ABD: Nükleer anlaşma İran’ın alacağı ‘siyasi karara’ bağlı

Balistik füzeler ve bölgenin güvenliğini istikrarsızlaştıran gruplar üzerindeki kısıtlamaları içermiyor

Dün Tahran'da Humeyni'nin sürgünden dönüşünün 43. yıldönümü vesilesiyle bilboardlara asılan Humeyni’nin fotoğrafının önünden geçen İranlılar (EPA)
Dün Tahran'da Humeyni'nin sürgünden dönüşünün 43. yıldönümü vesilesiyle bilboardlara asılan Humeyni’nin fotoğrafının önünden geçen İranlılar (EPA)
TT

ABD: Nükleer anlaşma İran’ın alacağı ‘siyasi karara’ bağlı

Dün Tahran'da Humeyni'nin sürgünden dönüşünün 43. yıldönümü vesilesiyle bilboardlara asılan Humeyni’nin fotoğrafının önünden geçen İranlılar (EPA)
Dün Tahran'da Humeyni'nin sürgünden dönüşünün 43. yıldönümü vesilesiyle bilboardlara asılan Humeyni’nin fotoğrafının önünden geçen İranlılar (EPA)

ABD’li yetkililer, İran ve ABD’nin yeniden nükleer anlaşmanın yükümlülüklerine uymalarını sağlamayı amaçlayan Avusturya’nın başkenti Viyana’daki müzakerelerin tamamlanmak üzere olduğunu açıkladılar. Yetkililer, aylarca süren müzakerelerin ardından anlaşmanın canlandırılmasının artık, İran’a nükleer programı nedeniyle uygulanan yaptırımların kaldırılması karşılığında nükleer anlaşmadaki taahhütlerine yönelik ihlallerinden geri adım atması gereken Tahran'ın ‘siyasi kararına’ bağlı olduğunu vurguladılar.
ABD Başkanı Joe Biden’ın yönetimindeki yetkililerden gelen bu açıklamalar, resmi adı Kapsamlı Ortak Eylem Planı (KOEP) olan 2015 tarihli nükleer anlaşmanın tarafları Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'nin (BMGK) daimi üyelerinden oluşan ‘P5+1 grubu’ (ABD, Rusya, Çin, Fransa ve İngiltere ile Almanya) ve İran arasında müzakerelerin devam ettiğini gösteriyor. Ayrıca ABD, İngiltere, Fransa, Rusya, Çin ve İran ile Almanya, eski ABD Başkanı Donald Trump'ın nükleer anlaşmadan tek taraflı olarak çekilme kararının ve ardından İran’ın nükleer anlaşmadaki taahhütlerini ihlal etmesinin üzerinden dört yıl geçtikten sonra, Washington ve Tahran’ın nükleer anlaşmaya yeniden tam olarak uymaya başlamaları için atmaları gereken adımlara ilişkin müzakerelerin teknik kısmını tamamladıklarını, Biden yönetiminin anlaşmaya dönüş için siyasi bir karar aldığını ve Tahran'dan İran’ın Dini Lideri Ali Hamaney'in alacağına inanılan benzer bir kararın alınmasını beklediğini ortaya koyuyor.
ABD merkezli New York Times (NYT) gazetesi, yeni anlaşmanın bazı Demokratların ve hemen hemen tüm Cumhuriyetçilerin taleplerinin aksine ne İran'ın balistik füze geliştirme ve üretme kabiliyetini sınırlandıracağını ne de Yemen'de Husi milislerine, Lübnan'da Hizbullah'a, Irak'ta Asaib Ehl-i Hak’ ve bölgeyi istikrarsızlaştıran diğer gruplara işaret ederek Ortadoğu'daki ‘terörist gruplara ve vekil güçlere verdiği desteği durduracağını bildirdi.
NYT, ABD Senatosu için bu yıl İran ile yapılacak herhangi yeni bir anlaşmanın ‘ara seçimlerde bir seçim malzemesi’ olmasını bekliyor. Eski ABD Başkanı Trump, ‘şu ana kadar yapılmış en kötü anlaşma’ olarak nitelediği nükleer anlaşmadan çıktığında, Tahran'ın Suriye rejimine verdiği desteği ve terörist grupları finanse etmesini durdurmanın yanı sıra füze denemelerini de içeren ‘daha iyi şartlardaki’ bir anlaşmaya ulaşmak için Tahran'ı yeni müzakereler için masaya oturmaya zorlama sözü vermişti.
Buna karşın mevcut ABD Başkan Biden, seçim kampanyası sırasında verdiği İran'ın nükleer programına yönelik kısıtlamalar da dahil olmak üzere nükleer anlaşmayı canlandırma ve Trump'ın 2018 yılında İngiltere, Fransa, Almanya ve Avrupa Birliği (AB) ile anlaşmazlıklara yol açan tek taraflı olarak anlaşmadan çekilme kararını bozma sözünü yerine getirecek. ABD Dışişleri Bakanlığı’ndan üst düzey bir yetkilinin Şarku'l Avsat'ın da katıldığı basın toplantısında yaptığı açıklamalara göre anlaşmayı yeniden canlandırmak, Demokrat Parti için önemli siyasi riskler getirse de Biden, ‘bu hedefe ulaşmak için gerekli siyasi kararları almaya’ hazır.

