Hizbullah ve 4. Tümen arasında neler yaşanıyor?

Hizbullah yandaşları sosyal medyada Suriye ordusunu aşağılayan ifadeler paylaşıyor.

Suriye’de öldürülen bir Hizbullah unsuru için cenaze töreni düzenlendi. (AFP)
Suriye’de öldürülen bir Hizbullah unsuru için cenaze töreni düzenlendi. (AFP)
TT

Hizbullah ve 4. Tümen arasında neler yaşanıyor?

Suriye’de öldürülen bir Hizbullah unsuru için cenaze töreni düzenlendi. (AFP)
Suriye’de öldürülen bir Hizbullah unsuru için cenaze töreni düzenlendi. (AFP)

Sevsan Mehanna
Hizbullah örgütü, rejimi ayakta tutmak ve Tahran’ın yaşam arterlerini korumak için Suriye savaşına dahil olduğu 2012’den bu yana Lübnan ve Suriye ile ilgili tartışmaların merkezinde yer alıyor.   
Hizbullah ilk başlarda bu müdahaleyi yalanlasa da süreç içinde başarılarıyla övünmeye başladı. Suriye savaşına geniş katılım sergilediği ise unsurları için düzenlenen cenazelerinin artmasıyla kesinlik kazandı.

Hizbullah'ın Suriye'deki kayıpları
Şarku’l Avsat’ın Independent Arabia’dan aktardığı, İsrail merkezli Meir Amit İstihbarat ve Terörizm Bilgi Merkezi'nin Şubat 2019 tarihli rapora göre Hizbullah Suriye rejimi yanında verdiği savaşta bin 139 üyesini kaybetti. Hizbullah'ın Suriye'deki kayıplarının yüzde 43'ünün Lübnan’ın çıkarlarından bağımsız olarak ve Şii kutsallarının olmadığı bölgelerde yaşandığı belirtildi. Militan kayıplarının yüzde 14'ünün de İran’ın Suriye'deki özel operasyonlarına destek verirken gerçekleştiği kaydedildi. Savaş alanındaki zorlu şartlar nedeniyle 100’den fazla kişinin kimliğinin tespit edilemediği dikkate alınırsa bu sayının daha yüksek olması mümkün.   
Hizbullah lideri Hasan Nasrallah yaptığı açıklamalarda örgütün Suriye rejimine verdiği desteği defalarca vurguladı. Savaşçılarının Suriye’deki varlığının, rejimin resmi davetiyle meşruiyet kazandığını bildirdi.  
Raporda, Hizbullah kayıplarının yüzde 46'sının aşırılık yanlısı terörist grupların Lübnan’a sızmasını engellerken yaşandığı, kayıpların yüzde 11'inin ise Lübnan’daki Şii çıkarları savunulurken gerçekleştiği belirtildi. İsrailli İstihbarat Merkezi Meir Amit söz konusu çalışmayı, örgüt üyelerinin çatışma bölgelerini ve hedeflerini tespit etmek amacıyla yapılan istihbaratlara dayandırdığını vurguladı.
Suriye’nin kuzeyi, güneyi ve doğusunda hayatını ölen unsurların doğrudan İran’ın çıkarları için feda edildiği ifade ediliyor. Zira bahsi geçen bölgeler, Lübnan sınırına uzak ve buralarda herhangi bir Şii kutsalı da bulunmuyor. Hizbullah’ın kayıplarının yüzde 10’u özel kuvvetler ve lider kadrosundan oluşuyor. En yüksek kayıplar 313 kişiyle 2015’te verildi. Süreç içinde kayıpların sayısında düşüş gözlemlendi. En fazla kaybı, 662 kişiyle Hizbullah’ın kalesi olarak bilinen Güney Lübnan verdi. Bu bölgeyi Bekaa Vadisi ve Beyrut takip etti.
Bu veriler, Washington Yakın Doğu Araştırmaları Enstitüsü’nün raporlarıyla da tutarlılık gösteriyor. Enstitünün büyük ölçüde Farsça açık kaynaklara dayandırılan, Şubat 2016’da yayınlanan raporunda 30 Eylül 2012 - 16 Şubat 2016 tarihleri arasında Suriye'deki çatışmalarda 865 Hizbullah üyesinin öldürüldüğü kaydedilmişti. Örgüt liderlerinin kayıplarını az göstermek için her türlü gerekçesi olduğu düşünülürse bu verilerin gerçek kayıpları tam olarak yansıtmaması muhtemel.  
Meir Amit raporunda, süreçte çok sayıda Lübnanlı gencin trafik kazalarında veya kalp krizi nedeniyle yaşamını kaybettiğine dair ilanlarda artış yaşandığına dikkat çekiliyor. Bu tür duyuruların, ‘Hizbullah'ın ölenlerin gerçek sayısını gizlemeye yönelik bir girişimi olabileceği’ ifade ediliyor. Ancak ne savaşta ölenler ne de trafik kazalarında yaşamını yitirenlerin gerçek sayısı tespit edilebiliyor.
Rapor, ölenlerin 49'unun "şehit komutan" veya "sahra komutanı" olarak tanımlandığını gösteriyor.
Hasan Nasrallah bir röportajında, örgütün Suriye kayıplarının 250’yi geçmediğini iddia etmişti. ABD merkezli Newsweek dergisinde Nisan 2017’ye yayınlanan bir araştırmaya göre Hizbullah’ın Suriye savaşında, 30 Eylül 2012 - 10 Nisan 2017 tarihleri arasında bin 48 üyesini kaybettiği öne sürülmüştü. Örgütün, kuvvetlerinin durumu hakkında rakiplere bilgi vermemek adına gerçek rakamları gizlemek için geçerli nedenlerinin olduğu ise açık.  

