Batı Afrika’daki askeri darbeler neden halk tarafından kabul görüyor?

Belki de darbe yapılan bu ülkeleri bir araya getiren diğer bir ortak özellik de istikrarsızlıktan, yolsuzluktan ve yoksulluktan şikayet ediyor olmalarıdır

Gözlemciler, Batı Afrika'daki göreceli sakinlik döneminin ardından askeri darbelerin yeniden başlamasının nedenleri konusunda farklı değerlendirmeler yaptılar (The Independent Arabia)
Gözlemciler, Batı Afrika'daki göreceli sakinlik döneminin ardından askeri darbelerin yeniden başlamasının nedenleri konusunda farklı değerlendirmeler yaptılar (The Independent Arabia)
TT

Batı Afrika’daki askeri darbeler neden halk tarafından kabul görüyor?

Gözlemciler, Batı Afrika'daki göreceli sakinlik döneminin ardından askeri darbelerin yeniden başlamasının nedenleri konusunda farklı değerlendirmeler yaptılar (The Independent Arabia)
Gözlemciler, Batı Afrika'daki göreceli sakinlik döneminin ardından askeri darbelerin yeniden başlamasının nedenleri konusunda farklı değerlendirmeler yaptılar (The Independent Arabia)

Hatice et-Tayyib*
Afrika’da özellikle Mali, Gine, Burkina Faso ve hatta Nijer, Çad ve Gine Bissau'da orduların vatanı savunmak, El Kaide ve DEAŞ ile bağlantılı terörist gruplarla savaşmak olan misyonları sivil yöneticilerin ülkelerini siyasi ve ekonomik olarak güvenli hale getirmedeki başarısızlıklarından yararlanarak bazen iktidarı ele geçirebildikleri bazen başarısız oldukları darbelere liderlik etme şeklinde değişti.
Batı Afrika’da (Sahel), son bir buçuk yıl içerisinde biri Ağustos 2020'de diğeri Mayıs 2021’de gerçekleşen iki ayrı askeri darbeye tanık olan Mali başta olmak üzere dört devlet başkanının devrildiği ve beşinin orduyu iktidara getirmeyi başardığı yedi darbe girişimi yaşandı. Ayrıca Eylül 2021'de Gine’de ve Ocak 2022'de Burkina Faso’daki askeri darbelerin yanı sıra Çad'da cephe hattında ayrılıkçı grupların saldırısı sonucu hayatını kaybeden Cumhurbaşkanı İdris Debi Itno’nun oğlu ve Cumhurbaşkanlığı Muhafız Alayı Komutanı General Mahamat İdris Debi’nin anayasaya aykırı bir şekilde babasının halefi olarak ülkenin geçici cumhurbaşkanı olduğu bir darbe gerçekleşti.
Batı Afrika’da geçtiğimiz Mart ayında, seçilmiş Cumhurbaşkanı Muhammed Bazum’un göreve başlamasına bir gün kala Nijer’de ve bu ay Gine-Bissau'da olmak üzere iki başarısız darbe girişimine tanık olundu. Gine-Bissau'da ordu, müzakereler sonucunda Cumhurbaşkanı Umaro Sissoco Embalo serbest bırakıp kışlaya dönemeye ikna oluncaya kadar hükümet karargahını kuşattı.
Bahsi geçen bu ülkelerin tümü Batı Afrika Devletleri Ekonomik Topluluğu’na (ECOWAS) üyeler ve Fransa’nın eski sömürge kolonileri olduklarından resmi dilleri Fransızcadır. Sahel'de faaliyet gösteren Fransız askerlerinin, silahlı gruplara karşı yürüttüğü operasyonlarda başarısız olmaları bu ülkeleri siyasi ve ekonomik olarak etkilemiştir.
Darbeleri memnuniyetle karşılamaları halkın siyasilere olan öfkesinin bir yansıması
