Süper Lig'in teknik direktör dönüşümü: "Yeni"ler, "eski"leri geride bırakabilir mi? Gökerman: Geç kalınmış bir süreç

Süper Lig'de bu sezon değiştirilen teknik direktör sayısı 18'e ulaştı / Fotoğraf: AA
Süper Lig'de bu sezon değiştirilen teknik direktör sayısı 18'e ulaştı / Fotoğraf: AA
TT

Süper Lig'in teknik direktör dönüşümü: "Yeni"ler, "eski"leri geride bırakabilir mi? Gökerman: Geç kalınmış bir süreç

Süper Lig'de bu sezon değiştirilen teknik direktör sayısı 18'e ulaştı / Fotoğraf: AA
Süper Lig'de bu sezon değiştirilen teknik direktör sayısı 18'e ulaştı / Fotoğraf: AA

Süper Lig'de 2021-22 sezonunda 23 hafta geride kalırken değiştirilen teknik direktör sayısı da dikkat çekti.
Son olarak Altay'da Mustafa Denizli'nin yerine göreve gelen Marcio Nobre'nin de 11 gün süren teknik direktörlük deneyiminin son bulmasıyla ligde görevine son verilen antrenör sayısı şimdiden 18'i buldu.
Bu sezon; Fatih Terim, Mustafa Denizli, Şenol Güneş, Ersun Yanal, Sergen Yaçın, Bülent Uygun, Yılmaz Vural gibi ligin deneyimli isimlerinin görevlerine son verilmesi veya takım çalıştırmadığı görüldü.
Diğer yandan İlhan Palut, Emre Belözoğlu, Önder Karaveli, Ömer Erdoğan, Nestor El Maestro, Francesco Farioli, Volkan Demirel ve Nuri Şahin gibi antrenörler genç neslin başarılı temsilcileri olarak ön plana çıktı.
Şu ana kadar ligde Abdullah Avcı, Hikmet Karaman ve Rıza Çalımbay ise sezon başından bu yana aynı takımda görevlerine devam ediyor.
Bu sezon Süper Lig'in kariyerli antrenörleri takımlarını başarıya ulaştırmaktan uzak kalırken, İlhan Palut, Emre Belözoğlu, Ömer Erdoğan gibi yeni nesil antrenörlerin takımları şimdiden lige damga vurmuş durumda.
Türkiye'nin yeni yeni tanıdığı veya son dönemde yıldızı paylayan isimlerin kulüpler tarafından tercih edilmesi, kulüplerin eski alışkanlıklarını değiştirmek için yaptığı bir yenilik olup olmayacağı ise tartışma konusu.
Akıllardaki soru ise yenilerin, eskilerin yerini doldurup dolduramayacağı?

