Libyalı vekiller gizli oturumda seçim ve hükümetin akıbetini görüştü

İngiltere, Trablus’taki Büyükelçisi’nin açıklamalarının Libya halkında yarattığı öfkeyi yatıştırmaya çalıştı.

Libyalılar seçimlerin ertelenmesini protesto için başkent Trablus şehir merkezinde gösteri düzenledi (AFP)
Libyalılar seçimlerin ertelenmesini protesto için başkent Trablus şehir merkezinde gösteri düzenledi (AFP)
TT

Libyalı vekiller gizli oturumda seçim ve hükümetin akıbetini görüştü

Libyalılar seçimlerin ertelenmesini protesto için başkent Trablus şehir merkezinde gösteri düzenledi (AFP)
Libyalılar seçimlerin ertelenmesini protesto için başkent Trablus şehir merkezinde gösteri düzenledi (AFP)

Libya Temsilciler Meclisi dün (pazartesi) Seçim Komisyonu ile Meclis Seçimleri İzleme Komitesi’nin ertelenen cumhurbaşkanlığı ile parlamento seçimlerinin ve Abdulhamid Dibeybe’nin başkanlık ettiği Ulusal Birlik Hükümeti’nin akıbetini görüşmek amacıyla Tobruk kentindeki binasında resmi oturum düzenledi.
Çok geçmeden gizli hale gelen oturumla eşzamanlı olarak Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreteri’nin Libya Özel Danışmanı Stephanie Williams yaptığı açıklamada, seçim sürecinin ilerletilebilmesi için halkın vekillerinin, Seçim Komisyonu’nun seçim yasalarıyla ilgili sunduğu taleplerin ve hukuki itirazların bir an önce iyileştirilmesi noktasında sorumluluklarını yerine getirmelerini umduğunu söyledi. Williams, “2.8 milyon Libyalı kadın ve erkek seçmenin gözü Meclis’e çevrildi” diyerek, Meclis’e başarı temennisinde bulundu.
Libya Temsilciler Meclisi Başkanvekili Fevzi El-Nuveyri, televizyonda canlı yayınlanan Meclis oturumunun açılışından sonra yaptığı açıklamada, milletvekillerinin ulusal güvenliğe ilişkin raporları görüşeceğini belirterek, oturumun geri kalan kısmının gizli bir şekilde süreceğini ifade etti.
Oturumun düzenlenmesi için kanunun öngördüğü katılım oranının sağlandığını söyleyen Nuveyri, “Libya halkı, çözümün Libya’ya ait bir çözüm olması gerektiğini anlamalı. Bizim, uluslararası toplumun müdahalesine değil, yardımına ihtiyacımız var” ifadesini kullandı.
Temsilciler Meclisi Sözcüsü Abdullah Buleyhık, kanuna göre gizlilik gerektiren güvenlik birimlerine ait raporların sunulması için canlı televizyon yayınının kesildiğini söyledi.