Esed güçleriyle karmaşık ilişkiler
Hizbullah’ın Suriye’de elde ettiği başarıları, Şii yandaşlarının özgüvenlerini arttırdı. Sosyal medya üzerinden yorum yapan Hizbullah taraftarları Suriye ordusunun ‘yetersizliğine’, askerlerin ‘korkaklığına’ ve ‘aptallığına’ dair alaycı ifadeler kullandılar. Bazıları daha da ileri giderek Hizbullah’ın askeri kayıplarından rejim güçlerini sorumlu tuttu. Bu söylentilerin artması, Hizbullah’ın Esed rejimiyle ittifakını sahada daha da karmaşık hale getirdi. Ayrıca örgüt unsurları ile İran Devrim Muhafızları komutanları arasında da zaman zaman gerginlikler yaşanıyor. Devrim Muhafızları’nın Arap Şiilere yönelik ‘Fars küstahlığını’ gösterir tutumu başlıca sorunlar arasında gösteriliyor. Ancak bu başka bir araştırmanın konusu olabilir.  
Taraflar arasındaki güven eksikliği, zaman zaman çıkar çatışmasına ve sahada ‘karşıt müttefikler’ arasındaki güç dengesinin bozulmasına yol açtı. Örgüt unsurları ve rejime bağlı milis grupları arasında gerginlikler ve yer yer çatışmalar yaşandığı öğrenildi. Suriye’deki muhalif kaynakların aktardıklarına göre söz konusu çatışmaların sonuncusu bu ayın başında Suriye’nin Badiye bölgesinde yaşandı. 
Beşşar Esed’in kardeşi Mahir Esed’in komuta ettiği 4'üncü Tümen, Badiye bölgesinde DEAŞ güçlerine yönelik bir operasyon başlattı ve Hizbullah’tan destek istedi. Ancak Hizbullah güçleri destek talebini yanıtsız bıraktı. Anlaşmazlık, iki taraf arasında gerginliğe yol açtı ve Hirbet Tiyas bölgesinde karşılıklı oluşturulan kontrol noktalarında her iki tarafın üyeleri alıkonuldu. Çıkan çatışmada iki Hizbullah üyesi ve bir asker öldü, en az 7 kişi de yaralandı.  
2021'in başında Arap ve Lübnan basınında, Hizbullah üyelerinin sınır geçişlerinin kısıtlandığı ve bu durumun 4. Zırhlı Tümen güçleri ile Hizbullah arasında gerginliğe yol açtığı haberleri yer almıştı.  
Mahir Esed yönetimindeki 4. Tümen, Hizbullah üyelerinin sivil araçlarla Suriye’ye girişini engellemiş ve bu araçları sıkı aramalardan geçirmişti. Hizbullah üyelerinin sadece Suriye ordusuna ait araçlarla taşınmasına izin verilmişti. Suriye İnsan Hakları Gözlemevi söz konusu dönemde, 4. Tümen ve Hizbullah arasında İran’dan gelen yakıt konusunda bir anlaşmazlığın çıktığını duyurmuştu. İddiaya göre İran’dan Banyas Limanı’na gelen yakıt tankeri burada boşaltıldı. Tankerler aracılığıyla Hizbullah’ın koruması altında Lübnan’a nakledildi. 4. Tümen komutanları ise ‘petrolden’ pay istediler ve istekleri yerine gelmeyince tepki olarak Kuseyr’deki kontrol noktalarından çekildiler.  
Suriye medyasında yer alan haberlere göre, Nisan 2021'de, Hizbullah ve İranlı milisler ile 4. Tümen askerleri arasında, Halep'teki Neyrab’taki askeri havaalanı bölgesinde gerginlik yaşandı. İranlı milisler Katırcı şirketine ait petrol konvoyunu durdurdu. 4. Tümen’den olan askeri yetkililer ise konvoyun kendi himayelerinde olduğunu ve aranmasına izin vermeyeceklerini duyurdular. Hizbullah ve İran milislerinin arama ısrarı üzerine iki taraf arasında düşük çaplı çatışma yaşandı. Olayda 2 kişi öldü, 6 kişi de yaralandı.  
Hizbullah lideri Nasrallah 2019’da, Temmuz 2006 savaşının yıl dönümünde yaptığı televizyon konuşmasında Suriye rejiminin yanında savaşan güçlerini azalttığını duyurmuştu. Nasrallah konuşmasında şu ifadeleri kullanmıştı:
“Daha önce bulunduğumuz her yerde varlığımızı sürdürüyoruz. Ancak mevcut durumda ihtiyaç olmadığı için güçlerimizin sayısını azalttık. Rusya ile İran, Suriye’de daha önce hiç olmadığı kadar eşgüdümle hareket etmektedir.’’  

