İsrail Başbakanı Bennett’in Bahreyn ziyaretinde güvenlik alarmı verildi

ABD ordusuna bağlı Beşinci Filo, diplomatik ziyaret trafiğini güvence altına almak için İsrail insansız hava araçlarını devreye soktu

Kral Hamad bin İsa, 15 Şubat’ta Manama’da İsrail Başbakanı Naftali Bennett’i kabul etti (Reuters)
Kral Hamad bin İsa, 15 Şubat’ta Manama’da İsrail Başbakanı Naftali Bennett’i kabul etti (Reuters)
TT

İsrail Başbakanı Bennett’in Bahreyn ziyaretinde güvenlik alarmı verildi

Kral Hamad bin İsa, 15 Şubat’ta Manama’da İsrail Başbakanı Naftali Bennett’i kabul etti (Reuters)
Kral Hamad bin İsa, 15 Şubat’ta Manama’da İsrail Başbakanı Naftali Bennett’i kabul etti (Reuters)

Bahreyn Kralı Hamad bin İsa Al Halife, İsrail Başbakanı Naftali Bennett ile ‘iki ülke arasındaki ikili iş birliğini ve ‘Barışa Destek Bildirisi’nde ve iki taraf arasında imzalanan İbrahim İlkeler Anlaşması’nda yer alanlar kapsamında daha geniş işbirliği ve verimli ortak eylem ufuklarını gerçekleştirmek için’ ortak öneme sahip sektörlerde bu işbirliğini geliştirme fırsatlarını’ ele aldı.
Kral Hamad, 15 Şubat’ta Manama’da Bennett’i karşılarken, Bahreyn’in vizyon ve yaklaşımının iyi komşuluk, karşılıklı saygı ve karşılıklı anlayış, diyalog, işbirliği, barış içinde bir arada yaşama, hoşgörü ve halklar arası yakınlaşma değerlerinin desteklenmesine dayalı olduğunu vurguladı. Bahreyn Kralı, Ortadoğu bölgesinde, ülkelerine, halklarına ve genel olarak dünyaya iyilik ve refah getirecek güvenlik, barış ve istikrarın hâkim olmasını umduğunu ifade etti.
Kral Hamad, “İsrail Başbakanının ziyareti, iki halk için en iyisini elde etme yolunda entegre bir ortak çabaya yönelik kararlılığı ve liderliği nedeniyle verimli ve başarılı bir ziyaret olacaktır” dedi.
İsrail Başbakanı, Bahreyn Veliaht Prensi ve Başbakanı Selman bin Hamad Al Halife ile de bir araya geldi. Bahreyn Haber Ajansı, Veliaht Prens’in İsrail Başbakanı ile yaptığı görüşmelerin ‘ortak çıkara sahip konulara, bölgesel ve uluslararası arenadaki en önemli meselelere ve iki ülke arasında her düzeyde işbirliği yollarını geliştirme yollarına’ odaklandığını belirtti. Ajansa göre Veliaht Prens, Bennett ile görüşmesinden sonra yaptığı açıklamada Bahreyn’in ‘ülkeler ve vatandaşlar için istenen kalkınma hedeflerini gerçekleştirmeye devam ederek, bölgede barış ve istikrarın temellerini güçlendirmek amacıyla kardeş ve dost ülkelerle işbirliği yapmaya istekli olduğunu’ vurguladı. Prens, bölgede ve dünyada istikrar ve sürdürülebilir kalkınma çabalarını teşvik etmek için tüm uluslararası çabaları desteklemeye önem verdiklerini söyledi.
Bahreyn Veliaht Prensi, Barışa Destek Bildirisi’nin imzalanması ve ortak çıkarlara ve arzu edilen hedeflere ulaşılmasına katkıda bulunan İbrahim İlkeler Anlaşması ortasında, ortak eylemi güçlendirmeye ve işbirliği alanlarını geliştirmeye devam etmenin, ikili ilişkilerin büyümesi ve gelişmesi için daha geniş ufuklar açmanın ve her iki ülkeye de refah getirmenin önemli olduğunu ifade etti.
Bunların yanı sıra Bennett, Körfez bölgesinde artan güvenlik sorunlarını Bahreynli yetkililerle görüşürken, İsrail ve Bahreyn’in İran’dan kaynaklanan büyük güvenlik sorunlarıyla uğraştığına dikkati çekti.
ABD’li bir yetkili, İsrail’in bölgedeki askeri düzenlemelerde artan rolünü derinleştirebilecek bir hareketle ABD Donanmasının, Ortadoğu’daki ortak operasyonlarına İsrail insansız hava araçlarını dahil etmeyi düşündüğünü söyledi. Yetkili, Bennett’in ayrıca dün Manama’da Beşinci Filo Komutan Yardımcısı, Amiral Brad Cooper ile de bir araya geldi.
Yetkililer, İsrail’in Manama’daki Beşinci Filo karargahına askeri ataşe olarak atanan 29. ülke olmaya hazır olduğunu belirtirken, adı henüz açıklanmayan askeri ataşenin yüzbaşı veya komutan rütbesine sahip olma ihtimalinin yüksek olduğunu da sözlerine ekledi.
İsrail Başbakanı, uluslararası toplum ile İran arasında İran nükleer programı konusunda beklenen bir anlaşma konusunda da uyardı. Bennett, Manama ziyareti vesilesiyle Bahreyn gazetesi ‘Al-Ayyam’ gazetesine verdiği bir röportajda şu ifadeleri kullandı; “İran ile anlaşma yapmanın stratejik bir hata olduğuna inanıyoruz. Çünkü bu anlaşma İran’in nükleer yeteneklerini korumasını sağlayacaktır. Ayrıca bölgedeki ve dünyadaki birçok ülkeye zarar veren terör makinesini güçlendirecek yüz milyarlarca dolar elde etmesine olanak tanıyacaktır.”
Bennett ayrıca, Savunma Bakanı da dahil olmak üzere bir dizi Bahreynli bakanla bir araya geldi. Başbakanlık ofisi, yaptığı açıklamada “İki taraf, Asya ve Avrupa arasındaki mal hareketliliğini kolaylaştırmak için diğer meselelerin yanı sıra, İsrail ve Bahreyn’in coğrafi avantajlarından yararlanma yollarını görüştü” dedi.
ABD Merkez Komutanlığı Deniz Kuvvetleri Komutanı Koramiral Brad Cooper ile yaptığı görüşmede ise Bennett, Beşinci Filo’nun ‘çeşitli güvenlik tehditleri karşısında bölgesel istikrarın korunmasında önemli bir unsur’ olduğunu dile getirdi.
İsrail Savunma Bakanı Benny Gantz, İsrail’in bir Körfez ülkesiyle ilk imzaladığı güvenlik anlaşmasını imzalamak amacıyla bu ayın başlarında Bahreyn’e ziyarette bulunmuştu. Bennett’in ofisi ayrıca, dün yaptığı açıklamada İsrail ve Bahreyn’in araştırma ve geliştirme için bir anlaşma imzaladığını ve yatırım akışlarını kolaylaştırmak için bir yatırım koruma anlaşmasıyla ilgili müzakereleri hızlandırmayı kabul ettiğini belirtti.

