Ordu ve hükümeti kapsayan yeni bir Libya krizi

Bingazi’deki askeri yönetim, Dibeybe’nin ‘askerlerin 4 aydır maaşlarını ödememesinin’ yankılarına karşı uyardı.

Ordu maaşlarının askıya alınması, Libya’da krize yol açtı (AFP)
Ordu maaşlarının askıya alınması, Libya’da krize yol açtı (AFP)
TT

Ordu ve hükümeti kapsayan yeni bir Libya krizi

Ordu maaşlarının askıya alınması, Libya’da krize yol açtı (AFP)
Ordu maaşlarının askıya alınması, Libya’da krize yol açtı (AFP)

Zayed Hediye
Libyalı taraflar, seçim sürecinin aksamasının neden olduğu siyasi kriz için yeni uzlaşı köprüleri kurmaya ve çözümler üzerinde anlaşmaya çalışıyor. Bu yönde çabalar devam ederken, Başbakan Abdulhamid Dibeybe’nin kararıyla Bingazi’deki Ulusal Ordu (LUO) mensuplarının maaşlarının ödenmemesi meselesi, ciddi bir güvenlik krizi oluşturdu.
Bu sorun, birkaç ay önce Dibeybe’nin Bingazi’deki askerlerin maaşlarının ödenmesini yeniden durdurması öncesinde ABD Büyükelçisi Richard Norland’ın müdahalesiyle kısa bir süreliğine çözülmüştü.
Libya’daki bazı taraflar, son zamanlarda kayda değer bir ilerleme kaydeden orduyu birleştirme çabalarına karşı anlaşmazlığın yeniden tırmanması sonrasında endişelerini dile getirdi. Açıklamayla eş zamanlı olarak batı ve doğudaki askeri liderlik temsilcileri, bir aydan kısa bir süre içinde ikinci defa Sirte’de bir araya geldi.

Ordu, hükümete saldırıyor
Libya’da herkes, birkaç ay önce ABD arabuluculuğu sonrasında ordunun maaş krizinin sona erdiğine inanıyordu. Ancak LUO’ya bağlı Ahlaki Rehberlik Dairesi Başkanı Tuğgeneral Halid el-Mahcub, 4 aydır maaş ödemelerinin tekrar durdurulduğunu açıklayarak herkesi şaşırttı.
Şarku’l Avsat’ın Independent Arabia’dan aktardığı habere göre, Mahcub, yeterli bütçe bulunmadığı iddiasıyla Başbakan Abdulhamid Dibeybe’nin, silahlı kuvvetlerin maaşlarının ödenmesini üst üste dördüncü ayda da askıya aldığını açıkladı. Halid el-Mahcub, “Silahlı kuvvetler, vatana sadık disiplinli bir organdır. Ancak hükümet maaş ödemelerini durdurarak büyük bir Libyalı grubunu görmezden geldi” dedi.
Mahcub, hükümeti ise ‘kurumları birleştirmemek ve ulusal uzlaşıya hizmet etmemekle’ suçlarken, “Bunun yerine birkaç ayda 90 milyar dinardan (18,75 milyar dolar) fazla harcama yaptığı bir dönemde yeterli bütçe olmadığını iddia ederek çifte standart uyguluyor. Orduyla farklı yollarla savaşmaya çalışıyor” ifadelerini kullandı.

Sorunun özü
Trablus’taki Birlik Hükümeti, Bingazi’deki ordu mensuplarının maaşlarının ödenmemesini, liderlerinin ‘kamu sektöründeki diğer çalışanlar gibi’ sayılarını ve haklarındaki bilgileri göndermemesine bağladı.
Öte yandan ordu, bir basın açıklaması düzenleyerek, hükümetin iddiasını ‘açık bir yalan’ olarak nitelendirdi ve, “5+5 komitesi ve Maliye ve Askeri Hesaplar Bakanlığı üyesi tarafından, Sirte’deki personelimizin askeri ve milli sayıları gözden geçirildi” dedi. Ordu, “Batı bölgesinden doğuya ve güneye bağlı binlerce unsurumuz var. Onların verileri hükümete teslim edilmedi. Kim günlük rızkımızla bize şantaj yapabileceğine inanıyorsa, onlara Libyalıların geçimlerini kısıtlamaları karşısında gücümüzü toplamaktan hala kaçındığımızı söylüyoruz. Bizler, geçen yıl 103 milyar dinar (yaklaşık 22 milyar dolar) düzeyinde rekor bir gelir elde eden petrol tesislerini koruyor olsak da liderlerimiz ve askerlerimiz olmasaydı bunları elde edemezdik” değerlendirmesinde bulundu. LUO: “Dibeybe, ordunun birleştirilmesini mali veya siyasi olarak desteklemedi. Genel Komutanlığın fiziki olarak kuşatılmasının, kuvvetlerin isyanına ve ilticasına yol açacağına inanıyor” açıklamasında bulunuldu.
Doğudaki ordu komutanlığı, maaş krizinin askerler üzerindeki yansımaları konusunda uyarırken, “Tüm seçenekler ve yetenekler masada. Dibeybe’nin eylemlerinin önünde boş durmayacağız. İçerideki ve dışarıdaki herkes, eylemlerin ve hükümet içindeki çatışmaların sonuçlarından sorumlu olmalıdır” şeklinde konuştu.

