Galatasaray'da elde kaldı Avrupa

Türkiye Kupası'ndan elenen, Süper Lig'de liderin 19 puan gerisinde kalan Galatasaray için tek hedef UEFA Avrupa Ligi kaldı / Fotoğraf: AA
Türkiye Kupası'ndan elenen, Süper Lig'de liderin 19 puan gerisinde kalan Galatasaray için tek hedef UEFA Avrupa Ligi kaldı / Fotoğraf: AA
TT

Galatasaray'da elde kaldı Avrupa

Türkiye Kupası'ndan elenen, Süper Lig'de liderin 19 puan gerisinde kalan Galatasaray için tek hedef UEFA Avrupa Ligi kaldı / Fotoğraf: AA
Türkiye Kupası'ndan elenen, Süper Lig'de liderin 19 puan gerisinde kalan Galatasaray için tek hedef UEFA Avrupa Ligi kaldı / Fotoğraf: AA

Ziraat Türkiye Kupası 5. Tur karşılaşmasında TFF 1. Lig'in 18. sırasında bulunan Denizlispor'a yenilerek turnuvaya veda eden Galatasaray'da kötü gidiş sürüyor.
Nef Stadı'nda birçok gol pozisyonuna giren ancak bunları değerlendiremeyen sarı-kırmızılı futbolcular, normal süresi 3-3 berabere biten ve penaltılara giden karşılaşmada rakibine 9-8 yenilerek kupaya veda etti.
Maç boyu üstün olan ve rakibi karşısında rekor pozisyona giren Galatasaray'da eleştiriler sarı-kırmızılı ekibin hücum hattına ve kalecisi İsmail Çipe'e yöneldi.
Tecrübeli antrenör Fatih Terim de elendikleri maçta çok sayıda gol pozisyonunu değerlendirememenin bedelini kötü bir şekilde ödediklerini söyledi.
Oysa bu sezon UEFA Avrupa Ligi'nde tarihi başarıya imza atan Galatasaray'ın ülke sınırları içerisinde bu durumun tersini yaşatması dikkatlerden kaçmadı.
Süper Lig'de ilk yarıyı 10. sırada tamamlayan Fatih Terim'in öğrencileri, lider Trabzonspor'un 19 puan gerisinde kalarak şampiyonluk şansını mucizelere bıraktı. 
Lig şampiyonluğu hayal olan ve mart ayındaki Avrupa maçlarına kadar tutunacağı son dal olan kupaya da veda eden sarı-kırmızılılar, Süper Lig'i ilk 4'te bitiremezse Avrupa'ya açılan son kapısını da kapattı ve gelecek sezonu da tehlikeye attı.

Mustafa (Mostafa) Muhammed, takımının üçüncü golünü takım arkadaşlarıyla kutladı / Fotoğraf: AA
"Bir egoistlik var, bu da takım üzerinde ciddi bir disiplinsizlik olduğunu gösteriyor"
Spor yazarı Levent Tüzemen, Galatasaray'daki kötü gidişi, tek hedefin olumsuz yanlarını ve bundan sonra yapılması gerekenleri Independent Türkçe'ye değerlendirdi.
Galatasaray'ın Denizlispor karşısında aldığı sonucu bireysel hataların doğurduğunu söyleyen Tüzemen, bunun en belirgin nedenin kalite eksikliği olduğunu söyledi.
Galatasaray'ın çok gol çok pozisyon bulduğunu ancak rakibinin de üstün bir performans ortaya koyması nedeniyle bunu değerlendiremediğini aktaran Tüzemen, "Burada bir egoistlik var. Bu da takım üzerinde ciddi bir disiplinsizlik olduğunu gösteriyor. Yani bir değil birçok maçta böyle. Bunu geçen sefer de 'Halil ders alsın Kerem'den' diye yazmıştım. O Kerem de beni yanılttı. Net pozisyonda arkadaşına boş kaleye gol attırmak varken kendi vurdu. Bu disiplinsizlik ve egoistliğe Fatih Terim'in dur dememesi beni şaşırtıyor. Çünkü Terim'in takımlarında bu disiplinsizlik olmaz" dedi. 
Maçın son bölümlerinde turun geldiği düşünülerek yapılan oyuncu değişikliklerine de değinen Tüzemen, "Hocanın büyük bir yanlışı oldu orada. Maçı kazandı. Turu geçti zannetti. Değişiklikleri yaptı. Genç çocuk soktu oyuna. Bu gerçekten bir şanssızlık oldu Kaan Arslan adına. Maç uzatmaya gitti. Bir de 10 kişi kaldı Galatasaray. Ona rağmen pozisyonları var. Halil'in karşı karşıya kaçırdığı var" yorumunu yaptı. 

