Galatasaray'da kötü gidiş sürüyor... "Büyük takımlar her zaman o sarmaldan çıkabilecek güçlerinin olduğunu düşünür"

Ligde 21. hafta sonun 27 puan toplayan Galatasaray'ın, küme düşme hattında 17. sıradaki Kasımpaşa ile arasında 6 puan fark bulunuyor / Fotoğraf: AA
Ligde 21. hafta sonun 27 puan toplayan Galatasaray'ın, küme düşme hattında 17. sıradaki Kasımpaşa ile arasında 6 puan fark bulunuyor / Fotoğraf: AA
TT

Galatasaray'da kötü gidiş sürüyor... "Büyük takımlar her zaman o sarmaldan çıkabilecek güçlerinin olduğunu düşünür"

Ligde 21. hafta sonun 27 puan toplayan Galatasaray'ın, küme düşme hattında 17. sıradaki Kasımpaşa ile arasında 6 puan fark bulunuyor / Fotoğraf: AA
Ligde 21. hafta sonun 27 puan toplayan Galatasaray'ın, küme düşme hattında 17. sıradaki Kasımpaşa ile arasında 6 puan fark bulunuyor / Fotoğraf: AA

Süper Lig'in en çok şampiyonluk yaşayan takımı Galatasaray, en kötü dönemlerinden belki de en kötüsünü yaşıyor.
Son 10 günde teknik direktör Fatih Terim'in gönderilmesi, yöneticilerin sosyal medya paylaşımları nedeniyle birçok krizle uğraşan Galatasaray camiasında şimdi ise art arda yaşanan puan kayıpları nedeniyle alt sıralara olan yakınlık korkutuyor.
Geride kalan 21 haftada 7 galibiyet, 6 beraberlik ve 8 yenilgi alan sarı-kırmızılar, 27 puanla lider Trabzonspor'un 23 puan gerisinde şampiyonluk yarışına havlu attı. 
Öte yandan küme düşme hattında 17. sırada yer alan Kasımpaşa ile arasında ise sadece 6 puan bulunuyor.
Ayrıca Galatasaray, bu sezon Süper Lig’de üç puanlı sisteme geçilen 1987-88 sezonundan bu yana 21. haftalar itibariyle en düşük sayıda kaldığı sezonu yaşıyor.

Kerem Aktürkoğlu, Galatasaray'da sezonun en etkili isimleri arasında yer alıyor / Fotoğraf: AA
Galatasaray Avrupa'da başka Türkiye'de başka
Bu sezon Türkiye Kupası'nda 2. Lig ekibi Denizlispor tarafından saf dışı bırakılan Galatasaray'ın başarılı olduğu tek alan ise UEFA Avrupa Ligi.
Fatih Terim yönetiminde Avrupa'da çıktığı 6 maçta yenilmeden grup birincisi olarak son 16 turuna kalmayı garantileyen Galatasaray, mart ayında oynanacak Avrupa Ligi maçları için de umut vermiyor.
Son olarak Hatayspor karşısında 2 kez öne geçmesine rağmen sahadan yenilgiyle ayrılan İstanbul temsilci, bir türlü istenen düzeye ulaşamıyor.
Geçen sezon şampiyonluğu 1 gol averajla Beşiktaş'a kaptıran, bu sezon ise Avrupa'da "Şampiyonlar Ligi grubu" olarak nitelendirilen karşılaşmalarda bileği  bükülmeyen sarı-kırmızılardaki kötü gidiş, spor kamuoyunda futbolcuların disiplinsiz tavırları, yetersiz performanslar, kalite eksikliği ve saha dışı sorunlara bağlanıyor.

