Ukrayna'nın Londra Büyükelçisi Şarku’l Avsat’a konuştu: Ukrayna 5 cepheyle çevrili

Ukrayna'nın Londra Büyükelçisi Vadim Prystaiko: Moskova "sistematik" bir bahane uydurmaya çalışıyor

Ukrayna'nın Londra Büyükelçisi Vadim Prystaiko
Ukrayna'nın Londra Büyükelçisi Vadim Prystaiko
TT

Ukrayna'nın Londra Büyükelçisi Şarku’l Avsat’a konuştu: Ukrayna 5 cepheyle çevrili

Ukrayna'nın Londra Büyükelçisi Vadim Prystaiko
Ukrayna'nın Londra Büyükelçisi Vadim Prystaiko

Ukrayna'nın Londra Büyükelçisi Vadim Prystaiko, Rus güçlerinin ülkesini beş cepheden kuşattığını söyledi.
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin tarafından dün denetlenen geniş çaplı askeri tatbikatların Batı'ya yönelik olduğunu savunan Büyükelçi, Şarku'l Avsat'a verdiği röportajda 2014 yılında Kırım'ın ilhakı senaryosunu hatırlatarak Rusya'nın yıllardır askeri müdahaleyi "sistematik olarak" gerekçelendirmek için bir bahane üretmeye çalıştığını ileri sürdü.
2020 yılına kadar dışişleri bakanı olarak görev yapan Ukrayna'nın Londra Büyükelçisi Vadim Prystaiko, ülkesinin bir askeri tırmanış senaryosuna hazırlandığını ve ordusunu 350 bin askere ulaşacak şekilde güçlendirmeye çalıştığını, vatandaşların ise bomba sığınaklarını yenilediğini, yiyecek stokladığını ve silah taşıma eğitimi aldıklarını kaydetti.

5 cephe
Dünyanın sınırda Rus askeri yığınağına odaklandığı bir dönemde, Ukrayna'nın Londra büyükelçisi ülkesinin aslında beş cepheden çevrili olduğuna dikkat çekti. Rusya-Ukrayna sınırına yaklaşık 130 bin askerin yerleştirilmesine ek olarak, Prystaiko şunları söylüyor: “Ukrayna'nın doğusunda (toprakların işgal edildiği yer) Rusların da desteğiyle işgal altındaki topraklarla aramızdaki sınırı belirleyen 400 kilometrelik bir sınır çizgimiz var. Ayrıca Rusya, askeri tatbikatların yapıldığı Belarus'ta yeni bir cephe açtı. Bu yeni bir cephedir ve yaklaşık bin 100 km boyunca uzanır. Güneyde Rusya, Kırım'daki kuvvetlerini 12 binden fazla askerle takviye etti.”
Batıda, Transdinyester Cumhuriyeti'nin bulunduğu Moldova'da Rusya, Sovyetler Birliği'nin dağılmasından sonra geri çekilmeyi reddetti ve 14. Ordu'nun altında askeri birlikler bulunduruyor.

Kuvvetlerin geri çekilmesi
Bu hafta Rusya, Batılı ve Ukraynalı tahminlere göre 130 bin askeri olan bazı güçlerinin sınırdan çekildiğini duyurdu. Büyükelçi, “Rusya ile Kırım arasında bir köprüden geçen tankları gördük. Ama aynı zamanda, daha fazla askerin geldiğini görüyoruz, sınırlarımızın yakınında yeni mobil köprüler ve hastaneler inşa ediliyor. Yani mesaj net değil. Rusya 20 Şubat'a kadar tatbikatlarını bitirmekten bahsediyor. Askerlerin gerçekten Sibirya'ya geri dönüp dönmediklerini veya yerlerinde kalıp kalmadıklarını görmeliyiz”.

