Mısır ve Senegal terörle mücadelede işbirliğini görüştü

Sisi ve Macky Sall Nahda Barajı’nı istişare etme konusunda mutabık kaldı.

Mısır Cumhurbaşkanı ve Senegalli mevkidaşı basın toplantısında konuşuyor (Mısır Cumhurbaşkanlığı)
Mısır Cumhurbaşkanı ve Senegalli mevkidaşı basın toplantısında konuşuyor (Mısır Cumhurbaşkanlığı)
TT

Mısır ve Senegal terörle mücadelede işbirliğini görüştü

Mısır Cumhurbaşkanı ve Senegalli mevkidaşı basın toplantısında konuşuyor (Mısır Cumhurbaşkanlığı)
Mısır Cumhurbaşkanı ve Senegalli mevkidaşı basın toplantısında konuşuyor (Mısır Cumhurbaşkanlığı)

Mısır ve Senegal “Nahda Barajı meselesine ilişkin gelişmelerde koordinasyon ve istişare olması ve terörle mücadele alanındaki işbirliğinin güçlendirilmesi” hususlarında mutabık kaldı. Bu mutabakat, Mısır Cumhurbaşkanı Abdulfettah es-Sisi’nin Senegalli mevkidaşı Macky Sall ile görüşmesi kapsamında geldi. Mısır tarafının açıklamasına göre Sisi ve Sall görüşmede “ikili ilişkileri ve bölgesel gelişmeleri” ele aldı.
Sisi ve Sall dün Mısır’ın başkenti Kahire’deki El-İttihadiye Cumhurbaşkanlığı Sarayı'nda bir araya geldi. Mısır Cumhurbaşkanlığı’ndan yapılan açıklamaya göre Sisi, görüşmede, “özellikle Senegal’in Batı Afrika bölgesindeki rolünün öneminin ışığında bölgesel güvenlik meselelere ile Afrika kıtasında barış ve istikrarın sağlanmasıyla ilgili entegre çalışmaya daha fazla koordinasyon ve işbirliği olarak yansıyacak şekilde iki ülke arasında sürdürülebilir ortaklık kurulması amacıyla ülkesinin Senegal ile çeşitli alanlarda ilişkileri güçlendirme ve stratejik işbirliğini pekiştirme konusundaki istekliliğini” vurguladı.
Karşılıklı ticaret ve Mısır'ın çeşitli alanlardaki yatırımları başta olmak üzere iki ülke arasında ikili işbirliği projelerinin geliştirilmesine yönelik çalışmaların sürdürülmesinin önemine dikkat çeken Cumhurbaşkanı Sisi, Mısır’ın Afrika kıtasındaki beşeri kaynaklara yatırım yapmanın önemine duyduğu güven kapsamında iki ülke arasında kapasite oluşturma alanında artan işbirliğinin yanı sıra Senegal ile siyasi, ekonomik, güvenlik ve kültürel düzeylerde sahip olduğu mevcut ilişkilerden övgüyle söz etti.
İki liderin görüşmeleri kapsamında Nahda Barajı başta olmak üzere diğer bölgesel meseleler de ele alındı. İki taraf, özellikle Senegal’in Afrika Birliği’nin bu yılki dönem başkanlığını teslim alma tarihinin yakınlaşması ışığında bu bağlamdaki gelişmeleri takip etmek için ortak koordinasyon ve yakın istişarenin güçlendirilmesi konusunda mutabık kaldı.
Senegalli mevkidaşıyla düzenlediği ortak basın toplantısında konuşan Sisi, Mısır’ın, Nil Nehri’nin işbirliği ve kalkınmanın kaynağı ve Nil havzasındaki ülkelerin halklarını birleştiren hayat damarları olmasına dayalı vizyonunu sunarak, uluslararası hukuk kurallarına ve Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nin konuyla ilgili kararlarına dayalı olarak uygun bir zamanda ve tek taraflı her türlü uygulamalardan kaçınarak Nahda Barajı’nın doldurulmasını ve işletilmesini düzenleyen yasal, dengeli ve bağlayıcı bir anlaşmaya varılmasının önemini vurguladı.