Meclis oturumuna 130 vekil katıldı
Buleyhık, oturumdan önceki açıklamasında Temsilciler Meclisi’nin seçim süreci ve bu sürecin karşı karşıya olduğu engellerle ilgili raporları görüşeceğini ifade etmişti. Libya resmi haber ajansı LANA, Temsilciler Meclisi üyelerine dayandırdığı haberinde, toplam 200 vekilin bulunduğu Meclis’te 130 vekilin oturuma katıldığını ve böylece oturumun düzenlenmesi için gerekli katılım oranının sağlandığını aktardı.
Meclis oturumuyla eşzamanlı olarak Tobruk sakinlerinin bir kısmı seçimlerin ertelenmesini protesto için Meclis binası önünde gösteri düzenledi. Göstericiler cumhurbaşkanlığı seçiminin nihai aday listesinin ilan edilmesini talep etti.
İngiltere, gösterilerden sadece birkaç saat önce Libya’daki Büyükelçisi’nin yaptığı tartışmalı açıklamaya yönelik bazı Libyalıların öfkelerini yatıştırmak için çabaladı ve açıklama yoluyla birilerini desteklediği iddiasını yalanladı.
İngiltere’nin Trablus Büyükelçiliği önceki gün yaptığı açıklamada, cumhurbaşkanlığı seçimi adaylarından kamu görevi yapanlara “fırsat eşitliğini güçlendirmek ve çıkar çatışmasının yaşanmasını önlemek için seçim sonuçları açıklanana kadar görevlerine devam etmemeleri” çağrısı yapıldı. Bu açıklamanın, halihazırda başbakanlık koltuğunda oturan ve cumhurbaşkanlığı adaylığı için başvuruda bulunan Dibeybe’ye dolaylı bir mesaj olduğu değerlendirmesi yapılıyor. Libya’da şu anki yürütme otoritesinden yeni bir otoriteye geçişle ilgili İngiltere’nin tutumuna değinilen Büyükelçiliğin açıklamasında, bu geçişin “parlamento ve cumhurbaşkanlığı seçim sonuçlarının erkenden açıklanmasının ardından gerçekleşmesi gerektiği” belirtildi. Açıklamada, İngiltere’nin, bir an önce parlamento ve cumhurbaşkanlığı seçimlerinin yapılması yoluyla mevcut siyasi süreçle ilgili değişmez taahhütlerine bağlı olduğu kaydedildi.
Açıklamada ayrıca, tıpkı Libya halkı gibi, seçimlerin planlandığı şekilde yapılmamasından duyulan hayal kırıklığı dile getirilerek, ilgili makamlara “en az gecikme payıyla” bu seçimleri gerçekleştirme çağrısı yapıldı.
Temsilciler Meclisi’nin seçimlere en kısa zamanda uygun bir zemin hazırlanması amacıyla tüm taraflara yaptığı işbirliği çağrısının ardından, İngiltere Büyükelçiliği Seçim Komisyonu ve “Libya’nın bağımsızlık ve birliğini güçlendirecek olan seçimlerin düzenlenmesiyle ilgilenen” diğer kurumlarının çalışmalarından övgüyle söz etti.
Öte yandan, yerel basın yayın organları, yaklaşık 300 silahlı araçtan oluşan bir askeri konvoyun sürpriz bir şekilde dün Trablus’a giriş yaptığını bildirdi. Konvoyun batı bölgesinden geldiği belirtildi.
Askeri konvoy haberleri, Ulusal Birlik Hükümeti’ne bağlı Terör ve Organize Suçla Mücadele İçin Caydırıcılık Birimi Başkanlığı’nın açıklamasından sonra geldi. Nitekim bu açıklamada Trablus Askeri Bölge Komutanlığı ve 444 Tugayı arasındaki ihtilaflara ve Trablus’ta “yeni bir savaşa yol açacak” noktaya ulaşan çekişmelere işaret ediliyor.
Caydırıcılık Birimi, önceki gün yaptığı açıklamada, kendisini “sonu iyi bitmeyecek olan bu çekişmelerin” dışında tuttu. Birim, Libya ordusunun bir parçası olması dolayısıyla Trablus Askeri Bölge Komutanlığı’na bağlı olan 444 Tugayı ile bir bağlantısı bulunmadığını ve bağımsız olduğunu vurguladı. Bu sırada “Üçüncü Güç” unsurlarının ekonomik haklarını talep etmek amacıyla Misrata Belediye binasını kuşattığını gösteren görüntüler paylaşıldı.
Abdurrauf Kareh başkanlığında aslen milis bir yapı olan Caydırıcılık Birimi, Trablus’ta birbirini izleyen hükümetlerin, güç ve otoritesini dayatmak için sırtını yasladığı bir teşkilatlanma olarak biliniyor.
Diğer taraftan, Akdeniz üzerinden Avrupa’ya geçmeye çalışırken boğulan 12’den fazla göçmenin cansız bedeni Libya açıklarına vurdu.
Libya Kızılayı’nın ülkenin doğusuna yaklaşık 120 kilometre uzaklıktaki sahil kenti Hums’ta bulunan şubesinden yapılan açıklamada, yerel makamlarla yürütülen iletişimin ardından El-Alusa bölgesindeki kıyıya vuran 15 kişinin cansız bedenine ulaşıldığı bildirildi. Söz konusu cesetlerin 12’si erkek, ikisi kadın ve bir bebeğe ait olduğu aktarılan açıklamada, olaydan sağ kurtulan 3 kişinin, bindikleri teknede 36 kişinin bulunduğu bilgisini verdikleri kaydedildi.
Hums Eğitim Hastanesi Başhekimi Usame es-Sakit, çürümeyen cesetlerin yaklaşık bir gün boyunca denizde kaldığını ve hastane morguna kaldırıldığını söyledi. İçişleri Bakanlığı ise 60 kişilik bir göçmen grubuna ait cesetlere ulaşıldığını ve bunların denizde rotalarını kaybeden kişilere ait cesetler olduğu tahmininde bulundu. Bakanlığın paylaştığı fotoğraflarda cesetler, siyah poşetlere konulmadan önce görülebiliyor.
Uluslararası Göç Örgütünden yapılan açıklamaya göre bu yıl içinde yaklaşık bin 500 göçmen Akdeniz’de yaşanan gemi ve tekne kazalarında boğularak hayatını kaybetti. Bu da 2015 yılındaki rakamlara kıyasla bu yıl daha fazla kişinin denizi geçmeye çalıştığı anlamına geliyor.