Hükümete karşı öfke
Trablus’taki Birlik Hükümeti, Bingazi’deki ordu komutanlığının son açıklamalarına yanıt vermezken, askeri personellerin maaşlarını askıya alma eylemi, siyasi ve güvenlik düzeyindeki yansımalarına karşı ciddi bir uyarıyla karşılandı.
Siyasi analist İzzeddin Akil, bu kriz hakkında yaptığı açıklamada, “Libya’da büyük bir hayal kırıklığının yaşandığına inanıyorum. Halkın bir kısmı, doğuda genel liderliğin yanında. Ülkenin batısında ve güneyindeki diğer bir kısım da hükümetin ihanet ettiğini düşünüyor” değerlendirmesinde bulundu.
Akil, “Ailelerinin geçimlerinin sağlandığı maaşın kesilmesi, çok ciddi bir meseledir. Ne yazık ki bir açıklama yapması gereken 5+5 komitesi, bu konuda suskundur. Bu kararın korkunç sonuçlarını ve bunun nasıl bir tehlikeye yol açabileceğini Birleşmiş Milletler’e (BM) ve tüm uluslararası güçlere belirtmesi gerekir” dedi.

İdari açıdan doğru bir karar
Siyasi aktivist Rehab el-Giryani, Dibeybe’nin Bingazi’deki askerlerin maaşlarını ödememesini ‘idari açıdan doğru bir karar’ olarak nitelendirdi. Giryani, “Maliye Bakanlığı, birkaç yıldır, hatta daha hükümet bile seçilmeden önce, verilerin tamamlamadan hiçbir maaşın ödenmeyeceğini açıkladığı bir karar yayınlamış ve bu konuda herhangi bir istisna ortaya koymamıştır” açıklamasında bulundu. Bingazi’deki ordu liderliğinin, maaşları askıya alınan çalışanlarının isim listelerini vermeyi reddetmesinin nedenini de sorgulayan yetkili, bu davranışı ‘şaşırtıcı’ olarak nitelendirdi.

Askeri kurumun birleştirilmesi
Maaş krizi, Libya’da çok kötü bir zamanda ordu ile hükümet arasında yeniden alevlendi. Kriz, orduyu birleştirme çabalarını tamamlamak için doğu ve batıdaki askeri tarafların temsilcilerinin düzenledikleri toplantıların yeniden başlamasına denk geldi. Söz konusu kriz, 2014 yılında silahlı çatışmaların başlamasından bu yana iki taraf arasında yaşanan ilk yakınlaşmayı da etkileyebilir.
Bu durum, Sirte şehrinin Trablus’taki Genelkurmay Başkanı Muhammed el-Haddad ile Bingazi’den mevkidaşı Abdurrazık en-Naduri arasında ‘askeri kurumu birleştirme konusunda, aralarındaki ilkesel anlaşmaları güçlendirmek için yeni bir müzakere turuna’ ev sahipliği yaptığı sırada geldi.
Ortak Askeri Komite üyesi Hayri et-Tamimi, “Naduri ve Haddad’ın Sirte’deki toplantısı, aralarında önceki toplantının devamı niteliğindedir” dedi. “Görüşme, askeri kurumu birleştirme ve iki taraf arasında güven aşılama programı çerçevesinde gerçekleşti” diyen Tamimi, “Askeri kurumu birleştirme planı doğru yönde ilerliyor” şeklinde konuştu.

