G-7 ülkelerinden Rusya’ya yaptırım tehdidi

Londra yönetimi Putin’i ‘uçurumun eşiğinden’ dönmeye davet ederken Moskova diplomatik sürecin henüz sonlanmadığını vurguladı.

Almanya'nın kuzeyindeki Munster Kışlası'ndan Litvanya'ya nakil edilmesi için bekletilen tanklar. (EPA)
Almanya'nın kuzeyindeki Munster Kışlası'ndan Litvanya'ya nakil edilmesi için bekletilen tanklar. (EPA)
TT

G-7 ülkelerinden Rusya’ya yaptırım tehdidi

Almanya'nın kuzeyindeki Munster Kışlası'ndan Litvanya'ya nakil edilmesi için bekletilen tanklar. (EPA)
Almanya'nın kuzeyindeki Munster Kışlası'ndan Litvanya'ya nakil edilmesi için bekletilen tanklar. (EPA)

Avrupa’da felakete yol açabilecek olası bir savaşın önüne geçmek için diplomatik çabalar devam ediyor. Dünyanın en gelişmiş ekonomilerinin oluşturduğu G7 ülkelerinin maliye bakanları ortak bildiri yayımlayarak Rusya’nın Ukrayna’yı işgal etmesi durumunda, ‘hızlı, koordineli ve kararlı tepkiyle karşılık verileceğini’ ve ‘ağır yaptırımlar’ uygulanacağını açıkladı.
Almanya’nın dönem liderliğini üstlendiği G-7 ülkelerinin; ABD, İngiltere, Fransa, İtalya, Kanada ve Japonya’nın maliye bakanlarının yayımladıkları bildiride Ukrayna'nın egemenliğinin, toprak bütünlüğünün, ekonomik ve finansal istikrarının korunmasında kararlı olunduğu, Ukrayna'ya 2014'ten beri 48 milyar doları aşan ekonomik destek sağlandığı belirtildi. 
Ortak bildiride şu ifadelere yer verildi:
"Acil önceliğimiz gerilimi düşürme çabalarını desteklemektir. Diğer yandan, özellikle Rusya'nın Ukrayna'ya yönelik olası herhangi bir askeri saldırısına hızlı, eşgüdümlü ve güçlü bir yanıt verileceğini yineliyoruz. Rus ekonomisi üzerinde hemen ağır sonuçları olacak ekonomik ve mali yaptırımları toplu olarak uygulamaya hazırız."
Rusya-Ukrayna krizi, Soğuk Savaş’ın sona ermesinden bu yana Avrupa’daki en önemli güvenlik krizi olarak niteleniyor. Bazı Avrupa borsalarında, Rusya’nın Ukrayna’yı işgal etme ihtimali nedeniyle yüzde 3’lük kayıplar yaşandı. Moskova Borsası’ndaki kayıplar da yüzde beşe yaklaştı ve ruble dolar karşısında değer kaybetti.   

Putin ve güvenlik garantileri
Rus devlet haber ajansı RIA Novosti'nin haberine göre Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov, Devlet Başkanı Vladimir Putin’e henüz diplomatik seçeneklerin tüketilmediği tavsiyesini verdi. Putin, Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov ve Savunma Bakanı Sergey Şoygu’yu Kremlin Sarayı’na çağırarak Ukrayna krizine dair son gelişmeler hakkında brifing aldı. Bakan Lavrov, Batı ile süren diplomatik sürecin henüz tüketilmediğini belirterek “Bu aşamada görüşmelere devam edilmesi ve genişletilmesini öneriyorum. Ancak elbette sonsuza kadar devam edemez” dedi. 
Lavrov Rusya'nın güvenlik garantileriyle ilgili ABD'den somut öneriler aldıklarını ancak Avrupa Birliği'yle NATO'dan gelen yanıtların tatmin edici olmadığını belirtti. ABD'den cevaplanmamış sorularla ilgili yanıt almaya çalıştıklarını, Rusya'nın taleplerinin bir bütün olarak ele alınması gerektiğini vurguladı.  
Putin’in Lavrov’un Rusya’nın ‘güvenlik garantileri’ ile ilgili hazırladığı 10 sayfalık bir ‘yanıtı’ ABD ve müttefiklerine sunma önerisine onay verdiği belirtildi.  

