Afrika'da hiçbir ülkenin daimi üye olarak yer almaması, Senegal Cumhurbaşkanı Macky Sall ve Güney Afrika Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Cyril Ramaphosa'nın Senegal'in başkenti Dakar'da düzenledikleri basın toplantısında yeniden gündeme geldi.
İki lider BMGK'da reform çağrısı yaparken, Etiyopya Başbakanı Abiy Ahmed'de Twitter'dan yaptığı açıklamada iki lidere desteğini açıkladı.

Güvenlik problemleri devam ediyor
Afrika'nın farklı bölgelerinde güvenlik problemleri devam ederken hükümetler ise iç sorunlarını çözmek için farklı arayışlar içerisinde.
Nijerya, Mozambik, Somali, Kongo Demokratik Cumhuriyeti ve Burkina Faso gibi ülkelerde silahlı grupların saldırıları ve çatışmalardan milyonlarca kişi olumsuz etkileniyor.
Nijerya'da Boko Haram örgütünün neden olduğu güvenlik sorununa son yıllarda silahlı çeteler de dahil oldu. Ülkenin kuzeyinde artan güvenlik krizi nedeniyle Nijeryalılar gösteriler düzenledi.
Mozambik'te ise Ensar'us Sunna örgünün saldırıları sürerken, Zimbabve, Güney Afrika Cumhuriyeti, Ruanda ve Botsvana gibi Afrika ülkeleri Mozambik'e destek için asker gönderdi.

Uganda'da bombalı saldırılar ve KDC'ye askeri müdahale
KDC'nin Ruanda, Uganda ve Burundi sınırının bulunduğu doğusu, 20 yıldır altın ve kobalt gibi madenlerin kontrolünü sağlamaya çalışan silahlı grupların saldırıları ve çatışmalarına sahne oluyor.
KDC Cumhurbaşkanı Felix Tshisekedi, Ugandalı mevkidaşı Yoweri Museveni'nin talebi üzerine, Uganda ordusunun isyancılarla mücadele için, ülkesine asker gönderilmesine onay verdi ve Uganda tarafından KDC'nin doğusunda faaliyet gösteren isyancı grup Demokratik İttifak Güçlerine (ADF) karşı 30 Kasım'da ortak operasyon başlatıldı.
Kongo Demokratik Cumhuriyeti'nin (KDC) doğusundaki Goma şehrinde, yabancı askerlerin ülkedeki varlığını protesto eden göstericilerle polis arasında çıkan çatışmada en az 4 kişi hayatını kaybetti.
Afrika'da en fazla mültecinin bulunduğu Uganda, ülkelerindeki çatışmalardan kaçan 20 binin üzerinde Kongoluya ev sahipliği yapıyor.
Operasyonun, Uganda'da kasım ve aralık aylarında ardı sıra gelen bombalı saldırılar sonrası başlaması dikkati çekti.

Somali'de kuraklık
Somali'de iklim değişikliğine bağlı olarak yaşanan kuraklıktan binlerce kişi etkileniyor.
Hükümet, ülkede yaşanan kuraklığın ölümcül etkileri nedeniyle 10 Kasım'da küresel yardım çağrısı yaptı.
Birleşmiş Milletler İnsani İşler Koordinasyon Ofisi (OCHA) de gelecek yıl 7,7 milyon Somali vatandaşının kuraklık nedeniyle insani yardıma ihtiyaç duyabileceği uyarısı yaptı.
Ülkede en şiddetli kuraklık 2011'de yaşanmış ve yaklaşık 260 bin kişi hayatını kaybetmişti.

Çad lideri isyancılarla çıkan çatışmada öldü
Çad Ordu Sözcüsü Azem Bermandoa Agouna, 20 Nisan'da yaptığı açıklamada, 68 yaşındaki İdris Debi Itno'nun ülkenin kuzeyinde ayrılıkçı Çad Değişim ve Birlik Cephesi adlı gruba karşı düzenlenen operasyona katıldığını, çıkan çatışmada yaralandığını ve hayatını kaybettiğini duyurdu.
Itno'nun 37 yaşındaki oğlu, Cumhurbaşkanlığı Muhafız Alayı Komutanı Korgeneral Muhammed İdris Deby başkanlığındaki Askeri Geçiş Konseyi 20 Nisan'da ülkenin yönetimini devraldı.
Çad Devlet Başkanı Itno'nun cephede hayatını kaybetmesinin ardından geçici olarak yönetimi devralan Çad ordusu tarafından 26 Nisan'da yapılan açıklamada, Çad'ın geçici hükümet başbakanı olarak Albert Pahimi Padacke'nin seçildiği duyuruldu.

