İsrail ordusundaki ölümlerin temel sebebi intihar

İsrail askerleri arasında intihar durumlarının artması komutanları endişelendirdi (Getty Images)
İsrail askerleri arasında intihar durumlarının artması komutanları endişelendirdi (Getty Images)
TT

İsrail ordusundaki ölümlerin temel sebebi intihar

İsrail askerleri arasında intihar durumlarının artması komutanları endişelendirdi (Getty Images)
İsrail askerleri arasında intihar durumlarının artması komutanları endişelendirdi (Getty Images)

İsrail’de muhalif sağ partilerin doğrudan Genelkurmay Başkanı Aviv Kochavi’yi küçümsemeye varacak düzeyde ordu komutanlarına yönelik eleştirilerinin dozunu artırdığı bir ortamda yayınlanan yeni bir rapor, ortada bir savaş hali olmamasına rağmen askerler arasında yaşanan ölümlerin temel sebebinin intihar olduğunu ortaya koydu. Rapora göre 2021 yılında en az 11 asker intihar etti.
Askeri kaynaklar, 2021’de bir önceki yıla kıyasla ölen asker sayısının 3 artarak 31’e ulaştığını ve ölümlerin çeşitli sebeplerden kaynaklandığını belirterek, 11 askerin intihar ederek, 10 askerin trafik kazasında, 6 askerin de hastalık nedeniyle öldüğünü aktardı. İntihar eden askerlerden üçünün Etiyopya asıllı olduğuna işaret edildi. Raporda ifadelerine yer verilen İsrail Ordusu Personel Müdürü Yoram Knafo, intihar eden üç askerin Etiyopya topluluğuna mensup olduklarını ve intihar ettiğinden şüphelenilen bir askerin de Etiyopyalı olduğunu söyledi. İsrail’deki prosedüre göre, intihar eden askerler, askeri polis davayla ilgili soruşturmayı bitirene kadar resmiyette ‘intihar ettiğinden şüphelenilen’ kategorisine alınıyorlar.
Ordudaki intihar durumlarının pik yaptığı 2005 yılında 36 asker hayatına son verdi. Ordu bu olguyla mücadele etmek için silaha erişimin kısıtlanması ve komutanlara, intihara sevk edecek düşünceler taşıyan potansiyel askerleri tespit etme eğitimlerinin verilmesi gibi önlemler içeren bir plan hazırladı. Planı takip eden yıllarda intihar sayılarında düşüş gerçekleşti. 2018 yılında ordu içinde intihar eden asker sayısı 9’a kadar geriledi. Şu anki Genelkurmay Başkanı Aviv Kochavi döneminde ise bu sayı tekrar yükselişe geçti. Oysa olaya olumlu bir yönden bakan Knafo, “Ordu geçen yıl yaklaşık 400 intihar durumunu önlemeyi başardı” dedi.
İsrail ordusunun verilerine göre askeri operasyonlarda 3 asker öldü. Orduda askerlik yapan Ömer Tabib, “Surların Muhafızı” operasyonu adı altında İsrail’in Mayıs 2021’de Gazze Şeridi’ne açtığı savaşta öldürüldü. Yonatan Granot, başka bir askerin yanlışlıkla ateşlediği kurşunla öldü. Nahal Piyade Tugayı’nda görevli Albay Sharon Asman, koştuğu sırada yere yığıldığı ve teşhis edilemeyen bir kalp rahatsızlığı olduğu açıklandı. Ordu, Sınır Muhafızları Komutanlığı’nda görevli bir keskin nişancının ve bir istihbarat görevlisinin ölümünü rakamlara dahil etmedi. Keskin nişancı Barel Shmueli, Gazze sınırında silahlı bir Filistinli tarafından başından vurularak öldürüldü. İstihbarat görevlisi ise ağır güvenlik suçlarından yargılanmayı beklerken askeri cezaevinde hayatını kaybetti.
İsrail’deki aşırı sağ, devletin kuruluşundan bu yana yürürlükte olan ve ‘halkın ordusu’ olması dolayısıyla saygı duyulan ‘ordu ile özel ilişki’ ilkesini son on yılda birçok kez çiğnedi. Bunun sebebi, ordunun Eski Başbakan Binyamin Netanyahu’nun İran’a yönelik planlarını reddetmesi ve ordu komutanlarından bazılarının özellikle emekliye ayrılıp askeri üniformaları çıkardıktan sonra Filistin konusunda ılımlı tavır sergilemesiydi. Sağcı gazeteler ve onlara yakın araştırma enstitüleri, orduyu eleştiren, korkaklıkla ve savaşma idealinden vazgeçmekle suçlayan yazılar ve makaleler yayınlıyor. Netanyahu’ya yakınlığıyla bilinen Israel Hayom gazetesi dün (cuma) Genelkurmay Başkanı Aviv Kochavi’yi doğrudan hedef aldı. Askeri analist Yoav Limor, gazetede yayınlanan yazısında, sert bir dille eleştirdiği Kochavi’nin ‘kafasını duvarlara vuracağını’ belirtti.
Limor yazısında şu ifadeleri kullandı:
“Kochavi bugün görevde dördüncü ve son yılına girdi. Ordunun ileri doğru uçtuğu bir durumda makamını terk edeceği yerde, kendini yüce planlarını kuşatan bir dizi krizle boğuşmak zorunda kalırken buluyor. Koronavirüs salgını, son iki yılda üst üste yapılan seçim turları ve bu sebeple devlet bütçesinin onaylanamaması gibi onunla (Kochavi) ilgisi olmayan ordudaki bazı krizler planlarının akamete uğramasında pay sahibi olabilir. Ancak Kochavi kendisinin kurbanı ve yapısı gereği kafasını duvara vurmaya gidiyor. O, nasihat kabul etmiyor ve eleştirilere kulak vermiyor. Komutanlarca bilinen bir sorunu var: çevresine harika insanlar alıyor. Ancak bu kişiler onun düşüncelerini tekrarlıyorlar ve ona meydan okuyan fikirler sunmuyorlar. Bunu yapmaya kalkışan kişi ondan uzaklaştırılıyor. Bu durum, Genelkurmay Başkanlığı’nda ordu ve onun komutanının iyiliğini isteyen tümgeneral rütbesindeki birçok subayın başına geldi.”
Limor yazısında ayrıca İsrail Demokrasi Enstitüsü adlı düşünce kuruluşunun da işaret ettiği, İsrail halkının orduya olan güveninin azaldığına dikkat çekti. “Bu tehlikeli bir trendin başlangıcı ve önlenmesi için adımlar atılması gerekiyor ancak Kochavi bir şey yapmıyor” ifadelerini kullanan Limor, halkın güveninin azalmasında sadece ordudaki kötü yemekler, zor hayat koşulları ve yeni başlayan askerlerin düşük maaşlar alması değil, aynı zamanda ordunun kötü performansının da etkili olduğunu belirtti. İsrail ihtiyat ordusunun eğitimlerinin azaltılması kararı sonrasında tırmanan krize işaret eden Limor, “İsrail ordusunun Kochavi dönemindeki tek gerçek sınavdaki -Surların Muhafızı Operasyonu- başarısı oldukça sınırlıydı. Bu, askeri sorunlardan değil aksine başka bir meseleden kaynaklandı o da beklenti çıtasının oldukça yüksek olmasıydı. Bu çıta Gazze sahasında parçalandı. İsrail ordusunun muazzam üstünlüğüne ve verilen sözlere rağmen Gazze’deki durum değişmedi. Kochavi’nin görevdeki ilk üç yılı boşa harcandı. Koronavirüse, seçimlere ve bütçeye rağmen Kochavi’de başarılı olabileceğine dair veriler vardı. Ordunun dediği gibi bir sonraki savaşta ses getirecek bir zafer elde etmek isteyen şu andan itibaren kendine çekidüzen vermelidir” değerlendirmesinde bulundu.



