Cezayir'de boşanma ve muhâlea davalarında korkutan artış

Toplumda evlilik ve aile yapısını etkileyen olumsuz ve tehlikeli değişimler

Cezayir mahkemeleri boşanma ve muhâlea davalarıyla dolup taşıyor (APS)
Cezayir mahkemeleri boşanma ve muhâlea davalarıyla dolup taşıyor (APS)
TT

Cezayir'de boşanma ve muhâlea davalarında korkutan artış

Cezayir mahkemeleri boşanma ve muhâlea davalarıyla dolup taşıyor (APS)
Cezayir mahkemeleri boşanma ve muhâlea davalarıyla dolup taşıyor (APS)

Ali Yahi
Cezayir Adalet Bakanlığı tarafından boşanma ve muhâlea* üzerine sunulan istatistikler, alarm zillerinin çalmasına neden oldu. Verilere göre, sosyal doku yok olma tehdidiyle karşı karşıya. Muhâlea sayısındaki korkunç artış, boşanma davalarını gölgede bıraktı.

Rekor seviyeler
Boşanma ve muhâlea sayıları, rekor seviyelere ulaştı. Geçtiğimiz yılın yalnızca altı ayı içerisinde muhâlea sayıları 10 bine ulaşırken 44 bin boşanma davası açıldığı tespit edildi. Adalet Bakanlığı tarafından yapılan açıklamada son bir buçuk yıl içinde boşanma davalarının sayısının 100 bini aştığı bildirildi. Bu sayının muhâlea vakalarını aştığına işaret edildi. Yıllar önce Cezayir toplumunda bir tabu olan ve vakaların bir elin parmaklarını geçmediği muhâleanın bugün yaygın bir fenomene dönüştüğü vurgulandı.
Bakanlığın açıklamasında, Cezayir’de evlilik birliğinin boşanma yoluyla sonlandırılmasında ürkütücü bir artış gösterdiğine dikkat çekildi. Şarku’l Avsat’ın Independent Arabia’dan aktardığı habere göre, vaka sayısının 65 bin olduğu 2019 yılına göre 800 vakalık artışla boşanma sayısı 2020 yılında 66 bine ulaştı. 2019 yılında 13 binden fazla olduğu muhâlea vakalarının 2020 yılında 15 bin vakayı aştığı tahmin ediliyor.

Sosyal koşulların bir yansıması mı?
Boşanma ve muhâlea davalarındaki artışın sebepleri, Cezayir toplumunda evlilik ve aile sistemini etkileyen olumsuz ve tehlikeli değişiklikleri ortaya çıkaracak şekilde çeşitlilik göstermektedir. Cezayir İmamlar Sendikası başkanı Cellul Hacimi, meseleyi gayrimüslim toplumlara kıyasla boşanmanın daha kolay olmasına bağlıyor. Ancak muhâleaya gelince mesele uygulamanın gözden geçirilmesini gerektirdiğine işaret eden Hacimi, barınma, işsizlik, uyuşturucu etkisi, iktidarsızlık ve cinsel soğukluk sorunlarına değindi.
Öte yandan, kadın ve çocuklarla ilgilenen bir derneğin başkanı olan Kerime Ambali, boşanma eğrisinin tırmanmasının birçok nedeni olduğunu ve bunların en önemlilerinin her iki tarafın da bir aile kurmak istememesinden kaynaklandığını belirtti. Eşlerin ebeveynlerinin müdahalesi ve sosyal medyanın yaygınlaşması ışığında her iki tarafta da sadakatsizliğin artmasının bu nedenler arasında yer aldığına işaret etti. Boşanma ya da muhâlea yoluyla evlilik birliğinin sonlandırılması sayılarının yalnızca kötüleşen sosyal koşulların bir yansıması olduğunu söyledi.