"Kalite de oyun bilgileri de yetmiyor sorun burada"
Ziraat Türkiye Kupası'nda VAR sisteminin son 16 turundan itibaren kullanıma başlanmasının hata olduğunu, tüm maçlarda sistemin devrede olması gerektiğine vurgu yapan Tüzemen, şunları kaydetti:
"VAR sisteminin kupada son 16'da başlayacak olması büyük hata. Çünkü Galatasaray'ın yediği birinci gol ofsayt gördüğüm kadarıyla. Galatasaraylı oyuncular VAR'a göre oynuyorlar. Denizlispor oynamıyor. Yapılan bir hatalı düdüğün geri dönüşü maalesef olmuyor. Bu büyük bir hata ama sonuçta Galatasaray gibi büyük, rakibine göre çok daha pahalı olan bir takım 3-3 götürdüğü uzatmada bu golleri atmalı. Milli takımın santrforlarından biri olan Halil o golü atmalı. Kerem milli takımın önemli oyuncusuysa o pasları vermeli. Muhammed'in santrfor olarak baktığımız zaman hep toplara abanarak vuruyor. Futbolun bir de tekniği var. Kaleciden dönen topu direğe çarptırma, başkası olsa gol olur. Yumuşak vuruş yapsan gol olur. Mesela Cicaldau, Alper'in kafasından çıkan topu tavana vursa gol olur. Ben bunu laubalilik olarak görüyorum. Kalite de oyun bilgileri de yetmiyor sorun burada. Galatasaray 'genç takım kurdum' diyor ama kaliteli takım kurmadığını söyleyebilirim."
Yazılı ve görsel medyada son dönemde sıkça dile getirilen ve teknik direktör Fatih Terim'in yardımcı ekip kadrosunun yetersiz olduğu yönündeki iddiaları da değerlendiren Tüzemen, "Benim sözüm şu: Akıllı adamlar aklını kullanır. Daha akıllı adamlar başkalarının da aklını kullanır. Benim vereceğim cevap bu. Kimler buradan ne anlarlarsa onu anlasınlar" diye konuştu. 

"Galatasaray için öncelikli hedef Avrupa'da bir yerlere gelmeye çalışmak olmalı"
Galatasaray'ın hedefinin Avrupa olacağını dile getiren Tüzemen, "Galatasaray için bence öncelikli hedef Avrupa'da bir yerlere gelmeye çalışmak olmalı. Bu saatten sonra üst üste seri galibiyetler yakalarsa, Avrupa şansını elde eder. Çünkü yukarıdaki takımların da puan kaybedeceğini düşünüyorum" şeklinde görüş belirtti. 
Fatih Terim'in ocak ayında transfer yapılmayacağı yönündeki açıklamaları da değerlendiren Tüzemen, şunları söyledi:
"Ben bir kongre üyesi olarak biliyorum ki Galatasaray ekonomik yapısı şu an transfer yapmaya izin vermiyor. Mustafa Muhammed'in ödemeleri bir ölçüde şubat ayında gelecek olan paralardan verilecek. Ama şu gerçek, Galatasaray transfer yapamazsa bu kadroyla zaten ikinci yarıda bir yere gelemez. Üretmeyen bir orta saha ile başarılı olamaz. Bir de takımı sürekli değiştirdiğin zaman oyuncuların özgüveni zarar görüyor. En büyük sıkıntı bu. Galatasaray'ın Avrupa'daki başarısı, elindeki mevcut kadroyu oynatabilecek bir oyun tespit etmesine bağlı. Yani o oyunla rakiplerini durdurdular. Pozisyon vermemek üzere kurulmuş bir oyunla. Ancak ligde aynı oyunu oynamadılar. Bu oyunu Türkiye Ligi'ne taşısalardı Galatasaray 19 puan değil de belki 8 puan geride olabilirdi. Fatih Terim buna kafa yormadı. Maalesef hocanın büyük eksikliği var kadro mühendisliği konusunda."
 