Botlar
İsrail Başbakanı Naftali Bennett’in ofisi, Manama’daki Beşinci Filo Komutan Yardımcısı Amiral Brad Cooper’ın 15 Şubat’ta Bennett ile bir araya geldiğini bildirdi.
Aktarılana göre Bennett, kendisine ‘bölge ülkeleri ve ABD’nin güçlü müttefiki arasındaki işbirliğinin daha da güçlenmesinin’ beklendiğini belirtti.
Aynı şekilde bir ABD’li yetkili, ABD Donanması’nın Ortadoğu’daki ortak operasyonlarına İsrail botlarını da dahil etmeyi düşündüğünü söyledi. Yetkili, bu adımı, iki Körfez ülkesiyle ilişkiler normalleşirken İsrail'in bölgenin askeri düzenlemelerinde artan rolünü derinleştirebilecek bir hareket olarak nitelendirdi.
Yetkili, İsrail temsilcisinin Bahreyn’deki filoya ilhakına atıfla, “İsrail ile filo arasında ikili düzeyde iletişim hatlarını açık tutmak amaçlanıyor” dedi.
ABD’li yetkili, filonun Körfez’deki mevcut tatbikatların bir parası olarak onlarca insansız tekneyi incelediğini ve insansız hava araçlarına ve su altı ekipmanlarına olası bir tamamlayıcı olarak İsrail’de üretilen insansız deniz botlarıyla ilgilendiğini vurguladı.
“Bu teknolojinin sağlanmasından kesinlikle İsrailliler sorumlu” diyen yetkili, filodaki bir subayın konuyu incelemek için geçtiğimiz haftalarda Hayfa’yı ziyaret ettiğine de dikkati çekti.
Kasım ayında Birleşik Arap Emirlikleri (BAE), Bahreyn, İsrail ve Bahreyn merkezli ABD Deniz Kuvvetleri Merkez Komutanlığı kuvvetleri Kızıldeniz’de bir güvenlik tatbikatı gerçekleştirdi. Tatbikat, ABD, İsrail ve iki Körfez ülkesi arasında alenen yapılan ilk deniz tatbikatı oldu.
Bennett, iki günlük Manama ziyaretini ‘İran ve (bu yıl BAE’ye yönelik saldırıları petrol zengini bölgeyi istikrarsızlaştıran) Yemen’deki Husiler gibi müttefiklerine karşı ortak bir tutum oluşturmak için’ bir fırsat olarak nitelendirdi.