Yasal reformlar
Sosyoloji Profesörü Abdulgani Dureys, yasal reformların kadınları muhâlea talep ederek, özgürlüğünü parayla satın almaya teşvik ettiğini düşünüyor. Bazı kadınların kendilerini, erkeklikten adı dışında başka hiçbir şey taşımayan kocalarla kendilerini aynı çatı altında bulduklarını söyleyen Dureys, bu durumun da alternatif bir çözüm olarak onları muhâlea istemeye ittiğini ifade etti. Abdulgani Dureys, boşanmanın, evlilik sorunlarını çözme konusunda tüm yöntemleri tüketen birçok kadın için bir çıkış noktası haline geldiğini de sözlerine ekledi. Cezayirli kadınların son zamanlardaki özgürlükçü eğiliminin ve bunun sonucunda ortaya çıkan ekonomik bağımsızlığın, bu fenomenin büyümesine katkıda bulunduğunu ifade etti. Durumun Cezayir toplumu için tehdit edici bir hale geldiği konusunda uyardı. Ancak "Bazı meşru davalarında buna izin verilebilir olduğunu düşünüyorum" dedi.

Aile hukuku
2005 yılında, 1984 yılında çıkarılan aile kanunu değiştirilmiş ve “Ailenin reisi erkektir” ibaresi kaldırılmıştır. Aynı şekilde, ‘erkeğin birinci kanunda yer alan boşanma ve muhâlea hükümlerine itiraz veya temyiz hakkını’ da elinden aldı. 54’üncü maddede, “Kadın, kocasının rızası olmaksızın, mali bir bedel karşılığında muhâleada bulunabilir” ibaresi yer almaktadır. Eşler muhâleanın maddi karşılığı konusunda anlaşamazlarsa, hakim, mehr-i misl değerini geçmeyecek bir miktarın ödenmesine hükmeder. 53. madde ayrıca, kadının nassda belirtilen 10 nedenden dolayı muhâle talep edebileceğini belirtmektedir: Dört aydan fazla bir süre yatakları ayırmak, kocanın ailenin onuruna leke süren bir suçtan hüküm giymiş olması, yüz kızartıcı suçlar işlemiş olması, haysiyetsiz bir yaşam sürmek ve eşler arasında şiddetli geçimsizlik bu sebepler arasında yer alıyor.

Usul ve esasa ilişkin kısıtlamaların belirlenmesi
Cezayir İnsan Haklarını Savunma Birliği, kadın ve erkeğin, boşanma ve muhâlea işlemlerinin kolaylığından faydalanarak yuvalarını ve toplumun yapı taşı olan aile yapısını yok etmemesi için, ayrıca iki olgunun karşı tarafın rızası olmadan gerçekleştiği göz önüne alındığında, usul ve esasa ilişkin kısıtlamaların getirilmesi gerektiğini vurguladı. Boşanma ve muhâlea sınırlandırılması için bir takım usul ve şartları belirlemek üzere aile hukukunun yeniden gözden geçirilmesinin ayrıca evlilik ve aile danışmanlığında, sorunları ve anlaşmazlıkları tırmanmadan ve mahkeme koridorlarına ulaşmadan zamanında ele almak için uzmanlıkların oluşturulmasının gerekli hale geldiğine işaret etti.