"Bu orta sahayla Galatasaray bir yere gidemez, bunlar kaliteyle orantılı işler"
Sezon başında alınan Cicaldau-Morutan ikilisi ile Berkan-Taylan'ın etkisiz oyununu vurgu yapan Tüzemen, "Galatasaray transfer yapamıyor' diyorsun ama 6 buçuk milyon euroya Cicaldau gibi adam alır mısın? Almazsın. Morutan gibi bir adamı alır mısın? Bunlar az üreten insanlar. Hadi Cicaldau'yu bir kenara koyalım ama bu adamlar bu seviyede maçlar oynamamışlar. Bir de bunlar geleceğin büyük yetenekleri olarak geldi. Avrupa'nın göbeğinde bulunan Romanya'daki bu oyuncuları kimse keşfetmemiş de Galatasaray mı keşfetmiş? Ben bu ikisinin çok üst düzey oyuncular olduklarını düşünmüyorum. Kaldı ki Berkan-Taylan ikilisi üretmeyen bir orta saha. Yani bal yapmayan arıya benziyorlar. Bu orta sahayla Galatasaray bir yere gidemez. Bunlar kaliteyle orantılı işler" değerlendirmesinde bulundu. 

"Şampiyonluk fotoğraflarına bakın, orta sahada kimlerin ne kadar etkili olduğunu görürsünüz"
Galatasaray yönetimine de ara transfer döneminde mutlaka 2 iyi orta saha transfer etmesini öneren Tüzemen, sözlerini şöyle noktaladı:
"Galatasaray yönetimi fedakarlık yapacaksa 1-2 iyi orta saha alması lazım. Ligin ikinci yarısında etkili olmak için iki tane iyi orta saha olması lazım. Diagne'nin ne kadar sürede döneceğini bilmiyorum. Belki sezonu kapattı. İyi bir santrafor alınması lazım. Sağ bekle sol bekle Fatih Terim uğraşmasın. Bakın şampiyon olduğu dönemlere. Emre-Okan-Suat, Selçuk-Melo, Fernando-Ndiaye, Fernando-Donk. Bu kadar basit. Şampiyonluk fotoğraflarına baktığınız zaman orta sahada kimlerin ne kadar etkili olduğunu görebiliyorsun. Bu orta saha ile Galatasaray'ın etkili olma şansı yok."
Independent Türkçe



Floyd Mayweather-Mike Tyson maçı iptal mi oldu?

Fotoğraf: Reuters
Fotoğraf: Reuters
TT

Floyd Mayweather-Mike Tyson maçı iptal mi oldu?

Fotoğraf: Reuters
Fotoğraf: Reuters

Floyd Mayweather'ın Mike Tyson'la yapması planlanan maç, farklı bir "Demir Mike"ın Mayweather'ın bir sonraki rakibi olacağını iddia etmesiyle belirsizliğe girdi.

Eylülde Mayweather'ın 2026 baharında Tyson'la ringe çıkacağı ve iki Amerikalı boks efsanesinin gösteri maçında karşı karşıya geleceği duyurulmuştu.

O zamanlar tarih veya yer teyit edilmemiş olsa da 59 yaşındaki Tyson daha sonra maçın martta Afrika'da yapılacağını iddia etmişti.