Haldun Domaç / Fotoğraf: Twitter
"Avrupa'da tam tersi, önde oynamak yerine bekleyen bir Galatasaray vardı"
Spor yorumcusu Haldun Domaç, son 34 yılın en kötü performansını gösteren Galatasaray'daki kötü gidişi Independent Türkçe'ye değerlendirdi. 
Galatasaray'ın bu sezon Türkiye'de ve Avrupa'da farklı performans sergilemesinin rakip takımlarla ilgili olduğunu dile getiren Domaç, şöyle konuştu:
"İki platformda farklı bir görüntü içerisinde olmasının nedeni rakiplerin durumu. Çünkü Türkiye'de 'Dört Büyük'ler genelde rakibe karşı baskı kurmaya çalışarak oynuyor. Türkiye'de ise bekleyerek oynayan rakiplere karşı oynuyorlar. Onun bir sonucu olarak da önde veya önde oynayıp arkada boşluklar bırakabiliyorlar. Ve o takımlar da yani Türkiye'de oynadıkları zamanda o boşluklara sızmalar yapabilecek oyuncu profillerine sahipler. Oysa Galatasaray'ın Avrupa'daki oyunu tam bunun tersi. Yani önde oynamak yerine bekleyerek oynayan bir Galatasaray vardı. Rakipler üstüne geldikçe arkadaki boşlukları özellikle Kerem'in depar kulvarlarına yaptığı koşularla ve zaman zaman Halil'in çabukluğuyla onları cezalandırdı." 

"O iş futbolun doğasına aykırı"
"Avrupa'daki bu oyunu Türkiye'de de oynasaydı" şeklindeki eleştirilere de yanıt veren Domaç, sözlerini şöyle sürdürdü:
"O iş futbolun doğasına aykırı. Çünkü rakip takımlar size karşı bekleyerek oynadıkları için siz de beklerseniz oyun olmaz. Özellikle İstanbul'da Nef Stadı'nda oynarken bekleyip kendi aranızda pas yaptığınız zamanda da rakip takım üstünüze gelmeyecektir. Çünkü bu da onların stratejisi. İki platformda farklı oyunun nedeni tamamen bu."

"Büyük takımlar, o sarmalın içerisinden çıkabilecek güçlerinin olduğunu her zaman düşünür"
Art arda gelen başarısız sonuçlar Galatasaray'ı 13. sıraya kadar geriletti.
Domaç, bu durum takım üzerinde küme düşme baskısı hissettirir mi yönündeki sorumu şöyle yanıtladı:
"Büyük takımların bu tür baskıları yaşamasını pek fazla beklemiyorum. Büyük takımlar, o sarmalın içerisinden çıkabilecek güçlerinin olduğunu her zaman düşünürler. O genelde taraftarların baskısı olur. Yani 'Ne oluyoruz? küme düşme potasına mı gidiyor koskoca Galatasaray, Fenerbahçe, Beşiktaş' denilebiliyor. Ama oyuncuların o baskıyı hissettiğini düşünmüyorum. Burada önemli nokta o tehlike barajının sınırının oralara gelmiş olmak taraftarı mutsuz eder. Bu bir gerçek. Oysa oyuncu oradan çıkacağını hatta yukarılara çıkacağını düşünür. Ben o noktada sıkıntı yaşayacaklarını düşünmüyorum."

"Torrent'in Türkiye'yi, Türk futbolunu bilmiyor olması çok büyük handikap"
Galatasaray'da Fatih Terim sonrası göreve gelen Domenec Torrent'in Türkiye'yi bilmemesinin önemli bir handikap oluşturacağına değinen Domaç, "Tabii ki burada önemli nokta Torrent'in Türkiye'yi, Türk futbolunu bilmiyor olması. Bunlar çok büyük bir handikap. Ve nitekim o noktayı Hatay'da da gördük. Onun için de hani burada ben o tehlikeden çok Domenec Torrent'in Türkiye'yi bilmemesi, Türk futbolunu bilmemesi tehlikesinin daha önemli olduğunu düşünüyorum" şeklinde görüş belirtti.