Güvenlik işbirliği
İsrail Başbakanı Naftali Bennett, Manama’da yaptığı açıklamalarda, İran ile nükleer dosyası üzerinde anlaşmaya varılmasının, İran’ın ‘terör makinesinin’ güçlenmesine yol açacak stratejik bir hata olduğunu söyledi.
Bennett, ‘Al-Ayyam’ gazetesine yaptığı açıklamada, “İran ile anlaşma yapmanın stratejik bir hata olduğuna inanıyoruz. Çünkü bu anlaşma İran’ın nükleer yeteneklerini korumasını sağlayacaktır. Ayrıca bölgedeki ve dünyadaki birçok ülkeye zarar veren terör makinesini güçlendirecek yüz milyarlarca dolar elde etmesine olanak tanıyacaktır” ifadelerini kullandı. İsrail Başbakanı, sözlerini ise şu ifadelerle sürdürdü:
“İran, tek bir amaca ulaşmak için bölgenizde ve bölgemizde faaliyet gösteren terör örgütlerini destekliyor. Bu durum, halkının refahını, istikrar ve barışı önemseyen ılımlı ülkelerin yıkımı demektir. Buna izin vermeyeceğiz. Bölgedeki İran ve yandaşlarıyla gece gündüz savaşacağız. Bizden ne zaman istenirse dostlarımıza barış, güvenlik ve istikrarın sağlanmasında yardımcı olacağız”.
Bahreyn ziyareti hakkında ise Bennett, “İsrail ve Bahreyn’i çeşitli düzeylerde yakın ortaklar olarak görün. İşbirliğimiz normaldir. BAE ile aramızdaki ticaret hacminde olduğu gibi, aramızdaki ticaret hacminin önemli ölçüde artmasını bekliyorum” değerlendirmesinde bulundu.
Aynı şekilde bu ayın başlarında Bahreyn ve İsrail tarafından imzalanan güvenlik anlaşmasından da bahseden Bennett, “İsrail ve Bahreyn, aynı kaynaktan, yani İran İslam Cumhuriyeti’nden kaynaklanan büyük güvenlik sorunlarıyla uğraşıyor” dedi.

Yahudi topluluğuyla görüşme
İsrail Başbakanı Naftali Bennett, 15 Şubat’ta Bahreyn’de Yahudi topluluğunun temsilcileriyle bir araya gelerek bu görüşmeden duyduğu memnuniyeti dile getirdi.
Başbakanlık ofisinden belirtilene göre Bennett, görüşme sırasında “Burada Bahreyn’de bulunmaktan çok mutluyum. Bu ziyarete ailemi burada Bahreyn’de görerek başlamaktan daha iyi bir yol düşünemiyorum” dedi.
Bahreyn’deki küçük Yahudi topluluğu, ayrıcalıklı bir siyasi ve ekonomik konuma sahip. Ancak şu anda sayıları 50’ye yakın olan topluluk mensupları, 1947’de Arap-İsrail çatışmasının başlangıcında sinagoglarının yıkılmasından bu yana ve normalleşme anlaşmasının imzalanmasıyla her şey değişene kadar, onlarca yıldır dini ritüellerini evlerinde icra ediyordu.
Görüşmede İsrail’in Manama Büyükelçisi Eitan Na’eh, Yahudi Topluluğu Başkanı İbrahim Nono ve Yahudi topluluğunun bir üyesi ve Bahreyn’in eski ABD Büyükelçisi Huda Nono da yer aldı.
Geçen Eylül ayında Nono, eski Manama’nın merkezindeki restore edilmiş eski bir sinagogda alenen Yahudi duası gerçekleştirdi. Ahşap pencereli beyaz bir bina olan sinagog, halk pazarında bulunuyor ve restore edilme maliyeti, 60 bin Bahreyn dinarı (159 bin dolar) civarındaydı.