Savaş bahanesi
Batılı başkentler son günlerde yaptıkları açıklamalarda Rusya'nın Ukrayna ordusu ile Ukrayna'nın doğusundaki Moskova yanlısı ayrılıkçılar arasında yaklaşık sekiz yıldır devam eden çatışmaya askeri müdahalede bulunmayı gerekçelendirmek için bir bahane hazırladığını savunuyor.
Kiev ve müttefikleri, birkaç gün önce Ukrayna'nın doğusundaki bir ana okulunun bombalanmasını kınadı. Rus medyası ise bu olayda Ukrayna'yı suçlamaya çalıştı.
Lugansk ve Donetsk'teki doğulu ayrılıkçılar ise Ukrayna güçlerini bombalamayı ağır silahlarla yoğunlaştırmakla suçluyor. Bu bağlamda, eski Ukrayna dışişleri bakanı, Rusya'nın yıllardır "sistematik olarak" bir bahane uydurmaya çalıştığını söyledi.

Stratejik manevralar
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin Cumartesi günü, nükleer yük taşıyabilen balistik ve seyir füzelerinin fırlatılması da dahil olmak üzere büyük ölçekli askeri tatbikatları denetledi.
Prystaiko, "bu özel mesajın Batı'ya yönelik olduğuna, çünkü Putin'in farklı alanlarda farklı hedeflere ulaşmaya çalıştığına" inanıyor.
 Büyükelçiye göre ilk senaryo Ukrayna’ya yönelik. Prystaiko, “Bu bizi Moskova'nın şartlarına göre Minsk anlaşmaları için diyalog masasına geri döndürmek üzere ortaya konan acil bir girişim. İkinci senaryo Batı'ya odaklanıyor. Rusya bize şantaj yaparak Batı'yı bazı tavizleri kabul etmesi için tehdit etmeye çalışıyor. Bu tavizlerin bazıları mantıksız, haksız ve gerçekçi değil; NATO'nun 1997'deki biçimine dönmesini talep etmek ve yeni katılan üyelerin kendilerini savunmak için sahip oldukları araçlarını elinden almak gibi. Biraz taviz koparmayı umarak çok fazla şey istiyorlar. Yeni açıklanan stratejik manevraların NATO'ya yönelik olduğuna inanıyorum” dedi.

Sakinliğin sırrı
Yükselen Rus tehdidine ilişkin bazı Batılı açıklamalar Kiev'deki yetkilileri kızdırdı. Prystaiko, “İnsanlar (artan askeri gerilimlere rağmen) Ukrayna'nın neden sakin kaldığını sorduğunda onlara bu saf olduğumuz anlamına gelmiyor diyebiliriz. Aslında 2014 yılından bu yana 13 bin 500 kişinin hayatını kaybettiği 7 buçuk yılda bu duruma adapte olduk. İki milyon nüfuslu Kırım da dahil olmak üzere topraklarımızın yüzde 7'sini kaybettik. Bu nedenle durumu Avrupalılardan farklı değerlendiriyoruz” şeklinde konuştu.
Ukrayna Cumhurbaşkanı Volodimir Zelenski, "panik" yaratan bazı Batılı açıklamaları eleştirmişti. Büyükelçi, “İnsanlar korkuyor. Cumhurbaşkanı Zelenski, Batı'daki ortaklarımızdan bizimle konuşmalarını, riskleri ve zorlukları bize anlatmalarını ve bunları halka açıklamamalarını istedi. Bize inanın, riskleri anlıyoruz. Biz inatçı değiliz, (herhangi bir askeri tırmanış için) hazırlanıyoruz ve ordumuz hazır” şeklinde konuştu.
Üst düzey Ukraynalı yetkili, ülkesinin orduyu güçlendirmek için çalıştığını ve yedek güçlerin yaklaşık iki milyon kişiyi içerdiğini ve Halk Savunma Birliklerinin 300 bin olduğunu vurguladı. Büyükelçi bununla birlikte bu güçlerin gerekli askeri teçhizattan yoksun olduğuna dikkat çekti.
Ukrayna'nın Londra Büyükelçisi Vadim Prystaiko, “Ordumuz yakın zamana kadar 250 bin askerden oluşuyordu ve bugün onu ilave yüz bin askerle güçlendirmek için çalışıyoruz. Ayrıca bölgesel savunma birimlerinde görev alan 300 bin insanımız var. Bunlar topraklarını savunmayı amaçlayan kişiler. Savaş birimleri olmasalar da sabotajcıların baskısına dayanabilir ve küçük kasaba ve şehirleri savunabilirler. Ayrıca 1,6 milyon ile iki milyon arasında bir rezerve ve 500 bin eski savaşçıya sahibiz. Bu harika bir insan gücü. Bu insanlar nasıl savaşılacağını biliyorlar. Ancak, büyük bir yatırım olan ekipmandan yoksunlar ve bu konuda ortaklarımızın yardımına güveniyoruz.”