"1 numaraya teknik adamlar, 2. sıraya yöneticiler konur. Üçüncüde futbolculara protestolar başlar"
Galatasaray'da Fatih Terim'in ayrılığıyla başlayan, sonrasında yöneticiler üzerinden istifa çağrılarıyla devam eden sürecim futbolcuları etkilemeyeceğini düşünen Domaç, şu değerlendirmeyi yaptı:
"Takımdaki oyuncular başkana, yönetime göre oynamazlar. Onlar yönetimlerle pazarlıklarını yapar ve ondan sonra kendi işlerine bakarlar. Başkan Haldun olmuş, Burak olmuş, Ali olmuş, Veli olmuş onlar için önemli değil. Önemli olan başkan ve yönetimin maddi vecibelerini yerine getirmesidir. Onların bakış açısı budur. Öyle düşünmezler. Ama şunu söyleyebilirim: Oyuncuların da suçlanacağı bir ortam var. Bu durumlarda 1 numarada genelde teknik adamlar suçlanır. Sonra teknik adam değişikliği yapılır ki yapıldı Galatasaray'da. İkinci sıraya yöneticiler konur. Dikkat ederseniz 'yönetim istifa' söylemleri çok ön planda. Üçüncünde futbolculara yönelik protestolar başlar. İşte o zaman futbolcu bir sıkıntı içerisine girebilir. Şu andaki gidişatı 1,2,3 diye kademelendirirsek, 1. kademe yani teknik direktör değişikliği gerçekleşti. 2. kademe yönetim şu anda bir baskı var doğal olarak sonuçlar kötü gittiği için. O da eğer olumsuz sonuçlanırsa bu kez futbolcular da ciddi manada sıkıntı yaşayacaklardır."

"3 günde değiştirmesini bekliyorsanız şapkadan tavşan değil fil çıkmasını bekliyorsunuz demektir"
Galatasaray'da Terim sonrası göreve başlayan Domenec Torrent'in doğru değerlendirilmesi için belirli bir zaman geçmesi gerektiğini düşünen Domaç, "Bu tabii çok kolay bir iş değil. Yanlış anlaşılmasın Hatay mağlubiyetinin teknik direktöre yazılması konusunda konuşanlardan değilim. Çünkü bir teknik direktör gelip 3 günde değiştirecek gibi bir şey bekliyorsanız şapkadan tavşan değil fil çıkmasını bekliyorsunuz demektir. Yani öyle bir şey olmaz. Zaman içerisinde 3 maçlık, 4 maçlık periyotların sonunda daha net bir şekilde konuşabiliriz" ifadelerini kullandı.

"Santrfordan daha önemlisi orta alanda liderlik yapabilecek bir oyuncu transfer etmek lazım"
Galatasaray'ın kötü gidişi sonlandırabilmesinin mümkün olduğunu ancak bu durumda mutlaka transfere ihtiyaç duyduğunun altını çizen Domaç, sözlerini şöyle noktaladı:
"Galatasaray'ın bir kere transfere ihtiyacı var ama paraya da ihtiyacı var. Yani parası yok. O zaman yapması gereken şu: Elindeki oyunculardan birini elden çıkartıp bu Kerem olur, Marcao olur ya da başka bir isim olabilir. Ya da elde bulunan Feghouli, Babel gibi oyuncuların maaşlarından tasarruf edilerek iyi bir santrfor alınması gerekiyor. Santrfordan daha önemlisi orta alanda liderlik yapabilecek kreatif bir oyuncu transfer etmek lazım. Diyebilirler ki 'en kolay yöntem bu'. Evet ama şu anda Galatasaray'da lider bir orta alan oyuncusu yok, alınan oyuncular da o işlemi göremedi. Ve savunmanın önünde merkez orta sahayı kapatabilecek bir oyuncu yok. O da sezon başından beri konuşulmasına rağmen alınamadı. Bunlar alınamazsa bu süreç yine böyle topal ilerler. Kazanırsınız, kaybedersiniz ama bir istikrar yakalamak çok zor olur diye düşünüyorum."
Independent Türkçe



Floyd Mayweather-Mike Tyson maçı iptal mi oldu?

Fotoğraf: Reuters
Fotoğraf: Reuters
TT

Floyd Mayweather-Mike Tyson maçı iptal mi oldu?

Fotoğraf: Reuters
Fotoğraf: Reuters

Floyd Mayweather'ın Mike Tyson'la yapması planlanan maç, farklı bir "Demir Mike"ın Mayweather'ın bir sonraki rakibi olacağını iddia etmesiyle belirsizliğe girdi.