4. Tümen
4. Tümen’in kuruluş tarihi Hafız Esed dönemine kadar uzuyor. Tümen ilk oluşturulduğunda, başında 1982'deki Hama katliamlardan sorumlu olan Rıfat Esed yer alıyordu. Hafız Esed’in kardeşi Rıfat Esed 1984'te sürgüne gönderildi.
Fransız kaynaklara göre 4. Tümen’in asker sayısı 15 binin üzerinde ve iyi silahlanmış durumda. Askerlerin büyük çoğunluğu Nusayri mezhebinden ve Esed ailesine bağlılıklarıyla tanınıyorlar. 4. Tümen’in ana görevi başkent Şam’ı korumak olsa da 2011’de ‘devrim’ patlak verdikten sonra ülkenin çeşitli bölgelerinde operasyonlar düzenlemeye başladı. Beşşar Esed’in kardeşi Mahir Esed’in komutanlığını üstlendiği tümenin operasyon merkezi Şam’ın Muhacirin semtinde. Mahir Esed aynı zamanda Cumhuriyet Muhafızları’nın da komutanlığını üstlenmiş durumda ve bazılarınca rejimin ikinci adamı olarak görülüyor. 4. Tümen Suriye ordusunun en iyi donanmış tümenlerinden biri olarak dikkat çekiyor. Envanterinde Rus T-72 tankları bulunuyor. Dera, Hama, Humus ve Şam kırsalında ‘devrimi’ bastırmak için çok sayıda operasyon yürüttüğü biliniyor.
Washington yönetimi, ABD'nin Sezar Suriye Sivil Koruma Yasası uyarınca, Beşşar Esed rejimine yaptırımlar uyguluyor. Mahir Esed ve 4. Tümen de yaptırım listesinde yer alıyor.   

*Bu makale Şarku’l Avsat tarafından Independent Arabia’dan çevrildi.



Dera’da bir DEAŞ hücresi ele geçirildi... Suriye’de örgütten geriye ne kaldı?

Dera’nın es-Sanameyn kentinde, aralarında DEAŞ’a bağlı bir hücrenin de bulunduğu bir dizi suç hücresine yönelik güvenlik operasyonları düzenlendi. (Suriye İç Güvenlik Güçleri’nin X hesabı)
Dera’nın es-Sanameyn kentinde, aralarında DEAŞ’a bağlı bir hücrenin de bulunduğu bir dizi suç hücresine yönelik güvenlik operasyonları düzenlendi. (Suriye İç Güvenlik Güçleri’nin X hesabı)
TT

Dera’da bir DEAŞ hücresi ele geçirildi... Suriye’de örgütten geriye ne kaldı?

