Husilerin baskıları yerinden edilmiş Yemenlilerde travmalar oluşturuyor

Şiddet görme ve tutuklanma korkusu yerinden edilmiş Yemenlilerin psikolojik travma oranını artırıyor

Marib’de bir sığınmacı kampına giden kamyondaki mobilya ve eşyalar (Reuters)
Marib’de bir sığınmacı kampına giden kamyondaki mobilya ve eşyalar (Reuters)
TT

Husilerin baskıları yerinden edilmiş Yemenlilerde travmalar oluşturuyor

Marib’de bir sığınmacı kampına giden kamyondaki mobilya ve eşyalar (Reuters)
Marib’de bir sığınmacı kampına giden kamyondaki mobilya ve eşyalar (Reuters)

Yemen’de Husi milislerinin Marib, Şebva, el-Cevf ve batı kıyılarındaki şehirlerde neden olduğu gerilimin bir sonucu olarak geçen yıl, kadınlar ve kız çocuklarına yönelik şiddet görme ve tutuklanma durumlarına yönelik korkular sebebiyle, yerinden edilmiş kişilerin yaşadıkları psikolojik travma oranı arttı. Söz konusu bölgelerdeki çocuklar ve kadınlar, milislerin baskıları veya bölgelerine yönelik saldırılarda bulunmaları korkusuyla evlerini terk ederek, meşru hükümetin kontrolü altındaki bölgelere kaçan kişilerin yüzde 79’unu oluşturuyor.
Yardım kuruluşlarının verilerine göre, ülkede herhangi bir çeşit yardıma ihtiyaç duyan 20,7 milyon insan bulunuyor, bunlardan 4,2 milyonu ülke içinde yerinden edilmiş kişilerden oluşuyor ve yaklaşık 1,6 milyonu 2 bin 200 bölgede yaşıyor. Yerinden edilmiş kişilerden 4 binden fazlası, yeni yılın ilk haftalarında Husi milislerin Marib, Şebve, el-Cevf ve Kızıldeniz (Batı) Sahili şehirlerinde gerilimin yükselmesine neden olmaları sebebiyle evlerini terk etti.
Çocuklar ve kadınlar, çoğu Afrika Boynuzu’ndan gelen 129 bin 718 mültecinin yanı sıra ülke içinde yerinden edilmişlerin yüzde 79’unu oluştururken, 1,4 milyon bireyin birincil ihtiyaçlar, sosyal ve ekonomik koşullar ve barınma dahil olmak üzere ihtiyaçlarına yönelik yapılan değerlendirme, 2020 yılına kıyasla zayıf noktalarda önemli bir artış gösterdi.
Söz konusu değerlendirmeye göre, ailelerin yüzde 89’u, bir önceki yıldaki yüzde 77’ye kıyasla, en az bir aile üyesinin risk altında olduğunu bildirdi. Risk altındakilerin yüzde 23’ünü çocuklar, özellikle de ailesi olmayan veya ailesinden ayrı kalan, okula gitmeyen, çalışan, istismar ve sömürüye maruz kalan çocuklar yer alıyor.
Risk ayındakilerin yüzde 44’ünü, aileye geçindiren kadınlar ve bekarlarda dahil olmak üzere toplum desteği almayan kadınlar oluşturuyor, yüzde 25’ini ise bakacak birileri olmayan yaşlılar oluşturuyor. Bunun yanı sıra, ailelerin yüzde 30’u psikolojik sıkıntı, tutuklanma ve kadınlar ile kız çocuklarını da içeren gözaltı ve şiddet durumlarına karşı korkmaları gibi farklı korunma ihtiyaçları olan bireylerin olduğu belirtildi. Bu oran önceki yıla göre yüzde 5’lik bir artış gösterdi.
Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği (UNHCR), yaklaşık 1,4 milyon kişiye 76,5 milyon dolardan fazla maddi yardım dağıttığını ve bunun Yemen’de yerinden edilmiş insanlara yardım konusundaki ana maddi yardım olduğunu söyledi.
Aynı zamanda çoğu, nüfusun geri kalanından 4 kat daha fazla açlık riski altında olan yaklaşık 1,3 milyon yerinden edilmiş kişiye toplam 73,3 milyon dolar dağıtıldı. Çoğu Afrika Boynuzu’ndan gelmiş olan mülteci ve sığınmacıların, yarısından daha azına denk gelen 50 bin mülteci ve sığınmacıya da 3,2 milyon dolar maddi yardım dağıtıldı.
UNHCR, son gerginliklerin ardından Marib ve Şebve’de barınma ihtiyaçlarının arttığını belirtirken, yerinden edilen yeni kişilerin olması sebebiyle UNHCR’nin sağladığı barınma desteği için ihtiyacın arttığını da söyledi. Yerinden Edilmiş Kişilerin Kaldığı Kampların (IDP) Yönetim Birimi’nin yayınladığı son verilere göre, şu anda, yeni yerinden edilmiş aileler için yaklaşık bin 800 barınağa takımına ihtiyaç duyulsa da UNHCR bu ihtiyacın sadece bir kısmını karşılayabildi. UNHCR ayrıca Marib’de yaklaşık 6 bin kişiye temel yardım malzemeleri dağıttı.
Ülke dört bir yanındaki yerinden edilmiş savunmasız kadınları ve genç kızları içeren koruma faaliyetleri ile ilgili olarak, UNHCR Sanaa’daki saha ekibinin, Amran ve IDP bölgelerindeki yerinden edilmiş kadınlarla görüşerek, kadınların karşılaştığı sıkıntıları belirlemek ve bunlarla mücadele içim uygun yanıtlar bulmak için çalıştığını söyledi.
Aden’deki UNHCR personeli, ülkedeki yetkililerin toplumsal cinsiyete dayalı şiddet konularını anlamalarını sağlamak ve bu tür sıkıntılara karşı uygun yanıt verme imkanlarını geliştirmek amacıyla, Cinsel Sömürü ve İstismardan Korunma Davranış Kuralları hakkında eğitim verdi.



