Rusya-Ukrayna sınırında neler oluyor… Gerilim neden bu kadar yüksek?

Putin, Ukrayna ve Belarus üzerindeki ‘nüfuz alanını’ korumaya çalışıyor

Rus zırhlı aracı Kırım’da ilerliyor (AP)
Rus zırhlı aracı Kırım’da ilerliyor (AP)
TT

Rusya-Ukrayna sınırında neler oluyor… Gerilim neden bu kadar yüksek?

Rus zırhlı aracı Kırım’da ilerliyor (AP)
Rus zırhlı aracı Kırım’da ilerliyor (AP)

ABD ve İngiltere, Rusya’nın Ukrayna’yı işgal etmesi halinde ‘ağır bir bedel ödeyeceği’ konusunda uyardı.
Rusya ile Batı arasındaki gerilim Soğuk Savaş’tan bu yana en kötü hali alırken, İngiltere Dışişleri Bakanı Liz Truss, Rusya’nın Ukrayna’yı işgalinin korkunç bir bataklığa ve can kaybına yol açacağını söyledi.
Şu anda, Ukrayna ile olan sınır boyunca çeşitli noktalarda 100 binden fazla Rus askeri konuşlandırılırken, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ve diğer yetkililer, yalnızca askeri tatbikatlar yaptıkları konusunda ısrar ediyor.
Ancak geçen yıl, uydu görüntülerinin Rusya’nın Ukrayna sınırlarına daha fazla ekipman ve asker gönderdiğini gözler önüne sermesinden bu yana işgal korkuları arttı.
Sky News konuya ilişkin aşağıdaki analizi derledi;

Rusya-Ukrayna sınırında neler oluyor? Gerilim neden bu kadar yüksek? Bu Batı için ne anlama geliyor?
Ukrayna, Sovyetler Birliği’nin bir parçası olmadan önce yüzyıllar boyunca Rus İmparatorluğu’nun bir parçasıydı.
1991’de Soğuk Savaş’ın sona ermesiyle Sovyetler Birliği dağıldığında, Ukrayna da bağımsız oldu.
Ortak tarihleri, ikisinin hala kültürel olarak birbirine bağlı olduğu anlamına gelse de, Ukrayna son yıllarda kendisini Rusya’dan uzaklaştırmaya ve bunun yerine Batı’dan destek almaya çalıştı.
Ukrayna, Moskova’dan kopan tüm eski Sovyet devletleri arasında en büyük nüfusa sahip olduğu için bu Rusya için büyük bir kayıptı.
Vladimir Putin'in iktidara gelmesiyle birlikte Kremlin, eski toprakları üzerindeki nüfuzunu ve kontrolünü yeniden kazanmaya çalıştı.
Ancak 2004 yılında Ukrayna’daki devlet başkanlığı seçimlerinde Rusya’nın favori adayı Viktor Yanukoviç, Kiev’deki Turuncu Devrim protestoları sırasında seçimlerde hile yaptığı gerekçesiyle görevden alındığında, işler değişmeye başladı.
Batı yanlısı muhalefet adayı Victor Yuşçenko’nun seçilmesine öfkelenen Putin’in yaklaşımı daha agresif hale geldi.
Rusya’nın bu ‘saldırganlığı’ 2014 yılında Ukrayna’nın Kırım yarımadasını yasadışı olarak ilhak etmesiyle sonuçlandı.

Yanukoviç, 2010’da Yuşçenko’dan beş yıl sonra iktidara gelmeyi başardı ve dört yıl görev yaptı.
Ancak Kremlin destekli devlet başkanı, Moskova ile ilişkileri güçlendirmek adına Avrupa Birliği (AB) ile bir ortaklık anlaşmasını reddettiğinde, büyük protestolar oldu ve görevden alındı.
Rusya’nın ise buna yanıtı Kırım’ı ilhak etmek oldu.
Moskova ayrıca, ülkeden ayrılmaya çalışan isyancıları desteklemek için Ukrayna’nın Donetsk ve Luhansk bölgelerine (Donbass olarak bilinen) asker gönderdi.
Rusya sınırına yakın Donbas’ta 2014’ten bu yana çatışmalar 14 binden fazla kişinin ölümüyle sonuçlandı.
Fransa ve Almanya, 2015 yılında iki taraf arasında büyük çatışmaların sona ermesine yardımcı olan barış anlaşmasına öncülük etti, ancak iki tarafı siyasi olarak bir araya getiremedi ve o zamandan beri küçük çaplı gerilimler devam etti.
2021 başlarında, 2015 tarihli ateşkesin ihlal edildiğine dair artan olaylar savaş korkularını körükledi, ancak Nisan ayında Moskova güçlerinin çoğunu geri çekti ve gerginlikler azaldı.