Irak bugün Kürt peşmerge güçlerinin birleştirilmesi sürecini tamamlıyor

Kürdistan Bölgesel Yönetimi Peşmerge Bakanlığı yetkilileri, Bağdat’ta güvenlik koordinasyonu amacıyla düzenlenen bir toplantıda. (Arşiv, Resmî medya)
Kürdistan Bölgesel Yönetimi Peşmerge Bakanlığı yetkilileri, Bağdat’ta güvenlik koordinasyonu amacıyla düzenlenen bir toplantıda. (Arşiv, Resmî medya)
TT

Irak bugün Kürt peşmerge güçlerinin birleştirilmesi sürecini tamamlıyor

Kürdistan Bölgesel Yönetimi Peşmerge Bakanlığı yetkilileri, Bağdat’ta güvenlik koordinasyonu amacıyla düzenlenen bir toplantıda. (Arşiv, Resmî medya)
Kürdistan Bölgesel Yönetimi Peşmerge Bakanlığı yetkilileri, Bağdat’ta güvenlik koordinasyonu amacıyla düzenlenen bir toplantıda. (Arşiv, Resmî medya)

Irak Kürdistan Bölgesel Yönetimi makamları, bugün Kürt peşmerge güçlerinin birleştirilmesinin ilanı dolayısıyla resmî bir tören düzenlemeye hazırlanıyor. Böylece Kürdistan Bölgesi’nde Peşmerge Bakanlığı’nın dışında herhangi bir Kürt silahlı gücünün bulunmadığı yeni bir döneme geçilmesi hedefleniyor.

Şarku’l Avsat’ın Irak Haber Ajansı’ndan (INA) aktardığına göre, Kürdistan Bölgesi Başkanlığı Sözcüsü Dilşad Şehab, bugün “peşmerge güçlerinin birleştirilmesinin ilan edileceğini ve 21 Eylül’den sonra Peşmerge Bakanlığı bünyesi dışında hiçbir peşmerge gücünün kalmayacağını” söyledi. Şehab, bu adımın güçlerin bakanlık çatısı altında birleştirilmesi için uzun süredir yürütülen çalışmaların sonucu olduğunu belirtti.

Şehab, birleştirme sürecinin 2016 yılında başladığını ve özellikle siyasi anlaşmazlıklar nedeniyle geçen yıllarda önemli zorluklarla karşılaşıldığını ifade etti. Kürdistan Bölgesi Başkanı Neçirvan Barzani’nin yürüttüğü çabaların yanı sıra, koalisyon güçleri ve dost ülkelerin desteğinin bu zorlukların aşılmasına ve birleşme sürecinin tamamlanmasına katkı sağladığını kaydetti.

