Irak Meclis Başkanı Halbusi’nin konutuna düzenlenen füze saldırısı: Sadr’dan ‘uzaklaşması’ için yeni bir uyarı

Güvenlik planlarının kapsamlı bir şekilde gözden geçirilmesi ve mevcut meydan okumalara uygun planlar hazırlanması çağrıları artıyor.

Irak Güvenlik Medya Ağı Garma ilçe merkezine 3 katyuşa füzesinin düştüğünü duyurdu.
Irak Güvenlik Medya Ağı Garma ilçe merkezine 3 katyuşa füzesinin düştüğünü duyurdu.
TT

Irak Meclis Başkanı Halbusi’nin konutuna düzenlenen füze saldırısı: Sadr’dan ‘uzaklaşması’ için yeni bir uyarı

Irak Güvenlik Medya Ağı Garma ilçe merkezine 3 katyuşa füzesinin düştüğünü duyurdu.
Irak Güvenlik Medya Ağı Garma ilçe merkezine 3 katyuşa füzesinin düştüğünü duyurdu.

Müeyyid et-Tarfi (Iraklı gazeteci)
Irak’ta ilk meclis oturumunda Meclis Başkanı ve iki yardımcısını seçtirerek kendisini ispatlayan ve Sadr Hareketi, Kürdistan Demokrat Partisi (KDP), Azim Koalisyonu ve Takaddum Partisi’nden oluşan yeni dörtlü siyasi ittifakın liderlerine ve parti binalarına yönelik şiddet eylemleri artıyor.
Başkent Bağdat’taki Yeşil Bölge’de yer alan bankaların yanı sıra Takaddum ve Azim’in Bağdat’taki parti binalarına ve bazı milletvekillerinin konutlarını hedef alan saldırıların ardından Meclis Başkanı Muhammed el-Halbusi’nin doğum yeri olan Enbar ilinin Garma ilçe merkezine katyuşa füzeleriyle düzenlenen saldırı, tehlikeli bir tırmanışın habercisi olarak görülüyor. Garma saldırısının içerdiği mesajlardan biri de şu: Eğer bu ittifak, İran destekli Şii parti ve silahlı gruplardan oluşan Koordinasyon Grubu’nun reddettiği çoğunluk hükümetini kurarsa ülkedeki güvenlik ve siyasi durum daha da kötüleşecek.
Bu saldırı, Şii liderler ve partilere yakınlığıyla bilinen basın yayın kuruluşlarının Halbusi ve KDP lideri Mesud Barzani’ye karşı başlattığı kampanyanın ardından geldi. Söz konusu kuruluşların yaptığı yayınlarda, Koordinasyon Grubu’nun aleyhine Sadr Hareketi ile kurdukları ittifaka işaret edilerek Halbusi ve Barzani’den “Şii cephenin zayıflatılması ve parçalanmasının” sorumluları olarak bahsediliyor.

Siyah maskeli militanlar  
Şii yayın kuruluşları, Garma saldırısından birkaç saat önce siyah giyinmiş ve yüzleri maskeli bazı silahlı adamların konuşma yaptığı bir görüntü servis etti. DEAŞ örgütüne mensup olduklarını iddia ederek kendilerine “Ehl-i Sünnet ve’l Cemaat” ismi veren bu kişiler, Halbusi ve bir grup Sünni siyasetçiyi “İsrail ile normalleşme planı” yapmakla suçlayarak, onları “hainler” diye niteledi.
 
3 füzenin düşmesi
Irak hükümetine bağlı Güvenlik Medya Ağı’ndan yapılan açıklamada, Garma ilçe merkezine Dicle Nehri tarafından ateşlenen 3 katyuşa füzesi düştüğü ve iki kişinin yaralandığı bildirildi.