Gözlemciler, bir süre göreceli sakinlik yaşayan Batı Afrika'da askeri darbelerin yeniden başlamasının nedenleri konusunda farklı değerlendirmelere sahipler. Bazıları, bunun, söz konusu ülkelerdeki yolsuzluk olaylarının yaygın bir şekilde yaşanması, seçilmiş yöneticilerin demokratik yönetimi güçlendirememeleri ve yeniden seçilebilmek için seçim yasalarını ve anayasayı ihlal etmeleri gibi bölgedeki darbelerin de ana nedenleri olan bu meselelerden kaynaklandığını düşünüyorlar. Bazıları ise uluslararası toplumun darbeleri kınayan açıklamalarına rağmen, halkların askeri darbeleri memnuniyetle karşıladığına ve darbelere karşı herhangi bir iç muhalefetin olmadığına inanıyorlar. Bu da darbelerin bazılarının başarısının önemli bir nedeni ve komşu ülkelerin ordularını darbe girişiminde bulunmaya cesaretlendiren bir faktör olarak görülüyor.
Halk kitlelerinin, 2013 yılında ‘adil ve demokratik’ olarak nitelendirilen seçimlerle göreve gelen dönemin Devlet Başkanı İbrahim Boubacar Keita’nın yönetimine karşı ordu tarafından yönetilen 18 Ağustos 2020 darbesini desteklemek için sokağa çıktıkları Mali’de olanlar, belki de insanların artık modern bir yönetim ya da demokrasi hayali kurmadığının bir göstergesidir.
Askeri ve sivil toplum temsilcileri, emekli Kurmay Albay Bah N'Daw'ı ülkeyi iki yıl boyunca yönetecek geçici sivil devlet başkanı olarak seçmeye karar verdiler. Ancak ordu, N'Daw'ın askerleri hükümet kadrosu dışında tutması nedeniyle bu kez ona cephe aldı ve darbeyi yapan Albay Assimi Goita, beş yıllığına Mali’nin geçici devlet başkanı oldu.
Siyaset araştırmacısı Muhammed Mahmud Vild Sedati, yaptığı değerlendirmede şunları söyledi:
“Batı Afrika'da demokrasinin iflası, halkları darbelere tahammül etmeye ve darbelerin yeniden başlamasına izin vermeye itti. Önceki rejimler, halkların yoksulluk ve işsizlik sorunlarına çözüm bulunması taleplerini karşılayamadıklarından hesap verebilirlik, şeffaflık, katılım ve entegrasyon ortadan kalkmış, yerini yolsuzluk, adam kayırma, güvensizlik ve kurumların iflası almıştır. Bir yanda her zamankinden daha aktif ve ölümcül hale gelen silahlı grupların insafına terk edilen, diğer yanda son yıllardaki ekonomik ve siyasi zorlu koşullarla birlikte ordunun ve Afrika'da fırsat kollayan ülkelerin hırslarıyla karşı karşıya kalan Batı Afrika tarihi bir dönüm noktasından geçiyor. Siyasi değişimi, bölgesel ve kıtasal kurumlarda darbelere karşı ortak tutumları ve anayasaya aykırı hükümet değişikliklerine karşı sağlam bir duruşu destekleyerek ve adil seçimlerin düzenlenmesini teşvik ederek bölge ülkelerindeki darbe dalgasını durdurmak büyük önem taşıyor.”

İktidar için mücadele
Batı Afrika’daki son darbeler, radikalizmle mücadele edilmesi ve milislerin uzaklaştırılmasına yönelik tüm uluslararası ve bölgesel çabalara rağmen yaşanan güvenlik kaosları ve yetkililerin artan aşırılık yanlısı şiddet olaylarını kontrol altına alamamalarıyla ilişkiliydi.
Tekrarlanan bu krizler, Sahel bölgesindeki güvenlik durumunu iyileştirme çabalarını baltaladı ve durum dramatik bir şekilde kötüleşti. Teröristler ve isyancılar güçlendi. Bu da askeri darbelere verimli bir zemin hazırladı. Ordu, halkların iktidardaki rejimlere karşı öfkesini kullanarak darbeler yaptı ve bu darbeleri meşrulaştırdı. Halka kısa süre içerisinde ülke güvenliği sağlama ve büyük siyasi reformlar yapma vaatlerinde bulundu.