Rus ordusundan açıklama
Rus haber ajansı Interfax’ın haberine göre üst düzey bir Rus askeri yetkilisi, Rusya'nın karasularına yasa dışı yollarla girmeye çalışan yabancı savaş gemilerine ve denizaltılara ateş açmaya hazır olduğunu söyledi.
Interfax'a açıklama yapan Rus Ordusu Ana Operasyonlar Dairesi Başkan Yardımcısı Stanislav Gadzhimagomedov, ABD'nin Rusya'yı öncelikli olmayan konularda uzun süreli müzakerelere sürükleyerek Rusya'nın küresel güvenlik önerilerini engellemeye çalıştığını belirtti. Ayrıca NATO’nun Ukrayna’yı desteklemesinin, Ukrayna’yı Kırım Yarımadası ya da Donbas’a saldırmaya teşvik ettiğini, böylesi bir durum yaşanırsa bunun bir felaket olacağını vurguladı. Gadzhimagomedov, ‘Karasularımıza yasa dışı yollarla girmeye çalışan gemilere ve denizaltılara ateş açmaya hazırız” ifadesini kullandı.  
Bu açıklama, Rusya Savunma Bakanı Sergey Şoygu’nun doğu sularında muhtemelen ABD'ye ait yabancı bir denizaltı tespit edildiğini duyurmasının ardından geldi. ABD’li askeri yetkililer ise Rus karasularında askeri operasyonlar düzenledikleri iddiasını yalanladı.

Schulz ve Alman birlikleri
Almanya Şansölyesi Olaf Scholz, resmi ziyarette bulunduğu Kiev'de Ukrayna Cumhurbaşkanı Volodimir Zelenski ile bir araya geldi. Scholz, görüşmenin ardından düzenlenen basın toplantısında diplomatik bir çözüm bulmaya çalıştıklarını vurguladı.
Herhangi bir askeri tehlike durumu olmamasına rağmen Rusya'nın Ukrayna sınırındaki tatbikatlarının kabul edilir olmadığını belirten Almanya Başbakanı şunları söyledi:
“Bir kez daha netleştirmek istiyorum; Ukrayna'nın egemenliği ve toprak bütünlüğü esastır ve müzakere edilemez. Rusya'dan gerilimi düşürmeye yönelik adımlar bekliyoruz. Aksi takdirde bunun ‘ağır ekonomik, jeopolitik ve mali sonuçları’ olacaktır. Bunu yarın Moskova'da da söyleyeceğim." 
Reuters’a konuşan bir görgü tanığı, NATO birlikleri kapsamında Alman askerlerini taşıyan bir uçağın Litvanya’ya indiğini aktardı.  
NATO askeri yetkilisi, A400M nakliye uçağının 70 Alman askerini ve muhtelif cephaneleri Litvanya’ya taşıdığını söyledi ve önümüzdeki günlerde bu sayının 360’a ulaşacağını bildirdi. Litvanya'daki NATO kuvvetlerinin Alman komutanı Daniel Andre gazetecilere verdiği demeçte, "Bu hazırlıklar, Almanya'nın gerektiğinde savaş bölgesindeki birliklerini seri bir şekilde takviye etme yeteneğinin ve kararlığının güçlü bir işaretidir" dedi.

Uçurumun Eşiği
İngiltere Başbakanı Boris Johnson, Ukrayna'da yaşanan krizle ilgili yaptığı açıklamada, Rusya lideri Vladimir Putin'in 'uçurumun kenarından' geri adım atması için halen vakti olduğunu söyledi.
İngiliz televizyonların yayınladığı haberlerde Johnson, Rusya'nın Ukrayna'yı muhtemel işgalinin ‘korkunç bir hata ve Rusya için felaket’ olacağına işaret ettiği açıklamasında şu ifadeleri kullandı:
"Bir uçurumun kenarındayız ama Rusya Devlet Başkanı Putin'in geri adım atması için halen zaman var. Felakete yol açabilecek bir hatadan kaçınmak için herkesi diyaloga davet ediyoruz."
Johnson, İngiliz hükümetinin Rusya'yı işgalden caydırmak için ‘çok sert’ yaptırımlar uygulamaya hazırlanması gerektiğini vurguladı.
Ayrıca Rusya’ya olan enerji bağımlılığının azaltılması için Almanya’ya Kuzey Akım-2 projesini yeniden değerlendirmesi çağrısında bulundu. 
ABD Başkanı’nın da ifade ettiği gibi; Rusya’nın 48 saat içinde bir askeri harekât planladığına dair işaretler olduğuna dikkat çeken var Johnson, sınırdaki 130 bin Rus askerinin varlığının ciddi endişelere neden olduğunu söyledi.   
İngiltere'nin cuma günü vatandaşlarına Ukrayna'yı derhal terk etmelerini tavsiye etmesinin ardından Dışişleri Bakanı Liz Truss, vatandaşların tahliyesiyle ilgili bir toplantı düzenledi.

