Ukrayna'nın Londra Büyükelçisi Şarku’l Avsat’a konuştu: Ukrayna 5 cepheyle çevrili

Ukrayna'nın Londra Büyükelçisi Vadim Prystaiko: Moskova "sistematik" bir bahane uydurmaya çalışıyor

Ukrayna'nın Londra Büyükelçisi Vadim Prystaiko
Ukrayna'nın Londra Büyükelçisi Vadim Prystaiko
TT

Ukrayna'nın Londra Büyükelçisi Şarku’l Avsat’a konuştu: Ukrayna 5 cepheyle çevrili

Ukrayna'nın Londra Büyükelçisi Vadim Prystaiko
Ukrayna'nın Londra Büyükelçisi Vadim Prystaiko

Ukrayna'nın Londra Büyükelçisi Vadim Prystaiko, Rus güçlerinin ülkesini beş cepheden kuşattığını söyledi.
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin tarafından dün denetlenen geniş çaplı askeri tatbikatların Batı'ya yönelik olduğunu savunan Büyükelçi, Şarku'l Avsat'a verdiği röportajda 2014 yılında Kırım'ın ilhakı senaryosunu hatırlatarak Rusya'nın yıllardır askeri müdahaleyi "sistematik olarak" gerekçelendirmek için bir bahane üretmeye çalıştığını ileri sürdü.
2020 yılına kadar dışişleri bakanı olarak görev yapan Ukrayna'nın Londra Büyükelçisi Vadim Prystaiko, ülkesinin bir askeri tırmanış senaryosuna hazırlandığını ve ordusunu 350 bin askere ulaşacak şekilde güçlendirmeye çalıştığını, vatandaşların ise bomba sığınaklarını yenilediğini, yiyecek stokladığını ve silah taşıma eğitimi aldıklarını kaydetti.

5 cephe
Dünyanın sınırda Rus askeri yığınağına odaklandığı bir dönemde, Ukrayna'nın Londra büyükelçisi ülkesinin aslında beş cepheden çevrili olduğuna dikkat çekti. Rusya-Ukrayna sınırına yaklaşık 130 bin askerin yerleştirilmesine ek olarak, Prystaiko şunları söylüyor: “Ukrayna'nın doğusunda (toprakların işgal edildiği yer) Rusların da desteğiyle işgal altındaki topraklarla aramızdaki sınırı belirleyen 400 kilometrelik bir sınır çizgimiz var. Ayrıca Rusya, askeri tatbikatların yapıldığı Belarus'ta yeni bir cephe açtı. Bu yeni bir cephedir ve yaklaşık bin 100 km boyunca uzanır. Güneyde Rusya, Kırım'daki kuvvetlerini 12 binden fazla askerle takviye etti.”
Batıda, Transdinyester Cumhuriyeti'nin bulunduğu Moldova'da Rusya, Sovyetler Birliği'nin dağılmasından sonra geri çekilmeyi reddetti ve 14. Ordu'nun altında askeri birlikler bulunduruyor.

Kuvvetlerin geri çekilmesi
Bu hafta Rusya, Batılı ve Ukraynalı tahminlere göre 130 bin askeri olan bazı güçlerinin sınırdan çekildiğini duyurdu. Büyükelçi, “Rusya ile Kırım arasında bir köprüden geçen tankları gördük. Ama aynı zamanda, daha fazla askerin geldiğini görüyoruz, sınırlarımızın yakınında yeni mobil köprüler ve hastaneler inşa ediliyor. Yani mesaj net değil. Rusya 20 Şubat'a kadar tatbikatlarını bitirmekten bahsediyor. Askerlerin gerçekten Sibirya'ya geri dönüp dönmediklerini veya yerlerinde kalıp kalmadıklarını görmeliyiz”.

