Ukrayna'nın Londra Büyükelçisi Şarku’l Avsat’a konuştu: Ukrayna 5 cepheyle çevrili

Ukrayna'nın Londra Büyükelçisi Vadim Prystaiko: Moskova "sistematik" bir bahane uydurmaya çalışıyor

Ukrayna'nın Londra Büyükelçisi Vadim Prystaiko
Ukrayna'nın Londra Büyükelçisi Vadim Prystaiko
TT

Ukrayna'nın Londra Büyükelçisi Şarku’l Avsat’a konuştu: Ukrayna 5 cepheyle çevrili

Ukrayna'nın Londra Büyükelçisi Vadim Prystaiko
Ukrayna'nın Londra Büyükelçisi Vadim Prystaiko

Ukrayna'nın Londra Büyükelçisi Vadim Prystaiko, Rus güçlerinin ülkesini beş cepheden kuşattığını söyledi.
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin tarafından dün denetlenen geniş çaplı askeri tatbikatların Batı'ya yönelik olduğunu savunan Büyükelçi, Şarku'l Avsat'a verdiği röportajda 2014 yılında Kırım'ın ilhakı senaryosunu hatırlatarak Rusya'nın yıllardır askeri müdahaleyi "sistematik olarak" gerekçelendirmek için bir bahane üretmeye çalıştığını ileri sürdü.
2020 yılına kadar dışişleri bakanı olarak görev yapan Ukrayna'nın Londra Büyükelçisi Vadim Prystaiko, ülkesinin bir askeri tırmanış senaryosuna hazırlandığını ve ordusunu 350 bin askere ulaşacak şekilde güçlendirmeye çalıştığını, vatandaşların ise bomba sığınaklarını yenilediğini, yiyecek stokladığını ve silah taşıma eğitimi aldıklarını kaydetti.

5 cephe
Dünyanın sınırda Rus askeri yığınağına odaklandığı bir dönemde, Ukrayna'nın Londra büyükelçisi ülkesinin aslında beş cepheden çevrili olduğuna dikkat çekti. Rusya-Ukrayna sınırına yaklaşık 130 bin askerin yerleştirilmesine ek olarak, Prystaiko şunları söylüyor: “Ukrayna'nın doğusunda (toprakların işgal edildiği yer) Rusların da desteğiyle işgal altındaki topraklarla aramızdaki sınırı belirleyen 400 kilometrelik bir sınır çizgimiz var. Ayrıca Rusya, askeri tatbikatların yapıldığı Belarus'ta yeni bir cephe açtı. Bu yeni bir cephedir ve yaklaşık bin 100 km boyunca uzanır. Güneyde Rusya, Kırım'daki kuvvetlerini 12 binden fazla askerle takviye etti.”
Batıda, Transdinyester Cumhuriyeti'nin bulunduğu Moldova'da Rusya, Sovyetler Birliği'nin dağılmasından sonra geri çekilmeyi reddetti ve 14. Ordu'nun altında askeri birlikler bulunduruyor.

Kuvvetlerin geri çekilmesi
Bu hafta Rusya, Batılı ve Ukraynalı tahminlere göre 130 bin askeri olan bazı güçlerinin sınırdan çekildiğini duyurdu. Büyükelçi, “Rusya ile Kırım arasında bir köprüden geçen tankları gördük. Ama aynı zamanda, daha fazla askerin geldiğini görüyoruz, sınırlarımızın yakınında yeni mobil köprüler ve hastaneler inşa ediliyor. Yani mesaj net değil. Rusya 20 Şubat'a kadar tatbikatlarını bitirmekten bahsediyor. Askerlerin gerçekten Sibirya'ya geri dönüp dönmediklerini veya yerlerinde kalıp kalmadıklarını görmeliyiz”.

Savaş bahanesi
Batılı başkentler son günlerde yaptıkları açıklamalarda Rusya'nın Ukrayna ordusu ile Ukrayna'nın doğusundaki Moskova yanlısı ayrılıkçılar arasında yaklaşık sekiz yıldır devam eden çatışmaya askeri müdahalede bulunmayı gerekçelendirmek için bir bahane hazırladığını savunuyor.
Kiev ve müttefikleri, birkaç gün önce Ukrayna'nın doğusundaki bir ana okulunun bombalanmasını kınadı. Rus medyası ise bu olayda Ukrayna'yı suçlamaya çalıştı.
Lugansk ve Donetsk'teki doğulu ayrılıkçılar ise Ukrayna güçlerini bombalamayı ağır silahlarla yoğunlaştırmakla suçluyor. Bu bağlamda, eski Ukrayna dışişleri bakanı, Rusya'nın yıllardır "sistematik olarak" bir bahane uydurmaya çalıştığını söyledi.

