Rusya-Ukrayna sınırında neler oluyor… Gerilim neden bu kadar yüksek?

Putin, Ukrayna ve Belarus üzerindeki ‘nüfuz alanını’ korumaya çalışıyor

Rus zırhlı aracı Kırım’da ilerliyor (AP)
Rus zırhlı aracı Kırım’da ilerliyor (AP)
TT

Rusya-Ukrayna sınırında neler oluyor… Gerilim neden bu kadar yüksek?

Rus zırhlı aracı Kırım’da ilerliyor (AP)
Rus zırhlı aracı Kırım’da ilerliyor (AP)

ABD ve İngiltere, Rusya’nın Ukrayna’yı işgal etmesi halinde ‘ağır bir bedel ödeyeceği’ konusunda uyardı.
Rusya ile Batı arasındaki gerilim Soğuk Savaş’tan bu yana en kötü hali alırken, İngiltere Dışişleri Bakanı Liz Truss, Rusya’nın Ukrayna’yı işgalinin korkunç bir bataklığa ve can kaybına yol açacağını söyledi.
Şu anda, Ukrayna ile olan sınır boyunca çeşitli noktalarda 100 binden fazla Rus askeri konuşlandırılırken, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ve diğer yetkililer, yalnızca askeri tatbikatlar yaptıkları konusunda ısrar ediyor.
Ancak geçen yıl, uydu görüntülerinin Rusya’nın Ukrayna sınırlarına daha fazla ekipman ve asker gönderdiğini gözler önüne sermesinden bu yana işgal korkuları arttı.
Sky News konuya ilişkin aşağıdaki analizi derledi;

Rusya-Ukrayna sınırında neler oluyor? Gerilim neden bu kadar yüksek? Bu Batı için ne anlama geliyor?
Ukrayna, Sovyetler Birliği’nin bir parçası olmadan önce yüzyıllar boyunca Rus İmparatorluğu’nun bir parçasıydı.
1991’de Soğuk Savaş’ın sona ermesiyle Sovyetler Birliği dağıldığında, Ukrayna da bağımsız oldu.
Ortak tarihleri, ikisinin hala kültürel olarak birbirine bağlı olduğu anlamına gelse de, Ukrayna son yıllarda kendisini Rusya’dan uzaklaştırmaya ve bunun yerine Batı’dan destek almaya çalıştı.
Ukrayna, Moskova’dan kopan tüm eski Sovyet devletleri arasında en büyük nüfusa sahip olduğu için bu Rusya için büyük bir kayıptı.
Vladimir Putin'in iktidara gelmesiyle birlikte Kremlin, eski toprakları üzerindeki nüfuzunu ve kontrolünü yeniden kazanmaya çalıştı.
Ancak 2004 yılında Ukrayna’daki devlet başkanlığı seçimlerinde Rusya’nın favori adayı Viktor Yanukoviç, Kiev’deki Turuncu Devrim protestoları sırasında seçimlerde hile yaptığı gerekçesiyle görevden alındığında, işler değişmeye başladı.
Batı yanlısı muhalefet adayı Victor Yuşçenko’nun seçilmesine öfkelenen Putin’in yaklaşımı daha agresif hale geldi.
Rusya’nın bu ‘saldırganlığı’ 2014 yılında Ukrayna’nın Kırım yarımadasını yasadışı olarak ilhak etmesiyle sonuçlandı.

Yanukoviç, 2010’da Yuşçenko’dan beş yıl sonra iktidara gelmeyi başardı ve dört yıl görev yaptı.
Ancak Kremlin destekli devlet başkanı, Moskova ile ilişkileri güçlendirmek adına Avrupa Birliği (AB) ile bir ortaklık anlaşmasını reddettiğinde, büyük protestolar oldu ve görevden alındı.
Rusya’nın ise buna yanıtı Kırım’ı ilhak etmek oldu.
Moskova ayrıca, ülkeden ayrılmaya çalışan isyancıları desteklemek için Ukrayna’nın Donetsk ve Luhansk bölgelerine (Donbass olarak bilinen) asker gönderdi.
Rusya sınırına yakın Donbas’ta 2014’ten bu yana çatışmalar 14 binden fazla kişinin ölümüyle sonuçlandı.
Fransa ve Almanya, 2015 yılında iki taraf arasında büyük çatışmaların sona ermesine yardımcı olan barış anlaşmasına öncülük etti, ancak iki tarafı siyasi olarak bir araya getiremedi ve o zamandan beri küçük çaplı gerilimler devam etti.
2021 başlarında, 2015 tarihli ateşkesin ihlal edildiğine dair artan olaylar savaş korkularını körükledi, ancak Nisan ayında Moskova güçlerinin çoğunu geri çekti ve gerginlikler azaldı.

