Irak nüfus artışının getirdiği zorluklarla karşı karşıya

Irak, Ocak 2022'de 3,619 milyon varil petrol ihraç etti. Son 10 yılın en yüksek aylık gelirleri elde edildi.

Irak’ın nüfusu 41 milyonu geçti. (Reuters)
Irak’ın nüfusu 41 milyonu geçti. (Reuters)
TT

Irak nüfus artışının getirdiği zorluklarla karşı karşıya

Irak’ın nüfusu 41 milyonu geçti. (Reuters)
Irak’ın nüfusu 41 milyonu geçti. (Reuters)

Şeza el-Amili
Irak, eski savaşların ve 2003 sonrası dönemde yaşananların yanı sıra özellikle ülke nüfusunun 41 milyonu geçmesiyle oldukça zor durumda. Ülkede nüfus artışına uygun bir ekonomi inşa edilememesi ve ekonomik planlamanın olmamasının getirdiği zorluklar her geçen gün artıyor. Planlama Bakanlığı'nın verilerine göre ülke nüfusu her yıl 900 bin ila bir milyon arasında bir artış gösteriyor.
Irak'taki nüfus artışının etkileri ve hayatın çeşitli alanlarında karşılaşılan eksikliklerin, ülkenin zengin kaynaklarıyla giderilemeyeceğini düşünenler olabilir. Ancak hükümet, Bağdat, Basra ve Musul gibi büyük şehirlerde dahi aşiret kökenli Irak toplumunun doğası gereği nüfus artışını kontrol edemiyor.
Sürdürülebilir kalkınma alanında uzman isimlerden Raad Sami, Irak’ta kaynak geliştirme ile ilgili gerçekçi ekonomi politikalarının bulunmadığını, buna tarım arazilerinin çölleşmesi ve erozyonunun yanı sıra hükümetin genel olarak tarımsal ve ekonomik kaynakların yokluğuna neden olan bu krize karşı sessizliğinin de eşlik ettiğini söyledi. Irak’ta devlet inşasında önemli bir ortak olan özel sektörün olmayışının nedenlerine değinen Sami, “Ülkede var olan idari ve mali yolsuzluklar sonucunda ne yazık ki özel sektör halen rayına oturabilmiş değil” ifadelerini kullandı.

Gerçek bir duruş
Tüm bunları, hükümetin ve liderlerin yoksulluğu ortadan kaldırmak ve iyi bir çevre sağlamak da dahil Birleşmiş Milletler (BM) tarafından kabul edilen 16 kalkınma hedefi çerçevesinde, ekonomiyi sağlam temeller üzerinde yeniden inşa etmek için gerçek bir duruş sergilemesini gerektiren sürdürülebilir kalkınmaya dayalı bir ekonomi inşa etme planının olmamasına bağlayan Sami, “Ülkede bu hedefleri hayata geçirecek bir vizyon ve stratejik planlar olmasını temenni ediyoruz”  dedi.
Irak’ın ekonomik ilişkileri konusunda uzman olan Ziya el-Muhsin meselenin boyutlarını birkaç maddede detaylandırdığı değerlendirmesinde şunları söyledi:
“Öncelikle mesele, devletin 1990-2003 yılları arasında, yani ekonomik abluka altında olduğu dönemde Irak pazarının ihtiyaçlarını karşılamaya katkıda bulunan tarım sektörünü teşvik edememesiyle ilgili. Saddam Hüseyin rejimi o dönem çiftçileri, en yüksek fiyattan mahsul satın alarak ve tarım için gerekli araçları dağıtmanın yanı sıra devlet tarafından sübvanse edilen fiyatlarla tohum, böcek ilacı ve gübre dağıtarak  çeşitli mali ve lojistik katkılarla destekledi. Ancak 2003 yılından sonra devletin çiftçilere bu yönde herhangi bir desteği olmadı.”

