Nahda, Tunus’taki popülaritesini kayıp mı etti?

Nahda Hareketi liderlerinden biri, ‘sayılar savaşının’ artık önemli olmadığını savunurken gözlemciler ise bunun ‘güç kullanmadaki başarısızlıktan’ kaynaklandığı görüşündeler.

Tunuslular, Yüksek Yargı Konseyi’nin feshedilmesine karşı gösteri düzenledi. (AFP)
Tunuslular, Yüksek Yargı Konseyi’nin feshedilmesine karşı gösteri düzenledi. (AFP)
TT

Nahda, Tunus’taki popülaritesini kayıp mı etti?

Tunuslular, Yüksek Yargı Konseyi’nin feshedilmesine karşı gösteri düzenledi. (AFP)
Tunuslular, Yüksek Yargı Konseyi’nin feshedilmesine karşı gösteri düzenledi. (AFP)

Huda et-Trablisi
Nahda Hareketi önderliğindeki Darbeye Karşı Vatandaşlar Girişimi, Yüksek Yargı Konseyi’nin feshedilmesine karşı olduklarını ifade etmek için sokağa çıktı. Tunus Cumhurbaşkanı Kays Said ise mevcut meclisi iptal eden ve yerine geçici meclis kurulmasını ön gören bir kararname yayınladı.
Resmi Gazete’de 13 Şubat 2022 tarihinde yayınlanan cumhurbaşkanlığı kararnamesi, işlevsel, idari ve mali bağımsızlığa sahip bir konsey oluşturulmasını ön görüyor. Kararnameye göre konseyin, Geçici Yüksek Yargı Konseyi adıyla Yüksek Yargı Konseyi’nin yerini alarak adli, idari ve mali yargı işlerini denetlemesi planlanıyor.
Karar, Tunus Cumhurbaşkanı’nın adaleti sağlamak için mevcut konseyi feshedip yerine bir başkasını oluşturmaya yönelik eski açıklamalarını da doğrular nitelikte. Diğer yandan Said’in muhalifleri kararın, yetkililerin daha da genişletilmesi için alındığı görüşündeler.

Ulusal çıkar
Tunuslu avukat ve siyasi analist Sami Selame, Şarku’l Avsat’ın Independent Arabia’dan aktardığı haberde, hakimlerin yalnızca Geçici Yüksek Yargı Konseyi’nde temsil edilmesine ilişkin şu değerlendirmelerde bulundu:
“Yeni Yüksek Yargı Konseyi’nde avukatlar ve diğerleri gibi bazı sektörlerin temsil edilmemesi, herhangi bir siyasi partiye bağlı olmayan ve sektörel çekişmelerden uzak, devletin denetiminde adil bir yargının varlığına ilişkin daha yüksek bir ulusal çıkar sağlıyor. Stratejik olarak Yüksek Yargı Konseyi’nin yeni yasası, hakimlerin tüm sorumluluğu üstlenmesine olanak sağlayacak.”
Nahda Hareketi’ni destekleyen yüze yakın kişi Başkent Tunus’ta, Kays Said’in Yargı Konseyi’ni feshetme ve yerine yenisini getirme kararına karşı gösteri düzenledi. Ancak Nahda haftalardır çok daha fazla protestocunun katılması beklentisiyle söz konusu protestolar için çağrı yapıyor. Gözlemciler, vatandaşların bu çağrıya yeterli yanıt vermemesini, hareketin Ocak 2011 Devrimi’nden sonra zirveye ulaşan popülaritesini kaybettiğinin kanıtı olarak görüyor.

