Avrupa’da yeşil pasaportun geçerlilik süresine yönelik tartışmalar hız kazandı

Kovid-19 aşılarının patentlerinin önümüzdeki haftalarda kaldırılması bekleniyor.

Paris’te aşı karşıtı gösteriler sürüyor. (Reuters)
Paris’te aşı karşıtı gösteriler sürüyor. (Reuters)
TT

Avrupa’da yeşil pasaportun geçerlilik süresine yönelik tartışmalar hız kazandı

Paris’te aşı karşıtı gösteriler sürüyor. (Reuters)
Paris’te aşı karşıtı gösteriler sürüyor. (Reuters)

Avrupa ülkelerinin sağlık yetkilileri tarafından ‘Yeşil Pasaport’, ‘Kovid Pasaportu’ ve ‘Bağışıklık pasaportu’ gibi adlarla çıkartılan aşı sertifikalarına yönelik tartışmalar artıyor. Yeşil pasaport, Avrupa Birliği üye ülkeleri içinde ve aralarında seyahati kolaylaştırmak için veriliyor ancak yolcuların ve toplumun karşılaştığı zorluklar her geçen gün artıyor. Pandeminin bu aşamasında, aşı sertifikasının sağlıksal ve işlevsel düzeylerdeki etkinliği konusunda şüpheler bulunuyor.
Söz konusu sertifika, geçen yılın ortasından bu yana Kovid-19 pandemisine karşı savaşta önemli bir silah olarak görülüyor ve AB iç sınırlarını geçebilmek için önemli bir araç haline geldi. Ancak epidemiyolojik sahnedeki son gelişmeler, sertifikanın kullanımda değişikliklere yol açtı. Bilim camiasının önemli bir kısmı uygulamanın, salgını kontrol altına alma ve virüsün yayılmasını engelleme konusundaki etkinliğine yönelik sorgulamalarda bulunuyor.
Sertifikanın, aşının ikinci dozunun alındığı tarihten itibaren, ek doz alma şartıyla geçerlilik süresinin 9 ay olması planlanmıştı. Ancak AB, epidemiyolojik durumun gidişatına veya yeni varyantların ortaya çıkmasına ilişkin daha fazla bilgiye sahip olmak için beklerken sertifikanın geçerlilik süresini henüz belirlemedi. Sağlık camiasının bir süredir acil olarak gündeme getirdiği soruların başlıcaları arasında ise şunlar yer alıyor:
-Kullanılmakta olan aşılara dirençli olan yeni bir varyant ortaya çıkarsa ne olur?
-İlaç şirketleri daha etkili aşı veya ilaçlar geliştirirse üreç nasıl ilerler?
- Ek dozunu almayı ertelemek zorunda kalan enfekte olmuş kişilerin akıbeti nedir?
Uzmanlar, aşı sertifikasının aşılama oranının artırılmasına yardımcı olduğu görüşündeler. Ancak aşı olmuş sağlıklı kişilere bulaşma ve enfekte olanların başkalarına bulaştırmasını sağlama özelliği ile Omikron’un neden olduğu devam etmekte olan dalganın da gösterdiği üzere virüsün yayılmaya devam etmesine engel olmadığını savunuyorlar.
Avrupa Komisyonu bu hafta, aşı sertifikası ile ilgili olarak önümüzdeki hafta salı gününden itibaren yürürlüğe girecek bir dizi yeni tedbiri onayladı. Söz konusu tedbirler, AB içinde seyahat şartlarını birleştirmeyi ve üç doz aşı olma talebini yeniden uygulamayı amaçlayan tavsiyelerden oluşuyor. Ancak nihai karar hükümetlere bırakılıyor.
Avrupa Bulaşıcı Hastalık Önleme ve Kontrol Merkezi’nin (ECDC) ek dozunun, tam aşılama döngüsünün bitiminden itibaren 6 ayı geçmeyen bir süre içinde verilmesi önerisinde bulunmuştu. ECDC’nin bu kararı Avrupa Komisyonu’nun sertifikanın geçerliliğini ikinci dozu aldıktan sonra 6 ay ile sınırlamasını ve ulusal aşı kampanyalarının vatandaşların ek dozu almasını sağlamak üzere programlarını ayarlamaları için, 3 aylık bir ek süre vermesini sağladı.
Yeni tedbirler, salgınla mücadelede coğrafi değil, bireysel bir yönetime doğru geçişi sağlamayı, yolcuların hareketlerini yani geldiği bölgedeki epidemiyolojik durumdan bağımsız olarak yolcunun sağlık durumuna odaklanmayı amaçlıyor. Ancak tedbirlerin uygulanması aşamasında, sınır geçişlerini kontrol etmek üzere uygulanacak şartları ve standartları belirlemek ulusal hükümetlere kalıyor. Aşı sertifikası verme konusunda hiçbir zaman istekli olmayan ve defalarca kez böyle bir uygulamanın sertifikası olmayanlara haksızlık olacağını belirten Dünya Sağlık Örgütü (WHO) epidemiyolojik danışmanı Tony Trea’ya göre kurum artık Omikron varyantının ortaya çıkmasından ve görülmemiş bir hızla yayılmasından sonra yeni yönelimlerde bulunuyor. Örgüt, Kovid pasaportu, enfeksiyonu taşıyan birinin virüsü başkalarına bulaştırmayacağını garanti etmese de, daha fazla koruma sağladığını dolayısı ile bulaş ve yayılma riskini azalttığını kabul ediyor.