Çiftçilere yapılması gereken ödemelerin gecikmesi
Hem çiftçilerin ödemelerini uzun süre ertelemenin hem de büyük zararlar görmelerine neden olan komşu ülkelerden tarım ürünlerinin Irak'taki emsallerinden çok daha düşük fiyatlarla iç pazara sürülmesinin tarım ile uğraşanları isteksizleştirdiğini vurgulayan Muhsin, aynı durumun eskiden iç pazar ihtiyacının büyük bir kısmını karşılayan ve fazlası yurt dışına ihraç edilerek gayri safi yurtiçi hasılaya (GSYİH) ve bütçeye önemli katkı sağlayan petrokimya endüstrileriyle bağlantılı olan tarımsal üretim ve imalat endüstrileri için de geçerli olduğunu vurguladı.
Ekonomik alanda, fosfat, magnezyum, kükürt, silikat ve diğer maddeler gibi Irak'ın kuzeyinde ve batısında bulunan alanlarda sanayi sektöründe sonsuz kaynak olduğunu söyleyen Muhsin, ardı ardına göreve gelen hükümetlerin, bu kaynakları değerlendirmeye ve ulusal ekonomiyi ve Irak vatandaşının geçimini iyileştirmeye yönelik mali getirilerini kullanmaya önem vermediklerini de sözlerine ekledi.
Muhsin, değerlendirmelerini şöyle sürdürdü:
“Peş peşe göreve gelen hükümetler, yalnızca petrol gelirlerine bel bağladılar. Buradaki en büyük felaket, petrolle ilgili önemli bir kaynağın ihmal edilimesidir. Ülkenin günde 12 saatten fazla süren elektrik kesintilerinden şikayet ettiği bir dönemde elektrik enerjisi üretiminde kullanılmayan ve değeri üç milyar doları aşan doğalgaz yakılarak boşa harcandı.”
Nüfus artışının nedenlerinin komşu ülkelere kıyasla kıt olduğu düşünülen kaynakları olumsuz yönde etkilediğini belirten Muhsin, l-şunları söyledi:
“Örneğin Irak'taki buğday ve arpa mahsulleri için bir dönüm (bin metrekare) başına 500 kilograma kadar verim alıyoruz. Oysa birçok ülkede, hatta İmam Hüseyin Türbesi projelerinde dahi bu mahsullerin dönüm başına bin kilogramı aştığını görüyoruz.”
Muhsin, bu farkın nedeninin diğer ülkelerde çiftçilerin sahip olduğu tarım kültürünün yanı sıra sulama ve toprağa uygun miktarda gübre atılması noktasında modern teknolojilere dayanan bir tarım politikası olduğunu kaydetti.

Yüksek tuzluluk oranı
Toprağın yanlış işlem görmesinin tuzluluk oranını artırdığına işaret eden Muhsin, buna çiftçilerin kültür eksikliğinin yanı sıra Tarım Bakanlığı'nın çiftçileri verimi artırmak için izlenmesi gereken doğru yöntemler konusunda eğitmeye çalışmamasının neden olduğunu söyledi. Hükümetin güvenliği sağlama ve özel sektör projelerini organize suç çetelerinden koruma yeteneğiyle doğrudan bağlantılı olan özel sektörün canlandırılmasının yanı sıra Yerli Ürün Koruma Yasası, Tüketicinin Korunması Yasası ve İhracatı Destekleme Yasası'nın uygulanması gerektiğinin altını çizen Muhsin sözlerini şöyle sürdürdü:
“Iraklı üreticiler arasında terörü yaymaya çalışan bu organize suç çetelerinin dış bağlantıları nedeniyle bunu sağlamak mümkün değil. Sonuç olarak Iraklı üreticilerin çoğu, ya komşu ülkelere ya da Güneydoğu Asya ülkelerine gittiler.”
Sorunun kaynak eksikliğinden daha büyük olduğuna işaret eden Muhsin, gerçek sorunun insanların hayatlarını her alanda iyileştirmek için bu kaynakları ve serveti uygun şekilde kullanan iyi bir yönetimin olmadığına işaret etti.  

Kamu maliyesinin yanlış yönetimi sorunu
Iraklı siyasi aktivist Hamza el-Cevahiri, Planlama Bakanlığı ve Maliye Bakanlığı'nın çeşitli imkanlarıyla ülkenin ihtiyacına göre kaynak dağıtmasından ötürü hatanın kamu maliyesinin yönetiminde yattığını belirterek bundan Irak Kürt Bölgesel Yönetimi (IKBY) ve Bağdat’taki bakanlıklardan alttaki memura kadar tüm yetkilileri sorumlu tuttu. Cevahiri şu değerlendirmede bulundu:
“Irak'ın devlet kurumlarındaki yolsuzluk belasından büyük zarar gördüğünü çok iyi biliyoruz. Iraklıların yaşadığı yoksulluğun başlıca nedeni budur. Bu nedenle kamu maliyesi, sürdürülebilir kalkınmaya veya vatandaşa hizmet eden altyapıya asla yönlendirilmeyecek.”