"Bir dönüşüm yaşanıyor; aslında bu çok geç kalınmış bir süreç"
Spor yazarı Uzay Gökerman, Türkiye'de son dönemde yaşanan teknik direktör değişimlerini Independent Türkçe'ye değerlendirdi.
Son 15 yılda tüm spor branşlarında önemli değişimlerin yaşandığını dile getiren Gökerman, kulüpleri bu değişime nedenlerle ilgili şöyle konuştu:
"Özellikle son 10-15 yıldan itibaren tüm spor olaylarında teknik, taktik, bilgi gibi detaylar ön plana çıktı ve bunu kullanma başarısı ve becerisini gösteren kişiler fark yarattı. Premier Lig'de görev yapan Guardiola ve Klopp bu anlamda başı çeken, sürdürülebilir başarıyı yakalayan teknik direktörler olarak sayabiliriz. Ülkemizde de bir değişim dönüşüm yaşanıyor; aslında bu çok geç kalınmış bir süreç. 2010'lu yılların başında koşu mesafeleri tartışmalarını biraz da dalga geçercesine yapıyorduk veya 'teknik direktör takımı' olmak gibi kavramlar üzerinde konuşuyorduk. Kariyerli teknik direktör denilince de zaten bu anlaşılıyordu."
"Üç Büyüklerde başarılı olmuş, kupa kazanmış teknik direktörler 'tartışmasız' oluyordu" diyen Gökerman, "Ancak onların da oyunu teknik, taktik, bilgi, veri ile değil hep oyuncu tercihleriyle değiştirmeye çalıştıklarını gördük. İyi bir golcü, orta saha, savunma oyuncusu olmadan başarılı olunamayacağı algısı ile beslendi. Bunların işe yaramadığını da farklı tecrübelerle görmeye başladık. İşte o tecrübeler devreye girdiğinde de 'tartışmasız' olanlar bir anda devreden çıkmaya başladı" ifadelerini kullandı. 
Gökerman, "Türkiye'de son dönemde yıldızları parlayan İlhan Palut, Emre Belözoğlu, Önder Karaveli, Ömer Erdoğan, El Maestro, Farioli, Nuri Şahin, Çağdaş Atan vb... teknik adamların olduğunu ve bu isimlerin Türkiye'de teknik direktörlük devrimini gerçekleştirip gerçekleştiremeyeceklerini" sorusuna "Öncelikle bir zihniyet değişimi yaşaması gerekir diye cevap vererek şunları kaydetti: 
"Bunun için de sadece futbolun teknik direktörlerin değişimi değil, oyunu yöneten, planlayan ve tabii yorumlayanların da değişmesi önemli. Çünkü kamuoyunun kafasındaki tartışmayı belirleyen paradigmayı onlar şekillendiriyor. Sanıldığının aksine ülkemizde futbol ne çok seviliyor ne de biliniyor. Tutkuyla bağlı olunan bir spor olayında tribünler bu kadar boş kalır mı ya da 'yenilsen de yensen de' tezahüratlarına rağmen üst üste alınan üç yenilgiden sonra ortalık 'istifa' diye inler mi?"

"Yetiştirenler de değişmeli ki alttan gelenler bu farkındalıkla sisteme dahil olsun"
Bir süredir spor kamuoyunda Türkiye'deki teknik direktör ve teknik direktör adaylarının yurtdışında kariyerli antrenörlerin yanlarında ya da antrenörlük kurslarında eğitim almadıkları yönünde eleştiriler hakim.
Gökerman, günümüzde bilginin hemen her alanda ulaşılabilir olduğuna değinerek, şu değerlendirmeyi yaptı:
"Çağımızda bilgi o kadar yaygınlaştı ve kolay ulaşılabilir oldu ki artık mesele usta-kalfa-çırak ilişkisini aştı. Önemli olan bilgiye, tekniğe ve bunun araçlarını doğru yerde arıyor musun, ulaşabiliyor musun ve bunları işine ne kadar dahil edip, ne kadar kullanıyorsun? Az önce oyunu yorumlayanlardan söz ettik; elbette eğitim verenler, yetiştirenler de değişmeli ki alttan gelenler bu farkındalıkla sisteme dahil olsunlar. Bugün pro-lisans sahibi olan teknik direktörlerin işsiz, olmayanların da kiralık belgelerle gayri meşru yollardan teknik direktörlük yaptıkları bir dönemden geçiyoruz. Demek ki ortada yine bir çarpıklık var."

"...Ya futbol? Sürdürülebilir hangi başarı söz konusu?" 
Son dönemlerde Şenol Güneş ve Fatih Terim gibi kariyerli teknik adamlar, yardımcıları üzerinden sık sık eleştiriye maruz kaldı.
Öyle ki EURO 2020 finallerinde ve sonrasında 2022 Dünya Kupası Elemeleri'nde alınan başarısızlık Güneş'in görevinin son bulmasıyla sonuçlandı.
Galatasaray'da ise alınan başarısız sonuçlarda Terim'in yardımcıları üzerinden bir tartışma başladı ve yönetim Domenec Torrent'i deneyimli teknik adamın yardımcısı olması için Türkiye'ye davet etti. Bu durumdan bilgisi olmadığını söyleyen Terim ise yaşananlar üzerine Galatasaray'dan gönderildi.