Şimdiyse eski kickboks şampiyonu Mike Zambidis'in sosyal medyada Mayweather'la bir maçın tanıtımını yapmasıyla durum karıştı.

Zambidis, Instagram'da maçın tarihini 27 Haziran ve mekanını memleketi Yunanistan'ın başkenti Atina'daki Oaka Arena olarak belirten bir poster paylaştı.

Poster ayrıca etkinliğin "dünya çapında canlı yayımlanacağını" da ima ediyordu ancak yayıncı açıklanmadı. Organizatörler Mayweather Promotions, Zambidis Club ve Front Row Fight Series olarak listelendi.

Zambidis gönderide "Tarih yazılmak üzere" ifadesini kullanırken, Mayweather henüz posteri veya böyle bir dövüşle ilgili herhangi bir detayı paylaşmadı.

dvfgt
Mike Zambidis (sağda), sosyal medyada Floyd Mayweather'la dövüşünün tanıtımını yaptı (@ironmikezambidisofficial/Instagram)

48 yaşındaki boksör, en son Ağustos 2024'te John Gotti III'le bir gösteri maçında karşı karşıya gelmişti. Bu maç, 5 sıkletteki eski dünya şampiyonunun 2017'de profesyonel boks kariyerini sonlandırdıktan sonra çıktığı çok sayıda gösteri maçından biriydi.

Öte yandan 45 yaşındaki Zambidis kickboksta birden fazla şampiyonluğa sahip. Son kickboks maçı, Mayweather'la olası karşılaşmasından tam 11 yıl önce, 27 Haziran 2015'teydi.

Zambidis'in bu paylaşımının Mayweather-Tyson karşılaşması için ne anlama geldiği belirsiz. Bu maçın Tyson'ın YouTuber Jake Paul tarafından profesyonel müsabakada puanla yenilmesinden yaklaşık 18 ay sonra gerçekleşmesi planlanıyordu.

Mayweather'ın adı ayrıca 2015'te tüm zamanların en kazançlı boks maçında puanla yendiği rakibi Manny Pacquiao'yla rövanş maçı için de geçiyor.

Independent Türkçe


Buzda strateji ve hassasiyet: Curling hakkında her şey

Curling, 1998'den beri kış olimpiyatlarında yer alıyor (Reuters)
Curling, 1998'den beri kış olimpiyatlarında yer alıyor (Reuters)
TT

Buzda strateji ve hassasiyet: Curling hakkında her şey

Curling, 1998'den beri kış olimpiyatlarında yer alıyor (Reuters)
Curling, 1998'den beri kış olimpiyatlarında yer alıyor (Reuters)

Adrenalin'den herkese merhaba. Kış sporları serimizde bu hafta buz üstünde milimetrik hesaplarla yapılan bir mücadele olan Curling'i inceliyoruz.

Curling, buz üzerinde oynanan takım sporları arasında en farklılarından biri. Bu sporda karşı karşıya gelen iki takım, yaklaşık 20 kilogram ağırlığındaki taşları, buz yüzeyinde belli bir hedefe en yakın olacak biçimde yerleştirmeye çalışıyor.

Her takımda 4 oyuncu var ve her oyuncu belirli bir sırayla taşı kaydırıyor. Amaç, bu taşları "ev" adı verilen çemberin merkezine ulaştırmak.

Oyun boyunca en yakın taşların sayısı kadar puan alınıyor ve toplamda en çok puanı toplayan takım maçı kazanıyor.

Curling, özel olarak hazırlanmış bir buz pistinde oynanıyor. Pistler genellikle 45 metre uzunluğunda ve 5 metre genişliğinde.

Ev, içi boyalı dairelerden oluşuyor ve puanlar, taşların merkeze olan uzaklığına göre hesaplanıyor. Buz, üzerine su püskürtülerek pürüzlü hale getiriliyor. Bu taşın pist üzerinde daha kontrollü kaymasını sağlıyor.

Oyun, her iki takımın da taşlarını sırayla gönderdiği "end"ler üzerinden ilerliyor. Bir end, her takımın belirlenmiş sayıda taşı hedefe göndermesiyle tamamlanıyor.