Değerlere ve ahlaka dayalı bir sistemin olmayışı
Kaynak eksikliği sorununun Irak'ın Baas Partisi'nin yönetimi altında olduğu dönemde kaybedilen değerlere ve ahlaka dayalı sistemin geri gelmesine ihtiyaç duyduğunu belirten Cevahiri sözlerini şöyle sürdürdü:
“Vatana ya da aileye değil, Baas Partisi’ne sadakat duyuluyordu. Sadece Baas partisine… Baasçı olmayan bir Iraklının çalışması, okuması, istihdam edilmesi ya da rejime bağlı güvenlik ve istihbarat teşkilatlarında hizmet etmeye ve partinin onayını almak için büyük fedakarlıklar yapmaya hazır olduğunu ifade etmesi oldukça zordu. Irak'taki değerlere ve ahlaka dayalı sistem bu noktadan yara almaya başladı. Gördüklerimiz ve yaşadıklarımız değerlere ve ahlaka dayalı sistemin yıkılmasının bir sonucudur. Geriye, onun gerçek değerleri yerine sadece söylemleri kalmış ve her şey mübah hale gelmiştir.”

Ülke nüfusundaki doğal artış
Planlama Bakanlığı'nın Bilgi Ofisi Direktörü Abd ez-Zehra tarafından açıklanan 2021 yılı bakanlık verilerine göre Irak'ta yıllık artışın yaklaşık yüzde 3,5 olduğu 10 yıl öncesine göre düşük olan nüfusun doğal artışı, son yıllarda yıllık yüzde 2,5 oldu.

Planlama Bakanlığı verileri
Bakanlığın 2021 yılı verilerine göre Irak’ın nüfusu, yüzde 51’ini oluşturan 20 milyon 810 bin 479’u erkek olmak üzere 41 milyon 190 bin 658 kişiye ulaştı. Toplam nüfusun yüzde 49'unu ise 20 milyon 380 bin 179 ile kadınlar oluşturuyor.
Planlama Bakanlığı Bilgi Ofisi Direktörü Zehra, kaynak kıtlığıyla ilgili olarak da Irak'ın kaynak kıtlığı ile karşı karşıya olmadığını, ancak sorunun bu kaynakların yönetiminde kaynaklandığını söyledi. Irak’ın gerek petrol zenginliği, gerekse tarım, sanayi, turizm ve diğerler alanlar gibi önemli kalkınma sektörleriyle iyi bir ekonomik potansiyele sahip zengin bir ülke olduğunu belirten Zehra, bakanlığın, bu yüzden nüfus artışlarını karşılamak ve kalkınmanın üzerinde bir yük olmaktan çıkarıp faydalı motor güçlere dönüştürmek çerçevesinde 2020 yılında patlak veren yeni tip koronavirüs (Kovid-19) salgının yansımaları ve Irak'ın tanık olduğu değişikliklerle uyumlu birçok politikanın gözden geçirilmesini gerektiren mali kriz nedeniyle daha önce başlattığı ancak durdurmak zorunda kaldığı nüfus artışlarına ilişkin ulusal planı yeniden gözden geçirdiğini kaydetti.

Kalkınma politikaları
Bu geniş kapsamlı politikalar, özel sektörü ortaklık yaparak, başta gençlere iş fırsatları yaratma konusunda teşvik ederek, onu güçlendirerek ve devlet kurumlarındakine benzer şekilde özel sektördeki işçilere gerekli garantileri sağlamak olan bir takım temellere dayanıyor. Sağlık sektörünün iyileştirilmesi ise bu alandaki tesislerin, binaların veya tıbbi personelin şartlarının iyileştirilmesinden geçiyor.
Eğitim alanın geliştirilmesi için de bir takım politikalar oluşturuldu.  Gerek başkent Bağdat gerekse ülkedeki diğer iller, bu alanda hem devlet hem de özel çok sayıda projenin hayata geçirilmesine tanık oldu. Ülkedeki konut krizini ve bu sektördeki boşluğu kapatmak için çalışılması gerektiği de unutulmamalı. En sonuncusu ‘Dari’ (Evim) adlı proje olan konut projelerinin tamamlanmasının ardından bu sektörün önümüzdeki dönemde konut fiyatlarında düşüşe tanık olacağı düşünülüyor. Dari projesinde 15 bin konut yer alırken, dileyen vatandaşlar, Merkez Bankası’ndan ve diğer bankalardan bu konutları satın almakta kullanabilecekleri krediler alabilecekler.