ABD'li yetkili, sözlerini şöyle sürdürdü:
“En önemli siyasi kararlardan bazılarının tüm taraflarca alınması gereken bir noktaya geldiğimize inanıyorum. Eğer hedefimiz hızlı bir şekilde bir anlaşmaya varmaksa, herhangi bir müzakere sürecinde bunu yapmanın en iyi yolu, en fazla risk altında olan tarafların doğrudan görüşmesidir. İran bizimle görüşmeye hazırsa biz de İran'la görüşmeye hazırız. İki tarafın doğrudan müzakerelerde bulunmaması, kısa süre bir süre kalması ve alınması gereken kararların önemi düşünüldüğünde büyük bir talihsizlik olacak. Top artık İran'ın sahasında.”
ABD Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Ned Price ise yaptığı açıklamada, ‘anlaşmaya varılması için sadece birkaç hafta kaldığını ve görüşmeler başarısız olursa Washington'ın Tahran üzerindeki ekonomik ve diplomatik baskıyı artıracağını’ doğruladı. İran'daki ABD vatandaşı olan tutukluların durumuna değinen Price, “Serbest bırakılmaları Viyana’daki müzakerelerde başlıca önceliklerimizden biri” dedi.
ABD'li yetkililer yeni anlaşmayla ilgili ayrıntı vermekten kaçındılar. Ancak eski anlaşmanın canlandırılması, İran'ın nükleer programına getirilen tüm kısıtlamaların 2030 yılında sona ereceği, yani ABD Dışişleri Bakanı Antony Blinken'ın İranlı yetkililerin bu fikri reddetmeleri nedeniyle ‘daha uzun süreli ve daha güçlü’ bir anlaşmaya varamayacağı anlamına geliyor. Öte yandan İran’ın müzakere heyeti, ABD'nin anlaşmadan bir daha tek taraflı olarak çıkmayacağına dair yazılı garanti istese de ABD’nin müzakere heyeti, Biden'ın bu tür garantileri sağlayamayacağını vurguladılar.
İran, 2015 yılında nükleer anlaşmanın imzalanmasından önce sahip olduğu zenginleştirilmiş uranyumu biriktirmemiş olsa da uranyum zenginleştirme oranını yüzde 60'a çıkarmak için bir takım teknik adımlar attı. Bu İran’ın nükleer silah üretmek için kullanılan yüzde 90 oranında zenginleştirilmiş uranyuma en yakın olarak elde ettiği orandır. Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı (UAEA) Başkanı Rafael Grossi, ‘herhangi bir ülkenin yüzde 60 oranında uranyum zenginleştirmesinin oldukça tehlikeli’ olduğunu belirterek, “Sadece nükleer bomba üreten ülkeler bu seviyeye ulaşıyor” dedi.
Tahran'ın yüzde 60 oranında zenginleştirilmiş uranyum stokunu geçmişte olduğu gibi Rusya'ya mı yoksa başka bir ülkeye mi göndereceği bilinmiyor. Ayrıca İsrail'in, İran'daki nükleer tesislerin bazılarını havaya uçuran ve ABD ve İsrail istihbarat servislerinin İran'ın askeri nükleer programının babası olduğuna inandıkları bilim adamı Muhsin Fahrizade’nin öldüren çeşitli sabotaj saldırıları gerçekleştirdiği göz önüne alındığında, herhangi bir yeni anlaşmaya nasıl yanıt vereceği de henüz kestirilemiyor.
NYT'nin müzakereleri yakından takip eden iki kaynaktan bilgilerin aktarıldığı haberine göre ABD ve İran, yaptırımları ihlal ettikleri için mahkum edilen İranlıların karşılığında dört ABD vatandaşını serbest bırakılmasını öngören bir mahkum takası anlaşmasının eşiğinde gibi görünüyorlar. ABD Dışişleri Bakanlığı’ndan üst düzey yetkili, ABD’li tutukluları serbest bırakmadığı takdirde İran'la bir anlaşmaya varmayı düşünmeyeceklerini söyledi.



