Ürdünlüler neden Türkiye'ye göç etmeyi tercih ediyor?

Daha iyi bir hayat arayışı, yatırım ve ikinci bir vatandaşlık alma göç olgusunun yayılma sebepleri arasında yer alıyor

Türk vatandaşlığı alanlar listesinde Ürdünlülerin yedinci sırada yer aldığına dair tahminler mevcut (Reuters)
Türk vatandaşlığı alanlar listesinde Ürdünlülerin yedinci sırada yer aldığına dair tahminler mevcut (Reuters)
TT

Ürdünlüler neden Türkiye'ye göç etmeyi tercih ediyor?

Türk vatandaşlığı alanlar listesinde Ürdünlülerin yedinci sırada yer aldığına dair tahminler mevcut (Reuters)
Türk vatandaşlığı alanlar listesinde Ürdünlülerin yedinci sırada yer aldığına dair tahminler mevcut (Reuters)

Tarık Dilovani
Daha iyi bir hayat arayışı, yatırım ve ikinci bir vatandaşlık alma Ürdünlülerin göç ederken Türkiye’ye yönelme ve burada yaşamayı tercih etme sebepleri arasında yer alıyor. Bazıları bunu iyi hesaplanmamış, tehlikelerle dolu ve ‘Türk rüyasını’ teşvik etmek için dizi ve filmlerin yarattığı ‘propaganda’ sonucunda oluşan bir macera olarak görüyor.
Ancak Türkiye'yi bir turizm ve eğitim destinasyonu ve emekliliklerinin tadını çıkarma fırsatı olarak görenler de var. Kimileri de siyasi nedenlerle buraya sığınmayı tercih ediyor.
Az sayıda Ürdünlü burada yaşamayı başarırken, birçoğu özellikle Türkiye'deki son ekonomik koşullardan sonra eli boş bir şekilde ülkelerine döndü. Zira Türk lirası dolar karşısında eşi görülmemiş bir değer kaybı yaşadı.
Ancak Türkiye’ye kaçmayı ve burada yaşamayı tercih eden Ürdünlülerin büyük bir kısmı mali açıdan sıkıntılı kişiler.

Gayrimenkul aracılığı ile ikamet
Sadece geçen yıl Türkiye'ye gelen Ürdünlü sayısı yaklaşık 300 bini bularak gözle görülür bir artış yaşandı. İlgili makamlar Ürdünlülerin Türkiye topraklarına göçünü dikkatli bir şekilde incelemeye başladı.
Yetkililerin endişesi, Ürdünlülerin projeler başlatarak ya da daire ve gayrimenkul satın alarak işletmelerini ve sermayelerini taşımalarının yanı sıra Türkiye'de ikamet alanların sayısının artmasından kaynaklanıyor. Ürdünlüler, dünya çapında Türkiye'de en çok konut gayrimenkul satın alan 20 uyruk arasında yer alıyor.
Türk vatandaşlığı alan Ürdünlülerin sayısını gösteren resmi bir istatistik yok. Ancak yaklaşık 15 milyon dolar değerinde yatırımla Türk vatandaşlığı alanlar listesinde Ürdünlülerin yedinci sırada yer aldığına dair tahminler mevcut.
Gözlemciler Ürdünlülerin yaşamak için Türkiye’ye yönelmelerini Türk hükümeti tarafından çıkarılan değiştirilmiş bir kanuna bağlıyorlar. Söz konusu kanun mucibince bir yabancının Türk vatandaşlığı almasını sağlayan gayrimenkulün değeri üç yıl satılmaması şartıyla 250 bin dolara düşürüldü.
Ürdünlü yatırımcıların fabrikalar ve şirketler de dahil olmak üzere tüm projelerini Türkiye'ye taşıdığı konuşuluyor. Türkiye İstatistik Kurumu’na (TÜİK) göre 2020'de Türkiye'de ikamet eden Ürdünlü sayısı 20 bine ulaştı.