Rus askerler şu anda nereye konuşlandı?
Şu anda Ukrayna ile olan bin 200 millik sınır boyunca çeşitli noktalarda konuşlanmış yaklaşık 100 bin Rus askeri bulunuyor.
ABD istihbarat yetkilileri, geçtiğimiz hafta, Rusya’nın bu yılın başlarında gerçekleşebileceği potansiyel bir işgale hazırlık olarak 175 bin kadar askeri sınıra göndermeyi planladığını iddia etti.
Sınırdaki Rus askeri varlığının çoğu, askerlerin 2014’ten bu yana ayrılıkçı isyancıları desteklemek üzere konuşlandırıldığı, doğudaki ayrılıkçı Donetsk ve Luhansk (Donbas) bölgelerinde yoğunlaşıyor.
Ukrayna’nın kuzeyinde Klintsy ve Yelnya gibi bölgelerde de önemli bir Rus askeri varlığı var.
Kasım 2021’de Belarus sınırındaki Yelnya’dan alınan uydu görüntüleri, savaş korkularını artıran askeri varlığın arttığını gösterdi.

Uydu görüntüleri, Ukrayna sınırının kuzey doğusundaki bölgelerde Rus askeri faaliyetini de ortaya çıkardı.
On binlerce Rus askeri, hala ilhak edilmiş Kırım bölgesinde konuşlanmış durumda.
Ukraynalı yetkililer, sınırdaki Rus varlığına ilişkin endişelerini defalarca dile getirirken, Kremlin bunun sadece askeri tatbikat olduğu konusunda ısrar ediyor.

Rusya ne istiyor?
2000 yılında iktidara gelen Vladimir Putin, Rusya’nın iki komşusu ve eski Sovyet devletleri olan Ukrayna ve Belarus üzerindeki ‘nüfuz alanını’ korumaya çalıştı.
Rusya Devlet Başkanı, her iki ülkeye yönelik herhangi bir saldırıyı, Rus egemenliğine doğrudan bir saldırı olarak görüyor.

Ayrıca, yönetimi sırasında giderek daha otokratik hale gelen Rusya’nın eşiğinde yeni bir demokrasinin kurulmasıyla sonuçlanacak Batı müdahalesinden de endişe ediyor.
Bu nedenle Rusya, geçtiğimiz haftalarda bölgedeki Batı etkisini azaltacak bir talep listesi yayınladı.
Liste, Ukrayna’nın asla NATO üyesi olmayacağına, iki tarafın güvenlik ittifakını sonlandıracağına ve Doğu Avrupa’daki NATO birliklerinin sayısının azaltılacağına dair bir garanti talebi içeriyor.
ABD ve diğer Batılı müttefikleri, bu tür talepleri ‘tamamen mantıksız’ olarak nitelendirdi.
ABD Dışişleri Bakanı Antony Blinken, gerilimi azaltmak amacıyla bu hafta Rus mevkidaşı Sergey Lavrov da dahil olmak üzere Moskova’da yetkililerle görüştü.
Batı, bölgede askeri tatbikatların nasıl yürütüleceği ve füzelerin yeri konusunda daha esnek tartışmalara hazır olacağını belirtti.

Ukrayna ne istiyor?
Ukrayna, NATO’ya veya diğer Batılı ittifaklara üye olma yolunda ilerleyip ilerlemediğini Rusya’nın kontrol edemeyeceği konusunda ısrar ediyor.
Ukrayna Devlet Başkanı Vladimir Zelenski, Rusya’nın kendisini devirmek amacıyla ülkeyi istikrarsızlaştırmaya çalıştığını vurgulayarak, Rusya’nın askeri işgal olasılığı konusunda uyardı.
Ukrayna, Rusya’nın yakıt ithalatına ağır yaptırımlar getirmesinin ardından bu kış enerji krizi yaşadı.

İngiltere’nin çatışmadaki rolü nedir?
İngiltere, olası yeni bir Rus işgali karşısında Ukrayna silahlı kuvvetlerinin eğitilmesine yardımcı olmak için 2 bin tanksavar füze rampası ve 30 seçkin birlik konuşlandırdı.
Uçuş izleme verilerine göre, bir RAF C-17 nakliye uçağının Pazartesi gününden bu yana İngiltere ile Ukrayna arasında gidip geldiği görüldü.

