Irak Meclis Başkanı Halbusi’nin konutuna düzenlenen füze saldırısı: Sadr’dan ‘uzaklaşması’ için yeni bir uyarı

Güvenlik planlarının kapsamlı bir şekilde gözden geçirilmesi ve mevcut meydan okumalara uygun planlar hazırlanması çağrıları artıyor.

Irak Güvenlik Medya Ağı Garma ilçe merkezine 3 katyuşa füzesinin düştüğünü duyurdu.
Irak Güvenlik Medya Ağı Garma ilçe merkezine 3 katyuşa füzesinin düştüğünü duyurdu.
TT

Irak Meclis Başkanı Halbusi’nin konutuna düzenlenen füze saldırısı: Sadr’dan ‘uzaklaşması’ için yeni bir uyarı

Irak Güvenlik Medya Ağı Garma ilçe merkezine 3 katyuşa füzesinin düştüğünü duyurdu.
Irak Güvenlik Medya Ağı Garma ilçe merkezine 3 katyuşa füzesinin düştüğünü duyurdu.

Müeyyid et-Tarfi (Iraklı gazeteci)
Irak’ta ilk meclis oturumunda Meclis Başkanı ve iki yardımcısını seçtirerek kendisini ispatlayan ve Sadr Hareketi, Kürdistan Demokrat Partisi (KDP), Azim Koalisyonu ve Takaddum Partisi’nden oluşan yeni dörtlü siyasi ittifakın liderlerine ve parti binalarına yönelik şiddet eylemleri artıyor.
Başkent Bağdat’taki Yeşil Bölge’de yer alan bankaların yanı sıra Takaddum ve Azim’in Bağdat’taki parti binalarına ve bazı milletvekillerinin konutlarını hedef alan saldırıların ardından Meclis Başkanı Muhammed el-Halbusi’nin doğum yeri olan Enbar ilinin Garma ilçe merkezine katyuşa füzeleriyle düzenlenen saldırı, tehlikeli bir tırmanışın habercisi olarak görülüyor. Garma saldırısının içerdiği mesajlardan biri de şu: Eğer bu ittifak, İran destekli Şii parti ve silahlı gruplardan oluşan Koordinasyon Grubu’nun reddettiği çoğunluk hükümetini kurarsa ülkedeki güvenlik ve siyasi durum daha da kötüleşecek.
Bu saldırı, Şii liderler ve partilere yakınlığıyla bilinen basın yayın kuruluşlarının Halbusi ve KDP lideri Mesud Barzani’ye karşı başlattığı kampanyanın ardından geldi. Söz konusu kuruluşların yaptığı yayınlarda, Koordinasyon Grubu’nun aleyhine Sadr Hareketi ile kurdukları ittifaka işaret edilerek Halbusi ve Barzani’den “Şii cephenin zayıflatılması ve parçalanmasının” sorumluları olarak bahsediliyor.

Siyah maskeli militanlar  
Şii yayın kuruluşları, Garma saldırısından birkaç saat önce siyah giyinmiş ve yüzleri maskeli bazı silahlı adamların konuşma yaptığı bir görüntü servis etti. DEAŞ örgütüne mensup olduklarını iddia ederek kendilerine “Ehl-i Sünnet ve’l Cemaat” ismi veren bu kişiler, Halbusi ve bir grup Sünni siyasetçiyi “İsrail ile normalleşme planı” yapmakla suçlayarak, onları “hainler” diye niteledi.
 
3 füzenin düşmesi
Irak hükümetine bağlı Güvenlik Medya Ağı’ndan yapılan açıklamada, Garma ilçe merkezine Dicle Nehri tarafından ateşlenen 3 katyuşa füzesi düştüğü ve iki kişinin yaralandığı bildirildi.