Moskova’nın Güney Kafkasya'daki duruma ilişkin tavrında değişiklik

Beyaz Saray'da Bakü ve Erivan arasında imzalanan anlaşma sırasında ABD Başkanı Donald Trump, Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev ve Ermenistan Başbakanı Nikol Paşinyan objektiflere imzalarını gösterirken (AFP)
Beyaz Saray'da Bakü ve Erivan arasında imzalanan anlaşma sırasında ABD Başkanı Donald Trump, Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev ve Ermenistan Başbakanı Nikol Paşinyan objektiflere imzalarını gösterirken (AFP)
TT

Moskova’nın Güney Kafkasya'daki duruma ilişkin tavrında değişiklik

Beyaz Saray'da Bakü ve Erivan arasında imzalanan anlaşma sırasında ABD Başkanı Donald Trump, Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev ve Ermenistan Başbakanı Nikol Paşinyan objektiflere imzalarını gösterirken (AFP)
Beyaz Saray'da Bakü ve Erivan arasında imzalanan anlaşma sırasında ABD Başkanı Donald Trump, Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev ve Ermenistan Başbakanı Nikol Paşinyan objektiflere imzalarını gösterirken (AFP)

Rusya’nın Ermenistan Büyükelçisi Sergey Kuperskin, Rusya’nın Ermenistan ile ABD arasındaki ‘Trump'ın Uluslararası Barış ve Refah Yolu’ projesini yakından takip ettiğini ve bu girişime katılma olasılığını görüşmeye hazır olduğunu açıkladı.