Şehab ayrıca, sürecin tamamlanmasının ilan edileceği törenin, Kürdistan Bölgesi Başkanı’nın himayesinde ABD Savunma Bakanlığı ile Kürdistan Peşmerge Bakanlığı arasında imzalanan mutabakat zaptının dördüncü yıl dönümünde gerçekleşeceğini belirtti. Söz konusu mutabakat, peşmerge güçlerinin birleştirilmesini ve bu güçlere destek sağlanmasını amaçlıyordu.

Irak’taki bütün silahlı grupların, Irak’a destek veren uluslararası koalisyon güçlerinin ülkeden tamamen çekilmesini tamamlamasının ardından, silahlarını en geç bu ayın 30’una kadar devlete teslim etmeleri bekleniyor.

Irak hükümeti, silahların teslim edilmesi dosyasına ilişkin bir mekanizma üzerinde anlaşmaya varmak amacıyla başta Hizbullah Tugayları, Ensarullah el-Evfiya, El-Nuceba, Seyyidü'ş Şüheda, Seraya Evliyaü'd Dem ve Ehli Kehf olmak üzere silahlı grupların temsilcileriyle müzakereler yürütüyor.


Halep’in güneyinde Suriye ordusuna ait silah depolarında patlamalar

İsrail’in Suriye ordusuna ait askeri noktayı hedef alan hava saldırısının ardından Şam’ın bir banliyösünden yükselen dumanlar, (Arşiv-AFP)
İsrail’in Suriye ordusuna ait askeri noktayı hedef alan hava saldırısının ardından Şam’ın bir banliyösünden yükselen dumanlar, (Arşiv-AFP)
TT

Halep’in güneyinde Suriye ordusuna ait silah depolarında patlamalar

İsrail’in Suriye ordusuna ait askeri noktayı hedef alan hava saldırısının ardından Şam’ın bir banliyösünden yükselen dumanlar, (Arşiv-AFP)
İsrail’in Suriye ordusuna ait askeri noktayı hedef alan hava saldırısının ardından Şam’ın bir banliyösünden yükselen dumanlar, (Arşiv-AFP)

Halep’in güney kırsalındaki bölgeler, bugün sabaha karşı Suriye ordusuna ait silah depolarında meydana gelen patlama sesleriyle sarsıldı.

Halep Sivil Savunma Operasyonları Komutanı Faysal Muhammed Ali, “Halep’in güneyindeki el-İys bölgesinde patlamaların devam etmesi, ambulans ve kurtarma ekiplerinin olay yerine ulaşmasını engelliyor” dedi.

Ali, Suriye Haber Ajansı’na (SANA) yaptığı açıklamada, sivilleri patlamaların meydana geldiği bölgeye yaklaşmamaları konusunda uyardı.

Halep Valisi Azzam el-Garib de el-İys ve çevresinde patlamalar meydana gelmesi nedeniyle bölge halkına bölgeye gitmemeleri çağrısında bulundu. Garib, “Herkesten evlerinden çıkmamalarını, patlama bölgelerine gitmemelerini ve güvenlikleri ile müdahale ekiplerinin güvenliği için bu alanların yakınında toplanmamalarını rica ediyoruz” ifadelerini kullandı.

Garib ayrıca, “Hastaneler ile ambulans ve acil müdahale ekipleri teyakkuz halinde. İlgili makamlar sahadaki durumu takip ediyor ve her türlü acil duruma müdahale ediyor” dedi.

Suriye İçişleri Bakanlığı ise “el-İys’teki patlamaların ardından Şam-Halep uluslararası yolunun, İbcla Üniversitesi kavşağı ile Han Tuman Köprüsü’nde Halep yönünden trafiğe kapatıldığını” duyurdu.

Patlamaların meydana geldiği bölgeye yakın el-İys ve ez-Zerbe sakinleri, durumu korkutucu olarak nitelendirdi. Bölge sakinleri, onlarca füzenin havada uçtuğunu ve patlamaların bölgede büyük paniğe yol açtığını belirtti.

