Suriye’nin kuzeyinde iki yıllık sükunetin ardından ‘soğuyan temas hatları’ alevlenir mi?

Bölünme endişelerinin gölgesinde kabul edilen taslak belgede rejim adem-i merkeziyetçi bir yönetim sistemi benimsemeyi kabul ediyor. Belge, rejimin Kürt sorununu kontrol altına alma çabası olarak görülüyor.

Rejim güçlerinin İdlib’e operasyon hazırlığı yaptığını ifade eden haberler aktarılıyor. (Independent Arabia)
Rejim güçlerinin İdlib’e operasyon hazırlığı yaptığını ifade eden haberler aktarılıyor. (Independent Arabia)
TT

Suriye’nin kuzeyinde iki yıllık sükunetin ardından ‘soğuyan temas hatları’ alevlenir mi?

Rejim güçlerinin İdlib’e operasyon hazırlığı yaptığını ifade eden haberler aktarılıyor. (Independent Arabia)
Rejim güçlerinin İdlib’e operasyon hazırlığı yaptığını ifade eden haberler aktarılıyor. (Independent Arabia)

Mutafa Rüstem
Türkiye ve Rusya 5 Mart 2020’de Suriye’nin kuzeybatısındaki İdlib kentinde rejim güçleri ile muhalif gruplar arasındaki şiddetli çatışmalar nedeniyle tüm bölgeyi içine çekebilecek büyük bir gerginlikten kaçınma çabasıyla çatışma tarafları arasında ateşkes yapılması konusunda anlaştı. Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ve Türk mevkidaşı Recep Tayyip Erdoğan arasında imzalanan anlaşma uyarınca Halep kentini Lazkiye’ye bağlayan M4 karayolunda ortak devriyelerin yürütülmesine ve güvenli bir koridorun açılmasına karar verildi.

Füzelerle yapılan çatışmalar
Üzerinden 23 ay geçen anlaşma, Mart ayıyla birlikte ikinci yıla girecek. Bu iki yıl içerisinde Rus savaş uçakları tarafından desteklenen rejim güçlerinin muhalif gruplarla girdiği çatışmalarda (bu çatışmaların en şiddetlisi halihazırda İdlib kentini kontrol eden Heyet Tahrir Şam ile gerçekleşti) ilerleme kaydederek İdlib’in güney kırsalı ile Hama’nın kuzey kırsalında kontrolü ele geçirmesiyle ağır bir darbe alan Ankara anlaşmaya rıza göstermek zorunda kaldı.
Bu süreçte yaşanan şiddetli çatışmalarda 36 Türk askeri hayatlarını kaybetti. Zira Türkiye daha önce askeri güçlerini “gözlemci noktalar” adı altında İdlib kırsalında çeşitli bölgelere konuşlandırmıştı. Silahlı çatışmalar artık yeni bir eğilim kazandı. Nitekim çatışmalar uzaktan füze ve top mermileriyle gerçekleştirilirken, kontrol alanları haritasındaki değişimi çok etkilemeyen ihlaller kaydedildi.

Soğuk Savaş
Birleşmiş Milletler (BM) Suriye Özel Temsilcisi Geir Pedersen, Ocak ayında Suriye kriziyle ilgili gelişmelerin ele alındığı BM Güvenlik Konseyi oturumunda yaptığı konuşmada, çatışma dinamiklerinin değişmesine katkıda bulunacak bir grup adımın atılması konusunda ciddi diplomatik görüşmeler yürütme ve Suriyeliler ile uluslararası ortaklar arasında biraz güven inşa etme çağrısında bulundu. Pedersen, “Şiddet ve sıkıntıların devam etmesine rağmen biz halen bir stratejik donukluk durumuyla karşı karşıyayız. Yaklaşık iki yıldır temas hatlarında hiçbir değişiklik olmadı” ifadelerini kullandı.
Pedersen oturumda verdiği brifingde, çatışmanın gidişatını belirleyebilecek veya sonuçlandırabilecek etkili taraf veya tarafların olmadığını, askeri çözümün hayal olmaya devam ettiğini ve Anayasa Komitesi toplantılarının yeniden başlaması için aktif bir şekilde çalıştığını ifade etti.
Bu süreçte temas hatlarında görece bir sükunet hakimken, çatışmalı taraflar arasında zaman zaman meydana gelen ancak sahada herhangi bir etkisi olmayan ve kontrol alanları haritasının boyutlarında neredeyse hiçbir değişiklik meydana gelmedi. Suriye Müdahale Koordinatörlüğü verilerine göre, yerinden edilen yaklaşık 282 bin kişi ateşkes anlaşmasının başarısının ardından Halep ve İdlib kırsallarındaki evlerine döndü.

