Ekonomik hesaplar, ABD ve Avrupa ülkelerinin Rusya’ya karşı adım atmasını zorlaştırıyor

Rusya’daki ana pompa istasyonunun dışında Kuzey Akım 2 rotasını gösteren harita (AP)
Rusya’daki ana pompa istasyonunun dışında Kuzey Akım 2 rotasını gösteren harita (AP)
TT

Ekonomik hesaplar, ABD ve Avrupa ülkelerinin Rusya’ya karşı adım atmasını zorlaştırıyor

Rusya’daki ana pompa istasyonunun dışında Kuzey Akım 2 rotasını gösteren harita (AP)
Rusya’daki ana pompa istasyonunun dışında Kuzey Akım 2 rotasını gösteren harita (AP)

Rusya’nın Ukrayna’yı işgal edeceğine dair endişe nedeniyle ABD ve Avrupa ülkeleri ile Rusya arasında tansiyon yükselirken, ekonomik hesaplar, ABD ve Avrupa ülkelerinin Rusya’ya karşı ortak ve sert bir duruş sergilemesini oldukça zorlaştırıyor.
Bloomberg’de yayınlanan Ben Holland ve Anya Andrianova imzalı analize göre, ekonomik rakamlar, Rusya’nın Avrupa Birliği’nin (AB) en büyük beşinci ticaret ortağı ve en büyük enerji ihracatçısı olduğunu gösteriyor.
ABD ise AB’ye enerji ihracatçıları listesinde 30. sırada yer alıyor.
Rusya aynı zamanda IKEA, Carlsberg ve Volkswagen gibi büyük Avrupa şirketlerinin yatırımları için de önemli bir destinasyon haline geldi.
Enflasyonun artması ve enerji fiyatlarındaki artışın tüketicileri sıkıştırmasıyla birlikte, AB yetkilileri yaptırımlar konusunda dikkatli bir şekilde hareket ediyor. 
Avrupalılar, Rusya’nın Ukrayna’yı olası işgalini önlemek için kendi ülkelerinden çok Rusya’ya zarar verecek adımlar atmak istiyor.
Avrupalılar ayrıca herhangi bir savaş durumunda, çok ihtiyaç duyulan Rus doğalgaz kaynaklarının bu kış kesileceğinden endişeliler.
Londra merkezli Bluebay Asset Management stratejisti Timothy Ash, “Avrupa enerji fiyatları büyük bir endişe kaynağı” dedi. 
Ash, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in, Avrupalıları bu kış gaz tedariği konusunda korkutmak istediğini öne sürerek, “Böylece Ukrayna’ya yönelmesi durumunda herhangi bir adım atmamalarını istiyor” diye konuştu.
Aynı zamanda Avrupalılar arasında, Rusya’nın 2014 yılında Kırım’ı ilhakının ardından uygulanan Batı yaptırımlarının bedelini ABD ekonomisinin değil, kendi ekonomilerinin ödediğine dair yaygın bir his var.
ABD Başkanı Joe Biden, Rusya’nın Ukrayna’yı işgalinin yakın olduğunu söylerken, Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron gibi AB liderleri bu krizde zamana oynuyor. 
Almanya Dışişleri Bakanı Annalena Baerbock geçen hafta yaptığı açıklamada, “Yaptırımlar, yeterli oldukları takdirde en iyi etkiye sahiptir. Yaptırımların bizi değil, Rusya’yı gerçekten etkilemesi gerek” dedi.
Buna karşılık, Londra merkezli Aberdeen Asset Management’ta fon yöneticisi olan Viktor Szabo, “Rusya, kendisini ABD’nin uygulayabileceği herhangi bir adımdan izole etmek amacıyla herhangi bir yaptırımla başa çıkmak için iyi hazırlandı” şeklinde konuştu.
Szabo, Avrupa ülkelerinin hissedeceği sıkıntıyı Rusya’ya hissettirecek yaptırımların uygulanmasının zor olacağını ve bu yaptırımların Rusya’yı Ukrayna krizinde geri adım atmaya zorlamayacağını da sözlerine ekledi.