Bu silahlar ve askeri birlik, Kırım’ın ilhakının ardından 2015 yılında Ukrayna’da kurulan İngiliz eğitim misyonu olan Orbital Operasyonu’nun bir parçası olarak konuşlandırılıyor.
İngiltere Savunma Bakanı Ben Wallace, Ukrayna’daki İngiliz askeri varlığının sadece ‘erken aşama eğitim’ ve ‘meşru müdafa’ amaçlı olduğunu vurguladı.
Wallece, “Bunlar stratejik silahlar değiller ve Rusya için tehdit oluşturmuyorlar. Onlar nefsi müdafada kullanacaklar ve erken aşama eğitimi veren İngiltere askerleri, bu eğitimi tamamladıktan sonra ülkeye geri dönecek” dedi.

Kriz Batı ile ilişkileri nasıl etkileyebilir?
Rusya ile Ukrayna arasında tam teşekküllü bir çatışmanın uluslararası ilişkiler için ciddi sonuçları olabilir.
Ayrıca Rusya ile ABD, İngiltere, NATO ve ittifaktaki diğer Batılı ülkeler arasındaki anlaşmazlıkları derinleştirebilir.
İngiltere Dışişleri Bakanı Liz Truss, geçtiğimiz günlerde Rusya’ya Ukrayna konusunda gerginliği azaltma ve yapıcı görüşmeler yapma çağrısında bulunarak, Rusya’nın Ukrayna’yı işgalinin ‘korkunç bir bataklık ve can kaybına’ yol açacağı konusunda uyardı.
Avustralya ziyareti sırasında konuşan Liz Truss, “Kremlin tarihten ders çıkarmadı. Sovyet-Afganistan savaşı ve Çeçenya’daki çatışma sırasında olanlara benzer şekilde, bir işgal sadece korkunç bir bataklığa ve can kaybına yol açar” dedi.
İngiliz Bakan konuşmasına şöyle devam etti;
“Herkesin adım atmasına ihtiyacımız var. Müttefiklerimizle birlikte Ukrayna’nın yanında olmaya devam edeceğiz. Rusya’yı gerilimi düşürmesi ve yapıcı tartışmalara girmesi için teşvik edeceğiz. Doğu Avrupa’da olanlar dünya için önemli.”
NATO Genel Sekreteri Jens Stoltenberg ise, Aralık ayında Rusya’yı ekonomik yaptırımlar ve ‘siyasi kısıtlamalar’ ile tehdit etti.
Yaklaşan bir işgal riskini ‘Avrupa güvenliği için belirleyici bir an’ olarak nitelendiren Stoltenberg, caydırıcılık, savunma ve birleşik diyalog konusundaki desteğini sürdürdüğünü ifade etti.

ABD krizin neresinde?
ABD’nin Kiev Büyükelçiliği, dün Twitter üzerinden yaptığı açıklama ile ABD’nin yeni askeri yardımına ilişkin ilk sevkiyatın Ukrayna’ya ulaştığını duyurdu.
Açıklamada, “Başkan Joe Biden’in kısa süre önce Ukrayna’ya gönderilmesine karar verdiği yardımın ilk sevkiyatı, gece saatlerinde Ukrayna’ya ulaştı. Sevkiyat, içinde Ukrayna cephe hattının savunucuları için gönderilen mühimmat da dahil olmak üzere yaklaşık 90.7 ton silahtan oluşuyor” denildi.
Ukrayna’dan Batılı müttefiklere yapılan çağrıların ardından ABD, İngiltere ve Baltık ülkeleri, Ukrayna’ya uçaksavar füzeleri ve tanksavar füzeleri de dahil olmak üzere silah gönderdiğini açıkladı.