Güvenlik Medya Ağı, açıklamasında, “Korkakça bir terör eylemi, Irak Meclis Başkanı Muhammed el-Halbusi’nin doğum yeri Garma ilçesini hedef aldı. Zira Dicle kolundan ilçe merkezine doğru fırlatılan katyuşa tipi 3 füze ilçe merkezine düştü” ifadeleri kullanıldı.
Irak güvenlik birimleri bu saldırıdan bir gün sonra Dicle Nehri’nin yakınında ilçe merkezine fırlatılmaya hazır 5 füze bulduğunu açıkladı.
Garma Kaymakamı Ahmed Mahlef, füze mermilerinin Halbusi’nin konutu olarak nitelendirilen ve Irak’ın çeşitli bölgelerinden gelen vatandaşları ve siyasileri ağırladığı misafirhanenin yaklaşık 3 kilometre uzağına düştüğünü aktardı.
Bu misafirhane, 2005’ten bu yana ilk kez bir meclis başkanının başkent Bağdat dışında kullandığı konut olma özelliğine sahip.

Kınama mesajları
Azim Koalisyonu Başkanı Müsenna es-Samarrai, Enbar’ın Garma ilçesine yapılan saldırıyı “canice” diye niteleyerek, Başbakan Mustafa el-Kazımi’ye sıkı güvenlik önlemleri alma çağrısında bulundu.
Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreteri Irak Özel Temsilcisi Jeanine Hennis Plasschaert, Garma saldırısını kınayarak, bu tür eylemlerin istikrarı sarsmayı ve kaos çıkarmayı amaçladığını söyledi.
Ulusal Hikmet Akımı lideri Ammar el-Hekim, Garma’ya yapılan füze saldırısının mevcut güvenlik sorunlarıyla başa çıkma konusundaki zafiyete ve yakındaki tehlikelere işaret etti. Hekim ayrıca güvenlik planlarının kapsamlı bir şekilde gözden geçirilerek mevcut güvenlik sorunlarına uygun hale getirilmesi, daha çok dikkatli ve temkinli olunması ve terörist yuvalarını ortadan kaldırılmasını garanti edecek önleyici operasyonların yapılması çağrısında bulundu.

Sadr’ın müttefiklerini korkutmak
Gazeteci yazar Ali Bider, Meclis Başkanı’nın Garma’daki konutuna yapılan saldırıyla Sadr’ın müttefiklerinin korkutulmasının amaçlandığını söyledi. Bider, devlet müdahale etmediği sürece bu partilerin amaçlarını gerçekleştirebileceği uyarısında bulundu.
Bider, “Devlet kavramını önemsemeyen ve devlete bir nevi hakaret eden yasadışı silahlı grupların, yasama otoritesinin başını hedef alan bu gibi eylemler, Sadr ile ittifak kuran tarafları korkutmayı amaçlıyor. Bu eylemler, yakın zamanda ilan edilmesi beklenen en büyük meclis bloğu hususunda Halbusi’yi korkutmak için yapılan son uyarı olmasının yanı sıra Sadr’ın müttefiklerini koruyacağını vurguladığı konuşmaları ve açıklamalarının önemsenmediği mesajı taşıyor” dedi.
Sadr, 19 Ocak’ta Twitter hesabından paylaştığı mesajda, “Daha önce seçimlere itiraz eden bazı siyasi güçler şimdi de ulusal çoğunluk hükümeti için yargıya başvurdu. Hukukun konusu olduğu için bizden herhangi bir açıklama yapılmadı. Fakat onların adına çalışan bazılarının şiddete başvurması ve çoğunluk hükümeti yanlısı partilerin binalarını hedef alması aklın, dinin ve hukukun kabul etmeyeceği bir şeydir” ifadelerini kullandı.

Saldırının hedefi kazanımlar elde etmek
Bider, konuşmasının devamında, söz konusu silahlı grupların çabalarının siyasi ve güvenlik dengelerini altüst etmede ve siyasi sistemin içerisinde stres hali yaratmada -ki bu durum kartların yeniden dağıtılmasına ve Koordinasyon Grubu taraflarının Sadr’ın grubuna geçmesi de dahil olmak üzere siyasi yol haritalarının yeniden şekillenmesine yol açabilir- belki başarıya ulaşmış olabileceğini söyledi. Bider bu saldırıların aynı zamanda Sadr’ı herhangi bir ön şart belirlemeden Koordinasyon Grubu’na girmeye zorlama ihtimalinin de bulunduğunu belirtti.  
Sadr Hareketi lideri Mukteda es-Sadr, birçok münasebetle yaptığı konuşmada, Koordinasyon Grubu ile ittifak kurmak için bazı öncelikli şartlarının olduğunu belirtti. Sadr, bu şartlarını, “Nuri el-Maliki’nin yeni hükümette yer almaması, Haşdi Şabi’nin yeniden yapılandırılması, Şii silahlı yapıların elindeki silahlara el konulması ve Irak’ın bölgesel ve uluslararası çatışma sahası olarak kullanılmasına son verilmesi” şeklinde sıralıyor.  