Birçok dönüşüm
Öte yandan gazeteci Nebil Süleymani, son yirmi yılda Cezayir toplumunun yapısında birçok dönüşümün gerçekleştiğini belirtti. Süleymani’ye göre ilk etapta aile dokusunda ve herhangi bir şey suyu bulandıramadığı güçlü bağlara sahip ilişkilerde sarsıntılara yol açan fenomenler üretildi. İkinci olarak son yıllarda genel olarak toplumda ve özelde Cezayir insanında meydana gelen değişimler, boşanma oranlarında artışa büyük katkı sağladı. Bu, birçok dalları olan bir faktördür. Bunlardan en belirgin olanı belki de evlilik anlayışının değişmesidir. Yeni evliler ya da evlilik yolunda olanların birçoğunun evlilik konusunda farklı görüşlere sahip olduğunu söyleyen Süleymani, “Evlilik artık hali vakti yerinde insanlar için bir moda, yoksullar için ise zorunlu bir sıkıntı haline geldi” ifadelerini kullandı.
 “Günümüz gençlerinin çoğu, dostluk, saygı ve sorumluluk üzerine kurulu evlilik bağının değerinin ve kutsallığının farkında değil” diyen Nebil Süleymani ayrıca boşanma sebeplerinden bazılarının önemsiz olabildiğine dikkat çekti. Cezayirli ailelerde sık sık yaşandığı gibi kocanın, yalnızca annesi veya kız kardeşi tarafından haksız yere suçlandığı için hemen karısını boşamasını buna örnek gösterdi. Süleymani, “Bu önemsiz nedenler aynı zamanda bize niyetleri de gösterir. Eşler arasındaki ilişkinin kökenine de ışık tutan bu nedenler bize bu evliliğin genellikle yalan ve kırılgan bir temele dayandığına işaret ediyor” şeklinde konuştu.
Muhâlea’ya gelince bunun çeşitli nedenleri olduğunu söyleyen Süleymani, bunlar arasında özellikle geniş aile içinde yaşamaktan memnun olmayan eşle ilgili olanların da bulunduğunu söyledi. Kadının rıza göstermediği takdirde böyle bir yaşama tahammül edemediğini bu durumun da onu, eşinden ayrı yaşama talebinde bulunmaya sevk ettiğini söyleyen Cezayirli gazeteci, maddi imkanın el vermediği durumlarda bunun boşanmaya kapı açtığını belirtti. Muhâlea’ya yol açan sebepler arasında kocanın ilgi ve istek açısından evlilik görevlerini yerine getirmemesi de yer aldığına dikkat çeken Süleymani, kadınlardan çoğunun kocalarının ‘evlilik hayatı’ olarak adlandırılan durumdan uzak kalmasından şikayet ettiğini ifade etti. Ayrıca bu konuda muhâlea ile sonuçlanan birçok hikaye olduğuna işaret etti.

*Muhâlea: Kadının belli bir bedel vermesi karşılığında kocanın ayrılmaya razı olması üzerine evlilik bağından kurtulmasını ifade eder. Karşılıklı anlaşmayla gerçekleşmesi sebebiyle bu işleme muhâlea adı verilir.



Mısır’da yoksulluk tartışması, hükümetin icraatlarını açıklayacağı konferans öncesinde gündemde

Mısır Temsilciler Meclisi, hükümetin devlet bütçesine ilişkin değerlendirmelerini dinliyor. (Meclis)
Mısır Temsilciler Meclisi, hükümetin devlet bütçesine ilişkin değerlendirmelerini dinliyor. (Meclis)
TT

Mısır’da yoksulluk tartışması, hükümetin icraatlarını açıklayacağı konferans öncesinde gündemde

Mısır Temsilciler Meclisi, hükümetin devlet bütçesine ilişkin değerlendirmelerini dinliyor. (Meclis)
Mısır Temsilciler Meclisi, hükümetin devlet bütçesine ilişkin değerlendirmelerini dinliyor. (Meclis)

Mısır’da bazı milletvekilleri, hükümetin icraatlarını kamuoyuna açıklamak üzere düzenlemesi beklenen konferans öncesinde, ülkedeki yoksulluk oranlarına ilişkin soru önergesi verdi. Yoksulluk oranları birkaç yıldır açıklanmazken, bölgesel çalkantıların derinleştirdiği ekonomik krizler nedeniyle bu oranların yükseldiği tahmin ediliyor.

Mısır Temsilciler Meclisi’nden dokuz milletvekili, çarşamba günü hükümete ülkedeki yoksulluk oranlarının hangi seviyeye ulaştığını sordu. Yoksulluk oranı, 2019-2020 dönemine ilişkin Eylül 2020’de açıklanan son resmî verilere göre yüzde 29,7 olarak kaydedilmişti.