Rus askerler şu anda nereye konuşlandı?
Şu anda Ukrayna ile olan bin 200 millik sınır boyunca çeşitli noktalarda konuşlanmış yaklaşık 100 bin Rus askeri bulunuyor.
ABD istihbarat yetkilileri, geçtiğimiz hafta, Rusya’nın bu yılın başlarında gerçekleşebileceği potansiyel bir işgale hazırlık olarak 175 bin kadar askeri sınıra göndermeyi planladığını iddia etti.
Sınırdaki Rus askeri varlığının çoğu, askerlerin 2014’ten bu yana ayrılıkçı isyancıları desteklemek üzere konuşlandırıldığı, doğudaki ayrılıkçı Donetsk ve Luhansk (Donbas) bölgelerinde yoğunlaşıyor.
Ukrayna’nın kuzeyinde Klintsy ve Yelnya gibi bölgelerde de önemli bir Rus askeri varlığı var.
Kasım 2021’de Belarus sınırındaki Yelnya’dan alınan uydu görüntüleri, savaş korkularını artıran askeri varlığın arttığını gösterdi.

Uydu görüntüleri, Ukrayna sınırının kuzey doğusundaki bölgelerde Rus askeri faaliyetini de ortaya çıkardı.
On binlerce Rus askeri, hala ilhak edilmiş Kırım bölgesinde konuşlanmış durumda.
Ukraynalı yetkililer, sınırdaki Rus varlığına ilişkin endişelerini defalarca dile getirirken, Kremlin bunun sadece askeri tatbikat olduğu konusunda ısrar ediyor.

Rusya ne istiyor?
2000 yılında iktidara gelen Vladimir Putin, Rusya’nın iki komşusu ve eski Sovyet devletleri olan Ukrayna ve Belarus üzerindeki ‘nüfuz alanını’ korumaya çalıştı.
Rusya Devlet Başkanı, her iki ülkeye yönelik herhangi bir saldırıyı, Rus egemenliğine doğrudan bir saldırı olarak görüyor.

Ayrıca, yönetimi sırasında giderek daha otokratik hale gelen Rusya’nın eşiğinde yeni bir demokrasinin kurulmasıyla sonuçlanacak Batı müdahalesinden de endişe ediyor.
Bu nedenle Rusya, geçtiğimiz haftalarda bölgedeki Batı etkisini azaltacak bir talep listesi yayınladı.
Liste, Ukrayna’nın asla NATO üyesi olmayacağına, iki tarafın güvenlik ittifakını sonlandıracağına ve Doğu Avrupa’daki NATO birliklerinin sayısının azaltılacağına dair bir garanti talebi içeriyor.
ABD ve diğer Batılı müttefikleri, bu tür talepleri ‘tamamen mantıksız’ olarak nitelendirdi.
ABD Dışişleri Bakanı Antony Blinken, gerilimi azaltmak amacıyla bu hafta Rus mevkidaşı Sergey Lavrov da dahil olmak üzere Moskova’da yetkililerle görüştü.
Batı, bölgede askeri tatbikatların nasıl yürütüleceği ve füzelerin yeri konusunda daha esnek tartışmalara hazır olacağını belirtti.

Ukrayna ne istiyor?
Ukrayna, NATO’ya veya diğer Batılı ittifaklara üye olma yolunda ilerleyip ilerlemediğini Rusya’nın kontrol edemeyeceği konusunda ısrar ediyor.
Ukrayna Devlet Başkanı Vladimir Zelenski, Rusya’nın kendisini devirmek amacıyla ülkeyi istikrarsızlaştırmaya çalıştığını vurgulayarak, Rusya’nın askeri işgal olasılığı konusunda uyardı.
Ukrayna, Rusya’nın yakıt ithalatına ağır yaptırımlar getirmesinin ardından bu kış enerji krizi yaşadı.