Lübnan Başbakanı Nevvaf Selam, devletin ülkenin güneyine geri döneceğine söz verdi

Lübnan Başbakanı Nevvaf Selam, ülkenin güneyindeki Keferşuba sakinleri tarafından çiçek ve pirinç yağmuru eşliğinde böyle karşılandı (Şarku’l Avsat)
Lübnan Başbakanı Nevvaf Selam, ülkenin güneyindeki Keferşuba sakinleri tarafından çiçek ve pirinç yağmuru eşliğinde böyle karşılandı (Şarku’l Avsat)
TT

Lübnan Başbakanı Nevvaf Selam, devletin ülkenin güneyine geri döneceğine söz verdi

Lübnan Başbakanı Nevvaf Selam, ülkenin güneyindeki Keferşuba sakinleri tarafından çiçek ve pirinç yağmuru eşliğinde böyle karşılandı (Şarku’l Avsat)
Lübnan Başbakanı Nevvaf Selam, ülkenin güneyindeki Keferşuba sakinleri tarafından çiçek ve pirinç yağmuru eşliğinde böyle karşılandı (Şarku’l Avsat)

Lübnan Başbakanı Nevvaf Selam, halk ve siyasi partiler tarafından sıcak bir şekilde karşılanan iki günlük bölge gezisi sırasında, İsrail sınırındaki köylerdeki altyapının ‘birkaç hafta içinde’ yeniden inşa edilmesi ve güneydeki devlet otoritesinin yeniden tesis edilmesi için çalışacağına söz verdi.

Başbakan Selam şunları söyledi:

“Bu bölgenin devlete geri dönmesini istiyoruz ve ordunun güneyde sorumluluklarını yerine getirmeye devam etmesinden memnunuz. Ancak egemenlik sadece orduyla değil, aynı zamanda hukuk ve kurumlarla, halka sosyal koruma ve hizmetlerin sağlanmasıyla da tesis edilir.”