Eylülde Mayweather'ın 2026 baharında Tyson'la ringe çıkacağı ve iki Amerikalı boks efsanesinin gösteri maçında karşı karşıya geleceği duyurulmuştu.

O zamanlar tarih veya yer teyit edilmemiş olsa da 59 yaşındaki Tyson daha sonra maçın martta Afrika'da yapılacağını iddia etmişti.

Şimdiyse eski kickboks şampiyonu Mike Zambidis'in sosyal medyada Mayweather'la bir maçın tanıtımını yapmasıyla durum karıştı.

Zambidis, Instagram'da maçın tarihini 27 Haziran ve mekanını memleketi Yunanistan'ın başkenti Atina'daki Oaka Arena olarak belirten bir poster paylaştı.

Poster ayrıca etkinliğin "dünya çapında canlı yayımlanacağını" da ima ediyordu ancak yayıncı açıklanmadı. Organizatörler Mayweather Promotions, Zambidis Club ve Front Row Fight Series olarak listelendi.

Zambidis gönderide "Tarih yazılmak üzere" ifadesini kullanırken, Mayweather henüz posteri veya böyle bir dövüşle ilgili herhangi bir detayı paylaşmadı.

dvfgt
Mike Zambidis (sağda), sosyal medyada Floyd Mayweather'la dövüşünün tanıtımını yaptı (@ironmikezambidisofficial/Instagram)

48 yaşındaki boksör, en son Ağustos 2024'te John Gotti III'le bir gösteri maçında karşı karşıya gelmişti. Bu maç, 5 sıkletteki eski dünya şampiyonunun 2017'de profesyonel boks kariyerini sonlandırdıktan sonra çıktığı çok sayıda gösteri maçından biriydi.

Öte yandan 45 yaşındaki Zambidis kickboksta birden fazla şampiyonluğa sahip. Son kickboks maçı, Mayweather'la olası karşılaşmasından tam 11 yıl önce, 27 Haziran 2015'teydi.

Zambidis'in bu paylaşımının Mayweather-Tyson karşılaşması için ne anlama geldiği belirsiz. Bu maçın Tyson'ın YouTuber Jake Paul tarafından profesyonel müsabakada puanla yenilmesinden yaklaşık 18 ay sonra gerçekleşmesi planlanıyordu.

Mayweather'ın adı ayrıca 2015'te tüm zamanların en kazançlı boks maçında puanla yendiği rakibi Manny Pacquiao'yla rövanş maçı için de geçiyor.

Independent Türkçe


Buzda strateji ve hassasiyet: Curling hakkında her şey

Curling, 1998'den beri kış olimpiyatlarında yer alıyor (Reuters)
Curling, 1998'den beri kış olimpiyatlarında yer alıyor (Reuters)
TT

Buzda strateji ve hassasiyet: Curling hakkında her şey

Curling, 1998'den beri kış olimpiyatlarında yer alıyor (Reuters)
Curling, 1998'den beri kış olimpiyatlarında yer alıyor (Reuters)

Adrenalin'den herkese merhaba. Kış sporları serimizde bu hafta buz üstünde milimetrik hesaplarla yapılan bir mücadele olan Curling'i inceliyoruz.

Curling, buz üzerinde oynanan takım sporları arasında en farklılarından biri. Bu sporda karşı karşıya gelen iki takım, yaklaşık 20 kilogram ağırlığındaki taşları, buz yüzeyinde belli bir hedefe en yakın olacak biçimde yerleştirmeye çalışıyor.

Her takımda 4 oyuncu var ve her oyuncu belirli bir sırayla taşı kaydırıyor. Amaç, bu taşları "ev" adı verilen çemberin merkezine ulaştırmak.

Oyun boyunca en yakın taşların sayısı kadar puan alınıyor ve toplamda en çok puanı toplayan takım maçı kazanıyor.

Curling, özel olarak hazırlanmış bir buz pistinde oynanıyor. Pistler genellikle 45 metre uzunluğunda ve 5 metre genişliğinde.