Dera’nın es-Sanameyn kentinde, aralarında DEAŞ’a bağlı bir hücrenin de bulunduğu bir dizi suç hücresine yönelik güvenlik operasyonları düzenlendi. (Suriye İç Güvenlik Güçleri’nin X hesabı)
Dera’nın es-Sanameyn kentinde, aralarında DEAŞ’a bağlı bir hücrenin de bulunduğu bir dizi suç hücresine yönelik güvenlik operasyonları düzenlendi. (Suriye İç Güvenlik Güçleri’nin X hesabı)

İsmail Derviş

Suriye İçişleri Bakanlığı perşembe günü, ülkenin güneyindeki Dera vilayetinde emniyet güçlerinin yürüttüğü takip ve kovuşturma operasyonları sonucunda, es-Sanameyn şehrinde üç personelin öldürülmesinden sorumlu hücreye ulaşıldığını açıkladı.

Dera Emniyet Müdürü Tuğgeneral Hüsam Memun et-Tahhan, Suriye resmi haber ajansı SANA’ya yaptığı açıklamada, güvenlik takibinin hücrenin Muhsin el-Heymed ile ‘el-Keşki’ lakaplı Ahmed el-Osman tarafından yönetildiğini ortaya çıkardığını belirtti. Tahhan, arama ve tarama faaliyetleri sırasında güvenlik güçlerinin söz konusu iki şahsın evinde silah, mühimmat, patlamaya hazır el yapımı patlayıcılar ve patlayıcı yapımında kullanılan ekipmanlar ele geçirdiğini bildirdi.

Suriye güvenlik kaynaklarından yapılan açıklamada ise “Emniyet güçleri, Dera’nın es-Sanameyn şehrinde aralarında DEAŞ terör örgütüne bağlı bir hücrenin de bulunduğu birkaç suç hücresine yönelik güvenlik operasyonları düzenledi… Bu suç hücreleri arasında yakın bir koordinasyon olduğu tespit edildi. Aranan beş kişi gözaltına alındı ve yakın zamanda adalete teslim edilecekler” ifadelerine yer verildi.

Perşembe günü erken saatlerde, Dera’nın kuzey kırsalındaki es-Sanameyn’de aranan bir kişiyi yakalamaya yönelik güvenlik görevi icra edilirken Suriye emniyet güçlerinden üç personel hayatını kaybetmiş, diğerleri de yaralanmıştı. Yerel kaynaklara göre hayatını kaybeden kişilerin Mustafa Saadettin, Sallum el-Masalime ve Nail es-Safadi olduğu bildirildi.

Şarku’l Avsat’ın Independent Arabia’dan aktardığı analize göre Dera’daki operasyonda DEAŞ isminin öne çıkması, özellikle Suriye Demokratik Güçleri (SDG) dosyasının kapanması, yapının feshedilerek Suriye devletine tamamen entegre edildiğinin duyurulmasıyla birlikte son aylarda eylemleri önemli ölçüde azalan terör örgütü tehlikesini yeniden gündeme taşıyor. Ancak bu durum akıllara şu soruyu getiriyor: DEAŞ saflarını yeniden düzenlemeye mi çalışıyor, yoksa kendisiyle mücadele eden Uluslararası Koalisyon’a üye olan Suriye hükümetine yönelik eylemlerini sürdürmeyi mi hedefliyor?

Yeni gerçekliğe uyum sağlama aşaması

Askerî ve siyasi araştırmacı İsmet el-Absi, “DEAŞ terör örgütünün arazi kontrolü sağlayan bir yapı olarak geleneksel anlamda geri dönüşünden söz edilemez. Ancak yeniden konumlanma ve uyum sağlama çabası içeren bir evreyle karşı karşıyayız. Es-Sanameyn şehrinde ve başka yerlerde yaşananlar, terör örgütünün geri döndüğünün bir göstergesi değil; aksine, örgütün uyuyan ve dağınık bir hücre ağına dönüştüğünün bir kanıtıdır. Dera’da meydana gelen olaylar ise örgütün, Suriye hükümetinin hızlı yanıt verme kapasitesinin sınırlarını test etme girişimiydi” değerlendirmesinde bulundu.

El-Absi sözlerine şöyle devam etti: “SDG dosyasının çözüme kavuşturulmasının ardından örgütün eylemleri ciddi oranda azaldı; ancak asıl gerileyen şey görünür operasyonlar oldu. Bu durum, değişen bölgesel ve uluslararası güvenlik ortamıyla bağlantılıdır. Nitekim ABD ve Uluslararası Koalisyon’un askerî üslerden çekilerek buraları Suriye hükümetine devretmesi, güvenlik sorumluluğunu tamamen Şam’a yükledi. Bu değişim, örgütü yeni kurulan birleşik Suriye ordusundan gelecek nokta atışı darbelerden kaçınmak amacıyla taktiksel bir sessizlik veya operasyonel fetret dönemine girmeye zorladı.”