Bu açıklama, yüzyıllardır Moskova'nın hayati etki alanı ve Rusya'nın zayıf noktası olarak kabul edilen Güney Kafkasya bölgesinde artan Amerikan faaliyetlerine ilişkin Rusya'nın tutumunda bir değişiklik olduğunu gösterdi. Bu bölge, defalarca dalgalanmalara ve Rusya'nın etkisine yönelik tehditlere tanık oldu.

Ermenistan ve Azerbaycan arasında anlaşmanın imzalanmasının ardından Beyaz Saray'da Donald Trump, İlham Aliyev ve Nikol Paşinyan tokalaşırken, 8 Ağustos 2025 (Reuters)

Azerbaycan'ı güney Ermenistan üzerinden Nahçıvan bölgesine (Ermenistan'ın adlandırmasına göre Nahichevan) bağlayan tartışmalı ‘Zengazur Koridoru’ kara projesine atıfta bulunan Kuperskin, ülkesinin ‘projeyle ilgili gelişmeleri takip ettiğini ve diğer hususların yanı sıra, Ermenistan Cumhuriyeti'ndeki demiryolu sektörünün bakımı ve geliştirilmesinde Rusya ile Ermenistan arasındaki yakın işbirliğini de dikkate alarak, müzakerelere katılmaya ve bu girişime katılma olasılığını görüşmeye hazır olduğunu’ söyledi.

Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov daha önce bu konuyu belirsiz ifadelerle ele almıştı. Lavrov, “Bu projenin somut pratik detayları henüz şekillenmeye başladı ve projenin başlatılması biraz zaman alacak” dedi.

tvrfv
Soldan sağa: Azerbaycan, Kazakistan, Rusya, Beyaz Rusya, Özbekistan, Tacikistan ve Ermenistan liderleri 10 Ekim'de Duşanbe'deki BDT zirvesinin yapıldığı binaya doğru ilerlerken (EPA)

Rusya Dışişleri Bakanlığı Enformasyon ve Basın Dairesi Başkanı Mariya Zaharova da Rusya'nın, Rusya Demiryollarının benzersiz uzmanlığından yararlanmak da dahil olmak üzere, projeye katılım seçeneklerini araştırmaya hazır olduğunu duyurdu.

Moskova, geçtiğimiz yıl ağustos ayında Washington'da Ermenistan ve Azerbaycan arasında varılan anlaşmanın bazı ayrıntılarına ilişkin çekincelerini daha önce dile getirmişti. Bakü ve Erivan arasındaki barış çabalarından duydukları memnuniyeti dile getiren Rus yetkililer, ABD'ye bölgede doğrudan varlık gösterme hakkı verilmesine ilişkin ayrıntılara açıkça memnuniyetsizliklerini ifade ettiler.

Azerbaycan ve Ermenistan tarafları, ABD'nin himayesinde düzenlenen ve onlarca yıldır taraflar arasında doğrudan arabuluculuk yapan Moskova'nın davet edilmediği bir toplantıda, barış ve on yıllardır süren çatışmanın sona ermesi için bir ön anlaşma imzaladı. İki ülke arasında barışın tesis edilmesi ve ilişkilerin güçlendirilmesine ilişkin anlaşma, Azerbaycan ile Ermenistan üzerinden Nahçıvan Özerk Bölgesi'ni birbirine bağlayan bir koridorun oluşturulmasına ilişkin bir madde içeriyordu. Bu konu, iki ülke arasında önemli bir anlaşmazlık noktasıydı.

dcfgtyhu
Dağlık Karabağ'daki Azerbaycan kontrol noktası, Ağustos 2023 (AFP)

Erivan, ‘Trump'ın Uluslararası Barış ve Refah Yolu’ olarak adlandırılan koridorun kurulması için ABD ve üçüncü taraflarla iş birliği yapmayı kabul etti. Bu gelişme, özellikle projeyi uygulamak için Amerikan şirketlerinin davet edilmesi konusundaki tartışmaların artmasıyla, Rusya ve İran’ın bölgedeki çıkarlarına doğrudan bir tehdit oluşturdu ve ABD’nin uzun vadeli ekonomik, ticari ve güvenlik varlığının kurulması anlamına geliyordu. Moskova, Washington'u doğrudan eleştirmekten kaçınırken, bazı yetkililer sadece dolaylı olarak memnuniyetsizliklerini dile getirdiler. İran ise, bu koridorun kendisini Kafkasya'dan izole edeceği ve sınırlarına yabancı bir varlık getireceği endişesiyle, koridorun kurulmasına şiddetle karşı çıktı.