Büyük halk desteği
Doğu ve batıdaki askeri liderliğin toplantıları, Libya’da büyük bir halk desteğine sahip. Toplantılar, yıllarca süren savaşlar ve silahlı çatışmalardan sonra ülkede barışı sürdürme şansını artırdığı için ülke içindeki ve dışındaki çoğu taraftan övgüler alıyor.
Öte yandan Siyasi Diyalog Forumu Üyesi Ahmed eş-Şarkasi, Libya Silahlı Kuvvetleri Baş Komutanı Korgeneral Abdurrezzak en-Naduri’nin Batı Bölgesi Genelkurmay Başkanı Muhammed el-Haddad ile Sirte’de yaptığı ikinci görüşmeye övgüde bulundu. Yetkili, Silahlı Kuvvetler diyaloglarının, komutanlar arasında, kurmay veya tabur düzeyinde devam etmesi gerektiğini vurguladı.
Ahmed eş-Şarkasi, “Bu durum, güven inşa etmeye yönelik niteliksel bir diyalogdur. Umuyorum ki görevde kalmaya devam ederek krizi sömürmeye çalışan ve yetkileri bitmiş siyasi kurumların yolunu kesmek, Askeri Komite çatısı altında gerçekleşecektir” dedi.



Irak bugün Kürt peşmerge güçlerinin birleştirilmesi sürecini tamamlıyor

Kürdistan Bölgesel Yönetimi Peşmerge Bakanlığı yetkilileri, Bağdat’ta güvenlik koordinasyonu amacıyla düzenlenen bir toplantıda. (Arşiv, Resmî medya)
Kürdistan Bölgesel Yönetimi Peşmerge Bakanlığı yetkilileri, Bağdat’ta güvenlik koordinasyonu amacıyla düzenlenen bir toplantıda. (Arşiv, Resmî medya)
TT

Irak bugün Kürt peşmerge güçlerinin birleştirilmesi sürecini tamamlıyor

Kürdistan Bölgesel Yönetimi Peşmerge Bakanlığı yetkilileri, Bağdat’ta güvenlik koordinasyonu amacıyla düzenlenen bir toplantıda. (Arşiv, Resmî medya)
Kürdistan Bölgesel Yönetimi Peşmerge Bakanlığı yetkilileri, Bağdat’ta güvenlik koordinasyonu amacıyla düzenlenen bir toplantıda. (Arşiv, Resmî medya)

Irak Kürdistan Bölgesel Yönetimi makamları, bugün Kürt peşmerge güçlerinin birleştirilmesinin ilanı dolayısıyla resmî bir tören düzenlemeye hazırlanıyor. Böylece Kürdistan Bölgesi’nde Peşmerge Bakanlığı’nın dışında herhangi bir Kürt silahlı gücünün bulunmadığı yeni bir döneme geçilmesi hedefleniyor.

Şarku’l Avsat’ın Irak Haber Ajansı’ndan (INA) aktardığına göre, Kürdistan Bölgesi Başkanlığı Sözcüsü Dilşad Şehab, bugün “peşmerge güçlerinin birleştirilmesinin ilan edileceğini ve 21 Eylül’den sonra Peşmerge Bakanlığı bünyesi dışında hiçbir peşmerge gücünün kalmayacağını” söyledi. Şehab, bu adımın güçlerin bakanlık çatısı altında birleştirilmesi için uzun süredir yürütülen çalışmaların sonucu olduğunu belirtti.

Şehab, birleştirme sürecinin 2016 yılında başladığını ve özellikle siyasi anlaşmazlıklar nedeniyle geçen yıllarda önemli zorluklarla karşılaşıldığını ifade etti. Kürdistan Bölgesi Başkanı Neçirvan Barzani’nin yürüttüğü çabaların yanı sıra, koalisyon güçleri ve dost ülkelerin desteğinin bu zorlukların aşılmasına ve birleşme sürecinin tamamlanmasına katkı sağladığını kaydetti.

Şehab ayrıca, sürecin tamamlanmasının ilan edileceği törenin, Kürdistan Bölgesi Başkanı’nın himayesinde ABD Savunma Bakanlığı ile Kürdistan Peşmerge Bakanlığı arasında imzalanan mutabakat zaptının dördüncü yıl dönümünde gerçekleşeceğini belirtti. Söz konusu mutabakat, peşmerge güçlerinin birleştirilmesini ve bu güçlere destek sağlanmasını amaçlıyordu.

Irak’taki bütün silahlı grupların, Irak’a destek veren uluslararası koalisyon güçlerinin ülkeden tamamen çekilmesini tamamlamasının ardından, silahlarını en geç bu ayın 30’una kadar devlete teslim etmeleri bekleniyor.