Bloomberg Economics Avrupa Baş Ekonomisti Jamie Roach ise, “Tüketicilerin doğalgaz için ödediği fiyat söz konusu olduğunda Avrupa tek başına. Tahminlerimize göre, enerji fiyatlarındaki artış nedeniyle kriz bir yıl daha devam ederse, euro bölgesi ekonomisi gayri safi yurt içi hasılasının (GSYİH) yaklaşık yüzde 1’ini kaybedecek” dedi.
Enerji konusu, Rusya konusunda ABD ile AB arasındaki en büyük çekişme noktası. ABD bir enerji ihracatçısı iken, AB ithalata bağımlı. Rusya, AB’ye hem petrol, hem de doğalgazın en büyük ihracatçısı.
JPMorgan Chase&Co. Ekonomistleri, Cuma günü petrol fiyatının varil başına 150 dolara yükselmesinin büyümeyi ve enflasyonu hızlandıracağı konusunda uyardı.  
Amerikan yatırım bankası Goldman Sachs Group’taki analistler ise, Avrupa’daki doğalgaz kıtlığı krizinin önümüzdeki yaz ve hatta 2025’e kadar devam etmesini bekliyor.
Banka bir raporda, Avrupa’da doğalgaz arzında geçen yılın sonlarında enerji fiyatlarının yükselmesine neden olan ciddi dengesizliğin tarihi seviyelere çıktığı vurgulandı.
Rapora göre, bu aynı zamanda, önümüzdeki birkaç yıl içinde tekrarlanabilecek olan endüstriyel enerji talebinin yok olmasına da yol açtı.
Bu nedenle, Rusya ile Ukrayna üzerinden çatışmanın tırmanması, durumun daha da kötüleşmesine yol açabilir.
Avrupalı ​​yetkililer kendilerini çok zor bir çıkmazın içinde buluyor.
Avrupa’nın yerel doğalgaz üretimi düşerken, Rusya üretimi genişletiyor ve Avrupa’ya ek miktarlarda gaz pompalamak için gerekli tesisleri kuruyor.
Rus enerji şirketi Gazprom ve Shell gibi Avrupalı ortakları, Kuzey Akım 2 boru hattını tamamlamak için 9,5 milyar euro (10.8 milyar dolar) harcadı ve onu açmak istiyorlar. 
Bu boru hattı artık işletmeye hazır, ancak bir yanda Rusya ile Batı arasındaki siyasi farklılıklar, diğer yanda bazı usul sorunları, hattın devreye alınmasını geciktiriyor.
Capital Economics analisti William Jackson, “İster Rusya’nın enerji ihracatına Batı yaptırımları uygulansın, ister Rusya yaptırımlara yanıt vermek için gaz ihracatını kullansın, her türlü doğalgaz fiyatları yükselecek. Fiyatların geçen yıl belirlenen rekor seviyeleri aşacağına inanıyoruz” yorumunda bulundu.
Öte yandan Rusya’ya yönelik bu tür yaptırımlar, Avrupa’ya ihracatını artırmak isteyen ve normal koşullarda Rus ihracatıyla rekabet edemeyen ABD’li sıvılaştırılmış doğalgaz (LNG) ihracatçılarının işine yarayacak.
Avrupa, 2014 yılında Kırım’ı ilhak etmesinin ardından ABD ile birlikte Rusya’ya uyguladığı yaptırımlardan büyük darbe aldı.
Kiel Dünya Ekonomisi Enstitüsü tarafından yapılan bir araştırmaya göre, bu yaptırımların uygulanmasından üç yıl sonra Rusya yaptırımlardan ağır bir darbe alırken, Almanya ve diğer Avrupa ülkelerinin ekonomileri de zarar gördü. ABD ise bu yaptırımlar sonucunda fazla bir şey kaybetmedi.
Londra merkezli Kraliyet Birleşik Hizmetler Enstitüsü Mali Suç ve Güvenlik Araştırmaları Merkezi Başkanı Tom Keatinge’e göre, ABD ve Avrupa’daki politikacılar, Rusya’ya ciddi ekonomik zarar verme kabiliyetleri ile övünürken, bunun aynı zamanda Avrupa ve ABD’de yaratacağı zarar konusunda sessiz kalıyor.