Yine de karar hükümetlere kalıyor. Avrupa ülkelerinin çoğu yolcunun aşılama durumundan bağımsız olarak zorunlu negatif testler ve karantina gibi önlemler uyguluyor. AB internet sitesinde belirtilenlere göre son veriler, ek dozun sağladığı bağışıklığın, aşının ilk tam doz uygulaması ile ulaşılan bağışıklıktan daha uzun olabileceğini düşündürüyor. Ancak üçüncü dozun uygulanmasının Kovid-19’un bulaşmasını önleme konusunda etkinliğine dair henüz bir çalışma olmaması sebebiyle sertifikanın ek dozu aldıktan sonraki geçerlilik süresi ise henüz belirlenmedi.
WHO'nun eski Acil Durumlar Direktörü Epidemiyolog Daniel Lopez Acuna, Kovid-19 pasaportunun epidemiyolojik bir kontrol aracı olmaktan çok karantina prosedürleri gibi kısıtlamaları azaltmak ve pandeminin ilk aşamalarında felce uğrayan seyahat prosedürlerini basitleştirmek amacıyla nüfusun hareketini izlemenin ekonomik bir yolu olduğunu söyledi. Aşıların etkinlik ve güvenliklerinden şüphe duyan veya aşı olması reddedenler kişiler arasında aşının teşvik edilmesine katkıda bulunsa da bunun koruma sağladığı anlamına gelmediğini vurguladı. İtalya, Almanya ve Fransa’da yakın zamanda yapılan bir araştırma, geçen yıl yaz aylarından yılın sonuna kadar seyahatte aşı sertifikası gerekliliğinin uygulanmasının, aşılama oranları açısından Fransa’da yüzde 13’lük, Almanya’da yüzde 6,2'lik ve İtalya’da yüzde 9,7’lik bir oranla katkıda bulunduğunu gösterdi.
Lopez, pandemi ile ilgili gelişmelerin, virüsü kontrol altına almaya yönelik önlemleri ve epidemiyolojik durumun gerekliliklerinin koordine edilmesindeki zorlukları artırmasını bekliyor. Lopez bununla ilgili olarak, örneğin sağlık koşulları nedeniyle aşı olmayan, tehlikeli bir alerjik reaksiyon geliştirme korkusuyla aşı yaptırmayan veya ilk dozdan sonra şiddetli reaksiyon gösteren kişilerin aşı sertifikası alamamasına dikkat çekiyor. Nasıl bir süreç uygulanacağı henüz bilinmeyen gruplar arasında, yakın zamanda virüsü atlatan ve 5 aydan önce ek doz alamayanlar da bulunuyor. Avrupa’da ikinci dozu alma tarihinden üzerinden 9 ayı geçen ve Kovid-19 pasaportlarının süresi biten ancak yenilemek için ek doz alamayan on milyonlarca kişi bulunuyor.
Dünya Ticaret Örgütü’nün (WTO) Genel Direktörü Ngozi Okonjo-Iweala, Kovid-19’a karşı aşıların patentleriyle ilgili sorunların bir ay içinde bir çözüme ulaştırılmasını umduğunu söyledi. Ngozi Okonjo-Iweala, patent kaldırılmasını destekleyen ve karşı çıkan ülkeler için ikan edici bir başlangıç ​​noktasını teşkil eden ilk anlaşmanın imzalanması konusunda iyimser olmaya yönelik işaretler olduğunu vurguladı.
Ngozi Okonjo-Iweala, Fransa Dış Ticaret ve Yatırım Bakanı Franck Riester ile Paris’te gerçekleştirdiği görüşmenin ardından “Aşı konusu son derece karmaşık. İlerleme kaydetmek için çalışıyoruz” açıklamasında bulundu. WTO Genel Direktörü 100’den fazla ülkenin aşı üretimini ve dağıtımı kolaylaştırmak için patentlerin kaldırılmasını desteklediğini ve bunu pandemiyle mücadelede yeterli bağışıklığın sağlanması için bir ön koşul olarak gördüğünü belirtti.
Papa Francis de dün aşılarla ilgili yanlış haberlere karşı mücadele çağrısında bulundu. Ayrıca ortaya çıkan hastalıklara karşı ilaç ve aşı geliştirilmesinin yanı sıra yoksul ve gelişmekte olan ülkelerin salgınla mücadele imkanlarını ve sağlık sistemlerini güçlendirmelerine yardımcı olmak üzere uluslararası bir bilimsel araştırma koalisyonu kurulmasını önerdi.



