Süleymani sonrası Irak’ta İran nüfuzu geriledi mi?

Süleymani ve Mühendis’in öldürülmesinin üzerinden iki yıl geçerken Irak'ta İran yanlısı akımların dönemi bitti mi? Eski Kudüs Gücü Komutanı’na yönelik suikast, Irak’taki İran yanlısı milislerin nüfuzunu ve gücünü doğrudan etkileyen uzun soluklu birçok değ

Genellikle İran yanlısı olan silahlı birkaç gruptan oluşan Haşdi Şabi’nin, Mühendis ve Süleymani suikastının ikinci yıldönümü vesilesiyle düzenlediği anma töreninden bir kare (Reuters)
Genellikle İran yanlısı olan silahlı birkaç gruptan oluşan Haşdi Şabi’nin, Mühendis ve Süleymani suikastının ikinci yıldönümü vesilesiyle düzenlediği anma töreninden bir kare (Reuters)
TT

Süleymani sonrası Irak’ta İran nüfuzu geriledi mi?

Genellikle İran yanlısı olan silahlı birkaç gruptan oluşan Haşdi Şabi’nin, Mühendis ve Süleymani suikastının ikinci yıldönümü vesilesiyle düzenlediği anma töreninden bir kare (Reuters)
Genellikle İran yanlısı olan silahlı birkaç gruptan oluşan Haşdi Şabi’nin, Mühendis ve Süleymani suikastının ikinci yıldönümü vesilesiyle düzenlediği anma töreninden bir kare (Reuters)

Ahmed es-Suheyl
İran Devrim Muhafızları Ordusu’nun (DMO) sınır ötesi operasyonlar birimi olan Kudüs Gücü’nün eski komutanı Kasım Süleymani ve Haşdi Şabi'nin eski Başkan Yardımcısı Ebu Mehdi el-Mühendis'in öldürülmesinin üzerinden iki yıl geçerken Irak’taki İran yanlısı milislerin, son olarak parlamento seçimlerindeki yenilgilerinde görüldüğü üzere halen gerilemeye devam ediyorlar.
Bu milislerin yaşadığı sorunlar, sadece meclisteki sandalyelerini kaybetmekle sınırlı değil. Özellikle ABD’nin muharebe güçlerinin geri çekilmesinden sonra, silahlarını ellerinde tutmak için öne sürdükleri bahanelerde azalmış görünüyor. Bu da milisleri varlıklarını devam ettirmeleri açısından çok büyük bir zorlukla karşı karşıya bırakıyor.
Gözlemciler, İran yanlısı silahlı hareketlerin önümüzdeki dönemde nüfuzlarının azalmasından ve hedef haline gelmekten korktuklarını ve bu durumun onları, ülkedeki güvenlik, ekonomik ve politik alanları üzerindeki kontrol altında tutmalarını sağlayan Haşdi Şabi içindeki nüfuzlarını sürdürmek amacıyla baskı yapmaya iteceğini düşünüyorlar.
İran intikam yeminini yineledi
İran Cumhurbaşkanı İbrahim Reisi, Kazım Süleymani ve Ebu Mehdi el-Mühendis’in öldürülmesinin ikinci yıldönümü olan 3 Ocak'ta eski ABD Başkanı Donald Trump’ın Süleymani’nin öldürülmesi ile ilgili yargılanmaması halinde intikamı kendilerinin alacağını söyledi. Reisi, televizyon ekranlarından yayınlanan konuşmasında, “Trump ve eski Dışişleri Bakanı Mike Pompeo, General Süleymani'ye suikast suçundan adil bir mahkemede yargılanmaması halinde, İslam ulusunun intikam elinin tüm ABD'li liderlere uzanacağına şüphe olmadığını söylüyorum” ifadelerini kullandı.
İran basını, İran'ın 2 Ocak'ta Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'ni (BMGK) yazdığı bir mektupta, Tahran'ın da dahil olduğunu söylediği ABD ve İsrail'den Süleymani suikastıyla ilgili hesap sormaya çağırdığını bildirmişti.