Maliki ile uzlaşma
Bider, devletin Şii silahlı gruplara doğrudan müdahale etmemesi halinde bu grupların kendi iradelerini dayatabileceği hususunda uyararak, Sadr Hareketi, Sünni blok ve KDP’ye, mevcut gerilim haline son vermek ve önümüzdeki günlerde daha da büyümesi muhtemel yangını söndürmek için Koordinasyon Grubu içindeki “aklı başında taraflarla” ve özellikle de Nuri el-Maliki ile uzlaşma çağrısında bulundu.
Cumhurbaşkanı ve başbakanın seçilmesiyle ilgili Anayasa’nın belirlediği tarihlerin olduğunu ve bunların aşılmasının mümkün olmadığına dikkat çeken Bider, Kürt ve Şii cephedeki sorunların ve gerilimin Sünni cepheye de sıçrayabileceğini söyledi.
Kürdistan Yurtseverler Birliği’nin (KYB) mevcut Cumhurbaşkanı Berhem Salih’i ikinci kez aday gösterme ısrarı üzerine KDP’nin Eski Dışişleri ve Maliye Bakanı Hoşyar Zebari’yi cumhurbaşkanlığı koltuğuna aday göstermesi nedeniyle iki taraf arasındaki ilişkiler iyice gerildi. Zira KDP Salih’in adaylığını kabul etmiyor.
Bider, “Garma saldırısı, devlet kavramını sevmeyen, kaos yaratmaya ve çatışmayı uzatmaya çalışan taraflardan yapılan sadece bir uyarı. Çünkü Mukteda es-Sadr’ın kabul yeni yol haritası, göstericilerin katillerinin ve yolsuzluk yapanların yargılanmasını gerektiriyor. Bu durum, çok sayıda silahlı grubun komutanının nüfuzunu azaltır” dedi.

Meşruiyetin hedef alınması
Irak Stratejik Araştırmalar Merkezi Başkanı Gazi Faysal, Meclis Başkanı’nın konutunun hedef alınması, adaletin, meşruiyetin ve Anayasa’nın hedef alınması anlamına geldiğini dedi. Faysal Garma saldırısının failleri ile Başbakan Kazımi’nin konutuna ve askeri üslere saldıranların aynı tarafta yer aldıklarını ifade etti.
Faysal, konuşmasının devamında şu ifadeleri kullandı:
“Meclis Başkanı’nın evinin hedef alınması, adaletin, meşruiyetin ve Anayasa’nın hedef alındığı yönünde bir mesajdır. Federal Mahkeme bu Anayasa’ya dayanarak, direnişin meclis oturumunun meşruiyetine karşı açtığı davayı bozdu. Garma’da Halbusi’nin evinin hedef alınması örneği bize başka bir eğilimin olduğunu gösterdi o da adalet ve düzene inanmayan terör eğilimidir. Bu aşırı sağcı eğilimler sivil devlete inanmıyorlar. Onlar sadece toplumları yıkım ve tahribata götüren farklı geri kalmış bir kültüre inanırlar. Lübnan, Yemen, Libya ve Cezayir’de 13 yıl boyunca şiddete inanan terör örgütlerinin öncülük ettiği kanlı savaş gibi.”

Devletin güçleri
Faysal, Azim Koalisyonu ve Takaddum Partisi’nin birleşmesiyle kurulan Egemenlik Konseyi, KDP ve Meclis’te bağımsızlardan oluşan demokratik güçlere ek olarak Sadr Hareketi’nin, adaletin, dengenin ve ortaklığın olduğu demokratik, sivil ve anayasal bir devlete inandıklarını ve bu hususların aynı zamanda bir devlet inşası için hayati noktalar olduğunu kaydetti. Faysal diğer eğilimin sadece şiddete, teröre, güce, büyükelçiliklerini ve devlet kurumlarını bombalamaya inandıklarını ifade etti.
Enbar Valiliği Müsteşarı Aziz et-Tarmuz, ‘kötüler’ diye nitelediği kimselerin Enbar’ı hedef almasını beklediklerini söyledi. Tarmuz, güvenlik güçlerinin güvenlik açıklarını kapatmaya hazır olduğunu vurguladı.