Stratejik manevralar
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin Cumartesi günü, nükleer yük taşıyabilen balistik ve seyir füzelerinin fırlatılması da dahil olmak üzere büyük ölçekli askeri tatbikatları denetledi.
Prystaiko, "bu özel mesajın Batı'ya yönelik olduğuna, çünkü Putin'in farklı alanlarda farklı hedeflere ulaşmaya çalıştığına" inanıyor.
 Büyükelçiye göre ilk senaryo Ukrayna’ya yönelik. Prystaiko, “Bu bizi Moskova'nın şartlarına göre Minsk anlaşmaları için diyalog masasına geri döndürmek üzere ortaya konan acil bir girişim. İkinci senaryo Batı'ya odaklanıyor. Rusya bize şantaj yaparak Batı'yı bazı tavizleri kabul etmesi için tehdit etmeye çalışıyor. Bu tavizlerin bazıları mantıksız, haksız ve gerçekçi değil; NATO'nun 1997'deki biçimine dönmesini talep etmek ve yeni katılan üyelerin kendilerini savunmak için sahip oldukları araçlarını elinden almak gibi. Biraz taviz koparmayı umarak çok fazla şey istiyorlar. Yeni açıklanan stratejik manevraların NATO'ya yönelik olduğuna inanıyorum” dedi.

Sakinliğin sırrı
Yükselen Rus tehdidine ilişkin bazı Batılı açıklamalar Kiev'deki yetkilileri kızdırdı. Prystaiko, “İnsanlar (artan askeri gerilimlere rağmen) Ukrayna'nın neden sakin kaldığını sorduğunda onlara bu saf olduğumuz anlamına gelmiyor diyebiliriz. Aslında 2014 yılından bu yana 13 bin 500 kişinin hayatını kaybettiği 7 buçuk yılda bu duruma adapte olduk. İki milyon nüfuslu Kırım da dahil olmak üzere topraklarımızın yüzde 7'sini kaybettik. Bu nedenle durumu Avrupalılardan farklı değerlendiriyoruz” şeklinde konuştu.
Ukrayna Cumhurbaşkanı Volodimir Zelenski, "panik" yaratan bazı Batılı açıklamaları eleştirmişti. Büyükelçi, “İnsanlar korkuyor. Cumhurbaşkanı Zelenski, Batı'daki ortaklarımızdan bizimle konuşmalarını, riskleri ve zorlukları bize anlatmalarını ve bunları halka açıklamamalarını istedi. Bize inanın, riskleri anlıyoruz. Biz inatçı değiliz, (herhangi bir askeri tırmanış için) hazırlanıyoruz ve ordumuz hazır” şeklinde konuştu.
Üst düzey Ukraynalı yetkili, ülkesinin orduyu güçlendirmek için çalıştığını ve yedek güçlerin yaklaşık iki milyon kişiyi içerdiğini ve Halk Savunma Birliklerinin 300 bin olduğunu vurguladı. Büyükelçi bununla birlikte bu güçlerin gerekli askeri teçhizattan yoksun olduğuna dikkat çekti.
Ukrayna'nın Londra Büyükelçisi Vadim Prystaiko, “Ordumuz yakın zamana kadar 250 bin askerden oluşuyordu ve bugün onu ilave yüz bin askerle güçlendirmek için çalışıyoruz. Ayrıca bölgesel savunma birimlerinde görev alan 300 bin insanımız var. Bunlar topraklarını savunmayı amaçlayan kişiler. Savaş birimleri olmasalar da sabotajcıların baskısına dayanabilir ve küçük kasaba ve şehirleri savunabilirler. Ayrıca 1,6 milyon ile iki milyon arasında bir rezerve ve 500 bin eski savaşçıya sahibiz. Bu harika bir insan gücü. Bu insanlar nasıl savaşılacağını biliyorlar. Ancak, büyük bir yatırım olan ekipmandan yoksunlar ve bu konuda ortaklarımızın yardımına güveniyoruz.”