Milletvekilleri, “Hükümetin, milletvekillerinin denetim mekanizmaları aracılığıyla sunduğu talepler üzerine gelir ve harcama araştırmasını Meclis’e göndereceğine defalarca söz vermesine rağmen, söz konusu araştırma henüz yayımlanmadı” ifadelerini kullandı.

Milletvekilleri ayrıca, “2021’den bu yana Mısır’daki yoksulluk oranlarını bilmeden hükümetin icraatları nasıl değerlendirilebilir?” sorusunu yöneltti.

Hükümet, geçtiğimiz dönemde izlenen politikaları, bunların sonuçlarını ve söz konusu adımlar atılmasaydı neler yaşanabileceğini kamuoyuna anlatmak amacıyla ulusal bir forum düzenlemeyi planlıyor. Hükümet Sözcüsü Muhammed Adil’e göre forumda vatandaşların önerileri ve görüşleri de dinlenecek.

Adil, çarşamba akşamı televizyonda yaptığı açıklamada, 19-24 Ekim tarihleri arasında düzenlenmesi planlanan foruma ait resmî internet sitesi üzerinden vatandaşların kayıt yaptırabileceğini, görüşlerini iletebileceğini ve katılım talebinde bulunabileceğini belirtti. Adil, birkaç gün önce açılan sitenin bugüne kadar bir milyondan fazla ziyaret aldığını kaydetti.

Sürekli gündeme gelen bir tartışma

Mısır’da yoksulluk oranları ve bu oranların neden açıklanmadığına ilişkin tartışmalar yeni değil. Milletvekillerinin soru önergesinde de belirtildiği üzere, bu konu belirli aralıklarla yeniden gündeme geliyor.

Reform ve Kalkınma Partisi’nin Meclis Grup Başkanı ve soru önergesini veren dokuz milletvekilinden biri olan İrin Said yaptığı açıklamada, kendisinin ve bazı milletvekillerinin önceki yasama döneminde de benzer soru önergeleri sunduğunu, ancak henüz somut sonuçlara veya doğrulanmış bilgilere ulaşamadıklarını belirtti.

dfg
Kahire'nin merkezindeki işçi sınıfının yoğun olarak yaşadığı semtlerden biri. (Şarku’l Avsat)

Mısır Başbakanı Mustafa Medbuli, geçen aralık ayında yaptığı açıklamada, yoksulluk oranının 2020’de açıklanan seviyenin bir miktar üzerine çıktığını kabul etmiş, ancak artışın boyutunu paylaşmamıştı. Bazı basın kuruluşlarının haberlerinde ise yoksulluk oranının yaklaşık yüzde 34’e yükseldiği öne sürüldü.

Yazar ve siyasi analist Cemal Esad, hükümetin yoksulluk oranlarını açıklamamasını eleştirdi. Esad, Şarku’l Avsat’a yaptığı değerlendirmede, “Enflasyon ve diğer ekonomik göstergelere ilişkin açıklanan rakamlar bile vatandaşların sokakta hissettiği gerçeklerden daha düşük. Peki, bir de hiç açıklanmayan rakamları düşünün” ifadelerini kullandı.

Mısır’da yıllık enflasyon oranı geçen ağustos ayında yüzde 14,5 olarak kaydedildi. Bu oran temmuz ayında yüzde 14,9 düzeyindeydi.

Siyasi açıdan zor bir mesele

Siyaset sosyolojisi profesörü Said Sadık, hükümetin milletvekillerinin talebine kısa süre içinde cevap vererek yoksulluk oranlarını açıklamasını beklemediğini söyledi. Sadık, dokuz milletvekilinden biri olan Muhammed Fuad’ın, talebin altı ay önce hükümete iletilmesine rağmen henüz sonuç alınamadığını belirten açıklamasına dikkat çekti.