Siyasi iltica
Ürdünlülerin Türkiye'ye siyasi ilticada bulunması başlı başına genel bir olgu değil. Ancak iki ülke arasında ‘vize’ gerekmediği için son yıllarda, özellikle de Arap Baharı'ndan sonra Ürdünlü bir gazeteci, siyasi bir aktivist ve iki muhalif olmak üzere en az 4 kişi Türkiye'ye sığındı.
Ürdün ve Türkiye iyi ilişkilere sahip ancak aralarındaki bu ilişki sıcak bir düzeyde değil. Bunda aralarında baskılardan ve haklarındaki güvenlik soruşturmalarından kaçmak ya da yatırım amacıyla gelenlerin de bulunduğu, İhvan (Müslüman Kardeşler) mensubu Ürdünlü İslamcıların çoğu için Ankara, İstanbul ve diğer şehirlerin birer ikamet yerine dönüşmesinin de bir payı var.
Yakın bir zamanda İhvan yanlısı medya projeleri, Amman'daki güvenlik ve bürokratik baskılardan ötürü İstanbul'a taşındı ve çalışmalarını burada devam ettiriyor.

Eğitim ve ikamet
Amman Yunus Emre Enstitüsü Müdürü Cengiz Eroğlu’na göre Türk dilini öğrenmeye yönelik eşsiz bir talebe paralel olarak Türk üniversite eğitiminin Ürdünlüler arasındaki namı arttı ve Türk üniversitelerindeki Ürdünlü öğrenciler için ayrılan burslar yükseldi.
Ürdünlü ve Arap ailelerin çocuklarına hizmet vermek üzere İstanbul ve diğer şehirlerde açılmış olan Ürdün okulları mevcut. Türk yükseköğretim kurumlarındaki Ürdünlü öğrenci sayısı 2014'te 128 iken şu anda bu sayı 3 bin 716'ya çıkmış durumda.
Ürdünlüler, Türk lirasının dolar karşısında değer kaybetmesinden dolayı kur farkından yararlanıyor. Ürdün dinarı, birkaç hafta önce Türk lirası karşısında en yüksek değerini kaydetti ve bir dinar 25 liraya ulaştı. Bu, birçok emekliyi dil ve entegrasyon zorluklarına rağmen emekliliklerinin tadını çıkarmak için destinasyon olarak Türkiye'yi tercih etmeye teşvik ediyor.
Türkiye'de yaşayan Ürdünlü yatırımcılardan birine göre, Ürdünlülerin en çok tercih ettiği illerin başında İzmir, Bursa ve İstanbul geliyor. Zira buralarda 60 bin dolara bir daire satın alınabiliyor. Bu rakam da Ürdün'deki daire fiyatlarına göre mütevazı bir rakam sayılıyor.
Aynı zamanda TÜİK verilerine göre 2014 yılında Türkiye’de doğan Ürdünlü bebeklerin sayısı 373 iken bu sayı 2018 yılında 2 bin 345’e çıktı.

İç karartıcı bir tablo
Türkiye’de ikamet eden birçok Ürdünlü, üç ay sonra sona eren ve bir yıl için yenilenen turist ikametine güvenirken yetkililerin çalışma izni veya aile birleşimi ile belirlenecek şekilde ikamet yenileme şartlarında değişiklikler yaptıktan sonra Türkiye'deki bazı Ürdünlülerin tecrübeleri iç karartıcı bir tablo ortaya koyuyor.
Şarku’l Avsat’ın Independent Arabia kaynaklı haberine göre, özellikle İstanbul'daki bazı Ürdünlüler, paravan şirketler tarafından dolandırılıp gaspa maruz kalırken, bazıları da hayal ettikleri pembe tablonun iç karartıcı bir tabloya dönüşmesinin ardından kendilerini işsiz bir halde buldu.
Yazar Mahir Ebu Tayr’a göre, yüzlerce Ürdünlünün ikametgah izni Türk makamları tarafından iptal edildi ve bunların çoğunun turistik ikametgah izinleri vardı. Ebu Tayr İstanbul'da ve Türkiye'nin diğer şehirlerinde yaşamayı bir hayal olarak lanse eden tipik bir tablo yüzünden Ürdün'den Türkiye'ye kaçan ailelerden bahsediyor. Tayr çok geçmeden çoğu kişi için bu tablonun bir kabusa dönüştüğünü söylüyor.



Arakçi’den Avn'a: Lübnan'ı gerçek düşmanı İsrail'den kurtarın

İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi (DPA)
İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi (DPA)
TT

Arakçi’den Avn'a: Lübnan'ı gerçek düşmanı İsrail'den kurtarın

İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi (DPA)
İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi (DPA)

İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, bugün, Lübnan Cumhurbaşkanı'na ülkesini “gerçek düşmanı” olarak nitelendirdiği İsrail’den kurtarma çağrısında bulundu. Bu açıklama, Lübnan Cumhurbaşkanı Joseph Avn’ın dün Tahran’a Lübnan’ın iç işlerine müdahale etmemesi yönünde yaptığı çağrının ardından geldi.