Sisi, Mısır’ın Senegal Cumhurbaşkanı’nı desteklediğini ifade etti
Mısır’ın, Afrika Birliği Başkanlığı sürecinde Senegal Cumhurbaşkanı’nı destekleyeceğini ifade eden Sisi, Cumhurbaşkanı Sall’ın, ortak Afrika eylemi için bilge liderliğine ve başta koronavirüs yayılımını sınırlandırmaya dönük çabaları güçlendirme, radikalizm ve terörizm tehlikesini ortadan kaldırma ve kıta devletleri arasında ekonomi ve ticari entegrasyonu aktifleştirme olmak üzere çok sayıda zorluklarla karşılaşılan bu dönemde kıtayı yönetme başarısına güvendiğini ifade etti.
Sisi ve Sall ayrıca önümüzdeki dönemde Sahel bölgesinde terörle mücadele alanında iki ülke arasındaki işbirliğini güçlendirme ve terör örgütleriyle mücadele için bölgedeki ulusal askeri güçlerin kapasitelerini artırma yollarını görüştü. Mısır Cumhurbaşkanı ülkesinin, terör örgütlerinin büyümesi ve yayılması nedeniyle sofistike gelişmelere ve zorluklara tanık olan Afrika Sahel bölgesinin yanı sıra Doğu Afrika ve Afrika Boynuzu da dahil olmak üzere kıtada barış ve güvenliği güçlendirmeye ve istikrarı sağlamaya önem verdiğine dikkat çekti. Sisi, Kahire’nin Mısır’ın terörü ortadan kaldırma yolunda çağırdığı ılımlı İslam değerlerinin yüceltilmesi için rehabilitasyon programları sağlayarak ve ilgili birimler ile aynı zamanda köklü dini kurumları aracılığıyla bir kapasite oluşturarak Afrika’nın terörle ve radikal fikirlerle mücadelesine destek vermeye hazır olduğunu belirtti.
Mısır Cumhurbaşkanlığı’nın açıklamasına göre Senegal Cumhurbaşkanı Sall, ülkesinin Mısır ile olan tarihi ayrıcalıklı ilişkileri takdir ettiğini ve bu ilişkileri ticari ve ekonomi işbirliği başta olmak üzere iki ülke arasındaki siyasi ilişkilerin derinliğine ve temayüzüne yakışır şekilde çeşitli alanlarda geliştirmek istediğini ifade etti. Sall, ülkesinin, ortak Afrika eylemini güçlendirme ve özellikle Senegal'in yaklaşan yıllık Afrika Zirvesi sırasında Afrika Birliği başkanlığını üstlenecek olmasının ışığında Afrika Birliği'ne liderlik etme konusunda Mısır'ın çabalarından, deneyiminden ve vizyonundan yararlanma isteğini dile getirdi. Genel anlamda Afrika Birliği ve özelde Sahel ve Doğu Afrika’nın birbiri ardına gelen ve artan zorluklarla karşı karşıya olduğunu belirten Sall, bu durumun Mısır ve merkezi bir ağırlığa sahip olan liderliğiyle işbirliği ve koordinasyonu güçlendirmeyi gerektirdiğini kaydetti. Söz konusu merkezi ağırlığın bölgede ve kıtada barış ve güvenliğin güçlendirilmesinde ve aynı zamanda Mısır’ın bölgesel istikrarı sağlamayı hedefleyen pozisyonlarında kendini gösterdiğini söyleyen Sall, bu pozisyonların kıtadaki farklı ülkelere çeşitli alanlarda büyük yardımlar şeklinde sürekli olarak yansıdığını ifade etti.
Mısır Cumhurbaşkanlığı’nın açıklamasına göre Sisi ve Sall, iki ülke arasındaki elektrik, yenilenebilir enerji, tarihi eser ve kültür alanlarında işbirliği anlaşmaları ve mutabakat muhtıralarının imza törenine katıldı.
Koronavirüs salgınının Afrika kıtası üzerindeki etkisine değinen Sisi, Afrika ülkelerinin ekonomik ve kalkınma faaliyetine dönmesine imkan sağlayacak şekilde tüm Afrika ülkelerinde aşıların uygulanması çabalarını, aşı endüstrisini kıtada yerelleştirme ve salgının kötü etkilerini sınırlandırma çalışmalarının ikiye katlanmasının önemini vurguladı. Afrika’nın dünyada iklim değişikliğinden olumsuz yönde en çok etkilenen bölgelerden biri kabul edildiğine işaret eden Sisi, Mısır’ın, Afrika kıtası ülkelerinin iklim değişikliğiyle ilgili beklenti ve önceliklerinin dile getirileceği bir sonraki iklim zirvesine başkanlık yapma niyetinde olduğunu dile getirdi.