Irak bugün Kürt peşmerge güçlerinin birleştirilmesi sürecini tamamlıyor

Kürdistan Bölgesel Yönetimi Peşmerge Bakanlığı yetkilileri, Bağdat’ta güvenlik koordinasyonu amacıyla düzenlenen bir toplantıda. (Arşiv, Resmî medya)
Kürdistan Bölgesel Yönetimi Peşmerge Bakanlığı yetkilileri, Bağdat’ta güvenlik koordinasyonu amacıyla düzenlenen bir toplantıda. (Arşiv, Resmî medya)
TT

Irak bugün Kürt peşmerge güçlerinin birleştirilmesi sürecini tamamlıyor

Kürdistan Bölgesel Yönetimi Peşmerge Bakanlığı yetkilileri, Bağdat’ta güvenlik koordinasyonu amacıyla düzenlenen bir toplantıda. (Arşiv, Resmî medya)
Kürdistan Bölgesel Yönetimi Peşmerge Bakanlığı yetkilileri, Bağdat’ta güvenlik koordinasyonu amacıyla düzenlenen bir toplantıda. (Arşiv, Resmî medya)

Irak Kürdistan Bölgesel Yönetimi makamları, bugün Kürt peşmerge güçlerinin birleştirilmesinin ilanı dolayısıyla resmî bir tören düzenlemeye hazırlanıyor. Böylece Kürdistan Bölgesi’nde Peşmerge Bakanlığı’nın dışında herhangi bir Kürt silahlı gücünün bulunmadığı yeni bir döneme geçilmesi hedefleniyor.

Şarku’l Avsat’ın Irak Haber Ajansı’ndan (INA) aktardığına göre, Kürdistan Bölgesi Başkanlığı Sözcüsü Dilşad Şehab, bugün “peşmerge güçlerinin birleştirilmesinin ilan edileceğini ve 21 Eylül’den sonra Peşmerge Bakanlığı bünyesi dışında hiçbir peşmerge gücünün kalmayacağını” söyledi. Şehab, bu adımın güçlerin bakanlık çatısı altında birleştirilmesi için uzun süredir yürütülen çalışmaların sonucu olduğunu belirtti.

Şehab, birleştirme sürecinin 2016 yılında başladığını ve özellikle siyasi anlaşmazlıklar nedeniyle geçen yıllarda önemli zorluklarla karşılaşıldığını ifade etti. Kürdistan Bölgesi Başkanı Neçirvan Barzani’nin yürüttüğü çabaların yanı sıra, koalisyon güçleri ve dost ülkelerin desteğinin bu zorlukların aşılmasına ve birleşme sürecinin tamamlanmasına katkı sağladığını kaydetti.

Şehab ayrıca, sürecin tamamlanmasının ilan edileceği törenin, Kürdistan Bölgesi Başkanı’nın himayesinde ABD Savunma Bakanlığı ile Kürdistan Peşmerge Bakanlığı arasında imzalanan mutabakat zaptının dördüncü yıl dönümünde gerçekleşeceğini belirtti. Söz konusu mutabakat, peşmerge güçlerinin birleştirilmesini ve bu güçlere destek sağlanmasını amaçlıyordu.

Irak’taki bütün silahlı grupların, Irak’a destek veren uluslararası koalisyon güçlerinin ülkeden tamamen çekilmesini tamamlamasının ardından, silahlarını en geç bu ayın 30’una kadar devlete teslim etmeleri bekleniyor.

Irak hükümeti, silahların teslim edilmesi dosyasına ilişkin bir mekanizma üzerinde anlaşmaya varmak amacıyla başta Hizbullah Tugayları, Ensarullah el-Evfiya, El-Nuceba, Seyyidü'ş Şüheda, Seraya Evliyaü'd Dem ve Ehli Kehf olmak üzere silahlı grupların temsilcileriyle müzakereler yürütüyor.