Kenya ile Somali arasındaki deniz sınırı anlaşmazlığı devam ediyor
İki ülke, Hint Okyanusu'na bakan, zengin petrol ve gaz yataklarına sahip olduğu ileri sürülen kıyılar üzerinde uzun süredir anlaşmazlık yaşıyor.
Somali, iki ülkenin Hint Okyanusu'ndaki deniz sınırının Somali'nin kara sınırı ile aynı yönde ilerlemesi gerektiğini savunurken, Kenya, sınırın Somali'nin aleyhine olacak şekilde kıyı şeridinde yaklaşık 45 derecelik bir açıyla ilerlemesi gerektiğini iddia ediyordu.
Anlaşmazlığın çözümü için Somali ve Kenya, Uluslararası Adalet Divanına başvurmuş ancak ilk duruşması Eylül 2019'da görülmesi gereken dava, Kenya'nın talebiyle defalarca ertelendi.
Somali hükümeti, 11 Şubat’ta, Kenya'nın deniz sınırı anlaşmazlığı davasını erteleme talebine tepki göstererek, Kenya'yı Somali topraklarını gasbetmeye çalışmakla suçladı.
Uluslararası Adalet Divanı, 12 Ekim'de, Kenya ile Somali arasında anlaşmazlığa neden olan deniz sınırında ihtilaflı alanın büyük bölümünü Somali'ye bırakması kararı aldı.
Buna göre, iki ülke arasında paylaştırılan ihtilaflı alanın büyük bölümü Somali'ye verilirken, küçük bir kısmı Kenya'ya bırakıldı ancak Kenya bu kararı reddettiğini açıkladı.

Seçimler
Afrika'da 2021'de birçok ülkede başkanlık seçimleri oldu ve bazı ülkelerde hükümetler değişti.
Etiyopya, Benin, Cape Verde, Çad, Cibuti, Gambiya, Kongo Cumhuriyeti, Nijer, Uganda ve Zambiya'da seçimler düzenlendi.
Doğu Afrika ülkesi Cibuti’deki cumhurbaşkanı seçimini mevcut Cumhurbaşkanı ve iktidardaki İlerleme için Halk Hareketi (RPP) lideri İsmail Ömer Ciyle kazanırken, Orta Afrika ülkesi Çad'da, 6. kez aday olan mevcut Cumhurbaşkanı İdris Debi Itno seçimin galibi oldu.
Gambiya'da mevcut devlet başkanı Adama Barrow, Nijer'de Mohamed Bazoum, Kongo Cumhuriyeti'nde mevcut Cumhurbaşkanı Denis Sassou Nguesso, Uganda’da devlet başkanı Yoweri Kaguta Museveni, Zambiya’da muhalafet adayı Hakainde Hichilema, Cape Verde'de ise muhalefet adayı Jose Maria Neves seçimleri kazanan liderler oldu.
Etiyopya'da ertelenmesi eleştirilere neden olan seçimi, Başbakan Abiy Ahmed'in öncülük ettiği iktidardaki Refah Partisi kazandı.



İran Yargı Erki Başkanı: Washington’la müzakerelere güven yok

İran Yargı Erki Başkanı Gulam Hüseyin Muhsini Ejei, ülkenin orta kesimindeki Arak kentinde Merkezi (Markazi) Eyaleti yargıçlarına hitap ederken (IRNA)
İran Yargı Erki Başkanı Gulam Hüseyin Muhsini Ejei, ülkenin orta kesimindeki Arak kentinde Merkezi (Markazi) Eyaleti yargıçlarına hitap ederken (IRNA)
TT

İran Yargı Erki Başkanı: Washington’la müzakerelere güven yok

İran Yargı Erki Başkanı Gulam Hüseyin Muhsini Ejei, ülkenin orta kesimindeki Arak kentinde Merkezi (Markazi) Eyaleti yargıçlarına hitap ederken (IRNA)
İran Yargı Erki Başkanı Gulam Hüseyin Muhsini Ejei, ülkenin orta kesimindeki Arak kentinde Merkezi (Markazi) Eyaleti yargıçlarına hitap ederken (IRNA)

İran Yargı Erki Başkanı Gulam Hüseyin Muhsini Ejei, bugün (pazar) yaptığı açıklamada, ABD’nin müzakereleri “aldatma, hile ve zaman kazanma aracı” olarak kullanmayı hedeflemesi halinde bunun bir “yanılsama” olacağını söyledi. Ejei, “Müzakerelere dair hiçbir umut ve güven yoktur” dedi.

Washington ile Tahran arasında ilk tur görüşmeler cuma günü Umman’da yapılmış, taraflar görüşmeleri “olumlu” olarak nitelemiş ve yakın zamanda sürdürme niyetlerini açıklamıştı.