Kovid-19 salgının yansımalarından kurtulma planı
Şarku’L Avsat’ın Independent Arabia’dan aktardığı haberde açıklamalarda bulunan Planlama Bakanlığı Bilgi Ofisi Direktör Zehra, bakanlığın Kovid-19 salgının 2021-2023 yılları arasındaki yansımalarından kurtulmak için bir plan uygulamaya koyduğuna dikkati çekti. Iraklı yetkili planın, özel sektörü destekleyen ekonomiyi, sağlık ve eğitim alanında iyileştirmeleri, sosyal dokunun korunmasını, yerinden edilenleri geri dönüşünü ve kadınların güçlendirilmesini amaçlayan sosyal hayat ve bakanlık tarafından yapılan anketlere ve çalışmalara dayanan kalkınma haritasına göre illerdeki kalkınma ile ilgili boşlukları gidermeyi amaçlayan bir takım politikaları içeren konut ekseni olmak üzere üç önemli sac ayağını kapsadığını belirtti.

Irak'ın petrol ihracatı
Irak, Ocak 2022'de 3,619 milyon varil petrol ihraç etti. Petrol fiyatlarındaki artışla birlikte son 10 yılın en yüksek aylık gelirleri elde edildi.

Sürdürülebilirlik
Irak, Başbakan Mustafa el-Kazımi'nin küresel pazara açılmaya yönelik direktiflerinin yanı sıra diğer ülkelerle çeşitli düzeylerde ortaklık ilişkileri geliştirmenin ve dünya ülkeleri ile yeni iletişim kanalları açmanın önemi çerçevesinde, çeşitli ülkelerle ticari ve ekonomik ilişkilerini güçlendirme konusunda oldukça istekli bir ülke olarak ön plana çıkıyor.



Meşal: Hamas silahlarını bırakmayacak ve Gazze’de yabancı yönetimi kabul etmeyecek

Hamas liderlerinden Halid Meşal (Arşiv – Reuters)
Hamas liderlerinden Halid Meşal (Arşiv – Reuters)
TT

Meşal: Hamas silahlarını bırakmayacak ve Gazze’de yabancı yönetimi kabul etmeyecek

Hamas liderlerinden Halid Meşal (Arşiv – Reuters)
Hamas liderlerinden Halid Meşal (Arşiv – Reuters)

Hamas liderlerinden Halid Meşal bugün yaptığı açıklamada, Hamas’ın silahlarını bırakmayacağını ve Gazze Şeridi’nde ‘yabancı bir yönetimi’ kabul etmeyeceğini söyledi. Açıklama, ateşkes anlaşmasının, Hamas’ın silahsızlandırılmasını ve Gazze Şeridi’nin yönetimi için uluslararası bir komite kurulmasını öngören ikinci aşamasının başlamasının ardından geldi.

Hamas’ın yurt dışı sorumlusu ve eski Siyasi Büro Başkanı Meşal, 17. El Cezire Forumu’nda yaptığı konuşmada, “Direnişi, direnişin silahını ve direnişi gerçekleştirenleri suç saymak kabul edilemez” dedi.

Şarku’l Avsat’ın AFP’den aktardığına göre Meşal, “İşgal olduğu sürece direniş vardır. Direniş, işgal altındaki halkların bir hakkıdır; uluslararası hukukun, semavi dinlerin ve milletlerin hafızasının bir parçasıdır ve onunla gurur duyulur” ifadelerini kullandı.

İsrail ile Hamas arasında varılan ateşkes anlaşması, yıkıcı bir savaşın ardından, 10 Ekim’de yürürlüğe girdi. Anlaşma, Birleşmiş Milletler (BM) Güvenlik Konseyi tarafından da desteklenen bir ABD planına dayanıyor.

Anlaşmanın ilk aşaması, 7 Ekim 2023’ten bu yana Gazze Şeridi’nde tutulan rehineler ile İsrail hapishanelerindeki Filistinli mahkûmların takasını, çatışmaların durdurulmasını, İsrail’in Filistin topraklarındaki yerleşim alanlarından çekilmesini ve Gazze Şeridi’ne insani yardımların girişini öngörüyordu.