Kontrol alanları haritasındaki değişiklik
Moskova ve Tahran’ın Şam ile yaptığı askeri ittifak, muhalif güçlerin genişlemesini ve ilerleyişini baltaladı. Bu ittifak, 2016 yılının başındaki operasyonlarla gücünü açık bir şekilde gösterdi. Rejim, Halep kenti başta olmak üzere 2016’da birçok nüfuz bölgesini muhaliflerin elinden aldı. Böylece muhalifler rejimin lehine geri çekilmeyi kabul etti. Rejimin kontrol ettiği alan ülke coğrafyasının yüzde 60’ına ulaştı. Rejimin kontrolü ele geçirdiği bölgeler arasında Şam ve kırsalı, Halep ve kırsalının bir bölümü, Humus, Hama ve sahil kentleri bulunuyor.
Rusya’nın 2016-2020 arasında verdiği destek, rejime askeri operasyonlarda ve çatışmalarda üstünlük sağlayarak ilerleme kaydetmesine olanak sağladı. Rus desteğinin arkasına alan rejim, silahlı muhalif grupların elindeki Şam kırsalı, Humus ve diğer bölgeleri kuşatarak teslim aldı ve muhalifleri “yeşil otobüsler” ile ülkenin kuzeyinde ve özellikle de İdlib’e taşıdı. İdlib’e taşıma planı, rejimin muhalifleri tek bir bölgede toplama, geniş bir alana yayılmalarını engelleme, muhalif varlığını Türkiye’nin desteklediği ve Suriye’nin toplam yüzölçümünün yüzde 10’una tekabül ettiği tahmin edilen İdlib, Halep’in kuzeyi ve Tel Abyad ile sınırlandırmaya çalıştığı izlenimi oluşturdu.

İhlaller ve SİHA’lar
Putin ve Erdoğan arasında 2020’de yapılan ateşkes anlaşması, 29 Aralık 2016’da yapılan ateşkese kıyasla en uzun süren anlaşma oldu. Bu aynı zamanda uluslararası toplumun terör örgütü listesine aldığı örgütler hariç tüm Suriye topraklarını kapsayan bir anlaşma.
Buna karşılık, ABD ve uluslararası koalisyon güçlerinin desteklediği Suriye Demokratik Güçleri (SDG) Suriyeli muhalif gruplarla zaman zaman çatışmalara girse de ülkenin kuzeyinde Suriye coğrafyasının yüzde 25’ini oluşturan bir alanda varlığını korudu. Suriyeli muhalif gruplar daha önce Türkiye’nin desteğiyle SDG’nin bölgedeki en büyük kalesi olan Ayn İsa’ya saldırmaya çalıştı. Türk tarafı, PKK ve onunla işbirliği yapan gruplar başta olmak üzere terör listesine aldığı Kürt grupların düzenlediği saldırılara karşı kendini koruma gerekçesi öne sürüyor.
Bununla birlikte Ankara geniş kapsamlı bir askeri operasyon tertip ederek kuzeydoğudaki cephelerde sessizliği kırmaya çalıştı. Bunun öncesinde silahlı insansız hava araçlarını (SİHA) kullanarak Kürt grupların bölgelerine hava saldırıları gerçekleştirdi. Türkiye Savunma Bakanlığı Bayraktar SİHA’ları da dahil olmak üzere gelişmiş SİHA modellerinin üreterek bu alandaki üstünlüğünü kanıtladı. Ancak ABD ve Rusya G-20 Zirvesi’nde Kürt bölgelerine yönelik her türlü askeri harekete itiraz etti.