Şarku’l Avsatın DPA’dan aktardığına göre Halep’in güneyindeki el-İkarda bölgesinde yaşayanlar, “el-İys ve Tel Hediye beldelerinde şiddetli patlama sesleri duyuluyor. Füzelerin havada uçtuğu ve patladığı görüldü” dedi.

Bölge sakinleri ayrıca, “Hiç kimse askeri mevzilere yaklaşamıyor. Mevziilerde çok sayıda asker bulunuyor ancak onlardan ne durumda olduğu bilinmiyor” ifadelerini kullandı.

Halep kentinde yaşayanlar da patlama seslerinin kentten yaklaşık 30 kilometre uzaklıktaki el-İys beldesinden açıkça duyulduğunu belirtti.

El-İys bölgesi ve Halep’in güneyindeki diğer bölgelerin, muhalif grupların Halep’e girmesinin ardından İdlib vilayetine ve buradan Şam’a doğru ilerlediği dönemde İran Devrim Muhafızları ve Lübnan Hizbullahı güçlerinin kontrolünde olduğu belirtiliyor.


Rusya Suriye sahilinde kalıyor ancak misyon değişiyor

Mutabakat, askeri üs ve tesislerin işlevini yeniden tanımlayarak, bunların Şam ile Moskova arasında ortak eğitim ve yetiştirme merkezlerine dönüştürülmesini öngörüyor. (Independent Arabia)
Mutabakat, askeri üs ve tesislerin işlevini yeniden tanımlayarak, bunların Şam ile Moskova arasında ortak eğitim ve yetiştirme merkezlerine dönüştürülmesini öngörüyor. (Independent Arabia)
TT

Rusya Suriye sahilinde kalıyor ancak misyon değişiyor

Mutabakat, askeri üs ve tesislerin işlevini yeniden tanımlayarak, bunların Şam ile Moskova arasında ortak eğitim ve yetiştirme merkezlerine dönüştürülmesini öngörüyor. (Independent Arabia)
Mutabakat, askeri üs ve tesislerin işlevini yeniden tanımlayarak, bunların Şam ile Moskova arasında ortak eğitim ve yetiştirme merkezlerine dönüştürülmesini öngörüyor. (Independent Arabia)

Mustafa Rüstem

Rusya’ya ait bir gemi konvoyunun Suriye’nin batısındaki Tartus’a ulaşmasıyla birlikte, Rusya’nın Akdeniz kıyısındaki iki üssünden birinin bulunduğu bu limana Moskova-Şam mutabakatının ardından gelen ilk gemilerin ne taşıdığı gündeme geldi. Söz konusu mutabakat, Rusya’nın Suriye topraklarındaki varlığının geleceğine ilişkin düzenlemeleri içeriyor.

Rus konvoyunda yer alan dört gemi, bu ayın 7’sinde Akdeniz’e ulaştı. Rus çarlarının, 2024’ün sonlarında başlıca müttefikleri olan Suriye eski Devlet Başkanı Beşşar Esed’in devrilerek Moskova’ya kaçmasının ardından da Akdeniz’deki varlığını korumaya çalıştığı biliniyor.

Askeri-teknik iş birliği

Deniz istihbarat şirketi Sea Max’in uydu görüntüleri üzerinden yaptığı ilk incelemeye göre Rusya’ya ait Sparta ve ikmal gemisi Akademik Paşin konvoyda yer aldı. Reuters ise konvoydaki iki gemiyi görüntülerken, Rus petrol tankeri General Skobelev’in Suriye açıklarında demirlediğini ve boşaltma operasyonu sırasında limanın üzerinde bir gözetleme balonunun uçtuğunu bildirdi.

Bu sırada Sparta gemisi, Hmeymim ve Tartus üslerine gönderilen mühimmatın da bulunduğu malzemeleri boşalttı. Konvoydaki dördüncü gemi ise Rusya’ya ait Amiral Levçenko destroyeri. Konvoyun Cebelitarık Boğazı’nı geçerek Akdeniz’e yönelmesi ve gemilerin sinyal yayınlarını kesmesinin ardından, uydu takibiyle Suriye kıyılarına ulaştıkları doğrulandı.