Sessiz çoğunluk
Nahda Hareketi’nin liderlerinden Muhammed el-Kumani, yaptığı açıklamada “Tunus sokağı bu oturma eylemlerine karşı olumsuz bir tavır takındı” dedi. Yetkili, “Çoğunluğu sessiz kaldı ve yalnızca toplumsal meseleler için hareket etti” ifadesini kullandı.
Kumani, Nahda’nın çağrı yaptığı eylemlerin süreçte aktif taraflarca gerçekleştirildiğin belirttiği açıklamasını şöyle sürdürdü:
“Yandaşlardan veya diğer kesimlerden her zaman siyasi açıdan açık bir yanıt alıyoruz. Sayıların savaşı, şu an bizi ilgilendirmiyor. Bugünkü duruşumuz, Tunus’un tanık olduğu zor koşullarda gerekenin yapıldığı sembolik bir siyasi duruştur. Nahda, darbeye Karşı Vatandaşlar Girişimi’ne yanıt olarak Kays Said’in Yüksek Yargı Konseyi’ni feshederek yerine geçici bir konsey kurma kararına karşı protesto çağrısında bulundu. Aynı şekilde sivil yargı ve askeri yargı tarafından kendisine karşı herhangi bir dava açılmadan, bir ayı aşkın bir süredir tutuklu bulunan Nahda Hareketi Genel Başkan Yardımcısı Nureddin el-Buhayri’nin de serbest bırakılması talep edildi. Yargı Konseyi’nin tazmin edilmesi kararı, anayasanın ağır bir ihlalidir. Çünkü konsey ve yapısı anayasada belirtilmiştir ve tüm yargı organları buna karşıdır. Bugün yargı ailesiyle yan yana durmak için sokaklara çıktık.”

Tunusluların endişelerini gör ardı etmek
Nahda’nın popülaritesini kaybetmesi, Tunus’ta halka ilişkiler alanında çalışmalar yürütenlerce de yakından takip ediliyor.  Yazar ve siyasi analist Muhammed Zuveyb şu değerlendirmede bulundu:
“Nahda Hareketi’nin popülaritesini kaybetmesinin temelde birkaç nedeni bulunuyor. Nedenlerden ilki, iktidara gelmesinden bu yana verdiği sözlerin çokluğu ve bu vaatleri yerine getirememesidir. Bu durum onu çelişkiye düşürerek doğası gereği bağlılık ve sadakat isteyen ve kendisine saygı duymayanlara karşı duran Tunus halkının önünde yalanlarını ve yanlışlığını ortaya koymasına katkı sağladı. İkinci olarak; özellikle satın alma gücünün düşmesi, güvenlik kaybı ve Tunus’un yurt dışındaki itibarının zedelenmesi açısından 2011’den önce yaşananlardan pişmanlık duyan halkın yönetim ve asgari hayallerini gerçekleştirmedeki başarısızlığıdır.”
Muhammed Zuveyb’i değerlendirmesinin devamında oluşan öfkenin bir diğer sebebinin de kayırma faaliyetleri olduğuna dikkat çekti:
“Hareketin oportünizmi, kayırmacılık ve akrabayı tercih etme politikasını benimsemesi ve (hareket mensuplarının çocuklarının zenginleşmesi karşısında ikinci ve üçüncü sınıf vatandaş haline gelen) diğer Tunusluların endişelerini göz ardı etmesi, geniş bir kesimin hareketin liderlerine ve politikalarına karşı öfkelenmesine neden oldu.”
Zubeyb’e göre 25 Temmuz’da alınan olağanüstü hal tedbirlerinden sonra hareketin tamamen felç olmasının yanı sıra ‘her türlü manevra ve siyasi eylem yeteneğini kaybetmesi ve bu nedenle yurt dışında yardım aramak zorunda kalması’ gibi nedenlere dikkat çekti. Bu durumun Nahda’yı olumsuz etkilediğini vurguladı. Hareketin bugün sosyal paylaşım platformlarında ve harekete yakın bazı kanallarda yapılan kışkırtmalara ve seferberliğe rağmen yüz vatandaşı bile sokakta toplayamadığının altını çizdi.
Gözlemciler, Kays Said’in ülkedeki şiddetli toplumsal ve ekonomik krizi kontrol altına almaması durumunda başta Nahda Hareketi olmak üzere Tunus’taki İslamcıların siyasi arenaya zorla geri dönebilecekleri görüşündeler.