Suudi Arabistan, hayati öneme sahip sektörleri geliştirmek için Suriye ile stratejik anlaşmalar imzaladı

Suudi Arabistan Yatırım Bakanı Halid el-Falih, Şam'da Suriye ile stratejik anlaşmaların imzalandığını duyururken (X)
Suudi Arabistan Yatırım Bakanı Halid el-Falih, Şam'da Suriye ile stratejik anlaşmaların imzalandığını duyururken (X)
TT

Suudi Arabistan, hayati öneme sahip sektörleri geliştirmek için Suriye ile stratejik anlaşmalar imzaladı

Suudi Arabistan Yatırım Bakanı Halid el-Falih, Şam'da Suriye ile stratejik anlaşmaların imzalandığını duyururken (X)
Suudi Arabistan Yatırım Bakanı Halid el-Falih, Şam'da Suriye ile stratejik anlaşmaların imzalandığını duyururken (X)

Suudi Arabistan Yatırım Bakanı Halid el-Falih bugün yaptığı açıklamada, krallığın Suriye'nin Halep kentindeki iki havaalanının geliştirilmesi için çeşitli aşamalarda 7,5 milyar riyal (2 milyar dolar) yatırım yapacağını söyledi.

Yatırım Bakanı Halid bin Abdulaziz el-Falih başkanlığındaki üst düzey Suudi heyeti, Suudi Arabistan Krallığı ile Suriye Arap Cumhuriyeti arasındaki ekonomik ve yatırım iş birliğini güçlendirmeyi ve ortak projelerin pratik uygulamasına yönelik ikili ortaklıkları ilerletmeyi amaçlayan resmi bir ziyaretin başlangıcı olarak bu sabah Suriye'nin başkenti Şam'a geldi.

El-Falih, "Nas" şirketinin ülke dışındaki ilk yatırımı olan "Nas Syria" adlı bir havayolu şirketinin kurulduğunu duyurdu.

El-Falih ayrıca, Suriye'deki büyük projelere yatırım yapmaya adanacak olan Elaf Yatırım Fonu'nu da başlattı.

Suriye Yatırım Otoritesi Başkanı Talal el-Hilali ise ülkesinin telekomünikasyon altyapısını geliştirmek, iletişim ağlarını ve internet kalitesini modernize etmek için Suudi Arabistan ile bir anlaşma imzalayacağını duyurdu.

Açıklamada, Suudi Arabistan ile vatandaşların yaşamlarını doğrudan etkileyen hayati sektörleri hedefleyen bir dizi stratejik anlaşmanın imzalanacağı da belirtildi.

Suudi Arabistan Yatırım Bakanlığı tarafından yayınlanan basın açıklamasında, Suudi heyetinin ziyaretinin "iki kardeş ülke arasındaki stratejik ortaklığı destekleme, kalkınma projelerini desteklemede özel sektörün rolünü güçlendirme ve ortak çıkarlara hizmet eden ve gelecek dönemdeki kalkınma eğilimlerine ayak uyduran sürdürülebilir bir ekonomik entegrasyon yolu oluşturma çerçevesinde gerçekleştiği" ifade edildi.

Açıklamada, bu ziyaretin "Krallık ile Suriye arasındaki ekonomik ortaklıkta ileri bir aşamayı temsil ettiği, geçen yıl düzenlenen bir dizi toplantı ve forumun devamı niteliğinde olduğu ve bu toplantılar ve forumlar sonucunda karşılıklı yatırımı teşvik etmek ve bir dizi hayati sektörde ortak çalışma mekanizmalarını etkinleştirmek amacıyla bir dizi anlaşmanın imzalandığı" belirtildi. Açıklamada ayrıca, "Bu sürekli çabalar, iki ülke arasındaki stratejik uyumu teyit ederek hem Suudi hem de Suriye özel sektörleri için ekonomik kalkınmayı destekleme ve yatırım fırsatlarını genişletme konusunda büyük bir hedef çerçevesinde ortak ekonomik entegrasyonu derinleştirme amacını ortaya koymaktadır." ifadelerine yer verildi.