Birkaç gün önce, ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio, Ermenistan Dışişleri Bakanı Ararat Mirzoyan ile yaptığı görüşmede, Erivan'ın Washington'a kendi topraklarındaki koridorda bir pay vereceğini doğruladı. ABD Dışişleri Bakanlığı, yüzde 74'ü ABD'ye ait olacak şekilde, bu arazide demiryolu ve karayolu altyapısının inşasından sorumlu olacak bir şirket kurulacağını açıkladı. Dışişleri Bakanlığı'nın çerçeve metninde belirtildiği üzere, projenin ABD'nin yatırımlarına ve ‘kritik ve nadir minerallere’ ABD pazarına erişimine olanak sağlaması bekleniyor. Rubio, toplantı sırasında “Anlaşma, egemenlik ve toprak bütünlüğünden ödün vermeden ekonomik faaliyete ve refaha nasıl açılabileceğimizi gösteren, dünya için bir model olacak” dedi. “Bu, Ermenistan için, ABD için ve ilgili herkes için iyi olacak” diye ekleyen Rubio, Trump yönetiminin artık ‘anlaşmayı uygulamak için’ çalışacağını vurguladı.

sdfrgth
Ermenistan Başbakanı Nikol Paşinyan (sağda), Erivan'da İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan ile yaptığı görüşmede imzalanan anlaşma belgelerini değiş-tokuş ederken (EPA)

Ermenistan Başbakanı Nikol Paşinyan ise Azerbaycan'ı Nahçıvan'a bağlayan koridorun güvenliğinin ‘üçüncü bir ülke değil, Ermenistan tarafından’ garanti edileceğini vurguladı.

Rusya'nın projeye ilişkin tutumundaki gelişme ve projeye katılma isteği konusunda görüşmelerin başlamasına, Moskova'nın Avrupa ile daha geniş bir iş birliğine yönelmeden önce Rusya'nın yakın müttefiki olan Ermenistan'a gönderilen mesajlar eşlik etti.

Bakan Lavrov, birkaç gün önce Ermenistan Ulusal Meclisi Başkanı Alen Simonyan ile yaptığı görüşmede şunları söyledi:

"Ermenistan'ın, Avrupa Birliği (AB) ve Avrupa Kuzey Atlantik Antlaşması Örgütü (NATO) üyelerinin Rusya'ya stratejik bir yenilgi yaşatmak amacıyla açıkça savaş ilan ettiği bu durumun arkasındaki nedenleri tam olarak anladığını, şüphe ve hatta yalanlar saçan bir anlatının iki ülkemizin kamuoyunu domine etmemesini içtenlikle umuyorum.”

Ülkesinin ‘hiçbir ortağının herhangi bir yönde dış ilişkiler geliştirmesine asla itiraz etmediğini’ vurgulayan Lavrov, ancak Rusya’nın AB’deki muhataplarının, söz konusu ülkeyi sürekli olarak ‘ya bizimle ya da onlarla’ şeklindeki iki seçenek arasında seçim yapmaya zorladığını belirtti.


Netanyahu, İran ile müzakereleri görüşmek üzere çarşamba günü Washington'da Trump ile bir araya gelecek

Trump ve Netanyahu'nun Washington'da gerçekleşen daha önceki bir görüşmeden (Reuters)
Trump ve Netanyahu'nun Washington'da gerçekleşen daha önceki bir görüşmeden (Reuters)
TT

Netanyahu, İran ile müzakereleri görüşmek üzere çarşamba günü Washington'da Trump ile bir araya gelecek

Trump ve Netanyahu'nun Washington'da gerçekleşen daha önceki bir görüşmeden (Reuters)
Trump ve Netanyahu'nun Washington'da gerçekleşen daha önceki bir görüşmeden (Reuters)

İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun ofisinden dün yapılan açıklamada, Netanyahu'nun çarşamba günü Washington'da ABD Başkanı Donald Trump ile bir araya gelerek İran ile müzakereleri görüşeceği bildirildi.

Reuters'ın aktardığı açıklamada, Netanyahu'nun ‘(İran ile) yapılacak herhangi bir müzakerede balistik füzelerin sınırlandırılması ve İran'ın bölgedeki vekillerine verilen desteğin durdurulmasının yer alması gerektiğine inandığı’ belirtildi.