İkinci aşama ise 26 Ocak’ta Gazze Şeridi’nde son İsrailli rehinenin cansız bedeninin bulunmasının ardından başladı. Bu aşama, Hamas’ın silahsızlandırılmasını, Gazze Şeridi’nin yaklaşık yarısını kontrol eden İsrail ordusunun kademeli olarak çekilmesini ve Gazze’nin güvenliğinin sağlanmasına ve Filistinli polis birimlerinin eğitilmesine yardımcı olmayı amaçlayan uluslararası bir istikrar gücünün konuşlandırılmasını içeriyor.

Plan kapsamında, Gazze Şeridi’nin yönetimini denetlemek üzere ABD Başkanı Donald Trump’ın başkanlığında, çeşitli ülkelerden isimlerin yer aldığı Barış Konseyi oluşturuldu. Ayrıca, Gazze Şeridi’nin günlük işlerini yürütmek üzere Filistinli teknokratlardan oluşan bir komitenin kurulması öngörüldü.

Meşal, Barış Konseyi’ne Gazze Şeridi’nin yeniden inşasını ve yaklaşık 2 milyon 200 bin nüfuslu bölgeye insani yardımların akışını mümkün kılacak ‘dengeli bir yaklaşım’ benimseme çağrısında bulundu. Meşal, aynı zamanda Hamas’ın Filistin topraklarında herhangi bir yabancı yönetimi kabul etmeyeceğini yineledi.

Meşal sözlerini şöyle sürdürdü: “Ulusal sabitelerimize bağlıyız; vesayet mantığını, dış müdahaleyi ve manda yönetimini kabul etmiyoruz… Filistinlileri Filistinliler yönetir. Gazze, Gazze halkınındır; Filistin, Filistinlilerindir. Yabancı bir yönetimi kabul etmeyeceğiz.”

Meşal’e göre bu sorumluluk yalnızca Hamas’a değil, ‘tüm canlı unsurlarıyla Filistin halkının liderliğine’ aittir.

İsrail ve ABD, Hamas’ın silahsızlandırılması ve Gazze Şeridi’nin askerden arındırılmış bir bölge haline getirilmesi talebini sürdürüyor. Hamas ise silahlarını gelecekte kurulabilecek bir Filistin yönetimine devretme ihtimalinden söz ediyor.

İsrailli yetkililer, Hamas’ın Gazze Şeridi’nde yaklaşık 20 bin savaşçıya sahip olduğunu ve hareketin elinde yaklaşık 60 bin kalaşnikof tüfek bulunduğunu öne sürüyor.

Ateşkes anlaşmasında öngörülen uluslararası gücü hangi ülkelerin oluşturacağı ise henüz netlik kazanmış değil.


Libya’da Yüksek Yargı Konseyi, Anayasa Mahkemesi kararlarına karşı muhalefetini artırıyor

BM destekli Libya Yapısal Diyalogunun yönetişim ayağının sonuçlandırıldığı toplantıdan bir kare (UNSMIL)
BM destekli Libya Yapısal Diyalogunun yönetişim ayağının sonuçlandırıldığı toplantıdan bir kare (UNSMIL)
TT

Libya’da Yüksek Yargı Konseyi, Anayasa Mahkemesi kararlarına karşı muhalefetini artırıyor

BM destekli Libya Yapısal Diyalogunun yönetişim ayağının sonuçlandırıldığı toplantıdan bir kare (UNSMIL)
BM destekli Libya Yapısal Diyalogunun yönetişim ayağının sonuçlandırıldığı toplantıdan bir kare (UNSMIL)

Libya Yüksek Yargı Konseyi, Trablus'taki Yüksek Mahkeme Anayasa Dairesi'nin kararlarına karşı tavrını katılaştırarak, ‘yargıyı siyasallaştırma girişimlerine’ karşı sert bir uyarıda bulundu. Konsey, ‘bu hassas aşamada yargıya müdahale etme’ konusunda sert bir uyarıda bulundu. Ülke, yargıya da neredeyse ulaşan kronik siyasi ve askeri bölünmelerden mustarip durumda.