Sadık, hükümetin yoksulluk oranlarını açıklamaya hazır olmadığını kaydetti. Bu ay düzenlenmesi planlanan ulusal forumda büyük olasılıkla farklı göstergelerin öne çıkarılacağını belirten Sadık, bunlar arasında gayrisafi yurt içi hasıla büyümesi, işsizliğin 2025’te yüzde 6,3’e gerilemesi, bütçede faiz dışı fazla verilmesi, sosyal koruma paketleri, kara yolları, elektrik santralleri ve limanlara yönelik yatırımlar ile bölgesel krizlerin etkilerinin aşılması ve mali yükümlülüklerin yerine getirilmesi gibi başlıkların yer alacağını ifade etti.

Sadık’a göre yeni yoksulluk oranlarının açıklanması “siyasi açıdan zor bir mesele”. Sadık, “Rakam yükselirse hükümetin başarı söylemine ilişkin şüpheler artar. Güncel bir araştırma olmadan düşüş açıklanırsa da bu rakamlara inanılmayabilir” değerlendirmesinde bulundu.

Milletvekili Ravya Muhtar da hükümetten, ekonomik politikaların vatandaşların gelirleri ve yaşam standartları üzerindeki gerçek etkisini ortaya koyacak güncel ve kapsamlı verileri paylaşmasını istedi.

Dokuz milletvekilinden biri olan Muhtar yaptığı açıklamada, “Hükümetin performansını ve başarılarını, yoksulluk oranlarındaki ve vatandaşların gelirlerindeki değişimi gösteren güncel veriler olmadan eksiksiz biçimde değerlendirmek mümkün değil” ifadelerini kullandı.

Sadık ise hükümetin yoksulluk sorununu, etkilerini hafifletmeye yönelik politikalarla ele aldığını belirtti. Bu politikalar arasında gıda yardımları, yoksulluk sınırının altındaki kesimlere yönelik Tekafül ve Kerame sosyal yardım programları, maaş artışları ve olağanüstü destek paketleri bulunuyor. Sadık’a göre bu önlemler, enflasyonun vatandaşlar üzerindeki etkisini sınırlandırmayı amaçlıyor.


Irak: İran Kürdistanı’ndan yerinden edilenlerin kampı SİHA’larla vuruldu

Irak Kürdistanı’ndaki Erbil Havalimanı yakınlarında meydana gelen patlamanın ardından yükselen duman. (AFP)
Irak Kürdistanı’ndaki Erbil Havalimanı yakınlarında meydana gelen patlamanın ardından yükselen duman. (AFP)
TT

Irak: İran Kürdistanı’ndan yerinden edilenlerin kampı SİHA’larla vuruldu

Irak Kürdistanı’ndaki Erbil Havalimanı yakınlarında meydana gelen patlamanın ardından yükselen duman. (AFP)
Irak Kürdistanı’ndaki Erbil Havalimanı yakınlarında meydana gelen patlamanın ardından yükselen duman. (AFP)

Irak Kürdistan Bölgesi Terörle Mücadele Birimi, dün akşam İran Kürdistanı’ndan yerinden edilenlerin kaldığı bir kampın, Erbil vilayetine bağlı Xebat ilçesinde iki insansız hava aracıyla (İHA) hedef alındığını açıkladı. Kamp, Bağdat’ın yaklaşık 450 kilometre kuzeyinde bulunuyor.

Bölgedeki Terörle Mücadele Birimi tarafından yapılan açıklamada, kurumun elde ettiği bilgilere göre Erbil vilayetinin Xebat ilçesine bağlı Rizgari nahiyesindeki İran Kürdistanı’ndan yerinden edilenlerin kampına dün akşam patlayıcı yüklü iki SİHA ile saldırı düzenlendiği belirtildi.

Açıklamada, saldırıda can kaybı yaşanmadığı kaydedildi.