Güvenlik Medya Ağı, açıklamasında, “Korkakça bir terör eylemi, Irak Meclis Başkanı Muhammed el-Halbusi’nin doğum yeri Garma ilçesini hedef aldı. Zira Dicle kolundan ilçe merkezine doğru fırlatılan katyuşa tipi 3 füze ilçe merkezine düştü” ifadeleri kullanıldı.
Irak güvenlik birimleri bu saldırıdan bir gün sonra Dicle Nehri’nin yakınında ilçe merkezine fırlatılmaya hazır 5 füze bulduğunu açıkladı.
Garma Kaymakamı Ahmed Mahlef, füze mermilerinin Halbusi’nin konutu olarak nitelendirilen ve Irak’ın çeşitli bölgelerinden gelen vatandaşları ve siyasileri ağırladığı misafirhanenin yaklaşık 3 kilometre uzağına düştüğünü aktardı.
Bu misafirhane, 2005’ten bu yana ilk kez bir meclis başkanının başkent Bağdat dışında kullandığı konut olma özelliğine sahip.

Kınama mesajları
Azim Koalisyonu Başkanı Müsenna es-Samarrai, Enbar’ın Garma ilçesine yapılan saldırıyı “canice” diye niteleyerek, Başbakan Mustafa el-Kazımi’ye sıkı güvenlik önlemleri alma çağrısında bulundu.
Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreteri Irak Özel Temsilcisi Jeanine Hennis Plasschaert, Garma saldırısını kınayarak, bu tür eylemlerin istikrarı sarsmayı ve kaos çıkarmayı amaçladığını söyledi.
Ulusal Hikmet Akımı lideri Ammar el-Hekim, Garma’ya yapılan füze saldırısının mevcut güvenlik sorunlarıyla başa çıkma konusundaki zafiyete ve yakındaki tehlikelere işaret etti. Hekim ayrıca güvenlik planlarının kapsamlı bir şekilde gözden geçirilerek mevcut güvenlik sorunlarına uygun hale getirilmesi, daha çok dikkatli ve temkinli olunması ve terörist yuvalarını ortadan kaldırılmasını garanti edecek önleyici operasyonların yapılması çağrısında bulundu.

Sadr’ın müttefiklerini korkutmak
Gazeteci yazar Ali Bider, Meclis Başkanı’nın Garma’daki konutuna yapılan saldırıyla Sadr’ın müttefiklerinin korkutulmasının amaçlandığını söyledi. Bider, devlet müdahale etmediği sürece bu partilerin amaçlarını gerçekleştirebileceği uyarısında bulundu.
Bider, “Devlet kavramını önemsemeyen ve devlete bir nevi hakaret eden yasadışı silahlı grupların, yasama otoritesinin başını hedef alan bu gibi eylemler, Sadr ile ittifak kuran tarafları korkutmayı amaçlıyor. Bu eylemler, yakın zamanda ilan edilmesi beklenen en büyük meclis bloğu hususunda Halbusi’yi korkutmak için yapılan son uyarı olmasının yanı sıra Sadr’ın müttefiklerini koruyacağını vurguladığı konuşmaları ve açıklamalarının önemsenmediği mesajı taşıyor” dedi.
Sadr, 19 Ocak’ta Twitter hesabından paylaştığı mesajda, “Daha önce seçimlere itiraz eden bazı siyasi güçler şimdi de ulusal çoğunluk hükümeti için yargıya başvurdu. Hukukun konusu olduğu için bizden herhangi bir açıklama yapılmadı. Fakat onların adına çalışan bazılarının şiddete başvurması ve çoğunluk hükümeti yanlısı partilerin binalarını hedef alması aklın, dinin ve hukukun kabul etmeyeceği bir şeydir” ifadelerini kullandı.