Halep’in güneyinde Suriye ordusuna ait silah depolarında patlamalar

İsrail’in Suriye ordusuna ait askeri noktayı hedef alan hava saldırısının ardından Şam’ın bir banliyösünden yükselen dumanlar, (Arşiv-AFP)
İsrail’in Suriye ordusuna ait askeri noktayı hedef alan hava saldırısının ardından Şam’ın bir banliyösünden yükselen dumanlar, (Arşiv-AFP)
TT

Halep’in güneyinde Suriye ordusuna ait silah depolarında patlamalar

İsrail’in Suriye ordusuna ait askeri noktayı hedef alan hava saldırısının ardından Şam’ın bir banliyösünden yükselen dumanlar, (Arşiv-AFP)
İsrail’in Suriye ordusuna ait askeri noktayı hedef alan hava saldırısının ardından Şam’ın bir banliyösünden yükselen dumanlar, (Arşiv-AFP)

Halep’in güney kırsalındaki bölgeler, bugün sabaha karşı Suriye ordusuna ait silah depolarında meydana gelen patlama sesleriyle sarsıldı.

Halep Sivil Savunma Operasyonları Komutanı Faysal Muhammed Ali, “Halep’in güneyindeki el-İys bölgesinde patlamaların devam etmesi, ambulans ve kurtarma ekiplerinin olay yerine ulaşmasını engelliyor” dedi.

Ali, Suriye Haber Ajansı’na (SANA) yaptığı açıklamada, sivilleri patlamaların meydana geldiği bölgeye yaklaşmamaları konusunda uyardı.

Halep Valisi Azzam el-Garib de el-İys ve çevresinde patlamalar meydana gelmesi nedeniyle bölge halkına bölgeye gitmemeleri çağrısında bulundu. Garib, “Herkesten evlerinden çıkmamalarını, patlama bölgelerine gitmemelerini ve güvenlikleri ile müdahale ekiplerinin güvenliği için bu alanların yakınında toplanmamalarını rica ediyoruz” ifadelerini kullandı.

Garib ayrıca, “Hastaneler ile ambulans ve acil müdahale ekipleri teyakkuz halinde. İlgili makamlar sahadaki durumu takip ediyor ve her türlü acil duruma müdahale ediyor” dedi.

Suriye İçişleri Bakanlığı ise “el-İys’teki patlamaların ardından Şam-Halep uluslararası yolunun, İbcla Üniversitesi kavşağı ile Han Tuman Köprüsü’nde Halep yönünden trafiğe kapatıldığını” duyurdu.

Patlamaların meydana geldiği bölgeye yakın el-İys ve ez-Zerbe sakinleri, durumu korkutucu olarak nitelendirdi. Bölge sakinleri, onlarca füzenin havada uçtuğunu ve patlamaların bölgede büyük paniğe yol açtığını belirtti.

Şarku’l Avsatın DPA’dan aktardığına göre Halep’in güneyindeki el-İkarda bölgesinde yaşayanlar, “el-İys ve Tel Hediye beldelerinde şiddetli patlama sesleri duyuluyor. Füzelerin havada uçtuğu ve patladığı görüldü” dedi.

Bölge sakinleri ayrıca, “Hiç kimse askeri mevzilere yaklaşamıyor. Mevziilerde çok sayıda asker bulunuyor ancak onlardan ne durumda olduğu bilinmiyor” ifadelerini kullandı.

Halep kentinde yaşayanlar da patlama seslerinin kentten yaklaşık 30 kilometre uzaklıktaki el-İys beldesinden açıkça duyulduğunu belirtti.

El-İys bölgesi ve Halep’in güneyindeki diğer bölgelerin, muhalif grupların Halep’e girmesinin ardından İdlib vilayetine ve buradan Şam’a doğru ilerlediği dönemde İran Devrim Muhafızları ve Lübnan Hizbullahı güçlerinin kontrolünde olduğu belirtiliyor.


Dera’da bir DEAŞ hücresi ele geçirildi... Suriye’de örgütten geriye ne kaldı?