Suriye bayrağı Haseke’de ilk kez göndere çekildi

Haseke kentinde, Haseke Valisi, İç Güvenlik Komutanı ve Vali Yardımcısının yanı sıra çok sayıda resmî yetkili ve önde gelen ismin katılımıyla Suriye Arap Cumhuriyeti bayrağının göndere çekilmesi töreni düzenlendi (Haseke Valiliği)
Haseke kentinde, Haseke Valisi, İç Güvenlik Komutanı ve Vali Yardımcısının yanı sıra çok sayıda resmî yetkili ve önde gelen ismin katılımıyla Suriye Arap Cumhuriyeti bayrağının göndere çekilmesi töreni düzenlendi (Haseke Valiliği)
TT

Suriye bayrağı Haseke’de ilk kez göndere çekildi

Haseke kentinde, Haseke Valisi, İç Güvenlik Komutanı ve Vali Yardımcısının yanı sıra çok sayıda resmî yetkili ve önde gelen ismin katılımıyla Suriye Arap Cumhuriyeti bayrağının göndere çekilmesi töreni düzenlendi (Haseke Valiliği)
Haseke kentinde, Haseke Valisi, İç Güvenlik Komutanı ve Vali Yardımcısının yanı sıra çok sayıda resmî yetkili ve önde gelen ismin katılımıyla Suriye Arap Cumhuriyeti bayrağının göndere çekilmesi töreni düzenlendi (Haseke Valiliği)

Suriye’nin Haseke kentinde, 29 Ocak 2026 tarihli anlaşmanın uygulanmasına ilişkin son bir haftada yaşanan hızlı gelişmeler kapsamında, Özgürlük Meydanı’nda dün ulusal bayrak en yüksek direğe çekildi. Törene çok sayıda vatandaş ve resmî yetkili katılırken, hükümet yetkilileri de yargı sistemini yeniden işler hâle getirmek amacıyla Adalet Sarayı’nda incelemelerde bulundu.

Haseke Vali Yardımcısı Ahmed el-Hilali Şarku’l Avsat’a yaptığı kısa açıklamada, kent merkezindeki ana meydanda ulusal bayrağın geniş halk ve resmî katılımla göndere çekildiğini belirtti. Hilali, törene Haseke Valisi Nureddin Ahmed’in yanı sıra bölgeden Halk Meclisi üyelerinin, askerî yetkililerin ve güvenlik yetkililerinin katıldığını söyledi.

Tören sırasında kentin farklı mahallelerinden gelen vatandaşlar ana meydanda toplandı. Kalabalık, devletin vilayet üzerindeki kontrolünü tamamen sağlaması yönünde sloganlar attı.

Etkinlik, katılımcıların ve vatandaşların güvenliğini, kamu ve özel mülklerin korunmasını sağlamak amacıyla kent genelinde, özellikle merkezde yoğun iç güvenlik güçlerinin konuşlandırıldığı bir ortamda gerçekleştirildi.

Suriye’de eski rejimin devrilmesinden bu yana ilk kez Haseke kent merkezinde Suriye bayrağının göndere çekilmesi sırasında Suriyeli yetkililer (Haseke Valiliği)
Suriye’de eski rejimin devrilmesinden bu yana ilk kez Haseke kent merkezinde Suriye bayrağının göndere çekilmesi sırasında Suriyeli yetkililer (Haseke Valiliği)

Haseke İç Güvenlik Güçleri tören öncesinde yayımladığı açıklamada, toplu etkinlikler sırasında silah taşınmasını ve havai fişek kullanılmasını yasakladı. Açıklamada, güvenliği bozabilecek veya vatandaşların hayatını tehlikeye atabilecek davranışlardan kaçınılması gerektiği vurgulandı. Güvenlik güçleri, ihlallere müsamaha gösterilmeyeceğini ve sorumlular hakkında gerekli yasal işlemlerin uygulanacağını bildirdi.