"'Ders almam, veririm' şeklinde egoların ön plana çıktığı ortamda yanınızda yardımcı olsa ne olur?"
Gökerman, "Kariyerli hocalar, sık sık 'kendilerini güncellemedikleri' ve 'yeniliğe kapalı oldukları' iddialarıyla eleştiriliyor. Teknik adamlar yenilenme konusunda neden bir adım atmaz? Bu yaklaşım yanlış mıdır, doğru mudur" sorumu şöyle yanıtladı:
"'Ben ders almam, veririm' şeklinde egoların ön plana çıktığı bir ortamda yanınızda yardımcı olsa ne olur ya da hangi seviyede bir yardımcı olabilir? Ülkemizde hep raconlar konuşur. Bu tarza sahip bir futbol ikliminde bilgi, birikim, teknik, taktik konuşmak ne kadar mümkündür? İsim yapan teknik adamların yakın oldukları bir futbol kamuoyu var ve onlar sürekli birbirlerini besliyorlar. Kısır bir döngü söz konusu. Fatih Terim ve Şenol Güneş'in Milli Takım için neredeyse sonsuz derecede imkanları bulunuyordu. Yıllarca her şey ellerinin altındaydı. Sonuç bu olmamalıydı."

"Bu sezon üç büyükler dibe battı, başarısızlığı besleyen temel etken rekabet anlayışları"
Türkiye'de başarıya odaklı futbol iklimi, kulüpleriyle efsaneleşen isimlerin ilk kötü skorlarda görevden alınması için yeterli bir gerekçe olarak görülmesine neden oluyor.
Zira Beşiktaş'ta geçen sezon çift kupa kazanan Sergen Yalçın'ın, Altay'ı Süper Lig'e çıkaran Mustafa Denizli'nin kötü skorlar sonrası görevlerine son verilmesinin gerekçeleri oldu.
"Türkiye'nin başarı odaklı futbol iklimi, yeni isimlerin parlamasına müsaade edebilecek mi" sorusunu sorduğum Gökerman, "Bu sezon üç büyükler dibe battılar. Buradaki başarısızlığı besleyen temel etken onların aynı zamanda rekabet anlayışlarıydı" diyerek, şu görüşü paylaştı:
"Marka değerini yükseltmek yerine birbirlerininkini hep aşağı çeken zihniyetten söz ediyorum. Şimdi bu bataklıktan kurtulmak için sürekli inanmadıkları reçetelerle insanları harcıyorlar. Bu yine bir süreç alacak gibi görünüyor. Gençlere yatırım yapmak ve onlara inanmak çok önemli. Bunun için de onlara çalışacakları, işlerini yapacakları bir ortam hazırlamak ve onu korumak gerekiyor. Taraftar kısmı zaten en büyük problemlerden biri ancak bunu düzeltmek için işe futbolu yorumlayanlardan başlamak gerekiyor. 50 yıldır her sezon aynı yorumu yapan ve adına duayen denilen yorumcular var bu ülkede. Onların dinledikleriyle maç izleyen ve arkadaşlarıyla değerlendirenler de taraftar oluyor. TV'lerde futbol yorumlanmıyor kelimenin tam anlamıyla goygoy yapılıyor. Saatlerce... Adam futbolu anlatmak için yemek tarifi yapıyor. İnsanlar bayılıyor. Cem Yılmaz diyor ya hani 'en büyük olayım budur, şimdi yerlere yatarsın gülmekten ama buradan çıktığında aklında hiçbir şey kalmaz!' O kadar konuşuyorsun ama akıllarda ne kalıyor?" 