Yapısı olmayan hücreler

Diğer yandan Suriyeli gazeteci Muhammed Beşir Derbike, “DEAŞ bazı ağlarını yeniden inşa etmeye çalışıyor ancak kendisini askerî bir güç olarak tanımlayacak şekilde yapılandırmıyor. Dera’da yaşananlar, sınırlı çatışmalara girebilecek hücrelerin varlığının sürdüğüne işaret ediyor. Yine de örgütün Suriye’nin güneyinde veya ülke genelindeki başka bir bölgede büyük bir varlığa sahip olduğu söylenemez; aksine, merkezî komuta yapısıyla bağı bulunmayan ve merkeziyetsiz bir sistemle hareket eden bazı uyuyan hücreler söz konusu” ifadelerini kullandı.

Derbike değerlendirmesini şöyle sürdürdü: “Suriye toprakları son aylarda DEAŞ açısından neredeyse tam bir sessizlik dönemine tanıklık etti; nitekim Dera’daki son çatışmadan önce büyük etki yaratan herhangi bir eyleme rastlamadık. Bu gözden kayboluş süreci, SDG’nin entegrasyon aşamalarının başlamasıyla start aldı. Bunun temel nedeni ise kuzey ve doğudaki güvenlik boşluğunun büyük ölçüde ortadan kalkmasıdır. Zira SDG’nin feshedilerek devlet kurumlarına entegre edilmesi, DEAŞ’ın aralarındaki rekabetten faydalandığı güç haritasını değiştirdi. Örgüt geçtiğimiz şubat ayında, ‘Geçici Suriye Hükümeti’ne karşı yeni bir eylem safhası’ adını verdiği süreci ilan etmişti; ancak bu eylemler mart ayından itibaren geriledi veya durma noktasına geldi. Yine de eylem sayısındaki düşüş ile örgüt tehdidinin tamamen sona ermesini birbirine karıştırmamak oldukça önemli.”

DEAŞ’ın Suriye’deki geleceği ne olacak?

Derbike değerlendirmesini şu ifadelerle noktaladı: “Mevcut veriler ışığında DEAŞ’ın kısa ve orta vadeli geleceği; örgütlü bir yapıdan ziyade birbirinden bağımsız, hareketli hücreler şeklinde olacaktır. Uzun sessizlik dönemlerinin ardından zaman zaman sınırlı bir eyleme veya saldırıya tanık olabiliriz. Bir başka deyişle, örgütün son derece zayıf olduğunu ancak fırsatları ve güvenlik açıklarını kollayıp istismar etmeye çalıştığını söyleyebiliriz. Buna karşılık, Suriye devleti güvenlik birimlerini birleştirmeyi, sınırları ve çöl bölgelerini denetim altına almayı, cezaevleri ile kamplar sorununu çözmeyi başardıkça örgütün hareket alanı da daralacaktır. Ancak yeni güvenlik boşlukları veya yerel çatışmalar ortaya çıkarsa DEAŞ bunlardan sızmaya ve bunları kullanmaya çalışacaktır. Dolayısıyla Dera’da son yaşananlar örgüt açısından medya propagandası bakımından önemli olsa da askerî açıdan bir kazanım sağlamamaktadır.”


Gazze’de İsrail için muhbirlik yapan kişi, uyuşturucu yüzünden yakalandı

Gazze Şeridi’ndeki Sivil Savunma Müdürlüğü ekipleri, dün Gazze şehrinde İsrail saldırısı sonucu hasar gören bir araçtaki yangını söndürmeye çalışırken (Reuters)
Gazze Şeridi’ndeki Sivil Savunma Müdürlüğü ekipleri, dün Gazze şehrinde İsrail saldırısı sonucu hasar gören bir araçtaki yangını söndürmeye çalışırken (Reuters)
TT

Gazze’de İsrail için muhbirlik yapan kişi, uyuşturucu yüzünden yakalandı

Gazze Şeridi’ndeki Sivil Savunma Müdürlüğü ekipleri, dün Gazze şehrinde İsrail saldırısı sonucu hasar gören bir araçtaki yangını söndürmeye çalışırken (Reuters)
Gazze Şeridi’ndeki Sivil Savunma Müdürlüğü ekipleri, dün Gazze şehrinde İsrail saldırısı sonucu hasar gören bir araçtaki yangını söndürmeye çalışırken (Reuters)

Gazze’de yaşayan N. adlı genç, uyuşturucu madde kullanmasının kendisinde yol açtığı halüsinasyonların, bir yıldan uzun süredir sakladığı bir sırrı ortaya çıkaracağını bilmiyordu. Genç, Filistinli grupların askeri kanatlarında faaliyet gösteren bazı kişileri takip etmek amacıyla kendisini güvenlik görevlerinde kullanmak üzere işe alan İsrail iç istihbarat servisi Şin-Bet’e bilgi aktarıyordu.

