Anayasal monarşiye dönülmesi Libya’nın can simidi mi?

Bağımsızlık Anayasası’nın esas alınması ve Prens Muhammed er-Rıda es-Senussi’nin Kral olmasına yönelik talepler gündemde… Gözlemciler bunu hayalperest düşünceler olarak görüyorlar

Bazıları, Prens Muhammed el-Hasan er-Rıda es-Senussi başkanlığında bir naiplik konseyi kurulmasını öneriyor (AFP)
Bazıları, Prens Muhammed el-Hasan er-Rıda es-Senussi başkanlığında bir naiplik konseyi kurulmasını öneriyor (AFP)
TT

Anayasal monarşiye dönülmesi Libya’nın can simidi mi?

Bazıları, Prens Muhammed el-Hasan er-Rıda es-Senussi başkanlığında bir naiplik konseyi kurulmasını öneriyor (AFP)
Bazıları, Prens Muhammed el-Hasan er-Rıda es-Senussi başkanlığında bir naiplik konseyi kurulmasını öneriyor (AFP)

Zayed Hediyye
Genel seçimlerin engellerle karşılaşmasının ardından Libya'da siyasi ufkun kapanması ve krizin yıllar önce sona erdiği noktaya dönüp bir kısır döngüye girmesiyle Libyalılar, yönetim sorununu çözmek için olası alternatifler aramaya başladılar. Bu alternatifler arasında, 1950’lerin başında onaylanan ve Kaddafi'nin monarşiye karşı darbesinden sonra 1960’ların sonunda askıya alınan Bağımsızlık Anayasası’na dönüş çağrıları da yer alıyor.
Libya Krallığı anayasasının tekrar yürürlüğe konması çağrısında bulunan sesler Birleşmiş Milletler (BM) Libya Destek Misyonu’nun (UNSMIL) ülkedeki kriz dosyasını yönetmeye başlamasıyla yıllar önce yatışmıştı. Ancak Libya’daki geçiş aşamalarından çıkmaya yönelik uluslararası yol haritasının çıkmaza girmesinin ardından bu talep tekrar gündeme geldi.
Anayasal monarşi destekçilerinin çağrıları, bu yönetim biçiminin etkinleştirilmesini talep etmekle sınırlı kalmıyor. Zira birçok destekçi, geçtiğimiz 10 yılda ülkeyi tüketen iktidar mücadelesini sona erdirmek için Libya Krallığı tahtının hayatta kalan tek meşru varisinin tekrar göreve getirilmesini istiyor.

Anayasal krize çözüm
Libya'da anayasal monarşiye dönülmesini destekleyenler, bu seçeneğin yalnızca iktidar mücadelesini sona erdirmekle kalmayıp, aynı zamanda ülkedeki anayasal boşluğu da dolduracağını savunuyorlar. Özellikle siyasi, kültürel ve bölgesel oluşumların çoğunun 2017 yılında Anayasanın Hazırlanmasından Sorumlu Kurucu Heyet tarafından hazırlanan yeni anayasa taslağını reddetmesiyle birlikte seçim sürecinin başarısız olmasının nedenlerinden biri de anayasal boşluktu.
Bu çağrıları yapanlara göre anayasal monarşinin meşru varisi olan Prens Muhammed el-Hasan er-Rıda es-Senussi, ülkeyi son yıllarda siyasi ve askeri çatışmalarda oldukça önemli roller üstlenen çekişmeli kişilerin etrafındaki bölünme sarmalından kurtaran birleştirici ve uzlaştırıcı kişi rolünü oynayabilir.
Bu çağrıları yapanlara göre Muhammed er-Rıda es-Senussi geçmiş yıllarda siyasi çekişmelerden uzaktı ve çatışmanın taraflarından hiçbirini kabul etmiyordu. Bu yüzden herkesin kabul edebileceği tek isim Muhammed er-Rıda es-Senussi.