"Her tarafı görecek biz vizyona sahip olunmalı, neler olup bitiyor takip edilmeli"
Son yıllarda adından söz ettiren, henüz yolun başında olan antrenörlere tavsiyelerde de bulunan Gökerman, sözlerini şöyle noktaladı:
"Zor bir ülke burası. Kariyeri belirleyen şey liyakat değil. Bu nedenle hep birilerine yakın olmak, onların adamı gibi görünmek gerekiyor. Bir gruba ait değilsen yandın. Kimse koruyup kollamıyor seni. Buradan doğru bir iş üretmek çok zor gerçekten. Ancak her şeyin altından kalkacak da bir jenerasyonumuz var. Kısa vadeli planlar yapmamak çok önemli. Çağımız öylesine fırsatlar sunuyor ki kendini ifade edebilmenin, geliştirmenin yolları sınırsız. Bunları kullanmayı bilmek, becermek gerekiyor. 360 derece her tarafı görecek biz vizyona sahip olunmalı. Etrafta neler olup bitiyor takip etmeli. Özellikle de doğru örneklerin olduğu ülkeleri..."
Independent Türkçe 



Taraftarların yüzde 75'i VAR'ı istemiyor

Büyük futbol liglerinden üst düzey kaynaklar, VAR'ın kalıcı olduğunu söylüyor (AFP)
Büyük futbol liglerinden üst düzey kaynaklar, VAR'ın kalıcı olduğunu söylüyor (AFP)
TT

Taraftarların yüzde 75'i VAR'ı istemiyor

Büyük futbol liglerinden üst düzey kaynaklar, VAR'ın kalıcı olduğunu söylüyor (AFP)
Büyük futbol liglerinden üst düzey kaynaklar, VAR'ın kalıcı olduğunu söylüyor (AFP)

Futbol Taraftarları Derneği'nin (FSA) yeni anketine göre taraftarların yüzde 75'inden fazlası futbolda VAR kullanımına karşı ve yüzde 90'dan fazlası, Premier Lig'de 2019 - 2020 sezonunda kullanılmaya başlanmasından bu yana maç izleme deneyimini kötüleştirdiğini düşünüyor. Yetkililer için daha da önemlisi, taraftarlar sistemdeki çeşitli değişikliklerin aslında kayda değer bir iyileşme getirmediği görüşünde.

Ülkenin en büyük taraftar grubu olan FSA, 7 bin 981 taraftarla anket yaptı. Öne çıkan bulgulara ek olarak, katılımcıların yüzde 85'ten fazlası VAR'ın futbolu daha az keyifli hale getirdiğini ve yüzde 75'ten fazlası stadyumda kullanım nedenlerinin hâlâ net olmadığını düşünüyor.

FSA, bulguları Premier Lig ve Profesyonel Maç Hakemleri Limited Şirketi'yle (PGMO) görüşmeyi umuyor.

Taraftar grubunun Premier Lig ağ yöneticisi Thomas Concannon şunları söyledi:

Bu bulgular, taraftarların VAR'ın uygulamaya konmasına dair endişelerini dile getirdiği, FSA'nın 2021'deki önceki anketini destekliyor. Büyük çoğunluk 5 yıl sonra da aynı endişeleri dile getiriyor; gol kutlamalarındaki spontanlığın kaybı ve genel olarak maç izleme deneyiminin kötüleşmesi. Anket sonuçlarını Premier Lig ve PGMO'yla paylaştık ve bulguları onlarla görüşmeyi dört gözle bekliyoruz.

Taraftarlar arasında uzun süredir devam eden hayal kırıklığına rağmen neredeyse tüm büyük futbol kuruluşlarındaki üst düzey kaynaklar, VAR'ın kalıcı olacağında ısrar ediyor. Doğruluktaki iyileşme düşünüldüğünde, faydalarının olumsuzluklara ağır bastığına inanıyorlar ancak mevcut sorunları kademeli olarak ele almayı planlıyorlar.