Başkan Biden, Rusya’nın Ukrayna’yı işgal etmesi halinde ağır bir bedel ödeyeceğini söylerken, AP’de yer alan bir habere göre Biden olası bir işgal halinde muharebe birlikleri göndererek yanıt vermeyi planlamıyor.
Ancak yine aynı habere göre, ABD Başkanı işgal sonrası Ukrayna direnişini desteklemek de dahil olmak üzere, daha düşük düzeyde bir askeri operasyonu tercih edebilir.
AP, ABD’nin Rusya-Ukrayna savaşına doğrudan katılmama gerekçesini, ‘ABD’nin Ukrayna’ya karşı bir anlaşmadan doğan yükümlülüğü bulunmamasına’ bağladı.
Söz konusu haberde konuya ilişkin, “Rusya’nın Avrupa’ya yayılma, bölgeyi istikrarsızlaştırma ve nükleer çatışma riskini korkutucu bir boyuta taşıma riski göz önüne alındığında, Rusya ile bir savaşa girmek ‘büyük bir kumar’ olacaktır” şeklinde bir yorum yapıldı.



ABD’nin Guantanamo’daki “Küba kampı” projesi tartışma yarattı

ABD'nin Guantanamo'daki üssü, kurulduğu günden beri işkence ve hak ihlalleriyle tartışmaların merkezinde (Reuters)
ABD'nin Guantanamo'daki üssü, kurulduğu günden beri işkence ve hak ihlalleriyle tartışmaların merkezinde (Reuters)
TT

ABD’nin Guantanamo’daki “Küba kampı” projesi tartışma yarattı

ABD'nin Guantanamo'daki üssü, kurulduğu günden beri işkence ve hak ihlalleriyle tartışmaların merkezinde (Reuters)
ABD'nin Guantanamo'daki üssü, kurulduğu günden beri işkence ve hak ihlalleriyle tartışmaların merkezinde (Reuters)

İnsan hakları örgütleri, ABD'nin Kübalılar için Guantanamo'da "kamp" inşa etme planına tepki gösterdi.

ABD Güney Komutanlığı'nın (SOUTHCOM) başındaki Francis Donovan, 19 Mart'ta Senato'da yaptığı konuşmada, Küba'dan kitlesel bir göç yaşanması durumunda ülkeye girmeye çalışanların Guantanamo'ya yerleştirilebileceğini söylemişti.

Senato Silahlı Kuvvetler Komitesi'nde düzenlenen oturumda Donovan, Küba'daki Guantanamo Körfezi'nde yer alan ABD askeri üssünde bir "kamp" kurulacağını belirtmişti.

85 insan hakları grubu, Guardian'a gönderdikleri ortak mektupta Donald Trump yönetiminin planlarına tepki gösterdi.

"Guantanamo geçmişe ait bir kalıntı olmalıdır" denen mektupta, Beyaz Saray'dan Küba'da "insani krize yol açan ambargo ve cezai politikaları sonlandırması" istendi.

Ortak mektubu imzalayanlar arasında, 11 Eylül saldırıları ardından Guantanamo'ya gönderilen tutukluları temsil eden Anayasal Haklar Merkezi de var.

Donovan, SOUTHCOM'un "olası kitlesel göç durumunda İç Güvenlik Bakanlığı'yla koordineli hareket edeceğini" de söyledi.

Donald Trump, geçen yıl ocak ayında imzaladığı başkanlık kararnamesiyle İç Güvenlik Bakanlığı ve Pentagon'a "Guantanamo Körfezi Donanma Üssü'ndeki Göçmen Operasyon Merkezi'ni (MOC) tam kapasiteye çıkarmalarını" emretmişti. Bu kapsamda tesisin kapasitesinin 30 binin üzerine çıkarılması talimatı verilmişti.

Trump yönetimi insan hakları ihlalleriyle tartışma yaratan Guantanamo'ya Venezuelalı göçmenleri de göndermişti.

Guantanamo'daki MOC, üssün içindeki terörle ilgili gözaltı merkezinden ayrı tutuluyor. Hem Pentagon hem de İç Güvenlik Bakanlığı'nın yetki alanına giren MOC, denizde yakalanan göçmenlerin gözaltında tutulması için kullanılıyor.

ABD, Venezuela'ya 3 Ocak'ta baskın düzenleyerek ülkenin lideri Nicolas Maduro'yu kaçırmış, ardından Küba'yı da işgalle tehdit etmeye başlamıştı.

Trump'ın ada ülkesine petrol tedarikine tam ambargo uygulamasıyla derinleşen yakıt krizi nedeniyle çöp kamyonlarının çalışamadığı Havana'da sokaklar atıkla dolarken, halkın temel gıda malzemelerine erişimi iyice zorlaştı.

