Suudi kültürünün geleceğine yönelik altı maddelik vizyon  

Suudi kültürünün geleceğine yönelik altı maddelik vizyon  
TT

Suudi kültürünün geleceğine yönelik altı maddelik vizyon  

Suudi kültürünün geleceğine yönelik altı maddelik vizyon  

Suudi Arabistanlı bir yazar olarak, uzun yıllar, birçok sanatçı, yazar, akademisyen ve aydını barındıran bir entelektüel grubun içinde yer aldım. Kahire, Beyrut, Tunus ve Kazablanka gibi Arap başkentlerindeki konferanslara, festivallere ve kültürel organizasyonlara iştirak ediyorduk. O zamanlar kardeş ülkelerde olan kültür bakanlıklarının bir benzerinin ülkemiz Suudi Arabistan’da da olması için özlem duyuyorduk. Daha sonra enformasyon bakanlığı altında bir kültür komitesi kurulması kararlaştırıldı. Bu haberi yarım yamalak bir tebessümle karşılamak durumunda kaldık. Çünkü bu, hayallerimizin ve beklentimizin altında bir karardı. Biz daha çok yazar, sanatçı ve her alandaki düşünüre ciddi destekler verecek bağımsız bir kültür bakanlığı hayal ediyorduk.  
Suudi Arabistan’daki kültürel sahne oldukça zengin ve çok çeşitlidir.  Suudi kültür ortamı hakkında pek bir şey bilmeyenler için şöyle özetleyebilirim.  Birincisi kamu desteği, ikincisi; özel sektör ve üçüncüsü bağımsız olmak üzere, kültür dünyamız üç alanda değerlendirilebilir. Kamu desteği, devletin kültürel etkinliklere doğrudan veya dolaylı olarak sunduğu desteklerdir. Özel sektörün hizmetleri ise, yayınevleri, edebiyat merkezleri ve sanat galerileri ile sınırlıdır. Bağımsız sanat ise, edebiyat kulüpleri, sivil kültür sanat dernekleri ve geleneksel medya tarafından desteklenen faaliyetleri içerir.  
Bağımsız addedebileceğimiz bu kültürel alanda, ülke genelinde 17 edebiyat kulübü ve 16 kültür sanat derneği faaliyet göstermektedir. Bağımsız alan, yetmişli yıllardan bu yana Krallıktaki kültürel yaşamın gelişiminde çok önemli bir rol oynadı ve oynamaya da devam ediyor. Ülkedeki en önemli kültürel ve düşünsel ürünlerin ortaya çıkmasına olanak sağlayan bağımsız kültürel alan, sınırlı kamu desteği, sınırlı özel sektör desteği ve bağışçıların desteği ile ayakta kalmaktadır.  
2018 yılında yayınlanan kraliyet kararnamesi ile, kültür bakanlığı enformasyon bakanlığından ayrılarak bağımsız bir kuruluş haline geldi. Ülkede kültürel faaliyetleri yakından takip edenler artık farklı bir gelecek tahayyül edebiliyordu. Nitekim takip eden üç yıl içinde kültürel alanlarda önemli atılımlar yapıldı.  
Artık karamsarlığın yerini iyimserlik alabilirdi. Çünkü Suudi Arabistan’ın yeni kültür bakanlığı, Arap ülkelerindeki muadillerinden farklı olarak, aydınların arzu ettiğinden daha olumlu bir vizyon taşımaktaydı. Kültür bakanlığı, bölgedeki ve Arap ülkelerindeki benzerlerinden farklı bir örgütlenmeye gitmişti. Bu örgütlenmenin şekillenmesinde UNESCO aktif rol aldı. Bakanlık süreç içinde faaliyetlerini çeşitli kültürel sektörleri kapsayan 11 başlık altında organize etti. Bu başlıklar altında edebiyat, çeviri, tiyatro, müzik ve resim sanatlarının yanı sıra moda ve yemek pişirme gibi aşina olunmayan kültürel üretim alanları da kendisine yer buldu. Bakanlık nezdinde 16 komisyon oluşturuldu. Dikkat çekici husus ise, bu komisyonların bürokratik ataletten uzak olarak tamamen bağımsız bir şekilde yönetilmeleridir. Bahsi geçen komisyonların yönetim kurulları ve icra komiteleri, kültür aracılığı yapan dernekleri denetlemekte ve desteklemektedir.  Kültürel bir etkinlik yapmak, konferans veya sempozyum düzenlemek isteyenlerin, bakanlık destekli bir dernekle anlaşması gerekiyor. Kitap telif etmek veya yabancı dildeki bir eserin çevirisini yapmak isteyenlerin ise bir yayınevi ile anlaşmaları yeterli oluyor. Komisyonların doğrudan değil de bağımsız dernekler aracılığıyla vatandaşla muhatap olması nedeniyle, bürokratik zorluklar ve idari yolsuzlukların önüne geçilmesi hedefleniyor.  