Savaş bahanesi
Batılı başkentler son günlerde yaptıkları açıklamalarda Rusya'nın Ukrayna ordusu ile Ukrayna'nın doğusundaki Moskova yanlısı ayrılıkçılar arasında yaklaşık sekiz yıldır devam eden çatışmaya askeri müdahalede bulunmayı gerekçelendirmek için bir bahane hazırladığını savunuyor.
Kiev ve müttefikleri, birkaç gün önce Ukrayna'nın doğusundaki bir ana okulunun bombalanmasını kınadı. Rus medyası ise bu olayda Ukrayna'yı suçlamaya çalıştı.
Lugansk ve Donetsk'teki doğulu ayrılıkçılar ise Ukrayna güçlerini bombalamayı ağır silahlarla yoğunlaştırmakla suçluyor. Bu bağlamda, eski Ukrayna dışişleri bakanı, Rusya'nın yıllardır "sistematik olarak" bir bahane uydurmaya çalıştığını söyledi.

Stratejik manevralar
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin Cumartesi günü, nükleer yük taşıyabilen balistik ve seyir füzelerinin fırlatılması da dahil olmak üzere büyük ölçekli askeri tatbikatları denetledi.
Prystaiko, "bu özel mesajın Batı'ya yönelik olduğuna, çünkü Putin'in farklı alanlarda farklı hedeflere ulaşmaya çalıştığına" inanıyor.
 Büyükelçiye göre ilk senaryo Ukrayna’ya yönelik. Prystaiko, “Bu bizi Moskova'nın şartlarına göre Minsk anlaşmaları için diyalog masasına geri döndürmek üzere ortaya konan acil bir girişim. İkinci senaryo Batı'ya odaklanıyor. Rusya bize şantaj yaparak Batı'yı bazı tavizleri kabul etmesi için tehdit etmeye çalışıyor. Bu tavizlerin bazıları mantıksız, haksız ve gerçekçi değil; NATO'nun 1997'deki biçimine dönmesini talep etmek ve yeni katılan üyelerin kendilerini savunmak için sahip oldukları araçlarını elinden almak gibi. Biraz taviz koparmayı umarak çok fazla şey istiyorlar. Yeni açıklanan stratejik manevraların NATO'ya yönelik olduğuna inanıyorum” dedi.

Sakinliğin sırrı
Yükselen Rus tehdidine ilişkin bazı Batılı açıklamalar Kiev'deki yetkilileri kızdırdı. Prystaiko, “İnsanlar (artan askeri gerilimlere rağmen) Ukrayna'nın neden sakin kaldığını sorduğunda onlara bu saf olduğumuz anlamına gelmiyor diyebiliriz. Aslında 2014 yılından bu yana 13 bin 500 kişinin hayatını kaybettiği 7 buçuk yılda bu duruma adapte olduk. İki milyon nüfuslu Kırım da dahil olmak üzere topraklarımızın yüzde 7'sini kaybettik. Bu nedenle durumu Avrupalılardan farklı değerlendiriyoruz” şeklinde konuştu.
Ukrayna Cumhurbaşkanı Volodimir Zelenski, "panik" yaratan bazı Batılı açıklamaları eleştirmişti. Büyükelçi, “İnsanlar korkuyor. Cumhurbaşkanı Zelenski, Batı'daki ortaklarımızdan bizimle konuşmalarını, riskleri ve zorlukları bize anlatmalarını ve bunları halka açıklamamalarını istedi. Bize inanın, riskleri anlıyoruz. Biz inatçı değiliz, (herhangi bir askeri tırmanış için) hazırlanıyoruz ve ordumuz hazır” şeklinde konuştu.
Üst düzey Ukraynalı yetkili, ülkesinin orduyu güçlendirmek için çalıştığını ve yedek güçlerin yaklaşık iki milyon kişiyi içerdiğini ve Halk Savunma Birliklerinin 300 bin olduğunu vurguladı. Büyükelçi bununla birlikte bu güçlerin gerekli askeri teçhizattan yoksun olduğuna dikkat çekti.
Ukrayna'nın Londra Büyükelçisi Vadim Prystaiko, “Ordumuz yakın zamana kadar 250 bin askerden oluşuyordu ve bugün onu ilave yüz bin askerle güçlendirmek için çalışıyoruz. Ayrıca bölgesel savunma birimlerinde görev alan 300 bin insanımız var. Bunlar topraklarını savunmayı amaçlayan kişiler. Savaş birimleri olmasalar da sabotajcıların baskısına dayanabilir ve küçük kasaba ve şehirleri savunabilirler. Ayrıca 1,6 milyon ile iki milyon arasında bir rezerve ve 500 bin eski savaşçıya sahibiz. Bu harika bir insan gücü. Bu insanlar nasıl savaşılacağını biliyorlar. Ancak, büyük bir yatırım olan ekipmandan yoksunlar ve bu konuda ortaklarımızın yardımına güveniyoruz.”