Suudi Arabistan, HDK'nin Kordofan'daki saldırılarını şiddetle kınadı

 Doğu Darfur'daki HDK Unsurları (videodan ekran görüntüsü)
Doğu Darfur'daki HDK Unsurları (videodan ekran görüntüsü)
TT

Suudi Arabistan, HDK'nin Kordofan'daki saldırılarını şiddetle kınadı

 Doğu Darfur'daki HDK Unsurları (videodan ekran görüntüsü)
Doğu Darfur'daki HDK Unsurları (videodan ekran görüntüsü)

Suudi Arabistan, Hızlı Destek Kuvvetleri'nin (HDK) el-Kuvek Askeri Hastanesi'ne, Dünya Gıda Programı'na (WFP) ait bir yardım konvoyuna ve yerinden edilmiş sivilleri taşıyan bir otobüse yönelik gerçekleştirdiği suç teşkil eden saldırıları şiddetle kınadı. Bu saldırılar, aralarında kadın ve çocukların da bulunduğu onlarca silahsız sivilin ölümüne ve Sudan'ın Kuzey ve Güney Kordofan eyaletlerindeki yardım tesislerine ve konvoylarına zarar verilmesine yol açtı.

Suudi Arabistan, Dışişleri Bakanlığı tarafından dün yayınlanan açıklamada, bu eylemlerin tamamen haksız ve tüm insani normların ve ilgili uluslararası anlaşmaların açık bir ihlali olduğunu teyit etti. Krallık, HDK'nin bu ihlallere derhal son vermesini ve uluslararası insani hukuk ve 11 Mayıs 2023'te imzalanan Cidde Deklarasyonu (Sudan'daki Sivillerin Korunmasına İlişkin Taahhüt) uyarınca, ihtiyaç sahiplerine yardım ulaştırılmasını sağlama konusundaki ahlaki ve insani yükümlülüğüne uymasını talep etti.

Suudi Arabistan, Sudan'ın birliğini, güvenliğini ve istikrarını, meşru kurumlarının korunmasını ve yabancı müdahaleyi reddettiğini yineledi. Ayrıca, siyasi bir çözümü desteklediklerini iddia etmelerine rağmen, bazı tarafların yasadışı silah, paralı asker ve yabancı savaşçıların sürekli akışını kınadı. Bu davranış, çatışmayı uzatmanın ve Sudan halkının acılarını artırmanın önemli bir faktörüdür.

Sudan Doktorlar Ağı'na göre, HDK'nin Dubeyker bölgesinden Kuzey Kordofan Eyaleti'ndeki el-Rahad şehrine yerinden edilmiş insanları taşıyan bir araca saldırması sonucu, aralarında sekiz çocuk ve birkaç kadının da bulunduğu 24 kişi öldü.


Arap-Sloven görüşmelerinde barış planının başarısını sağlamaya yönelik çabalar ele alındı

Slovenya'nın Ljubljana kentinde dün düzenlenen genişletilmiş görüşmelere katılan bakanların toplu fotoğrafı (Suudi Arabistan Dışişleri Bakanlığı)
Slovenya'nın Ljubljana kentinde dün düzenlenen genişletilmiş görüşmelere katılan bakanların toplu fotoğrafı (Suudi Arabistan Dışişleri Bakanlığı)
TT

Arap-Sloven görüşmelerinde barış planının başarısını sağlamaya yönelik çabalar ele alındı

Slovenya'nın Ljubljana kentinde dün düzenlenen genişletilmiş görüşmelere katılan bakanların toplu fotoğrafı (Suudi Arabistan Dışişleri Bakanlığı)
Slovenya'nın Ljubljana kentinde dün düzenlenen genişletilmiş görüşmelere katılan bakanların toplu fotoğrafı (Suudi Arabistan Dışişleri Bakanlığı)

Ljubljana'da dün yapılan Arap-Sloven görüşmelerinde, ABD Başkanı Donald Trump tarafından başlatılan barış planının ilerletilmesi ve 1967 sınırları içinde, Doğu Kudüs'ün başkenti olduğu, iki devletli çözüme dayalı bağımsız ve egemen Filistin devletini içeren net bir siyasi ufka doğru ilerleme çabaları ele alındı.

Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı Prens Faysal bin Ferhan, Mısırlı mevkidaşı Bedr Abdulati, Bahreynli mevkidaşı Abdullatif el-Zayani, Ürdün Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı Ayman Safadi ve Katar Dışişlerinden Sorumlu Devlet Bakanı Sultan Al-Muraikhi ile birlikte Slovenya Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri ve Avrupa İşleri Bakanı Tanja Fajon ile kapsamlı görüşmeler gerçekleştirdi.

Slovenya'nın Ljubljana kentinde dün yapılan genişletilmiş görüşmelerden (Suudi Arabistan Dışişleri Bakanlığı)Slovenya'nın Ljubljana kentinde dün yapılan genişletilmiş görüşmelerden (Suudi Arabistan Dışişleri Bakanlığı)

Bakanlar, bölgesel ve uluslararası güvenlik ve istikrarı, özellikle de Gazze'deki durumu iyileştirmenin yollarını görüştüler. Ateşkes anlaşmasına uyulması ve hükümlerinin tam olarak uygulanmasının yanı sıra Gazze Şeridi'ne yeterli ve sürekli insani yardımın ulaştırılmasının sağlanmasının gerekliliğini vurguladılar.

Bakanlar ayrıca işgal altında bulunan Batı Şeridi'ndeki durumu da ele aldılar; İsrail'in oradaki yasadışı tek taraflı önlemlerinin ve işgal altındaki Kudüs'te İslami ve Hristiyan kutsal yerlerine yönelik ihlallerinin durdurulmasının gerekliliğini vurguladılar; bu ihlaller gerilimi artırdığını ve gerilimi azaltma çabalarını baltaladığını belirttiler.

Prens Faysal bin Ferhan, dün Slovenya'nın başkenti Ljubljana'da düzenlenen genişletilmiş görüşmeler oturumunda (Suudi Arabistan Dışişleri Bakanlığı)Prens Faysal bin Ferhan, dün Slovenya'nın başkenti Ljubljana'da düzenlenen genişletilmiş görüşmeler oturumunda (Suudi Arabistan Dışişleri Bakanlığı)

Bakanlar ayrıca Slovenya'nın Filistin halkının meşru haklarına verdiği desteği ve iki devletli çözüm temelinde Filistin Devleti'ni tanımasını da takdir ettiler.

Görüşmelerde bölgedeki gelişmeler, müzakere ve diyalog yoluyla gerilimlerin azaltılması yolları ve Rusya-Ukrayna krizinin çözümüne yönelik çabalar da ele alındı.


Erdoğan’ın ziyareti sonrası Ankara-Riyad hattında ekonomik sıçrama

3 Şubat’ta Riyad’da Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman ile Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan arasında yapılan görüşmeden bir kare (Türkiye Cumhurbaşkanlığı)
3 Şubat’ta Riyad’da Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman ile Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan arasında yapılan görüşmeden bir kare (Türkiye Cumhurbaşkanlığı)
TT

Erdoğan’ın ziyareti sonrası Ankara-Riyad hattında ekonomik sıçrama

3 Şubat’ta Riyad’da Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman ile Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan arasında yapılan görüşmeden bir kare (Türkiye Cumhurbaşkanlığı)
3 Şubat’ta Riyad’da Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman ile Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan arasında yapılan görüşmeden bir kare (Türkiye Cumhurbaşkanlığı)

Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Suudi Arabistan’a gerçekleştirdiği ziyaret, iki ülke arasındaki ekonomik ilişkilerde yeni bir ivme sağladı ve ticaret, enerji ile ortak yatırımlar alanlarında yeni iş birliği ufukları açtı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın çarşamba günü Riyad’a yaptığı ziyaretin ardından yayımlanan ortak bildiride, iki ülkenin siyasi ve ekonomik ortaklıklarını ileriye taşıma konusundaki kararlılığı vurgulandı.