Bütün bunlar gülümseten olumlu gelişmelerdir. İşlerin gidişatını yakından takip eden biri olarak bu pozitif yargılarda bulunabiliyorum. Sayın kültür bakanının başkanlığını yaptığı, edebiyat ve tercüme komisyonunun içinde yer almaktayım. Kadın çalışanların da yoğunlukta olduğu bu komisyonun çalışma ortamı, daha önce devlet kurumlarında alışık olmadığımız kadar rahat ve özgürlükçü.   
Ancak, bilindiği üzere kültür, ne kadar çeşitli ve gelişmiş olsa da kurumlar tarafından üretilemez. Kurumlar kültürel üretimi teşvik eder ya da sekteye uğratır fakat kültürün üretimini üstlenemez. İster edebiyat olsun ister felsefe veya sanat, tekil ya da çoğul olarak bireyler tarafından üretilir. Kral Abdülaziz tarafından kurulduğu ilk yıllardan itibaren ülkemizin kültürel birikimi, bireysel çabalarla oluşmuştur.  
Sayın Veliaht Prens Muhammed bin Selman liderliğindeki 2030 vizyonunu kültürel alanda yakalayabilmemiz için, kültür üreticisi bireylere uygun koşulların sağlanması bir zorunluluktur. Kültür bakanlığının artan ve çeşitlenen maddi manevi destekleri, bu yolda güçlü bir şekilde ilerlediğimizin güçlü bir göstergesidir. Ancak bu eğilimin sürdürülebilir olması için dikkat edilmesi gereken hususlar var: 
Birincisi: kültürün, entelektüel ve yaratıcı bir doruk noktası olarak görülmesidir. Doruk noktası derken, insanın kültürel faaliyeti ile kendisini gerçekleştirebileceği en üst sınırlara ulaşabilmesini kastediyoruz. Popülizmin cazibesine kapılmadan, üretici ve alıcıları tatmin etmek için nitelikten ödün verilmemesi gerekir. Bunun elitist, üstenci bir yaklaşım olduğunu ve kültürün geniş kitlelere yayılmasına mâni olacağını iddia edenler olabilir.  Ancak niteliğin niceliğe feda edilmesi, kültürel seviyenin ve kalitenin düşmesiyle sonuçlanacaktır. Asıl hedeflenmesi gereken, kitlelerin seviyesinin yukarıya çekilmesi olmalıdır.  Kültürün en yüksek ürünlerinden biri olan felsefe, kimileri için hayata dair basit fikirlere dönüşebilir veya insan hayatındaki en önemli konuların tartışılarak, sorunlarına çözüm bulunmasına katkı sağlayabilir. Tabi ki yüksek standartlar dayatılamaz, bununla birlikte olumlu yönlendirmeler ve hatırlatmaların yapılması gerekir.   
İkincisi: Kültürel üretimin aracı olan Arap diline azami özenin gösterilmesidir. Arapçanın kültürel üretimdeki temel rolü teşvik edilmelidir. Başta eğitim alanında iyileştirmeler olmak üzere, akademi, medya ve ticari alanlarda Arapça dilinin doğru kullanımı yaygınlaştırılmalıdır. Özellikle ticaret alanlarında İngilizcenin Arapçanın yerini almaya başladığı görülüyor. Gençlerin kullandığı dil itibariyle Arapçalarının geliştirilmesi için gerekli adımların atılması zorunludur. Arapça, kültürümüzün geleceğidir, çünkü sahip olduğumuz kültür Arap kültürüdür.   