Reuters'a göre çarşamba gün  yapılacak görüşme, ABD Başkanı Trump’ın geçtiğimiz yıl ocak ayında göreve dönmesinden bu yana Netanyahu ile Trump arasında yapılacak yedinci görüşme olacak. Öt yandan İsrail basınına göre Netanyahu, Trump'a İsrail'in İran'ın nükleer programını tamamen yok etme kararlılığını vurgulayacak.

İran ile ABD arasında geçtiğimiz cuma günü Umman'da nükleer dosyasına ilişkin görüşmeler gerçekleştirdi. İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, bu önemli müzakerelerin başarısızlığının Ortadoğu'da yeni bir savaşı tetikleyebileceği yönündeki endişelerin artması üzerine, görüşmelerin iyi bir başlangıç olduğunu ve devam edeceğini söyledi. Ancak Umman'ın başkenti Maskat'ta yapılan görüşmelerin ardından, ‘tehditlerin ve baskının kaldırılması herhangi bir diyalogun başlaması için şart’ olduğunu vurgulayan Arakçi, “(Tahran) sadece nükleer meselesini görüşecek... ABD ile başka hiçbir konuyu görüşmeyeceğiz” dedi.

Öte yandan her iki taraf da Tahran ile Batı arasında uzun süredir devam eden nükleer anlaşmazlığı çözmek için diplomasiye yeni bir şans vermeyi kabul ettiklerini belirtti. ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio, geçtiğimiz çarşamba günü yaptığı açıklamada, Washington'ın müzakerelerin İran'ın nükleer programı, balistik füze programı ve bölgedeki silahlı gruplara verdiği desteğin yanı sıra ‘kendi halkına davranış biçimini’ de kapsaması istediğini söyledi.

İranlı yetkililer, bölgedeki en büyük füze programlarından biri olan İran'ın füze programını tartışmayacaklarını defalarca kez belirtmiş ve Tahran'ın uranyum zenginleştirme hakkının tanınmasını istediğini söylemişlerdi.

Diğer taraftan Washington’a göre nükleer bombaya giden potansiyel bir yol olan İran'ın uranyum zenginleştirme faaliyetleri kırmızı çizgiyi oluşturuyor. Tahran ise uzun süredir nükleer yakıtı silah amaçlı kullanma niyetinde olmadığını vurguluyor.


Netanyahu, Trump'a İran nükleer projesinin tamamen ortadan kaldırılmasının gerekliliğini vurgulayacak

ABD Başkanı Donald Trump ve İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, 29 Aralık 2025'te Florida'da düzenledikleri basın toplantısında (Reuters)
ABD Başkanı Donald Trump ve İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, 29 Aralık 2025'te Florida'da düzenledikleri basın toplantısında (Reuters)
TT

Netanyahu, Trump'a İran nükleer projesinin tamamen ortadan kaldırılmasının gerekliliğini vurgulayacak

ABD Başkanı Donald Trump ve İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, 29 Aralık 2025'te Florida'da düzenledikleri basın toplantısında (Reuters)
ABD Başkanı Donald Trump ve İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, 29 Aralık 2025'te Florida'da düzenledikleri basın toplantısında (Reuters)

İsrail haber sitesi Ynet dün, Başbakan Binyamin Netanyahu'nun ABD Başkanı Donald Trump'a İsrail'in İran nükleer projesini tamamen ortadan kaldırma kararlılığını teyit edeceğini bildirdi.

İnternet sitesi, iyi bilgilendirilmiş bir kaynağa atıfta bulunarak, "İsrail'in tutumu, İran nükleer programının tamamen ortadan kaldırılması, uranyum zenginleştirmenin durdurulması, zenginleştirme kapasitesinin durdurulması ve zenginleştirilmiş uranyumun İran topraklarından çıkarılması konusunda ısrar etmek olacaktır" dedi.

Şarku’l Avsat’ın Ynet’ten aktardığına göre kaynak, "İsrail, Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı müfettişlerinin İran'a geri dönmesini ve şüpheli bölgelere sürpriz ziyaretler yapılmasını talep ediyor" ifadelerini kullandı.

Ynet haber sitesi, kaynağın şu sözlerini aktardı: "İran ile yapılacak herhangi bir anlaşma, İsrail'i tehdit edemeyeceklerinden emin olmak için füze menziline 300 kilometrelik bir sınır getirmelidir."

Ofisi dün yaptığı açıklamada, Netanyahu'nun önümüzdeki çarşamba günü Washington'da Trump ile görüşeceğini duyurdu.