Karşılaşmalar genellikle 10 end sürüyor. Ancak bazı kulüp ve turnuva formatlarında 8 endlik maçlar da var. Her end sonunda en yakın taşı olan takım puan alıyor.

Kökeni 16. yüzyıla uzanan Curling, İskoçya'nın donmuş göletlerinde oynanan bir oyun olarak doğdu.

İskoç göçmenlerin Kuzey Amerika'ya taşıdığı bu oyun, zaman içinde standartlaşarak uluslararası bir spor haline geldi.

Günümüzde kış olimpiyatlarında ve dünya şampiyonlarında düzenli olarak müsabakalar gerçekleştiriliyor. 

Curling eşsiz bir strateji oyunu çünkü taşları hedefe yaklaştırırken rakibin taşlarını da engellemek veya dışarı atmak gerek. Bu nedenle spor bazen "buz üzerinde satranç" diye anılıyor.

Her oyuncunun nişan alması, taşın hızını ve yönünü doğru hesaplaması gerek çünkü pist üzerinde minik eğimler ve buz yüzeyinin pürüzlü yapısı taşın rotasını etkiliyor.

Taşlar hafifçe döndürülerek, yani "curl" yapılarak atılıyor, sporun adı da buradan geliyor.

Takımların her oyuncusu genellikle iki taş atıyor ve takım sırasıyla lead, second, third ve skip pozisyonlarına göre atış yapıyor. Takımın kaptanı olan skip, hem stratejiyi belirliyor hem de genellikle son taşları atıyor. Bir takımın her taşla yaptığı hamle, o endin sonucunu doğrudan etkiliyor.

Curling stratejisinin önemli bir parçası da "süpürme" tekniği. Taş buz üzerinde kayarken diğer oyuncular pistin yüzeyini süpürüyor. Bu süpürme, buz yüzeyinin pürüzlü tabakasını geçici olarak ısıtarak taşın daha uzun mesafe gitmesini sağlıyor. Ayrıca süpürme işlemi, taşın rotasını daha düz tutmak veya istenen eğriliği azaltmak için de kullanılıyor.

Bu kontrollü buz ısıtma ve temizleme, takımların taşın hedefe daha doğru ve hızlı ulaşmasını sağlıyor.

Süpürme ekipmanları da dikkatle düzenleniyor. Modern süpürge başlıkları sentetik malzemelerden yapılırken, sadece onaylı modeller yarışlarda kullanılabiliyor. 2010'ların ortalarında bu konuda bir tartışma yaşanmış ve yeni başlık teknolojilerinin oyunu fazla etkilemesi sonucu kurallarda standardizasyon getirilmişti.

Bu da süpürmenin sadece taktiksel değil aynı zamanda kurallar çerçevesinde yapılması gerektiğini gösteriyor.

Curling maçlarında kullanılan taşlar, özel granit türünden üretilir ve her biri yaklaşık 20 kilogram ağırlığında. Bu taşlara sap takılır; takımlar genellikle kırmızı ya da sarı sap renkleriyle kendi taşlarını ayırt eder. Buz üzerinde taşın bırakılma anı, kullanılan teknik ve rakip süpürme performansı taşın son konumunu belirler.

Oyunun içinde pek çok özel terim de var. Mesela "hog line" adı verilen çizgiyi geçmeden taş pistte kabul edilmiyor.

Bunun gibi kurallar oyunun stratejik yönünü güçlendiriyor. Aynı zamanda "blank end" denen, end sonunda hiç puan kazanmayan durum da var; bu durumda avantaj bir sonraki enddeki son taşı atma hakkıyla devam ediyor.

Bugün curling Kanada, İskoçya, İsveç gibi ülkelerde güçlü oyuncularıyla dikkat çekiyor ve bunun yanısıra dünya genelinde yaygınlaşma çabaları da sürüyor.