Yıllar önce hareketlenme
Bu öneri yıllar önce, özellikle de 2016 yılında siyasetçilerden ve aşiretlerin ileri gelenlerinden oluşan bir grubun monarşinin tekrar gelmesini destekleyen ‘Anayasal Monarşiye Dönüş Hareketi’ adını verdikleri bir örgüt kurduklarını duyurmasıyla ortaya çıkmıştı. Örgütün kurucuları Trablus, Bingazi, Tobruk ve el-Beyda kentlerinde gösteriler düzenleyerek Libya halkını görüşlerini ve taleplerini desteklemeye çağırmışlardı.
Anayasal Monarşiye Dönüş Hareketi, kuruluş bildirgesinde Libya halkına “Prens Muhammed el-Hasan er-Rıda es-Senussi'yi Libya kralı olarak tanımaları ve 1951'de çıkarılıp 1963'te değiştirilen Bağımsızlık Anayasası’na geri dönülmesi” çağrısında bulunmuştu.

Bildirgede imzası bulunanlar şu ifadeleri kullanmıştı:
“Kraliyet tahtının meşru hak sahibi Muhammed el-Hasan er-Rıda es-Senussi’nin geri dönmesini ve atalarımızın ve dedelerimizin modern Libya devletinin kurucusu Kral Muhammed İdris es-Senussi için yaptığı gibi Muhammed er-Rıda es-Senussi’nin ülkenin kralı olarak tekrar tanınmasını istiyoruz. Libya yıllardır çatışmalardan ve iktidar mücadelesinden sıkıntı çekiyor. Bu durum Libya topraklarında terörizm ve radikalizmin yayılmasına, yerleşmesine ve Libya'nın kaderini ve sivil ve askeri kurumlarını kontrol etmesine fırsat verdi.”

Yegâne açıklama
Öte yandan Muhammed el-Hasan er-Rıda es-Senussi ülkenin kralı olarak atanmasına yönelik çağrılara yalnızca tek bir açıklama ile cevap verdi. Nadir bir şekilde video üzerinden iki yıl önce yaptığı bu yegâne açıklamada Muhammed er-Rıda es-Senussi “Takdir halkındır. Ülke şu anda bağımsızlık kazanılmadan önceki koşulların aynısını yaşıyor. O zamanlar da çatışmalar ve dış müdahaleler vardı ancak Libyalılar bir anayasa altında birleşmiş ve Krallık kurulmuştu” ifadelerini kullanmıştı.
Muhammed er-Rıda es-Senussi şahsi resmi sitesinden yayınladığı video kaydının devamında “Monarşinin geri getirilmesi, dahili veya harici taraflarca manipüle edilecek bir kart değil. Bir kanun devleti ve anayasanın olmamasından ve vatandaşın acısını artıran güç ve para kavgalarından ötürü yaşadıkları elim gerçekliğe son verip devleti inşa etmeleri için Libyalıları hoşgörüye davet ediyorum” demişti.

Geçici bir çözüm
Şarku’l Avsat’ın Independent Arabia’dan aktardığı habere göre, Libyalı tarafların genel seçimler ve kanunları üzerindeki yasal tartışmayı sona erdirmek için anayasa ile ilgili hususları görüşmek üzere tekrar diyalog masasına dönmesiyle geçtiğimiz günlerde Libya'da anayasal monarşiye dönme çağrıları tekrar yapılmaya başlandı. Geçtiğimiz aralık ayında yapılması planlanan cumhurbaşkanlığı seçimlerinin yapılamamasının en bariz sebeplerinden biri seçim kanunlarıydı.
Libya Devlet Yüksek Konseyi (DYK) üyesi Ahmed Lanki konuya ilişkin yaptığı açıklamada “Anayasal anlaşmazlığı sona erdirmenin çözümü, beş yıllığına federal sisteme geçilerek Bağımsızlık Anayasası'nı tekrar yürürlüğe koyup ardından referanduma götürmekten geçiyor. Bu öneri Temsilciler Meclisi (TM) ve DYK arasında, müzakere komiteleri arasındaki ortak toplantılar kapsamında istişare edilerek uygulanabilir” ifadelerini kullandı.
Diğer yandan Anayasanın Hazırlanmasından Sorumlu Kurucu Heyet üyesi Salim Keşlaf açıklamasında şu ifadeleri kullandı:
“1951 anayasasına geri dönmekten bahsedilmesi, özellikle El-Beyda Mahkemesi'nin yıllar önce anayasayı geçersiz kılan bir karar vermesiyle tarihe karıştı. Anayasanın Hazırlanmasından Sorumlu Kurucu Heyet’e bağlı İletişim Komitesi sivil toplum kuruluşları (STK) ve insan hakları örgütleriyle anayasal sürecin tamamlanmasına yönelik tartışmalarına devam ediyor. Şu anda bir üçüncüsü olmayan iki seçeneği inceliyor; ya anayasa referandumu ya da cumhurbaşkanlığı ve parlamento seçimlerinin yapılması için geçici bir anayasal temelin kabul edilmesi.”