Altın ve gümüş fiyatları niçin çok değişiyor?

Altın ve gümüş, ekonomik ve jeopolitik krizlere karşı yatırımcılar tarafından güvenli liman olarak görülüyor (Reuters)
Altın ve gümüş, ekonomik ve jeopolitik krizlere karşı yatırımcılar tarafından güvenli liman olarak görülüyor (Reuters)
TT

Altın ve gümüş fiyatları niçin çok değişiyor?

Altın ve gümüş, ekonomik ve jeopolitik krizlere karşı yatırımcılar tarafından güvenli liman olarak görülüyor (Reuters)
Altın ve gümüş, ekonomik ve jeopolitik krizlere karşı yatırımcılar tarafından güvenli liman olarak görülüyor (Reuters)

Altın ve gümüşte üst üste kırılan rekorların ardından gelen düşüş mercek altına alındı. 

Wall Street Journal'ın (WSJ) analizinde, ABD Başkanı Donald Trump'ın ABD Merkez Bankası (Fed) Başkanlığı'na Kevin Warsh'u aday göstermesinin ardından değerli metallerde sert düşüş yaşandığına dikkat çekiliyor. 

Analize göre yatırımcılar, Warsh'un enflasyona karşı "şahin bir politika" izleyeceğini ve Fed'in başına atanmasının doların güçlenmesini sağlayacağını düşünüyor. Financial Times'ın analizinde de benzer bir noktaya işaret ediliyor. 

Fed'in bağımsızlığıyla ilgili endişeler, mayıstan bu yana doların değerinin düşmesinde önemli rol oynadı. 

Trump ise doların seyrinde olumsuz bir durum olmadığını savunarak "Bence harika gidiyor" demişti. 

Analizde, Warsh'un adaylığının duyurulmasıyla altın ve gümüşte hızlı satışlar başladığı vurgulanıyor. Diğer yandan değerli metallerdeki düşüşün, "piyasa temellerinin öngördüğünün çok ötesine çıkan çılgın alımların sonucu olduğuna" da dikkat çekiliyor. 

Trump'ın cuma günkü açıklamasında "çok zeki, çok iyi ve güçlü" diye nitelediği Warsh'un adaylığını duyurmasıyla dolarda da toparlanma görüldü. 

Değerli metallerin değişken seyrinde spekülasyonların da önemli rol oynadığına işaret ediliyor. 

En uç spekülasyonların, "vatandaşların külçe gümüş almak için sıraya girdiği" Çin'den geldiği belirtiliyor. Çin sınır polisinin, Hong Kong'dan ülkeye yaklaşık 227 kilogram gümüş kaçırmaya çalışan iki kişiyi geçen hafta yakalaması da gündem olmuştu. 

Çin yönetimi, yatırım çılgınlığının risklerini azaltmak için UBS gümüş vadeli işlem fonu da dahil 5 emtia fonunun ticaretini cuma günü askıya almıştı. 

Öte yandan sert satışlara rağmen WSJ analistleri, özellikle altın ve bakırda yükselişin sürebileceği tahminini paylaşıyor. 

Fed-Beyaz Saray çekişmesi

Fed Başkanı Jerome Powell'la Trump arasındaki çekişme, ABD Merkez Bankası'nın bağımsızlığıyla ilgili endişeleri artırıyor. 

Tartışma Fed ofis binalarının yenilenmesini kapsayan çok yıllı projeyle ilgili. Beyaz Saray'ın proje için öngördüğü bütçe 1,9 milyar dolardı. Ancak işçilik ve malzeme fiyatlarındaki artış, tasarım değişiklikleri ve asbestle kurşun kirliliği gibi öngörülemeyen sorunlar nedeniyle maliyet 2,5 milyar dolara çıkmıştı.