Sahte destek
Gazeteci Kerime Dağraş de yaptığı değerlendirmede şunları söyledi.
“Nahda Hareketi, popülaritesinin devamlılığının tüm bileşenlerini kaybetti. Ya da daha doğrusu Said, aslında sahte bir temel olan hareketin halk tabanını bitirmeyi başardı.”
Dağraş’a göre dikkat edilmesi gereken nokta, Nahda’nın halk tabanının gruplara ayrıldığı:
“Nahda’nın müritleri olarak nitelenen gruplar var. Bunlar esas olarak hareketin üyeleri ve ailelerinden oluşuyor ve göründüğü gibi sayıları da çok az. Varlığından istifade edenler ve hareket ile menfaat ilişkisi içinde olanlar da bulunuyor. Bunlar, Said’e muhalef olanların liderleridir ancak ağırlıkları yoktur. Halka gelince; hareket tüm seferberlik yeteneğini yitirdi. Bu durum, Raşid el-Gannuşi’nin yandaşlarını harekete geçirmekte başarısız olduğu 25 Temmuz gecesinden itibaren kendini gösterdi. Bunu ise hareketin sokağa çıkma çağrıları takip etti.”
Said’in tüm hatalarına ve muhalifleri çemberinin her geçen gün daha da genişlemesine rağmen ‘Nahda’nın eski desteğini toplama ümidinin sıfırlandığını vurgulayan Kerime Dağraş sözlerini şöyle sonlandırdı:
 “Çünkü bu aslında faydacılık üzerine kurulu hayali bir destektir. Yani etkisini kaybettiği ilk durakta sarsılacaktır. 25 Temmuz’da yaşananlar da buydu.”



Meşal: Hamas silahlarını bırakmayacak ve Gazze’de yabancı yönetimi kabul etmeyecek

Hamas liderlerinden Halid Meşal (Arşiv – Reuters)
Hamas liderlerinden Halid Meşal (Arşiv – Reuters)
TT

Meşal: Hamas silahlarını bırakmayacak ve Gazze’de yabancı yönetimi kabul etmeyecek

Hamas liderlerinden Halid Meşal (Arşiv – Reuters)
Hamas liderlerinden Halid Meşal (Arşiv – Reuters)

Hamas liderlerinden Halid Meşal bugün yaptığı açıklamada, Hamas’ın silahlarını bırakmayacağını ve Gazze Şeridi’nde ‘yabancı bir yönetimi’ kabul etmeyeceğini söyledi. Açıklama, ateşkes anlaşmasının, Hamas’ın silahsızlandırılmasını ve Gazze Şeridi’nin yönetimi için uluslararası bir komite kurulmasını öngören ikinci aşamasının başlamasının ardından geldi.

Hamas’ın yurt dışı sorumlusu ve eski Siyasi Büro Başkanı Meşal, 17. El Cezire Forumu’nda yaptığı konuşmada, “Direnişi, direnişin silahını ve direnişi gerçekleştirenleri suç saymak kabul edilemez” dedi.

Şarku’l Avsat’ın AFP’den aktardığına göre Meşal, “İşgal olduğu sürece direniş vardır. Direniş, işgal altındaki halkların bir hakkıdır; uluslararası hukukun, semavi dinlerin ve milletlerin hafızasının bir parçasıdır ve onunla gurur duyulur” ifadelerini kullandı.

İsrail ile Hamas arasında varılan ateşkes anlaşması, yıkıcı bir savaşın ardından, 10 Ekim’de yürürlüğe girdi. Anlaşma, Birleşmiş Milletler (BM) Güvenlik Konseyi tarafından da desteklenen bir ABD planına dayanıyor.

Anlaşmanın ilk aşaması, 7 Ekim 2023’ten bu yana Gazze Şeridi’nde tutulan rehineler ile İsrail hapishanelerindeki Filistinli mahkûmların takasını, çatışmaların durdurulmasını, İsrail’in Filistin topraklarındaki yerleşim alanlarından çekilmesini ve Gazze Şeridi’ne insani yardımların girişini öngörüyordu.

İkinci aşama ise 26 Ocak’ta Gazze Şeridi’nde son İsrailli rehinenin cansız bedeninin bulunmasının ardından başladı. Bu aşama, Hamas’ın silahsızlandırılmasını, Gazze Şeridi’nin yaklaşık yarısını kontrol eden İsrail ordusunun kademeli olarak çekilmesini ve Gazze’nin güvenliğinin sağlanmasına ve Filistinli polis birimlerinin eğitilmesine yardımcı olmayı amaçlayan uluslararası bir istikrar gücünün konuşlandırılmasını içeriyor.