Hala geçerli olan anayasa
Libyalı yazar ve araştırmacı İbrahim el-Hingari konuya ilişkin yaptığı açıklamada “Krallık dönemindeki Libya anayasası ve federal sistemin kaldırılmasından sonra üzerinde yapılan değişiklikler hala geçerli. Muammer Kaddafi'nin askeri darbesinden sonra anayasanın askıya alınması veya iptal edilmesi kararının hiçbir hukuki değeri yoktur” dedi.
1951 anayasasının işleyişini durduran rejimin düşürülmesinden sonra anayasanın otomatik olarak tekrar yürürlüğe konmamasına şaşıran Hingari “2011'deki devrimden sonra Ulusal Geçiş Konseyi (UGK), marşı ve ulusal bayrağı tekrar aktifleştirmeye karar verdi. Bunların ikisi de eski anayasada mevcut. UGK’nin Bağımsızlık Anayasası’nın tekrar yürürlüğe konması yönünde bir karar vermek yerine neden bir anayasa bildirgesi çıkardığını kimse bilmiyor” dedi.
Hingari açıklamasını şöyle sürdürdü:
“Bu hata, UGK’nin bağımsızlık marşı ve bayrağını tekrar etkinleştirmeye yönelik kararına istinaden, seçilmiş TM ya da Bakanlar Kurulu’nca çıkarılan ve Bağımsızlık Anayasası’nın tekrar yürürlüğe konup devletin resmi adı olan Libya Krallığı’nın geri verilmesini şart koşan bir kararla UGK tarafından düzeltilebilir. İlk aşamada Prens Muhammed el-Hasan er-Rıda es-Senussi’nin Veliaht Prens ve Kral Vekili babasının askeri darbenin ardından bıraktığı vasiyeti uygulanarak Muhammed er-Rıda es-Senussi liderliğinde bir naiplik konseyi kurulmasını öneriyorum. Prens ile birlikte Libya’nın üç bölgesini -Trablusgarp, Sirenayka ve Fizan- temsil edecek dürüstlükleri ve tecrübeleriyle tanınan üç kişi seçilmesini öneriyorum.”

Hayalperest düşünceler
Siyaset Bilimi Profesörü Cemal eş-Şatşat, birden fazla karmaşık krize boğulmuş olan ve yerel çatışmaların hummalı uluslararası ve bölgesel rekabetlerle iç içe geçtiği Libya'nın kurtarıcısı olarak monarşiyi pazarlamaya çalışan “hayalperest düşünceler” olarak tanımladığı öneriyi eleştirdi.
Şatşat “Yarım yüzyıldan fazla geriye gitme çağrısı yapanlar, bu uzun zaman zarfında yaşanan ve anayasal monarşiye dönme hayallerini gerçekleştirmelerinin önünde engel teşkil edecek uluslararası ve yerel değişimlerin boyutunun farkında değiller” dedi.
Libya’nın bağımsızlığını kazanmasından ve 1951'de referanduma gitmeden Libya'nın üç bölgesinden oluşan bir komitenin oybirliğiyle oluşturulan anayasanın kabul edilmesinden sonra ülke Kral İdris es-Senussi'nin liderliğinde monarşi ile yönetiliyordu. Ancak o dönem Muammer Kaddafi’nin liderliğinde Libya ordusundaki subaylar iktidardaki rejime darbe yaptıktan sonra 1969 yılında anayasa askıya alınmıştı.