Saldırının hedefi kazanımlar elde etmek
Bider, konuşmasının devamında, söz konusu silahlı grupların çabalarının siyasi ve güvenlik dengelerini altüst etmede ve siyasi sistemin içerisinde stres hali yaratmada -ki bu durum kartların yeniden dağıtılmasına ve Koordinasyon Grubu taraflarının Sadr’ın grubuna geçmesi de dahil olmak üzere siyasi yol haritalarının yeniden şekillenmesine yol açabilir- belki başarıya ulaşmış olabileceğini söyledi. Bider bu saldırıların aynı zamanda Sadr’ı herhangi bir ön şart belirlemeden Koordinasyon Grubu’na girmeye zorlama ihtimalinin de bulunduğunu belirtti.  
Sadr Hareketi lideri Mukteda es-Sadr, birçok münasebetle yaptığı konuşmada, Koordinasyon Grubu ile ittifak kurmak için bazı öncelikli şartlarının olduğunu belirtti. Sadr, bu şartlarını, “Nuri el-Maliki’nin yeni hükümette yer almaması, Haşdi Şabi’nin yeniden yapılandırılması, Şii silahlı yapıların elindeki silahlara el konulması ve Irak’ın bölgesel ve uluslararası çatışma sahası olarak kullanılmasına son verilmesi” şeklinde sıralıyor.  

Maliki ile uzlaşma
Bider, devletin Şii silahlı gruplara doğrudan müdahale etmemesi halinde bu grupların kendi iradelerini dayatabileceği hususunda uyararak, Sadr Hareketi, Sünni blok ve KDP’ye, mevcut gerilim haline son vermek ve önümüzdeki günlerde daha da büyümesi muhtemel yangını söndürmek için Koordinasyon Grubu içindeki “aklı başında taraflarla” ve özellikle de Nuri el-Maliki ile uzlaşma çağrısında bulundu.
Cumhurbaşkanı ve başbakanın seçilmesiyle ilgili Anayasa’nın belirlediği tarihlerin olduğunu ve bunların aşılmasının mümkün olmadığına dikkat çeken Bider, Kürt ve Şii cephedeki sorunların ve gerilimin Sünni cepheye de sıçrayabileceğini söyledi.
Kürdistan Yurtseverler Birliği’nin (KYB) mevcut Cumhurbaşkanı Berhem Salih’i ikinci kez aday gösterme ısrarı üzerine KDP’nin Eski Dışişleri ve Maliye Bakanı Hoşyar Zebari’yi cumhurbaşkanlığı koltuğuna aday göstermesi nedeniyle iki taraf arasındaki ilişkiler iyice gerildi. Zira KDP Salih’in adaylığını kabul etmiyor.
Bider, “Garma saldırısı, devlet kavramını sevmeyen, kaos yaratmaya ve çatışmayı uzatmaya çalışan taraflardan yapılan sadece bir uyarı. Çünkü Mukteda es-Sadr’ın kabul yeni yol haritası, göstericilerin katillerinin ve yolsuzluk yapanların yargılanmasını gerektiriyor. Bu durum, çok sayıda silahlı grubun komutanının nüfuzunu azaltır” dedi.

Meşruiyetin hedef alınması
Irak Stratejik Araştırmalar Merkezi Başkanı Gazi Faysal, Meclis Başkanı’nın konutunun hedef alınması, adaletin, meşruiyetin ve Anayasa’nın hedef alınması anlamına geldiğini dedi. Faysal Garma saldırısının failleri ile Başbakan Kazımi’nin konutuna ve askeri üslere saldıranların aynı tarafta yer aldıklarını ifade etti.
Faysal, konuşmasının devamında şu ifadeleri kullandı:
“Meclis Başkanı’nın evinin hedef alınması, adaletin, meşruiyetin ve Anayasa’nın hedef alındığı yönünde bir mesajdır. Federal Mahkeme bu Anayasa’ya dayanarak, direnişin meclis oturumunun meşruiyetine karşı açtığı davayı bozdu. Garma’da Halbusi’nin evinin hedef alınması örneği bize başka bir eğilimin olduğunu gösterdi o da adalet ve düzene inanmayan terör eğilimidir. Bu aşırı sağcı eğilimler sivil devlete inanmıyorlar. Onlar sadece toplumları yıkım ve tahribata götüren farklı geri kalmış bir kültüre inanırlar. Lübnan, Yemen, Libya ve Cezayir’de 13 yıl boyunca şiddete inanan terör örgütlerinin öncülük ettiği kanlı savaş gibi.”