Ev, içi boyalı dairelerden oluşuyor ve puanlar, taşların merkeze olan uzaklığına göre hesaplanıyor. Buz, üzerine su püskürtülerek pürüzlü hale getiriliyor. Bu taşın pist üzerinde daha kontrollü kaymasını sağlıyor.

Oyun, her iki takımın da taşlarını sırayla gönderdiği "end"ler üzerinden ilerliyor. Bir end, her takımın belirlenmiş sayıda taşı hedefe göndermesiyle tamamlanıyor.

Karşılaşmalar genellikle 10 end sürüyor. Ancak bazı kulüp ve turnuva formatlarında 8 endlik maçlar da var. Her end sonunda en yakın taşı olan takım puan alıyor.

Kökeni 16. yüzyıla uzanan Curling, İskoçya'nın donmuş göletlerinde oynanan bir oyun olarak doğdu.

İskoç göçmenlerin Kuzey Amerika'ya taşıdığı bu oyun, zaman içinde standartlaşarak uluslararası bir spor haline geldi.

Günümüzde kış olimpiyatlarında ve dünya şampiyonlarında düzenli olarak müsabakalar gerçekleştiriliyor. 

Curling eşsiz bir strateji oyunu çünkü taşları hedefe yaklaştırırken rakibin taşlarını da engellemek veya dışarı atmak gerek. Bu nedenle spor bazen "buz üzerinde satranç" diye anılıyor.

Her oyuncunun nişan alması, taşın hızını ve yönünü doğru hesaplaması gerek çünkü pist üzerinde minik eğimler ve buz yüzeyinin pürüzlü yapısı taşın rotasını etkiliyor.

Taşlar hafifçe döndürülerek, yani "curl" yapılarak atılıyor, sporun adı da buradan geliyor.

Takımların her oyuncusu genellikle iki taş atıyor ve takım sırasıyla lead, second, third ve skip pozisyonlarına göre atış yapıyor. Takımın kaptanı olan skip, hem stratejiyi belirliyor hem de genellikle son taşları atıyor. Bir takımın her taşla yaptığı hamle, o endin sonucunu doğrudan etkiliyor.

Curling stratejisinin önemli bir parçası da "süpürme" tekniği. Taş buz üzerinde kayarken diğer oyuncular pistin yüzeyini süpürüyor. Bu süpürme, buz yüzeyinin pürüzlü tabakasını geçici olarak ısıtarak taşın daha uzun mesafe gitmesini sağlıyor. Ayrıca süpürme işlemi, taşın rotasını daha düz tutmak veya istenen eğriliği azaltmak için de kullanılıyor.

Bu kontrollü buz ısıtma ve temizleme, takımların taşın hedefe daha doğru ve hızlı ulaşmasını sağlıyor.

Süpürme ekipmanları da dikkatle düzenleniyor. Modern süpürge başlıkları sentetik malzemelerden yapılırken, sadece onaylı modeller yarışlarda kullanılabiliyor. 2010'ların ortalarında bu konuda bir tartışma yaşanmış ve yeni başlık teknolojilerinin oyunu fazla etkilemesi sonucu kurallarda standardizasyon getirilmişti.

Bu da süpürmenin sadece taktiksel değil aynı zamanda kurallar çerçevesinde yapılması gerektiğini gösteriyor.

Curling maçlarında kullanılan taşlar, özel granit türünden üretilir ve her biri yaklaşık 20 kilogram ağırlığında. Bu taşlara sap takılır; takımlar genellikle kırmızı ya da sarı sap renkleriyle kendi taşlarını ayırt eder. Buz üzerinde taşın bırakılma anı, kullanılan teknik ve rakip süpürme performansı taşın son konumunu belirler.

Oyunun içinde pek çok özel terim de var. Mesela "hog line" adı verilen çizgiyi geçmeden taş pistte kabul edilmiyor.

Bunun gibi kurallar oyunun stratejik yönünü güçlendiriyor. Aynı zamanda "blank end" denen, end sonunda hiç puan kazanmayan durum da var; bu durumda avantaj bir sonraki enddeki son taşı atma hakkıyla devam ediyor.