Meşal: Hamas silahlarını bırakmayacak ve Gazze’de yabancı yönetimi kabul etmeyecek

Hamas liderlerinden Halid Meşal (Arşiv – Reuters)
Hamas liderlerinden Halid Meşal (Arşiv – Reuters)
TT

Meşal: Hamas silahlarını bırakmayacak ve Gazze’de yabancı yönetimi kabul etmeyecek

Hamas liderlerinden Halid Meşal (Arşiv – Reuters)
Hamas liderlerinden Halid Meşal (Arşiv – Reuters)

Hamas liderlerinden Halid Meşal bugün yaptığı açıklamada, Hamas’ın silahlarını bırakmayacağını ve Gazze Şeridi’nde ‘yabancı bir yönetimi’ kabul etmeyeceğini söyledi. Açıklama, ateşkes anlaşmasının, Hamas’ın silahsızlandırılmasını ve Gazze Şeridi’nin yönetimi için uluslararası bir komite kurulmasını öngören ikinci aşamasının başlamasının ardından geldi.

Hamas’ın yurt dışı sorumlusu ve eski Siyasi Büro Başkanı Meşal, 17. El Cezire Forumu’nda yaptığı konuşmada, “Direnişi, direnişin silahını ve direnişi gerçekleştirenleri suç saymak kabul edilemez” dedi.

Şarku’l Avsat’ın AFP’den aktardığına göre Meşal, “İşgal olduğu sürece direniş vardır. Direniş, işgal altındaki halkların bir hakkıdır; uluslararası hukukun, semavi dinlerin ve milletlerin hafızasının bir parçasıdır ve onunla gurur duyulur” ifadelerini kullandı.

İsrail ile Hamas arasında varılan ateşkes anlaşması, yıkıcı bir savaşın ardından, 10 Ekim’de yürürlüğe girdi. Anlaşma, Birleşmiş Milletler (BM) Güvenlik Konseyi tarafından da desteklenen bir ABD planına dayanıyor.

Anlaşmanın ilk aşaması, 7 Ekim 2023’ten bu yana Gazze Şeridi’nde tutulan rehineler ile İsrail hapishanelerindeki Filistinli mahkûmların takasını, çatışmaların durdurulmasını, İsrail’in Filistin topraklarındaki yerleşim alanlarından çekilmesini ve Gazze Şeridi’ne insani yardımların girişini öngörüyordu.

İkinci aşama ise 26 Ocak’ta Gazze Şeridi’nde son İsrailli rehinenin cansız bedeninin bulunmasının ardından başladı. Bu aşama, Hamas’ın silahsızlandırılmasını, Gazze Şeridi’nin yaklaşık yarısını kontrol eden İsrail ordusunun kademeli olarak çekilmesini ve Gazze’nin güvenliğinin sağlanmasına ve Filistinli polis birimlerinin eğitilmesine yardımcı olmayı amaçlayan uluslararası bir istikrar gücünün konuşlandırılmasını içeriyor.

Plan kapsamında, Gazze Şeridi’nin yönetimini denetlemek üzere ABD Başkanı Donald Trump’ın başkanlığında, çeşitli ülkelerden isimlerin yer aldığı Barış Konseyi oluşturuldu. Ayrıca, Gazze Şeridi’nin günlük işlerini yürütmek üzere Filistinli teknokratlardan oluşan bir komitenin kurulması öngörüldü.