Batı desteği
Büyükelçi, ülkesinin Batı'dan aldığı desteğin yeterli olup olmadığı sorulduğunda, "Halkımız acı çektikçe ve bombalandıkça bu destek yeterli olmayacaktır. Hala çok şey yapılabilir” dedi.
Londra’da bulunmaktan çok mutlu olduğunu söyleyen Prystaiko, İngiltere'nin ülkesine finansal, politik ve "hatta bazen askeri olarak" sağladığı büyük desteği dile getirdi.
Prystaiko, İngiltere'nin Ukrayna'ya verdiği açık desteğin siyasi mesajının diğer ülkelere de benzer adımlar atması için kapı araladığını ifade ediyor. Ukraynalı Büyükelçi örnek olarak bu hafta Ukrayna'yı askeri teçhizat ve malzeme ile destekleme niyetini açıklayan Hollanda'yı gösterdi.
Almanya'nın Rusya'nın Ukrayna'yı işgal etmesi durumunda olası ekonomik yaptırımların cephaneliğine "Kuzey Akım 2 (Nord Stream)" projesini koyma konusundaki açıklamalarını da memnuniyetle karşılayan Ukrayna'nın Londra Büyükelçisi, “Gerçekleşmesi halinde Berlin bu pozisyonu ilk kez almış olacak. Ukrayna, Almanya'ya "Kuzey Akım 2 (Nord Stream)" projesiyle ilgili endişelerini birkaç kez dile getirdi. Bu tamamen siyasi. Ukrayna boru hattı, geçtiğimiz yıllarda olduğu gibi yeterli gazı sağlayabiliyor. "Kuzey Akım 2 (Nord Stream)" projesi Avrupa dayanışmasını tehdit ediyor, gerekirse güncellemeye de hevesliyiz” diye konuştu.

NATO'ya katılma
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Batı'dan NATO'nun Doğu Avrupa'daki, özellikle de eski Sovyetler Birliği'ndeki genişlemesine son vermesini talep etti. Ancak, Prystaiko'nun tanımladığı gibi, bu "mantıksız" talepler açık bir ret ile karşılandı.
Ukrayna, savunma ittifakının (NATO) bir üyesi olmasa da ona katılma arzusunu gizlemiyor.
Kiev temsilcisi Londra'da, "Bu kulübe katılmaya çalışıyoruz, ancak üyeler henüz bunu yapmamıza izin vermedi. Rus modelinden ve Moskova'nın etkisinden kurtulmaya çalışıyoruz. Dünyanın geri kalanını tehdit etmek istemiyoruz. Bu model bize çekici gelmiyor. Biz büyük bir milletiz ve topraklarımız Avrupa'da ve Batı'ya yönelmek istiyoruz. Coğrafi, tarihsel ve dini olarak da (Avrupa'ya yakınız). Milletimiz bu yönde büyük ölçüde birlik içindedir. Bu nedenlerden dolayı, NATO ile tatbikatlara katılarak, gerekli reformlarla sistematik olarak ilerlemeye çalışıyoruz. Kendimizi (katılmak için) hazırlıyoruz, ancak bu 30 üyenin hepsinin kararına bağlı olacak.”
Sivil eğitim
Sivillere silah taşıma konusunda eğitim veren birimlerin görüntüleri hakkında yorum yapan Büyükelçi, “Normal bir toplumda bu normal değil. Ama şu anda Ukrayna'da çok normal. Hala toplum içinde normal bir yaşam sürdürmek istiyoruz. Ne yazık ki toplum baskıya dayanmaya hazırlanıyor. Biz gerçekçiyiz. Herkes kendini savunamaz. Ukraynalılar ciddi bir askeri gerilim senaryosu için hazırlanıyorlar. İnsanlar bozulmayan yiyecekleri stokluyor, en yakın bomba sığınaklarını kontrol ediyor ve Soğuk Savaş yıllarından beri kullanılmadıkları için bu sığınakları yeniliyorlar. Askeri gerginliğin artmasıyla ilgili endişelere rağmen Ukraynalılar sakin, dirençli ve iddialı” dedi.