Diplomasi çabaları
Buna karşılık gözlemciler çatışma cephelerindeki istikrar ve sükunetin devam edip etmeyeceği konusunda farklı görüşlere sahipler. Operasyonların durdurulmasının ardından ülkenin kuzey kırsalında milyonlarca sivilin yaşadığı trajediyi sona erdiren ateşkes anlaşmasının insani yansımalarına rağmen, cephelerdeki istikrar rejim yanlısı ekibin bu durumun böyle devam etmesi halinde ateşkes imzalanmadan önce çatışmaların şekillendirdiği son hatların yeni sınırlar haline gelmesinden endişe ediyor. Bu hatlar, herhangi bir hareketin ve geri çekilmenin olmadığı kuzeybatıdaki cephelerdir.
Türkiye’nin, muhalif grupların kontrol ettiği bölgelere savunma, sağlık ve eğitim alanlarında sunduğu desteğin artarak devam ettiği bir ortamda, Anayasa Komitesi toplantıları kapsamında düzenlenen 6 turun ardından rejim yanlısı ve muhalif Suriyeliler arasında derinleşmenin kökleşmesi ve BM’nin 2254 sayılı kararının üzerine inşa edilecek herhangi bir barışçıl çözümden uzaklaşılması nedeniyle başkent Şam’da ülkenin bölüneceği yönündeki endişeler giderek artıyor.

Kürtler ve ayrılıkçı niyetler
Öte yandan silahlı Kürt gruplar, rejim güçleri ile muhalif güçler arasında paylaştıkları kuzeydoğunun büyük bir bölümünü kontrol altına aldıktan sonra Kürt bileşen için özel bir yönetim sistemi kurarak fırsatı değerlendirmeye çalışıyor.
Şarku’l Avsat’ın Independent Arabia kaynaklı haberine göre, Özerk Yönetim ve SDG, kontrolündeki bölgeleri 2015 yılında Rakka kentini ele geçiren DEAŞ’ın ilerleyişine karşı koruyarak Suriye’nin doğusundaki Deyr-i Zor kırsalında bulunan DEAŞ’ın son kalesi Bağuz kasabasını örgütün elinden almayı başardı. Akabinde ABD ve uluslararası koalisyon üyesi ülkelerden büyük bir askeri ve saha desteği aldı.
Kürtler bu süreçte askeri operasyonlar yürütme noktasında profesyonel bir deneyim kazandı. Gözlemcilere göre bu deneyim Kürt grupların varlıklarını ve hatta ayrılıkçı eğilimlerini güçlendirirken, Irak’taki senaryoya benzer şekilde Suriye’de de bir Kürt bölgesi senaryosu düşüncesini daha da kökleştiriyor. Kürt gruplar, Halep kentinin doğu kırsalına kadar bir sınır çizerek bu bölgenin devletin kararlarına tabi olmamasını ve yarı bağımsız bir statüye sahip olmasını talep ediyor. Elde edilen bilgilere göre devlet daireleri rejimle olan irtibatını kesmeye başladı ve hatta SDG’nin kontrolündeki bölgelerde eğitim sistemi oluşturmaya bile hazırlanıyor.
Suriyeli Kürtler için Ulusal Girişim Başkanı Ömer Ose, her türlü Türk operasyonlarını püskürtmek amacıyla Kürt taraflar ve Suriye rejimi arasındaki anlaşmazlıkların çözümü için ulusal bir taslak belge üzerinde uzlaşıya varıldığını bildirdi. Aynı zamanda birkaç gizli toplantı gerçekleştirildi. Kürt heyetler bu konuda görüşmeler gerçekleştirmek ve istişarelerde bulunmak amacıyla başkenti ziyaret etti. Bu toplantıların sonucunda rejim ordusuna ait askeri birliklerin SDG’nin kontrolündeki bazı bölgelere girmesi ve bu bölgelerde Suriye bayrağının dalgalanması kabul edildi.
Bölünme endişelerinin gölgesinde söz konusu taslak belgede rejim adem-i merkeziyetçi bir yönetim sistemi benimsemeyi kabul ediyor. Rejimin petrol servetinin yüzde 90’ını doğalgaz üretiminin yüzde 45’ini kaybettiği, rejimin kontrolündeki bölgelerde petrol türevleri temin etme konusunda sıkıntıların yaşandığı bir süreçte bu belgenin onaylanması, rejimin Kürt sorununu kontrol altına alma çabası olarak değerlendiriliyor. Nitekim belgede Kürt sorunu için “öncelikli Suriye ulusal sorunu” nitelemesi kullanılıyor.
Tüm bunlara rağmen gözlemciler, ülkenin tanık olduğu en uzun ateşkes anlaşmasının çökeceği görüşünde. Bölge sıcak bir kazanın üzerinde kaynamaya devam ediyor. Ankara’nın askeri bir operasyon düzenlemesinin bölgeyi tutuşturması olası görünüyor. Özellikle rejim güçlerinin İdlib’e operasyon hazırlığı yaptığına dair söylentilerin dolaştığı bu ortamda söz konusu ihtimalin gerçekleşmesi halinde Suriye’nin kuzeyinde hem doğu hem batı yakada savaşlara tanık olacağız. Bu durumda görece bir sükunetin hakim olduğu iki yıllık sürenin ardından Suriye’nin kuzeyinde depremler yaşanacak.