Irak hükümeti, silahların teslim edilmesi dosyasına ilişkin bir mekanizma üzerinde anlaşmaya varmak amacıyla başta Hizbullah Tugayları, Ensarullah el-Evfiya, El-Nuceba, Seyyidü'ş Şüheda, Seraya Evliyaü'd Dem ve Ehli Kehf olmak üzere silahlı grupların temsilcileriyle müzakereler yürütüyor.


Halep’in güneyinde Suriye ordusuna ait silah depolarında patlamalar

İsrail’in Suriye ordusuna ait askeri noktayı hedef alan hava saldırısının ardından Şam’ın bir banliyösünden yükselen dumanlar, (Arşiv-AFP)
İsrail’in Suriye ordusuna ait askeri noktayı hedef alan hava saldırısının ardından Şam’ın bir banliyösünden yükselen dumanlar, (Arşiv-AFP)
TT

Halep’in güneyinde Suriye ordusuna ait silah depolarında patlamalar

İsrail’in Suriye ordusuna ait askeri noktayı hedef alan hava saldırısının ardından Şam’ın bir banliyösünden yükselen dumanlar, (Arşiv-AFP)
İsrail’in Suriye ordusuna ait askeri noktayı hedef alan hava saldırısının ardından Şam’ın bir banliyösünden yükselen dumanlar, (Arşiv-AFP)

Halep’in güney kırsalındaki bölgeler, bugün sabaha karşı Suriye ordusuna ait silah depolarında meydana gelen patlama sesleriyle sarsıldı.

Halep Sivil Savunma Operasyonları Komutanı Faysal Muhammed Ali, “Halep’in güneyindeki el-İys bölgesinde patlamaların devam etmesi, ambulans ve kurtarma ekiplerinin olay yerine ulaşmasını engelliyor” dedi.

Ali, Suriye Haber Ajansı’na (SANA) yaptığı açıklamada, sivilleri patlamaların meydana geldiği bölgeye yaklaşmamaları konusunda uyardı.

Halep Valisi Azzam el-Garib de el-İys ve çevresinde patlamalar meydana gelmesi nedeniyle bölge halkına bölgeye gitmemeleri çağrısında bulundu. Garib, “Herkesten evlerinden çıkmamalarını, patlama bölgelerine gitmemelerini ve güvenlikleri ile müdahale ekiplerinin güvenliği için bu alanların yakınında toplanmamalarını rica ediyoruz” ifadelerini kullandı.

Garib ayrıca, “Hastaneler ile ambulans ve acil müdahale ekipleri teyakkuz halinde. İlgili makamlar sahadaki durumu takip ediyor ve her türlü acil duruma müdahale ediyor” dedi.

Suriye İçişleri Bakanlığı ise “el-İys’teki patlamaların ardından Şam-Halep uluslararası yolunun, İbcla Üniversitesi kavşağı ile Han Tuman Köprüsü’nde Halep yönünden trafiğe kapatıldığını” duyurdu.

Patlamaların meydana geldiği bölgeye yakın el-İys ve ez-Zerbe sakinleri, durumu korkutucu olarak nitelendirdi. Bölge sakinleri, onlarca füzenin havada uçtuğunu ve patlamaların bölgede büyük paniğe yol açtığını belirtti.

Şarku’l Avsatın DPA’dan aktardığına göre Halep’in güneyindeki el-İkarda bölgesinde yaşayanlar, “el-İys ve Tel Hediye beldelerinde şiddetli patlama sesleri duyuluyor. Füzelerin havada uçtuğu ve patladığı görüldü” dedi.

Bölge sakinleri ayrıca, “Hiç kimse askeri mevzilere yaklaşamıyor. Mevziilerde çok sayıda asker bulunuyor ancak onlardan ne durumda olduğu bilinmiyor” ifadelerini kullandı.

Halep kentinde yaşayanlar da patlama seslerinin kentten yaklaşık 30 kilometre uzaklıktaki el-İys beldesinden açıkça duyulduğunu belirtti.

El-İys bölgesi ve Halep’in güneyindeki diğer bölgelerin, muhalif grupların Halep’e girmesinin ardından İdlib vilayetine ve buradan Şam’a doğru ilerlediği dönemde İran Devrim Muhafızları ve Lübnan Hizbullahı güçlerinin kontrolünde olduğu belirtiliyor.