O karanlık gecede N., uyuşturucu madde kullandı. Bundan kısa süre önce ise kendisini yöneten İsrailli istihbarat görevlisinden bir telefon almış ve Filistinli gruplardan önde gelen ve aktif bir grubun mensubu bir kişinin sığındığı yere ilişkin fotoğrafları Facebook’un Messenger uygulaması üzerinden göndermesi istenmişti. Ancak uyuşturucu maddeyi aldıktan sonra bilincini kaybeden muhbir, fotoğrafları yöneticisine göndermek yerine kendi Facebook hesabının duvarında paylaştı.

xcdfgth
Gazze Şeridi’nin Han Yunus kentinde İsrail’in düzenlediği hava saldırısında suikasta kurban giden Kassam Tugayları lideri Nail Ebu Ubeyd’in cenazesini taşıyan Filistinliler, 16 Eylül 2026 (AP)

Gerçek bir hikâye

Bu ayrıntılar basit bir kurgu hikâyesinden ibaret değildi. Aksine, çarpıcı olarak nitelendirilebilecek olaylar zinciri, muhbirin yakınlarından birinin Facebook’ta paylaştıklarını görmesinin ardından yakalanmasına yol açtı. Yakını, vakit kaybetmeden fotoğraflarda görülen yerin sahibi olan kişiyi arayarak yaşananları anlattı. Bu sırada bazı kişiler de yanlışlıkla paylaşıldığını düşündükleri fotoğraflar konusunda muhbiri uyarmaya çalıştı. Bunun üzerine muhbir fotoğrafları sildi, ancak ilgili kişinin durumdan haberdar olduğunu bilmiyordu.

rgthy
Gazze Şeridi’ne yönelik İsrail bombardımanında hasar gören bir evin yanında çadır kuran Filistinliler (Arşiv – AP)

Ayrıntılar hakkında bilgi sahibi bir güvenlik kaynağı Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, muhbiri yakalamak amacıyla pusu kurulduğunu belirtti. Kaynağa göre muhbir, kendisini yöneten İsrailli istihbarat görevlisinden yakalanması için hazırlık yapıldığını öğrenmesinin ardından Gazze Şeridi’nin güneyindeki Sarı Hat’a doğru kaçmaya çalıştı. Ancak daha sonra, Filistinli gruplardan birine mensup söz konusu aktivistin bulunduğu yere küçük bir dinleme cihazı yerleştirdiği ortaya çıktı. Muhbir, sorgusu sırasında bunu kendisi de itiraf etti.

Kaynak, hızlı hareket edilmesi sayesinde muhbirin kaçmadan önce yakalandığını belirterek, gözaltına alınması, sorgulanması ve kısa sürede itiraflarda bulunmasının, işe alınmasından itibaren bir yıl boyunca Filistinli grupların 12 aktivistinin öldürülmesindeki rolünü ortaya çıkardığını ifade etti.

Koşulları istismar etmek

Kaynak, çok sayıda muhbirin para ihtiyacı nedeniyle İsrail istihbaratı adına muhbirlik yapmaya sürüklendiğine işaret etti. Ancak bunların büyük bölümünün uyuşturucu madde kullanması nedeniyle bu duruma düştüğünü belirten kaynak, bazı kişilerin ise diğer muhbirler veya istihbarat görevlileri tarafından hedef alındığını ifade etti. Buna göre söz konusu kişiler, yaşam koşulları ve sosyal durumlarının yanı sıra yasak ilişkilerinin istismar edilmesi yoluyla muhbir olarak kullanılmak üzere devşirildi.

Kaynak, güvenlik koşullarının zorlu olmasına ve İsrail’in Filistinli grupların aktivistleri ile polis ve güvenlik güçleri mensuplarını sürekli takip etmesine rağmen, muhbirlerin yanı sıra silahlı çetelerle iş birliği yapan veya bu çetelerde çalışan kişilere yönelik operasyonların da sürdüğünü vurguladı.

Daha önceki idamlar

Hamas, birkaç hafta önce, hareketin silahlı kanadı İzzeddin el-Kassam Tugayları’nın genel komutanı İzzeddin el-Haddad’ın öldürülmesine neden olduğunu itiraf eden bir muhbiri idam etti. Haddad, geçtiğimiz mayıs ayının ortalarında Gazze kentinde kullandığı aracın hedef alınması sonucu öldürülmüştü.