Rusya ve NATO “gri bölge” savaşında

Polis, Dublin–Varşova güzergâhındaki demiryolu hattının bir bölümünün patlayıcılarla tahrip edildiği olay yerinde inceleme yapıyor. (EPA)
Polis, Dublin–Varşova güzergâhındaki demiryolu hattının bir bölümünün patlayıcılarla tahrip edildiği olay yerinde inceleme yapıyor. (EPA)
TT

Rusya ve NATO “gri bölge” savaşında

Polis, Dublin–Varşova güzergâhındaki demiryolu hattının bir bölümünün patlayıcılarla tahrip edildiği olay yerinde inceleme yapıyor. (EPA)
Polis, Dublin–Varşova güzergâhındaki demiryolu hattının bir bölümünün patlayıcılarla tahrip edildiği olay yerinde inceleme yapıyor. (EPA)

Rusya ile Kuzey Atlantik Antlaşması Örgütü (NATO) arasındaki mücadele, Ukrayna’daki savaş alanlarının ve geleneksel askeri caydırıcılık dengelerinin ötesine geçti. Varşova’da bir ABD vatandaşına yönelik olduğu öne sürülen Rus suikast planının engellenmesi, Moskova’nın Starlink’e rakip bir uydu ağı kurma çalışmalarını hızlandırması ve Batı’nın Rusya’yı Avrupa genelinde sabotaj eylemleri ve siber saldırılar düzenlemekle suçlamasının artması, doğrudan savaş eşiğinin altında yürütülen çok boyutlu mücadelenin safhaları olarak öne çıkıyor.

Polonya güvenlik güçleri, 30 Temmuz’da Lublin yakınlarında bir tarlaya düşen mühimmatın bulunduğu bölgede inceleme yapıyor. (Reuters)
Polonya güvenlik güçleri, 30 Temmuz’da Lublin yakınlarında bir tarlaya düşen mühimmatın bulunduğu bölgede inceleme yapıyor. (Reuters)

Bu gelişmeler, asıl tehlikenin tek olaydan ziyade, kaynağı ve niyeti kısa sürede ortaya konulması zor olan operasyonların birikmesinden kaynaklandığını gösteriyor. Bu durum NATO’yu sürekli bir sınamayla karşı karşıya bırakıyor: Moskova’yı, muğlak operasyonu veya bilinçli bir provokasyonu açık çatışmaya dönüştürmeden nasıl caydırabilir?

Suikast sınırları aşıyor

Polonya Başbakanı Donald Tusk, ülkesinin güvenlik birimlerinin Varşova’da Ukrayna asıllı bir ABD vatandaşına yönelik Rusya bağlantılı bir suikast planını engellediğini açıkladı. Tusk, hedef alınan kişinin Putin rejimini “rahatsız eden” biri olduğunu belirtti.

Polonya makamları, ABD istihbaratıyla yürütülen ortak operasyonun ardından 7 Ağustos’ta, Rus istihbarat servisleri tarafından işe alındığından şüphelenilen bir Rus vatandaşını gözaltına aldı. Varşova, hedef alınan kişinin kimliğini veya faaliyetlerinin niteliğini açıklamadı. Ancak müdahalenin operasyonun gerçekleştirilmesinden hemen önceki son aşamada yapıldığını ifade etti.