Dera’da bir DEAŞ hücresi ele geçirildi... Suriye’de örgütten geriye ne kaldı?

Dera’nın es-Sanameyn kentinde, aralarında DEAŞ’a bağlı bir hücrenin de bulunduğu bir dizi suç hücresine yönelik güvenlik operasyonları düzenlendi. (Suriye İç Güvenlik Güçleri’nin X hesabı)
Dera’nın es-Sanameyn kentinde, aralarında DEAŞ’a bağlı bir hücrenin de bulunduğu bir dizi suç hücresine yönelik güvenlik operasyonları düzenlendi. (Suriye İç Güvenlik Güçleri’nin X hesabı)
TT

Dera’da bir DEAŞ hücresi ele geçirildi... Suriye’de örgütten geriye ne kaldı?

Dera’nın es-Sanameyn kentinde, aralarında DEAŞ’a bağlı bir hücrenin de bulunduğu bir dizi suç hücresine yönelik güvenlik operasyonları düzenlendi. (Suriye İç Güvenlik Güçleri’nin X hesabı)
Dera’nın es-Sanameyn kentinde, aralarında DEAŞ’a bağlı bir hücrenin de bulunduğu bir dizi suç hücresine yönelik güvenlik operasyonları düzenlendi. (Suriye İç Güvenlik Güçleri’nin X hesabı)

İsmail Derviş

Suriye İçişleri Bakanlığı perşembe günü, ülkenin güneyindeki Dera vilayetinde emniyet güçlerinin yürüttüğü takip ve kovuşturma operasyonları sonucunda, es-Sanameyn şehrinde üç personelin öldürülmesinden sorumlu hücreye ulaşıldığını açıkladı.

Dera Emniyet Müdürü Tuğgeneral Hüsam Memun et-Tahhan, Suriye resmi haber ajansı SANA’ya yaptığı açıklamada, güvenlik takibinin hücrenin Muhsin el-Heymed ile ‘el-Keşki’ lakaplı Ahmed el-Osman tarafından yönetildiğini ortaya çıkardığını belirtti. Tahhan, arama ve tarama faaliyetleri sırasında güvenlik güçlerinin söz konusu iki şahsın evinde silah, mühimmat, patlamaya hazır el yapımı patlayıcılar ve patlayıcı yapımında kullanılan ekipmanlar ele geçirdiğini bildirdi.

Suriye güvenlik kaynaklarından yapılan açıklamada ise “Emniyet güçleri, Dera’nın es-Sanameyn şehrinde aralarında DEAŞ terör örgütüne bağlı bir hücrenin de bulunduğu birkaç suç hücresine yönelik güvenlik operasyonları düzenledi… Bu suç hücreleri arasında yakın bir koordinasyon olduğu tespit edildi. Aranan beş kişi gözaltına alındı ve yakın zamanda adalete teslim edilecekler” ifadelerine yer verildi.

Perşembe günü erken saatlerde, Dera’nın kuzey kırsalındaki es-Sanameyn’de aranan bir kişiyi yakalamaya yönelik güvenlik görevi icra edilirken Suriye emniyet güçlerinden üç personel hayatını kaybetmiş, diğerleri de yaralanmıştı. Yerel kaynaklara göre hayatını kaybeden kişilerin Mustafa Saadettin, Sallum el-Masalime ve Nail es-Safadi olduğu bildirildi.

Şarku’l Avsat’ın Independent Arabia’dan aktardığı analize göre Dera’daki operasyonda DEAŞ isminin öne çıkması, özellikle Suriye Demokratik Güçleri (SDG) dosyasının kapanması, yapının feshedilerek Suriye devletine tamamen entegre edildiğinin duyurulmasıyla birlikte son aylarda eylemleri önemli ölçüde azalan terör örgütü tehlikesini yeniden gündeme taşıyor. Ancak bu durum akıllara şu soruyu getiriyor: DEAŞ saflarını yeniden düzenlemeye mi çalışıyor, yoksa kendisiyle mücadele eden Uluslararası Koalisyon’a üye olan Suriye hükümetine yönelik eylemlerini sürdürmeyi mi hedefliyor?