Avrupa Birliği hazırlanıyor
Şarku’l Avsat’ın edindiği bilgile göre bir AB yetkilisi, AB bloğunun Rusya'nın Ukrayna'yı istikrarsızlaştırmaya yönelik olası bir hamlesine yanıt olarak atılacak adımlar hazırladığını ancak Moskova'nın tam olarak ne planladığını bilmediklerini söyledi. Ukrayna krizine dair ABD-Rusya görüşmelerinin kayda değer bir ilerleme sağlamadığını belirten yetkili, Almanya ve Fransa’nın, Devlet Başkanı Vladimir Putin ile diyalog kanallarını halen açık tuttuğunu ifade etti. AB yaptırımlarının sert olması durumunda Moskova’nın misilleme olarak doğalgazı kesebileceğini belirten yetkili, Avrupa Birliği'nin gaz ihtiyacının yüzde 40'ının Rusya'dan sağlandığını hatırlattı.  
Yetkili ayrıca Avrupa Birliği'nin Rusya'nın Avrupa'ya satışlarını azaltması halinde enerji talebini Çin'e ne kadar hızlı kaydırabileceğini araştırdığı bilgisini verdi. Kaynak ayrıca Rusya'nın Ukrayna'yı işgal etmesi halinde AB'nin bir mülteci akınına da hazırlandığını vurguladı.
Avrupa Birliği'nin üyelerinden bazılarının Rusya'ya herhangi bir saldırıdan caydırmak için sert yaptırımlar uygulamak istediğini kaydeden yetkili, bazı üyelerin ise gerilimi artırmamak adına, yalnızca gerekmesi halinde önlemler alınması gerektiğini savunduğunu kaydetti.

Ukrayna ve Belarus  
Ukrayna Savunma Bakanı Oleksiy Reznikov ve Belarus Savunma Bakanı Viktor Hrenin arasında bir telefon görüşmesi gerçekleştirildi.
Belarus Savunma Bakanlığı’ndan yapılan açıklamada, Ukrayna tarafının inisiyatifi ile gerçekleşen telefon görüşmesinde, Hrenin ve Reznikov’un iki ülke arasında askeri alanda iş birliği, iş birliğinde sorunlu noktaları, bölgedeki güvenlik ve güven ortamını güçlendirmeye yönelik somut adımların atılması konularını ele aldıkları belirtildi.
Belarus Rusya ile birlikte Ukrayna sınırları yakınında ortak askeri tatbikat düzenliyor. Ukrayna Savunma Bakanı Reznikov, görüşmeyi ‘oldukça verimli’ olarak niteledi. Hrenin ise ‘tatbikatın Ukrayna’yı tehdit etmediğini’ vurguladı.
Hrenin ve Reznikov’un şeffaflığı ve karşılıklı güveni artırmak için somut adımlar attığı belirtilen açıklamada, görüşmenin diyalog ortamını yeniden canlandırmak, olumsuz görüşleri azaltmak ve bölgede güvenliği sağlamak için gerçekleştirildiği kaydedildi.

Doğu Avrupa ve mülteciler
Doğu Avrupa ülkeleri, Rusya ile krizin artması halinde Ukrayna'dan kaçabilecek yüz binlerce mülteciyi kabul etmek için hazırlıklara başladı. Polonya’da mülteciler için kamp alanları belirlendi. Romanya’dan da mülteci kampları için çalışmalar yapıldığına dair açıklamalar geldi. Bölgede Demir Perde ve Sovyet etkisinin hatıraları halen canlı durumda. Bölge halkları en son 1990'larda eski Yugoslavya'nın çöküşü sırasında görülen bir göç dalgasının yol açacağı istikrarsızlıktan endişe ediyor. Polonya’da çalışma oturumu bulunan 1 milyonun üzerinde Ukraynalı yaşıyor.  