Polonya’da 18 Aralık 2025’te Entegre Muharebe Komuta Sistemi’nin (IBCS) faaliyete hazır olduğunun duyurulması sırasında Patriot füze sistemleri. (Reuters)
Polonya’da 18 Aralık 2025’te Entegre Muharebe Komuta Sistemi’nin (IBCS) faaliyete hazır olduğunun duyurulması sırasında Patriot füze sistemleri. (Reuters)

Tusk, olayı Polonya’nın suçlamalarının doğru olması halinde Rusya’nın başka NATO üyesi ülkede bir ABD vatandaşını öldürmeye yönelik ilk girişimi olarak nitelendirdi. Bu durum, NATO’nun kolektif savunmayı düzenleyen 5. maddesinin otomatik olarak devreye gireceği anlamına gelmiyor. Ancak hedefin ittifakın lider ülkesi olan ABD vatandaşı olması ve eylemin NATO’nun doğu kanadının temel ülkelerinden Polonya’da gerçekleştirilmesinin planlanması, iddia edilen Rus suikast operasyonlarını daha hassas bir duruma sokuyor.

Polonya Başbakanı Donald Tusk, Ukrayna Cumhurbaşkanı ile birlikte. (Reuters)
Polonya Başbakanı Donald Tusk, Ukrayna Cumhurbaşkanı ile birlikte. (Reuters)

Varşova, olayı demiryolu hatlarına yönelik sabotajlar, siber saldırılar, kundaklamalar ve Rus devletine doğrudan bağlanması zor operasyonlarda suç şebekelerinin kullanılmasını kapsayan daha geniş bir çerçevede değerlendiriyor.

Şarku’l Avsat’ın AP’den aktardığına göre üç Batılı istihbarat yetkilisi yaptıkları açıklamada, Kremlin karşıtları ve Ukrayna destekçilerine yönelik tasfiye girişimlerinin 2022’deki geniş çaplı işgalden beri Avrupa’da arttığını belirtti. Moskova ise kamuoyuna açık istihbarat kanıtlarının yetersizliği ve operasyonların kaynaklarını ve yöntemlerini açığa çıkarmanın güç olması nedeniyle bu tür eylemlerdeki sorumluluğu genellikle reddediyor.

Elon Musk’ın Starlink hizmetine ait bir reklam, SpaceX’in halka arzının ardından New York’taki Times Square’deki bir ekranda görülüyor. (AFP)
Elon Musk’ın Starlink hizmetine ait bir reklam, SpaceX’in halka arzının ardından New York’taki Times Square’deki bir ekranda görülüyor. (AFP)

Mücadele yörüngeye taşınıyor

Daha uzun vadeli bir diğer meydan okuma ise Rusya’nın Starlink’e egemen bir alternatif olarak geliştirdiği “Rasvet” (Şafak) adlı uydu ağı.

Reuters’ın haberine göre Ukrayna Askerî İstihbarat Başkan Yardımcısı Tümgeneral Vadim Skibitski, Moskova’nın bu ağdaki uyduları planlanandan “çok daha hızlı” bir şekilde fırlatmaya başladığını söyledi.

Mart ayında 16 uydudan oluşan bir grup fırlatıldı; bunu temmuz ayında bir başka fırlatma izledi. Ukraynalı bir yetkili, ağ kapsamında yörüngede bulunan araçların sayısını yaklaşık 40 olarak tahmin etti. Ancak fiilen çalışan uydu sayısının bunun altında olduğu değerlendiriliyor.

Polonya Başbakanı Donald Tusk ve Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen, Ukrayna konulu Gdansk Zirvesi’ne katılmak üzere birlikte gidiyor. (Arşiv-Reuters)
Polonya Başbakanı Donald Tusk ve Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen, Ukrayna konulu Gdansk Zirvesi’ne katılmak üzere birlikte gidiyor. (Arşiv-Reuters)

Rusya, 2027 yılına kadar 292 uyduya, 2035’e kadar ise 924 uyduya ulaşmayı planlıyor. Ağ şu anda uydular Ukrayna üzerinden geçerken yalnızca kesintili iletişim sağlayabiliyor. Ancak ileride uzun mesafelerde insansız hava araçlarının doğrudan kontrol edilmesine, bunların anlık olarak yönlendirilmesine ve karadaki saldırıya açık altyapıya daha az bağımlı, daha güvenli askeri iletişim sağlanmasına imkân tanıyabilir.

Projenin önemi, Kiev’in Rus güçlerinin gri piyasadan elde ettiği Starlink terminallerini devre dışı bırakması konusunda SpaceX’i ikna etmesinin ardından daha da arttı.