Ortak mektuba imza atan Ekonomi ve Politika Araştırmaları Merkezi'nden Michael Galant, şunları söylüyor:

Trump yönetimi Küba'dan gelebilecek göçten endişeleniyorsa çözüm basit: Ambargo ve yakıt ablukası yoluyla Küba halkını kasıtlı olarak yoksullaştırmayı bırakın.

Washington, adadaki Komünist rejime karşı baskıyı artırırken Küba Devlet Başkanı Miguel Diaz Canel, liderlik görevini bırakmayacağını bildirerek "Biz, özgür ve egemen bir devlete sahibiz" demişti.

Independent Türkçe, Guardian, Truthout, Common Dreams, TeleSUR


Rusya ve Ukrayna, Paskalya ateşkesi öncesinde savaş esirlerini serbest bıraktı

Ukraynalı askerler (EPA)
Ukraynalı askerler (EPA)
TT

Rusya ve Ukrayna, Paskalya ateşkesi öncesinde savaş esirlerini serbest bıraktı

Ukraynalı askerler (EPA)
Ukraynalı askerler (EPA)

Rusya ve Ukrayna, bugün Ortodoks Paskalyası vesilesiyle savaş esirlerinin değişimi ve gece boyunca insansız hava (İHA) aracı saldırılarının ardından geçici bir ateşkese hazırlanıyor.

Rusya Savunma Bakanlığı, iki taraf arasında az sayıdaki iş birliği alanından birinde, Rusya ve Ukrayna'nın karşılıklı olarak 175 savaş esiri değiştirdiğini duyurdu.

Yetkililerin açıklamasına göre, Rusya dün gece ile bu sabah arasında Ukrayna'ya en az 160 insansız hava aracı fırlattı ve ülkenin doğu ve güneyinde dört kişi öldü.

Odessa'nın güney bölgesi, en çok etkilenen yerler arasındaydı; yetkililer iki ölüm ve sivil altyapıda hasar olduğunu bildirdi.

Yetkililere göre, Ukrayna’nın İHA saldırıları, Rusya'nın güneyindeki Krasnodar bölgesinde bir petrol deposunda yangına ve konut binalarında hasara yol açtı.

Rus yetkililere göre, Ukrayna'nın doğusundaki Donetsk bölgesinin Rus işgali altındaki kesimine Ukrayna İHA’ları ile düzenlenen saldırıda iki kişi öldü.

Kremlin, bugün saat 16:00'da başlayıp yarın gün sonuna kadar sürecek, 32 saatlik geçici bir ateşkes ilan etti.

Ukrayna Cumhurbaşkanı Volodimir Zelenskiy, Ukrayna'nın ateşkesi sürdüreceğini ve Rusya'nın herhangi bir ihlaline "aynı şekilde" karşılık vereceğini teyit etti. X platformunda yaptığı paylaşımda şunları belirtti: "Ukrayna ateşkesi sürdürecek ve aynı şekilde karşılık verecektir. Rusya hava, kara veya deniz saldırıları düzenlemezse, biz de karşılık vermeyeceğiz."


Kaynaklar: İran’ın yeni Dini Lideri ağır yaralarla mücadele ediyor

Tahran’da bir İranlı asker, Dini Lider Mücteba Hamaney ile Bender Abbas’ta öldürülen Devrim Muhafızları Ordusu (DMO) Deniz Kuvvetleri Komutanı Ali Rıza Tengsiri’nin de aralarında bulunduğu askeri liderlerin resmedildiği bir propaganda afişinin önünde duruyor. (EPA)
Tahran’da bir İranlı asker, Dini Lider Mücteba Hamaney ile Bender Abbas’ta öldürülen Devrim Muhafızları Ordusu (DMO) Deniz Kuvvetleri Komutanı Ali Rıza Tengsiri’nin de aralarında bulunduğu askeri liderlerin resmedildiği bir propaganda afişinin önünde duruyor. (EPA)
TT

Kaynaklar: İran’ın yeni Dini Lideri ağır yaralarla mücadele ediyor

Tahran’da bir İranlı asker, Dini Lider Mücteba Hamaney ile Bender Abbas’ta öldürülen Devrim Muhafızları Ordusu (DMO) Deniz Kuvvetleri Komutanı Ali Rıza Tengsiri’nin de aralarında bulunduğu askeri liderlerin resmedildiği bir propaganda afişinin önünde duruyor. (EPA)
Tahran’da bir İranlı asker, Dini Lider Mücteba Hamaney ile Bender Abbas’ta öldürülen Devrim Muhafızları Ordusu (DMO) Deniz Kuvvetleri Komutanı Ali Rıza Tengsiri’nin de aralarında bulunduğu askeri liderlerin resmedildiği bir propaganda afişinin önünde duruyor. (EPA)

Reuters, İran’ın yeni Dini Lideri Mücteba Hamaney’in yakın çevresinden olduğu belirtilen üç kaynağa dayandırdığı haberinde, Hamaney’in savaşın başlarında babasının hayatını kaybettiği hava saldırısında yüz ve bacaklarından ağır yara aldıktan sonra hâlâ iyileşme sürecinde olduğunu bildirdi.