Üçüncüsü: İfade ve üretim özgürlüğü alanlarının genişletilmesidir. Toplumsal baskı ve muhafazakâr yaklaşım, üretilenlerin kalitesini olumsuz etkiler. Geçmişte, bu korkular ve hassasiyetler nedeniyle, nice kültürel içerik üreticisi yurt dışında yaşamak zorunda kalmıştır. Çok şükür bu yönde olumlu değişikliklerin olduğuna dair birçok işaret var, ancak Suudi Arabistan’ı, kendi çocuklarının ürettikleri için bir merkez haline dönüştürebilmemiz için daha fazla çaba sarf etmeliyiz.  
Dördüncüsü: Kültürün, geniş anlamıyla bir milli servet olduğunun bilincinde olmalıyız.  Veliaht Prens, Cidde şehrinde Suudi aydınlarla yaptığı ilk görüşmede, bu hususu vurgulamıştı. Suudi Arabistan’ın Arap, Müslüman ve dünya düzeyindeki entelektüeller için bir cazibe merkezi olması için bireysel ve toplu olarak daha fazla çaba sarf etmemiz gerekir. Bunun için de ülkemizde kitap dağıtımı, konferans ve festivallerin düzenlenmesi için mevcut prosedürlerin kolaylaştırılması lazımdır. Yakın zamanda ülkemizde geniş katılımlı Arapça kitap fuarının düzenlenmesi ile felsefe ve çeviri alanlarında iki önemli konferansın yapılmış olması, sürdürülmesi gereken doğru yolda atılmış adımlar olarak değerlendirilebilir.  
Beşincisi: Kültürel faaliyette tarihsel olarak önemli bir yeri olan, edebiyat kulüplerinin ve kültür sanat derneklerinin verimliliğinin arttırılması için girişimlerde bulunulmasıdır. Bu kültürel tarihi mirasa yeterli özeni göstermeliyiz.  
 Altıncısı: Akademik ve araştırma kurumlarının, kültürel üretime daha fazla katkıda bulunmaya teşvik edilmesidir. Akademi yaygın olduğu üzere halktan uzak olmamalı, halkla daha fazla etkileşim kurmalıdır. Üniversiteler, yirminci yüzyılın başlangıcından bu yana Arap kalkınmasında önemli roller üstlenmiştir. Suudi Arabistan’ın kültürel tarihinde de üniversitelerin önemli bir yeri olmuştur. Ancak son yıllarda bu rolün azaldığına dair emareler bulunmakta. Üniversitelerin aktif katılımı olmadan gerçek nitelikli bir kültürel canlanma tasavvur edilemez. Zira üniversiteler, aydınlanma, gelişim ve bilinçlenme için en önemli merkezlerdir.  
 Bana göre, ülkemizde kültürel atılım gerçekleşmesi için dikkate alınması gereken hususlar bunlardır. Bu alanlarda şimdiye değin atılmış önemli adımlara ek olarak, bu hususlara da odaklanılırsa yüksek kültür seviyelerine çıkmamız kaçınılmazdır.