Bildiride, Riyad’ın Suudi Arabistan 2030 Vizyonu ile Ankara’nın Türkiye Yüzyılı Vizyonu’nun sunduğu fırsatlardan yararlanarak ekonomik ve yatırım ortaklığını derinleştirme konusunda mutabık kaldığı belirtildi. Bu çerçevede, petrol dışı ticaretin geliştirilmesi, özel sektörün rolünün güçlendirilmesi ve Suudi-Türk İş Konseyi’nin etkinleştirilmesi öncelikler arasında yer aldı.

Enerji alanında iş birliği

Enerji alanı, iki tarafın da özel önem verdiği başlıklar arasında öne çıktı. Ortak bildiride; petrol, petrokimya ve yenilenebilir enerji alanlarında iş birliğinin yanı sıra elektrik enterkoneksiyonu, temiz hidrojen ve enerji tedarik zincirleri konularının ele alındığı, bunun enerji güvenliği ve sürdürülebilirliğini güçlendireceği vurgulandı.

xdfvgthy
Erdoğan’ın ziyareti kapsamında Riyad’da yenilenebilir enerji alanında iş birliği anlaşmasının imzalanması sırasında Suudi Arabistan ve Türkiye enerji bakanları (Türkiye Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı’nın X hesabından)

Taraflar ayrıca, küresel enerji dönüşümünü desteklemek amacıyla madencilik ve kritik mineraller alanında iş birliğini teyit etti. Ziyaret kapsamında toplanan Suudi-Türk Koordinasyon Konseyi toplantısında enerji, adalet, uzay ile araştırma-geliştirme alanlarını kapsayan çok sayıda anlaşma ve mutabakat zaptı imzalandı.

Bu çerçevede, enerji alanındaki stratejik iş birliğini somutlaştırmak amacıyla Suudi Arabistan Enerji Bakanı Prens Abdülaziz bin Selman ile Türkiye Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar arasında, 2 milyar dolarlık yenilenebilir enerji yatırımlarını kapsayan bir anlaşma imzalandı. Anlaşma, yenilenebilir enerji santrali projelerinde iş birliğini öngörüyor.

Anlaşmanın; yenilenebilir enerji, yeşil teknolojiler alanlarında iş birliğini güçlendirmeyi, yüksek kaliteli projelerin geliştirilmesi ve hayata geçirilmesini desteklemeyi, enerji arz güvenliğini artırmayı ve düşük karbonlu ekonomiye geçişi hızlandırmayı hedeflediği belirtildi.

dfgthy
Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman ile Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Riyad’da Suudi ve Türk heyetlerinin katılımıyla gerçekleştirilen geniş kapsamlı toplantıda (Türkiye Cumhurbaşkanlığı)

Bu kapsamda, Türkiye’de toplam 5 bin megavat kurulu güce sahip güneş enerjisi santrali projelerinin iki aşamada geliştirilmesi planlanıyor. İlk aşamada Sivas ve Karaman illerinde toplam 2 bin megavat kapasiteli iki güneş enerjisi santrali kurulacak. İkinci aşamada ise taraflar arasında belirlenecek çerçeve doğrultusunda 3 bin megavat ilave kapasite hayata geçirilecek.

İlk aşama projelerinin, Türkiye’deki diğer yenilenebilir enerji santrallerine kıyasla son derece rekabetçi elektrik satış fiyatları sunacağı belirtilirken, yaklaşık 2 milyar dolarlık yatırımla hayata geçirilecek bu santrallerin 2 milyondan fazla Türk hanesine elektrik sağlayacağı ifade edildi. Üretilen elektriğin, devlete ait bir Türk şirketi tarafından 30 yıl süreyle satın alınacağı, projelerin uygulanması sırasında yerli ekipman ve hizmetlerden azami ölçüde yararlanılacağı kaydedildi.

Türkiye’ye doğrudan yatırımlar ivme kazandı

Türkiye Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, anlaşmanın imzalanmasına ilişkin değerlendirmesinde, bunun Türkiye’ye yönelik doğrudan yabancı yatırım akışına önemli bir katkı olduğunu söyledi.