İki SİHA’nın düşürülmesi olayı
Uluslararası Koalisyon tarafından yapılan açıklamaya göre 3 Ocak'ta Bağdat Uluslararası Havalimanı'ndaki diplomatik alana, savunma sisteminin maddi hasara yahut can kaybına yol açmadan düşürmeyi başardığı iki silahlı insansız hava aracı (SİHA) ile saldırı düzenlendi. İki SİHA’nın kalıntılarını gösteren fotoğraflara iliştirilen açıklamada, Süleymani ve Mühendis'e atıfla ‘liderlerinin intikamı’ yazıldı.
Öte yandan Irak Başbakanı Mustafa el-Kazimi’nin Askeri Sözcüsü Yahya Resul, Bağdat Uluslararası Havalimanı'nda ABD güçleri tarafından kullanılan Victoria Askeri Üssü’nü hedef alan SİHA’lı saldırı girişimiyle ilgili soruşturma başlatıldığını doğruladı. Resul, yaptığı açıklamada, “Victoria Askeri Üssü’ndeki hava savunma sistemi CRM, üssü hedef almaya çalışan iki SİHA’yı maddi hasara yahut can kaybına yol açmadan vurabildi. İlgili emniyet kurumları, bu tür olayların tekrarlanmasını önlemek için konuyla ilgili soruşturma başlattı” dedi.
Yüzlerce Haşdi Şabi destekçisi, 2 Ocak Pazar günü, Süleymani ve Mühendis'i anmak amacıyla araçlarının saldırıya uğradığı Bağdat Uluslararası Havalimanı yakınındaki noktada oturma eylemi düzenledi. Fetih Koalisyonu lideri Hadi el-Amiri ve Haşdi Şabi Komisyonu Başkanı Falih el-Feyyad’in de aralarında bulunduğu Irak’taki İran yanlısı akımların önde gelen isimleri de katıldı. Feyyad, Mühendis ve Süleymani'nin hedef alındığı olayın Irak'ta yeni bir gerçeklik yarattığını söylerken Asaib Ehli'l Hak Hareketi lideri Kays el-Hazali, ABD güçlerinin bölgeden çıkarılması ve İsrail'in varlığına son verilmesinin Mühendis ve Süleymani'nin intikamı olacağını belirtti. Iraklılar tarafından 2012 yılında ülkeden çıkarılan ABD güçlerinin daha sonra DEAŞ’ı bahane ederek geri döndüğünü söyleyen Hazali, “ABD sadece İsrail'in güvenliği, Irak'ın zayıflaması ve kontrol altına alınmasıyla ilgileniyorlar” dedi.
Fetih Koalisyonu lideri Hadi el-Amiri göstericilere hitaben yaptığı konuşmada, “(Irak'ın Şii dini lideri) Ayetullah Sistani'nin fetvası, İran'ın rolü ve muzaffer liderlerinin kahramanlıkları Irak'ı DEAŞ tehlikesinden korudu. İşgalci güçlerin Irak'tan tamamen çıkması, muzaffer liderlerin dökülen kanının intikamının alınması olacaktır” ifadelerini kullandı.
Bu mesajlar, Uluslararası Koalisyon’un muharip güçlerini geri çektiğini ve sadece Irak hükümetiyle koordineli olarak Irak ordusunun eğitilmesi ve yeteneklerini geliştirilmesi amacıyla danışman görevindeki askerlerin kaldığını duyurmasından günler sonra verildi.