Adalet Sarayı’nda inceleme

Haseke kent merkezinde bayrak töreni düzenlenirken Vali Yardımcısı Hilali, vilayetin başsavcısı Yargıç Gazi eş-Şeyh İbrahim ile birlikte Adalet Sarayı binasında incelemelerde bulundu. Hilali, ziyaretin amacının “yargı sistemini işler hâle getirmek için uygun koşulları hazırlamak” olduğunu belirtti.

Bu gelişmelerden önce, feshedilen Suriye Demokratik Güçleri’ne (SDG) bağlı unsurların Adalet Sarayı çevresindeki mevzilerinden çekilmesinin ardından çarşamba günü bölgede iç güvenlik güçlerinin varlığı artırılmıştı. SDG’ye bağlı Terörle Mücadele Güçleri (HAT) ise salı günü mevzilerini İç Güvenlik Güçleri’ne teslim etti. Böylece hükümetin kent genelindeki güvenlik varlığı da güçlendirildi.

Şarku’l Avsat’a konuşan aktivistlere göre, bu gelişmelerin ardından Suriye Genel İstihbarat Teşkilatı Başkanı Tümgeneral Abdulkadir Tahhan ile Dış İstihbarat Başkanı Tuğgeneral Abdurrahman ed-Dabbağ, geniş bir güvenlik heyetiyle Haseke’ye geldi.

Devletin kontrolünün genişletilmesi talebi

Son gelişmeler, Haseke vilayetindeki çeşitli kent ve kasabalarda geçen cuma namazının ardından düzenlenen kitlesel barışçıl gösterilerin sonrasında yaşandı. Göstericiler, devlet otoritesinin tesis edilmesini ve devlet kurumlarının vilayetin bütün bölgelerindeki varlığının güçlendirilmesini talep etmişti.

Söz konusu gösteriler, SDG’nin ağustos ayının sonunda feshedildiğinin duyurulmasının ardından düzenlendi. Bu karar, 29 Ocak 2026’da Suriye hükümetiyle imzalanan anlaşma kapsamında alındı. Anlaşma, eski Özerk Yönetim’in sivil, güvenlik ve askerî kurumlarının devlet yapısına entegre edilmesini öngörüyordu.

Buna karşın Arap topluluğunun temsilcileri, entegrasyon süreci devam etmesine rağmen, Suriye devletinin vilayetin geniş kesimlerinde fiilî kontrol sağlayamadığını belirtiyor.

Kuzey Suriye’de yaşayan ve sosyal medyada faaliyet gösteren Arap topluluğu mensubu aktivist Suheyb el-Ya‘rubi, Haseke’deki sevinç gösterilerini yansıtan videolar paylaştı. Görüntülerden birinde yaşlı bir adamın bayrak göndere çekilirken “Allahuekber” diye bağırdığı görüldü.

Suriye bayrağının göndere çekilmesi törenine katılan resmî yetkililer ile vatandaşların güvenliğini sağlamak amacıyla Haseke kentinde alınan güvenlik önlemleri (Haseke Medya Müdürlüğü)
Suriye bayrağının göndere çekilmesi törenine katılan resmî yetkililer ile vatandaşların güvenliğini sağlamak amacıyla Haseke kentinde alınan güvenlik önlemleri (Haseke Medya Müdürlüğü)

El-Ya‘rubi, görüntülere eşlik eden paylaşımında, “Haseke halkının bugün yaşadığı sevinci görenler, son yıllarda ne kadar büyük baskı ve sıkıntılar yaşadıklarını anlayabilir” ifadelerini kullandı. Aktivist ayrıca, “İki yıl boyunca rejimin düşmesinin sevincinden mahrum bırakılmaktan daha ağır ne olabilir?” diye yazdı.