Ekonomik maliyet
Rusya-Ukrayna askeri geriliminin güvenlik, siyasi ve sosyal yansımalarının yanı sıra Kiev, büyümesini engelleyen önemli bir ekonomik maliyetle karşı karşıya.
Büyükelçi Prystaiko, Londra'daki bir araştırma merkezi tarafından yayınlanan ve Ukrayna'nın 2014-2020 yılları arasında maruz kaldığı ekonomik kayıpların GSYİH düzeyinde 280 milyar dolara ulaştığını tahmin eden bir çalışmadan söz etti.
Merkezi Londra'da bulunan Ekonomi ve İş Araştırmaları Merkezi’nin (CEBR), tahminlerine göre Rus saldırganlığı, Ukrayna'ya yıllık olarak çatışma öncesi GSYİH'sının yüzde 19,9'una mal oluyordu bu da 40 milyar dolara tekabül ediyor. Sadece Kırım'ın ilhakı, Ukrayna tarafına yılda 8,3 milyar dolara mal oluyor. Donbas'taki savaş, Ukrayna'yı her yıl 14,6 milyar dolardan mahrum bırakıyor.
Prystaiko, “Şu anda GSYİH'mizin yaklaşık yüzde 6'sını güvenliğimize harcıyoruz. Her normal ülke gibi altyapıyı ve eğitimi artırmak için bu paraya ihtiyacımız var. Ama ne yazık ki kendimizi savunmak için daha fazla kaynak ayırmamız gerekiyor” dedi.



Amerika: Cumhuriyetçi kongre üyesi, Epstein bağlantıları nedeniyle Ticaret Bakanı'nın istifa etmesini istedi

ABD Ticaret Bakanı Howard Lutnick, Beyaz Saray'daki Oval Ofis'te (EPA)
ABD Ticaret Bakanı Howard Lutnick, Beyaz Saray'daki Oval Ofis'te (EPA)
TT

Amerika: Cumhuriyetçi kongre üyesi, Epstein bağlantıları nedeniyle Ticaret Bakanı'nın istifa etmesini istedi

ABD Ticaret Bakanı Howard Lutnick, Beyaz Saray'daki Oval Ofis'te (EPA)
ABD Ticaret Bakanı Howard Lutnick, Beyaz Saray'daki Oval Ofis'te (EPA)

Cumhuriyetçi ABD Temsilcisi Thomas Massie, adı skandallara karışmış cinsel suçlu Jeffrey Epstein ile olduğu iddia edilen bağlantıları nedeniyle, Ticaret Bakanı Howard Lutnick'in istifasını istedi. Massie bu çağrının gerekçesini, adı skandallara karışmış finansçıyla ilgili yakın zamanda açıklanan mahkeme belgelerine dayandırdı.

Massie, CNN’de dün yayınlanan röportajında, belgelerin Lutnick'in Epstein'in Karayipler'deki özel adasını ziyaret ettiğini ve Epstein'in 2008'de çocuk cinsel istismarı suçlamalarından suçlu bulunmasından yıllar sonra bile onunla iş ilişkilerini sürdürdüğünü gösterdiğini belirtti.

Cumhuriyetçi kongre üyesi sözlerine şöyle devam etti: "Hesap vermesi gereken çok şey var ama açıkçası, Başkan Trump'ın işini kolaylaştırmak için istifa etmeli."

Uzun yıllar boyunca genç kızları ve reşit olmayanları kapsayan bir cinsel istismar şebekesi yöneten Epstein, 2019 yılında yargılanmayı beklerken hapishanede intihar etti. Lutnick'in adı, yakın zamanda gizliliği kaldırılan Epstein belgelerinde defalarca geçiyor, ancak kayıtlarda bir ismin bulunması tek başına bir suç işlendiğini göstermez.

Belgelerde yer alan e-postalara atıfta bulunan Amerikan medya kuruluşları, Lutnick ve ailesinin 2012 yılında Epstein'ın adası Little St. James'i ziyaret etmeyi planladığını, takip eden bir e-postanın ise ziyaretin zaten gerçekleşmiş olabileceğini öne sürdüğünü bildirdi.

Ada daha önce Epstein'ın istismar ağının merkezi olarak tanımlanmıştı.

Şarku’l Avsat’ın New York Times'tan aktardığına göre, New York'ta komşu olan Lutnick ve Epstein aynı özel şirkete yatırım yapmıştı; CBS News ise Epstein'ın cinsel suçlu olarak tanınmasının ardından ikilinin ticari işlemler gerçekleştirdiğini belirtti.

Lutnick geçen yıl bir podcast'te, 2005 yılında Epstein'le bir daha asla aynı odada bulunmamaya karar verdiğini ve onu "iğrenç bir insan" olarak tanımladığını söylemişti.