Milislerin nüfuzunun azalması
Diğer taraftan gözlemcilere göre Irak’taki İran yanlısı akımların, onların devlet içindeki nüfuzunu temsil eden eski Başbakan Adil Abdulmehdi hükümetinin, İran'ın ülkedeki nüfuzunu ve silahlarını reddeden halk ayaklanmasıyla başlayıp bu akımlara yönelik eleştirilerin devam etmesi sonucunda istifa etmesiyle başlayan gerilemeleri devam ediyor. Bu gerilemenin, milislerin özellikle Şii çevrelerinde halkın geniş desteğini kaybetmelerine yol açması dikkat çekti. Bu da Sistani’ye yakın milis gruplarının Haşdi Şabi’den ayrılması ve son seçimlerde meclisteki sandalyelerinin çoğunluğunun kaybetmeleriyle daha da belirgin hale geldi.
Irak’ta Ekim 2019’da düzenlenen halk protestoları, bu milislere yönelik en büyük darbe değildi. Irak'taki silahlı akımların liderlik piramidinin en tepesinde yer alan Süleymani ve Mühendis'in öldürülmesinin de büyük etkisi oldu. İçerideki bazı sorunlar da gün yüzüne çıkmaya başladı. Bu da sonunda milislerin meclisteki sandalyelerini kaybetmelerine yol açtı.
Arap Avustralya Stratejik Araştırmalar Merkezinin kurucusu ve yöneticisi olan Ahmed el-Yasir, konuyla ilgili değerlendirmesinde şunları söyledi:
“Irak’taki İran yanlısı akımlar, başta Şiilerin sempatisini yitiren Ekim Devrimi olmak üzere, güçlerini önemli ölçüde sarsan üç büyük darbe aldılar. Ekim 2019’daki olayların yanı sıra Süleymani’nin öldürülmesinin, ülkedeki milislerin nüfuzunu ve gücünü doğrudan etkileyen uzun soluklu birçok değişime kapı araladığı görülüyor.”
Bu olayın, Sistani’ye yakın milis grupların Haşdi Şabi’den geri çekilmesine izin verdiğine ve ardından milislerin meşruiyet kazanmak için kullandıkları ana bahaneyi kaybettiklerine dikkati çeken Yasir, son seçimlerin kaybetmelerinin nedeninin Süleymani ve Muhandis'in öldürülmesinden bu yana milislerin art arda aldıkları siyasi darbeler olduğunu da sözlerine ekledi.

İç çatışmalar
Mühendis’in öldürülmesinin, milislerin liderleri arasında başlayan Mühendis’ten boşalan yeri doldurmaya yönelik çatışmaların fitilini ateşleyen doğrudan bir etkiye sahip olduğunu düşünen Yasir, milislerin siyasi tutum ve adımlarından sorumlu bir ismin olmamasının yarattığı sorunların son seçimlerde açıkça görüldüğünü, milislerin kendi nüfuz alanları üzerinde birbirleriyle rekabet ettiğini ve birbirlerini saf dışı bıraktıklarını söyledi. Milislerin yaşadıkları gerilemeyi geç fark ettiklerini belirten Yasir, bu yüzden Haşdi Şabi’nin yeniden kontrolü eline alması için bir sonraki hükümeti kurma müzakerelerinde taleplerini azaltmaya çalıştıklarını kaydetti. Milislerin var olabilmelerinin devlet içinde yer almalarına bağlı olduğunun farkında olduklarını ve bu bağın onları Tahran’da da popüler yaptığını söyleyen Yasir, özellikle ABD muharip güçlerinin ülkeden çıkışının ardından direnişe ve hayali işgale ilişkin söylemlerin artmasının, devlete şantaj yapmanın ve devlet içindeki durumunu düzeltmeye çalışmanın bir göstergesi olduğunu vurguladı. Yasir, halen milislerle bir anlaşmaya varılabileceğini, ancak özellikle seçimleri kazanan güçlerin milislerle bir takım sorunlar yaşadıkları için aynı etkiye sahip olmayabileceğini belirtti.