Veliaht Prens Muhammed bin Selman, Prens William ile birlikte Diriyye turuna çıktı

TT

Veliaht Prens Muhammed bin Selman, Prens William ile birlikte Diriyye turuna çıktı

Veliaht Prens Muhammed bin Selman, Prens William ile birlikte Diriyye turuna çıktı

Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman bin Abdülaziz, pazartesi akşamı Birleşik Krallık Veliaht Prensi William’ı kabul ederek onu, “Suudi devletinin doğduğu yer ve Birinci Suudi Devleti’nin başkenti” olarak anılan Diriyye’de gezdirdi.

Ziyaret kapsamında, UNESCO Dünya Mirası Listesi’nde yer alan tarihî Tureyf semtindeki Nejdî mimari incelendi. Galler Prensi, Birinci Suudi Devleti’nin imam ve emirlerine ait sarayları gezdi; dönemin yönetim merkezi olan tarihî Salva Sarayı önünde hatıra fotoğrafı çektirildi. Tur ayrıca Diriyye Projesinin ana planına ilişkin bir sunumu da içerdi.

sdvfg
Prens Muhammed bin Selman ile Prens William, tarihî Tureyf semtindeki Salva Sarayı önünde (SPA)

Galler Prensi William, pazartesi akşamı Riyad’a ulaşarak Suudi Arabistan’a ilk resmî ziyaretini başlattı. Ziyaretin, iki ülke arasında 80 yılı aşkın süredir devam eden ve çeşitli alanları kapsayan ikili ilişkilerin güçlendirilmesini hedeflediği belirtildi.

Prens William’ı Kral Halid Uluslararası Havalimanı’nda Riyad Bölgesi Vali Yardımcısı Prens Muhammed bin Abdurrahman bin Abdülaziz, Suudi Arabistan’ın Londra Büyükelçisi Prens Abdullah bin Halid bin Sultan bin Abdülaziz, Birleşik Krallık’ın Riyad Büyükelçisi Stephen Charles Hitchen ve Kraliyet Protokolü Başkan Yardımcısı Fahd es-Suhayl karşıladı.

dfvbfg
Prens Muhammed bin Abdurrahman, pazartesi akşamı Kral Halid Uluslararası Havalimanı’nda Prens William’ı karşılarken (Riyad Emirliği)

Birleşik Krallık Büyükelçisi Hitchen, ziyaret öncesinde X platformundaki resmî hesabından paylaştığı kısa videoda duyduğu memnuniyeti dile getirerek, “Büyükelçilikte Veliaht Prens’in gelişini büyük bir heyecanla bekliyorduk. Sabırsızız” dedi. Hitchen, ziyaret programının sanat, kültür ve spor gibi birçok alanı kapsayacağını belirterek, “En önemlisi misafirperverliğinizi deneyimleyecek ve Krallık’taki ilham verici değişimleri görecek. Önümüzdeki günlerde bizimle kalın” ifadelerini kullandı.

Suudi Arabistan ile Birleşik Krallık arasındaki ilişkiler, Kral Abdülaziz bin Abdurrahman ile dönemin İngiltere Başbakanı Winston Churchill’in 17 Şubat 1945’teki tarihî görüşmesiyle temelleri atılan bir süreçte, karşılıklı çıkarlar doğrultusunda tüm alanlarda istikrarlı biçimde gelişti.

dvfd
Prens Muhammed bin Selman, tarihî Diriyye’de Prens William ile gerçekleştirdiği ziyaret sırasında (SPA)

İki ülke; siyaset, güvenlik ve askerî alanların yanı sıra ticaret, yatırım ve finansal hizmetler, sağlık, eğitim, enerji, sanayi, çevre, kültür, spor ve turizm gibi birçok başlıkta köklü ve özel ilişkilere sahip. Bu ziyaretin de söz konusu iş birliğini daha da güçlendirmesi bekleniyor.

İkili ilişkiler, Prens Muhammed bin Selman’ın 7 Mart 2018’de Londra’ya yaptığı ziyaret sırasında ilk toplantısını gerçekleştiren Suudi-İngiliz Stratejik Ortaklık Konseyinin kurulmasıyla yeni bir aşamaya taşındı. Konsey, tarafların daha derin bir stratejik ortaklığa bağlılığını yansıttı.

 dfv df
Ziyaret kapsamında Diriyye Projesi’nin ana planına ilişkin bir sunum yapıldı (SPA)

Üç gün sürmesi öngörülen Prens William’ın Suudi Arabistan ziyareti, Londra’nın Riyad’la ekonomik iş birliğini derinleştirme arayışlarının hız kazandığı bir döneme denk geliyor. Kensington Sarayı’na göre ziyaret, ticaret, enerji ve yatırım başta olmak üzere gelişen ikili ilişkilerin öne çıkarılmasını amaçlıyor. Programda, kadın sporları, e-spor ve çevre koruma projelerinin yanı sıra Prens William’ın El-Ula’da yaban hayatı ve doğal mirasın korunmasına yönelik çalışmaları yerinde incelemesi bulunuyor.