Devletin güçleri
Faysal, Azim Koalisyonu ve Takaddum Partisi’nin birleşmesiyle kurulan Egemenlik Konseyi, KDP ve Meclis’te bağımsızlardan oluşan demokratik güçlere ek olarak Sadr Hareketi’nin, adaletin, dengenin ve ortaklığın olduğu demokratik, sivil ve anayasal bir devlete inandıklarını ve bu hususların aynı zamanda bir devlet inşası için hayati noktalar olduğunu kaydetti. Faysal diğer eğilimin sadece şiddete, teröre, güce, büyükelçiliklerini ve devlet kurumlarını bombalamaya inandıklarını ifade etti.
Enbar Valiliği Müsteşarı Aziz et-Tarmuz, ‘kötüler’ diye nitelediği kimselerin Enbar’ı hedef almasını beklediklerini söyledi. Tarmuz, güvenlik güçlerinin güvenlik açıklarını kapatmaya hazır olduğunu vurguladı.



Meşal: Hamas silahlarını bırakmayacak ve Gazze’de yabancı yönetimi kabul etmeyecek

Hamas liderlerinden Halid Meşal (Arşiv – Reuters)
Hamas liderlerinden Halid Meşal (Arşiv – Reuters)
TT

Meşal: Hamas silahlarını bırakmayacak ve Gazze’de yabancı yönetimi kabul etmeyecek

Hamas liderlerinden Halid Meşal (Arşiv – Reuters)
Hamas liderlerinden Halid Meşal (Arşiv – Reuters)

Hamas liderlerinden Halid Meşal bugün yaptığı açıklamada, Hamas’ın silahlarını bırakmayacağını ve Gazze Şeridi’nde ‘yabancı bir yönetimi’ kabul etmeyeceğini söyledi. Açıklama, ateşkes anlaşmasının, Hamas’ın silahsızlandırılmasını ve Gazze Şeridi’nin yönetimi için uluslararası bir komite kurulmasını öngören ikinci aşamasının başlamasının ardından geldi.

Hamas’ın yurt dışı sorumlusu ve eski Siyasi Büro Başkanı Meşal, 17. El Cezire Forumu’nda yaptığı konuşmada, “Direnişi, direnişin silahını ve direnişi gerçekleştirenleri suç saymak kabul edilemez” dedi.

Şarku’l Avsat’ın AFP’den aktardığına göre Meşal, “İşgal olduğu sürece direniş vardır. Direniş, işgal altındaki halkların bir hakkıdır; uluslararası hukukun, semavi dinlerin ve milletlerin hafızasının bir parçasıdır ve onunla gurur duyulur” ifadelerini kullandı.

İsrail ile Hamas arasında varılan ateşkes anlaşması, yıkıcı bir savaşın ardından, 10 Ekim’de yürürlüğe girdi. Anlaşma, Birleşmiş Milletler (BM) Güvenlik Konseyi tarafından da desteklenen bir ABD planına dayanıyor.

Anlaşmanın ilk aşaması, 7 Ekim 2023’ten bu yana Gazze Şeridi’nde tutulan rehineler ile İsrail hapishanelerindeki Filistinli mahkûmların takasını, çatışmaların durdurulmasını, İsrail’in Filistin topraklarındaki yerleşim alanlarından çekilmesini ve Gazze Şeridi’ne insani yardımların girişini öngörüyordu.

İkinci aşama ise 26 Ocak’ta Gazze Şeridi’nde son İsrailli rehinenin cansız bedeninin bulunmasının ardından başladı. Bu aşama, Hamas’ın silahsızlandırılmasını, Gazze Şeridi’nin yaklaşık yarısını kontrol eden İsrail ordusunun kademeli olarak çekilmesini ve Gazze’nin güvenliğinin sağlanmasına ve Filistinli polis birimlerinin eğitilmesine yardımcı olmayı amaçlayan uluslararası bir istikrar gücünün konuşlandırılmasını içeriyor.