İsrail kabinesi, Batı Şeria topraklarının ilhakını genişletme kararlarını onayladı

İşgal altındaki Batı Şeria’nın El Halil kentinin batısında, Filistinlilere ait evler ve dükkanlar İsrail buldozerleri tarafından enkaz yığınlarına dönüştürüldü. (AFP)
İşgal altındaki Batı Şeria’nın El Halil kentinin batısında, Filistinlilere ait evler ve dükkanlar İsrail buldozerleri tarafından enkaz yığınlarına dönüştürüldü. (AFP)
TT

İsrail kabinesi, Batı Şeria topraklarının ilhakını genişletme kararlarını onayladı

İşgal altındaki Batı Şeria’nın El Halil kentinin batısında, Filistinlilere ait evler ve dükkanlar İsrail buldozerleri tarafından enkaz yığınlarına dönüştürüldü. (AFP)
İşgal altındaki Batı Şeria’nın El Halil kentinin batısında, Filistinlilere ait evler ve dükkanlar İsrail buldozerleri tarafından enkaz yığınlarına dönüştürüldü. (AFP)

Ynet haber sitesi bugün, İsrail kabinesinin Batı Şeria’daki arazi tescili ve mülkiyet prosedürlerinde temel değişiklikleri onayladığını bildirdi. Yeni düzenlemeler, Filistinlilere ait bazı evlerin yıkılmasına izin veriyor.

Yedioth Ahronoth’un internet sitesi Ynet, yeni kararların İsrail'in işgal altındaki Batı Şeria’nın A Bölgesi’nde Filistinlilere ait binaları yıkmasına izin vereceğini ve Batı Şeria genelinde yerleşim faaliyetlerinin önemli ölçüde genişlemesine yol açacağını doğruladı.

zsdcfgt
Batı Şeria’daki İsrail askerleri (Reuters)

Şarku’l Avsat’ın Ynet’ten aktardığına göre İsrail kabinesinin aldığı kararlar, Oslo Barış Anlaşmaları kapsamında ilk asker çekilme dalgasında İsrail ordusunun çekilmediği tek şehir olan El Halil’de İsrail-Filistin çatışmasını çözmeye yönelik geçici bir adım olması amaçlanan 1997 El Halil Protokolü’nün ilkelerine aykırı.


Rusya'da 15 yaşındaki saldırgan dehşet saçtı: Nazi sembolü çizdi

Moskova'da bir polis aracı (Temsili/Reuters)
Moskova'da bir polis aracı (Temsili/Reuters)
TT

Rusya'da 15 yaşındaki saldırgan dehşet saçtı: Nazi sembolü çizdi

Moskova'da bir polis aracı (Temsili/Reuters)
Moskova'da bir polis aracı (Temsili/Reuters)

Rusya'nın Başkurdistan Cumhuriyeti'nde cumartesi günü bir üniversite yurdunda bir gencin bıçaklı saldırı dizisi sonucu en az 6 kişi yaralandı. Yaralananlar arasında öğrenciler de var.

Haberlere göre bıçak taşıdığı belirtilen 15 yaşındaki çocuk, cumartesi günü Ufa'daki Devlet Tıp Üniversitesi'nin yurduna girip öğrencilere saldırmaya başladı. Gencin milliyetçi sloganlar attığı ve Nazi sembolü çizdiği bildirildi.

Rusya İçişleri Bakanlığı Sözcüsü Tümgeneral Irina Volk, RTVI haber sitesine yaptığı açıklamada, "Saldırgan gözaltına alınmaya direndi ve bu sırada iki polis memuru bıçaklandı. Ayrıca şüpheli kendine de zarar verdi" dedi. Şüpheli, ağır yaralı halde yerel bir çocuk hastanesine kaldırıldı.

Moskova'nın yaklaşık 1200 km doğusundaki Ufa'daki yetkililer, olayla ilgili üst düzey soruşturma başlattı. Saldırıda yaralanan en az 4 kişi hastaneye kaldırıldı ve birinin durumunun kritik olduğu düşünülüyor. Yaralananlar arasında Hintli öğrenciler de bulunuyor.

Moskova'daki Hindistan Büyükelçiliği, "Ufa'da talihsiz bir saldırı yaşandı. Aralarında 4 Hintli öğrencinin de bulunduğu birçok kişi yaralandı" açıklamasını yaptı.

Büyükelçilik, yetkililerle temas halinde olduğunu ve "Kazan'daki konsolosluktan yetkililerin yaralı öğrencilere yardım etmek üzere Ufa'ya hareket ettiğini" belirtti.