Polonya Cumhurbaşkanı Karol Nawrocki ve Ukrayna Cumhurbaşkanı Volodimir Zelenskiy, Zelenskiy’nin Varşova’ya gerçekleştirdiği ziyaret sırasında. (AP)
Polonya Cumhurbaşkanı Karol Nawrocki ve Ukrayna Cumhurbaşkanı Volodimir Zelenskiy, Zelenskiy’nin Varşova’ya gerçekleştirdiği ziyaret sırasında. (AP)

Moskova’nın çıkardığı ders açık: Komuta ve kontrol kapasitesi, kritik anda devre dışı bırakabilecek yabancı şirkete ait bir hizmete dayandırılamaz. Bu nedenle Rasvet yalnızca ticari bir proje değil, Rusya’nın operasyonlarını Batı’nın siyasi ve teknolojik kararlarına karşı daha dayanıklı hâle getirme girişimi olarak görülüyor.

Bununla birlikte, Rusya’nın hedefleri; büyük ölçekli fırlatma ihtiyaçları, yaptırımlar ve bazı gelişmiş bileşenlerdeki eksiklikler nedeniyle oldukça iddialı. Dolayısıyla Rasvet giderek büyüyen bir tehdit oluştursa da şu aşamada Starlink’in tam anlamıyla yerini alabilmiş değil.

Lockheed Martin tarafından üretilen geliştirilmiş Patriot PAC-3 MSE füzesinin modeli. (Reuters)
Lockheed Martin tarafından üretilen geliştirilmiş Patriot PAC-3 MSE füzesinin modeli. (Reuters)

ABD Savaş Bakanlığı Politikalardan Sorumlu Müsteşar Yardımcısı Elbridge Colby, Pentagon’un nükleer stratejiyi gözden geçirdiğini ve başkana Rusya veya Çin’le yaşanabilecek bölgesel bir çatışmada taktik nükleer silahların kullanımına ilişkin daha geniş seçenekler sunulmasını değerlendirdiğini açıkladı.

Ancak NATO’nun acil sınavı nükleer düzeyin altında kalıyor: İHA’ları düşük maliyetle etkisiz hâle getirecek yöntemler geliştirmek, bunların kaynağını daha hızlı belirlemek, karşılık verme kurallarını ortaklaştırmak ve havaalanları ile enerji ve iletişim ağlarını korumak.

Moskova baskı aracı olarak belirsizliğe bel bağladığı ve NATO da doğrudan çatışmaya yol açmayacak bir caydırıcılık arayışını devam ettirdiği sürece, “gri bölge savaşı” iki taraf arasındaki çatışmanın en tehlikeli biçimi olmaya aday. Resmen ilan edilmeyen bu savaş, her an kontrol altına alınması zor bir krize yol açabilir.


Amerikan üssüne yönelik operasyon sonrasında kaybolan üç İranlı pilot Katar'da tutuluyor

Doha'nın güneyindeki El Udeyd ABD hava üssünün görüntüsü (Arşiv- AFP)
Doha'nın güneyindeki El Udeyd ABD hava üssünün görüntüsü (Arşiv- AFP)
TT

Amerikan üssüne yönelik operasyon sonrasında kaybolan üç İranlı pilot Katar'da tutuluyor

Doha'nın güneyindeki El Udeyd ABD hava üssünün görüntüsü (Arşiv- AFP)
Doha'nın güneyindeki El Udeyd ABD hava üssünün görüntüsü (Arşiv- AFP)

İran Genelkurmay Başkanlığı, yarı resmî Fars Haber Ajansı tarafından bugün yayımlanan açıklamasında, Katar’ın elinde bulunduğunu öne sürdüğü üç İranlı pilotun serbest bırakılmasının sağlanması için Uluslararası Kızılhaç Komitesi’nden yardım talep ettiğini duyurdu.

Genelkurmay Başkanlığı, pilotların mart ayında İran’ın Katar’daki “düşman askeri üssü” olarak nitelendirdiği hedefe yönelik operasyon sırasında uçaklarının vurulmasının ardından alıkonulduğunu belirtti. Şarku’l Avsat’ın Reuters’ten aktardığı habere göre İran tarafı, pilotların Katar tarafından tutulduğunu iddia ediyor.

İran Ordusu Hava Kuvvetleri Komutan Yardımcısı Mesud Caferi ise geçen hafta İran’ın ISNA haber ajansına yaptığı açıklamada, Katar’daki El Udeyd Üssü’ne düzenlenen saldırının ardından, cenazesi İran’a getirilen Mecid Kazımi dışında operasyona katılan diğer üç pilotun akıbetinin netlik kazanmadığını söylemişti.