Arakçi, sosyal medya platformu X üzerinden yaptığı paylaşımda, “Sayın Avn’ın açıklamalarına bakılırsa, insan İran’ın Lübnan’ın beşte birini işgal ettiğini, nüfusun dörtte birini yerinden ettiğini ve ülkeyi her gün bombaladığını sanabilir. Eğer Lübnan İran için  pazarlık kozu olsaydı, çoktan bir anlaşmaya varmış olurduk. Sayın Cumhurbaşkanı, Lübnan’ı gerçek düşmanınızdan kurtarın” ifadelerini kullandı.

Lübnan Cumhurbaşkanı Joseph Aovn ise dün ABD merkezli CNN’e verdiği röportajda, İran’a Lübnan’ın iç işlerine karışmama çağrısında bulunmuştu. Bu açıklama, Washington tarafından ilan edilen ancak başarısızlıkla sonuçlanan yeni İsrail–Hizbullah ateşkes girişiminin ardından geldi.

Avn, “Burası sizin ülkeniz değil, bizim ülkemiz. Sorumluluk da bize ait. Sizin göreviniz ülkemize müdahale etmek değildir” dedi. Lübnan Cumhurbaşkanı ayrıca, “Ölen bizim halkımız, yıkılan da bizim evlerimizdir” ifadelerini kullandı.

Avn, İsrail ile yürütülen doğrudan müzakerelerin başlamasından bu yana Hizbullah ve Lübnan kamuoyunun bir kesiminden eleştiri alıyor. Şarku’l Avsat’ın aldığı bilgiye göre söz konusu görüşmeler, diplomatik ilişkileri bulunmayan iki ülke arasında onlarca yıl sonra gerçekleştirilen ilk doğrudan temas niteliği taşıyor.

Öte yandan Lübnan Başbakanı Nevvaf Selam da İran’a, ülkesini ABD ile yürüttüğü müzakerelerde şartlarını iyileştirmek için “pazarlık kartı” olarak kullanmaktan vazgeçmesi çağrısında bulundu.

Tahran yönetimi ise Washington ile yapılacak ve 28 Şubat’ta İsrail ile ABD’nin başlattığı hava saldırılarıyla başlayan savaşı sona erdirmeyi hedefleyen herhangi bir anlaşmanın, Lübnan cephesinde ateşkes sağlanmasını ve İsrail güçlerinin bölgeden çekilmesini içermesini talep ediyor.

Lübnan’daki savaş, 2 Mart’ta Hizbullah’ın İsrail’e roket saldırıları düzenlemesiyle başladı. Hizbullah, saldırıların İran lideri Ali Hamaney’in ABD ve İsrail’in İran’a yönelik ilk saldırılarında öldürülmesine karşılık olarak gerçekleştirildiğini açıkladı. İsrail ise buna, geniş çaplı hava saldırıları ve Güney Lübnan’a yönelik kara operasyonlarıyla karşılık verdi.

AFP’nin resmi verilere dayandırdığı son istatistiklere göre çatışmaların başlangıcından bu yana İsrail’in Lübnan’a düzenlediği saldırılarda 3 bin 560’tan fazla kişi hayatını kaybetti. İsrail tarafında ise Lübnan’daki operasyonlar sırasında 27 asker ve bir sivil sözleşmeli personel yaşamını yitirdi.


Lübnan, İran tarafından müzakerelerde kullanılmaya karşı çıkıyor

Lübnan'ın güneyindeki Nabatiye kentinde İsrail İHA’sı tarafından hedef alınan ve alev alan aracın etrafında sağlık görevlileri ve acil durum personeli (AFP)
Lübnan'ın güneyindeki Nabatiye kentinde İsrail İHA’sı tarafından hedef alınan ve alev alan aracın etrafında sağlık görevlileri ve acil durum personeli (AFP)
TT

Lübnan, İran tarafından müzakerelerde kullanılmaya karşı çıkıyor

Lübnan'ın güneyindeki Nabatiye kentinde İsrail İHA’sı tarafından hedef alınan ve alev alan aracın etrafında sağlık görevlileri ve acil durum personeli (AFP)
Lübnan'ın güneyindeki Nabatiye kentinde İsrail İHA’sı tarafından hedef alınan ve alev alan aracın etrafında sağlık görevlileri ve acil durum personeli (AFP)

Lübnan, İran'ın ülkeyi ABD ile yürüttüğü müzakerelerde bir pazarlık unsuru olarak kullanma girişimi olarak değerlendirdiği tutuma karşı çıktı. Bu gelişme, Tahran ve Hizbullah'ın, Beyrut ile Tel Aviv arasında ABD arabuluculuğunda hazırlanan ateşkes anlaşması taslağına yönelik itirazlarının ardından yaşandı.