Amerikan ordusu için üretilen mermiler, Meksika’daki kartellerin eline geçiyor

Meksika hükümeti, Amerikan malı silahların ülkeye kaçak yollardan girişini engellemek isityor (Reuters)
Meksika hükümeti, Amerikan malı silahların ülkeye kaçak yollardan girişini engellemek isityor (Reuters)
TT

Amerikan ordusu için üretilen mermiler, Meksika’daki kartellerin eline geçiyor

Meksika hükümeti, Amerikan malı silahların ülkeye kaçak yollardan girişini engellemek isityor (Reuters)
Meksika hükümeti, Amerikan malı silahların ülkeye kaçak yollardan girişini engellemek isityor (Reuters)

Meksika'da kartellerin kullandığı mermilerin neredeyse yarısının, ABD ordusuna mühimmat üreten fabrikada yapıldığı tespit edildi.

Meksika Savunma Bakanı General Ricardo Trevilla Trejo, salı günkü açıklamasında, 2012'den bu yana yaklaşık 137 bin adet .50 kalibrelik merminin ele geçirildiğini söyledi. 

Uyuşturucu çeteleri tarafından kullanılan bu mermilerin yüzde 47'sinin, ABD'nin Missouri eyaletinde yer alan Lake City Ordu Mühimmat Fabrikası'nda üretildiğini bildirdi.

New York Times'ın haberine göre sözkonusu tesis, Amerikan ordusunda kullanılan tüfekler için mermi üreten en büyük fabrika.

Ayrıca General Trejo, Devlet Başkanı Claudia Sheinbaum'un göreve başladığı Ekim 2024'ten bu yana polislerin ülkede ele geçirdiği 18 bin ateşli silahtan yaklaşık yüzde 80'inin de ABD menşeli olduğunu söyledi. 

Baskınlarda el konan silahlar arasında .50 kalibrelik Barrett tüfekleri, el bombası fırlatıcıları, roketatarlar ve çeşitli kalibredeki makineli tüfekler var.

Meksika'da silah ruhsatları sıkı denetimlere tabi. Silahlar yasal olarak yalnızca Meksika ordusunun işlettiği iki mağazadan satın alınabiliyor. Belirli kalibre ve özelliklere sahip tabancalar ise sadece ordu ve kolluk kuvvetleri tarafından kullanılabiliyor.

Bu önlemlere rağmen Meksika hükümetinin verilerine göre her yıl 200 bin ila 500 bin adet ateşli silah, ABD'den ülkeye kaçak olarak sokuluyor. 

ABD Yüksek Mahkemesi, Meksika hükümetinin Amerikan silah üreticilerine karşı açtığı davayı geçen yıl oybirliğiyle reddetmişti. Kararda, üreticilerin bağımsız perakendecilerin yasadışı satışlarını durdurmamalarının yardım ve yataklık koşullarını karşılamadığı bildirilmişti. 

Diğer yandan mahkemenin açıklamasında, Meksika devletinin şikayetinde savunduğu gibi "silah satışlarının gerçekleştiğine ve üreticilerin bunun farkında olduğuna dair hiçbir şüphe yok" denmişti. 

Meksika hükümeti, Arizona'daki mahkemeye ABD'li 5 silah şirketi hakkında 2022'de bir dava daha açmıştı. Hukuki süreç devam ediyor. 