Milislerin son sığınağı: Haşdi Şabi
Milislerin suçlandığı, halk protestoları sırasında işlenen cinayetler ve İran nüfuzuna karşı çıkan eylemcileri hedef alan toplu suikastlar, Şii çevrelerinden kendilerine verilen desteğin çoğunu kaybetmelerine neden olurken aldıkları en büyük darbeyi de temsil ediyordu. Milisler, Şii çevrelerinin birçok nedenden ötürü kontrol dışı silahlar dosyasına ve milislerin ülkedeki büyük güvenlik noktaları üzerindeki kontrolüne bir son verilmesi için açıkça çağrıda bulunulan protestolarıyla karşı karşıya kaldılar.
Siyasi ilişkiler analisti Hişam el-Muzani, Irak'ta şuan Velayeti Fakihçilerin (İran rejiminin lideri Rehber Ali Hamaney'e bağlılık yemini eden milisler) hegemonyasında önemli bir düşüşe tanık olunduğunu söyledi. Bunun özellikle son seçimlerdeki yenilgilerinin ardından daha hızlı olduğuna dikkati çeken Muzani, asıl meselenin, milislerin etkisinin sona ermesinden ziyade art arda yaşadıkları kayıplardan sonra başka bir bölgeye kaydırılmaları olduğunu belirtti. Süleymani ve Mühendis’in yarattığı boşluğun milis sistemini önemli ölçüde istikrarsızlaştırdığına işaret eden Muzani, bu durumun iç çatışmaları körüklediğini, ancak özellikle silahlarını ve Haşdi Şabi içindeki nüfuzlarını korumalarından ötürü kısa vadede çöküş yaşamalarına yol açmayacağını söyledi.
Haşdi Şabi’nin genel çerçevede bir devlet kurumu olması nedeniyle birçok başlık içerebilecek bir unvanı temsil ettiğini ve bu milislere meşruiyet kazandıran bir platform olduğunu belirten Muzani, milislerin ilerleyen zamanda nüfuzlarını sürdürmelerini sağlayacak bir platform olarak yeniden Haşdi Şabi çatısı altına dönmeye çalışmalarının nedenin de bu olduğunu kaydetti. Irak'taki İran yanlısı milisler dosyasının yarattığı tehlikeyi, doğrudan İran dosyası ve nükleer anlaşma müzakereleriyle ilişkilendiren Muzani, böylece nükleer anlaşmanın canlandırılması veya müzakerelerin başarısız olması durumunda, Tahran tarafından baskı ve nüfuz için kullanılan bir kart olmaya devam edeceklerine dikkati çekti.

Danışmanlık ve eğitim
Şarku’l Avsat’ın Independent Arabia’dan aktardığı habere göre Süleymani ve Mühendis'in öldürülmesinden bu yana ABD’nin Bağdat Büyükelçiliği binasının çevresi de dahil olmak üzere ABD’nin Irak’taki çıkarlarını ve askeri üslerini hedef alan saldırılar devam etti. ABD'nin çıkarlarına yönelik saldırıların sıklığı, geçtiğimiz yıl özellikle eski ABD Başkanı Donald Trump yönetiminin Bağdat Büyükelçiliği’ni kapatmakla tehdit etmesinin ardından azaldı.
Bir yandan ABD'nin Irak'taki çıkarları hedef alınmaya devam edilirken diğer yandan İran'a yanlısı başlıca milis gruplar, söz konusu saldırılarla ilişkilendirilmelerine karşı çıkıyorlar.
Irak, 9 Aralık’ta, ABD öncülüğündeki Uluslararası Koalisyon güçlerine bağlı muharip kuvvetlerin, misyonlarının sona ermesiyle çekildiklerini ve Irak'taki ABD güçlerinin misyonunun, artık askeri danışmanlık ve eğitmenlik rolüyle sınırlandırılacağını duyurmuştu.



Mısır'da hükümet değişikliği kapsamında 13 yeni bakan atandı

Mısır Cumhurbaşkanı Abdulfettah es-Sisi, yeni hükümetin yeniden yapılandırılmasına ilişkin Başbakan Mustafa Medbuli ile görüşürken (Mısır Cumhurbaşkanlığı)
Mısır Cumhurbaşkanı Abdulfettah es-Sisi, yeni hükümetin yeniden yapılandırılmasına ilişkin Başbakan Mustafa Medbuli ile görüşürken (Mısır Cumhurbaşkanlığı)
TT

Mısır'da hükümet değişikliği kapsamında 13 yeni bakan atandı

Mısır Cumhurbaşkanı Abdulfettah es-Sisi, yeni hükümetin yeniden yapılandırılmasına ilişkin Başbakan Mustafa Medbuli ile görüşürken (Mısır Cumhurbaşkanlığı)
Mısır Cumhurbaşkanı Abdulfettah es-Sisi, yeni hükümetin yeniden yapılandırılmasına ilişkin Başbakan Mustafa Medbuli ile görüşürken (Mısır Cumhurbaşkanlığı)

Mısır Temsilciler Meclisi dün, Başbakan Mustafa Medbuli hükümetinde 13 bakanlıkta değişikliklerin yapılmasını öngören bir kabine değişikliğini onayladı. Egemen makamlardaki isimler görevlerinde kalırken, Enformasyon Bakanlığı yeniden hükümet yapısında kendine yer buldu.