Anketin diğer dikkat çekici sonuçları arasında, taraftarların yüzde 50'den fazlası golle sonuçlanan ofsayt kararlarının yeniden incelenmesinden vazgeçilmesini isterken, yüzde 60'tan fazlası gol öncesindeki faul veya elle oynama kararlarının yeniden incelenmesinin sonlandırılmasını tercih ediyor.

Taraftarların biraz daha büyük bir kısmı (yüzde 47'ye karşı yüzde 43), VAR'da değişiklik yapılacaksa bir tür itiraz sisteminin getirilmesini tercih ediyor.

Independent Türkçe


Formula 1 Japonya Grand Prix'si hakkında her şey

Formula 1'de Japonya yarışı öncesinde pilotlar sıralamasında George Russell (51), Kimi Antonelli (47) ve Charles Leclerc (34) ilk üç sırada yer alıyor (Reuters)
Formula 1'de Japonya yarışı öncesinde pilotlar sıralamasında George Russell (51), Kimi Antonelli (47) ve Charles Leclerc (34) ilk üç sırada yer alıyor (Reuters)
TT

Formula 1 Japonya Grand Prix'si hakkında her şey

Formula 1'de Japonya yarışı öncesinde pilotlar sıralamasında George Russell (51), Kimi Antonelli (47) ve Charles Leclerc (34) ilk üç sırada yer alıyor (Reuters)
Formula 1'de Japonya yarışı öncesinde pilotlar sıralamasında George Russell (51), Kimi Antonelli (47) ve Charles Leclerc (34) ilk üç sırada yer alıyor (Reuters)

Adrenalin'den herkese merhaba, bu hafta Formula 1 Japonya Grand Prix'sini inceliyoruz.

Formula 1'de 2026 sezonu hızla ilerlerken Japonya Grand Prix'si takvimin en kritik duraklarından biri olarak öne çıkıyor. Suzuka her zaman önemliydi ama bu yıl durum biraz farklı.

Yeni teknik kuralların ardından takımların gerçek performansı ilk kez bu kadar net ortaya çıkacak. Üstelik takvimde yaşanan beklenmedik gelişmeler nedeniyle bu yarış, sezonun erken bir dönüm noktası haline geldi.

Japonya yarışı bu sezon sadece sportif açıdan değil, takvim açısından da farklı bir anlam taşıyor. Ortadoğu'daki gelişmeler nedeniyle bazı yarışlar iptal edildi ve Suzuka'nın ardından Formula 1 takımları 5 haftalık zorunlu bir ara verecek.

Bu durum Japonya GP'yi adeta iki sezonu ayıran bir çizgiye dönüştürüyor. Burada iyi performans gösteren takımlar araya avantajlı bir şekilde girerken, sorun yaşayan ekipler uzun bir geliştirme süreci fırsatı yakalayacak.

Suzuka hâlâ Formula 1'in en tekniğe dayalı pistlerinden biri. 5 bin 807 metrelik uzunluğu, 8 çizen benzersiz yapısı ve yüksek hızlı virajlarıyla pilotlardan maksimum konsantrasyon istiyor.

vbfbf
Suzuka'daki en iyi derece 1:30.983'le Lewis Hamilton'a ait (F1)

Özellikle S şeklindeki dönüşleri ve 130R gibi virajları, araç dengesini ve sürücünün ritmini test ediyor. Bu pistte hızlı olmak için sadece motor gücü yetmiyor; aerodinamik verimlilik ve sürüş hassasiyeti belirleyici rol oluyor.

Yarış öncesi yapılan asfalt yenileme çalışmaları da dikkat çekiyor. Yeni yüzeyin ilk etapta daha düşük yol tutuşu sunması, özellikle antrenman seanslarında takımları zorlayabilir.

2026 sezonunun en büyük hikayesi yeni teknik kurallar ve bu konuda ilk ciddi sınav Japonya'da verilecek.