Cenevre merkezli sivil toplum kuruluşu Uluslararası Organize Suçla Mücadele Küresel Girişimi (GI-TOC) Direktörü Cecilia Farfan Mendez, şunları söylüyor:  

İronik olan, Meksika ve ABD hükümetlerinin aynı şeyi istemesi: Kartellerin yol açtığı ölümleri azaltmak. Ancak suç örgütleri bu kalibredeki tabancalara kolayca erişebildiği sürece ABD, sanki bu şiddetin ortaya çıkmasını destekliyormuş gibi görünüyor.

 Independent Türkçe, New York Times, BBC


İsrail’de Hamas istihbaratı skandalı: Netanyahu hiçbir şey yapmadı

Netanyahu, iki devletli çözüme giden süreci tıkayarak ateşkes görüşmelerini de çıkmaza sokmuştu (Reuters)
Netanyahu, iki devletli çözüme giden süreci tıkayarak ateşkes görüşmelerini de çıkmaza sokmuştu (Reuters)
TT

İsrail’de Hamas istihbaratı skandalı: Netanyahu hiçbir şey yapmadı

Netanyahu, iki devletli çözüme giden süreci tıkayarak ateşkes görüşmelerini de çıkmaza sokmuştu (Reuters)
Netanyahu, iki devletli çözüme giden süreci tıkayarak ateşkes görüşmelerini de çıkmaza sokmuştu (Reuters)

İsrail istihbaratı, Hamas'ın büyük bir saldırı düzenleyeceğine dair bilgileri Başbakan Binyamin Netanyahu'ya 2018'de doğrudan iletmiş.

İsrailli medya kuruluşları Ynet ve Yedioth Ahronoth'un aktardığına göre Hamas, 2018-2022'de İsrail'in güneyindeki askeri üsler ve sivil yerleşimlere karşı koordineli bir saldırı planlamış. 

İstihbarat yetkililerinin "Eriha Duvarı" adını verdiği kapsamlı harekat planının, Hamas'ın 7 Ekim 2023'te düzenlediği Aksa Tufanı saldırısını özetler nitelikte olduğu aktarılıyor. 

New York Times, "Eriha Duvarı" kod adlı 40 sayfalık belgenin, İsrailli yetkililerle paylaşıldığını 2023'teki haberinde bildirmişti. Askeri ve istihbarat yetkililerinin, 2022'de haberdar olduğu planı "hayal ürünü" diye niteleyip gerçekleşmesini çok zor bularak dikkate almadığı öne sürülmüştü. 

Ancak İsrail medyasındaki yeni haberlerde, Başbakan Netanyahu'nun 2018'de planla ilgili birden fazla kez doğrudan bilgilendirildiği ortaya kondu. 

Adlarının paylaşılmaması koşuluyla konuşan yetkililer, "Hamas'ın askeri kanadı, topraklarımızın derinliklerine yönelik geniş çaplı bir saldırı için güç mü topluyor?" alt başlıklı istihbarat raporunun, doğrudan Netanyahu'nun masasına bırakıldığını söylüyor. 

Diğer yandan İsrail Başbakanlık Ofisi, ordunun 7 Ekim'deki başarısızlığına ilişkin devam eden soruşturmada, Hamas'ın saldırı planladığına dair önceden bilgi sahibi olunmadığını iddia etmişti. Ofisin, İsrail Kamu Denetçisi Matanyahu Englman'a gönderdiği açıklamada, "Eriha Duvarı" belgesinin Netanyahu'ya hiç sunulmadığı öne sürülmüştü. 

İsrail İstihbarat Kolordusu'na bağlı Birim 8200'den bazı analistlerin de Hamas'ın saldırı hazırlıklarına dair bilgileri 2018'de orduyla paylaştığı 2023'te ortaya çıkmıştı.  

Kaynaklar, bu planların iç güvenlik teşkilatı Şin Bet tarafından incelendikten sonra doğrudan Netanyahu'ya iletildiğini de savunuyor. 

2022 ve 2023'te "Eriha Duvarı" dosyasının yeni istihbarat bilgileriyle güncellendiği fakat bunların doğrudan Netanyahu'ya ulaşmadığı belirtiliyor. İsrail ordusu ve istihbarat kurumları, Gazze Savaşı'nın fitilini ateşleyen 7 Ekim saldırılarına tüm uyarılara rağmen hazırlıksız yakalandığı gerekçesiyle eleştirilmişti.