Plan kapsamında, Gazze Şeridi’nin yönetimini denetlemek üzere ABD Başkanı Donald Trump’ın başkanlığında, çeşitli ülkelerden isimlerin yer aldığı Barış Konseyi oluşturuldu. Ayrıca, Gazze Şeridi’nin günlük işlerini yürütmek üzere Filistinli teknokratlardan oluşan bir komitenin kurulması öngörüldü.

Meşal, Barış Konseyi’ne Gazze Şeridi’nin yeniden inşasını ve yaklaşık 2 milyon 200 bin nüfuslu bölgeye insani yardımların akışını mümkün kılacak ‘dengeli bir yaklaşım’ benimseme çağrısında bulundu. Meşal, aynı zamanda Hamas’ın Filistin topraklarında herhangi bir yabancı yönetimi kabul etmeyeceğini yineledi.

Meşal sözlerini şöyle sürdürdü: “Ulusal sabitelerimize bağlıyız; vesayet mantığını, dış müdahaleyi ve manda yönetimini kabul etmiyoruz… Filistinlileri Filistinliler yönetir. Gazze, Gazze halkınındır; Filistin, Filistinlilerindir. Yabancı bir yönetimi kabul etmeyeceğiz.”

Meşal’e göre bu sorumluluk yalnızca Hamas’a değil, ‘tüm canlı unsurlarıyla Filistin halkının liderliğine’ aittir.

İsrail ve ABD, Hamas’ın silahsızlandırılması ve Gazze Şeridi’nin askerden arındırılmış bir bölge haline getirilmesi talebini sürdürüyor. Hamas ise silahlarını gelecekte kurulabilecek bir Filistin yönetimine devretme ihtimalinden söz ediyor.

İsrailli yetkililer, Hamas’ın Gazze Şeridi’nde yaklaşık 20 bin savaşçıya sahip olduğunu ve hareketin elinde yaklaşık 60 bin kalaşnikof tüfek bulunduğunu öne sürüyor.

Ateşkes anlaşmasında öngörülen uluslararası gücü hangi ülkelerin oluşturacağı ise henüz netlik kazanmış değil.


Libya’da Yüksek Yargı Konseyi, Anayasa Mahkemesi kararlarına karşı muhalefetini artırıyor

BM destekli Libya Yapısal Diyalogunun yönetişim ayağının sonuçlandırıldığı toplantıdan bir kare (UNSMIL)
BM destekli Libya Yapısal Diyalogunun yönetişim ayağının sonuçlandırıldığı toplantıdan bir kare (UNSMIL)
TT

Libya’da Yüksek Yargı Konseyi, Anayasa Mahkemesi kararlarına karşı muhalefetini artırıyor

BM destekli Libya Yapısal Diyalogunun yönetişim ayağının sonuçlandırıldığı toplantıdan bir kare (UNSMIL)
BM destekli Libya Yapısal Diyalogunun yönetişim ayağının sonuçlandırıldığı toplantıdan bir kare (UNSMIL)

Libya Yüksek Yargı Konseyi, Trablus'taki Yüksek Mahkeme Anayasa Dairesi'nin kararlarına karşı tavrını katılaştırarak, ‘yargıyı siyasallaştırma girişimlerine’ karşı sert bir uyarıda bulundu. Konsey, ‘bu hassas aşamada yargıya müdahale etme’ konusunda sert bir uyarıda bulundu. Ülke, yargıya da neredeyse ulaşan kronik siyasi ve askeri bölünmelerden mustarip durumda.

Yüksek Yargı Konseyi’nin bu tutumu, Anayasa Mahkemesi'nin Temsilciler Meclisi tarafından çıkarılan ve Yargı Sistemi Kanunu'nda değişiklikler içeren iki kanunu geçersiz kılma kararının ardından daha da belirginleşti. Bu durum, mevcut Yargı Yüksek Konseyi’nin kurulduğu anayasal dayanağın ortadan kalktığı ve bu kanundan kaynaklanan statüsünü kaybettiği anlamına geliyor. Dolayısıyla, önceki hükümlere uygun olarak yeniden oluşturulması gerekiyor.