Söz konusu muhbir, Haddad’ın öldürülmesinden yalnızca bir gün sonra gözaltına alınmıştı. Muhbirin, Şifa Hastanesi yerleşkesi içinde dolaşarak hayatını kaybedenler ve yaralananların isimlerine ilişkin bilgi toplamaya çalıştığı, ayrıca Haddad’ın öldürüldüğü yerde ve belirli noktalarda birden fazla kez görüldüğü belirtildi.

Savaş boyunca ve ateşkesin ardından, farklı koşullarda ortaya çıkarılan ve Filistinli grupların liderleri ile aktivistlerinin öldürülmesine neden oldukları belirlenen çok sayıda Gazzeli muhbir hakkında idam cezaları infaz edildi.

fgthyju
Gazze şehrinde İsrail’in bombardımanı sonucu hasar görerek çöken bir konut binasının enkazı arasında bir şeyler arayan Filistinli, 17 Eylül 2026 (Arşiv – Reuters)

Bir başka güvenlik kaynağı da Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, muhbirlerin çoğunun Filistinli grupların dışından kişiler olduğunu belirtti. Kaynak, bunlardan bazılarının hedef alınan kişiyle akrabalık, komşuluk veya belirli bir sosyal çevre üzerinden ilişkisinin bulunduğunu, bazılarının ise hedef kişiyle hiçbir bağlantısının olmadığını ifade etti. Kaynak, İzzeddin el-Haddad ile öldürülmesine neden olan muhbir arasındaki durumun da bu şekilde olduğunu kaydetti.

Kurbanlar ve devam eden gerilim

Öte yandan Gazze Şeridi’nde dün, İsrail’in bölgenin farklı noktalarına düzenlediği hava saldırılarında 4 Filistinlinin hayatını kaybettiği bildirildi. Ölenler arasında, dün öğle saatlerinde Gazze Şeridi’nin orta kesimindeki Nuseyrat Mülteci Kampı’nın kuzeyinde açılan ateş sonucu ağır yaralanan ve yaralarına yenik düşen bir kız çocuğunun da bulunduğu belirtildi.

Hayatını kaybedenler arasında, dün öğleden hemen önce Gazze kentinin kuzeyindeki Şeyh Rıdvan mahallesinde aracının hedef alınması sonucu öldürülen bir genç de bulunuyor. Aynı saldırıda 7 kişinin yaralandığı, yaralılardan birinin durumunun ağır olduğu belirtildi. Öte yandan, Gazze Sağlık Bakanlığı Genel Müdürü Münir el-Berş’in oğlu Basir el-Berş’in, Cibaliye Mülteci Kampı’nın batısında bir insansız hava aracından (İHA) atılan tek füzeyle hedef alınarak öldürüldüğü aktarıldı. Bir başka genç de Şucaiyye mahallesindeki Meşteha Caddesi’ne düzenlenen benzer bir hava saldırısında hayatını kaybetti. Söz konusu bölgenin daha sonra savaş uçakları tarafından bombalandığı belirtildi.

ry6jk
Gazze şehrinde daha önce İsrail’in bombardımanı sonucu hasar görmüş bir binanın çökmesinin ardından kurtarma çalışmaları devam ediyor. (Reuters)

İsrail topçusu, çeşitli bölgelere yönelik bombardımanlarını sürdürürken, askeri araçlar ve İHA’lar da birden fazla kez ateş açtı. Özellikle Sarı Hat yakınlarında bazı Filistinlilerin yaralandığı bildirildi. Saldırılar sırasında Gazze Şeridi’nin farklı noktalarında yoğun yıkım operasyonları da gerçekleştirildi.

İsrail’e ait çok sayıda askeri araç, Gazze Şeridi’nin orta kesiminin doğusundaki el-Masdar beldesi ile el-Meğazi Mülteci Kampı arasındaki bölgeye girdi. Bölgede buldozerlerle yıkım ve aralıklarla ateş açılması devam ederken, bir genç ile bir kadın yaralandı. Durumu ağır olan kadının hayatını kurtarmak için Aksa Şehitleri Hastanesi’nde doktorların müdahale ettiği belirtildi.