Taleplerimiz devlet kurumlarının bölgeye dönmesiydi

Haseke’deki Arap aşiretlerine mensup ve geçen cuma günü düzenlenen gösterilere katılım çağrısı yapan aktivist İbrahim el-Halebi, kentteki hızlı gelişmelerin Suriye hükümetinin halk hareketinin taleplerine verdiği bir cevap olduğunu söyledi.

El-Halebi, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, feshedilen SDG’nin entegrasyon anlaşmasının maddelerini uygulamakta uzun süre oyalandığını belirtti. Bu maddelerin başında devlet egemenliğinin tesis edilmesi, tutukluların serbest bırakılması ve yerinden edilenlerin geri dönmesinin sağlanmasının geldiğini ifade eden El-Halebi, bunun halk arasındaki gerilimi artırdığını belirtti.

El-Halebi ayrıca, SDG bünyesindeki bazı güvenlik ve siyasi çevrelerin Kürdistan İşçi Partisi’ne (PKK) bağlı olduğunu ve entegrasyon sürecine karşı çıktığını öne sürdü. Bu çevrelerin, Haseke’deki farklı toplumsal kesimleri kışkırtan tutumlar sergilediğini ifade etti.

Mevcut koşullarda güvenliğin sağlanması ve devlet kurumlarının bölgeye girişi için askerî bir operasyonun uygun olmayacağını düşündüklerini belirten el-Halebi, bu nedenle vilayet genelinde, özellikle Haseke kent merkezinde kitlesel gösteriler düzenlenmesi çağrısında bulunduklarını söyledi.

El-Halebi, amaçlarının devlete ve tüm taraflara Haseke’nin Suriye’nin bir parçası olduğunu hatırlatmak olduğunu belirterek, taleplerinin herhangi bir etnik, dinî veya toplumsal gruba karşı yöneltilmediğini vurguladı. “Taleplerimiz devlet kurumlarının bölgeye girmesi, güvenliğin sağlanması, tutukluların serbest bırakılması ve yerinden edilenlerin geri dönmesiydi” dedi.

Suriye bayrağının göndere çekilmesi töreni sırasında Haseke kentinde devletin güvenlik güçleri, (Haseke Medya Müdürlüğü)
Suriye bayrağının göndere çekilmesi töreni sırasında Haseke kentinde devletin güvenlik güçleri, (Haseke Medya Müdürlüğü)

El-Halebi, gösterilerin önemli sonuçlar doğurduğunu savunarak, Genel İstihbarat Teşkilatı Başkanı’nın, yardımcısının ve geniş bir güvenlik heyetinin Haseke’ye geldiğini, ardından Adalet Sarayı’nın teslim edildiğini ve ulusal bayrağın Özgürlük Meydanı’ndaki en yüksek direğe çekildiğini söyledi. Binlerce kişinin meydanda toplanarak “Bir, bir; Suriye halkı birdir” sloganını attığını belirtti.

Halk hareketinin Suriye devletinin Haseke vilayetinde tam egemenlik kurmasına kadar devam edeceğini ifade eden el-Halebi, yaşananları bir etnik veya dinî grubun diğerine karşı zaferi olarak görmediklerini söyledi. Bunun Suriye halkının iradesinin zaferi olduğunu savunan el-Halebi, devlet dairelerinin ve kamu hizmetlerinin yeniden faaliyete geçmesini, güvenliğin sağlanmasını, tutukluların serbest bırakılmasını ve yerinden edilenlerin geri dönmesini beklediklerini dile getirdi.

Haseke vilayetinde, aralarında el-Halebi ve el-Ya‘rubi’nin de bulunduğu kuzey Suriye’deki aktivistlerin çağrısıyla yarın bugün yeni gösteriler düzenlenmesi için hazırlıklar sürüyor. “Tek bayrak, vatanın bayrağıdır” sloganıyla yapılması planlanan gösterilerde, Suriye’deki bütün toplumsal kesimleri temsil ettiği belirtilen ulusal bayrağın göndere çekilmesi hedefleniyor.