Caferi, söz konusu operasyonun, THAAD ve Patriot hava savunma sistemlerinin yanı sıra ABD ve Katar’a ait hava devriyelerinin bulunduğu bir ortamda, iki adet Su-24 savaş uçağıyla gerçekleştirildiğini belirtti. Pilotların Körfez üzerinde son derece alçak irtifada uçtuğunu belirtti.

Hava Kuvvetleri Komutan Yardımcısı ayrıca İranlı pilotların operasyonu GPS kullanmadan, aldıkları eğitim ve sahip oldukları yerli imkân ve kabiliyetlere dayanarak gerçekleştirdiğini ifade etti.


ABD'nin uçak gemisindeki kriz nasıl başladı?

Trump, USS Abraham Lincoln'ın 9 aylık görev süresinin "yeterince uzun bile olmadığını" söylemişti (Reuters)
Trump, USS Abraham Lincoln'ın 9 aylık görev süresinin "yeterince uzun bile olmadığını" söylemişti (Reuters)
TT

ABD'nin uçak gemisindeki kriz nasıl başladı?

Trump, USS Abraham Lincoln'ın 9 aylık görev süresinin "yeterince uzun bile olmadığını" söylemişti (Reuters)
Trump, USS Abraham Lincoln'ın 9 aylık görev süresinin "yeterince uzun bile olmadığını" söylemişti (Reuters)

ABD'nin İran savaşında kullandığı USS Abraham Lincoln uçak gemisiyle ilgili lojistik sorunlar çatışmanın ilk günlerinde başlamış.

New York Times'ın aktardığına göre gemiyle ilgili ikmal sorunları, İran'ın 28 Şubat'ta Bahreyn'deki ABD üssüne düzenlediği füze ve drone saldırılarının ardından ortaya çıktı.

Tahran yönetimi, bu operasyonu ABD'yle İsrail'in aynı gün savaşı başlattığı saldırılara misilleme olarak yapmıştı.

Haberde, saldırıda ağır hasar gören Bahreyn Deniz Kuvvetleri Destek Üssü'nün ABD donanması için önemli bir lojistik merkez olduğu vurgulanıyor.

Bunun ardından Pentagon, Hint Okyanusu'ndaki Diego Garcia adasında yer alan ABD üssünü yeni ikmal ve lojistik merkezi olarak belirlemiş. Ancak Britanya Denizaşırı Toprağı olan adadaki üssün, bu konuda yetersiz kaldığı ifade ediliyor.

Ayrıca İran, adadaki üsse 20 Mart'ta füze saldırısı düzenlemişti. Füzelerden biri Hint Okyanusu'na düşmüş, diğeriyse Amerikan savaş gemisi tarafından havada vurulmuştu.

Yaklaşık 9 aydır karaya yanaşmayan USS Abraham Lincoln'da görev yapan askerlerin ruh sağlığına ve gemideki yaşam koşullarına ilişkin haberler de ABD kamuoyunda tartışma yarattı.

CNN, 13 Ağustos'taki haberinde iki denizcinin gemiden atlayarak intihar etmeye kalkıştığını öne sürmüştü.

Uzatılan görev süresi boyunca mürettebatın temel malzeme eksikliği, hijyen sorunları, posta dağıtımında aksamalar ve ciddi gıda kısıtlamalarıyla karşı karşıya kaldığı iddia edilmişti.

Savunma Bakanı Hegseth ise iddiaları reddederek uçak gemisindeki koşullara ilişkin haberleri "çarpıtma" diye nitelemişti. ABD Senatosu'nun Demokrat Azınlık Lideri Chuck Schumer ise gemideki durumla ilgili haberlerin ardından Hegseth'in görevden alınması çağrısında bulunmuştu.

ABD Başkanı Donald Trump, dünkü açıklamasında iddiaların asılsız olduğunu savunurken, USS Abraham Lincoln'ın yakın zamanda benzer bir savaş gemisiyle değiştirileceğini söyledi.

Amerikan basınına göre USS Abraham Lincoln'ın yerine USS George Washington gönderilecek. Ancak uçak gemisinin bölgeye ne zaman varacağına dair bilgi paylaşılmıyor.

ORtadoğu'da görev yapan ABD donanmasına ait uçak gemisi USS George H.W. Bush da 31 Mart'tan bu yana karaya yanaşmadı.

Independent Türkçe, New York Times, CNN