Rus siyasi işler uzmanı Dr. Roland Bijamov yaptığı değerlendirmede, Rus gemilerinin faaliyetlerinin iki ülke arasındaki yeni ilişkiler ve ikili iş birliği çerçevesinde, askeri-teknik iş birliğinin yeni bir modeli kapsamında yürütüldüğünü söyledi. Bijamov, Suriye Genelkurmay Başkanı’nın Hmeymim Üssü’ne gerçekleştirdiği ilk ziyaretin, tarafların son dönemde vardıkları anlaşmaları fiilen uygulama aşamasına geçtiğini gösterdiğini belirtti.

 Rusya Akdeniz'den çekilmeyecek, Akdeniz'e kıyısı bulunan iki Suriye üssünde varlığını sürdürecek (Independent Arabia)
Rusya Akdeniz'den çekilmeyecek, Akdeniz'e kıyısı bulunan iki Suriye üssünde varlığını sürdürecek (Independent Arabia)

Bijamov’a göre Rusya Akdeniz’den çekilmeyecek; Tartus ve Hmeymim’deki varlığını sürdürecek, ancak buradaki faaliyetlerini ortak eğitim merkezleri ve lojistik merkezler şeklinde yeniden yapılandıracak.

Rusya’nın yeni Suriye ordusuna silah tedariki konusunda ise Bijamov, bunun mümkün olduğunu ancak sürecin kademeli ve pratik şekilde ilerleyeceğini, ilk aşamada Şam yönetimine yeni ordunun ihtiyaç duyduğu yedek parçalar ile askeri teçhizat bileşenlerinin sağlanmasıyla sınırlı kalacağını ifade etti.

Rus gemilerinin gelişinin, Suriye Genelkurmay Başkanı’nın Rus üssüne gerçekleştirdiği askeri heyet ziyarete paralel olarak gerçekleştiğine dikkat çeken Bijamov, iki gelişmenin aynı sürecin birbirine bağlı parçaları olduğunu belirtti. Bijamov’a göre Moskova, yeni koşullar altında varlığını sürdürürken, Şam da diğer uluslararası aktörlere karşı elini güçlendiren bir konum elde ediyor. Sürecin temelinde ise pragmatizm ve ortak çıkarlar bulunuyor.

Mutabakat ve Rusya’nın varlığı

Suriye-Rusya ilişkilerini takip eden uzmanlara göre, gerçekleşen gelişmeler Şam’ın dış politikasında, Suriyelilerin hafızasında önemli yer tutan en karmaşık meselelerden birinin çözümü açısından yeni bir adım oluşturuyor. Böylece iki taraf arasındaki eski düşmanlık, barış ve karşılıklı çıkar ilişkisine dönüştürülürken, uzun süre Rusya’nın mutlak nüfuzu altında bulunan bir bölgede Suriye egemenliğinin yeniden tesis edilmesi hedefleniyor.

Suriye Genelkurmay Başkanı’nın Rus üslerine yaptığı ziyaretin ardından Suriye Dışişleri Bakanı Esad el-Şeybani de cuma günü Lazkiye Uluslararası Havalimanı’nı ziyaret etti. Şeybani’ye Genelkurmay Başkanı, deniz ve hava kuvvetleri komutanları ile askeri istihbarat başkanı eşlik etti. Heyet, mutabakatın uygulanmasına ilişkin süreci takip etmek ve üzerinde anlaşmaya varılan uygulama adımlarının ne aşamada olduğunu değerlendirmek üzere bazı Rus yetkililerle bir toplantı gerçekleştirdi.

Moskova ile Şam arasında Rusya’nın iki üssünün geleceğine ilişkin müzakereler bir buçuk yılı aşkın süre devam etti. Taraflar, sivil nitelikteki tesislerin yönetiminde Suriye egemenliğini güvence altına alan bir anlaşmaya vardı. Buna göre Hmeymim Havalimanı ve Tartus Limanı’ndaki dördüncü ticari rıhtım gibi tesislerin kademeli olarak yeniden işletmeye alınması ve sivil yatırımlara açılması öngörülüyor.