Bu ziyaret, Hizbullah ile Başbakan arasındaki siyasi farklılıkların önemli ölçüde aşıldığını gösterdi, zira Başbakan, birden fazla durakta Hizbullah, Emel Hareketi, Değişim bloğundan diğer milletvekilleri ve hatta etkinliklere katılan Hizbullah muhalifleri tarafından karşılandı.

Öte yandan Kuveyt Dışişleri Bakanlığı'nın Güvenlik Konseyi'nin VII. Bölüm Kapsamındaki Kararlarının Uygulanması Komitesi, terör listesine Lübnan’daki sekiz hastaneyi ekledi. Bu hastanelerin en az dördü Hizbullah tarafından işletiliyor.

Lübnan Sağlık Bakanlığı, ‘bu konuda Kuveytli yetkililerden herhangi bir inceleme veya bildirim almadığını’ açıklarken ‘konuyu açıklığa kavuşturmak, karışıklığı önlemek için doğru bilgileri sunmak ve Lübnan sağlık sistemini korumak için gerekli temasları kuracağını’ bildirdi.


İran'ın pazarlık hamleleri, Gazze anlaşmasının durgun sularını hareketlendiriyor

Filistinli çocuklar, Gazze Şeridi'nin merkezindeki Bureyc mülteci kampında bir çukurun yanında duruyor (AFP)
Filistinli çocuklar, Gazze Şeridi'nin merkezindeki Bureyc mülteci kampında bir çukurun yanında duruyor (AFP)
TT

İran'ın pazarlık hamleleri, Gazze anlaşmasının durgun sularını hareketlendiriyor

Filistinli çocuklar, Gazze Şeridi'nin merkezindeki Bureyc mülteci kampında bir çukurun yanında duruyor (AFP)
Filistinli çocuklar, Gazze Şeridi'nin merkezindeki Bureyc mülteci kampında bir çukurun yanında duruyor (AFP)

İran ile yaşanan gerilimler ve Gazze ateşkes anlaşmasındaki çıkmaz ortamında, ABD Başkanı Donald Trump ile İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu arasında, önümüzdeki çarşamba gününe ertelenen ve büyük bir merakla beklenen bir görüşme planlanıyor.

Şarku’l Avsat’a konuşan uzmanlar, yapılması planlanan görüşmenin, Gazze ateşkes anlaşmasındaki çıkmazın aşılması karşılığında İran'a yönelik baskının artırılması konusunda pazarlık içerebileceği ihtimalini göz ardı etmiyorlar.

Amerikan haber sitesi Axios'a göre 19 Şubat'ta yapılması planlanan ve ikinci aşamayı ilerletmesi beklenen Gazze "Barış Konseyi" toplantısı öncesinde, Netanyahu'nun ofisi, İran ile müzakereleri görüşmek üzere çarşamba günü Washington'da Trump ile bir araya gelmesinin beklendiğini belirtti. Açıklamada ayrıca, "İran ile yapılacak herhangi bir müzakerenin, balistik füzelerin sınırlandırılmasını ve bölgedeki İran'ın vekillerine verilen desteğin durdurulmasını içermesi gerektiğine inanılıyor" denildi.

Çarşamba günü yapılacak görüşme, ABD Başkanı Trump'ın Ocak 2025'te göreve dönmesinden bu yana Netanyahu ve Trump arasında gerçekleşecek yedinci görüşme olacak.

Mısır Dışişleri Konseyi üyesi ve eski Dışişleri Bakan Yardımcısı Büyükelçi Rakha Ahmed Hassan, Netanyahu'nun "Barış Konseyi" toplantısından önce Washington'a yaptığı ziyaretin zamanlamasının, "özellikle İran ve Gazze konularında, Washington ve Tel Aviv arasında çoğu noktada varılan anlaşma çerçevesinde" pozisyonların koordinasyonunu yansıttığına inanıyor.