BM: Suudi Arabistan’ın Yemen’deki kalkınmayı desteklemek için attığı son adım güçlü ve hızlı

Birleşmiş Milletler (BM) Yemen İnsani Yardım Koordinatörü Julien Harneis, Suudi Arabistan’ın Yemen’deki kalkınmayı desteklemek için attığı son adımı güçlü ve hızlı olarak nitelendirdi. (BM)
Birleşmiş Milletler (BM) Yemen İnsani Yardım Koordinatörü Julien Harneis, Suudi Arabistan’ın Yemen’deki kalkınmayı desteklemek için attığı son adımı güçlü ve hızlı olarak nitelendirdi. (BM)
TT

BM: Suudi Arabistan’ın Yemen’deki kalkınmayı desteklemek için attığı son adım güçlü ve hızlı

Birleşmiş Milletler (BM) Yemen İnsani Yardım Koordinatörü Julien Harneis, Suudi Arabistan’ın Yemen’deki kalkınmayı desteklemek için attığı son adımı güçlü ve hızlı olarak nitelendirdi. (BM)
Birleşmiş Milletler (BM) Yemen İnsani Yardım Koordinatörü Julien Harneis, Suudi Arabistan’ın Yemen’deki kalkınmayı desteklemek için attığı son adımı güçlü ve hızlı olarak nitelendirdi. (BM)

Birleşmiş Milletler (BM) Yemen İnsani Yardım Koordinatörü Julien Harneis, geçici başkent Aden’deki durumu “Artık jeneratör seslerini duymuyorum; çünkü elektrik şebekesi geri dönmeye başladı. Bu, Suudi Arabistan’ın hızlı müdahalesi sayesinde gerçekleşti. Ayrıca dün Aden Havalimanı’ndan ayrıldım ve pistin yeniden inşasını gördüm; bu da çok olumlu bir gelişme” sözleriyle değerlendirdi.

Şarku’l Avsat ile yaptığı röportajda, Suudi Arabistan’ın kalkınma müdahalelerinin insani yardımlar kadar önemli olduğunu vurgulayan Harneis, “Suudi Arabistan’ın Yemen Kalkınma ve Yeniden Yapılanma Programı kapsamında ülke genelinde pek çok proje yürütülüyor. Son günlerde ve haftalarda Suudi Arabistan, Yemen hükümetini destekleme konusunda hızlı ve etkili bir şekilde hareket etti” dedi.

yu7
Birleşmiş Milletler (BM) Yemen İnsani Yardım Koordinatörü Julien Harneis (Şarku’l Avsat)

Harneis, Husi güvenlik güçlerinin yaklaşık 73 BM çalışanını gözaltında tutmaya devam ettiğini ve BM’ye ait birçok ofisi kontrol altında bulundurduğunu açıkladı. Harneis, Husilerin yüzlerce iletişim cihazı ve gerekli ekipmana da el koyduğunu belirterek, durumun değişeceğine dair hiçbir işaret olmadığını ve bunun ‘son derece moral bozucu’ olduğunu ifade etti.

Kral Selman Yardım ve İnsani Çalışmalar Merkezi

Harneis, Riyad ziyaretinin, küresel insani durumu ele almak üzere Kral Selman Yardım ve İnsani Çalışmalar Merkezi (KSRelief) ile yapılan bir toplantıya katılmak amacıyla gerçekleştiğini açıkladı. Harneis, “Son on yılda KSRelief büyük bir gelişim kaydetti ve bugün insani yardım alanında küresel ölçekte önemli bir aktör konumunda” dedi.