Batı desteği
Büyükelçi, ülkesinin Batı'dan aldığı desteğin yeterli olup olmadığı sorulduğunda, "Halkımız acı çektikçe ve bombalandıkça bu destek yeterli olmayacaktır. Hala çok şey yapılabilir” dedi.
Londra’da bulunmaktan çok mutlu olduğunu söyleyen Prystaiko, İngiltere'nin ülkesine finansal, politik ve "hatta bazen askeri olarak" sağladığı büyük desteği dile getirdi.
Prystaiko, İngiltere'nin Ukrayna'ya verdiği açık desteğin siyasi mesajının diğer ülkelere de benzer adımlar atması için kapı araladığını ifade ediyor. Ukraynalı Büyükelçi örnek olarak bu hafta Ukrayna'yı askeri teçhizat ve malzeme ile destekleme niyetini açıklayan Hollanda'yı gösterdi.
Almanya'nın Rusya'nın Ukrayna'yı işgal etmesi durumunda olası ekonomik yaptırımların cephaneliğine "Kuzey Akım 2 (Nord Stream)" projesini koyma konusundaki açıklamalarını da memnuniyetle karşılayan Ukrayna'nın Londra Büyükelçisi, “Gerçekleşmesi halinde Berlin bu pozisyonu ilk kez almış olacak. Ukrayna, Almanya'ya "Kuzey Akım 2 (Nord Stream)" projesiyle ilgili endişelerini birkaç kez dile getirdi. Bu tamamen siyasi. Ukrayna boru hattı, geçtiğimiz yıllarda olduğu gibi yeterli gazı sağlayabiliyor. "Kuzey Akım 2 (Nord Stream)" projesi Avrupa dayanışmasını tehdit ediyor, gerekirse güncellemeye de hevesliyiz” diye konuştu.

NATO'ya katılma
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Batı'dan NATO'nun Doğu Avrupa'daki, özellikle de eski Sovyetler Birliği'ndeki genişlemesine son vermesini talep etti. Ancak, Prystaiko'nun tanımladığı gibi, bu "mantıksız" talepler açık bir ret ile karşılandı.
Ukrayna, savunma ittifakının (NATO) bir üyesi olmasa da ona katılma arzusunu gizlemiyor.
Kiev temsilcisi Londra'da, "Bu kulübe katılmaya çalışıyoruz, ancak üyeler henüz bunu yapmamıza izin vermedi. Rus modelinden ve Moskova'nın etkisinden kurtulmaya çalışıyoruz. Dünyanın geri kalanını tehdit etmek istemiyoruz. Bu model bize çekici gelmiyor. Biz büyük bir milletiz ve topraklarımız Avrupa'da ve Batı'ya yönelmek istiyoruz. Coğrafi, tarihsel ve dini olarak da (Avrupa'ya yakınız). Milletimiz bu yönde büyük ölçüde birlik içindedir. Bu nedenlerden dolayı, NATO ile tatbikatlara katılarak, gerekli reformlarla sistematik olarak ilerlemeye çalışıyoruz. Kendimizi (katılmak için) hazırlıyoruz, ancak bu 30 üyenin hepsinin kararına bağlı olacak.”
Sivil eğitim
Sivillere silah taşıma konusunda eğitim veren birimlerin görüntüleri hakkında yorum yapan Büyükelçi, “Normal bir toplumda bu normal değil. Ama şu anda Ukrayna'da çok normal. Hala toplum içinde normal bir yaşam sürdürmek istiyoruz. Ne yazık ki toplum baskıya dayanmaya hazırlanıyor. Biz gerçekçiyiz. Herkes kendini savunamaz. Ukraynalılar ciddi bir askeri gerilim senaryosu için hazırlanıyorlar. İnsanlar bozulmayan yiyecekleri stokluyor, en yakın bomba sığınaklarını kontrol ediyor ve Soğuk Savaş yıllarından beri kullanılmadıkları için bu sığınakları yeniliyorlar. Askeri gerginliğin artmasıyla ilgili endişelere rağmen Ukraynalılar sakin, dirençli ve iddialı” dedi.