Curling'in farklı versiyonları da var. 4 kişilik takımların yanı sıra, iki oyunculu karışık çiftler gibi formatlar da yarış programlarında yer alıyor. Ayrıca tekerlekli sandalye curling gibi engelli sporcular için uyarlanmış formatlar da bulunuyor; burada süpürme yapılmıyor ve taşlar farklı yöntemlerle atılıyor.

Bu spor izleyenlere hem fiziksel beceri hem de stratejik derinlik sunuyor. Taşları hedefe yaklaştırmak için yapılan hesaplamalar, süpürme taktikleri ve takım koordinasyonu, curling'i buzun üzerinde farklı bir savaş haline getiriyor. Curling izlenebilirliği yüksek, düşünce ve beceri birleşimini sunan özgün bir kış sporu olarak her sezon heyecan yaratıyor.

Kaynaklar: World Curling, NBC, Olympics


Buzda ne kadar hızlı kayılabilir: Sürat pateni hakkında her şey

Sürat pateni, 1924’te ilk Kış Olimpiyat Oyunları programına girerek dünya sahnesine çıktı (Reuters)
Sürat pateni, 1924’te ilk Kış Olimpiyat Oyunları programına girerek dünya sahnesine çıktı (Reuters)
TT

Buzda ne kadar hızlı kayılabilir: Sürat pateni hakkında her şey

Sürat pateni, 1924’te ilk Kış Olimpiyat Oyunları programına girerek dünya sahnesine çıktı (Reuters)
Sürat pateni, 1924’te ilk Kış Olimpiyat Oyunları programına girerek dünya sahnesine çıktı (Reuters)

Adrenalin'den herkese merhaba. Kış sporları serimizde bu haftaki konumuz sürat pateni. 

Sürat pateninde amaç, buz üzerindeki en hızlı sporcu veya takım olmak. Patenleriyle oval pistte kayan sporcular, rakiplerinden çok kronometreyle yarışıyor.

Dışarıdan bakıldığında basit görünen bu spor, işin içine girildiğinde ciddi bir teknik bilgi, güçlü bacaklar ve yüksek konsantrasyon gerektiriyor. Küçük bir denge kaybı ya da geç bir hamle, saniyenin onda biriyle ölçülen kritik farklara yol açıyor.

Yarışlar genellikle 400 metrelik standart bir buz pistinde yapılıyor. Oval pistte iki düzlük ve iki dönüş var. Sporcular pistte ikili gruplar halinde start alıyor. Aynı anda piste çıkan iki patenci birbirine rakip gibi görünse de asıl mücadele zamana karşı veriliyor. Günün sonunda en iyi süreyi yapan sporcu kazanıyor.

Sürat pateninin kökleri epey eskiye dayanıyor. Donmuş göller ve kanallar üzerinde kayarak yol alan Kuzey Avrupa halkları, bu hareketi zamanla yarışa dönüştürüyor.

Özellikle Hollanda, sürat pateninin gelişiminde önemli rol oynuyor. 19. yüzyılın sonlarında kurallar netleşiyor, uluslararası yarışlar düzenlenmeye başlıyor. 

Bu sporda kullanılanlar, günlük buz patenlerinden son derece farklı. Bıçaklar daha uzun ve neredeyse tamamen düz bir yapıya sahip.

Bu sayede patenci buzla daha uzun süre temas ediyor ve her itişte daha fazla hız üretiyor. Modern sürat patenlerinde kullanılan "clap skate" sistemiyse bıçağın topuktan ayrılmasına izin veriyor. Bu mekanizma, itiş sırasında gücün daha verimli aktarılmasını sağlıyor.

Sporcular yarış boyunca alçak bir pozisyonda kayıyor. Dizler kırık, gövde öne eğik, kollar çoğu zaman sırtın arkasında kilitli. Bu duruş, hava direncini azaltıyor ve hızın korunmasını sağlıyor.

Ancak bu pozisyonu dakikalar boyunca koruyabilmek için ciddi bir bacak gücü ve kondisyon gerek.

Sürat pateninde farklı mesafeler var ve her mesafe ayrı bir yaklaşım gerektiriyor.