İngiltere’nin çatışmadaki rolü nedir?
İngiltere, olası yeni bir Rus işgali karşısında Ukrayna silahlı kuvvetlerinin eğitilmesine yardımcı olmak için 2 bin tanksavar füze rampası ve 30 seçkin birlik konuşlandırdı.
Uçuş izleme verilerine göre, bir RAF C-17 nakliye uçağının Pazartesi gününden bu yana İngiltere ile Ukrayna arasında gidip geldiği görüldü.

Bu silahlar ve askeri birlik, Kırım’ın ilhakının ardından 2015 yılında Ukrayna’da kurulan İngiliz eğitim misyonu olan Orbital Operasyonu’nun bir parçası olarak konuşlandırılıyor.
İngiltere Savunma Bakanı Ben Wallace, Ukrayna’daki İngiliz askeri varlığının sadece ‘erken aşama eğitim’ ve ‘meşru müdafa’ amaçlı olduğunu vurguladı.
Wallece, “Bunlar stratejik silahlar değiller ve Rusya için tehdit oluşturmuyorlar. Onlar nefsi müdafada kullanacaklar ve erken aşama eğitimi veren İngiltere askerleri, bu eğitimi tamamladıktan sonra ülkeye geri dönecek” dedi.

Kriz Batı ile ilişkileri nasıl etkileyebilir?
Rusya ile Ukrayna arasında tam teşekküllü bir çatışmanın uluslararası ilişkiler için ciddi sonuçları olabilir.
Ayrıca Rusya ile ABD, İngiltere, NATO ve ittifaktaki diğer Batılı ülkeler arasındaki anlaşmazlıkları derinleştirebilir.
İngiltere Dışişleri Bakanı Liz Truss, geçtiğimiz günlerde Rusya’ya Ukrayna konusunda gerginliği azaltma ve yapıcı görüşmeler yapma çağrısında bulunarak, Rusya’nın Ukrayna’yı işgalinin ‘korkunç bir bataklık ve can kaybına’ yol açacağı konusunda uyardı.
Avustralya ziyareti sırasında konuşan Liz Truss, “Kremlin tarihten ders çıkarmadı. Sovyet-Afganistan savaşı ve Çeçenya’daki çatışma sırasında olanlara benzer şekilde, bir işgal sadece korkunç bir bataklığa ve can kaybına yol açar” dedi.
İngiliz Bakan konuşmasına şöyle devam etti;
“Herkesin adım atmasına ihtiyacımız var. Müttefiklerimizle birlikte Ukrayna’nın yanında olmaya devam edeceğiz. Rusya’yı gerilimi düşürmesi ve yapıcı tartışmalara girmesi için teşvik edeceğiz. Doğu Avrupa’da olanlar dünya için önemli.”
NATO Genel Sekreteri Jens Stoltenberg ise, Aralık ayında Rusya’yı ekonomik yaptırımlar ve ‘siyasi kısıtlamalar’ ile tehdit etti.
Yaklaşan bir işgal riskini ‘Avrupa güvenliği için belirleyici bir an’ olarak nitelendiren Stoltenberg, caydırıcılık, savunma ve birleşik diyalog konusundaki desteğini sürdürdüğünü ifade etti.

ABD krizin neresinde?
ABD’nin Kiev Büyükelçiliği, dün Twitter üzerinden yaptığı açıklama ile ABD’nin yeni askeri yardımına ilişkin ilk sevkiyatın Ukrayna’ya ulaştığını duyurdu.
Açıklamada, “Başkan Joe Biden’in kısa süre önce Ukrayna’ya gönderilmesine karar verdiği yardımın ilk sevkiyatı, gece saatlerinde Ukrayna’ya ulaştı. Sevkiyat, içinde Ukrayna cephe hattının savunucuları için gönderilen mühimmat da dahil olmak üzere yaklaşık 90.7 ton silahtan oluşuyor” denildi.
Ukrayna’dan Batılı müttefiklere yapılan çağrıların ardından ABD, İngiltere ve Baltık ülkeleri, Ukrayna’ya uçaksavar füzeleri ve tanksavar füzeleri de dahil olmak üzere silah gönderdiğini açıkladı.