Buna karşılık mutabakat, askeri nitelikteki tesislerde Rusya’nın varlığını yeniden düzenlerken, Akdeniz kıyısındaki bu bölgede Suriye’nin ulusal egemenliğini de güvence altına alıyor. Suriye Dışişleri Bakanlığı’nın konuya ilişkin açıklamasına göre yeni düzenlemelerin uygulanması için üç ayı aşmayacak net bir takvim belirlendi.

Eğitim ve silahlandırma

Suriye’nin resmi haber ajansı SANA’nın haberine göre taraflar, 9 Ağustos’ta imzalanan mutabakat kapsamında askeri üs ve tesislerin işlevlerini yeniden düzenleyerek bunları ortak eğitim ve yetiştirme merkezlerine dönüştürme konusunda anlaşmaya vardı.

Askeri analist Ahmed Kabalan yaptığı açıklamada, anlaşmanın yeni Suriye ordusuna teknik destek sağlanmasının yanı sıra eğitim ve yetiştirme faaliyetlerine katkıda bulunmasının önünü açtığını söyledi. Kabalan, özellikle Şam’ın kurtarılmasının ilk günlerinde İsrail hava saldırılarında imha edilen ağır araçların ve hava savunma sistemlerinin onarımı konusunda iş birliği yapılabileceğini ifade etti.

Kabalan’a göre bunun karşılığında Moskova Akdeniz’deki iki üssünü koruyacak. Tartus Üssü’nün, Rusya’ya Akdeniz’in güney kesimindeki NATO faaliyetlerini izleme imkânı sağlaması nedeniyle önemli olduğunu belirten Kabalan, üssün kaybedilmesinin bölgedeki güç dengesini etkileyebileceğini, ayrıca farklı ülkelerde yürütülecek operasyonlar için bir ikmal ve hareket noktası niteliği taşıdığını ifade etti.

Suriye Gelecek Hareketi ise yayımladığı açıklamada, mutabakat hükümlerinin uygulanmasının hızlandırılması çağrısında bulundu. Açıklamada, açık bir uygulama planı, kesin takvimler ve askeri tesislerin sivil ve eğitim merkezlerine fiilen dönüştürülmesini denetleyecek mekanizmalar oluşturulması istendi. Ayrıca Lazkiye Havalimanı ve Tartus Limanı’nın geliştirilmesine yönelik kapsamlı bir plan hazırlanması ve geri alınan tesislerin yönetiminde şeffaflığın artırılması, işletme faaliyetleri ve gelirler konusunda düzenli raporlar yayımlanması talep edildi.

Rusya’nın Suriye’deki askeri varlığı

Moskova, 2011’de Suriye’de halk hareketinin başlamasının ardından ülkenin içişlerine doğrudan müdahil oldu. Şarku’l Avsat’ın Independent Arabia'dan aktardığı analize göre Rusya, Çin’le birlikte Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nde veto yetkisini kullanarak Esed yönetimi ile muhalifler arasındaki çatışmaları sona erdirecek uluslararası kararların önünü kesti.

Askerî açıdan Rusya’nın Suriye’deki varlığı 2015’te önemli ölçüde arttı. Moskova, önceki Suriye yönetimine silah ve teknoloji desteği sağlarken, Hmeymim ve Tartus’taki faaliyetlerini genişletti; ayrıca ülkenin farklı bölgelerinde çok sayıda askeri üs ve nokta kurdu.

Esed’in devrilmesine kadar devam eden bu varlığın ardından, muhaliflerin 27 Kasım 2024’te Halep’e yönelik operasyon başlatmasıyla Rusya, kentteki son askeri noktası olan Esed Askeri Akademisi’nden personelini çekti. Rusya ayrıca ağır araçlarını ve gelişmiş savunma sistemlerini batıdaki Hmeymim ve Tartus üslerine taşıdı ve varlığını korumak amacıyla diplomatik çözüm arayışlarına yöneldi.