Yüksek Yargı Konseyi’nin bu tutumu, Anayasa Mahkemesi'nin Temsilciler Meclisi tarafından çıkarılan ve Yargı Sistemi Kanunu'nda değişiklikler içeren iki kanunu geçersiz kılma kararının ardından daha da belirginleşti. Bu durum, mevcut Yargı Yüksek Konseyi’nin kurulduğu anayasal dayanağın ortadan kalktığı ve bu kanundan kaynaklanan statüsünü kaybettiği anlamına geliyor. Dolayısıyla, önceki hükümlere uygun olarak yeniden oluşturulması gerekiyor.

Yüksek Yargı Konseyi tarafından cuma akşamı yapılan açıklamada ‘anayasal çevreden’ doğrudan bahsedilmeden yargı alanında yaşananlara, özellikle de bazılarının, kurumu zararlı bir kurum ile değiştirmek için anayasal olarak ilgili olduğunu düşündükleri araçları kullanarak yargının birliğini ve bağımsızlığını zayıflatma girişimlerine ilişkin duyulan üzüntü ifade edildi.

Konsey, bu kişilerin amacının, diğer tüm yetkileri elinden almak suretiyle, yalnızca siyasi ve dar bir kişisel çıkar olarak nitelendirilebilecek hedefleri gerçekleştirmek olduğunu değerlendirdi.

Yargının birliğini korumak, sorumlu davranmak ve ülkenin yararına hizmet etmek için, sonuçsuz kalacak bir fiili durum dayatmaya çalışanların devam eden uzlaşmaz tavırları karşısında bir süre en yüksek disiplin seviyesini uyguladığını da ekleyen Konsey, ülkenin tarihinde hassas ve tehlikeli bir dönemde, birliğin her zamankinden daha fazla ihtiyaç duyulduğu bir zamanda yargıya müdahale etme girişimlerine işaret etti.

fdbfb
Libya Temsilciler Meclisi'nin önceki bir oturumundan bir kare (Libya Temsilciler Meclisi)

Bu gerginlik, Temsilciler Meclisi ile (yargı otoritesini oluşturan üç sütundan biri olan) Devlet Konseyi arasındaki hukuki ve siyasi çatışmanın bir parçası olarak görülüyor. Bu çatışma, siyaset koridorlarından yargının kalbine taşınırken Temsilciler Meclisi, bazı yasal değişikliklerle Yüksek Yargı Konseyi'ni yeniden yapılandırarak yargı üzerinde daha fazla etki sahibi olmaya çalışıyor. Devlet Konseyi bu hamleyi yargının ‘siyasileştirilmesi’ olarak değerlendirdi.

Bu turda, Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreteri'nin Libya Özel Temsilcisi ve Libya'daki BM Destek Misyonu (UNSMIL) Başkanı Hanna Serwaa Tetteh, bu diyaloğun yeni bir hükümet seçmek için bir organ olmaktan ziyade, Libyalıların kendi ülkelerinin geleceği için kendileri tarafından formüle edilen pratik çözümler geliştirmek amacıyla yürütülen bir ‘Libyalılar arası’ süreç olduğunu teyit etti.

Seçim çerçevesine ilişkin görüşmeler de “6+6” komitesinin kuralları ve danışma komitesinin tavsiyeleri temelinde, mevcut farklılıkların altında yatan garantileri ve siyasi endişeleri anlamaya odaklanarak yürütüldü.

Katılımcı üyeler ise, görüşmelerin genel ilkelerden usul ayrıntılarına doğru ilerlediğini belirttiler. Komisyon Yönetim Kurulu'ndaki boş koltuk krizinin çözülmesinin, gelecekteki seçimlere olan güveni güçlendirmek ve seçimlerin itiraz edilmesini veya kesintiye uğramasını önlemek için temel bir unsur olduğunu vurguladılar.

ert6y
Önceki belediye seçim kampanyasından (Komisyon Yönetim Kurulu)

Turun sonunda üyeler, Berlin Süreci Siyasi Çalışma Grubu'nun büyükelçilerine ve temsilcilerine ana önerilerini sundular. Büyükelçiler ve temsilciler, sürecin mart ayında yeniden başlaması ve uzun vadeli istikrarı sağlayacak ulusal bir vizyon etrafında uzlaşma sağlanmaya devam edilmesi koşuluyla, UNSMIL tarafından kolaylaştırılan yol haritasına destek verdiklerini teyit ettiler.