SDG, Şam ile kapsamlı bir anlaşmaya vardığını duyurdu: İşte anlaşmanın maddeleri

Haseke’de Suriye Demokratik Güçleri (SDG) mensupları (AFP)
Haseke’de Suriye Demokratik Güçleri (SDG) mensupları (AFP)
TT

SDG, Şam ile kapsamlı bir anlaşmaya vardığını duyurdu: İşte anlaşmanın maddeleri

Haseke’de Suriye Demokratik Güçleri (SDG) mensupları (AFP)
Haseke’de Suriye Demokratik Güçleri (SDG) mensupları (AFP)

Suriye Demokratik Güçleri (SDG) ile Şam yönetimi, bugün (Cuma) ateşkes ve taraflar arasında askeri, güvenlik ve idari kurumların kademeli entegrasyonunu öngören kapsamlı bir anlaşmaya varıldığını açıkladı. Anlaşma kapsamında Kürt halkının medeni ile eğitim hakların düzenlenecek.

Anlaşma kapsamında, temas hatlarındaki askeri birliklerin çekilmesi ve İçişleri Bakanlığı’na bağlı güvenlik güçlerinin Haseke ve Kamışlı merkezlerine konuşlandırılması öngörülüyor. Ayrıca, ağırlıklı olarak Kürtlerin liderliğindeki SDG bünyesinden tugaylar içeren bir askeri tümen kurulması kararlaştırıldı.

SDG, anlaşmanın maddelerini önce bir açıklamayla duyururken, Şam yönetimi daha sonra resmi medya aracılığıyla anlaşmayı teyit etti. Yeni düzenleme, SDG’den üç tugayı kapsayan bir askeri tümenin oluşturulmasını ve Kobani (Ayn el-Arab) güçlerinden bir tugayın Halep’e bağlı bir tümen içine alınmasını içeriyor.

frgty6u7
Haseke’de Suriye Demokratik Güçleri (SDG) unsurları (AFP)

Anlaşma metninde, “özerk yönetim” kurumlarının Suriye devlet kurumlarına entegre edilmesi ve sivil personelin statülerinin korunması da yer aldı.

Anlaşma metninde Metinde, yerinden edilenlerin bölgelerine geri dönüşlerinin garanti altına alınacağı da belirtiliyor.

Anlaşma hangi maddeleri içeriyor?

SDG’nin resmi internet sitesinde yapılan açıklamanın tamamı şöyle:

“Suriye Demokratik Güçleri ile Suriye Hükümeti Arasındaki Anlaşma Metni;

Suriye Demokratik Güçleri ile Suriye hükümeti arasında, kapsamlı bir anlaşma uyarınca ateşkese varılmış; iki taraf arasındaki askeri ve idari güçlerin kademeli bir entegrasyon süreci üzerinde de mutabakata varılmıştır.