Hassan, özellikle Washington'un "İran'a yapılacak bir saldırının kendi çıkarlarına daha büyük zarar vereceğinin farkına vardığı ve bunun Netanyahu için kabul edilemez göründüğü" göz önüne alındığında, iki konunun geleceğiyle ilgili "uzlaşma" olasılığına işaret etti.  

Filistinli siyasi analist Ayman al-Raqab, "uzlaşmanın mümkün olduğunu" ve Trump'ın "İran ve Gazze'nin birbirine bağlı meseleleri konusunda bir koordinasyon sağlamak isteyebileceğini ve birçok Amerikalı elçiyle, en son Steve Wittkoff ile görüşen ve başta uluslararası istikrar gücü, Hamas'ın silahsızlandırılması, yeniden yapılanma ve İsrail'in çekilmesi olmak üzere çetrefilli konuları ele alan Netanyahu ile meseleleri sonuçlandırmak isteyebileceğini" değerlendiriyor.

Gazze Şeridi'nin merkezindeki Nuseyrat mülteci kampında yıkılmış evler (AFP)Gazze Şeridi'nin merkezindeki Nuseyrat mülteci kampında yıkılmış evler (AFP)

Mısır Dışişleri Bakanı Bedr Abdulati ise dün Yunanistan Dışişleri Bakanı Giorgos Gerapetritis ile yaptığı telefon görüşmesinde, "ABD başkanının planının ikinci aşamasının gereklerini yerine getirmek için çalışmanın gerekliliğini" vurgulayarak, "Mısır'ın Barış Konseyi'ne desteğini" belirtti.

Abdulati, "Mısır'ın Gazze Şeridi Yönetimi Ulusal Komitesi'nin çalışmalarına tam desteğini" yineleyerek, bunun nüfusun günlük işlerini yönetmeyi amaçlayan ve Filistin Yönetimi'nin Şeritteki tüm sorumluluklarını yeniden üstlenmesinin yolunu açan geçici bir çerçeve olduğunu ifade etti.

Mısır Dışişleri Bakanı, "ateşkesi izlemek, Gazze Şeridi'ne insani yardım ve kurtarma desteği sağlamaya devam etmek ve erken toparlanma ile yeniden yapılanmanın yolunu açmak için uluslararası bir istikrar gücünün konuşlandırılmasının acil gerekliliğini" vurguladı.

Hassan, "Mısır, Gazze anlaşmasının tam olarak uygulanmasına bağlıdır ve gerek Barış Konseyi ve ona katılımı yoluyla gerekse uluslararası ortaklarla yapılan görüşmeler ve toplantılar yoluyla bu sürecin tamamlanmasını desteklemek için her cephede çalışmaktadır" dedi. Al-Raqab, Gazze anlaşmasının kalan konularının "barış sürecinin ilerlemesi için son derece önemli" olduğunu belirterek, İsrail'in "anlaşmada ilerlemenin önüne çok sayıda engel koyduğunu ve Trump ile Netanyahu arasındaki görüşmenin bu konuda çok önemli olacağını" ifade etti.


Meşal: Hamas silahlarını bırakmayacak ve Gazze’de yabancı yönetimi kabul etmeyecek

Hamas liderlerinden Halid Meşal (Arşiv – Reuters)
Hamas liderlerinden Halid Meşal (Arşiv – Reuters)
TT

Meşal: Hamas silahlarını bırakmayacak ve Gazze’de yabancı yönetimi kabul etmeyecek

Hamas liderlerinden Halid Meşal (Arşiv – Reuters)
Hamas liderlerinden Halid Meşal (Arşiv – Reuters)

Hamas liderlerinden Halid Meşal bugün yaptığı açıklamada, Hamas’ın silahlarını bırakmayacağını ve Gazze Şeridi’nde ‘yabancı bir yönetimi’ kabul etmeyeceğini söyledi. Açıklama, ateşkes anlaşmasının, Hamas’ın silahsızlandırılmasını ve Gazze Şeridi’nin yönetimi için uluslararası bir komite kurulmasını öngören ikinci aşamasının başlamasının ardından geldi.