Kaynaklara göre, İran’ın başkenti Tahran’ın merkezindeki Bastur bölgesinde bulunan komuta kompleksine yönelik saldırıda Hamaney’in yüzünde ciddi deformasyon oluştu ve her iki bacağında ağır yaralanmalar meydana geldi.

İsimlerinin gizli kalmasını isteyen kaynaklar, 56 yaşındaki Mücteba Hamaney’in iyileşme sürecinin devam ettiğini, ancak zihinsel kapasitesini koruduğunu ifade etti.

Kaynaklar ayrıca, Hamaney’in üst düzey yetkililerle sesli konferanslar aracılığıyla toplantılara katıldığını ve ABD ile yürütülen müzakereler dahil olmak üzere kritik karar süreçlerine katkı sunduğunu aktardı.

Bu iddialar, İran’ın son yıllardaki en ciddi krizlerinden biriyle karşı karşıya olduğu ve aynı zamanda İslamabad’da bugün başlaması beklenen barış görüşmeleri öncesinde yönetim kapasitesine ilişkin tartışmaların arttığı bir dönemde geldi.

Reuters, söz konusu bilgileri bağımsız olarak doğrulayamadığını da not düştü.

19 Mart 2026’da Tahran’da, İran’ın yeni Dini Lideri Mücteba Hamaney’in resminin yer aldığı bir afişin yanından geçen insanlar (Reuters)19 Mart 2026’da Tahran’da, İran’ın yeni Dini Lideri Mücteba Hamaney’in resminin yer aldığı bir afişin yanından geçen insanlar (Reuters)

Belirsizlik

Mücteba Hamaney’in nerede olduğu ve sağlık durumuna ilişkin belirsizlik sürerken, ülke yönetimini ne ölçüde yürütebildiğine dair soru işaretleri de devam ediyor. Saldırının ardından kendisine ait hiçbir fotoğraf, video ya da ses kaydının yayımlanmadığı belirtiliyor.

Şarku’l Avsat’ın Reuters’tan aktardığına göre Mücteba Hamaney, 28 Şubat’ta, savaşın ilk gününde gerçekleştirilen ve eski Dini Lider Ali Hamaney’in hayatını kaybettiği saldırıda ağır yaralandı.

İran makamları, yaralanmaların niteliğine ilişkin resmi bir açıklama yapmazken, devlet televizyonunda görev yapan bir sunucunun onu göreve getirildikten sonra ‘canbaz’ (savaşta ağır yaralanan kişi) olarak tanımladığı aktarıldı.

Söz konusu iddialar, ABD Savunma Bakanı Pete Hegseth’in 13 Mart’ta yaptığı ve Mücteba Hamaney’in yaralandığını ve muhtemelen yüzünün zarar gördüğünü söylediği açıklamayla da örtüşüyor.

ABD istihbarat kaynaklarına dayandırılan bir değerlendirmede ise Hamaney’in bir bacağını kaybetmiş olabileceği ileri sürüldü.

ABD Merkezi İstihbarat Teşkilatı (CIA) ve İsrail makamları konuya ilişkin yorum yapmaktan kaçındı.

Ortadoğu Enstitüsü’nden analist Alex Vatanka, durumun ciddiyetinden bağımsız olarak, tecrübesiz bir yeni liderin babasının sahip olduğu mutlak otoriteyi kısa sürede kurmasının zor olduğunu belirtti. Vatanka, Mücteba Hamaney’in zamanla etkisini artırabileceğini ancak bunun yıllar alabileceğini ifade etti.

Kaynaklardan biri ise önümüzdeki bir iki ay içinde Dini Lider’in görüntülerinin kamuoyuna sunulabileceğini, ancak bunun yalnızca sağlık durumu ve güvenlik koşulları uygun olduğunda gerçekleşeceğini aktardı.