Sekiz yılı aşkın bir süredir görevde olan Medbuli hükümetindeki dördüncü değişiklik, ekonomik kalkınma için bir başbakan yardımcısı ve dört bakan yardımcısının seçilmesini öngörüyordu.

Kabine değişikliği kapsamında Ziya Raşvan enformasyon bakanı olarak atanırken, Dr. Bedir Abdulati dışişleri bakanı, Korgeneral Abdulmecid Sakr savunma bakanı ve Tümgeneral Mahmud Tevfik içişleri bakanı olarak görevlerine devam etti.

Mısır Cumhurbaşkanlığından yapılan açıklamaya göre Cumhurbaşkanı Abdulfettah es-Sisi, kabine değişikliğini onaylamadan önce Medbuli ile ‘mevcut hükümette değişiklik yapılması’ konusunda istişare etti.

Anayasanın 147. maddesinde, “Cumhurbaşkanı, Başbakan ile istişare ettikten ve Temsilciler Meclisi'nin mevcut üyelerinin salt çoğunluğunun, ancak meclis üyelerinin en az üçte birinin onayıyla bakanlar kurulunda değişiklik yapabilir” deniyor.

Yeni bakanların bugün Cumhurbaşkanı huzurunda anayasal yeminlerini etmeleri bekleniyor.


Savaşın yaralarını sarmak için... Gazze'de kızlar boks eğitimi alıyor

Boks antrenörü Usame Eyub (sağda), Gazze Şeridi'nin güneyindeki Han Yunus'un el-Mevasi bölgesinde bir çadırda genç kızları eğitiyor (EPA)
Boks antrenörü Usame Eyub (sağda), Gazze Şeridi'nin güneyindeki Han Yunus'un el-Mevasi bölgesinde bir çadırda genç kızları eğitiyor (EPA)
TT

Savaşın yaralarını sarmak için... Gazze'de kızlar boks eğitimi alıyor

Boks antrenörü Usame Eyub (sağda), Gazze Şeridi'nin güneyindeki Han Yunus'un el-Mevasi bölgesinde bir çadırda genç kızları eğitiyor (EPA)
Boks antrenörü Usame Eyub (sağda), Gazze Şeridi'nin güneyindeki Han Yunus'un el-Mevasi bölgesinde bir çadırda genç kızları eğitiyor (EPA)

Gazze Şeridi’nin güneyindeki yerinden edilmiş sivillerin çadırları arasında, kum zemine kurulan derme çatma bir boks ringinde kız çocukları ısınma hareketleri yapıyor. Ardından antrenörlerinin talimatları eşliğinde güçlü yumruklar savuruyorlar. Antrenörleri, bunun iki yıldır süren şiddetli savaşın ardından yaşadıkları travmayı hafifletmeye yardımcı olduğunu söylüyor.

7 Ekim 2023’te savaşın başlamasından önce Usame Eyub, Gazze kentinde boks kulübü işletiyordu. Ancak İsrail’in, Hamas’ın saldırısının ardından başlattığı operasyonlarda kulübü ve evi yıkıldı. Gazze genelinde olduğu gibi birçok yapı savaşta ağır hasar gördü.

vfdede
Boks antrenörü Usame Eyub, el-Mevasi bölgesindeki bir çadırın içinde genç kızlara antrenman yaptırıyor (EPA)

Kuzeydeki Gazze’den güneydeki Han Yunus’a göç etmek zorunda kalan Eyub, binlerce kişinin zor şartlar altında yaşadığı çadır kamplarında bir şeyler yapmaya karar verdi. Spor antrenörlüğü deneyimini yerinden edilmiş kişilere destek olmak için kullanmaya başlayan Eyub, “Evlerimizi kaybettikten ve kuzeyden Han Yunus’a göç ettikten sonra kamp içinde çalışmaya karar verdik. Öncelikle bunun savaşın yol açtığı travmalar için bir psikolojik rahatlama yöntemi olmasını istedik” dedi.