500 ve 1000 metre gibi kısa yarışlarda patlayıcı çıkış ve ilk saniyeler büyük önem taşıyor. 5 bin ve 10 bin metre gibi uzun mesafelerdeyse tempo kontrolü, nefes düzeni ve doğru çizgi seçimi öne çıkıyor. Sporcular yarış boyunca hızlarını bilinçli şekilde ayarlıyor ve son turlara enerjilerini saklıyor.

Kısa pist patencileri genellikle saatte yaklaşık 48 km hıza ulaşırlarken, uzun pist sporcuları ortalama 56 km'de seyrediyor.

Takım takip yarışları, sürat pateninin en dikkat çekici formatlarından biri. Bu yarışlarda üç patenciden oluşan takımlar piste birlikte çıkıyor. Amaç, takımın üçüncü sporcusunun bitiş çizgisini geçtiği anda elde edilen süreyi en iyi seviyeye taşımak. Sporcular dönüşümlü olarak öne geçiyor, rüzgar direncini paylaşıyor ve birlikte bir ritim yakalamaya çalışıyor.

Bir diğer ilgi çekici formatsa toplu start. Bu yarışta sporcular aynı anda start alıyor ve doğrudan birbirleriyle mücadele ediyor. Sprint puanları, pozisyon savaşları ve son turdaki ataklar, bu disiplini izleyici açısından epey heyecanlı hale getiriyor. Klasik sürat pateninden farklı olarak burada taktik ve anlık kararlar çok daha belirleyici oluyor.

Yarışlar sıkı kurallarla yönetiliyor. Sporcuların pist değişim noktalarında çizgilere uyması gerekiyor. İç hattaki patenci her zaman öncelikli sayılıyor ve dış hattan gelen sporcu geçiş sırasında dikkatli davranmak zorunda kalıyor. Kurallara aykırı bir hamle, zaman cezası ya da diskalifiyeyle sonuçlanabiliyor. Bu da sporcuları hem hızlı hem kontrollü olmaya zorluyor.

Uluslararası sürat pateni organizasyonlarını Uluslararası Buz Pateni Federasyonu düzenliyor. Dünya Kupası etapları sezon boyunca farklı ülkelerde yapılıyor ve sporcular genel klasman puanları için mücadele ediyor. Sezonun zirvesiyse 5 ayaktan oluşan Dünya Şampiyonası ve Olimpiyat Oyunları oluyor. Milano–Cortina 2026 Kış Olimpiyatları’nda sürat pateni, yine en fazla madalya dağıtan branşlardan biri olarak öne çıkıyor.

Sürat pateni iki ana başlık altında ele alınıyor. Uzun pist sürat pateni, 400 metrelik pistte yapılan klasik disiplinleri kapsıyor. Kısa pist sürat pateniyse daha küçük bir pistte, çok sayıda sporcunun aynı anda yarıştığı, temasın ve taktik savaşlarının daha yoğun olduğu bir format sunuyor. İki disiplin aynı temele dayansa da izleme deneyimi epey farklı oluyor.

Tarih boyunca bu spor unutulmaz anlara sahne oldu. Olimpiyatlarda üst üste kazanılan altın madalyalar, kırılan dünya rekorları ve teknolojik gelişmeler sürat pateninin sürekli evrilmesini sağlıyor. Bugün sporcular, geçmişe kıyasla çok daha hızlı kayıyor ancak hata payı da aynı ölçüde azalıyor.

Sürat pateni, izleyiciye sessiz ama yoğun bir gerilim sunuyor. Tribünlerde alkışlar kısa sürüyor, asıl heyecan bitiş çizgisinde kronometre durduğunda yaşanıyor. Çünkü bu sporda fark çoğu zaman gözle değil, ekranda beliren rakamlarla anlaşılıyor. Buzun üzerinde geçen her saniye, emeğin ve tekniğin net bir karşılığına dönüşüyor.

Kaynaklar: Red Bull, Olympics, ISU, USOPM