Özellikle enerji yönetimi konusu, Suzuka gibi akıcı pistlerde büyük önem kazanıyor. FIA, sıralama turlarında enerji kullanımını azaltarak sürücülerin daha fazla "tam gaz" sürmesini sağlamak için özel bir düzenleme getiriyor.
 

Yeni hibrit sistemde elektrik gücünün artmasıyla birlikte pilotlar artık sadece hızlı sürmüyor, aynı zamanda enerjiyi doğru kullanmak zorunda kalıyor. Bu durum bazı sürücüler tarafından eleştiriliyor çünkü sıralama turları bile artık saf hızdan çok enerji yönetimine dönüşmüş durumda.

Japonya hafta sonunun ilk verileri, sezonun düşündüğümüzden daha dengeli geçebileceğini gösteriyor.

McLaren pilotu Oscar Piastri ikinci antrenman seansında en hızlı zamanı yaparken Mercedes pilotları hemen arkasında yer alıyor. Ferrari ikilisi Leclerc ve Hamilton istikrarlı bir şekilde üst sıralarda kalıyor.

En dikkat çekici noktaysa Red Bull'un beklenenden geride görünmesi. Max Verstappen'in seanslarda orta sıralarda kalması, takımın yeni kurallara tam adapte olamadığı yorumlarını beraberinde getirdi.

Sezonun ilk yarışlarında Mercedes'in güçlü bir başlangıç yaptığı görülüyor. George Russell ve genç yıldız Kimi Antonelli hem yarışları kazandı hem de şampiyonada ilk iki sıraya yerleşti.

Japonya'da da takımın formunu sürdürmesi bekleniyor. Eğer Suzuka'da da güçlü kalırlarsa, Mercedes yeni teknik çağın en iyi başlangıç yapan takımı olabilir.

Son yıllarda Suzuka'nın en dominant ismi Max Verstappen. Hollandalı pilot 4 dört Japonya yarışını kazanmış durumda.

Ancak bu yıl tablo biraz farklı. Red Bull'un yeni güç ünitesi projesi hâlâ tam oturmuş görünmüyor. Performans dalgalanmaları ve denge sorunları, Verstappen'in alıştığı rahatlığı ortadan kaldırıyor.

Yine de Suzuka gibi teknik pistlerde Verstappen'in sürüş farkı yaratma ihtimali her zaman var. Bu yüzden onu tamamen denklem dışı bırakmak mümkün değil.

Ferrari cephesinde Leclerc ve Hamilton ikilisi istikrarlı bir görüntü çiziyor. Özellikle sıralama temposu güçlü görünüyor. Eğer yarış temposunu koruyabilirlerse Japonya'da podyum hatta galibiyet mümkün.

McLaren ise hâlâ potansiyelini tam göstermiş değil. Ancak antrenman performansı, takımın doğru yönde ilerlediğini gösteriyor. Suzuka gibi aerodinamik verimliliğin önemli olduğu bir pist, McLaren için fırsata dönüşebilir.

Yeni takım Cadillac için Japonya yarışı gelişim sürecinin önemli bir adımı. Takım ikinci yarışta daha stabil bir performans gösterdi ve iki aracı da finişe getirmeyi başardı.

Orta gruptaysa Haas, Alpine ve Racing Bulls gibi takımlar epey yakın performanslar sergiliyor. Bu da Suzuka'da küçük hataların bile büyük sıralama değişikliklerine yol açabileceği anlamına geliyor.

Suzuka'da tarih bize önemli bir şey söylüyor: Yarışı genelde önden başlayan kazanıyor. Bu da sıralama turlarının Japonya'da her zamankinden daha kritik olduğu anlamına geliyor.

Japonya Grand Prix'si bu sezon için sıradan bir yarış değil. Yeni kuralların ilk gerçek testi burada yapılıyor. Takımların güçlü ve zayıf yönleri artık saklanamıyor. Üstelik hemen ardından gelen uzun ara, bu yarışın etkisini daha da büyütüyor.