Başbakan Netanyahu'ya sunulan istihbaratlarla ilgili bilgi sahibi kaynaklardan biri şunları söylüyor: 

Ordu komutanları parçaları birleştirmekte başarısız olsa bile başbakanın görevi, Hamas'ın hedefleri hakkında yanıt talep etmektir. Netanyahu ise hiçbir şey yapmadı.

Independent Türkçe, Haaretz, Times of Israel, Ynet 


Trump, Netanyahu’ya İran’la müzakereleri sürdürme mesajı verdi

 İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun ofisi tarafından yayımlanan, bugün Beyaz Saray’da ABD Başkanı Donald Trump ile gerçekleştirdiği görüşmeye ait fotoğraf.
İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun ofisi tarafından yayımlanan, bugün Beyaz Saray’da ABD Başkanı Donald Trump ile gerçekleştirdiği görüşmeye ait fotoğraf.
TT

Trump, Netanyahu’ya İran’la müzakereleri sürdürme mesajı verdi

 İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun ofisi tarafından yayımlanan, bugün Beyaz Saray’da ABD Başkanı Donald Trump ile gerçekleştirdiği görüşmeye ait fotoğraf.
İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun ofisi tarafından yayımlanan, bugün Beyaz Saray’da ABD Başkanı Donald Trump ile gerçekleştirdiği görüşmeye ait fotoğraf.

ABD Başkanı Donald Trump, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu ile gerçekleştirdiği görüşmede nihai bir anlaşmaya varılmadığını, ancak İran’la müzakerelerin sürdürülmesi konusunda ısrarcı olduğunu belirtti.

Trump, Beyaz Saray’da üç saati aşk süren görüşmeyi “son derece verimli” olarak nitelendirerek, ABD ile İsrail arasındaki mükemmel ilişkilerin devam ettiğini vurguladı.

Toplantıda, İran’la yeni bir nükleer anlaşmaya varma ihtimali ele alındı. Trump, müzakerelerin başarıya ulaşmasının tercih ettiği seçenek olduğunu ve bu tutumunu Netanyahu’ya ilettiğini söyledi. Anlaşma sağlanamaması halinde ise “işlerin nereye varacağını göreceğiz” dedi. Trump, İran’ın geçmişte bir anlaşmayı reddettiğini ve bunun “gece yarısı çekici” olarak nitelendirdiği bir darbeyle sonuçlandığını hatırlatarak, Tahran’ın bu kez “daha rasyonel ve sorumlu” davranmasını umduğunu ifade etti.

cd
İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun resmi internet sitesinde yayımlanan, bugün Beyaz Saray’da ABD Başkanı Donald Trump ile gerçekleştirdiği görüşmeden bir fotoğraf.

Trump ayrıca Gazze ve genel olarak bölgede “büyük ilerleme” kaydedildiğini savunarak, “Ortadoğu’da barışın fiilen hüküm sürdüğünü” dile getirdi.

Görüşmeye ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio, Savunma Bakanı Pete Hegseth ile özel temsilciler Steve Witkoff ve Jared Kushner katıldı.

Netanyahu’nun Washington ziyareti, İsrail basını tarafından İran’a karşı stratejik koordinasyon açısından kritik olarak değerlendirildi. Görüşmelerde İran’ın nükleer programının geleceği ve diplomatik sürecin başarısızlığa uğraması halinde İsrail’in askeri hareket serbestisine ilişkin güvenceler öne çıktı.

Netanyahu’nun, müzakerelerin yalnızca nükleer programla sınırlı kalmaması; İran’ın balistik füze programı ve bölgedeki vekil güçlere verdiği desteğin de kapsama alınması için Trump yönetimine baskı yaptığı aktarıldı. ABD’nin diplomatik sürece şans tanıma konusundaki ısrarına karşın Netanyahu’nun, olası bir anlaşma durumunda dahi İsrail’in İran’a karşı “hareket özgürlüğünü” koruması gerektiğini savunduğu belirtildi.

ghyju
Tahran’da devrimin 47. yıl dönümü kutlamaları kapsamında sergilenen bir füzenin yanında konuşan iki din adamı (New York Times)

Görüşmede Gazze dosyası da ele alındı. Taraflar, İsrail’in resmen katıldığı “Barış Konseyi” çerçevesinde Gazze’nin yeniden imarına yönelik planın ikinci aşamasındaki ilerlemeyi değerlendirdi.