Anlaşma; askeri güçlerin temas hatlarından çekilmesini, İçişleri Bakanlığı'na bağlı güvenlik güçlerinin Haseke ve Kamışlo şehir merkezlerine girmesini ve bölgedeki güvenlik güçlerinin entegrasyon sürecinin başlatılmasını, Suriye Demokratik Güçleri'nden üç tugayı içeren bir askeri tümen oluşturulmasını ve buna ek olarak Halep vilayetine bağlı bir tümen bünyesinde Kobani güçleri için bir tugay kurulmasını kapsamaktadır.

Anlaşma ayrıca, sivil memurların kadrolarının korunmasıyla birlikte Özerk Yönetim kurumlarının Suriye devlet kurumlarına entegre edilmesini de içermektedir.

Ayrıca Kürt halkının medeni ve eğitim haklarının düzenlenmesi ve yerinden edilenlerin bölgelerine geri dönüşlerinin garanti altına alınması konusunda da anlaşmaya varılmıştır.

Anlaşma, ilgili taraflar arasındaki işbirliğini güçlendirerek ve ülkeyi yeniden inşa etme çabalarını birleştirerek, Suriye topraklarını birleştirmeyi ve bölgede tam entegrasyon sürecini gerçekleştirmeyi amaçlamaktadır.”

Öte yandan, 24 Ocak’ta Şam ile SDG, aralarındaki ateşkesi 15 gün uzattıklarını ve görüşmelerin sürdüğünü açıklamıştı.

Kürtlerin öncülüğünde, Arap savaşçıları da bünyesinde barındıran SDG, Suriye iç savaşında kilit bir rol oynadı. ABD desteğiyle DEAŞ’a karşı mücadele eden SDG, örgütü Suriye’de büyük ölçüde yenilgiye uğrattı. Bu süreçte, kuzey ve doğu Suriye’de petrol sahalarını da içeren geniş alanların kontrolünü ele geçirerek özerk bir yönetim kurdu. Ayrıca binlerce radikal unsuru gözaltında tuttu; Uluslararası Af Örgütü, Ağustos 2023’te bu sayıyı yaklaşık 10 bin olarak tahmin etmişti.

Ancak Beşşar Esed’in devrilmesinin ardından, Ahmed eş-Şara liderliğindeki yeni Suriye yönetimi, ülkenin devlet güçleri altında birleştirilmesi hedefiyle SDG ile güçlerin ve kurumların entegrasyonu konusunda müzakerelere başladı. Görüşmeler zaman zaman tıkanırken, bir askeri çatışmanın ardından taraflar yeni bir anlaşmaya ulaştı.

Suriye hükümeti ile Suriye Demokratik Güçleri (SDG) arasında kapsamlı bir anlaşmaya varıldı. Anlaşma kapsamında SDG'den askeri tümen kurulacak, askeri ve idari güçlerin kademeli entegrasyonu sağlanacak ve Kürt halkının medeni ile eğitim hakların düzenlenecek.

Anlaşma metnine göre, “askeri güçler temas hatlarından çekilecek ve Suriye İçişleri Bakanlığı'na bağlı güvenlik güçleri Haseke ile Kamışlo şehir merkezlerine girecek”. Ayrıca SDG'ye bağlı üç tugaydan oluşan bir askeri tümen kurulacak ve Kobani güçleri için de Halep vilayetine bağlı bir tümen bünyesinde ayrı bir tugay oluşturulacak.


ABD’nin İsrail Büyükelçisi, Gazze'de yaşanan insanlık dramına karşı uyarıları engelledi

İsrail’in Gazze Şeridi’ne yönelik askeri operasyonu sırasında, kuzeydeki Beyt Lahiya’da ağır hasar gören Filistinlilere ait evler (18 Aralık 2024 – Reuters)
İsrail’in Gazze Şeridi’ne yönelik askeri operasyonu sırasında, kuzeydeki Beyt Lahiya’da ağır hasar gören Filistinlilere ait evler (18 Aralık 2024 – Reuters)
TT

ABD’nin İsrail Büyükelçisi, Gazze'de yaşanan insanlık dramına karşı uyarıları engelledi