New York Times'ın haberine göre, Lutnick geçen hafta yaptığı kısa telefon görüşmesinde Epstein ile "hiç vakit geçirmediğini" ifade etti.


İsrail ordusu, Refah’ta bir tünelden çıkan dört ‘silahlı kişiyi’ öldürdü

Gazze Şeridi’nin kuzeyindeki Cibaliye Mülteci Kampı’nda yıkılan binalar (AFP)
Gazze Şeridi’nin kuzeyindeki Cibaliye Mülteci Kampı’nda yıkılan binalar (AFP)
TT

İsrail ordusu, Refah’ta bir tünelden çıkan dört ‘silahlı kişiyi’ öldürdü

Gazze Şeridi’nin kuzeyindeki Cibaliye Mülteci Kampı’nda yıkılan binalar (AFP)
Gazze Şeridi’nin kuzeyindeki Cibaliye Mülteci Kampı’nda yıkılan binalar (AFP)

İsrail ordusu bugün yaptığı açıklamada, Gazze Şeridi’nin güneyindeki Refah bölgesinde bir tünelden çıkan dört silahlı kişiyi öldürdüğünü duyurdu. Ordu, söz konusu kişilerin İsrail askerlerine ateş açtığını iddia etti.

Ordu tarafından yapılan açıklamada, “Dört silahlı terörist az önce bir tünelden çıkarak askerlerimize ateş açtı… Kuvvetlerimiz teröristleri etkisiz hale getirdi” denildi.

İsrail Ordu Sözcüsü de resmi X hesabından yaptığı paylaşımda, “Bölgeyi sabotajcılar ve terör altyapılarından temizleme faaliyetleri kapsamında, askerlerimiz Refah’ın doğusunda yer altı tünel ağı içinde bir tünel çıkışında dört sabotajcıyı fark etti. Sabotajcılar askerlerimize ateş açınca, askerlerimiz karşılık vererek dört sabotajcıyı etkisiz hale getirdi” ifadelerini kullandı.

İsrail, bir hafta önce Gazze Şeridi ile Mısır arasındaki sınır kapısını yeniden yaya geçişine açtı. Bu adım, Filistinlilerin Gazze Şeridi’nden çıkmasına ve savaş nedeniyle bölgeden kaçanların geri dönmesine imkân tanıyacak. Şarku’l Avsat’ın Reuters’tan aktardığına göre İsrail, Refah Sınır Kapısı’ndan giriş-çıkış yapan Filistinlilere güvenlik taraması yapılmasını şart koşuyor.

İsrail, sınır kapısını Mayıs 2024’te kontrol altına almıştı; bu, Gazze Şeridi’ne yönelik savaşın başlamasından yaklaşık dokuz ay sonra gerçekleşti. Savaş, ABD Başkanı Donald Trump’ın arabuluculuğunda ekim ayında uygulamaya konan ateşkesle geçici olarak sona ermişti. Sınır kapısının yeniden açılması, Trump’ın çatışmayı durdurmayı amaçlayan planının ilk aşamasında önemli bir adım olarak öne çıkıyor.


Trump, uluslararası liderleri Barış Konseyi’nin ilk toplantısına davet etti

ABD Başkanı Donald Trump, 27 Ocak 2026’da Davos’ta Gazze için bir ‘barış konseyi’ kurulmasını öngören belgeyi gösteriyor. (Reuters)
ABD Başkanı Donald Trump, 27 Ocak 2026’da Davos’ta Gazze için bir ‘barış konseyi’ kurulmasını öngören belgeyi gösteriyor. (Reuters)
TT

Trump, uluslararası liderleri Barış Konseyi’nin ilk toplantısına davet etti

ABD Başkanı Donald Trump, 27 Ocak 2026’da Davos’ta Gazze için bir ‘barış konseyi’ kurulmasını öngören belgeyi gösteriyor. (Reuters)
ABD Başkanı Donald Trump, 27 Ocak 2026’da Davos’ta Gazze için bir ‘barış konseyi’ kurulmasını öngören belgeyi gösteriyor. (Reuters)

ABD Başkanı Donald Trump tarafından kurulan Barış Konseyi’nin 19 Şubat’ta yapılması planlanan ilk toplantısına bir dizi dünya lideri davet edildi.

Arjantin Devlet Başkanı Javier Milei ve Macaristan Başbakanı Viktor Orban toplantıya katılmayı kabul ederken, Fransa, İtalya, Norveç, Çekya ve Hırvatistan liderleri daveti reddetti.