Yapılandırılmış diyalogun yeni hükümetin seçimi konusunda kararlar alan bir organ olmadığını yineleyen USNMIL, devlet kurumlarını güçlendirmek amacıyla, seçimlere elverişli bir ortam yaratmak ve yönetişim, ekonomi ve güvenlik alanlarındaki en acil sorunları ele almak için pratik önerileri incelemekle ilgilendiğini belirtti. UNSMIL, bunun uzun vadeli çatışmanın nedenlerini ele almak için politika ve yasama önerilerini inceleyerek ve geliştirerek başarılacağının altını çizdi. Ayrıca, yapılandırılmış diyalogun istikrarın önünü açacak ulusal bir vizyon üzerinde uzlaşma sağlamayı amaçlayacağına da dikkati çekti.

Bu gelişme, cumartesi günü Tacura, Sayad ve el-Hashan belediyelerinde ve Tobruk'taki bir oy verme merkezinde, düzenli ve sakin bir atmosferde belediye meclisi seçimleri için oy kullanma işleminin başlamasıyla eş zamanlı gerçekleşti. Komisyon Yönetim Kurulu’nun ana operasyon odası, oy verme sürecinin disiplinli ve organize bir ortamda, önemli bir engel olmadan plana göre ilerlediğini belirtti.

Komisyon, 93 sandık merkezinden oluşan 43 merkezin tamamının açık olduğunu doğruladı. Bu tur, şeffaflığı artırmak ve her türlü sahtekarlık girişimini önlemek amacıyla Tacura belediyesinde elektronik doğrulama teknolojisi (parmak izi) kullanıldı.

u78ı9o
Huri, cumartesi günü belediye seçimlerinde bir oy verme merkezini ziyaret ederken (UNSMIL)

Öte yandan UNSMIL, sorumlu yerel yönetimin kurulmasına katkıda bulunmak için tüm kayıtlı seçmenleri oy kullanmaya çağırırken, misyonun başkan yardımcısı Stephanie Huri, Tacura'daki oy verme merkezlerini ziyaret ederek oy verme sürecini ve elektronik seçmen doğrulama sisteminin kullanımını yerinde gözlemledi.

Bu seçimler, oy vermeyi geciktiren bazı teknik ve hukuki engellerin aşılmasının ardından, Komisyonun ülke çapında belediye meclislerini seçme planını çerçevesinde gerçekleşirken söz konusu plan, son iki yılda uygulanan ve nihai sonuçların kabul edilmesi ve seçilmiş meclislerin oluşturulmasıyla sonuçlanan önceki aşamaların başarısının bir uzantısı olarak değerlendiriliyor.


Kasım, Hizbullah üzerindeki kontrolünü sıkılaştırıyor

Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)
Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)
TT

Kasım, Hizbullah üzerindeki kontrolünü sıkılaştırıyor

Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)
Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)

Hizbullah Genel Sekreteri Naim Kasım, örgütün idari kurumları üzerindeki kontrolünü sıkılaştırmaya çalışıyor. Bu yüzden söz konusu kurumlara, eski Genel Sekreter Hasan Nasrallah'ın liderliği döneminde marjinalleştirilen yakın arkadaşları ve din adamı olmayan politikacıları getirdi.

Şarku’l Avsat’a konuşan kaynaklara göre yapılan en önemli değişiklikler arasında, eski bakan ve milletvekili Muhammed Fneyş’in Hizbullah’ın ‘hükümeti’ olarak kabul edilen yürütme organının başına geçmesi, milletvekili ve parlamento grubu başkanı Muhammed Raad'ın ise genel sekreter yardımcılığına atanmasının bekleniyor.

Kaynaklar, Kasım'ın, daha önce partinin yürütme organının sorumluluğunda olan ayrıntılara girmeden liderliği elinde tutan genel sekreterlik ile örgütün tüm kurumlarını birbirine bağlayarak Hizbullah’ı kontrol etmeye çalıştığına işaret etti.

Öte yandan, Başbakan Nevaf Selam, çok sayıda kişinin İsrail'in tekrarlanan saldırılarının ardından halen yeniden inşa edilmesini beklediği güney bölgesine tarihi bir ziyaret başlattı. Başbakan Selam'ın, Hizbullah tarafından kendisine karşı başlatılan ihanet kampanyasına rağmen tüm köylerde sıcak bir şekilde karşılanması dikkati çekti.