Lübnan Cumhurbaşkanı Joseph Avn, CNN'e verdiği röportajda, İran'ın Washington ile yürüttüğü müzakerelerde Lübnan'ı bir baskı kartı olarak kullandığını söyledi. Avn, İran'ın Lübnan'a yardım etmeye çalışmadığını, bölgedeki çatışmaların bedelini ise Lübnan halkının ödediğini ifade etti.

Lübnan'ın çıkarlarının İran'ın çıkarlarıyla örtüşmediğini vurgulayan Avn, İran Devrim Muhafızları'na da seslenerek, "Lübnan sizin ülkeniz değil" dedi.

Başbakan Nevvaf Selam da İran'ın ülkesine, müzakerelerde şartlarını iyileştirmek için kullanılan bir "pazarlık kartı" gibi davranmaktan vazgeçmesi gerektiğini söyledi. Selam, Lübnanlıların, ateşkes anlaşmasına ilk karşı çıkan tarafın İran Devrim Muhafızları olmasına şaşırdığını belirtti.

Öte yandan Muhammed bin Selman ile Cumhurbaşkanı Ann, Lübnan ve bölgedeki son gelişmeleri ele aldı. Cumhurbaşkanlığı tarafından yapılan açıklamaya göre, Avn'ın Veliaht Prens'i telefonla aradığı görüşmede taraflar, güvenlik ve istikrarın güçlendirilmesine yönelik çabaları değerlendirdi.

Avn ayrıca, Suudi Arabistan'ın Lübnan'a verdiği destek ve özellikle ülkedeki gerilimin azaltılması ile gerilimin durdurulmasına yönelik katkılarından dolayı Veliaht Prens Muhammed bin Selman'a teşekkür etti.


İsrail'in düzenlediği hava saldırısında Lübnan ordusundan üst düzey bir subay ve çok sayıda asker hayatını kaybetti

İsrail güçlerinin iki gün önce çekildiği güneydeki Dbayn köyünde yıkılmış bir evin önünde iki Lübnanlı asker (AP)
İsrail güçlerinin iki gün önce çekildiği güneydeki Dbayn köyünde yıkılmış bir evin önünde iki Lübnanlı asker (AP)
TT

İsrail'in düzenlediği hava saldırısında Lübnan ordusundan üst düzey bir subay ve çok sayıda asker hayatını kaybetti

İsrail güçlerinin iki gün önce çekildiği güneydeki Dbayn köyünde yıkılmış bir evin önünde iki Lübnanlı asker (AP)
İsrail güçlerinin iki gün önce çekildiği güneydeki Dbayn köyünde yıkılmış bir evin önünde iki Lübnanlı asker (AP)

Lübnan'ın güneyinde bugün bir askeri araca düzenlenen İsrail hava saldırısında, aralarında üst düzey bir subayın da bulunduğu Lübnan askerleri hayatını kaybetti.

Lübnan Resmi Ajansı (NNA), El-Hardali - El-Cermak yolu üzerinde seyir halindeki bir arazi aracını hedef alan saldırıda, "Lübnan ordusunda görevli tuğgeneral rütbesindeki bir subay ile araç sürücüsünün şehit olduğunu" duyurdu.

Lübnan Ordusu tarafından yapılan açıklamada da şu ifadelere yer verildi:

"İsrail'in Lübnan'a ve halkına yönelik saldırganlığı sürerken, El-Hardali - Nabatiye yolu üzerinde bir askeri aracı hedef alan barbarca İsrail hava saldırısında, aralarında bir subayın da bulunduğu çok sayıda askerimiz şehit olmuştur."

Lübnan ile İsrail arasında ilan edilen şartlı ateşkes anlaşması; Hizbullah'ın ateşi kesmesini ve Güney Lübnan'daki sınır bölgelerinden çekilmesini öngörüyor. Şarku’l Avsat’ın edindiği bilgiye göre anlaşma, Lübnan ordusunun devlet dışı tüm aktörlerin dışarıda tutulmasıyla "kontrolü tamamen ve özel olarak" devralacağı "pilot bölgelere" konuşlanmasını öngörüyor.