Sahel’de son aylarda yeni darbe girişimine tanık olundu (The Independent Arabia)

Uluslararası toplum, Mali, Gine ve Burkina Faso’ya bu darbeler nedeniyle ciddi yaptırımlar uyguladı. Aynı şekilde bu ülkelere ekonomik abluka uygulayan ve ordunun iktidarı sivil bir rejime devretmesini şart koşan ECOWAS ve Afrika Birliği (AfB) de yardımları askıya almaya, finansmanları durdurmaya ve darbelere karışanları cezalandırmaya karar verdi.
Batı Afrika'da peş peşe gerçekleşen darbelerin, bu ülkelerin halklarının ‘ülke gerçeklerinden uzaklaşmakla suçladığı’ siyasi yönetimlerinin yaşadığı derin bir krizi yansıttığına şüphe yok. Son dönemde darbelerdeki bu artışa karşı herhangi bir itirazın olmaması, bölgesel ve uluslararası darbelere karşıtlık ve demokrasiye destek konusundaki iradenin gerilediğini de yansıtıyor. Kısa bir süre içinde çok sayıda darbenin yapılması ise iktidarı ele geçirme hayali kuran her ordunun iştahını kabartıyor.
*Batı Afrika konularında uzman Moritanyalı gazeteci
Bu makale Şarku'l Avsat tarafından Indepdent Arabia'dan çevrilmiştir.



Amerikan ordusu için üretilen mermiler, Meksika’daki kartellerin eline geçiyor

Meksika hükümeti, Amerikan malı silahların ülkeye kaçak yollardan girişini engellemek isityor (Reuters)
Meksika hükümeti, Amerikan malı silahların ülkeye kaçak yollardan girişini engellemek isityor (Reuters)
TT

Amerikan ordusu için üretilen mermiler, Meksika’daki kartellerin eline geçiyor

Meksika hükümeti, Amerikan malı silahların ülkeye kaçak yollardan girişini engellemek isityor (Reuters)
Meksika hükümeti, Amerikan malı silahların ülkeye kaçak yollardan girişini engellemek isityor (Reuters)

Meksika'da kartellerin kullandığı mermilerin neredeyse yarısının, ABD ordusuna mühimmat üreten fabrikada yapıldığı tespit edildi.

Meksika Savunma Bakanı General Ricardo Trevilla Trejo, salı günkü açıklamasında, 2012'den bu yana yaklaşık 137 bin adet .50 kalibrelik merminin ele geçirildiğini söyledi. 

Uyuşturucu çeteleri tarafından kullanılan bu mermilerin yüzde 47'sinin, ABD'nin Missouri eyaletinde yer alan Lake City Ordu Mühimmat Fabrikası'nda üretildiğini bildirdi.

New York Times'ın haberine göre sözkonusu tesis, Amerikan ordusunda kullanılan tüfekler için mermi üreten en büyük fabrika.

Ayrıca General Trejo, Devlet Başkanı Claudia Sheinbaum'un göreve başladığı Ekim 2024'ten bu yana polislerin ülkede ele geçirdiği 18 bin ateşli silahtan yaklaşık yüzde 80'inin de ABD menşeli olduğunu söyledi. 

Baskınlarda el konan silahlar arasında .50 kalibrelik Barrett tüfekleri, el bombası fırlatıcıları, roketatarlar ve çeşitli kalibredeki makineli tüfekler var.

Meksika'da silah ruhsatları sıkı denetimlere tabi. Silahlar yasal olarak yalnızca Meksika ordusunun işlettiği iki mağazadan satın alınabiliyor. Belirli kalibre ve özelliklere sahip tabancalar ise sadece ordu ve kolluk kuvvetleri tarafından kullanılabiliyor.

Bu önlemlere rağmen Meksika hükümetinin verilerine göre her yıl 200 bin ila 500 bin adet ateşli silah, ABD'den ülkeye kaçak olarak sokuluyor. 

ABD Yüksek Mahkemesi, Meksika hükümetinin Amerikan silah üreticilerine karşı açtığı davayı geçen yıl oybirliğiyle reddetmişti. Kararda, üreticilerin bağımsız perakendecilerin yasadışı satışlarını durdurmamalarının yardım ve yataklık koşullarını karşılamadığı bildirilmişti. 