Başkan Biden, Rusya’nın Ukrayna’yı işgal etmesi halinde ağır bir bedel ödeyeceğini söylerken, AP’de yer alan bir habere göre Biden olası bir işgal halinde muharebe birlikleri göndererek yanıt vermeyi planlamıyor.
Ancak yine aynı habere göre, ABD Başkanı işgal sonrası Ukrayna direnişini desteklemek de dahil olmak üzere, daha düşük düzeyde bir askeri operasyonu tercih edebilir.
AP, ABD’nin Rusya-Ukrayna savaşına doğrudan katılmama gerekçesini, ‘ABD’nin Ukrayna’ya karşı bir anlaşmadan doğan yükümlülüğü bulunmamasına’ bağladı.
Söz konusu haberde konuya ilişkin, “Rusya’nın Avrupa’ya yayılma, bölgeyi istikrarsızlaştırma ve nükleer çatışma riskini korkutucu bir boyuta taşıma riski göz önüne alındığında, Rusya ile bir savaşa girmek ‘büyük bir kumar’ olacaktır” şeklinde bir yorum yapıldı.



Amerikan ordusu için üretilen mermiler, Meksika’daki kartellerin eline geçiyor

Meksika hükümeti, Amerikan malı silahların ülkeye kaçak yollardan girişini engellemek isityor (Reuters)
Meksika hükümeti, Amerikan malı silahların ülkeye kaçak yollardan girişini engellemek isityor (Reuters)
TT

Amerikan ordusu için üretilen mermiler, Meksika’daki kartellerin eline geçiyor

Meksika hükümeti, Amerikan malı silahların ülkeye kaçak yollardan girişini engellemek isityor (Reuters)
Meksika hükümeti, Amerikan malı silahların ülkeye kaçak yollardan girişini engellemek isityor (Reuters)

Meksika'da kartellerin kullandığı mermilerin neredeyse yarısının, ABD ordusuna mühimmat üreten fabrikada yapıldığı tespit edildi.

Meksika Savunma Bakanı General Ricardo Trevilla Trejo, salı günkü açıklamasında, 2012'den bu yana yaklaşık 137 bin adet .50 kalibrelik merminin ele geçirildiğini söyledi. 

Uyuşturucu çeteleri tarafından kullanılan bu mermilerin yüzde 47'sinin, ABD'nin Missouri eyaletinde yer alan Lake City Ordu Mühimmat Fabrikası'nda üretildiğini bildirdi.

New York Times'ın haberine göre sözkonusu tesis, Amerikan ordusunda kullanılan tüfekler için mermi üreten en büyük fabrika.

Ayrıca General Trejo, Devlet Başkanı Claudia Sheinbaum'un göreve başladığı Ekim 2024'ten bu yana polislerin ülkede ele geçirdiği 18 bin ateşli silahtan yaklaşık yüzde 80'inin de ABD menşeli olduğunu söyledi. 

Baskınlarda el konan silahlar arasında .50 kalibrelik Barrett tüfekleri, el bombası fırlatıcıları, roketatarlar ve çeşitli kalibredeki makineli tüfekler var.

Meksika'da silah ruhsatları sıkı denetimlere tabi. Silahlar yasal olarak yalnızca Meksika ordusunun işlettiği iki mağazadan satın alınabiliyor. Belirli kalibre ve özelliklere sahip tabancalar ise sadece ordu ve kolluk kuvvetleri tarafından kullanılabiliyor.

Bu önlemlere rağmen Meksika hükümetinin verilerine göre her yıl 200 bin ila 500 bin adet ateşli silah, ABD'den ülkeye kaçak olarak sokuluyor. 

ABD Yüksek Mahkemesi, Meksika hükümetinin Amerikan silah üreticilerine karşı açtığı davayı geçen yıl oybirliğiyle reddetmişti. Kararda, üreticilerin bağımsız perakendecilerin yasadışı satışlarını durdurmamalarının yardım ve yataklık koşullarını karşılamadığı bildirilmişti. 

Diğer yandan mahkemenin açıklamasında, Meksika devletinin şikayetinde savunduğu gibi "silah satışlarının gerçekleştiğine ve üreticilerin bunun farkında olduğuna dair hiçbir şüphe yok" denmişti. 