Meşal, Barış Konseyi’ne Gazze Şeridi’nin yeniden inşasını ve yaklaşık 2 milyon 200 bin nüfuslu bölgeye insani yardımların akışını mümkün kılacak ‘dengeli bir yaklaşım’ benimseme çağrısında bulundu. Meşal, aynı zamanda Hamas’ın Filistin topraklarında herhangi bir yabancı yönetimi kabul etmeyeceğini yineledi.

Meşal sözlerini şöyle sürdürdü: “Ulusal sabitelerimize bağlıyız; vesayet mantığını, dış müdahaleyi ve manda yönetimini kabul etmiyoruz… Filistinlileri Filistinliler yönetir. Gazze, Gazze halkınındır; Filistin, Filistinlilerindir. Yabancı bir yönetimi kabul etmeyeceğiz.”

Meşal’e göre bu sorumluluk yalnızca Hamas’a değil, ‘tüm canlı unsurlarıyla Filistin halkının liderliğine’ aittir.

İsrail ve ABD, Hamas’ın silahsızlandırılması ve Gazze Şeridi’nin askerden arındırılmış bir bölge haline getirilmesi talebini sürdürüyor. Hamas ise silahlarını gelecekte kurulabilecek bir Filistin yönetimine devretme ihtimalinden söz ediyor.

İsrailli yetkililer, Hamas’ın Gazze Şeridi’nde yaklaşık 20 bin savaşçıya sahip olduğunu ve hareketin elinde yaklaşık 60 bin kalaşnikof tüfek bulunduğunu öne sürüyor.

Ateşkes anlaşmasında öngörülen uluslararası gücü hangi ülkelerin oluşturacağı ise henüz netlik kazanmış değil.


Libya’da Yüksek Yargı Konseyi, Anayasa Mahkemesi kararlarına karşı muhalefetini artırıyor

BM destekli Libya Yapısal Diyalogunun yönetişim ayağının sonuçlandırıldığı toplantıdan bir kare (UNSMIL)
BM destekli Libya Yapısal Diyalogunun yönetişim ayağının sonuçlandırıldığı toplantıdan bir kare (UNSMIL)
TT

Libya’da Yüksek Yargı Konseyi, Anayasa Mahkemesi kararlarına karşı muhalefetini artırıyor

BM destekli Libya Yapısal Diyalogunun yönetişim ayağının sonuçlandırıldığı toplantıdan bir kare (UNSMIL)
BM destekli Libya Yapısal Diyalogunun yönetişim ayağının sonuçlandırıldığı toplantıdan bir kare (UNSMIL)

Libya Yüksek Yargı Konseyi, Trablus'taki Yüksek Mahkeme Anayasa Dairesi'nin kararlarına karşı tavrını katılaştırarak, ‘yargıyı siyasallaştırma girişimlerine’ karşı sert bir uyarıda bulundu. Konsey, ‘bu hassas aşamada yargıya müdahale etme’ konusunda sert bir uyarıda bulundu. Ülke, yargıya da neredeyse ulaşan kronik siyasi ve askeri bölünmelerden mustarip durumda.

Yüksek Yargı Konseyi’nin bu tutumu, Anayasa Mahkemesi'nin Temsilciler Meclisi tarafından çıkarılan ve Yargı Sistemi Kanunu'nda değişiklikler içeren iki kanunu geçersiz kılma kararının ardından daha da belirginleşti. Bu durum, mevcut Yargı Yüksek Konseyi’nin kurulduğu anayasal dayanağın ortadan kalktığı ve bu kanundan kaynaklanan statüsünü kaybettiği anlamına geliyor. Dolayısıyla, önceki hükümlere uygun olarak yeniden oluşturulması gerekiyor.

Yüksek Yargı Konseyi tarafından cuma akşamı yapılan açıklamada ‘anayasal çevreden’ doğrudan bahsedilmeden yargı alanında yaşananlara, özellikle de bazılarının, kurumu zararlı bir kurum ile değiştirmek için anayasal olarak ilgili olduğunu düşündükleri araçları kullanarak yargının birliğini ve bağımsızlığını zayıflatma girişimlerine ilişkin duyulan üzüntü ifade edildi.