Diğer yandan mahkemenin açıklamasında, Meksika devletinin şikayetinde savunduğu gibi "silah satışlarının gerçekleştiğine ve üreticilerin bunun farkında olduğuna dair hiçbir şüphe yok" denmişti. 

Meksika hükümeti, Arizona'daki mahkemeye ABD'li 5 silah şirketi hakkında 2022'de bir dava daha açmıştı. Hukuki süreç devam ediyor. 

Cenevre merkezli sivil toplum kuruluşu Uluslararası Organize Suçla Mücadele Küresel Girişimi (GI-TOC) Direktörü Cecilia Farfan Mendez, şunları söylüyor:  

İronik olan, Meksika ve ABD hükümetlerinin aynı şeyi istemesi: Kartellerin yol açtığı ölümleri azaltmak. Ancak suç örgütleri bu kalibredeki tabancalara kolayca erişebildiği sürece ABD, sanki bu şiddetin ortaya çıkmasını destekliyormuş gibi görünüyor.

 Independent Türkçe, New York Times, BBC


İsrail’de Hamas istihbaratı skandalı: Netanyahu hiçbir şey yapmadı

Netanyahu, iki devletli çözüme giden süreci tıkayarak ateşkes görüşmelerini de çıkmaza sokmuştu (Reuters)
Netanyahu, iki devletli çözüme giden süreci tıkayarak ateşkes görüşmelerini de çıkmaza sokmuştu (Reuters)
TT

İsrail’de Hamas istihbaratı skandalı: Netanyahu hiçbir şey yapmadı

Netanyahu, iki devletli çözüme giden süreci tıkayarak ateşkes görüşmelerini de çıkmaza sokmuştu (Reuters)
Netanyahu, iki devletli çözüme giden süreci tıkayarak ateşkes görüşmelerini de çıkmaza sokmuştu (Reuters)

İsrail istihbaratı, Hamas'ın büyük bir saldırı düzenleyeceğine dair bilgileri Başbakan Binyamin Netanyahu'ya 2018'de doğrudan iletmiş.

İsrailli medya kuruluşları Ynet ve Yedioth Ahronoth'un aktardığına göre Hamas, 2018-2022'de İsrail'in güneyindeki askeri üsler ve sivil yerleşimlere karşı koordineli bir saldırı planlamış. 

İstihbarat yetkililerinin "Eriha Duvarı" adını verdiği kapsamlı harekat planının, Hamas'ın 7 Ekim 2023'te düzenlediği Aksa Tufanı saldırısını özetler nitelikte olduğu aktarılıyor. 

New York Times, "Eriha Duvarı" kod adlı 40 sayfalık belgenin, İsrailli yetkililerle paylaşıldığını 2023'teki haberinde bildirmişti. Askeri ve istihbarat yetkililerinin, 2022'de haberdar olduğu planı "hayal ürünü" diye niteleyip gerçekleşmesini çok zor bularak dikkate almadığı öne sürülmüştü. 

Ancak İsrail medyasındaki yeni haberlerde, Başbakan Netanyahu'nun 2018'de planla ilgili birden fazla kez doğrudan bilgilendirildiği ortaya kondu. 

Adlarının paylaşılmaması koşuluyla konuşan yetkililer, "Hamas'ın askeri kanadı, topraklarımızın derinliklerine yönelik geniş çaplı bir saldırı için güç mü topluyor?" alt başlıklı istihbarat raporunun, doğrudan Netanyahu'nun masasına bırakıldığını söylüyor. 

Diğer yandan İsrail Başbakanlık Ofisi, ordunun 7 Ekim'deki başarısızlığına ilişkin devam eden soruşturmada, Hamas'ın saldırı planladığına dair önceden bilgi sahibi olunmadığını iddia etmişti. Ofisin, İsrail Kamu Denetçisi Matanyahu Englman'a gönderdiği açıklamada, "Eriha Duvarı" belgesinin Netanyahu'ya hiç sunulmadığı öne sürülmüştü. 