Hamas’ın yurt dışı sorumlusu ve eski Siyasi Büro Başkanı Meşal, 17. El Cezire Forumu’nda yaptığı konuşmada, “Direnişi, direnişin silahını ve direnişi gerçekleştirenleri suç saymak kabul edilemez” dedi.

Şarku’l Avsat’ın AFP’den aktardığına göre Meşal, “İşgal olduğu sürece direniş vardır. Direniş, işgal altındaki halkların bir hakkıdır; uluslararası hukukun, semavi dinlerin ve milletlerin hafızasının bir parçasıdır ve onunla gurur duyulur” ifadelerini kullandı.

İsrail ile Hamas arasında varılan ateşkes anlaşması, yıkıcı bir savaşın ardından, 10 Ekim’de yürürlüğe girdi. Anlaşma, Birleşmiş Milletler (BM) Güvenlik Konseyi tarafından da desteklenen bir ABD planına dayanıyor.

Anlaşmanın ilk aşaması, 7 Ekim 2023’ten bu yana Gazze Şeridi’nde tutulan rehineler ile İsrail hapishanelerindeki Filistinli mahkûmların takasını, çatışmaların durdurulmasını, İsrail’in Filistin topraklarındaki yerleşim alanlarından çekilmesini ve Gazze Şeridi’ne insani yardımların girişini öngörüyordu.

İkinci aşama ise 26 Ocak’ta Gazze Şeridi’nde son İsrailli rehinenin cansız bedeninin bulunmasının ardından başladı. Bu aşama, Hamas’ın silahsızlandırılmasını, Gazze Şeridi’nin yaklaşık yarısını kontrol eden İsrail ordusunun kademeli olarak çekilmesini ve Gazze’nin güvenliğinin sağlanmasına ve Filistinli polis birimlerinin eğitilmesine yardımcı olmayı amaçlayan uluslararası bir istikrar gücünün konuşlandırılmasını içeriyor.

Plan kapsamında, Gazze Şeridi’nin yönetimini denetlemek üzere ABD Başkanı Donald Trump’ın başkanlığında, çeşitli ülkelerden isimlerin yer aldığı Barış Konseyi oluşturuldu. Ayrıca, Gazze Şeridi’nin günlük işlerini yürütmek üzere Filistinli teknokratlardan oluşan bir komitenin kurulması öngörüldü.

Meşal, Barış Konseyi’ne Gazze Şeridi’nin yeniden inşasını ve yaklaşık 2 milyon 200 bin nüfuslu bölgeye insani yardımların akışını mümkün kılacak ‘dengeli bir yaklaşım’ benimseme çağrısında bulundu. Meşal, aynı zamanda Hamas’ın Filistin topraklarında herhangi bir yabancı yönetimi kabul etmeyeceğini yineledi.

Meşal sözlerini şöyle sürdürdü: “Ulusal sabitelerimize bağlıyız; vesayet mantığını, dış müdahaleyi ve manda yönetimini kabul etmiyoruz… Filistinlileri Filistinliler yönetir. Gazze, Gazze halkınındır; Filistin, Filistinlilerindir. Yabancı bir yönetimi kabul etmeyeceğiz.”

Meşal’e göre bu sorumluluk yalnızca Hamas’a değil, ‘tüm canlı unsurlarıyla Filistin halkının liderliğine’ aittir.

İsrail ve ABD, Hamas’ın silahsızlandırılması ve Gazze Şeridi’nin askerden arındırılmış bir bölge haline getirilmesi talebini sürdürüyor. Hamas ise silahlarını gelecekte kurulabilecek bir Filistin yönetimine devretme ihtimalinden söz ediyor.

İsrailli yetkililer, Hamas’ın Gazze Şeridi’nde yaklaşık 20 bin savaşçıya sahip olduğunu ve hareketin elinde yaklaşık 60 bin kalaşnikof tüfek bulunduğunu öne sürüyor.

Ateşkes anlaşmasında öngörülen uluslararası gücü hangi ülkelerin oluşturacağı ise henüz netlik kazanmış değil.