Plan kapsamında, Gazze Şeridi’nin yönetimini denetlemek üzere ABD Başkanı Donald Trump’ın başkanlığında, çeşitli ülkelerden isimlerin yer aldığı Barış Konseyi oluşturuldu. Ayrıca, Gazze Şeridi’nin günlük işlerini yürütmek üzere Filistinli teknokratlardan oluşan bir komitenin kurulması öngörüldü.

Meşal, Barış Konseyi’ne Gazze Şeridi’nin yeniden inşasını ve yaklaşık 2 milyon 200 bin nüfuslu bölgeye insani yardımların akışını mümkün kılacak ‘dengeli bir yaklaşım’ benimseme çağrısında bulundu. Meşal, aynı zamanda Hamas’ın Filistin topraklarında herhangi bir yabancı yönetimi kabul etmeyeceğini yineledi.

Meşal sözlerini şöyle sürdürdü: “Ulusal sabitelerimize bağlıyız; vesayet mantığını, dış müdahaleyi ve manda yönetimini kabul etmiyoruz… Filistinlileri Filistinliler yönetir. Gazze, Gazze halkınındır; Filistin, Filistinlilerindir. Yabancı bir yönetimi kabul etmeyeceğiz.”

Meşal’e göre bu sorumluluk yalnızca Hamas’a değil, ‘tüm canlı unsurlarıyla Filistin halkının liderliğine’ aittir.

İsrail ve ABD, Hamas’ın silahsızlandırılması ve Gazze Şeridi’nin askerden arındırılmış bir bölge haline getirilmesi talebini sürdürüyor. Hamas ise silahlarını gelecekte kurulabilecek bir Filistin yönetimine devretme ihtimalinden söz ediyor.

İsrailli yetkililer, Hamas’ın Gazze Şeridi’nde yaklaşık 20 bin savaşçıya sahip olduğunu ve hareketin elinde yaklaşık 60 bin kalaşnikof tüfek bulunduğunu öne sürüyor.

Ateşkes anlaşmasında öngörülen uluslararası gücü hangi ülkelerin oluşturacağı ise henüz netlik kazanmış değil.


Libya’da Yüksek Yargı Konseyi, Anayasa Mahkemesi kararlarına karşı muhalefetini artırıyor

BM destekli Libya Yapısal Diyalogunun yönetişim ayağının sonuçlandırıldığı toplantıdan bir kare (UNSMIL)
BM destekli Libya Yapısal Diyalogunun yönetişim ayağının sonuçlandırıldığı toplantıdan bir kare (UNSMIL)
TT

Libya’da Yüksek Yargı Konseyi, Anayasa Mahkemesi kararlarına karşı muhalefetini artırıyor

BM destekli Libya Yapısal Diyalogunun yönetişim ayağının sonuçlandırıldığı toplantıdan bir kare (UNSMIL)
BM destekli Libya Yapısal Diyalogunun yönetişim ayağının sonuçlandırıldığı toplantıdan bir kare (UNSMIL)

Libya Yüksek Yargı Konseyi, Trablus'taki Yüksek Mahkeme Anayasa Dairesi'nin kararlarına karşı tavrını katılaştırarak, ‘yargıyı siyasallaştırma girişimlerine’ karşı sert bir uyarıda bulundu. Konsey, ‘bu hassas aşamada yargıya müdahale etme’ konusunda sert bir uyarıda bulundu. Ülke, yargıya da neredeyse ulaşan kronik siyasi ve askeri bölünmelerden mustarip durumda.

Yüksek Yargı Konseyi’nin bu tutumu, Anayasa Mahkemesi'nin Temsilciler Meclisi tarafından çıkarılan ve Yargı Sistemi Kanunu'nda değişiklikler içeren iki kanunu geçersiz kılma kararının ardından daha da belirginleşti. Bu durum, mevcut Yargı Yüksek Konseyi’nin kurulduğu anayasal dayanağın ortadan kalktığı ve bu kanundan kaynaklanan statüsünü kaybettiği anlamına geliyor. Dolayısıyla, önceki hükümlere uygun olarak yeniden oluşturulması gerekiyor.