Dera’nın es-Sanameyn kentinde, aralarında DEAŞ’a bağlı bir hücrenin de bulunduğu bir dizi suç hücresine yönelik güvenlik operasyonları düzenlendi. (Suriye İç Güvenlik Güçleri’nin X hesabı)
Dera’nın es-Sanameyn kentinde, aralarında DEAŞ’a bağlı bir hücrenin de bulunduğu bir dizi suç hücresine yönelik güvenlik operasyonları düzenlendi. (Suriye İç Güvenlik Güçleri’nin X hesabı)
TT

Dera’da bir DEAŞ hücresi ele geçirildi... Suriye’de örgütten geriye ne kaldı?

Dera’nın es-Sanameyn kentinde, aralarında DEAŞ’a bağlı bir hücrenin de bulunduğu bir dizi suç hücresine yönelik güvenlik operasyonları düzenlendi. (Suriye İç Güvenlik Güçleri’nin X hesabı)
Dera’nın es-Sanameyn kentinde, aralarında DEAŞ’a bağlı bir hücrenin de bulunduğu bir dizi suç hücresine yönelik güvenlik operasyonları düzenlendi. (Suriye İç Güvenlik Güçleri’nin X hesabı)

İsmail Derviş

Suriye İçişleri Bakanlığı perşembe günü, ülkenin güneyindeki Dera vilayetinde emniyet güçlerinin yürüttüğü takip ve kovuşturma operasyonları sonucunda, es-Sanameyn şehrinde üç personelin öldürülmesinden sorumlu hücreye ulaşıldığını açıkladı.

Dera Emniyet Müdürü Tuğgeneral Hüsam Memun et-Tahhan, Suriye resmi haber ajansı SANA’ya yaptığı açıklamada, güvenlik takibinin hücrenin Muhsin el-Heymed ile ‘el-Keşki’ lakaplı Ahmed el-Osman tarafından yönetildiğini ortaya çıkardığını belirtti. Tahhan, arama ve tarama faaliyetleri sırasında güvenlik güçlerinin söz konusu iki şahsın evinde silah, mühimmat, patlamaya hazır el yapımı patlayıcılar ve patlayıcı yapımında kullanılan ekipmanlar ele geçirdiğini bildirdi.

Suriye güvenlik kaynaklarından yapılan açıklamada ise “Emniyet güçleri, Dera’nın es-Sanameyn şehrinde aralarında DEAŞ terör örgütüne bağlı bir hücrenin de bulunduğu birkaç suç hücresine yönelik güvenlik operasyonları düzenledi… Bu suç hücreleri arasında yakın bir koordinasyon olduğu tespit edildi. Aranan beş kişi gözaltına alındı ve yakın zamanda adalete teslim edilecekler” ifadelerine yer verildi.

Perşembe günü erken saatlerde, Dera’nın kuzey kırsalındaki es-Sanameyn’de aranan bir kişiyi yakalamaya yönelik güvenlik görevi icra edilirken Suriye emniyet güçlerinden üç personel hayatını kaybetmiş, diğerleri de yaralanmıştı. Yerel kaynaklara göre hayatını kaybeden kişilerin Mustafa Saadettin, Sallum el-Masalime ve Nail es-Safadi olduğu bildirildi.

Şarku’l Avsat’ın Independent Arabia’dan aktardığı analize göre Dera’daki operasyonda DEAŞ isminin öne çıkması, özellikle Suriye Demokratik Güçleri (SDG) dosyasının kapanması, yapının feshedilerek Suriye devletine tamamen entegre edildiğinin duyurulmasıyla birlikte son aylarda eylemleri önemli ölçüde azalan terör örgütü tehlikesini yeniden gündeme taşıyor. Ancak bu durum akıllara şu soruyu getiriyor: DEAŞ saflarını yeniden düzenlemeye mi çalışıyor, yoksa kendisiyle mücadele eden Uluslararası Koalisyon’a üye olan Suriye hükümetine yönelik eylemlerini sürdürmeyi mi hedefliyor?

Yeni gerçekliğe uyum sağlama aşaması

Askerî ve siyasi araştırmacı İsmet el-Absi, “DEAŞ terör örgütünün arazi kontrolü sağlayan bir yapı olarak geleneksel anlamda geri dönüşünden söz edilemez. Ancak yeniden konumlanma ve uyum sağlama çabası içeren bir evreyle karşı karşıyayız. Es-Sanameyn şehrinde ve başka yerlerde yaşananlar, terör örgütünün geri döndüğünün bir göstergesi değil; aksine, örgütün uyuyan ve dağınık bir hücre ağına dönüştüğünün bir kanıtıdır. Dera’da meydana gelen olaylar ise örgütün, Suriye hükümetinin hızlı yanıt verme kapasitesinin sınırlarını test etme girişimiydi” değerlendirmesinde bulundu.