Meksika hükümeti, Arizona'daki mahkemeye ABD'li 5 silah şirketi hakkında 2022'de bir dava daha açmıştı. Hukuki süreç devam ediyor. 

Cenevre merkezli sivil toplum kuruluşu Uluslararası Organize Suçla Mücadele Küresel Girişimi (GI-TOC) Direktörü Cecilia Farfan Mendez, şunları söylüyor:  

İronik olan, Meksika ve ABD hükümetlerinin aynı şeyi istemesi: Kartellerin yol açtığı ölümleri azaltmak. Ancak suç örgütleri bu kalibredeki tabancalara kolayca erişebildiği sürece ABD, sanki bu şiddetin ortaya çıkmasını destekliyormuş gibi görünüyor.

 Independent Türkçe, New York Times, BBC


İsrail’de Hamas istihbaratı skandalı: Netanyahu hiçbir şey yapmadı

Netanyahu, iki devletli çözüme giden süreci tıkayarak ateşkes görüşmelerini de çıkmaza sokmuştu (Reuters)
Netanyahu, iki devletli çözüme giden süreci tıkayarak ateşkes görüşmelerini de çıkmaza sokmuştu (Reuters)
TT

İsrail’de Hamas istihbaratı skandalı: Netanyahu hiçbir şey yapmadı

Netanyahu, iki devletli çözüme giden süreci tıkayarak ateşkes görüşmelerini de çıkmaza sokmuştu (Reuters)
Netanyahu, iki devletli çözüme giden süreci tıkayarak ateşkes görüşmelerini de çıkmaza sokmuştu (Reuters)

İsrail istihbaratı, Hamas'ın büyük bir saldırı düzenleyeceğine dair bilgileri Başbakan Binyamin Netanyahu'ya 2018'de doğrudan iletmiş.

İsrailli medya kuruluşları Ynet ve Yedioth Ahronoth'un aktardığına göre Hamas, 2018-2022'de İsrail'in güneyindeki askeri üsler ve sivil yerleşimlere karşı koordineli bir saldırı planlamış. 

İstihbarat yetkililerinin "Eriha Duvarı" adını verdiği kapsamlı harekat planının, Hamas'ın 7 Ekim 2023'te düzenlediği Aksa Tufanı saldırısını özetler nitelikte olduğu aktarılıyor. 

New York Times, "Eriha Duvarı" kod adlı 40 sayfalık belgenin, İsrailli yetkililerle paylaşıldığını 2023'teki haberinde bildirmişti. Askeri ve istihbarat yetkililerinin, 2022'de haberdar olduğu planı "hayal ürünü" diye niteleyip gerçekleşmesini çok zor bularak dikkate almadığı öne sürülmüştü. 

Ancak İsrail medyasındaki yeni haberlerde, Başbakan Netanyahu'nun 2018'de planla ilgili birden fazla kez doğrudan bilgilendirildiği ortaya kondu. 

Adlarının paylaşılmaması koşuluyla konuşan yetkililer, "Hamas'ın askeri kanadı, topraklarımızın derinliklerine yönelik geniş çaplı bir saldırı için güç mü topluyor?" alt başlıklı istihbarat raporunun, doğrudan Netanyahu'nun masasına bırakıldığını söylüyor. 

Diğer yandan İsrail Başbakanlık Ofisi, ordunun 7 Ekim'deki başarısızlığına ilişkin devam eden soruşturmada, Hamas'ın saldırı planladığına dair önceden bilgi sahibi olunmadığını iddia etmişti. Ofisin, İsrail Kamu Denetçisi Matanyahu Englman'a gönderdiği açıklamada, "Eriha Duvarı" belgesinin Netanyahu'ya hiç sunulmadığı öne sürülmüştü. 

İsrail İstihbarat Kolordusu'na bağlı Birim 8200'den bazı analistlerin de Hamas'ın saldırı hazırlıklarına dair bilgileri 2018'de orduyla paylaştığı 2023'te ortaya çıkmıştı.  

Kaynaklar, bu planların iç güvenlik teşkilatı Şin Bet tarafından incelendikten sonra doğrudan Netanyahu'ya iletildiğini de savunuyor. 