Harneis, merkezin Yemen’de insani yardıma büyük önem verdiğini belirterek, “Bu ziyarette Yemen’deki insani durum üzerinde yoğunlaştım. Yaptığımız görüş alışverişi çok faydalı oldu. KSRelief ile ilişki ve iş birliği her zaman mükemmel oldu. BM ve insani yardıma güçlü bir şekilde destek verdiler. Bugün amacımız, teknik ve liderlik boyutlarını da kapsayan daha derin tartışmalarla bu ilişkiyi bir üst seviyeye taşımak. İnsani yardımın nasıl organize edileceği konusu son derece kritik” ifadelerini kullandı.

Suudi Arabistan en büyük bağışçılardan biri

Yemen’deki kalkınma çalışmalarına da değinen Harneis sözlerini şöyle sürdürdü: “KSRelief, son on yılda olağanüstü destek sağladı ve her zaman en büyük bağışçılardan biri oldu. Bu yıl muhtemelen en büyük bağışçı olacak. Rolü yalnızca finansmanla sınırlı değil; Yemen’deki durumu derinlemesine anlamaları, bu çalışmaları son derece önemli kılıyor.”

hyju
Birleşmiş Milletler (BM) Yemen İnsani Yardım Koordinatörü Julien Harneis, Suudi Arabistan’ın Yemen’deki insani yardım faaliyetlerine en büyük bağışçılardan biri olduğunu doğruladı. (BM)

Harneis, Suudi Arabistan’ın kalkınma alanındaki katkılarını da vurgulayarak, “Kalkınma çabaları insani yardımlar kadar, hatta belki daha da önemli. Suudi Arabistan’ın Yemen Kalkınma ve Yeniden Yapılanma Programı, ülke genelinde çeşitli projeler yürütüyor. Son günlerde ve haftalarda Suudi Arabistan, Yemen hükümetini destekleme konusunda hızlı ve güçlü bir şekilde harekete geçti; bu oldukça belirgindi” dedi.

Elektrik altyapısını örnek gösteren Harneis sözlerine şöyle devam etti: “Bu sorun en az 15-20 yıldır var ve Yemenlilerin hayatında sürekli bir gerilim kaynağıydı. İnsanlar neredeyse tamamen jeneratörlere bağımlıydı. Ancak son bir hafta veya on gün içinde jeneratör seslerini artık duymuyorum; çünkü elektrik şebekesi geri dönmeye başladı. Bu da Suudi Arabistan’ın hızlı müdahalesi sayesinde gerçekleşti. Dün Aden Havalimanı’ndan ayrıldım ve pistin yeniden inşasını gördüm; bu çok olumlu bir gelişme.”

Harneis ayrıca, “Hükümet kontrolündeki bölgelerde güçlü bir devletin kalkınmanın faydalarını, hukukun üstünlüğünü ve iyi idareyi vatandaşlara gösterebilmesi gerekiyor” dedi.

BM personelinin gözaltına alınması

Harneis, “Anlam veremediğimiz bir şekilde, fiili otorite olan Husiler Sana’da 73 meslektaşımızı gözaltına aldı; bunlardan biri gözaltı sırasında hayatını kaybetti. Ayrıca BM’nin eski çalışanları da gözaltına alındı. Bu tek seferlik bir olay değil; Aralık 2021, 2023 ve 2024’te ve 2025’te üç kez daha yaşandı; en son olay sadece üç hafta önce gerçekleşti” şeklinde konuştu.

cvfghy
2026 Yemen İnsani Yardım Planı için yaklaşık 2,16 milyar dolarlık bir kaynak gerekli. Bunun 1,6 milyar doları en acil ihtiyaçlar için ayrılmış durumda. (BM)

BM Yemen İnsani Yardım Koordinatörü Harneis, “Ofislerimize ve varlıklarımıza el konuldu; birçok ofis ya Husi güvenlik güçlerinin kontrolü altında ya da kapalı durumda. Yüzlerce iletişim cihazı ve gerekli ekipman da alınmış durumda. Sana’dan bu durumun değişeceğine dair hiçbir işaret yok; bu özellikle Yemen halkı için kritik bir dönemde son derece moral bozucu” ifadelerini kullandı.