Meşal: Hamas silahlarını bırakmayacak ve Gazze’de yabancı yönetimi kabul etmeyecek

Hamas liderlerinden Halid Meşal (Arşiv – Reuters)
Hamas liderlerinden Halid Meşal (Arşiv – Reuters)
TT

Meşal: Hamas silahlarını bırakmayacak ve Gazze’de yabancı yönetimi kabul etmeyecek

Hamas liderlerinden Halid Meşal (Arşiv – Reuters)
Hamas liderlerinden Halid Meşal (Arşiv – Reuters)

Hamas liderlerinden Halid Meşal bugün yaptığı açıklamada, Hamas’ın silahlarını bırakmayacağını ve Gazze Şeridi’nde ‘yabancı bir yönetimi’ kabul etmeyeceğini söyledi. Açıklama, ateşkes anlaşmasının, Hamas’ın silahsızlandırılmasını ve Gazze Şeridi’nin yönetimi için uluslararası bir komite kurulmasını öngören ikinci aşamasının başlamasının ardından geldi.

Hamas’ın yurt dışı sorumlusu ve eski Siyasi Büro Başkanı Meşal, 17. El Cezire Forumu’nda yaptığı konuşmada, “Direnişi, direnişin silahını ve direnişi gerçekleştirenleri suç saymak kabul edilemez” dedi.

Şarku’l Avsat’ın AFP’den aktardığına göre Meşal, “İşgal olduğu sürece direniş vardır. Direniş, işgal altındaki halkların bir hakkıdır; uluslararası hukukun, semavi dinlerin ve milletlerin hafızasının bir parçasıdır ve onunla gurur duyulur” ifadelerini kullandı.

İsrail ile Hamas arasında varılan ateşkes anlaşması, yıkıcı bir savaşın ardından, 10 Ekim’de yürürlüğe girdi. Anlaşma, Birleşmiş Milletler (BM) Güvenlik Konseyi tarafından da desteklenen bir ABD planına dayanıyor.

Anlaşmanın ilk aşaması, 7 Ekim 2023’ten bu yana Gazze Şeridi’nde tutulan rehineler ile İsrail hapishanelerindeki Filistinli mahkûmların takasını, çatışmaların durdurulmasını, İsrail’in Filistin topraklarındaki yerleşim alanlarından çekilmesini ve Gazze Şeridi’ne insani yardımların girişini öngörüyordu.

İkinci aşama ise 26 Ocak’ta Gazze Şeridi’nde son İsrailli rehinenin cansız bedeninin bulunmasının ardından başladı. Bu aşama, Hamas’ın silahsızlandırılmasını, Gazze Şeridi’nin yaklaşık yarısını kontrol eden İsrail ordusunun kademeli olarak çekilmesini ve Gazze’nin güvenliğinin sağlanmasına ve Filistinli polis birimlerinin eğitilmesine yardımcı olmayı amaçlayan uluslararası bir istikrar gücünün konuşlandırılmasını içeriyor.

Plan kapsamında, Gazze Şeridi’nin yönetimini denetlemek üzere ABD Başkanı Donald Trump’ın başkanlığında, çeşitli ülkelerden isimlerin yer aldığı Barış Konseyi oluşturuldu. Ayrıca, Gazze Şeridi’nin günlük işlerini yürütmek üzere Filistinli teknokratlardan oluşan bir komitenin kurulması öngörüldü.