Ekonomik maliyet
Rusya-Ukrayna askeri geriliminin güvenlik, siyasi ve sosyal yansımalarının yanı sıra Kiev, büyümesini engelleyen önemli bir ekonomik maliyetle karşı karşıya.
Büyükelçi Prystaiko, Londra'daki bir araştırma merkezi tarafından yayınlanan ve Ukrayna'nın 2014-2020 yılları arasında maruz kaldığı ekonomik kayıpların GSYİH düzeyinde 280 milyar dolara ulaştığını tahmin eden bir çalışmadan söz etti.
Merkezi Londra'da bulunan Ekonomi ve İş Araştırmaları Merkezi’nin (CEBR), tahminlerine göre Rus saldırganlığı, Ukrayna'ya yıllık olarak çatışma öncesi GSYİH'sının yüzde 19,9'una mal oluyordu bu da 40 milyar dolara tekabül ediyor. Sadece Kırım'ın ilhakı, Ukrayna tarafına yılda 8,3 milyar dolara mal oluyor. Donbas'taki savaş, Ukrayna'yı her yıl 14,6 milyar dolardan mahrum bırakıyor.
Prystaiko, “Şu anda GSYİH'mizin yaklaşık yüzde 6'sını güvenliğimize harcıyoruz. Her normal ülke gibi altyapıyı ve eğitimi artırmak için bu paraya ihtiyacımız var. Ama ne yazık ki kendimizi savunmak için daha fazla kaynak ayırmamız gerekiyor” dedi.



Etiyopya-Rusya silah anlaşması... Afrika Boynuzu’ndaki güç dengeleri nasıl değişecek?

(foto altı) Etiyopya Başbakanı Abiy Ahmed, dördüncü nesil Su-35 savaş uçaklarının teslim töreni sırasında (Etiyopya Başbakanı Abiy Ahmed’in X hesabı)
(foto altı) Etiyopya Başbakanı Abiy Ahmed, dördüncü nesil Su-35 savaş uçaklarının teslim töreni sırasında (Etiyopya Başbakanı Abiy Ahmed’in X hesabı)
TT

Etiyopya-Rusya silah anlaşması... Afrika Boynuzu’ndaki güç dengeleri nasıl değişecek?

(foto altı) Etiyopya Başbakanı Abiy Ahmed, dördüncü nesil Su-35 savaş uçaklarının teslim töreni sırasında (Etiyopya Başbakanı Abiy Ahmed’in X hesabı)
(foto altı) Etiyopya Başbakanı Abiy Ahmed, dördüncü nesil Su-35 savaş uçaklarının teslim töreni sırasında (Etiyopya Başbakanı Abiy Ahmed’in X hesabı)

Etiyopya’nın Rusya’dan bir silah anlaşması kapsamında aldığı askeri teçhizat, Addis Ababa ile Asmara arasında yakın zamanda çıkması muhtemel bir savaşın eşiğine gelen Afrika Boynuzu’ndaki gerilimin arttığı bir döneme denk geldi. Geçtiğimiz ekim ayının başından itibaren diplomatik ilişkilerin kesilmesinin ardından belirgin biçimde artan gerilim, Etiyopya’nın denize açılan bir limana ulaşma konusundaki ısrarı ve Nil sularına ilişkin anlaşmazlıklar nedeniyle Mısır’la yaşadığı sorunlarla birlikte bölgedeki tansiyonu yükseltiyor.

Etiyopya Başbakanı Abiy Ahmed’in açıklaması da bu gerilim ortamında spekülasyonları artırdı. Abiy Ahmed, geçtiğimiz ekim ayının sonunda, 4++ sınıfı 12 adet Su-35 savaş uçağını içeren teslimatın ardından yaptığı açıklamada, anlaşmanın ‘Etiyopya’nın stratejik caydırıcılık kapasitesini güçlendirdiğini’ söyledi. Şarku’l Avsat’a konuşan uzmanlar ise bu adımın bölgedeki güç dengelerine ilişkin hesaplamaları değiştirdiğini ve silahlanma yarışını hızlandırdığını, olası bir çatışma ihtimalinin de göz ardı edilemeyeceğini belirtti.