Yüksek Yargı Konseyi tarafından cuma akşamı yapılan açıklamada ‘anayasal çevreden’ doğrudan bahsedilmeden yargı alanında yaşananlara, özellikle de bazılarının, kurumu zararlı bir kurum ile değiştirmek için anayasal olarak ilgili olduğunu düşündükleri araçları kullanarak yargının birliğini ve bağımsızlığını zayıflatma girişimlerine ilişkin duyulan üzüntü ifade edildi.

Konsey, bu kişilerin amacının, diğer tüm yetkileri elinden almak suretiyle, yalnızca siyasi ve dar bir kişisel çıkar olarak nitelendirilebilecek hedefleri gerçekleştirmek olduğunu değerlendirdi.

Yargının birliğini korumak, sorumlu davranmak ve ülkenin yararına hizmet etmek için, sonuçsuz kalacak bir fiili durum dayatmaya çalışanların devam eden uzlaşmaz tavırları karşısında bir süre en yüksek disiplin seviyesini uyguladığını da ekleyen Konsey, ülkenin tarihinde hassas ve tehlikeli bir dönemde, birliğin her zamankinden daha fazla ihtiyaç duyulduğu bir zamanda yargıya müdahale etme girişimlerine işaret etti.

fdbfb
Libya Temsilciler Meclisi'nin önceki bir oturumundan bir kare (Libya Temsilciler Meclisi)

Bu gerginlik, Temsilciler Meclisi ile (yargı otoritesini oluşturan üç sütundan biri olan) Devlet Konseyi arasındaki hukuki ve siyasi çatışmanın bir parçası olarak görülüyor. Bu çatışma, siyaset koridorlarından yargının kalbine taşınırken Temsilciler Meclisi, bazı yasal değişikliklerle Yüksek Yargı Konseyi'ni yeniden yapılandırarak yargı üzerinde daha fazla etki sahibi olmaya çalışıyor. Devlet Konseyi bu hamleyi yargının ‘siyasileştirilmesi’ olarak değerlendirdi.

Bu turda, Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreteri'nin Libya Özel Temsilcisi ve Libya'daki BM Destek Misyonu (UNSMIL) Başkanı Hanna Serwaa Tetteh, bu diyaloğun yeni bir hükümet seçmek için bir organ olmaktan ziyade, Libyalıların kendi ülkelerinin geleceği için kendileri tarafından formüle edilen pratik çözümler geliştirmek amacıyla yürütülen bir ‘Libyalılar arası’ süreç olduğunu teyit etti.

Seçim çerçevesine ilişkin görüşmeler de “6+6” komitesinin kuralları ve danışma komitesinin tavsiyeleri temelinde, mevcut farklılıkların altında yatan garantileri ve siyasi endişeleri anlamaya odaklanarak yürütüldü.

Katılımcı üyeler ise, görüşmelerin genel ilkelerden usul ayrıntılarına doğru ilerlediğini belirttiler. Komisyon Yönetim Kurulu'ndaki boş koltuk krizinin çözülmesinin, gelecekteki seçimlere olan güveni güçlendirmek ve seçimlerin itiraz edilmesini veya kesintiye uğramasını önlemek için temel bir unsur olduğunu vurguladılar.

ert6y
Önceki belediye seçim kampanyasından (Komisyon Yönetim Kurulu)

Turun sonunda üyeler, Berlin Süreci Siyasi Çalışma Grubu'nun büyükelçilerine ve temsilcilerine ana önerilerini sundular. Büyükelçiler ve temsilciler, sürecin mart ayında yeniden başlaması ve uzun vadeli istikrarı sağlayacak ulusal bir vizyon etrafında uzlaşma sağlanmaya devam edilmesi koşuluyla, UNSMIL tarafından kolaylaştırılan yol haritasına destek verdiklerini teyit ettiler.