Meşal, Barış Konseyi’ne Gazze Şeridi’nin yeniden inşasını ve yaklaşık 2 milyon 200 bin nüfuslu bölgeye insani yardımların akışını mümkün kılacak ‘dengeli bir yaklaşım’ benimseme çağrısında bulundu. Meşal, aynı zamanda Hamas’ın Filistin topraklarında herhangi bir yabancı yönetimi kabul etmeyeceğini yineledi.

Meşal sözlerini şöyle sürdürdü: “Ulusal sabitelerimize bağlıyız; vesayet mantığını, dış müdahaleyi ve manda yönetimini kabul etmiyoruz… Filistinlileri Filistinliler yönetir. Gazze, Gazze halkınındır; Filistin, Filistinlilerindir. Yabancı bir yönetimi kabul etmeyeceğiz.”

Meşal’e göre bu sorumluluk yalnızca Hamas’a değil, ‘tüm canlı unsurlarıyla Filistin halkının liderliğine’ aittir.

İsrail ve ABD, Hamas’ın silahsızlandırılması ve Gazze Şeridi’nin askerden arındırılmış bir bölge haline getirilmesi talebini sürdürüyor. Hamas ise silahlarını gelecekte kurulabilecek bir Filistin yönetimine devretme ihtimalinden söz ediyor.

İsrailli yetkililer, Hamas’ın Gazze Şeridi’nde yaklaşık 20 bin savaşçıya sahip olduğunu ve hareketin elinde yaklaşık 60 bin kalaşnikof tüfek bulunduğunu öne sürüyor.

Ateşkes anlaşmasında öngörülen uluslararası gücü hangi ülkelerin oluşturacağı ise henüz netlik kazanmış değil.


Libya’da Yüksek Yargı Konseyi, Anayasa Mahkemesi kararlarına karşı muhalefetini artırıyor

BM destekli Libya Yapısal Diyalogunun yönetişim ayağının sonuçlandırıldığı toplantıdan bir kare (UNSMIL)
BM destekli Libya Yapısal Diyalogunun yönetişim ayağının sonuçlandırıldığı toplantıdan bir kare (UNSMIL)
TT

Libya’da Yüksek Yargı Konseyi, Anayasa Mahkemesi kararlarına karşı muhalefetini artırıyor

BM destekli Libya Yapısal Diyalogunun yönetişim ayağının sonuçlandırıldığı toplantıdan bir kare (UNSMIL)
BM destekli Libya Yapısal Diyalogunun yönetişim ayağının sonuçlandırıldığı toplantıdan bir kare (UNSMIL)

Libya Yüksek Yargı Konseyi, Trablus'taki Yüksek Mahkeme Anayasa Dairesi'nin kararlarına karşı tavrını katılaştırarak, ‘yargıyı siyasallaştırma girişimlerine’ karşı sert bir uyarıda bulundu. Konsey, ‘bu hassas aşamada yargıya müdahale etme’ konusunda sert bir uyarıda bulundu. Ülke, yargıya da neredeyse ulaşan kronik siyasi ve askeri bölünmelerden mustarip durumda.

Yüksek Yargı Konseyi’nin bu tutumu, Anayasa Mahkemesi'nin Temsilciler Meclisi tarafından çıkarılan ve Yargı Sistemi Kanunu'nda değişiklikler içeren iki kanunu geçersiz kılma kararının ardından daha da belirginleşti. Bu durum, mevcut Yargı Yüksek Konseyi’nin kurulduğu anayasal dayanağın ortadan kalktığı ve bu kanundan kaynaklanan statüsünü kaybettiği anlamına geliyor. Dolayısıyla, önceki hükümlere uygun olarak yeniden oluşturulması gerekiyor.