Arkasındaki ringde sporcular birbirleriyle karşılaşırken, diğerleri kum torbalarında çalışıyor.

Eyub, kızların bombardımanlar, aile üyeleri ve yakınlarını kaybetmeleri ve bombardımanlar nedeniyle derinden etkilendiğini belirterek, “Acı çekiyorlar ve bunu dışa vurmaya ihtiyaç duyuyorlar. Boks, duygularını ve öfkelerini ifade etmelerine yardımcı oluyor” şeklinde konuştu.

vbfbf
Boks antrenörü Usame Eyub (sağda), Gazze Şeridi'nin güneyindeki Han Yunus'ta genç kızlara antrenman yaptırıyor (EPA)

Eyub, yaşları 8 ile 19 arasında değişen 45 kıza haftada üç gün ücretsiz antrenman veriyor.

Girişimin olumlu sonuçlar verdiğini belirten Eyub, “Bu çalışmalar büyük bir rahatlama sağladı. Aileler de kızlarını izlemeye ve desteklemeye geliyor” dedi.

tr4gt
Gazze Şeridi'nin güneyindeki Han Yunus'un el-Mevasi bölgesinde bir kız çocuğu bir çadırın içinde boks eğitimi alıyor (EPA)

14 yaşındaki Gazel Rıdvan ise boksör olarak bir gün şampiyonu olmayı hayal ediyor. Şarku’l Avsat’a “Kişiliğimi güçlendirmek ve enerjimi atmak için boks yapıyorum. Gelecekte şampiyon olmak, dünya takımlarıyla karşılaşmak ve Filistin bayrağını yükseltmek istiyorum” diyerek duygularını dile getirdi.

Yardım çağrısı

Gazze’de su, ilaç, gıda ve inşaat malzemeleri başta olmak üzere temel ihtiyaçlarda ciddi sıkıntı yaşanıyor. Bu nedenle Eyub, ringi bulabildiği sınırlı malzemelerle kurdu. “Ahşap getirip kare bir ring yaptık ancak minderimiz ve güvenlik ekipmanımız yok” diyen Eyub, spor malzemelerinin abluka altındaki Gazze’ye girişine öncelik verilmediğini vurguladı.

fvev
Gazze Şeridi'nin güneyindeki Han Yunus'un el-Mevasi bölgesinde bir kız çocuğu bir çadırın içinde boks eğitimi alıyor (EPA)

Filistin resmi haber ajansı WAFA ocak ayında, Çin’in Gazze’deki Yüksek Gençlik ve Spor Konseyi’ne bağışladığı suni çim sevkiyatının İsrail tarafından girişine izin verilmediğini duyurmuştu.

Eyub, uluslararası topluma çağrıda bulunarak, kadın boksörlere destek verilmesini ve onların yurt dışındaki antrenman kamplarına götürülmesini talep etti. Bunun hem özgüvenlerini artıracağını hem de psikolojik olarak rahatlamalarına katkı sağlayacağını söyledi.

tbtr
Gazze Şeridi'nin güneyindeki Han Yunus'a bağlı el-Mevasi'de genç kızlar bir çadırın içinde boks eğitimi alıyor (EPA)

16 yaşındaki sporcu Rimas ise savaş ve yıkıma rağmen antrenmanlara devam etmekte ısrar ettiğini belirtti. “Biz kadın boksörler olarak sizden yardım bekliyoruz. Bize masa, eldiven ve ayakkabı getirin. Kum üzerinde antrenman yapıyoruz; minderlere ve kum torbalarına ihtiyacımız var” diyerek dünyaya seslendi.