Su-35S, 4++ nesil, üstün manevra kabiliyetine sahip bir savaş uçağı olarak biliniyor ve üretiminde beşinci nesil teknolojilerin bir bölümünden yararlanıldı. Russia Today’in kısa süre önce yayımladığı güncel bilgilere göre uçak, 20 kilometreye kadar irtifada saatte 2 bin 500 kilometre hıza ulaşabiliyor. Ayrıca havadan havaya ve havadan karaya füzelerin yanı sıra serbest düşüşlü ve güdümlü bombalardan oluşan toplam 8 ton mühimmat taşıyabiliyor.

Etiyopya ilk partiyi teslim aldı

Abiy Ahmed, 28 Ekim’de Rusya-Afrika Zirvesi’ne katılmak üzere Moskova’ya gerçekleştirdiği ziyaret sırasında yaptığı açıklamada, ülkesinin dördüncü nesil geliştirilmiş 4++ sınıfı 12 adet Su-35 savaş uçağından oluşan ilk partiyi teslim aldığını ve S-400 hava savunma sistemlerinden oluşan dört bataryanın da teslim edilmesinin planlandığını söyledi.

Abiy Ahmed, “Bu kritik ekipmanların planlanan tarihten önce hızlandırılmış şekilde teslim edilmesi, Etiyopya’nın savunma sisteminin geliştirilmesi açısından önemli bir başarıdır” dedi. Etiyopya savunma güçlerinin hazırlık seviyesindeki artışın, ülkenin olası her türlü saldırıyı caydırma kapasitesini güçlendirdiğini de vurguladı.

Bu yaklaşım, Etiyopya ordusunun değerlendirmeleriyle de örtüşüyor. Etiyopya Hava Kuvvetleri Komutan Yardımcısı Meseret Getachew, geçtiğimiz ağustos ayında yaptığı açıklamada, “Etiyopya Hava Kuvvetleri’nin operasyonel ve savunma kapasitesindeki artış, ülkenin caydırıcılık gücünü artırıyor ve ulusal çıkarlara karşı harekete geçmeyi düşünen tarafları adımlarını yeniden değerlendirmeye sevk ediyor” ifadesini kullanmıştı.

scdfvb
Etiyopya Başbakanı Abiy Ahmed, savaş uçaklarının teslimatı sırasında (Etiyopya Başbakanı Abiy Ahmed’in X hesabı)

Kriz yönetimi ve müzakere alanında uzmanlaşmış Sudanlı askeri uzman Emin İsmail Meczup, Etiyopya ordusunun Rusya’dan gelişmiş silah sistemleri temin etmek amacıyla doğuya yönelmesiyle askeri modernizasyon planlarında niteliksel bir stratejik dönüşüm yaşadığını belirtti.

Meczup, “Bu anlaşmaların tamamlanması, bölgede son 20 yıldır devam eden stratejik dengeleri bozan büyük bir askeri sıçrama anlamına geliyor. Bu durum, bölgede silahlanma yarışının ve istikrarsızlığın habercisi olduğu gibi Rönesans Barajı meselesi ve Addis Ababa’nın gerekirse güç kullanarak Kızıldeniz’e ulaşma girişimleri açısından da sonuçlar doğurabilir” değerlendirmesinde bulundu.

Askeri kapasitenin güçlendirilmesi

Mısırlı askeri uzman Semir Ragıb da Abiy Ahmed yönetiminin bu anlaşmayı, Afrika Boynuzu’nda kendisini çevreleyen askeri güç ve teçhizat bakımından daha zayıf ülkelere kıyasla askeri kapasitesini artıran bir adım olarak gördüğünü belirtti. Ragıb’a göre Etiyopya yönetimi ayrıca, ülke içindeki varlığını sağlamlaştırmayı, bunun yanı sıra Eritre üzerindeki emellerini gerçekleştirmeyi hedefliyor. Bu hedefler yalnızca bir limana veya denize açılan bir kapıya ulaşma arzusuyla sınırlı değil.