Görgü tanıkları, kaotik anları "her yer kan içindeydi" diyerek anlattı. Ren TV, yaralıların ambulanslarla hastaneye taşındığını gösteren görüntüleri yayımladı.

Yerel Baza kanalına göre, şüpheli yasaklı bir neo-Nazi örgütüne mensuptu. Economic Times'a göre Rusya'daki üniversitelerde 30 binden fazla Hintli öğrencinin eğitim gördüğü tahmin ediliyor.

Independent Türkçe


New START anlaşmasının sona ermesinin ardından büyük nükleer güçler arasındaki gerilim tırmanıyor

Pekin'de İkinci Dünya Savaşı'nın sona ermesini anmak için düzenlenen askeri geçit töreninden bir kare, 3 Eylül 2025 (Reuters)
Pekin'de İkinci Dünya Savaşı'nın sona ermesini anmak için düzenlenen askeri geçit töreninden bir kare, 3 Eylül 2025 (Reuters)
TT

New START anlaşmasının sona ermesinin ardından büyük nükleer güçler arasındaki gerilim tırmanıyor

Pekin'de İkinci Dünya Savaşı'nın sona ermesini anmak için düzenlenen askeri geçit töreninden bir kare, 3 Eylül 2025 (Reuters)
Pekin'de İkinci Dünya Savaşı'nın sona ermesini anmak için düzenlenen askeri geçit töreninden bir kare, 3 Eylül 2025 (Reuters)

Rusya ve ABD arasında her iki ülkedeki nükleer silahları sınırlandırmak için imzalanan New START anlaşmasının bu hafta sona ermesinden bu yana, dünyanın önde gelen nükleer güçleri arasındaki gerilim tırmanıyor. Washington, gelecekteki herhangi bir anlaşmaya Pekin'i de dahil etmek isterken, Moskova ise Paris ve Londra'nın nükleer silahlanma konusunda yapılacak çok taraflı müzakerelere katılmasını talep ediyor. İki nükleer güç New START anlaşmasının kısıtlamalarından kurtulduğundan, uzmanlar her iki tarafın da taviz vermeden kazanç elde etmeye çalışacağı yeni bir silahlanma yarışından endişe duyuyor.

Çin'in belirsiz tutumu

Çin, nükleer silahların yayılmasını sınırlamak için yeni bir antlaşma müzakerelerine katılma fikrini reddetti. Batılı bir diplomat, Pekin'in iki büyük nükleer güce yetişmenin ne kadar zor olacağı konusunda ‘kasıtlı olarak belirsiz’ kalmayı tercih ettiğini söyledi. Çin'in toplamda yaklaşık 600 nükleer savaş başlığı var. Bu sayı, ABD ve Rusya'nın şu anda sahip olduğu toplam bin 700 savaş başlığından çok daha az ve iki büyük nükleer gücün cephaneliklerindeki toplam nükleer savaş başlığı sayısından da çok daha az. Ancak çoğu gözlemci, Çin'in nükleer savaş başlığı üretimini artırdığı konusunda hemfikir. ABD'nin tahminlerine göre bu sayı 2030 yılına kadar bine, 2035 yılına kadar ise bin 500'e ulaşabilir.

Eski ABD Stratejik Komutanlığı (STRATCOM) Komutanı emekli Amiral Charles A. Richard, ABD Senatosu Silahlı Kuvvetler Komitesi'nde verdiği ifadesinde, Çin'in yeteneklerinin ‘istihbarat topluluğunun raporlarından’ daha yüksek tahmin edilmesini istedi. Emekli Amiral, bu rakamın gerçeklere daha yakın olması için ‘iki veya üç katına çıkarılması gerektiğini’ de sözlerine ekledi.

Öte yandan Singapur Ulusal Üniversitesi'nden Siyaset Bilimci Ja Ian Chong, Çin'in bu konudaki şeffaflık eksikliğinin birçok soruna yol açtığını savundu.

Fransız Haber Ajansı AFP’ye konuşan Ja Ian Chong, “Bu şeffaflık eksikliği ve gizlilik, yanlış hesaplama riskini artırıyor” dedi.

Siyaset Bilimci, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Bazı analistler, Pekin'in gerçek kapasitesini gizlemeye çalıştığına inanıyor. Bu, nükleer silahlarını koruyabilir ve potansiyel düşmanlarının karşı önlemler geliştirmesini engellemede belirli bir avantaj sağlayabilir.”