Gazze İstikrar Gücü... Anlaşmadaki boşlukları gidermeye ve ikinci aşamayı uygulamaya yönelik adımlar atılıyor

Gazze Şeridi’nin güneyindeki Han Yunus’ta İsrail ordusu tarafından yıkılan binaların enkazı arasında top oynayan Filistinli bir kız çocuğu (AFP)
Gazze Şeridi’nin güneyindeki Han Yunus’ta İsrail ordusu tarafından yıkılan binaların enkazı arasında top oynayan Filistinli bir kız çocuğu (AFP)
TT

Gazze İstikrar Gücü... Anlaşmadaki boşlukları gidermeye ve ikinci aşamayı uygulamaya yönelik adımlar atılıyor

Gazze Şeridi’nin güneyindeki Han Yunus’ta İsrail ordusu tarafından yıkılan binaların enkazı arasında top oynayan Filistinli bir kız çocuğu (AFP)
Gazze Şeridi’nin güneyindeki Han Yunus’ta İsrail ordusu tarafından yıkılan binaların enkazı arasında top oynayan Filistinli bir kız çocuğu (AFP)

Gazze Şeridi’nde ateşkes anlaşmasının gereklerinin yerine getirilmesi kapsamında istikrar gücünün hızla konuşlandırılması yönündeki çağrılar artarken, Endonezya ordusu bu çerçevede askerlerini eğitmeye başladığını duyurdu.

Şarku’l Avsat’a konuşan uzmanlar, söz konusu adım ve çağrıların, geçtiğimiz ocak ayı ortasında başladığı açıklanan ancak henüz ilerleme kaydedilemeyen ikinci aşamanın hızlandırılması için itici güç oluşturabileceğini belirtti. Uzmanlar, özellikle 19 Şubat’ta yapılması planlanan Barış Konseyi toplantısı ile ABD Başkanı Donald Trump ve İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu arasında gerçekleşecek görüşme öncesinde Washington’un sürecin tamamlanması için baskı yapmasının beklendiğini ifade etti.

Mısır Cumhurbaşkanı Abdulfettah Sisi dün Rusya Dış İstihbarat Servisi Başkanı Sergey Narışkin ile gerçekleştirdiği görüşmede, Gazze Şeridi’nde ateşkesin kalıcı hale getirilmesinin ve anlaşmanın ikinci aşama maddelerinin uygulanmasının önemine vurgu yaptı. Sisi, özellikle insani yardımların ulaştırılması ile erken toparlanma ve yeniden imar sürecinin hızla başlatılmasının uluslararası güvenlik ve istikrar açısından kritik olduğunu belirtti.

Mısır Dışişleri Bakanı Bedr Abdulati de dün Brezilya Dışişleri Bakanı Mauro Vieira ile yaptığı telefon görüşmesinde, ateşkesin denetlenmesi amacıyla uluslararası istikrar gücünün süratle konuşlandırılmasının, insani ve acil yardım akışının devamının ve erken toparlanma ile yeniden imar sürecine geçişin önemine dikkat çekti.

Bu gelişmeler, Endonezya ordusunun, ABD Başkanı Donald Trump’ın daha önce duyurduğu Barış Konseyi misyonu kapsamında Gazze Şeridi’ne asker konuşlandırma için hazırlıklara başladığını açıklamasının ardından geldi.

rtgrtg
Mısır Cumhurbaşkanı Abdulfettah Sisi, Rusya Dış İstihbarat Servisi Başkanı Sergey Narışkin ile yaptığı görüşmede Gazze Şeridi’nde ateşkesin pekiştirilmesinin önemini vurguladı. (Mısır Cumhurbaşkanlığı)

Endonezya Genelkurmay Başkanı Orgeneral Maruli Simanjuntak, pazartesi günü yaptığı açıklamada, barışı koruma görevinde görevlendirilebilecek personelin eğitimine başlandığını bildirdi. Yerel basında yer alan açıklamalarında Simanjuntak, henüz kaç askerin gönderileceğinin netleşmediğini, bir birliğin genellikle 5 bin ila 8 bin askerden oluştuğunu belirtti.