ABD Başkanı, Powell'ın dolandırıcılık yaptığını ima ederek süreci kötü yönettiğini öne sürmüştü. Fed başkanı ise hakkındaki iddiaları reddederek, binaların renovasyon masraflarının uzun vadede kendini amorti edeceğini belirtmişti.

Independent Türkçe, Wall Street Journal, Financial Times


Altın, 2008’den bu yana en büyük günlük kazancını kaydetti: Tarihi kayıpların ardından dengelendi

Hong Kong’da bir altın mağazasının önünden geçen bir kadın (AFP)
Hong Kong’da bir altın mağazasının önünden geçen bir kadın (AFP)
TT

Altın, 2008’den bu yana en büyük günlük kazancını kaydetti: Tarihi kayıpların ardından dengelendi

Hong Kong’da bir altın mağazasının önünden geçen bir kadın (AFP)
Hong Kong’da bir altın mağazasının önünden geçen bir kadın (AFP)

Altın fiyatları, salı günü işlemlerinde yüzde 5’i aşan sert bir yükseliş kaydederek, Kasım 2008’den bu yana en büyük günlük kazancına yöneldi. Gümüşte de güçlü bir toparlanma görülürken, kıymetli metaller son on yılların en sert iki günlük düşüşünün ardından yeniden denge kazandı. Analistler, mevcut yükseliş eğiliminin sürebileceğini ve yılın ilerleyen dönemlerinde yeni rekor seviyelerin görülebileceğini belirtiyor.

Spot piyasada altının ons fiyatı yüzde 5,8 artışla 4.935,56 dolara yükseldi. Altın, pazartesi günü, yalnızca iki seans önce ulaştığı 5.594,82 dolarlık tarihi zirvenin ardından 4.403,24 dolara kadar gerilemişti. ABD vadeli altın kontratları ise yüzde 6,6 artarak 4.958,50 dolara çıktı.

Gümüş piyasasında da güçlü bir toparlanma yaşandı. Ons gümüş yüzde 10 yükselerek 87,40 dolara ulaştı. Gümüş, geçen cuma günü yüzde 27 ile tarihindeki en büyük günlük düşüşü yaşamış, bunu pazartesi günü yüzde 6’lık bir gerileme izlemişti.

Sert dalgalanmaların nedenleri

Capital.com Kıdemli Piyasa Analisti Kyle Rodda, mevcut fiyatların altın ve gümüşü Ocak ayının ikinci yarısının başındaki seviyelere geri taşıdığını belirterek, son haftalardaki piyasa davranışını “irrasyonel” olarak nitelendirdi.

Kıymetli metaller, ABD Başkanı Donald Trump’ın Kevin Warsh’ı ABD Merkez Bankası (Fed) başkanlığına aday göstermesinin ardından yoğun satış baskısıyla karşı karşıya kalmıştı. Piyasaların bu adaylığı yüksek olasılıklı görmesi, doların güçlenmesine ve kıymetli metallerdeki “balonun” geçici olarak patlamasına yol açtı. Ayrıca CME Group’un metal vadeli işlemlerinde teminat gerekliliklerini artırma kararı da geçen hafta düşüşü hızlandıran etkenler arasında yer aldı.

ABD verilerinde belirsizlik

Öte yandan ABD Çalışma İstatistikleri Bürosu, pazartesi günü yaptığı açıklamada, federal hükümetteki kısmi kapanma nedeniyle ocak ayına ilişkin istihdam raporunun cuma günü planlanan tarihte yayımlanmayacağını duyurdu. Bu durum, makroekonomik görünümdeki belirsizliği artırdı.

Diğer metallerin performansı

Diğer kıymetli metaller de yükselişe eşlik etti. Platin yüzde 5,7 artışla ons başına 2.242,55 dolara yükseldi. Platin, ocak ayının sonlarında 2.918,80 dolar ile rekor seviyeye ulaşmıştı. Paladyum da yükseldi…