Batı desteği
Büyükelçi, ülkesinin Batı'dan aldığı desteğin yeterli olup olmadığı sorulduğunda, "Halkımız acı çektikçe ve bombalandıkça bu destek yeterli olmayacaktır. Hala çok şey yapılabilir” dedi.
Londra’da bulunmaktan çok mutlu olduğunu söyleyen Prystaiko, İngiltere'nin ülkesine finansal, politik ve "hatta bazen askeri olarak" sağladığı büyük desteği dile getirdi.
Prystaiko, İngiltere'nin Ukrayna'ya verdiği açık desteğin siyasi mesajının diğer ülkelere de benzer adımlar atması için kapı araladığını ifade ediyor. Ukraynalı Büyükelçi örnek olarak bu hafta Ukrayna'yı askeri teçhizat ve malzeme ile destekleme niyetini açıklayan Hollanda'yı gösterdi.
Almanya'nın Rusya'nın Ukrayna'yı işgal etmesi durumunda olası ekonomik yaptırımların cephaneliğine "Kuzey Akım 2 (Nord Stream)" projesini koyma konusundaki açıklamalarını da memnuniyetle karşılayan Ukrayna'nın Londra Büyükelçisi, “Gerçekleşmesi halinde Berlin bu pozisyonu ilk kez almış olacak. Ukrayna, Almanya'ya "Kuzey Akım 2 (Nord Stream)" projesiyle ilgili endişelerini birkaç kez dile getirdi. Bu tamamen siyasi. Ukrayna boru hattı, geçtiğimiz yıllarda olduğu gibi yeterli gazı sağlayabiliyor. "Kuzey Akım 2 (Nord Stream)" projesi Avrupa dayanışmasını tehdit ediyor, gerekirse güncellemeye de hevesliyiz” diye konuştu.

NATO'ya katılma
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Batı'dan NATO'nun Doğu Avrupa'daki, özellikle de eski Sovyetler Birliği'ndeki genişlemesine son vermesini talep etti. Ancak, Prystaiko'nun tanımladığı gibi, bu "mantıksız" talepler açık bir ret ile karşılandı.
Ukrayna, savunma ittifakının (NATO) bir üyesi olmasa da ona katılma arzusunu gizlemiyor.
Kiev temsilcisi Londra'da, "Bu kulübe katılmaya çalışıyoruz, ancak üyeler henüz bunu yapmamıza izin vermedi. Rus modelinden ve Moskova'nın etkisinden kurtulmaya çalışıyoruz. Dünyanın geri kalanını tehdit etmek istemiyoruz. Bu model bize çekici gelmiyor. Biz büyük bir milletiz ve topraklarımız Avrupa'da ve Batı'ya yönelmek istiyoruz. Coğrafi, tarihsel ve dini olarak da (Avrupa'ya yakınız). Milletimiz bu yönde büyük ölçüde birlik içindedir. Bu nedenlerden dolayı, NATO ile tatbikatlara katılarak, gerekli reformlarla sistematik olarak ilerlemeye çalışıyoruz. Kendimizi (katılmak için) hazırlıyoruz, ancak bu 30 üyenin hepsinin kararına bağlı olacak.”
Sivil eğitim
Sivillere silah taşıma konusunda eğitim veren birimlerin görüntüleri hakkında yorum yapan Büyükelçi, “Normal bir toplumda bu normal değil. Ama şu anda Ukrayna'da çok normal. Hala toplum içinde normal bir yaşam sürdürmek istiyoruz. Ne yazık ki toplum baskıya dayanmaya hazırlanıyor. Biz gerçekçiyiz. Herkes kendini savunamaz. Ukraynalılar ciddi bir askeri gerilim senaryosu için hazırlanıyorlar. İnsanlar bozulmayan yiyecekleri stokluyor, en yakın bomba sığınaklarını kontrol ediyor ve Soğuk Savaş yıllarından beri kullanılmadıkları için bu sığınakları yeniliyorlar. Askeri gerginliğin artmasıyla ilgili endişelere rağmen Ukraynalılar sakin, dirençli ve iddialı” dedi.