Söz konusu görüşmeler, İran’da rejim karşıtı geniş çaplı protesto dalgasının zirveye ulaşmasından yaklaşık bir ay sonra gerçekleşti. Protestolar sırasında yürütülen ve insan hakları örgütlerinin “benzeri görülmemiş” olarak nitelediği güvenlik operasyonlarında binlerce kişinin hayatını kaybettiği belirtiliyor.

ABD Başkanı Donald Trump, başlangıçta protestoların bastırılması nedeniyle Tahran’a karşı askeri seçenekleri gündeme getirmiş, hatta göstericilere “yardım yolda” mesajı vermişti. Ancak Trump’ın son günlerdeki söylemi, İran’ın nükleer programını dizginlemeye odaklandı. Bu çerçevede ABD, başını “USS Abraham Lincoln” uçak gemisinin çektiği bir deniz görev grubunu bölgeye sevk etti. İran yönetimi ise Trump’ın İran’a saldırı tehditlerini hayata geçirme ihtimalinden ciddi endişe duyuyor. Tahran, olası bir saldırı halinde bölgedeki ABD üslerini hedef alacağı ve Hürmüz Boğazı’nı kapatabileceği uyarısında bulundu.

Yargı Erki Başkanı, müzakere çağrısı yapan taraflara dair “ne umut ne de güven” olduğunu vurgulayarak, ABD’ye bu yolda güvenilemeyeceğini söyledi. Mevcut diyalog çağrılarının, “şiddeti kışkırtan ve sabotajcıları silahlandıran aynı taraflardan” geldiğini ifade etti.

dfwfde
Gösterici kalabalıkları, geçen 8 Ocak’ta başkent Tahran’ın batısındaki bazı yolları kapattı (AP)

Yargı erkinin resmi ajansı Mizan’ın aktardığına göre Ejei, pazar günü yaptığı konuşmada İran’ın hiçbir zaman savaş isteyen taraf olmadığını, ancak her türlü saldırgana karşı tüm gücüyle duracağını belirtti. Bazı ülkelerin geçmişte İran’ın yanında yer alırken, “İslam Cumhuriyeti’nin sonunun geldiğini düşündüklerini” de sözlerine ekledi.

Ejei, geçen yıl haziran ayında yaşanan ve 12 gün süren savaşa atıfta bulunarak, müzakereler sürerken savaşı başlatan tarafların, İran’ın “direncini” gördükten sonra ateşkes talep etmek zorunda kaldıklarını söyledi.

“İsyan eylemlerini kim başlattı? Provokatörleri kim silahlandırdı?” diye soran Ejei, “Onları silahlandıranlar bugün ‘gelin müzakere edelim’ diyenlerin ta kendileridir” ifadelerini kullandı.

Orta İran’daki Arak kentinde yargı yetkililerine hitap eden Ejei, “aldatılmış bireyler” ile “asıl unsurların” hesabının ayrı olduğunu belirterek, davaların “yargı usullerine uygun ve her vakanın niteliğine göre” ele alınacağını söyledi.

Son protestolardaki şiddetin benzeri görülmemiş boyutlara ulaştığını savunan Ejei, “sokaklarda ve geçiş noktalarında en vahşi suçları işleyenlerin sıradan vatandaşlar değil; ABD ve Siyonist rejim unsurları tarafından eğitilmiş, kalpsiz teröristler olduğunu” ileri sürdü.

Buna karşılık “aldatılmış unsurların” varlığını kabul eden Ejei, bunların “teröristler ve ayaklanmaların ana unsurlarından ayrı değerlendirileceğini” ve suçlamalarının “her birinin koşullarına göre” inceleneceğini söyledi.

ABD merkezli insan hakları örgütü Hrana, protestolar sırasında çoğu gösterici olmak üzere 6 bin 971 kişinin öldüğünü ve 51 binden fazla kişinin gözaltına alındığını belgelediğini açıkladı.

Ejei ayrıca, protestolar sırasında reform çağrısı yapan ve baskıların araştırılması için ulusal bir gerçekleri araştırma komisyonu kurulmasını isteyen bazı iç aktörleri ve kişileri de eleştirdi.

Velayet-i Fakih’in yanında durmamanın, savaş sırasında Saddam Hüseyin’e sığınanların ve bugün suçlu Siyonistlere yaslananların akıbetiyle sonuçlanacağını savunan Ejei, “Bir zamanlar devrimle birlikte olan, bugün ise bildiri yayımlayan bu kişiler acınacak ve sefil insanlardır” dedi.