İsrail’in Gazze Şeridi’ne yönelik askeri operasyonu sırasında, kuzeydeki Beyt Lahiya’da ağır hasar gören Filistinlilere ait evler (18 Aralık 2024 – Reuters)
İsrail’in Gazze Şeridi’ne yönelik askeri operasyonu sırasında, kuzeydeki Beyt Lahiya’da ağır hasar gören Filistinlilere ait evler (18 Aralık 2024 – Reuters)

ABD Uluslararası Kalkınma Ajansı (USAID) çalışanları, 2024’ün ilk aylarında, Gazze’nin kuzeyinde gıda ve tıbbi yardım eksikliğinin kritik boyutlara ulaştığına dair uyarılarını, dönemin ABD Başkanı Joe Biden yönetimindeki üst düzey yetkililere iletti. Şarku'l Avsat'ın Reuters’tan aktardığı habere göre, söz konusu uyarılar kurum içi yazışmalar yoluyla yapıldı.

Hamas’ın 7 Ekim 2023’teki saldırılarının ve İsrail’in Gazze’ye kara harekâtının üzerinden üç ay geçtikten sonra hazırlanan iç mesajda, Ocak ve Şubat aylarında iki aşamada bölgeye giden Birleşmiş Milletler çalışanlarının sahada gözlemlediği sarsıcı manzaralar ayrıntılı biçimde yer aldı.

frgtyu7
Gazze Şeridi’nin kuzeyindeki Beyt Lahiya’da, hayır mutfağından pişmiş yemek almak için bekleyen Filistinliler, 28 Nisan 2025 (Reuters)

Çalışanlar, yollarda insan uyluk kemiği ve başka kemikler gördüklerini, araçlarda bırakılmış cesetlere rastladıklarını aktardı. Ayrıca özellikle gıda ve temiz içme suyu başta olmak üzere insani ihtiyaçlarda “felaket düzeyinde” bir eksiklik bulunduğunu vurguladılar.

Ancak Reuters’in görüştüğü dört eski yetkili ile incelenen belgelere göre, ABD’nin İsrail Büyükelçisi Jack Lew ve yardımcısı Stephanie Hallett, telgrafların yeterli tarafsızlık içermediği gerekçesiyle ABD hükümeti içinde daha geniş biçimde dağıtılmasını engelledi.

Gazze’deki duruma resmî itiraf meselesi

Altı eski ABD’li yetkili, Şubat 2024’te gönderilen telgrafın, yılın ilk yarısında iletilen ve İsrail’in Gazze’ye yönelik savaşı nedeniyle sağlık, gıda, hijyen koşullarındaki hızlı bozulmayı ve toplumsal düzenin çöküşünü belgeleyen beş telgraftan biri olduğunu söyledi.

vf
Gazze Şeridi’nin kuzeyindeki Cibaliye’de, savaşta yıkılan binaların enkazı arasında yürüyen Filistinliler, 6 Ocak 2026 (Reuters)

Reuters bu telgraflardan birini inceledi. Diğer dört telgrafın da Lew ve Hallett tarafından “tarafsızlık” kaygısıyla engellendiğini, içeriklerini bilen dört eski yetkili doğruladı.

Üç eski ABD’li yetkili, bu telgraflardaki ayrıntıların olağanüstü derecede sarsıcı olduğunu ve yönetim içinde geniş biçimde paylaşılsaydı üst düzey karar alıcıların dikkatini çekeceğini belirtti. Yetkililere göre bu durum, Biden’ın aynı ay yayımladığı ve ABD istihbarat ve silah tedarikini İsrail’in uluslararası hukuka uyumuna bağlayan ulusal güvenlik muhtırasına yönelik denetimi de sıkılaştırabilirdi.

O dönem USAID’de Batı Şeria ve Gazze’den sorumlu bilgi birimi başkan yardımcısı olan Andrew Hall, “Telgraflar insani bilgiyi aktarmanın tek yolu değildi; ancak büyükelçinin Gazze’deki gerçek durumu resmen kabul etmesi anlamına gelirdi” dedi.

ABD’nin Kudüs Büyükelçiliği, bölgedeki diğer büyükelçiliklerden gelenler de dahil olmak üzere Gazze’ye ilişkin telgrafların çoğunun hazırlanması ve dağıtımını denetliyordu. Üst düzey bir eski yetkili, Büyükelçi Lew ve yardımcısı Hallett’in sık sık USAID yönetimine, telgraflardaki bilgilerin zaten medyada geniş biçimde yer aldığını söylediklerini aktardı.