Ekonomik maliyet
Rusya-Ukrayna askeri geriliminin güvenlik, siyasi ve sosyal yansımalarının yanı sıra Kiev, büyümesini engelleyen önemli bir ekonomik maliyetle karşı karşıya.
Büyükelçi Prystaiko, Londra'daki bir araştırma merkezi tarafından yayınlanan ve Ukrayna'nın 2014-2020 yılları arasında maruz kaldığı ekonomik kayıpların GSYİH düzeyinde 280 milyar dolara ulaştığını tahmin eden bir çalışmadan söz etti.
Merkezi Londra'da bulunan Ekonomi ve İş Araştırmaları Merkezi’nin (CEBR), tahminlerine göre Rus saldırganlığı, Ukrayna'ya yıllık olarak çatışma öncesi GSYİH'sının yüzde 19,9'una mal oluyordu bu da 40 milyar dolara tekabül ediyor. Sadece Kırım'ın ilhakı, Ukrayna tarafına yılda 8,3 milyar dolara mal oluyor. Donbas'taki savaş, Ukrayna'yı her yıl 14,6 milyar dolardan mahrum bırakıyor.
Prystaiko, “Şu anda GSYİH'mizin yaklaşık yüzde 6'sını güvenliğimize harcıyoruz. Her normal ülke gibi altyapıyı ve eğitimi artırmak için bu paraya ihtiyacımız var. Ama ne yazık ki kendimizi savunmak için daha fazla kaynak ayırmamız gerekiyor” dedi.



Machado: Dün serbest bırakılan Venezuelalı muhalif Guanipa, ağır silahlı adamlar tarafından kaçırıldı

Muhalefet lideri Juan Pablo Guanipa, cezaevinden tahliye edildikten kısa bir süre sonra (AFP)
Muhalefet lideri Juan Pablo Guanipa, cezaevinden tahliye edildikten kısa bir süre sonra (AFP)
TT

Machado: Dün serbest bırakılan Venezuelalı muhalif Guanipa, ağır silahlı adamlar tarafından kaçırıldı

Muhalefet lideri Juan Pablo Guanipa, cezaevinden tahliye edildikten kısa bir süre sonra (AFP)
Muhalefet lideri Juan Pablo Guanipa, cezaevinden tahliye edildikten kısa bir süre sonra (AFP)

Venezuela muhalefet lideri ve Nobel Barış Ödülü sahibi Maria Corina Machado, muhalefet üyesi Juan Pablo Guanipa'nın dün hapisten çıktıktan kısa bir süre sonra Karakas'ta "ağır silahlı adamlar" tarafından kaçırıldığını duyurdu.

Machado, X platformunda yaptığı paylaşımda, "Dakikalar önce Juan Pablo Guanipa, Karakas'ın Los Choros mahallesinde kaçırıldı. Sivil kıyafetli, ağır silahlı dört araç geldi ve onu zorla götürdü. Derhal serbest bırakılmasını talep ediyoruz" ifadelerini kullandı.


Güney Kore: Eğitim tatbikatı sırasında askeri helikopter kazasında iki kişi hayatını kaybetti

Askeri helikopterin düştüğü yer, (Reuters)
Askeri helikopterin düştüğü yer, (Reuters)
TT

Güney Kore: Eğitim tatbikatı sırasında askeri helikopter kazasında iki kişi hayatını kaybetti

Askeri helikopterin düştüğü yer, (Reuters)
Askeri helikopterin düştüğü yer, (Reuters)

Güney Kore ordusu, bugün Kuzey Gapyeong eyaletinde rutin bir eğitim görevi sırasında bir AH-1S Cobra askeri helikopterinin düştüğünü ve iki kişilik mürettebatının hayatını kaybettiğini açıkladı.

Ordu yaptığı açıklamada, helikopterin saat 11:00 civarında, nedeni henüz netleşmeyen bir şekilde düştüğünü belirtti. İki mürettebat yakındaki bir hastaneye kaldırıldı ancak yaralanmaları nedeniyle hayatlarını kaybetti.