Ragıb, Addis Ababa yönetiminin Sudan’daki Hızlı Destek Kuvvetleri’ne (HDK) destek vermek, ülkedeki altyapıyı ve askeri kampları hedef almak amacıyla askeri kapasitesini modernize etmeye çalıştığını da belirtti. Bunun Mısır’la doğrudan bir çatışmaya yol açmadan, ülkenin güney sınırları açısından dolaylı bir tehdit oluşturduğunu ifade etti.

Gözlemciler, söz konusu anlaşmanın Etiyopya’nın Afrika Boynuzu’ndaki doğrudan komşuları Somali, Eritre ve Cibuti karşısında insan gücü ile hava ve kara askeri teçhizatı bakımından üstünlüğünü artırdığını değerlendiriyor. Ancak Etiyopya, Eritre’nin 1993’te bağımsızlığını kazanmasının ardından denize kıyısı olmayan ve deniz kuvvetlerinden yoksun bir ülke konumunda bulunuyor. Abiy Ahmed’in 2018’de iktidara gelmesinden bu yana Etiyopya, Mısır ve Eritre’nin açık ve tekrarlanan itirazlarına rağmen denize açılan bir limana ulaşma talebini sık sık gündeme getiriyor.

dju
Etiyopya Başbakanı Abiy Ahmed, Moskova’da dördüncü nesil Su-35 savaş uçaklarını teslim alırken (Etiyopya Başbakanı Abiy Ahmed’in X hesabı)

Global Firepower internet sitesinin yayımladığı son sıralamada Etiyopya, 145 ülke arasında askeri kapasite bakımından dünya genelinde 47’nci sırada yer alırken Eritre 119’uncu sırada bulunuyor. İki ülke, 1998-2000 yılları arasında yıkıcı bir savaş yaşamıştı. Etiyopya, ekim ayının başından bu yana komşusu Eritre’yi ülkenin kuzeyindeki isyancılara destek vermekle suçluyor. Eritre ise bu suçlamayı reddederek söz konusu iddiayı ‘savaş ilanı’ olarak nitelendiriyor.

Gelecek senaryoları

Etiyopya’nın yeni silahlanma hamleleri ışığında Afrika Boynuzu’nda yakın gelecekte yaşanabilecek gelişmelere ilişkin senaryoları değerlendiren Meczup, üç olasılığa dikkat çekti. İlk senaryonun, Rönesans Barajı gibi stratejik tesislerin ve sınırların güvence altına alınması yoluyla caydırıcılığın sağlanması olduğunu belirten Meczup, ikinci senaryonun Addis Ababa yönetiminin yeni silah envanterini denizden veya karadan yürütülecek çatışmalarda kullanarak bir deniz limanının kontrolünü ele geçirmeye çalışması olduğunu ifade etti. Üçüncü senaryonun ise bölge ülkelerinin de modern askeri teknolojilere ve karşı koyabilecekleri yeni nesil savaş uçaklarına yönelmesiyle bölgesel güç dengesinin oluşması ve karşılıklı caydırıcılığın sağlanması olduğunu kaydetti.

Meczup, Afrika Boynuzu’nun yakın gelecekte geniş çaplı istikrarsızlık dalgalarına ve bölgesel bir savaşa yol açabilecek gerilimlere sahne olabileceği uyarısında bulundu. Özellikle Etiyopya ile Eritre arasında bir savaş çıkma ihtimaline dikkat çeken Meczup, Etiyopya’nın Mısır ve Sudan’la yaptığı bağlayıcı anlaşmalara uymaması durumunda uzun vadede bir su savaşının da yaşanabileceğini belirtti.

Ragıb ise Addis Ababa yönetiminin Eritre veya ayrılıkçı Somaliland bölgesi üzerinden güç kullanarak Kızıldeniz’e ulaşma hedefinin doğurabileceği sonuçlara dikkat çekti. Etiyopya’ya bir deniz kapısı açılmasının İsrail ve Rusya gibi uluslararası ve bölgesel güçlerin Kızıldeniz’de varlık göstermesinin önünü açacağını belirten Ragıb, bunun Afrika Boynuzu’nda deniz ulaşımının güvenliğini ve bölgesel istikrarı tehdit edeceğini vurguladı.