Saada ziyaretleri

Harneis, Husilerin kalesi sayılan Saada vilayetine son yıllarda yaklaşık altı kez ziyaret gerçekleştirdiğini ve Yemen’in diğer bölgelerinde de insani yardım çalışmalarını güvence altına almak için diyalog yürüttüğünü belirtti. Harneis, “İlk kez 2013’te Saada’yı ziyaret ettim; 2014, 2015 ve 2016’da da oradaydım, ardından iki yıl önce ve geçen yıl tekrar ziyaret ettim. Yemen’in çoğu bölgesini gezdim; birçok bölgede yönetim silahlı grupların elinde. İnsani yardımın devam etmesi için bu gruplarla diyalog kurmak gerekiyor” dedi. Son ziyaretinde vilayet valisiyle görüştüğünü de bildirdi.

Husilere yönelik eleştiriler

Harneis, BM’nin Husilere yönelik eleştirilerini operasyonel kolaylıklar veya başka gerekçelerle yumuşatmadığını kesin bir dille vurguladı. Harneis, “Genel Sekreter bile personelimizin gözaltına alınması konusunda defalarca konuştu, ajans başkanları da konuştu, yüzlerce açıklama yapıldı; hiçbir zaman susmadık… Üzücü olan, yüzlerce, belki de binlerce Yemenlinin gözaltında olmasına rağmen seslerinin duyulmaması” ifadelerini kullandı.

İnsani yardım harcamalarının denetimi

Harneis, BM fonlarının Yemen’de nasıl kullanıldığına dair yöneltilen sorulara şöyle yanıt verdi: “Yaptığımız her şey şeffaftır ve halka açıktır; bunu ‘fts.un.org’ üzerinden takip edebilirsiniz. Burada finansman kaynakları ve yıllardır yürütülen projeler görülebilir. Ayrıca tüm BM ajansları, yıllık iç ve dış denetimlere tabidir; bunun yanında bağışçılar tarafından da gözden geçirilmektedir.”

BM Yemen İnsani Yardım Koordinatörlüğü Ofisi’nin Aden’e taşınması

Harneis, BM Yemen İnsani Yardım Koordinatörlüğü Ofisi’nin Sana’dan Aden’e taşınması kararının BM Genel Sekreteri tarafından alındığını belirtti. Bu kararda etkili olan faktörlerden birinin ‘Yemen hükümetinin BM nezdinde resmi temsilci olması’ olduğunu söyleyen Harneis, diğer faktörün ise ‘Sana’daki yetkililerin BM’ye yönelik kötü muamelesi’ olduğunu vurguladı.

Hükümetle iyi ilişkiler

Uluslararası alanda tanınan Yemen hükümetiyle ilişkilerin ‘iyi’ olduğunu vurgulayan Harneis, “Tüm düzeylerde sürekli koordinasyon halindeyiz” dedi. Harneis, BM’nin hedefini ise şöyle açıkladı: “Amacımız her zaman hükümetle yakın çalışmak; çıkarlarımız ortak. Bunu güçlendirmeyi amaçlıyoruz. Bunun için net bir hükümet liderliği ve istikrarlı bir plan şart. Son iki yılda hükümeti bağışçılarla koordinasyon mekanizmalarına dahil etmeye çalıştık, kalkınma önceliklerini hükümetin öncelikleriyle ilişkilendirdik ve bu alanda somut ilerleme kaydettik.”

2026 için öncelikler

Harneis’e göre BM bu yıl Yemen’de, hükümetin kalkınma liderliğini ulusal öncelikler doğrultusunda desteklemeye odaklanıyor. İnsani alanda özellikle Husilerin kontrolündeki bölgelerde krizin etkilerini en aza indirmeye çalışacaklarını belirten Harneis, bu görevleri uluslararası sivil toplum kuruluşları aracılığıyla yürüteceklerini ve öncelikli alanların gıda güvenliği, sağlık ve beslenme olacağını vurguladı.

Harneis, 2026 Yemen İnsani Yardım Planı için gerekli bütçenin yaklaşık 2,16 milyar dolar olduğunu, bunun 1,6 milyar dolarının acil öncelikler için ayrıldığını açıkladı.