Eski Dışişleri Bakanı Antony Blinken ile Biden’ın temsilcileri, söz konusu telgrafların hiçbir zaman ABD hükümetinin üst kademelerine ulaşmadığı iddiasına ilişkin yorum taleplerine yanıt vermedi.

Gazze savaşı, Hamas’ın 7 Ekim 2023’te düzenlediği ve 1.250’den fazla kişinin öldüğü saldırıların ardından başladı. Filistin Sağlık Bakanlığı verilerine göre Gazze’de hayatını kaybedenlerin sayısı 71 bini aştı.

ABD Başkanı Donald Trump, geçen yıl eylülde Beyaz Saray’da İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun yanında Gazze için barış planını açıklamış olsa da, çatışmalar durmadı. Filistin Sağlık Bakanlığı’na göre, ateşkesin yürürlüğe girmesinden bu yana yaklaşık 481 kişi daha öldürüldü.

Biden yönetiminin savaş boyunca İsrail’e verdiği destek, Demokrat Parti içinde derin bir bölünmeye yol açtı ve konu parti adayları açısından hâlâ çözülmüş değil. Reuters/Ipsos’un geçen ağustosta yaptığı ankete göre, Demokratların yüzde 80’inden fazlası İsrail’in Gazze’deki askerî karşılığının aşırı olduğunu ve ABD’nin açlık riskiyle karşı karşıya olan Gazze halkına yardım etmesi gerektiğini düşünüyor.


Hamas'ın silahları birkaç gün içinde arabulucuların masasında olacak

Filistinli bir çocuk, Gazze Şeridi'nin merkezindeki Deyr el-Belah'ın kuzeyinde bulunan Nuseyrat kampında yıkılmış binaların yakınındaki bir tarladan çiçek topluyor (Arşiv-AFP)
Filistinli bir çocuk, Gazze Şeridi'nin merkezindeki Deyr el-Belah'ın kuzeyinde bulunan Nuseyrat kampında yıkılmış binaların yakınındaki bir tarladan çiçek topluyor (Arşiv-AFP)
TT

Hamas'ın silahları birkaç gün içinde arabulucuların masasında olacak

Filistinli bir çocuk, Gazze Şeridi'nin merkezindeki Deyr el-Belah'ın kuzeyinde bulunan Nuseyrat kampında yıkılmış binaların yakınındaki bir tarladan çiçek topluyor (Arşiv-AFP)
Filistinli bir çocuk, Gazze Şeridi'nin merkezindeki Deyr el-Belah'ın kuzeyinde bulunan Nuseyrat kampında yıkılmış binaların yakınındaki bir tarladan çiçek topluyor (Arşiv-AFP)

Gazze'de Filistinli gruplar içindeki kaynaklar Şarku’l Avsat'a, Hamas ile silah meselesi konusunda "genel istişarelerin" devam ettiğini doğruladı. Bir kaynak, "özellikle Gazze Şeridi'ndeki hükümet operasyonlarının (Gazze İdari Komitesi'ne) devredilmesiyle birlikte, grupların silahları konusunda arabulucularla daha ciddi görüşmelerin önümüzdeki günlerde başlayacağını" ifade etti.

İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, Hamas ve diğer grupların silahsızlandırılmasını ateşkesin ikinci aşamasının uygulanması için temel bir koşul olarak görürken, Filistin hareketi silahlarının akıbetini bu konuda "ulusal bir uzlaşmaya" bağlıyor.

Hamas'tan bir kaynak Şarku’l Avsat'a, silahların akıbeti konusunun "kamuoyu istişareleri" aşamasında olduğunu söyledi.

Kaynaklar, "kapsamlı ve kapsayıcı bir ulusal çerçeve" oluşturulmasının gerekliliğini vurguladı. Ayrıca, "Filistinli gruplarla bazı istişarelerin yapıldığını ve bu konuyu ele alacak ciddi görüşmeler sırasında arabuluculara sunulmak üzere bir önerinin hazırlandığını" vurguladılar.