Ragıb ayrıca, Rusya’nın silah anlaşmalarındaki yaklaşımının, Mısır gibi ortak ülkelerle arasındaki siyasi dengeleri dikkate almaksızın, arz ve talebe dayalı doğrudan ticari bir mantık üzerine kurulu olduğunu düşünüyor.

Uluslararası ilişkiler ve Rusya uzmanı Dmitry Bridzhe, söz konusu anlaşmanın Rusya ile Mısır arasındaki ilişkileri etkilemesini beklemiyor. Bridzhe, Rusya yönetiminin Arap dünyası ve Afrika’daki karmaşık ve iç içe geçmiş çıkarlarını koruyacak dengeli ortaklıklar kurmaya özen gösterdiğini belirtti.

Bridzhe, Moskova ile Addis Ababa arasındaki askeri iş birliğinin, bölgede yaşanan dönüşümler ve Rusya’nın mevcut karmaşık koşullara rağmen Afrika’daki rolünü güçlendirme ve kıtada stratejik bir dayanak noktası oluşturma isteği çerçevesinde doğal bir süreç olduğunu ifade etti.

Bridzhe, Rusya’nın silah anlaşmasının güç dengelerini değiştirmek ve yeniden şekillendirmek amacı taşımadığını, Batı’nın güçlü rekabeti karşısında Rusya’nın bölgedeki rolünü güçlendirmeye yönelik mutabakat ve anlaşmalar kapsamında değerlendirilebileceğini belirtti. Bridzhe’e göre bu adım, aynı zamanda Rus silahlarının etkinliğini sınamak ve sahadaki performanslarını geliştirmek için bir fırsat niteliği taşıyor.


Tahran, Doha'nın arabuluculuğunu ve Trump'ın kararını bekliyor

CENTCOM'un, bölgedeki bir tatbikat sırasında HIMARS tipi çok namlulu roketatar sisteminin askerî uçakla taşınmasına ilişkin yayımladığı fotoğraf (CENTCOM)
CENTCOM'un, bölgedeki bir tatbikat sırasında HIMARS tipi çok namlulu roketatar sisteminin askerî uçakla taşınmasına ilişkin yayımladığı fotoğraf (CENTCOM)
TT

Tahran, Doha'nın arabuluculuğunu ve Trump'ın kararını bekliyor

CENTCOM'un, bölgedeki bir tatbikat sırasında HIMARS tipi çok namlulu roketatar sisteminin askerî uçakla taşınmasına ilişkin yayımladığı fotoğraf (CENTCOM)
CENTCOM'un, bölgedeki bir tatbikat sırasında HIMARS tipi çok namlulu roketatar sisteminin askerî uçakla taşınmasına ilişkin yayımladığı fotoğraf (CENTCOM)

Tahran, Katar'ın yürüttüğü arabuluculuk girişiminin sonuçlarını ve ABD Başkanı Donald Trump'ın saldırıların yeniden başlatılmasına ilişkin kararını beklerken, İranlı askerî yetkililer olası yeni bir çatışmanın Batı Asya dışına taşınabileceği tehdidinde bulundu.

İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, dün Parlamento Ulusal Güvenlik Komisyonu toplantısı sırasında yaptığı açıklamada, Hürmüz Boğazı'nın yeniden açılmasına yönelik “iki günlük plan” hakkındaki müzakerelerin sürdüğünü ve ilerleme kaydedildiğini, ancak henüz nihai bir sonuca ulaşılmadığını söyledi. Arakçi, sürecin “karşı tarafın vereceği yanıtlara bağlı olduğunu” belirtti.

İranlı heyetin Doha ziyaretinde Washington ile herhangi bir müzakere gerçekleştirmediğini kaydeden Arakçi'nin, Ulusal Güvenlik Komisyonu Sözcüsü Hasan Kaşkavi tarafından aktarılan açıklamasına göre Tahran, “yedi şartının yerine getirilmesinde ısrar ediyor,”

Bu açıklamalar, Trump'ın görüşmelerin iyi gittiğini, ancak İranlıların pek güvenilir olmadığını söylemesinden ve Balta Dağı'nı vurma tehdidinde bulunmasından saatler sonra yapıldı.