Çin'in nükleer kapasitesini ulusal güvenlik için gerekli minimum düzeyde tuttuğunu ısrarla savunduğunu belirten Chong, “Ancak bu iddiayı bağımsız olarak doğrulamanın bir yolu yok” ifadelerini kullandı.

Sıcak hat... Ancak Çin'in durumu farklı

Rusya ile ABD arasında 1962 yılında neredeyse bir savaşın patlak vermesine yol açan Küba Füze Krizi'nden bir yıl sonra, iki ülkenin liderleri, olası benzer bir acil durumda hızlı bir şekilde iletişim kurabilmeleri için bir sıcak hat (kırmızı telefon) kurdular, ancak Çin'in durumu farklı.

ABD Senatosu komitesine “Rusya ve ABD'nin Soğuk Savaş sırasında öğrendiği şey, bu kadar büyük yıkıcı güce sahip sistemleri sorumlu bir şekilde yönetmekti” diyen emekli Amiral Richard, “Çin'in ise aynı dersleri alıp almadığını bilmiyoruz” diye ekledi.

Diğer taraftan Londra merkezli Chatham House'da araştırmacı olan Georgia Cole, “Çin'in nükleer silahları sınırlamayı amaçlayan görüşmelere katılmakta isteksiz olmasının nedenlerinden biri, diğer iki büyük gücün çok gerisinde kalmasıdır” yorumunda bulundu.

Trump'ın Pekin'in müzakere masasında olmasını istediğini söyleyen Georgia Cole, ancak ‘Çin, Washington ve Moskova ile eşit düzeye gelmedikçe resmi nükleer silah azaltma görüşmelerine katılmayacağını ısrarla vurguladığı için bunun şu anda olası olmadığını’ belirtti.

Rusya'nın manevrası

Rusya ise, ABD'nin Çin'in katılımında ısrarcı tutumuna karşılık olarak, BM Güvenlik Konseyi (BMGK) üyesi olan Avrupa’daki iki nükleer güç olan İngiltere ve Fransa'dan da aynı şeyi talep etti. Rusya'nın Cenevre'deki BM Ofisi Daimi Temsilcisi Gennady Gatilov geçtiğimiz cuma günü yaptığı açıklamada, ülkesinin katılım isteğinin ‘ABD'nin NATO'daki askeri müttefikleri’ olan İngiltere ve Fransa'nın katılımına bağlı olduğunu söyledi.

Bu arada Fransa Uluslararası İlişkiler Enstitüsü'nün güvenlik uzmanı Elouaz Fayeh'e göre iki Avrupa ülkesinin toplam nükleer savaş başlığı sayısı 500'den az, ancak Rusya, hepsini Batılı güçler olarak görerek, bunların ABD ile aynı ‘kefeye’ konulmasını istiyor.

Fayeh, bunun iki ülkeyi ‘iki süper gücün pazarlık kozu’ haline getireceğini ve Fransa'nın bunu sık sık reddettiğini belirtti. Nükleer tehditler

Washington'da, New START anlaşmasının eski ABD baş müzakerecisi Rose Gottemoeller, ABD Senato Komitesi’ne verdiği ifadede Pekin'in gelecekteki nükleer müzakerelere katılmasının gerekliliğini vurguladı. Gottemoeller, Pekin'in nükleer tehditler konusunda ABD ile diyalog başlatmanın yollarını bulmaya büyük ilgi gösterdiğini” düşündüğünü söyledi.

Dolayısıyla Pekin silah kontrolü ile ilgili görüşmelere katılmayı reddetse bile, bu tehlikeler ele alınmalı. Silah cephanelerinin ABD’ninkinden çok daha küçük olduğunu belirten Gottemoeller, buna karşın füzelerin ateşlenmeden önceden bildirilmesinin ve acil hat düzenlemeleri gibi hususların, nükleer silahları müzakere masasına getirme ve modernizasyon programlarında yapılanlara dair bu düzeyde bir belirsizliğin sürdürülmemesi konusunda bir diyalog başlatmak için önemli araçlar olduğunu açıkladı.

Gottemoeller, bunun ‘niyetlerini öğrenmek için onlarla konuşmak’ şeklindeki başlıca ve en önemli hedef olması gerektiğinin de altını çizdi.