Şimşek, çarşamba günü X platformundaki paylaşımında, Türkiye’ye yönelik doğrudan yabancı yatırımların hızlandığını ve bunun uygulanan ekonomik programa duyulan güveni yansıttığını belirtti. Suudi Arabistan ile imzalanan anlaşma kapsamında yenilenebilir enerji projelerine yönlendirilecek 2 milyar dolarlık yatırımın, yeşil dönüşümü hızlandıracağını, enerji güvenliğini güçlendireceğini ve enerji ithalatına olan yapısal bağımlılığı azaltacağını vurguladı.

Şimşek, 2025 yılının ilk 11 ayında Türkiye’ye gelen doğrudan yabancı yatırımların 12,4 milyar dolara ulaştığını, bunun 2024’ün aynı dönemine göre yüzde 28 artış anlamına geldiğini kaydetti.

Son iki yılda Suudi Arabistan-Türkiye ekonomik ilişkilerinde kaydedilen hızlı gelişme, ticaret hacmine de yansıdı. Türkiye’nin bu ilişkilere verdiği önemin bir göstergesi olarak Cumhurbaşkanı Erdoğan, Riyad ziyaretine, Suudi Arabistan ile ticari ve ekonomik ilişkileri geliştirmekle ilgilenen yaklaşık 200 şirket temsilcisinden oluşan geniş bir iş heyetiyle katıldı.

Özel sektörün iki ülke arasındaki ortaklıkta kilit rol oynadığı vurgulanırken, Erdoğan’ın ziyareti kapsamında toplanan Suudi-Türk Ekonomi Forumu Konseyi’nde, ortak projelerin uygulanmasında yeni bir aşamaya geçilmesi hedefi dile getirildi.

Ticarette hızlanan büyüme

Türk şirketlerinin Suudi Arabistan’daki doğrudan yatırımları 2 milyar doları aşmış durumda. Bu yatırımlar; imalat, gayrimenkul, inşaat, tarım ve ticaret gibi çeşitli sektörlere yayılıyor.

Türkiye Dış Ekonomik İlişkiler Kurulu (DEİK) Başkanı Nail Olpak, Suudi Arabistan ile ticaretin hızla büyüdüğünü belirterek, yurt dışında Türk müteahhitlik şirketlerinin faaliyetlerinde bir miktar yavaşlama görülmesine rağmen, Suudi Arabistan’da hâlen çok önemli projeler yürütüldüğünü söyledi.

Şarku'l Avsat'ın Suudi Arabistan’ın resmi kurumlarından aktardığı verilere göre, iki ülke arasındaki ticaret hacmi 2025 yılında yaklaşık 8 milyar dolara ulaştı ve bir yıl içinde yüzde 14 büyüme kaydetti. Geçen yılın sonuna kadar Suudi Arabistan’da faaliyet gösteren Türk şirketleri için 1473 yatırım kaydı düzenlendi.

fgt
3 Şubat’ta Riyad’da gerçekleştirilen Suudi-Türk Yatırım İş Birliği Forumu’ndan bir kare (Türkiye Ticaret Bakanı Ömer Bolat’ın X hesabından)

Suudi Arabistan, Türkiye’ye ham petrol ve petrokimya ürünleri ihraç ederken; Türkiye’den halı, inşaat amaçlı işlenmiş taşlar, tütün ürünleri, gıda ve mobilya gibi çeşitli ürünler ithal ediyor.

Türkiye İstatistik Kurumu verilerine göre, iki ülke arasındaki ticaret hacmi 2015’te 5,59 milyar dolar, 2016’da 5,007 milyar dolar, 2017’de 4,845 milyar dolar, 2018’de 4,954 milyar dolar ve 2019’da 5,107 milyar dolar oldu.

Kovid-19 salgını nedeniyle 2020 ve 2021’de yaşanan düşüşün ardından ticaret yeniden yükselişe geçti; 2022’de 6,493 milyar dolar, 2023’te 6,825 milyar dolar olan ticaret hacmi, 2024’te 7 milyar doların üzerine çıktı.

2025’te Türkiye’nin Suudi Arabistan’a ihracatı 3 milyar 149,6 milyon dolara ulaştı; toplam ticaret hacmi ise yaklaşık 8 milyar dolar olarak kaydedildi.