Yüksek Yargı Konseyi tarafından cuma akşamı yapılan açıklamada ‘anayasal çevreden’ doğrudan bahsedilmeden yargı alanında yaşananlara, özellikle de bazılarının, kurumu zararlı bir kurum ile değiştirmek için anayasal olarak ilgili olduğunu düşündükleri araçları kullanarak yargının birliğini ve bağımsızlığını zayıflatma girişimlerine ilişkin duyulan üzüntü ifade edildi.

Konsey, bu kişilerin amacının, diğer tüm yetkileri elinden almak suretiyle, yalnızca siyasi ve dar bir kişisel çıkar olarak nitelendirilebilecek hedefleri gerçekleştirmek olduğunu değerlendirdi.

Yargının birliğini korumak, sorumlu davranmak ve ülkenin yararına hizmet etmek için, sonuçsuz kalacak bir fiili durum dayatmaya çalışanların devam eden uzlaşmaz tavırları karşısında bir süre en yüksek disiplin seviyesini uyguladığını da ekleyen Konsey, ülkenin tarihinde hassas ve tehlikeli bir dönemde, birliğin her zamankinden daha fazla ihtiyaç duyulduğu bir zamanda yargıya müdahale etme girişimlerine işaret etti.

fdbfb
Libya Temsilciler Meclisi'nin önceki bir oturumundan bir kare (Libya Temsilciler Meclisi)

Bu gerginlik, Temsilciler Meclisi ile (yargı otoritesini oluşturan üç sütundan biri olan) Devlet Konseyi arasındaki hukuki ve siyasi çatışmanın bir parçası olarak görülüyor. Bu çatışma, siyaset koridorlarından yargının kalbine taşınırken Temsilciler Meclisi, bazı yasal değişikliklerle Yüksek Yargı Konseyi'ni yeniden yapılandırarak yargı üzerinde daha fazla etki sahibi olmaya çalışıyor. Devlet Konseyi bu hamleyi yargının ‘siyasileştirilmesi’ olarak değerlendirdi.

Bu turda, Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreteri'nin Libya Özel Temsilcisi ve Libya'daki BM Destek Misyonu (UNSMIL) Başkanı Hanna Serwaa Tetteh, bu diyaloğun yeni bir hükümet seçmek için bir organ olmaktan ziyade, Libyalıların kendi ülkelerinin geleceği için kendileri tarafından formüle edilen pratik çözümler geliştirmek amacıyla yürütülen bir ‘Libyalılar arası’ süreç olduğunu teyit etti.

Seçim çerçevesine ilişkin görüşmeler de “6+6” komitesinin kuralları ve danışma komitesinin tavsiyeleri temelinde, mevcut farklılıkların altında yatan garantileri ve siyasi endişeleri anlamaya odaklanarak yürütüldü.

Katılımcı üyeler ise, görüşmelerin genel ilkelerden usul ayrıntılarına doğru ilerlediğini belirttiler. Komisyon Yönetim Kurulu'ndaki boş koltuk krizinin çözülmesinin, gelecekteki seçimlere olan güveni güçlendirmek ve seçimlerin itiraz edilmesini veya kesintiye uğramasını önlemek için temel bir unsur olduğunu vurguladılar.

ert6y
Önceki belediye seçim kampanyasından (Komisyon Yönetim Kurulu)

Turun sonunda üyeler, Berlin Süreci Siyasi Çalışma Grubu'nun büyükelçilerine ve temsilcilerine ana önerilerini sundular. Büyükelçiler ve temsilciler, sürecin mart ayında yeniden başlaması ve uzun vadeli istikrarı sağlayacak ulusal bir vizyon etrafında uzlaşma sağlanmaya devam edilmesi koşuluyla, UNSMIL tarafından kolaylaştırılan yol haritasına destek verdiklerini teyit ettiler.