Kim gerçekten hızlı, kim hâlâ çözüm arıyor, kim yeni çağa hazır? Tüm bu soruların cevabı, Suzuka'nın hızlı virajlarında netleşecek.

BeIN Sports'ta yayımlanacak Formula 1 Japonya Grand Prix'sinde program şöyle: 

Sıralama turları: 28 Mart 09.00

Yarış: 29 Mart 08.00
Kaynaklar: F1, Motorsport, Reuters


Max Verstappen, medya gününde muhabiri kovdu

Red Bull'un Hollandalı pilotu Max Verstappen, basınla konuşmadan önce esniyor (AP)
Red Bull'un Hollandalı pilotu Max Verstappen, basınla konuşmadan önce esniyor (AP)
TT

Max Verstappen, medya gününde muhabiri kovdu

Red Bull'un Hollandalı pilotu Max Verstappen, basınla konuşmadan önce esniyor (AP)
Red Bull'un Hollandalı pilotu Max Verstappen, basınla konuşmadan önce esniyor (AP)

Max Verstappen, geçen sezon ikili arasında yaşanan etkileşimden kaynaklanan gergin tartışmanın ardından Japonya Grand Prix'si basın toplantısında bir muhabire "dışarı çıkmasını" söyledi.

Red Bull pilotu, 2026 Formula 1 sezonuna hayal kırıklığı yaratan bir başlangıç ​​yaptı; Çin'de yarışı tamamlayamayarak pilotlar sıralamasında 8. sırada yer aldı ve Mercedes'ten George Russell'la Kimi Antonelli'nin başlangıçtaki temposunun çok gerisinde kaldı.

Verstappen ayrıca sporu Mario Kart'a benzeterek, mevcut F1 kurallarına yönelik öfkesini birçok kez dile getirdi ve "Biz hızla geçiyoruz. Sonra pil bitiyor ve onlar tekrar hızla sizi geçiyor. Benim için tam bir şaka" diye ekledi.

Ancak Verstappen'in Suzuka'daki öfkesi, geçen yıl İspanya'da George Russell'la yaşadığı kaza ve bunun Lando Norris ve Oscar Piastri'yle olan şampiyonluk yarışını nasıl etkilediği hakkındaki sorulardan kaynaklanıyor.

Verstappen'in muhabir hakkında "O gitmeden bunun hakkında konuşmayacağım" dediği, muhabirinse "Ciddi misin?" diye karşılık verdiği bildirildi.

Verstappen'in "Evet" diye yanıt verdiği, muhabirinse "Geçen yılki soru yüzünden mi?" diye konuya açıklık getirdiği aktarıldı.

Red Bull yıldızı bunu doğruladı, gazeteci ise "Gitmemi mi istiyorsunuz? Abu Dabi'de size sorduğum soru yüzünden mi? İspanya hakkında?" diye açıklama yaptı.

Verstappen, 2025 finalindeki konuşmalarından ve Russell'la çarpışmasından duyduğu rahatsızlığı doğrulamış ve daha sonra bunun bir "hata" olduğunu kabul etmişti.

5. dünya şampiyonluğunu sadece iki puanla kaçıran 28 yaşındaki pilot daha sonra muhabire "Çık dışarı" dedi.

O dönemde Verstappen, Barselona'daki olaydan dolayı "pişmanlık" duyabileceği yönündeki iddialara sert bir şekilde karşı çıkmıştı.

O zaman, "Sezonda yaşadığım diğer her şeyi unutuyorsunuz" demişti.

Sadece Barselona'dan bahsediyorsunuz. Bunun olacağını biliyordum. Şimdi bana aptalca sırıtıyorsunuz. Bilmiyorum. Sonuçta bu yarışın bir parçası. Yaşayarak öğreniyoruz. Şampiyona 24 yarıştan oluşuyor. Ayrıca sezonun ikinci yarısında bana çok sayıda erken Noel hediyesi verildi, dolayısıyla bunu da sorgulayabilirsiniz.

Independent Türkçe