Suudi Arabistan Savunma Bakanı, Dünya Savunma Fuarı'nda bazı mutabakat zaptları ve anlaşmalar imzaladı

Suudi Arabistan Savunma Bakanı Halid bin Selman, Slovakya Başbakan Yardımcısı ve Savunma Bakanı Robert Kalinak ile savunma alanında iş birliği için mutabakat zaptı imzalarken (SPA)
Suudi Arabistan Savunma Bakanı Halid bin Selman, Slovakya Başbakan Yardımcısı ve Savunma Bakanı Robert Kalinak ile savunma alanında iş birliği için mutabakat zaptı imzalarken (SPA)
TT

Suudi Arabistan Savunma Bakanı, Dünya Savunma Fuarı'nda bazı mutabakat zaptları ve anlaşmalar imzaladı

Suudi Arabistan Savunma Bakanı Halid bin Selman, Slovakya Başbakan Yardımcısı ve Savunma Bakanı Robert Kalinak ile savunma alanında iş birliği için mutabakat zaptı imzalarken (SPA)
Suudi Arabistan Savunma Bakanı Halid bin Selman, Slovakya Başbakan Yardımcısı ve Savunma Bakanı Robert Kalinak ile savunma alanında iş birliği için mutabakat zaptı imzalarken (SPA)

Suudi Arabistan Savunma Bakanı Prens Halid bin Selman, Riyad'daki Dünya Savunma Fuarı'nda bazı mutabakat zaptları ve anlaşmalar imzalarken dost ve kardeş ülkelerin savunma bakanları ve üst düzey yetkilileriyle savunma ve güvenlik endüstrisinin geleceğini görüştü.

Prens Halid bin Selman, sosyal medya platformu X hesabından yaptığı paylaşımda şunları yazdı:

“Kral Selman bin Abdulaziz’in himayesinde ve onun adına, kardeş ve dost ülkelerden gelen sayın konukların huzurunda Dünya Savunma Fuarı'nın açılışını yapmaktan büyük mutluluk duydum. Bu etkinlik, Veliaht Prens ve Başbakan Muhammed Bin Selaman’ın savunma ve güvenlik sektöründeki küresel gelişmelere ayak uydurma vizyonunu somutlaştırıyor.”

Prens Halid bin Selman, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Dünya Savunma Fuarı'nda kardeş ve dost ülkelerin savunma bakanları ve üst düzey yetkilileriyle bir araya gelmekten büyük mutluluk duydum. Savunma ve güvenlik endüstrisinin geleceği ile ilgili bir dizi konu hakkında görüş alışverişinde bulunduk. Fuarda sunulan fırsatları vurguladık. Ayrıca bir dizi mutabakat zaptı ve anlaşmanın imzalanmasına şahitlik ettim ve bunları imzaladım.”

Prens Halid bin Selman ve Güney Kore Savunma Bakanı Ahn Gyu-Back, Suudi Arabisatan Savunma Geliştirme Genel Müdürlüğü ile Güney Kore Savunma Geliştirme Ajansı (ADD) arasında savunma araştırma ve geliştirme ile savunma ve askeri teknolojiler ve sistemler için inovasyon alanında bir mutabakat zaptının imzalanmasına şahitlik ettiler.

Prens Halid bin Selman, Suudi Arabistan Savunma Bakanlığı ile Slovakya Savunma Bakanlığı arasında savunma alanında iş birliği için bir mutabakat zaptı imzaladı. Ayrıca, Malezya Savunma Bakanı Muhammed Halid Nurdin ile Suudi Arabistan hükümeti ile Malezya hükümeti arasında savunma alanında iş birliği için bir anlaşma imzaladı. Prens Halid bin Selman ayrıca Suudi Arabistan Savunma Bakanlığı ile Somalı Federal Cumhuriyeti Savunma Bakanlığı arasında askeri alanda iş birliği için Somali Federal Cumhuriyeti Savunma Bakanı Ahmed Maalim Faki ile bir mutabakat zaptı imzaladı.