Cuma günü düzenlenen bir dizi hava saldırısı ve ateş açma eyleminde 5 Filistinli hayatını kaybetmişti. Ölenler arasında Hamas’ın silahlı kanadı İzzeddin el-Kassam Tugayları’nın iki mensubu da bulunuyordu. Bu kişiler akşam saatlerinde düzenlenen iki ayrı saldırıda öldürüldü. Ölenlerden biri olan Muhammed er-Rifai’nin, ailesinin diğer tüm fertlerinin savaş sırasında daha önce düzenlenen iki ayrı saldırıda İsrail tarafından öldürülmesinin ardından hayatta kalan tek kişi olduğu belirtildi. Rifai’nin anne ve babası ile erkek ve kız kardeşleri, bulundukları ev ve sığınma merkezine düzenlenen iki ayrı bombardımanda hayatını kaybetmişti.

Binalarda kısmi çökme

Öte yandan Sivil Savunma Müdürlüğü dün Gazze kentinde iki ailenin evlerinin kısmen çökmesinin ardından kurtarıldığını açıkladı. Ekiplerin ayrıca Gazze kentinin güneyindeki ez-Zeytun mahallesinde, hasar gören aile evinin çatısının üzerine düşmesi sonucu enkaz altında kalan bir genci de kurtardığı belirtildi.

Müdürlük, cuma günü de Gazze kentinin güneyindeki Sabra mahallesinde yaşadığı evin hasar görmesi üzerine başka bir ailenin kurtarıldığını duyurmuştu.

Sabra bölgesinde 6 katlı bir binanın çökmesi sonucu 21 Filistinli hayatını kaybetmiş, onlarca kişi ise kurtarılmıştı.


Husiler, Taiz’in batı cepheleri ile Babülmendep’in doğusunda kan kaybediyor

Taiz’ın batısındaki el-Kedha cephesinde görev yapan bir Yemen Silahlı Kuvvetleri askeri (AFP)
Taiz’ın batısındaki el-Kedha cephesinde görev yapan bir Yemen Silahlı Kuvvetleri askeri (AFP)
TT

Husiler, Taiz’in batı cepheleri ile Babülmendep’in doğusunda kan kaybediyor

Taiz’ın batısındaki el-Kedha cephesinde görev yapan bir Yemen Silahlı Kuvvetleri askeri (AFP)
Taiz’ın batısındaki el-Kedha cephesinde görev yapan bir Yemen Silahlı Kuvvetleri askeri (AFP)

Husiler, yaklaşık bir haftadır devam eden çatışmalarda can ve mal kayıpları verdi. Çatışmalar, Taiz’in batısı ile Babülmendeb Boğazı’na hâkim yüksek kesimlerde yoğunlaşırken, Marib’de de hava ve kara saldırıları düzenlendi.

Şarku’l Avsat’ın askeri kaynaklardan edindiği bilgiye göre dün, Babülmendeb’e bakan Mudâribe ilçesindeki Kahbub Dağları ile Taiz’in batısındaki el-Vaziiyye cephelerinde şiddetli çatışmalar yaşandı. Husiler, yakın zamanda ele geçirdikleri bölgeleri korumak ve ikmal ile güneye doğru hareket hatlarını güvence altına almak amacıyla stratejik dağlık mevzilere ilerlemeye çalıştı.

Kaynaklara göre hükümet güçleri, Taiz’in güneyindeki Mudâribe ilçesine bağlı el-Ağbere kesimindeki bir sızma girişimini püskürttü. Buna karşılık Amâlika güçleri, Kahbub’da Husi unsurların ve araçlarının toplandığı bölgeleri hava saldırıları, insansız hava araçları (İHA), topçu ve füze atışlarıyla hedef aldı. Bu saldırılarda general rütbesindeki bir Husi komutan ile altı korumasının öldürüldüğü bildirildi.

Marib’de ise Yemen hükümet güçleri hava ve kara operasyonlarını sürdürdü. Ummu Riş Kampı ve Melaa Geçidi’ndeki Husi unsurlar ile araçların hedef alındığı operasyonlarda üç sızma girişiminin engellendiği açıklandı. Askeri medya ise Husi saldırısının püskürtüldüğünü ve grubun 12 mensubunun öldürüldüğünü bildirdi.

Öte yandan Suudi Arabistan Sivil Savunma Müdürlüğü dün yaptığı açıklamada, acil durumlarda halkı uyarmak amacıyla erken uyarı sirenlerinin devreye alınmasının ardından 10 kent ve bölgede tehlikenin ortadan kalktığını duyurdu. Açıklamada Riyad, el-Harç, Hamis Muşayt, Cidde, Taif, Yanbu, Ula, Cizan, Farasan ve Abha yer aldı.