Yüksek Yargı Konseyi tarafından cuma akşamı yapılan açıklamada ‘anayasal çevreden’ doğrudan bahsedilmeden yargı alanında yaşananlara, özellikle de bazılarının, kurumu zararlı bir kurum ile değiştirmek için anayasal olarak ilgili olduğunu düşündükleri araçları kullanarak yargının birliğini ve bağımsızlığını zayıflatma girişimlerine ilişkin duyulan üzüntü ifade edildi.

Konsey, bu kişilerin amacının, diğer tüm yetkileri elinden almak suretiyle, yalnızca siyasi ve dar bir kişisel çıkar olarak nitelendirilebilecek hedefleri gerçekleştirmek olduğunu değerlendirdi.

Yargının birliğini korumak, sorumlu davranmak ve ülkenin yararına hizmet etmek için, sonuçsuz kalacak bir fiili durum dayatmaya çalışanların devam eden uzlaşmaz tavırları karşısında bir süre en yüksek disiplin seviyesini uyguladığını da ekleyen Konsey, ülkenin tarihinde hassas ve tehlikeli bir dönemde, birliğin her zamankinden daha fazla ihtiyaç duyulduğu bir zamanda yargıya müdahale etme girişimlerine işaret etti.

fdbfb
Libya Temsilciler Meclisi'nin önceki bir oturumundan bir kare (Libya Temsilciler Meclisi)

Bu gerginlik, Temsilciler Meclisi ile (yargı otoritesini oluşturan üç sütundan biri olan) Devlet Konseyi arasındaki hukuki ve siyasi çatışmanın bir parçası olarak görülüyor. Bu çatışma, siyaset koridorlarından yargının kalbine taşınırken Temsilciler Meclisi, bazı yasal değişikliklerle Yüksek Yargı Konseyi'ni yeniden yapılandırarak yargı üzerinde daha fazla etki sahibi olmaya çalışıyor. Devlet Konseyi bu hamleyi yargının ‘siyasileştirilmesi’ olarak değerlendirdi.

Bu turda, Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreteri'nin Libya Özel Temsilcisi ve Libya'daki BM Destek Misyonu (UNSMIL) Başkanı Hanna Serwaa Tetteh, bu diyaloğun yeni bir hükümet seçmek için bir organ olmaktan ziyade, Libyalıların kendi ülkelerinin geleceği için kendileri tarafından formüle edilen pratik çözümler geliştirmek amacıyla yürütülen bir ‘Libyalılar arası’ süreç olduğunu teyit etti.

Seçim çerçevesine ilişkin görüşmeler de “6+6” komitesinin kuralları ve danışma komitesinin tavsiyeleri temelinde, mevcut farklılıkların altında yatan garantileri ve siyasi endişeleri anlamaya odaklanarak yürütüldü.

Katılımcı üyeler ise, görüşmelerin genel ilkelerden usul ayrıntılarına doğru ilerlediğini belirttiler. Komisyon Yönetim Kurulu'ndaki boş koltuk krizinin çözülmesinin, gelecekteki seçimlere olan güveni güçlendirmek ve seçimlerin itiraz edilmesini veya kesintiye uğramasını önlemek için temel bir unsur olduğunu vurguladılar.

ert6y
Önceki belediye seçim kampanyasından (Komisyon Yönetim Kurulu)

Turun sonunda üyeler, Berlin Süreci Siyasi Çalışma Grubu'nun büyükelçilerine ve temsilcilerine ana önerilerini sundular. Büyükelçiler ve temsilciler, sürecin mart ayında yeniden başlaması ve uzun vadeli istikrarı sağlayacak ulusal bir vizyon etrafında uzlaşma sağlanmaya devam edilmesi koşuluyla, UNSMIL tarafından kolaylaştırılan yol haritasına destek verdiklerini teyit ettiler.