İran'ın yeni lideri Mücteba Hamaney, cumartesi günü silahlı kuvvetlere olası saldırılara karşılık vermek üzere hazırlıklı olmaları talimatını verdi.

İran Ordu Sözcüsü Muhammed Ekremi-Niya, silahlı kuvvetlerin ABD'ye “Batı Asya dışında da” karşılık vermeye hazır olduğunu belirterek, çok daha uzun sürebilecek bir savaş konusunda uyarıda bulundu.

İran Devrim Muhafızları Ordusu Sözcüsü Hüseyin Muhibbi ise ABD ile yaşanacak bir savaşta “coğrafi açıdan hiçbir sınırın bulunmadığını” söyledi.


Trump, Carney ile görüşmesinin ardından Kanada ile boru hattını da kapsayan bir anlaşma önerisi sundu

ABD Başkanı Donald Trump, Iowa eyaletinin Dubuque kentindeki ziyareti sırasında (AFP)
ABD Başkanı Donald Trump, Iowa eyaletinin Dubuque kentindeki ziyareti sırasında (AFP)
TT

Trump, Carney ile görüşmesinin ardından Kanada ile boru hattını da kapsayan bir anlaşma önerisi sundu

ABD Başkanı Donald Trump, Iowa eyaletinin Dubuque kentindeki ziyareti sırasında (AFP)
ABD Başkanı Donald Trump, Iowa eyaletinin Dubuque kentindeki ziyareti sırasında (AFP)

ABD Başkanı Donald Trump dün yaptığı açıklamada, yönetiminin Kanada ile yeni bir ticaret anlaşmasına yönelik taslağa sahip olduğunu söyledi. Kanada Başbakanı Mark Carney ise iki liderin, ticari anlaşmazlık yaşayan ülkeleri arasındaki ticaretin geleceğine ilişkin verimli bir görüşme gerçekleştirdiğini belirtti.

Trump, Iowa eyaletinin Dubuque kentinde gazetecilere yaptığı açıklamada, «Dün kendisiyle yeniden görüştüm. Çiftçilerimiz ve ülkemiz için harika olacak bir anlaşmaya ilişkin bir taslağımız var. Bu konuda her şey yolunda gidecek» dedi.

Carney ise dün daha önce sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, görüşmenin «karşılıklı fayda sağlayacak bir ticaret anlaşmasının çerçevesine ilişkin son dönemde gerçekleştirilen yapıcı görüşmeleri ileriye taşıdığını» belirtti. Carney, söz konusu anlaşmanın istihdam olanaklarını artırmayı, yaşam maliyetlerini düşürmeyi ve Kanada'nın dillerine, kültürüne ve egemenliğine tam saygı göstermeyi amaçladığını ifade etti.

Carney, X hesabından yaptığı paylaşımda, «Ekiplerimiz, önümüzdeki haftalarda bu sonucu elde etmek için çalışmalarını sürdürecek» dedi.

Trump, anlaşmanın kapsamına, eski ABD Başkanı Joe Biden tarafından 2021 yılında iptal edilen Keystone XL petrol boru hattı projesinin de dahil olacağını söyledi.

Trump dün yaptığı açıklamada, «Keystone boru hattını inşa edecekler. Maliyetini de kendileri karşılayacak. Biz de onlara güzergâhı sağlayacağız. Güzergâh büyük ölçüde belirlenmiş durumda» ifadelerini kullandı.

Carney'nin ofisi, Trump'ın açıklamalarına ilişkin yorum talebine henüz cevap vermedi.

Son aylarda Kanada ve ABD, birbirlerine milyarlarca dolarlık gümrük vergileri uyguladı. Kanada'ya yönelik tarifeler, salı günü yapılacak ABD ara seçimleri öncesinde, ülkenin kuzey sınırındaki bazı eyaletlerde de siyasi tartışma konusu haline geldi.

Trump, geçen hafta Kanada ile bir ticaret anlaşmasının yakında sağlanacağını söylemişti. Ancak Kanada tarafı, çelik ve otomobil sektörlerindeki tarifelerin hafifletilmesine yönelik çabalara rağmen, ticaret görüşmelerinde sınırlı ilerleme kaydedildiğini daha önce açıklamıştı.