Simanjuntak, Gazze Şeridi’ndeki yıkımın boyutu ve sahadaki duruma ilişkin koordinasyonun sürmesini beklediklerini, şu aşamada önceliklerinin personelin hazırlanması olduğunu kaydetti.

Mısırlı strateji uzmanı emekli Tümgeneral Semir Ferec ise Endonezya’nın eğitim sürecini başlatmasının, uluslararası istikrar gücünün yakın zamanda göreve başlaması yönünde ivme oluşturduğunu ve duraksama aşamasındaki ikinci fazı harekete geçirebileceğini söyledi. Ancak Ferec, istikrar gücünün konuşlandırılmasına yönelik düzenlemelerin henüz tamamlanmadığını, bu durumun süreci geciktirdiğini ifade etti. Ferec, İsrail’in Gazze Şeridi’nden çekilmesi ya da Hamas’ın silahsızlandırılması konusundaki belirsizliğin başlıca engel olmaya devam ettiğini dile getirdi.

Filistinli siyasi analist Nizar Nazzal da başta Mısır olmak üzere bazı ülkelerin uluslararası gücün sahada konuşlandırılması için baskı yaptığını, ancak henüz kesin bir karar alınmadığını belirtti. Nazzal, özellikle Endonezya gibi ülkelerin Filistin tarafıyla olası bir gerilimden çekindiğini, yetki ve görev tanımının netleşmemesi nedeniyle temkinli ve tereddütlü bir yaklaşım sergilendiğini ifade etti. Bununla birlikte Nazzal, yaklaşan Barış Konseyi toplantısında ikinci aşamanın fiilen başlatılması yönünde adım atılabileceğini söyledi.

Gazze İstikrar Gücü, geçen ayın ortasında başlatıldığı açıklanan ancak henüz hayata geçirilemeyen ateşkes anlaşmasının ikinci aşamasının temel maddeleri arasında yer alıyor. Söz konusu aşama için ABD Başkanı Donald Trump’ın başkanlığındaki Barış Konseyi ile Gazze Yönetim Komitesi gibi çeşitli yürütme organları oluşturulmuştu.

Ocak ayı ortasında kurulan Barış Konseyi, ilk toplantısını 19 Şubat’ta gerçekleştirecek. Şarku’l Avsat’ın ABD merkezli Axios haber sitesinden aktardığına göre, ABD Başkanı Donald Trump toplantı için birçok ülkeye davet gönderdi. Söz konusu toplantının Gazze anlaşmasının ikinci aşamasını ilerletmesi bekleniyor.

İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun ofisinden birkaç gün önce yapılan açıklamada ise Netanyahu’nun çarşamba günü (bugün) Washington’da Trump ile bir araya gelmesinin beklendiği ve görüşmede İran ile yürütülen müzakere dosyasının ele alınacağı bildirildi.

Semir Ferec, Trump’ın gerek Barış Konseyi’nin yaklaşan toplantısında gerekse Netanyahu ile yapacağı görüşmede Gazze’ye ilişkin planının uygulanması için hem İsrail’e hem de Hamas’a baskı yapabileceğini öne sürdü. Ferec, Trump’ın Barış Konseyi girişiminin başarısız ya da tıkanmış görünmesini istemeyeceğini, bu nedenle istikrar gücünün toplantıdan çıkabilecek önemli başlıklardan biri olabileceğini ifade etti.

Nizar Nazzal ise yaklaşan toplantı ya da Trump-Netanyahu görüşmesine temkinli yaklaştığını belirtti. İsrail açısından öncelikli gündemin İran olduğunu söyleyen Nazzal, ABD Başkanı’nın uluslararası güç konusundaki tutumun netleşmesi için baskı yapabileceğini, ancak Netanyahu hükümetinin Türkiye’nin bu güce katılımına karşı çıktığını hatırlattı. Nazzal, Kahire’nin diplomatik temasları ve Endonezya’nın hazırlıkları gibi gelişmeler ışığında sürece ilişkin bir açılım yaşanabileceğini dile getirdi.