Yapılandırılmış diyalogun yeni hükümetin seçimi konusunda kararlar alan bir organ olmadığını yineleyen USNMIL, devlet kurumlarını güçlendirmek amacıyla, seçimlere elverişli bir ortam yaratmak ve yönetişim, ekonomi ve güvenlik alanlarındaki en acil sorunları ele almak için pratik önerileri incelemekle ilgilendiğini belirtti. UNSMIL, bunun uzun vadeli çatışmanın nedenlerini ele almak için politika ve yasama önerilerini inceleyerek ve geliştirerek başarılacağının altını çizdi. Ayrıca, yapılandırılmış diyalogun istikrarın önünü açacak ulusal bir vizyon üzerinde uzlaşma sağlamayı amaçlayacağına da dikkati çekti.

Bu gelişme, cumartesi günü Tacura, Sayad ve el-Hashan belediyelerinde ve Tobruk'taki bir oy verme merkezinde, düzenli ve sakin bir atmosferde belediye meclisi seçimleri için oy kullanma işleminin başlamasıyla eş zamanlı gerçekleşti. Komisyon Yönetim Kurulu’nun ana operasyon odası, oy verme sürecinin disiplinli ve organize bir ortamda, önemli bir engel olmadan plana göre ilerlediğini belirtti.

Komisyon, 93 sandık merkezinden oluşan 43 merkezin tamamının açık olduğunu doğruladı. Bu tur, şeffaflığı artırmak ve her türlü sahtekarlık girişimini önlemek amacıyla Tacura belediyesinde elektronik doğrulama teknolojisi (parmak izi) kullanıldı.

u78ı9o
Huri, cumartesi günü belediye seçimlerinde bir oy verme merkezini ziyaret ederken (UNSMIL)

Öte yandan UNSMIL, sorumlu yerel yönetimin kurulmasına katkıda bulunmak için tüm kayıtlı seçmenleri oy kullanmaya çağırırken, misyonun başkan yardımcısı Stephanie Huri, Tacura'daki oy verme merkezlerini ziyaret ederek oy verme sürecini ve elektronik seçmen doğrulama sisteminin kullanımını yerinde gözlemledi.

Bu seçimler, oy vermeyi geciktiren bazı teknik ve hukuki engellerin aşılmasının ardından, Komisyonun ülke çapında belediye meclislerini seçme planını çerçevesinde gerçekleşirken söz konusu plan, son iki yılda uygulanan ve nihai sonuçların kabul edilmesi ve seçilmiş meclislerin oluşturulmasıyla sonuçlanan önceki aşamaların başarısının bir uzantısı olarak değerlendiriliyor.


Kasım, Hizbullah üzerindeki kontrolünü sıkılaştırıyor

Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)
Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)
TT

Kasım, Hizbullah üzerindeki kontrolünü sıkılaştırıyor

Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)
Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)

Hizbullah Genel Sekreteri Naim Kasım, örgütün idari kurumları üzerindeki kontrolünü sıkılaştırmaya çalışıyor. Bu yüzden söz konusu kurumlara, eski Genel Sekreter Hasan Nasrallah'ın liderliği döneminde marjinalleştirilen yakın arkadaşları ve din adamı olmayan politikacıları getirdi.

Şarku’l Avsat’a konuşan kaynaklara göre yapılan en önemli değişiklikler arasında, eski bakan ve milletvekili Muhammed Fneyş’in Hizbullah’ın ‘hükümeti’ olarak kabul edilen yürütme organının başına geçmesi, milletvekili ve parlamento grubu başkanı Muhammed Raad'ın ise genel sekreter yardımcılığına atanmasının bekleniyor.

Kaynaklar, Kasım'ın, daha önce partinin yürütme organının sorumluluğunda olan ayrıntılara girmeden liderliği elinde tutan genel sekreterlik ile örgütün tüm kurumlarını birbirine bağlayarak Hizbullah’ı kontrol etmeye çalıştığına işaret etti.

Öte yandan, Başbakan Nevaf Selam, çok sayıda kişinin İsrail'in tekrarlanan saldırılarının ardından halen yeniden inşa edilmesini beklediği güney bölgesine tarihi bir ziyaret başlattı. Başbakan Selam'ın, Hizbullah tarafından kendisine karşı başlatılan ihanet kampanyasına rağmen tüm köylerde sıcak bir şekilde karşılanması dikkati çekti.