Yapılandırılmış diyalogun yeni hükümetin seçimi konusunda kararlar alan bir organ olmadığını yineleyen USNMIL, devlet kurumlarını güçlendirmek amacıyla, seçimlere elverişli bir ortam yaratmak ve yönetişim, ekonomi ve güvenlik alanlarındaki en acil sorunları ele almak için pratik önerileri incelemekle ilgilendiğini belirtti. UNSMIL, bunun uzun vadeli çatışmanın nedenlerini ele almak için politika ve yasama önerilerini inceleyerek ve geliştirerek başarılacağının altını çizdi. Ayrıca, yapılandırılmış diyalogun istikrarın önünü açacak ulusal bir vizyon üzerinde uzlaşma sağlamayı amaçlayacağına da dikkati çekti.

Bu gelişme, cumartesi günü Tacura, Sayad ve el-Hashan belediyelerinde ve Tobruk'taki bir oy verme merkezinde, düzenli ve sakin bir atmosferde belediye meclisi seçimleri için oy kullanma işleminin başlamasıyla eş zamanlı gerçekleşti. Komisyon Yönetim Kurulu’nun ana operasyon odası, oy verme sürecinin disiplinli ve organize bir ortamda, önemli bir engel olmadan plana göre ilerlediğini belirtti.

Komisyon, 93 sandık merkezinden oluşan 43 merkezin tamamının açık olduğunu doğruladı. Bu tur, şeffaflığı artırmak ve her türlü sahtekarlık girişimini önlemek amacıyla Tacura belediyesinde elektronik doğrulama teknolojisi (parmak izi) kullanıldı.

u78ı9o
Huri, cumartesi günü belediye seçimlerinde bir oy verme merkezini ziyaret ederken (UNSMIL)

Öte yandan UNSMIL, sorumlu yerel yönetimin kurulmasına katkıda bulunmak için tüm kayıtlı seçmenleri oy kullanmaya çağırırken, misyonun başkan yardımcısı Stephanie Huri, Tacura'daki oy verme merkezlerini ziyaret ederek oy verme sürecini ve elektronik seçmen doğrulama sisteminin kullanımını yerinde gözlemledi.

Bu seçimler, oy vermeyi geciktiren bazı teknik ve hukuki engellerin aşılmasının ardından, Komisyonun ülke çapında belediye meclislerini seçme planını çerçevesinde gerçekleşirken söz konusu plan, son iki yılda uygulanan ve nihai sonuçların kabul edilmesi ve seçilmiş meclislerin oluşturulmasıyla sonuçlanan önceki aşamaların başarısının bir uzantısı olarak değerlendiriliyor.


Kasım, Hizbullah üzerindeki kontrolünü sıkılaştırıyor

Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)
Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)
TT

Kasım, Hizbullah üzerindeki kontrolünü sıkılaştırıyor

Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)
Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)

Hizbullah Genel Sekreteri Naim Kasım, örgütün idari kurumları üzerindeki kontrolünü sıkılaştırmaya çalışıyor. Bu yüzden söz konusu kurumlara, eski Genel Sekreter Hasan Nasrallah'ın liderliği döneminde marjinalleştirilen yakın arkadaşları ve din adamı olmayan politikacıları getirdi.

Şarku’l Avsat’a konuşan kaynaklara göre yapılan en önemli değişiklikler arasında, eski bakan ve milletvekili Muhammed Fneyş’in Hizbullah’ın ‘hükümeti’ olarak kabul edilen yürütme organının başına geçmesi, milletvekili ve parlamento grubu başkanı Muhammed Raad'ın ise genel sekreter yardımcılığına atanmasının bekleniyor.

Kaynaklar, Kasım'ın, daha önce partinin yürütme organının sorumluluğunda olan ayrıntılara girmeden liderliği elinde tutan genel sekreterlik ile örgütün tüm kurumlarını birbirine bağlayarak Hizbullah’ı kontrol etmeye çalıştığına işaret etti.

Öte yandan, Başbakan Nevaf Selam, çok sayıda kişinin İsrail'in tekrarlanan saldırılarının ardından halen yeniden inşa edilmesini beklediği güney bölgesine tarihi bir ziyaret başlattı. Başbakan Selam'ın, Hizbullah tarafından kendisine karşı başlatılan ihanet kampanyasına rağmen tüm köylerde sıcak bir şekilde karşılanması dikkati çekti.