Mücteba’nın rolü

İran’ın siyasi sistemi uyarınca, Dini Lider geniş yetkilere sahiptir. Dini Lider, 88 din adamından oluşan bir kurul tarafından seçilirken, doğrudan seçilmiş cumhurbaşkanını denetler ve İran Devrim Muhafızları Ordusu (DMO) başta olmak üzere kendisine paralel çalışan kurumları da yönlendirir. Bu yapı, DMO’ya önemli bir siyasi ve askerî nüfuz alanı sağlar.

İran’ın ilk Dini Lideri Ruhullah Humeyni, devrimin lideri olarak neredeyse mutlak bir otoriteye sahipti ve döneminin en etkili din adamı kabul ediliyordu. Onun halefi Ali Hamaney ise dini açıdan daha düşük bir otoriteye sahip olmasına rağmen, 1989’da liderliğe getirilmeden önce cumhurbaşkanlığı görevini yürütmüş ve ardından on yıllar boyunca özellikle DMO’nun güçlenmesinden de yararlanarak siyasi etkisini pekiştirmiştir.

grafik

Reuters’a konuşan üst düzey İranlı kaynaklar, Mücteba Hamaney’in babasıyla aynı mutlak yetki düzeyine sahip olmadığını ve savaş sürecinde stratejik kararlarda en baskın aktörün DMO olduğunu ifade etti. Kaynaklara göre DMO, Hamaney’in bu göreve gelmesine katkı sağlayan ana güçlerden biri oldu.

Reuters, İran’ın Birleşmiş Milletler (BM) misyonundan Hamaney’in yaralanmalarının boyutu ve kamuoyu önüne neden çıkmadığına dair sorularına yanıt alamadığını belirtti.

Yetkililer ve süreci yakından takip eden kaynaklar, Mücteba Hamaney’in uzun yıllardır babasının ofisinde en etkili isimlerden biri olduğunu, devletin en üst kademelerinde güç kullanımı konusunda deneyim kazandığını ve DMO içindeki üst düzey isimlerle yakın ilişkiler geliştirdiğini belirtti.

Alex Vatanka ise Mücteba Hamaney’in sert çizgiyi sürdürme ihtimalinin yüksek olduğunu, ancak dünya görüşüne dair belirsizliklerin devam ettiğini ifade etti.

Habere göre Mücteba Hamaney’in kamuoyuna yönelik ilk açıklaması 12 Mart’ta yayımlandı. Bu açıklamada Hürmüz Boğazı’nın kapalı kalması gerektiği ve bölge ülkelerinin ABD üslerini kapatması çağrısı yer aldı.

O tarihten bu yana ofisinden kısa yazılı açıklamalar yayımlanırken, Nevruz dolayısıyla 20 Mart’ta yapılan açıklamada yeni yılı ‘direniş yılı’ olarak tanımladığı aktarıldı.

Bu süreçte İran’ın dış politika, savaş, diplomasi ve iç güvenlik konularına ilişkin pozisyonlarını ise üst düzey diğer yetkililer kamuoyuna aktarmaya devam etti.

Mizahi paylaşımlar... “Mücteba nerede?”

İran içinde Mücteba Hamaney’in ortadan kaybolması ya da kamuoyuna görünmemesi, sosyal medyada ve mesajlaşma uygulamalarındaki gruplarda geniş tartışmalara yol açtı. İnternet erişiminin zaman zaman kesintili olması nedeniyle bu tartışmaların ancak sınırlı ölçüde yayılabildiği, buna rağmen Dini Lider’in sağlık durumu ve ülkeyi kimin yönettiğine dair çok sayıda soru ve teori ortaya atıldığı bildirildi.

Sosyal medyada dolaşan içerikler arasında, boş bir koltuğun bir ışık altında gösterildiği ve “Mücteba Hamaney nerede?” ifadesinin yer aldığı mizahi paylaşımlar da bulunuyor.

Buna karşılık, hükümete destek veren bazı isimler ise liderin gözlerden uzak kalmasının güvenlik açısından zorunlu olduğunu savunuyor. Bu görüşe göre, ABD ve İsrail saldırılarının üst düzey isimleri hedef aldığı bir ortamda, kamuya açık görünürlük ciddi bir risk oluşturuyor.

Besic mensubu bir kişi de benzer bir görüşü dile getirerek, “Neden açıkça ortaya çıksın? Onu bu suçluların hedefi haline getirmek için mi?” ifadelerini kullandı.