Bugün curling Kanada, İskoçya, İsveç gibi ülkelerde güçlü oyuncularıyla dikkat çekiyor ve bunun yanısıra dünya genelinde yaygınlaşma çabaları da sürüyor.

Curling'in farklı versiyonları da var. 4 kişilik takımların yanı sıra, iki oyunculu karışık çiftler gibi formatlar da yarış programlarında yer alıyor. Ayrıca tekerlekli sandalye curling gibi engelli sporcular için uyarlanmış formatlar da bulunuyor; burada süpürme yapılmıyor ve taşlar farklı yöntemlerle atılıyor.

Bu spor izleyenlere hem fiziksel beceri hem de stratejik derinlik sunuyor. Taşları hedefe yaklaştırmak için yapılan hesaplamalar, süpürme taktikleri ve takım koordinasyonu, curling'i buzun üzerinde farklı bir savaş haline getiriyor. Curling izlenebilirliği yüksek, düşünce ve beceri birleşimini sunan özgün bir kış sporu olarak her sezon heyecan yaratıyor.

Kaynaklar: World Curling, NBC, Olympics


Buzda ne kadar hızlı kayılabilir: Sürat pateni hakkında her şey

Sürat pateni, 1924’te ilk Kış Olimpiyat Oyunları programına girerek dünya sahnesine çıktı (Reuters)
Sürat pateni, 1924’te ilk Kış Olimpiyat Oyunları programına girerek dünya sahnesine çıktı (Reuters)
TT

Buzda ne kadar hızlı kayılabilir: Sürat pateni hakkında her şey

Sürat pateni, 1924’te ilk Kış Olimpiyat Oyunları programına girerek dünya sahnesine çıktı (Reuters)
Sürat pateni, 1924’te ilk Kış Olimpiyat Oyunları programına girerek dünya sahnesine çıktı (Reuters)

Adrenalin'den herkese merhaba. Kış sporları serimizde bu haftaki konumuz sürat pateni. 

Sürat pateninde amaç, buz üzerindeki en hızlı sporcu veya takım olmak. Patenleriyle oval pistte kayan sporcular, rakiplerinden çok kronometreyle yarışıyor.

Dışarıdan bakıldığında basit görünen bu spor, işin içine girildiğinde ciddi bir teknik bilgi, güçlü bacaklar ve yüksek konsantrasyon gerektiriyor. Küçük bir denge kaybı ya da geç bir hamle, saniyenin onda biriyle ölçülen kritik farklara yol açıyor.

Yarışlar genellikle 400 metrelik standart bir buz pistinde yapılıyor. Oval pistte iki düzlük ve iki dönüş var. Sporcular pistte ikili gruplar halinde start alıyor. Aynı anda piste çıkan iki patenci birbirine rakip gibi görünse de asıl mücadele zamana karşı veriliyor. Günün sonunda en iyi süreyi yapan sporcu kazanıyor.

Sürat pateninin kökleri epey eskiye dayanıyor. Donmuş göller ve kanallar üzerinde kayarak yol alan Kuzey Avrupa halkları, bu hareketi zamanla yarışa dönüştürüyor.

Özellikle Hollanda, sürat pateninin gelişiminde önemli rol oynuyor. 19. yüzyılın sonlarında kurallar netleşiyor, uluslararası yarışlar düzenlenmeye başlıyor. 

Bu sporda kullanılanlar, günlük buz patenlerinden son derece farklı. Bıçaklar daha uzun ve neredeyse tamamen düz bir yapıya sahip.

Bu sayede patenci buzla daha uzun süre temas ediyor ve her itişte daha fazla hız üretiyor. Modern sürat patenlerinde kullanılan "clap skate" sistemiyse bıçağın topuktan ayrılmasına izin veriyor. Bu mekanizma, itiş sırasında gücün daha verimli aktarılmasını sağlıyor.

Sporcular yarış boyunca alçak bir pozisyonda kayıyor. Dizler kırık, gövde öne eğik, kollar çoğu zaman sırtın arkasında kilitli. Bu duruş, hava direncini azaltıyor ve hızın korunmasını sağlıyor.

Ancak bu pozisyonu dakikalar boyunca koruyabilmek için ciddi bir bacak gücü ve kondisyon gerek.