Beyaz Saray yetkilileri, görüşmenin Trump ile Netanyahu arasında yakın bir uyum sergilediğini ve İran’ın nükleer silah edinmesinin engellenmesi konusunda ortak vizyon bulunduğunu belirtti. Ancak analistler, iki liderin önceliklerinde farklılıklar olabileceğine dikkat çekti. Trump’ın siyasi kazanım olarak sunabileceği hızlı bir diplomatik anlaşmaya eğilimli olduğu; Netanyahu’nun ise İran’a kısmi tavizler içeren bir mutabakata karşı daha katı şartlar talep ettiği ve askeri seçeneğin masada kalmasında ısrar ettiği ifade edildi.

Netanyahu, görüşmenin ardından Beyaz Saray’dan ayrıldı. Sabah saatlerinde Dışişleri Bakanı Rubio ve ABD’nin İsrail Büyükelçisi Mike Huckabee ile Blair House’ta bir araya gelen Netanyahu, ayrıca Trump’ın özel temsilcisi Steve Witkoff ve Jared Kushner ile de temaslarda bulundu. İsrail’in Washington Büyükelçisi Michael Leiter, görüşmelerde “önemli jeostratejik gelişmelerin” ele alındığını açıkladı.

ABD Dışişleri Bakanlığı, söz konusu temasların siyasi ve güvenlik koordinasyonu çerçevesinde gerçekleştirildiğini bildirdi.

Trump, salı günü yaptığı açıklamada anlaşma sağlanmaması halinde İran’a karşı sert adımlar atılabileceğini söylemişti. Axios’a konuşan Trump, Tahran’ın “bir anlaşma yapmak için güçlü istek duyduğunu” savunarak, İran’ın nükleer silah ya da füze sahibi olmasına izin verilmeyeceğini ifade etti. İsrail’in müzakere sürecini sekteye uğratacak adımlar atmasını istemediğini de sözlerine ekledi.

ABD Başkan Yardımcısı JD Vance de anlaşma sağlanamaması halinde “başka bir seçeneğin” masada olduğunu belirterek, Trump’ın tüm seçenekleri açık tuttuğunu söyledi. Vance, Washington’un önceliğinin İran’ın nükleer silah edinmesini engellemek olduğunu, rejim değişikliğinin ise İran halkının vereceği bir karar olduğunu kaydetti.

New York Times, ABD’nin İran’la yürüttüğü dolaylı müzakerelerde ilerleme sağlanmasının zor olduğuna işaret ederken; İsrail’in taleplerinin Washington’da yankı bulduğunu, ancak Tahran’ın balistik füze programı ve bölgesel vekil unsurlar konusunu müzakere kapsamına almaya yanaşmadığını yazdı.

Şarku’l Avsat’ın Wall Street Journal’den aktardığı analize göre ABD yönetiminin İran’a baskıyı artırmak amacıyla İran petrolü taşıyan tankerlerin müsaderesini değerlendiriyor. Ancak böyle bir adımın Hürmüz Boğazı’nda seyrüsefer güvenliğini tehdit edebileceği ve küresel enerji piyasalarında dalgalanmaya yol açabileceği uyarıları yapılıyor.

Gazete, ABD Hazine Bakanlığı’nın bu yıl 20’den fazla İran petrol tankerine yaptırım uyguladığını ve Beyaz Saray’ın olası müsadereler için hukuki zemin hazırlığı yaptığını aktardı. ABD’li bir yetkili, Trump’ın diplomatik yolu tercih ettiğini ancak görüşmelerin çökmesi halinde alternatif seçeneklerin hazır tutulduğunu söyledi.

ABD Ulaştırma Bakanlığı ise Hürmüz Boğazı ve Umman Körfezi’nde ticari gemilere yönelik potansiyel tehditlere karşı uyarıda bulundu.