El-Absi sözlerine şöyle devam etti: “SDG dosyasının çözüme kavuşturulmasının ardından örgütün eylemleri ciddi oranda azaldı; ancak asıl gerileyen şey görünür operasyonlar oldu. Bu durum, değişen bölgesel ve uluslararası güvenlik ortamıyla bağlantılıdır. Nitekim ABD ve Uluslararası Koalisyon’un askerî üslerden çekilerek buraları Suriye hükümetine devretmesi, güvenlik sorumluluğunu tamamen Şam’a yükledi. Bu değişim, örgütü yeni kurulan birleşik Suriye ordusundan gelecek nokta atışı darbelerden kaçınmak amacıyla taktiksel bir sessizlik veya operasyonel fetret dönemine girmeye zorladı.”

Yapısı olmayan hücreler

Diğer yandan Suriyeli gazeteci Muhammed Beşir Derbike, “DEAŞ bazı ağlarını yeniden inşa etmeye çalışıyor ancak kendisini askerî bir güç olarak tanımlayacak şekilde yapılandırmıyor. Dera’da yaşananlar, sınırlı çatışmalara girebilecek hücrelerin varlığının sürdüğüne işaret ediyor. Yine de örgütün Suriye’nin güneyinde veya ülke genelindeki başka bir bölgede büyük bir varlığa sahip olduğu söylenemez; aksine, merkezî komuta yapısıyla bağı bulunmayan ve merkeziyetsiz bir sistemle hareket eden bazı uyuyan hücreler söz konusu” ifadelerini kullandı.

Derbike değerlendirmesini şöyle sürdürdü: “Suriye toprakları son aylarda DEAŞ açısından neredeyse tam bir sessizlik dönemine tanıklık etti; nitekim Dera’daki son çatışmadan önce büyük etki yaratan herhangi bir eyleme rastlamadık. Bu gözden kayboluş süreci, SDG’nin entegrasyon aşamalarının başlamasıyla start aldı. Bunun temel nedeni ise kuzey ve doğudaki güvenlik boşluğunun büyük ölçüde ortadan kalkmasıdır. Zira SDG’nin feshedilerek devlet kurumlarına entegre edilmesi, DEAŞ’ın aralarındaki rekabetten faydalandığı güç haritasını değiştirdi. Örgüt geçtiğimiz şubat ayında, ‘Geçici Suriye Hükümeti’ne karşı yeni bir eylem safhası’ adını verdiği süreci ilan etmişti; ancak bu eylemler mart ayından itibaren geriledi veya durma noktasına geldi. Yine de eylem sayısındaki düşüş ile örgüt tehdidinin tamamen sona ermesini birbirine karıştırmamak oldukça önemli.”

DEAŞ’ın Suriye’deki geleceği ne olacak?

Derbike değerlendirmesini şu ifadelerle noktaladı: “Mevcut veriler ışığında DEAŞ’ın kısa ve orta vadeli geleceği; örgütlü bir yapıdan ziyade birbirinden bağımsız, hareketli hücreler şeklinde olacaktır. Uzun sessizlik dönemlerinin ardından zaman zaman sınırlı bir eyleme veya saldırıya tanık olabiliriz. Bir başka deyişle, örgütün son derece zayıf olduğunu ancak fırsatları ve güvenlik açıklarını kollayıp istismar etmeye çalıştığını söyleyebiliriz. Buna karşılık, Suriye devleti güvenlik birimlerini birleştirmeyi, sınırları ve çöl bölgelerini denetim altına almayı, cezaevleri ile kamplar sorununu çözmeyi başardıkça örgütün hareket alanı da daralacaktır. Ancak yeni güvenlik boşlukları veya yerel çatışmalar ortaya çıkarsa DEAŞ bunlardan sızmaya ve bunları kullanmaya çalışacaktır. Dolayısıyla Dera’da son yaşananlar örgüt açısından medya propagandası bakımından önemli olsa da askerî açıdan bir kazanım sağlamamaktadır.”