Konsey, bu kişilerin amacının, diğer tüm yetkileri elinden almak suretiyle, yalnızca siyasi ve dar bir kişisel çıkar olarak nitelendirilebilecek hedefleri gerçekleştirmek olduğunu değerlendirdi.

Yargının birliğini korumak, sorumlu davranmak ve ülkenin yararına hizmet etmek için, sonuçsuz kalacak bir fiili durum dayatmaya çalışanların devam eden uzlaşmaz tavırları karşısında bir süre en yüksek disiplin seviyesini uyguladığını da ekleyen Konsey, ülkenin tarihinde hassas ve tehlikeli bir dönemde, birliğin her zamankinden daha fazla ihtiyaç duyulduğu bir zamanda yargıya müdahale etme girişimlerine işaret etti.

fdbfb
Libya Temsilciler Meclisi'nin önceki bir oturumundan bir kare (Libya Temsilciler Meclisi)

Bu gerginlik, Temsilciler Meclisi ile (yargı otoritesini oluşturan üç sütundan biri olan) Devlet Konseyi arasındaki hukuki ve siyasi çatışmanın bir parçası olarak görülüyor. Bu çatışma, siyaset koridorlarından yargının kalbine taşınırken Temsilciler Meclisi, bazı yasal değişikliklerle Yüksek Yargı Konseyi'ni yeniden yapılandırarak yargı üzerinde daha fazla etki sahibi olmaya çalışıyor. Devlet Konseyi bu hamleyi yargının ‘siyasileştirilmesi’ olarak değerlendirdi.

Bu turda, Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreteri'nin Libya Özel Temsilcisi ve Libya'daki BM Destek Misyonu (UNSMIL) Başkanı Hanna Serwaa Tetteh, bu diyaloğun yeni bir hükümet seçmek için bir organ olmaktan ziyade, Libyalıların kendi ülkelerinin geleceği için kendileri tarafından formüle edilen pratik çözümler geliştirmek amacıyla yürütülen bir ‘Libyalılar arası’ süreç olduğunu teyit etti.

Seçim çerçevesine ilişkin görüşmeler de “6+6” komitesinin kuralları ve danışma komitesinin tavsiyeleri temelinde, mevcut farklılıkların altında yatan garantileri ve siyasi endişeleri anlamaya odaklanarak yürütüldü.

Katılımcı üyeler ise, görüşmelerin genel ilkelerden usul ayrıntılarına doğru ilerlediğini belirttiler. Komisyon Yönetim Kurulu'ndaki boş koltuk krizinin çözülmesinin, gelecekteki seçimlere olan güveni güçlendirmek ve seçimlerin itiraz edilmesini veya kesintiye uğramasını önlemek için temel bir unsur olduğunu vurguladılar.

ert6y
Önceki belediye seçim kampanyasından (Komisyon Yönetim Kurulu)

Turun sonunda üyeler, Berlin Süreci Siyasi Çalışma Grubu'nun büyükelçilerine ve temsilcilerine ana önerilerini sundular. Büyükelçiler ve temsilciler, sürecin mart ayında yeniden başlaması ve uzun vadeli istikrarı sağlayacak ulusal bir vizyon etrafında uzlaşma sağlanmaya devam edilmesi koşuluyla, UNSMIL tarafından kolaylaştırılan yol haritasına destek verdiklerini teyit ettiler.

Yapılandırılmış diyalogun yeni hükümetin seçimi konusunda kararlar alan bir organ olmadığını yineleyen USNMIL, devlet kurumlarını güçlendirmek amacıyla, seçimlere elverişli bir ortam yaratmak ve yönetişim, ekonomi ve güvenlik alanlarındaki en acil sorunları ele almak için pratik önerileri incelemekle ilgilendiğini belirtti. UNSMIL, bunun uzun vadeli çatışmanın nedenlerini ele almak için politika ve yasama önerilerini inceleyerek ve geliştirerek başarılacağının altını çizdi. Ayrıca, yapılandırılmış diyalogun istikrarın önünü açacak ulusal bir vizyon üzerinde uzlaşma sağlamayı amaçlayacağına da dikkati çekti.