İsrail kabinesi, Batı Şeria topraklarının ilhakını genişletme kararlarını onayladı

İşgal altındaki Batı Şeria’nın El Halil kentinin batısında, Filistinlilere ait evler ve dükkanlar İsrail buldozerleri tarafından enkaz yığınlarına dönüştürüldü. (AFP)
İşgal altındaki Batı Şeria’nın El Halil kentinin batısında, Filistinlilere ait evler ve dükkanlar İsrail buldozerleri tarafından enkaz yığınlarına dönüştürüldü. (AFP)
TT

İsrail kabinesi, Batı Şeria topraklarının ilhakını genişletme kararlarını onayladı

İşgal altındaki Batı Şeria’nın El Halil kentinin batısında, Filistinlilere ait evler ve dükkanlar İsrail buldozerleri tarafından enkaz yığınlarına dönüştürüldü. (AFP)
İşgal altındaki Batı Şeria’nın El Halil kentinin batısında, Filistinlilere ait evler ve dükkanlar İsrail buldozerleri tarafından enkaz yığınlarına dönüştürüldü. (AFP)

Ynet haber sitesi bugün, İsrail kabinesinin Batı Şeria’daki arazi tescili ve mülkiyet prosedürlerinde temel değişiklikleri onayladığını bildirdi. Yeni düzenlemeler, Filistinlilere ait bazı evlerin yıkılmasına izin veriyor.

Yedioth Ahronoth’un internet sitesi Ynet, yeni kararların İsrail'in işgal altındaki Batı Şeria’nın A Bölgesi’nde Filistinlilere ait binaları yıkmasına izin vereceğini ve Batı Şeria genelinde yerleşim faaliyetlerinin önemli ölçüde genişlemesine yol açacağını doğruladı.

zsdcfgt
Batı Şeria’daki İsrail askerleri (Reuters)

Şarku’l Avsat’ın Ynet’ten aktardığına göre İsrail kabinesinin aldığı kararlar, Oslo Barış Anlaşmaları kapsamında ilk asker çekilme dalgasında İsrail ordusunun çekilmediği tek şehir olan El Halil’de İsrail-Filistin çatışmasını çözmeye yönelik geçici bir adım olması amaçlanan 1997 El Halil Protokolü’nün ilkelerine aykırı.


Rusya'da 15 yaşındaki saldırgan dehşet saçtı: Nazi sembolü çizdi

Moskova'da bir polis aracı (Temsili/Reuters)
Moskova'da bir polis aracı (Temsili/Reuters)
TT

Rusya'da 15 yaşındaki saldırgan dehşet saçtı: Nazi sembolü çizdi

Moskova'da bir polis aracı (Temsili/Reuters)
Moskova'da bir polis aracı (Temsili/Reuters)

Rusya'nın Başkurdistan Cumhuriyeti'nde cumartesi günü bir üniversite yurdunda bir gencin bıçaklı saldırı dizisi sonucu en az 6 kişi yaralandı. Yaralananlar arasında öğrenciler de var.

Haberlere göre bıçak taşıdığı belirtilen 15 yaşındaki çocuk, cumartesi günü Ufa'daki Devlet Tıp Üniversitesi'nin yurduna girip öğrencilere saldırmaya başladı. Gencin milliyetçi sloganlar attığı ve Nazi sembolü çizdiği bildirildi.

Rusya İçişleri Bakanlığı Sözcüsü Tümgeneral Irina Volk, RTVI haber sitesine yaptığı açıklamada, "Saldırgan gözaltına alınmaya direndi ve bu sırada iki polis memuru bıçaklandı. Ayrıca şüpheli kendine de zarar verdi" dedi. Şüpheli, ağır yaralı halde yerel bir çocuk hastanesine kaldırıldı.

Moskova'nın yaklaşık 1200 km doğusundaki Ufa'daki yetkililer, olayla ilgili üst düzey soruşturma başlattı. Saldırıda yaralanan en az 4 kişi hastaneye kaldırıldı ve birinin durumunun kritik olduğu düşünülüyor. Yaralananlar arasında Hintli öğrenciler de bulunuyor.

Moskova'daki Hindistan Büyükelçiliği, "Ufa'da talihsiz bir saldırı yaşandı. Aralarında 4 Hintli öğrencinin de bulunduğu birçok kişi yaralandı" açıklamasını yaptı.

Büyükelçilik, yetkililerle temas halinde olduğunu ve "Kazan'daki konsolosluktan yetkililerin yaralı öğrencilere yardım etmek üzere Ufa'ya hareket ettiğini" belirtti.

Görgü tanıkları, kaotik anları "her yer kan içindeydi" diyerek anlattı. Ren TV, yaralıların ambulanslarla hastaneye taşındığını gösteren görüntüleri yayımladı.

Yerel Baza kanalına göre, şüpheli yasaklı bir neo-Nazi örgütüne mensuptu. Economic Times'a göre Rusya'daki üniversitelerde 30 binden fazla Hintli öğrencinin eğitim gördüğü tahmin ediliyor.

Independent Türkçe