İsrail İstihbarat Kolordusu'na bağlı Birim 8200'den bazı analistlerin de Hamas'ın saldırı hazırlıklarına dair bilgileri 2018'de orduyla paylaştığı 2023'te ortaya çıkmıştı.  

Kaynaklar, bu planların iç güvenlik teşkilatı Şin Bet tarafından incelendikten sonra doğrudan Netanyahu'ya iletildiğini de savunuyor. 

2022 ve 2023'te "Eriha Duvarı" dosyasının yeni istihbarat bilgileriyle güncellendiği fakat bunların doğrudan Netanyahu'ya ulaşmadığı belirtiliyor. İsrail ordusu ve istihbarat kurumları, Gazze Savaşı'nın fitilini ateşleyen 7 Ekim saldırılarına tüm uyarılara rağmen hazırlıksız yakalandığı gerekçesiyle eleştirilmişti.

Başbakan Netanyahu'ya sunulan istihbaratlarla ilgili bilgi sahibi kaynaklardan biri şunları söylüyor: 

Ordu komutanları parçaları birleştirmekte başarısız olsa bile başbakanın görevi, Hamas'ın hedefleri hakkında yanıt talep etmektir. Netanyahu ise hiçbir şey yapmadı.

Independent Türkçe, Haaretz, Times of Israel, Ynet 


Trump, Netanyahu’ya İran’la müzakereleri sürdürme mesajı verdi

 İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun ofisi tarafından yayımlanan, bugün Beyaz Saray’da ABD Başkanı Donald Trump ile gerçekleştirdiği görüşmeye ait fotoğraf.
İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun ofisi tarafından yayımlanan, bugün Beyaz Saray’da ABD Başkanı Donald Trump ile gerçekleştirdiği görüşmeye ait fotoğraf.
TT

Trump, Netanyahu’ya İran’la müzakereleri sürdürme mesajı verdi

 İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun ofisi tarafından yayımlanan, bugün Beyaz Saray’da ABD Başkanı Donald Trump ile gerçekleştirdiği görüşmeye ait fotoğraf.
İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun ofisi tarafından yayımlanan, bugün Beyaz Saray’da ABD Başkanı Donald Trump ile gerçekleştirdiği görüşmeye ait fotoğraf.

ABD Başkanı Donald Trump, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu ile gerçekleştirdiği görüşmede nihai bir anlaşmaya varılmadığını, ancak İran’la müzakerelerin sürdürülmesi konusunda ısrarcı olduğunu belirtti.

Trump, Beyaz Saray’da üç saati aşk süren görüşmeyi “son derece verimli” olarak nitelendirerek, ABD ile İsrail arasındaki mükemmel ilişkilerin devam ettiğini vurguladı.

Toplantıda, İran’la yeni bir nükleer anlaşmaya varma ihtimali ele alındı. Trump, müzakerelerin başarıya ulaşmasının tercih ettiği seçenek olduğunu ve bu tutumunu Netanyahu’ya ilettiğini söyledi. Anlaşma sağlanamaması halinde ise “işlerin nereye varacağını göreceğiz” dedi. Trump, İran’ın geçmişte bir anlaşmayı reddettiğini ve bunun “gece yarısı çekici” olarak nitelendirdiği bir darbeyle sonuçlandığını hatırlatarak, Tahran’ın bu kez “daha rasyonel ve sorumlu” davranmasını umduğunu ifade etti.

cd
İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun resmi internet sitesinde yayımlanan, bugün Beyaz Saray’da ABD Başkanı Donald Trump ile gerçekleştirdiği görüşmeden bir fotoğraf.

Trump ayrıca Gazze ve genel olarak bölgede “büyük ilerleme” kaydedildiğini savunarak, “Ortadoğu’da barışın fiilen hüküm sürdüğünü” dile getirdi.

Görüşmeye ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio, Savunma Bakanı Pete Hegseth ile özel temsilciler Steve Witkoff ve Jared Kushner katıldı.