Kaza sonrasında, ordu bu modeldeki tüm helikopterlerin uçuşlarını durdurdu ve kaza nedenini araştırmak üzere bir acil müdahale ekibi oluşturdu. Ordu, eğitim görevinin motor çalışır haldeyken acil iniş prosedürlerinin uygulanmasını içerdiğini belirtti.


İran'da reformist harekete yönelik tutuklamalar sürüyor

Tahran'da düzenlenen hükümet karşıtı protestolardan bir kare (AP)
Tahran'da düzenlenen hükümet karşıtı protestolardan bir kare (AP)
TT

İran'da reformist harekete yönelik tutuklamalar sürüyor

Tahran'da düzenlenen hükümet karşıtı protestolardan bir kare (AP)
Tahran'da düzenlenen hükümet karşıtı protestolardan bir kare (AP)

İran’da reform yanlısı medya kuruluşları dün akşam, ülke çapında haftalardır süren yaygın protesto gösterilerinin ardından, reformist hareketin önde gelen isimlerini hedef alan tutuklama kampanyası kapsamında Reform Cephesi Başkanı ve İran Birlik Partisi Genel Sekreteri Azer Mansuri'nin tutuklandığını bildirdi.

Reform Cephesi’ne yakınlığıyla bilinen ‘İmtidad’ adlı haber sitesi, Mansuri'nin Tahran'ın yaklaşık 20 kilometre güneydoğusundaki Karçak ve Ramin semtindeki evine yapılan baskın sırasında Devrim Muhafızları Ordusu (DMO) istihbarat servisi üyeleri tarafından adli emirle tutuklandığını aktardı.

Bu haberin ardından DMO'ya yakınlığıyla bilinen haber ajansı Fars, güvenlik ve adli kaynaklara dayandırdığı haberinde Mansuri'nin, eski milletvekili, önde gelen reformist figür ve Reform Cephesi Siyasi Komite Başkanı İbrahim Asgerzade ve asli üye eski Cumhurbaşkanı Muhammed Hatemi hükümetinde Dışişleri Bakan Yardımcısı olan Muhsin Eminzade ile birlikte tutuklandığını doğruladı.

drvgf
İran Cumhurbaşkanı Pezeşkiyan, 2025 yılının ağustos ayında İsrail ile savaşın sona ermesinden birkaç gün sonra cumhurbaşkanlığı görevine geldikten sonra Reform Cephesi üyeleriyle üçüncü kez bir araya geldiğinde (İran Cumhurbaşkanlığı)

Aynı kaynaklara göre tutuklulara yöneltilen suçlamalar arasında ‘ulusal uyumu bozmak, anayasaya aykırı tutumlar sergilemek, düşman propagandasıyla iş birliği yapmak, teslimiyet politikasını teşvik etmek, grupların siyasi yollarını saptırmak ve yıkıcı nitelikte gizli mekanizmalar kurmak’ yer alıyordu.

Konuya hakim bir yetkili, yetkililerin ‘önceki eleştirel tutumlarını hoş görmesine rağmen, güvenlik karşıtı faaliyetlerini sürdürmeleri nedeniyle bu gruba yasaya uygun şekilde müdahale ettiğini’ söyledi.

İran'daki reformist partiler için en geniş koordinasyon çerçevesini oluşturan Reform Cephesi, son seçimlerde Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan'ın en önde gelen destekçilerinden biri oldu.

Yine DMO'ya yakınlığıyla bilinen bir diğer haber ajansı Tesnim, kısa ve belirsiz bir açıklamayla yayınladığı haberde Tahran Savcılığı'nın bazı önde gelen siyasi isimleri ‘Siyonist İsrail rejimini ve ABD'yi desteklemekle’ suçladığını bildirdi. Ocak ayındaki olaylarla ilgili soruşturmalar çerçevesinde ilgili kişilerin isimleri, parti bağlantıları veya tutuklanma koşullarına dair herhangi bir bilgi ise verilmedi.

Tesnim’in haberine göre bu ‘terör olayları’, şiddet eylemlerini meşrulaştırmak ve iç güvenliği etkilemek için perde arkasında ve siber uzayda çalışan bir organizasyon ve medya ağı aracılığıyla ‘İsrail’ ve ‘kibirli’ taraflarla pratik ve operasyonel bir bağlantı olduğunu gösterdi.