Yapılandırılmış diyalogun yeni hükümetin seçimi konusunda kararlar alan bir organ olmadığını yineleyen USNMIL, devlet kurumlarını güçlendirmek amacıyla, seçimlere elverişli bir ortam yaratmak ve yönetişim, ekonomi ve güvenlik alanlarındaki en acil sorunları ele almak için pratik önerileri incelemekle ilgilendiğini belirtti. UNSMIL, bunun uzun vadeli çatışmanın nedenlerini ele almak için politika ve yasama önerilerini inceleyerek ve geliştirerek başarılacağının altını çizdi. Ayrıca, yapılandırılmış diyalogun istikrarın önünü açacak ulusal bir vizyon üzerinde uzlaşma sağlamayı amaçlayacağına da dikkati çekti.

Bu gelişme, cumartesi günü Tacura, Sayad ve el-Hashan belediyelerinde ve Tobruk'taki bir oy verme merkezinde, düzenli ve sakin bir atmosferde belediye meclisi seçimleri için oy kullanma işleminin başlamasıyla eş zamanlı gerçekleşti. Komisyon Yönetim Kurulu’nun ana operasyon odası, oy verme sürecinin disiplinli ve organize bir ortamda, önemli bir engel olmadan plana göre ilerlediğini belirtti.

Komisyon, 93 sandık merkezinden oluşan 43 merkezin tamamının açık olduğunu doğruladı. Bu tur, şeffaflığı artırmak ve her türlü sahtekarlık girişimini önlemek amacıyla Tacura belediyesinde elektronik doğrulama teknolojisi (parmak izi) kullanıldı.

u78ı9o
Huri, cumartesi günü belediye seçimlerinde bir oy verme merkezini ziyaret ederken (UNSMIL)

Öte yandan UNSMIL, sorumlu yerel yönetimin kurulmasına katkıda bulunmak için tüm kayıtlı seçmenleri oy kullanmaya çağırırken, misyonun başkan yardımcısı Stephanie Huri, Tacura'daki oy verme merkezlerini ziyaret ederek oy verme sürecini ve elektronik seçmen doğrulama sisteminin kullanımını yerinde gözlemledi.

Bu seçimler, oy vermeyi geciktiren bazı teknik ve hukuki engellerin aşılmasının ardından, Komisyonun ülke çapında belediye meclislerini seçme planını çerçevesinde gerçekleşirken söz konusu plan, son iki yılda uygulanan ve nihai sonuçların kabul edilmesi ve seçilmiş meclislerin oluşturulmasıyla sonuçlanan önceki aşamaların başarısının bir uzantısı olarak değerlendiriliyor.


Kasım, Hizbullah üzerindeki kontrolünü sıkılaştırıyor

Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)
Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)
TT

Kasım, Hizbullah üzerindeki kontrolünü sıkılaştırıyor

Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)
Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)

Hizbullah Genel Sekreteri Naim Kasım, örgütün idari kurumları üzerindeki kontrolünü sıkılaştırmaya çalışıyor. Bu yüzden söz konusu kurumlara, eski Genel Sekreter Hasan Nasrallah'ın liderliği döneminde marjinalleştirilen yakın arkadaşları ve din adamı olmayan politikacıları getirdi.

Şarku’l Avsat’a konuşan kaynaklara göre yapılan en önemli değişiklikler arasında, eski bakan ve milletvekili Muhammed Fneyş’in Hizbullah’ın ‘hükümeti’ olarak kabul edilen yürütme organının başına geçmesi, milletvekili ve parlamento grubu başkanı Muhammed Raad'ın ise genel sekreter yardımcılığına atanmasının bekleniyor.

Kaynaklar, Kasım'ın, daha önce partinin yürütme organının sorumluluğunda olan ayrıntılara girmeden liderliği elinde tutan genel sekreterlik ile örgütün tüm kurumlarını birbirine bağlayarak Hizbullah’ı kontrol etmeye çalıştığına işaret etti.

Öte yandan, Başbakan Nevaf Selam, çok sayıda kişinin İsrail'in tekrarlanan saldırılarının ardından halen yeniden inşa edilmesini beklediği güney bölgesine tarihi bir ziyaret başlattı. Başbakan Selam'ın, Hizbullah tarafından kendisine karşı başlatılan ihanet kampanyasına rağmen tüm köylerde sıcak bir şekilde karşılanması dikkati çekti.