2022 ve 2023'te "Eriha Duvarı" dosyasının yeni istihbarat bilgileriyle güncellendiği fakat bunların doğrudan Netanyahu'ya ulaşmadığı belirtiliyor. İsrail ordusu ve istihbarat kurumları, Gazze Savaşı'nın fitilini ateşleyen 7 Ekim saldırılarına tüm uyarılara rağmen hazırlıksız yakalandığı gerekçesiyle eleştirilmişti.

Başbakan Netanyahu'ya sunulan istihbaratlarla ilgili bilgi sahibi kaynaklardan biri şunları söylüyor: 

Ordu komutanları parçaları birleştirmekte başarısız olsa bile başbakanın görevi, Hamas'ın hedefleri hakkında yanıt talep etmektir. Netanyahu ise hiçbir şey yapmadı.

Independent Türkçe, Haaretz, Times of Israel, Ynet 


Trump, Netanyahu’ya İran’la müzakereleri sürdürme mesajı verdi

 İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun ofisi tarafından yayımlanan, bugün Beyaz Saray’da ABD Başkanı Donald Trump ile gerçekleştirdiği görüşmeye ait fotoğraf.
İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun ofisi tarafından yayımlanan, bugün Beyaz Saray’da ABD Başkanı Donald Trump ile gerçekleştirdiği görüşmeye ait fotoğraf.
TT

Trump, Netanyahu’ya İran’la müzakereleri sürdürme mesajı verdi

 İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun ofisi tarafından yayımlanan, bugün Beyaz Saray’da ABD Başkanı Donald Trump ile gerçekleştirdiği görüşmeye ait fotoğraf.
İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun ofisi tarafından yayımlanan, bugün Beyaz Saray’da ABD Başkanı Donald Trump ile gerçekleştirdiği görüşmeye ait fotoğraf.

ABD Başkanı Donald Trump, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu ile gerçekleştirdiği görüşmede nihai bir anlaşmaya varılmadığını, ancak İran’la müzakerelerin sürdürülmesi konusunda ısrarcı olduğunu belirtti.

Trump, Beyaz Saray’da üç saati aşk süren görüşmeyi “son derece verimli” olarak nitelendirerek, ABD ile İsrail arasındaki mükemmel ilişkilerin devam ettiğini vurguladı.

Toplantıda, İran’la yeni bir nükleer anlaşmaya varma ihtimali ele alındı. Trump, müzakerelerin başarıya ulaşmasının tercih ettiği seçenek olduğunu ve bu tutumunu Netanyahu’ya ilettiğini söyledi. Anlaşma sağlanamaması halinde ise “işlerin nereye varacağını göreceğiz” dedi. Trump, İran’ın geçmişte bir anlaşmayı reddettiğini ve bunun “gece yarısı çekici” olarak nitelendirdiği bir darbeyle sonuçlandığını hatırlatarak, Tahran’ın bu kez “daha rasyonel ve sorumlu” davranmasını umduğunu ifade etti.

cd
İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun resmi internet sitesinde yayımlanan, bugün Beyaz Saray’da ABD Başkanı Donald Trump ile gerçekleştirdiği görüşmeden bir fotoğraf.

Trump ayrıca Gazze ve genel olarak bölgede “büyük ilerleme” kaydedildiğini savunarak, “Ortadoğu’da barışın fiilen hüküm sürdüğünü” dile getirdi.

Görüşmeye ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio, Savunma Bakanı Pete Hegseth ile özel temsilciler Steve Witkoff ve Jared Kushner katıldı.

Netanyahu’nun Washington ziyareti, İsrail basını tarafından İran’a karşı stratejik koordinasyon açısından kritik olarak değerlendirildi. Görüşmelerde İran’ın nükleer programının geleceği ve diplomatik sürecin başarısızlığa uğraması halinde İsrail’in askeri hareket serbestisine ilişkin güvenceler öne çıktı.

Netanyahu’nun, müzakerelerin yalnızca nükleer programla sınırlı kalmaması; İran’ın balistik füze programı ve bölgedeki vekil güçlere verdiği desteğin de kapsama alınması için Trump yönetimine baskı yaptığı aktarıldı. ABD’nin diplomatik sürece şans tanıma konusundaki ısrarına karşın Netanyahu’nun, olası bir anlaşma durumunda dahi İsrail’in İran’a karşı “hareket özgürlüğünü” koruması gerektiğini savunduğu belirtildi.

ghyju
Tahran’da devrimin 47. yıl dönümü kutlamaları kapsamında sergilenen bir füzenin yanında konuşan iki din adamı (New York Times)

Görüşmede Gazze dosyası da ele alındı. Taraflar, İsrail’in resmen katıldığı “Barış Konseyi” çerçevesinde Gazze’nin yeniden imarına yönelik planın ikinci aşamasındaki ilerlemeyi değerlendirdi.