Ajans, ABD ve İsrail’in tehditlerinin doruk noktasına ulaştığı bir dönemde reformist hareketin önde gelen politikacılarının davranışlarını izlemenin, savcının onları ‘siyasi ve sosyal durumu bozmak ve saha terörizmi olarak nitelendirdiği eylemleri meşrulaştırmak için faaliyetler düzenlemek ve yönetmekle’ suçladıktan sonra dosyalarını açmasına neden olduğunu da ekledi.

Tesnim, prosedürlerin tamamlanmasının ardından, bir siyasi partiye bağlı dört kişiye suçlamada bulunulduğunu, bunlardan bazılarının İsrail ve ABD için çalıştıkları gerekçesiyle tutuklandığını, diğerlerinin ise ulusal uyumu bozmak ve kışkırtmakla suçlandıkları bir davada soruşturma için çağrıldıklarını bildirdi.

dfghyju
Aktivist Azer Mansuri ve Eminzade solda, Asgerzade sağda (Jamaran News)

İran Yargı Erki’nin haber ajansı Mizan, kimliklerini açıklamadığı bazı siyasi isimlerin tutuklandığını ve haklarında dava açıldığını doğruladı.

Mansuri (60), daha önce reformist çizgiden eski Cumhurbaşkanı Muhammed Hatemi'nin danışmanlığını yapmıştı. Aralık ayı sonlarında İran'da protestolar patlak verdikten sonra, Instagram hesabında “Sesinizi duyurmanın tüm yolları kapandığında, protesto sokaklara taşınır” diye yazmıştı.

Fransız Haber Ajansı AFP’ye göre Mansuri, ‘baskının, protestocularla başa çıkmanın en kötü yolu’ olduğunu belirtirken, protestolar sırasında binlerce kişinin hayatını kaybetmesine atıfla, “Medyaya ulaşamıyoruz, ancak yaslı ailelere ‘Yalnız değilsiniz’ diyoruz” mesajına “Hiçbir güç, hiçbir gerekçe, hiçbir zaman bu büyük felaketi telafi edemez” diye ekledi.

Mansuri, 2009 yılındaki cumhurbaşkanlığı seçimleri sonrası düzenlenen protestoların ardından tutuklanmış ve ‘kamu düzenini bozmak ve devlete karşı propaganda yapmak’ gibi suçlamalarla üç yıl hapis cezasına çarptırılmıştı. Aynı şekilde 2022'de ‘başkalarına zarar vermek ve çevrimiçi kamuoyunu kışkırtmak amacıyla yalan yaymak’ suçlamasıyla yargılanan Mansuri, bir yıl iki ay hapis cezasına çarptırıldı. Mansuri, 2023 yılının haziran ayından bu yana, daha fazla sosyal özgürlük ve sivil toplumun daha güçlü bir rol oynamasını talep eden reformist partiler ve grupların çatı koalisyonu olan Reform Cephesi'nin başkanlığını yapıyor.

Yargı uyarıları

Bu tutuklamalar, 28 Aralık'ta İran genelinde yaşam koşulları nedeniyle başlayan ve kısa sürede yaygın bir hükümet karşıtı protesto hareketine dönüşen ve 8-9 Ocak'ta zirveye ulaşan protestoların ardından gerçekleşti.

Protestoların barışçıl bir şekilde başladığını, ancak daha sonra cinayet ve vandalizmin de dahil olduğu ‘ayaklanmalara’ dönüştüğünü belirten İranlı yetkililer, ABD ve İsrail'i ‘terör eylemi’ olarak nitelendirdikleri olayların arkasında olmakla suçladı. Ardından gelen baskılar, 1979'dan bu yana rejime yönelik en büyük siyasi meydan okuma olarak kabul edilen protestoları sona erdirdi.

Tutuklamalardan önce, Yargı Erki Başkanı Gulam Hüseyin Muhsini Ejei, protestolar sırasında reformlar ve gerçekleri araştırma komitelerinin kurulması çağrısında bulunan yerli şahsiyetleri sert bir şekilde eleştirdi. Ejei, Velayet-i Fakih’in yanında yer almayanların, ‘savaş sırasında Saddam Hüseyin'e sığınan ve bugün suçlu Siyonistlere sığınanlarla’ aynı kaderi paylaşacakları uyarısında bulundu.