Romanya Cumhurbaşkanı Nicușor Dan dün Facebook üzerinden yaptığı açıklamada, toplantıya davet edildiğini duyurdu. Dan, ülkesinin Barış Konseyi’nin ilk oturumuna katılıp katılmama konusunda henüz nihai bir karar vermediğini ifade etti.

Dan, kararın ‘Romanya gibi fiilen konsey üyesi olmayan ancak tüzüğünün gözden geçirilmesi şartıyla katılmak isteyen ülkeler açısından toplantının formatına ilişkin Amerikalı ortaklarla yürütülecek görüşmelere’ bağlı olduğunu belirtti.

Macaristan Başbakanı Viktor Orban ise cumartesi günü yaptığı açıklamada, toplantıya davet edildiğini ve katılmayı planladığını duyurdu.

Buna karşılık Çekya Başbakanı Andrej Babis, cumartesi günü Barış Konseyi toplantısına katılmayı düşünmediğini açıkladı. Babis, TV Nova’ya yaptığı açıklamada, “Avrupa Birliği’ne (AB) üye diğer ülkelerle istişare içinde hareket edeceğiz. Bu ülkelerden bazıları konseye katılmayacaklarını ifade etti” dedi.

ABD Başkanı’nın Gazze savaşını sona erdirmeye yönelik planı uyarınca, Gazze Şeridi’nin yönetiminin, Donald Trump’ın başkanlığını yaptığı Barış Konseyi’ne bağlı olarak kurulacak Gazze Yönetimi Ulusal Komitesi tarafından geçici olarak üstlenilmesi öngörülüyor.

Ancak konseyin tüzüğünde Gazze’ye açık bir atıf yer almıyor. Metin, konseye daha geniş bir misyon yükleyerek, dünyadaki silahlı çatışmaların çözümüne katkı sunmayı hedef olarak tanımlıyor.

Konseyin önsözünde ise Barış Konseyi’nin, ‘çoğu zaman başarısız olmuş yaklaşımları ve kurumları terk etme cesaretine sahip olması gerektiği’ vurgulanarak, Birleşmiş Milletler’e (BM) örtük bir eleştiri yöneltiliyor.

Bu durum, başta Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron ile Brezilya Devlet Başkanı Luiz Inacio Lula da Silva olmak üzere bazı liderlerin tepkisini çekti. Macron ve Lula da Silva, geçtiğimiz haftanın başlarında yaptıkları açıklamalarda, ABD Başkanı’nın çağrısına karşılık olarak BM’nin güçlendirilmesi gerektiğini savunmuştu.

Hoşnutsuzluk

İtalya Dışişleri Bakanı Antonio Tajani ise ülkesinin anayasal engeller nedeniyle Barış Konseyi’ne katılmayacağını yineledi.

Tajani cumartesi günü İtalyan haber ajansı ANSA’ya yaptığı açıklamada, “Anayasal kısıtlamalar nedeniyle Barış Konseyi’ne katılamıyoruz” dedi ve İtalya Anayasası’nın, tek bir liderin yönetiminde bir kuruluşa katılmayı öngörmediğini hatırlattı.

Geçtiğimiz cuma günü Brezilya Devlet Başkanı, 79 yaşındaki ABD Başkanı Donald Trump’ı, ‘yeni bir milletler topluluğunun efendisi’ olmaya çalışmakla suçladı.

Lula da Silva tek taraflılığa karşı çoğulculuğu savundu ve BM tüzüğünün adeta parçalanmasından duyduğu üzüntüyü dile getirdi.

Donald Trump, Barış Konseyi’ni geçtiğimiz ocak ayında Davos’ta düzenlenen forumda ilan etmişti.

Tüzüğe göre, Cumhuriyetçi Başkan Trump her şeye tam hâkim; yalnızca o diğer liderleri davet edebiliyor ve katılımlarını iptal edebiliyor. Sadece ‘üye devletlerin üçte ikisinin veto hakkını kullanması’ durumunda bu yetkisi sınırlanabiliyor.

Diğer liderlerin tepkisini çeken noktalar arasında, metinde Gazze’ye açık bir atıf bulunmaması ve üyelik maliyetlerinin yüksekliği yer alıyor. Konseyde kalıcı bir sandalye almak isteyen ülkelerin 1 milyar dolar ödemesi gerekiyor.