Sürat pateninde farklı mesafeler var ve her mesafe ayrı bir yaklaşım gerektiriyor.

500 ve 1000 metre gibi kısa yarışlarda patlayıcı çıkış ve ilk saniyeler büyük önem taşıyor. 5 bin ve 10 bin metre gibi uzun mesafelerdeyse tempo kontrolü, nefes düzeni ve doğru çizgi seçimi öne çıkıyor. Sporcular yarış boyunca hızlarını bilinçli şekilde ayarlıyor ve son turlara enerjilerini saklıyor.

Kısa pist patencileri genellikle saatte yaklaşık 48 km hıza ulaşırlarken, uzun pist sporcuları ortalama 56 km'de seyrediyor.

Takım takip yarışları, sürat pateninin en dikkat çekici formatlarından biri. Bu yarışlarda üç patenciden oluşan takımlar piste birlikte çıkıyor. Amaç, takımın üçüncü sporcusunun bitiş çizgisini geçtiği anda elde edilen süreyi en iyi seviyeye taşımak. Sporcular dönüşümlü olarak öne geçiyor, rüzgar direncini paylaşıyor ve birlikte bir ritim yakalamaya çalışıyor.

Bir diğer ilgi çekici formatsa toplu start. Bu yarışta sporcular aynı anda start alıyor ve doğrudan birbirleriyle mücadele ediyor. Sprint puanları, pozisyon savaşları ve son turdaki ataklar, bu disiplini izleyici açısından epey heyecanlı hale getiriyor. Klasik sürat pateninden farklı olarak burada taktik ve anlık kararlar çok daha belirleyici oluyor.

Yarışlar sıkı kurallarla yönetiliyor. Sporcuların pist değişim noktalarında çizgilere uyması gerekiyor. İç hattaki patenci her zaman öncelikli sayılıyor ve dış hattan gelen sporcu geçiş sırasında dikkatli davranmak zorunda kalıyor. Kurallara aykırı bir hamle, zaman cezası ya da diskalifiyeyle sonuçlanabiliyor. Bu da sporcuları hem hızlı hem kontrollü olmaya zorluyor.

Uluslararası sürat pateni organizasyonlarını Uluslararası Buz Pateni Federasyonu düzenliyor. Dünya Kupası etapları sezon boyunca farklı ülkelerde yapılıyor ve sporcular genel klasman puanları için mücadele ediyor. Sezonun zirvesiyse 5 ayaktan oluşan Dünya Şampiyonası ve Olimpiyat Oyunları oluyor. Milano–Cortina 2026 Kış Olimpiyatları’nda sürat pateni, yine en fazla madalya dağıtan branşlardan biri olarak öne çıkıyor.

Sürat pateni iki ana başlık altında ele alınıyor. Uzun pist sürat pateni, 400 metrelik pistte yapılan klasik disiplinleri kapsıyor. Kısa pist sürat pateniyse daha küçük bir pistte, çok sayıda sporcunun aynı anda yarıştığı, temasın ve taktik savaşlarının daha yoğun olduğu bir format sunuyor. İki disiplin aynı temele dayansa da izleme deneyimi epey farklı oluyor.

Tarih boyunca bu spor unutulmaz anlara sahne oldu. Olimpiyatlarda üst üste kazanılan altın madalyalar, kırılan dünya rekorları ve teknolojik gelişmeler sürat pateninin sürekli evrilmesini sağlıyor. Bugün sporcular, geçmişe kıyasla çok daha hızlı kayıyor ancak hata payı da aynı ölçüde azalıyor.

Sürat pateni, izleyiciye sessiz ama yoğun bir gerilim sunuyor. Tribünlerde alkışlar kısa sürüyor, asıl heyecan bitiş çizgisinde kronometre durduğunda yaşanıyor. Çünkü bu sporda fark çoğu zaman gözle değil, ekranda beliren rakamlarla anlaşılıyor. Buzun üzerinde geçen her saniye, emeğin ve tekniğin net bir karşılığına dönüşüyor.

Kaynaklar: Red Bull, Olympics, ISU, USOPM