Yeni gerçekliğe uyum sağlama aşaması

Askerî ve siyasi araştırmacı İsmet el-Absi, “DEAŞ terör örgütünün arazi kontrolü sağlayan bir yapı olarak geleneksel anlamda geri dönüşünden söz edilemez. Ancak yeniden konumlanma ve uyum sağlama çabası içeren bir evreyle karşı karşıyayız. Es-Sanameyn şehrinde ve başka yerlerde yaşananlar, terör örgütünün geri döndüğünün bir göstergesi değil; aksine, örgütün uyuyan ve dağınık bir hücre ağına dönüştüğünün bir kanıtıdır. Dera’da meydana gelen olaylar ise örgütün, Suriye hükümetinin hızlı yanıt verme kapasitesinin sınırlarını test etme girişimiydi” değerlendirmesinde bulundu.

El-Absi sözlerine şöyle devam etti: “SDG dosyasının çözüme kavuşturulmasının ardından örgütün eylemleri ciddi oranda azaldı; ancak asıl gerileyen şey görünür operasyonlar oldu. Bu durum, değişen bölgesel ve uluslararası güvenlik ortamıyla bağlantılıdır. Nitekim ABD ve Uluslararası Koalisyon’un askerî üslerden çekilerek buraları Suriye hükümetine devretmesi, güvenlik sorumluluğunu tamamen Şam’a yükledi. Bu değişim, örgütü yeni kurulan birleşik Suriye ordusundan gelecek nokta atışı darbelerden kaçınmak amacıyla taktiksel bir sessizlik veya operasyonel fetret dönemine girmeye zorladı.”

Yapısı olmayan hücreler

Diğer yandan Suriyeli gazeteci Muhammed Beşir Derbike, “DEAŞ bazı ağlarını yeniden inşa etmeye çalışıyor ancak kendisini askerî bir güç olarak tanımlayacak şekilde yapılandırmıyor. Dera’da yaşananlar, sınırlı çatışmalara girebilecek hücrelerin varlığının sürdüğüne işaret ediyor. Yine de örgütün Suriye’nin güneyinde veya ülke genelindeki başka bir bölgede büyük bir varlığa sahip olduğu söylenemez; aksine, merkezî komuta yapısıyla bağı bulunmayan ve merkeziyetsiz bir sistemle hareket eden bazı uyuyan hücreler söz konusu” ifadelerini kullandı.

Derbike değerlendirmesini şöyle sürdürdü: “Suriye toprakları son aylarda DEAŞ açısından neredeyse tam bir sessizlik dönemine tanıklık etti; nitekim Dera’daki son çatışmadan önce büyük etki yaratan herhangi bir eyleme rastlamadık. Bu gözden kayboluş süreci, SDG’nin entegrasyon aşamalarının başlamasıyla start aldı. Bunun temel nedeni ise kuzey ve doğudaki güvenlik boşluğunun büyük ölçüde ortadan kalkmasıdır. Zira SDG’nin feshedilerek devlet kurumlarına entegre edilmesi, DEAŞ’ın aralarındaki rekabetten faydalandığı güç haritasını değiştirdi. Örgüt geçtiğimiz şubat ayında, ‘Geçici Suriye Hükümeti’ne karşı yeni bir eylem safhası’ adını verdiği süreci ilan etmişti; ancak bu eylemler mart ayından itibaren geriledi veya durma noktasına geldi. Yine de eylem sayısındaki düşüş ile örgüt tehdidinin tamamen sona ermesini birbirine karıştırmamak oldukça önemli.”

DEAŞ’ın Suriye’deki geleceği ne olacak?

Derbike değerlendirmesini şu ifadelerle noktaladı: “Mevcut veriler ışığında DEAŞ’ın kısa ve orta vadeli geleceği; örgütlü bir yapıdan ziyade birbirinden bağımsız, hareketli hücreler şeklinde olacaktır. Uzun sessizlik dönemlerinin ardından zaman zaman sınırlı bir eyleme veya saldırıya tanık olabiliriz. Bir başka deyişle, örgütün son derece zayıf olduğunu ancak fırsatları ve güvenlik açıklarını kollayıp istismar etmeye çalıştığını söyleyebiliriz. Buna karşılık, Suriye devleti güvenlik birimlerini birleştirmeyi, sınırları ve çöl bölgelerini denetim altına almayı, cezaevleri ile kamplar sorununu çözmeyi başardıkça örgütün hareket alanı da daralacaktır. Ancak yeni güvenlik boşlukları veya yerel çatışmalar ortaya çıkarsa DEAŞ bunlardan sızmaya ve bunları kullanmaya çalışacaktır. Dolayısıyla Dera’da son yaşananlar örgüt açısından medya propagandası bakımından önemli olsa da askerî açıdan bir kazanım sağlamamaktadır.”