Beyaz Saray yetkilileri, görüşmenin Trump ile Netanyahu arasında yakın bir uyum sergilediğini ve İran’ın nükleer silah edinmesinin engellenmesi konusunda ortak vizyon bulunduğunu belirtti. Ancak analistler, iki liderin önceliklerinde farklılıklar olabileceğine dikkat çekti. Trump’ın siyasi kazanım olarak sunabileceği hızlı bir diplomatik anlaşmaya eğilimli olduğu; Netanyahu’nun ise İran’a kısmi tavizler içeren bir mutabakata karşı daha katı şartlar talep ettiği ve askeri seçeneğin masada kalmasında ısrar ettiği ifade edildi.

Netanyahu, görüşmenin ardından Beyaz Saray’dan ayrıldı. Sabah saatlerinde Dışişleri Bakanı Rubio ve ABD’nin İsrail Büyükelçisi Mike Huckabee ile Blair House’ta bir araya gelen Netanyahu, ayrıca Trump’ın özel temsilcisi Steve Witkoff ve Jared Kushner ile de temaslarda bulundu. İsrail’in Washington Büyükelçisi Michael Leiter, görüşmelerde “önemli jeostratejik gelişmelerin” ele alındığını açıkladı.

ABD Dışişleri Bakanlığı, söz konusu temasların siyasi ve güvenlik koordinasyonu çerçevesinde gerçekleştirildiğini bildirdi.

Trump, salı günü yaptığı açıklamada anlaşma sağlanmaması halinde İran’a karşı sert adımlar atılabileceğini söylemişti. Axios’a konuşan Trump, Tahran’ın “bir anlaşma yapmak için güçlü istek duyduğunu” savunarak, İran’ın nükleer silah ya da füze sahibi olmasına izin verilmeyeceğini ifade etti. İsrail’in müzakere sürecini sekteye uğratacak adımlar atmasını istemediğini de sözlerine ekledi.

ABD Başkan Yardımcısı JD Vance de anlaşma sağlanamaması halinde “başka bir seçeneğin” masada olduğunu belirterek, Trump’ın tüm seçenekleri açık tuttuğunu söyledi. Vance, Washington’un önceliğinin İran’ın nükleer silah edinmesini engellemek olduğunu, rejim değişikliğinin ise İran halkının vereceği bir karar olduğunu kaydetti.

New York Times, ABD’nin İran’la yürüttüğü dolaylı müzakerelerde ilerleme sağlanmasının zor olduğuna işaret ederken; İsrail’in taleplerinin Washington’da yankı bulduğunu, ancak Tahran’ın balistik füze programı ve bölgesel vekil unsurlar konusunu müzakere kapsamına almaya yanaşmadığını yazdı.

Şarku’l Avsat’ın Wall Street Journal’den aktardığı analize göre ABD yönetiminin İran’a baskıyı artırmak amacıyla İran petrolü taşıyan tankerlerin müsaderesini değerlendiriyor. Ancak böyle bir adımın Hürmüz Boğazı’nda seyrüsefer güvenliğini tehdit edebileceği ve küresel enerji piyasalarında dalgalanmaya yol açabileceği uyarıları yapılıyor.

Gazete, ABD Hazine Bakanlığı’nın bu yıl 20’den fazla İran petrol tankerine yaptırım uyguladığını ve Beyaz Saray’ın olası müsadereler için hukuki zemin hazırlığı yaptığını aktardı. ABD’li bir yetkili, Trump’ın diplomatik yolu tercih ettiğini ancak görüşmelerin çökmesi halinde alternatif seçeneklerin hazır tutulduğunu söyledi.

ABD Ulaştırma Bakanlığı ise Hürmüz Boğazı ve Umman Körfezi’nde ticari gemilere yönelik potansiyel tehditlere karşı uyarıda bulundu.