Yargı Erki Başkanı, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Bir zamanlar devrimde yer alan ve şimdi açıklamalar yapanlar, zavallı ve sefil insanlardır.”

ABD merkezli insan hakları örgütü HRANA’ya göre protestolar sırasında 6 bin 971 kişinin öldürüldüğü belgelendi, bunların çoğu göstericiydi, ayrıca 51 binden fazla kişi gözaltına alındı.

Reformistlere yönelik parlamento tehdidi

Tutuklama kampanyası, Reform Cephesi'nin eski başkanı ve eski Milletvekili Ali Şakuri-rad'ın, güvenlik güçlerini protestolar sırasında ‘kendi saflarında cinayetler uydurmak’ ve ‘camileri yakmakla’ suçladığı açıklamalarıyla tırmanan tartışmalarla eş zamanlı gerçekleşti.

Şakuri-rad ne demişti?

Geçtiğimiz hafta Şakuri-rad’ın bir ses kaydı sızdırıldı. Bu kayıtta, 8-9 Ocak olaylarını ayrıntılı olarak anlatan Şakuri-rad, üyelerinin gerçekleştirdiği cinayetlerin ayaklanmayı bastırmak için yapılan bir proje olduğunu söyledi. Cami, türbe ve Kuran'ların yakılması ile Besic üyeleri ve güvenlik güçlerinin öldürülmesinin baskı için bahane olarak kullanıldığını da ekleyen Şakuri-rad, Mossad ve dış operasyon ekiplerini bu olayların arkasında olmakla suçlayan resmi açıklamayı reddettiğini ifade etti. Diğer açıklamalarında Cumhurbaşkanı Pezeşkiyan’ın protestocuları ‘sorun çıkaranlar’ olarak nitelendirmesini eleştiren Şakuri-rad, bunun ‘merkezci bir güç olarak rolünü yaktığını’ ve merkezci gücün ‘krizlerde temel sosyal sermayeyi temsil ettiğini’ söyledi.

rgthy
İran'ın Meşhed kentinde hükümet karşıtı protestocular toplanırken duman yükseliyor, 10 Ocak 2026'da (Reuters)

Aynı bağlamda Şakuri-rad, Birlik Partisi'nin kısa bir süre önce düzenlenen konferansına atıfla, konferansın oturumlarından birinde İran'ın Dini Lideri Ali Hamaney'in mevcut durumu ele almak için bazı yetkilerini Cumhurbaşkanı Pezeşkiyan’a devretmesi önerisinin gündeme getirildiğini ve bu önerinin parti içinde tartışıldığını, ancak kamuoyuna açıklanmadığını söyledi.

“Geçiş konseyi”

Iran International adlı televizyon kanalı, 20 Ocak'ta Reform Cephesi Merkez Konseyi'nin, Hamaney'in istifasını ve bir ‘geçiş konseyi’ kurulmasını talep eden bir taslak bildiriyi görüşmek üzere acil ve gizli bir toplantı düzenlediğini bildirdi.

Ancak kanalın aktardığına göre güvenlik güçleri müdahale ederek Reform Cephesi liderlerini tehdit etti ve bu da bildirinin yayınlanmasının askıya alınmasına ve herhangi bir kamuoyu çağrısının geri çekilmesine yol açtı.

Habere göre görüşmelerde ‘toplu istifalar’ ve ‘ülkenin dört bir yanında protesto gösterileri düzenlenmesi çağrısı’ önerileri de gündeme geldi, ancak yaygın tutuklamalarla ilgili uyarılar da dahil olmak üzere güvenlik güçlerinin baskısı, bu adımların atılmasını engelledi.

Kanalın aktardığı reformist harekete yakın kaynaklara göre, güvenlik güçlerinin tepkisi, yetkililerin en üst düzeylerdeki siyasi bölünme belirtilerine karşı duyarlılığını ve İran siyasi sahnesinde herhangi bir fikir birliği hali veya kamuoyu eyleminin oluşmasını önleme çabalarını yansıttı.