Bu gelişme, cumartesi günü Tacura, Sayad ve el-Hashan belediyelerinde ve Tobruk'taki bir oy verme merkezinde, düzenli ve sakin bir atmosferde belediye meclisi seçimleri için oy kullanma işleminin başlamasıyla eş zamanlı gerçekleşti. Komisyon Yönetim Kurulu’nun ana operasyon odası, oy verme sürecinin disiplinli ve organize bir ortamda, önemli bir engel olmadan plana göre ilerlediğini belirtti.

Komisyon, 93 sandık merkezinden oluşan 43 merkezin tamamının açık olduğunu doğruladı. Bu tur, şeffaflığı artırmak ve her türlü sahtekarlık girişimini önlemek amacıyla Tacura belediyesinde elektronik doğrulama teknolojisi (parmak izi) kullanıldı.

u78ı9o
Huri, cumartesi günü belediye seçimlerinde bir oy verme merkezini ziyaret ederken (UNSMIL)

Öte yandan UNSMIL, sorumlu yerel yönetimin kurulmasına katkıda bulunmak için tüm kayıtlı seçmenleri oy kullanmaya çağırırken, misyonun başkan yardımcısı Stephanie Huri, Tacura'daki oy verme merkezlerini ziyaret ederek oy verme sürecini ve elektronik seçmen doğrulama sisteminin kullanımını yerinde gözlemledi.

Bu seçimler, oy vermeyi geciktiren bazı teknik ve hukuki engellerin aşılmasının ardından, Komisyonun ülke çapında belediye meclislerini seçme planını çerçevesinde gerçekleşirken söz konusu plan, son iki yılda uygulanan ve nihai sonuçların kabul edilmesi ve seçilmiş meclislerin oluşturulmasıyla sonuçlanan önceki aşamaların başarısının bir uzantısı olarak değerlendiriliyor.


Kasım, Hizbullah üzerindeki kontrolünü sıkılaştırıyor

Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)
Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)
TT

Kasım, Hizbullah üzerindeki kontrolünü sıkılaştırıyor

Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)
Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)

Hizbullah Genel Sekreteri Naim Kasım, örgütün idari kurumları üzerindeki kontrolünü sıkılaştırmaya çalışıyor. Bu yüzden söz konusu kurumlara, eski Genel Sekreter Hasan Nasrallah'ın liderliği döneminde marjinalleştirilen yakın arkadaşları ve din adamı olmayan politikacıları getirdi.

Şarku’l Avsat’a konuşan kaynaklara göre yapılan en önemli değişiklikler arasında, eski bakan ve milletvekili Muhammed Fneyş’in Hizbullah’ın ‘hükümeti’ olarak kabul edilen yürütme organının başına geçmesi, milletvekili ve parlamento grubu başkanı Muhammed Raad'ın ise genel sekreter yardımcılığına atanmasının bekleniyor.

Kaynaklar, Kasım'ın, daha önce partinin yürütme organının sorumluluğunda olan ayrıntılara girmeden liderliği elinde tutan genel sekreterlik ile örgütün tüm kurumlarını birbirine bağlayarak Hizbullah’ı kontrol etmeye çalıştığına işaret etti.

Öte yandan, Başbakan Nevaf Selam, çok sayıda kişinin İsrail'in tekrarlanan saldırılarının ardından halen yeniden inşa edilmesini beklediği güney bölgesine tarihi bir ziyaret başlattı. Başbakan Selam'ın, Hizbullah tarafından kendisine karşı başlatılan ihanet kampanyasına rağmen tüm köylerde sıcak bir şekilde karşılanması dikkati çekti.