Netanyahu’nun Washington ziyareti, İsrail basını tarafından İran’a karşı stratejik koordinasyon açısından kritik olarak değerlendirildi. Görüşmelerde İran’ın nükleer programının geleceği ve diplomatik sürecin başarısızlığa uğraması halinde İsrail’in askeri hareket serbestisine ilişkin güvenceler öne çıktı.

Netanyahu’nun, müzakerelerin yalnızca nükleer programla sınırlı kalmaması; İran’ın balistik füze programı ve bölgedeki vekil güçlere verdiği desteğin de kapsama alınması için Trump yönetimine baskı yaptığı aktarıldı. ABD’nin diplomatik sürece şans tanıma konusundaki ısrarına karşın Netanyahu’nun, olası bir anlaşma durumunda dahi İsrail’in İran’a karşı “hareket özgürlüğünü” koruması gerektiğini savunduğu belirtildi.

ghyju
Tahran’da devrimin 47. yıl dönümü kutlamaları kapsamında sergilenen bir füzenin yanında konuşan iki din adamı (New York Times)

Görüşmede Gazze dosyası da ele alındı. Taraflar, İsrail’in resmen katıldığı “Barış Konseyi” çerçevesinde Gazze’nin yeniden imarına yönelik planın ikinci aşamasındaki ilerlemeyi değerlendirdi.

Beyaz Saray yetkilileri, görüşmenin Trump ile Netanyahu arasında yakın bir uyum sergilediğini ve İran’ın nükleer silah edinmesinin engellenmesi konusunda ortak vizyon bulunduğunu belirtti. Ancak analistler, iki liderin önceliklerinde farklılıklar olabileceğine dikkat çekti. Trump’ın siyasi kazanım olarak sunabileceği hızlı bir diplomatik anlaşmaya eğilimli olduğu; Netanyahu’nun ise İran’a kısmi tavizler içeren bir mutabakata karşı daha katı şartlar talep ettiği ve askeri seçeneğin masada kalmasında ısrar ettiği ifade edildi.

Netanyahu, görüşmenin ardından Beyaz Saray’dan ayrıldı. Sabah saatlerinde Dışişleri Bakanı Rubio ve ABD’nin İsrail Büyükelçisi Mike Huckabee ile Blair House’ta bir araya gelen Netanyahu, ayrıca Trump’ın özel temsilcisi Steve Witkoff ve Jared Kushner ile de temaslarda bulundu. İsrail’in Washington Büyükelçisi Michael Leiter, görüşmelerde “önemli jeostratejik gelişmelerin” ele alındığını açıkladı.

ABD Dışişleri Bakanlığı, söz konusu temasların siyasi ve güvenlik koordinasyonu çerçevesinde gerçekleştirildiğini bildirdi.

Trump, salı günü yaptığı açıklamada anlaşma sağlanmaması halinde İran’a karşı sert adımlar atılabileceğini söylemişti. Axios’a konuşan Trump, Tahran’ın “bir anlaşma yapmak için güçlü istek duyduğunu” savunarak, İran’ın nükleer silah ya da füze sahibi olmasına izin verilmeyeceğini ifade etti. İsrail’in müzakere sürecini sekteye uğratacak adımlar atmasını istemediğini de sözlerine ekledi.

ABD Başkan Yardımcısı JD Vance de anlaşma sağlanamaması halinde “başka bir seçeneğin” masada olduğunu belirterek, Trump’ın tüm seçenekleri açık tuttuğunu söyledi. Vance, Washington’un önceliğinin İran’ın nükleer silah edinmesini engellemek olduğunu, rejim değişikliğinin ise İran halkının vereceği bir karar olduğunu kaydetti.

New York Times, ABD’nin İran’la yürüttüğü dolaylı müzakerelerde ilerleme sağlanmasının zor olduğuna işaret ederken; İsrail’in taleplerinin Washington’da yankı bulduğunu, ancak Tahran’ın balistik füze programı ve bölgesel vekil unsurlar konusunu müzakere kapsamına almaya yanaşmadığını yazdı.

Şarku’l Avsat’ın Wall Street Journal’den aktardığı analize göre ABD yönetiminin İran’a baskıyı artırmak amacıyla İran petrolü taşıyan tankerlerin müsaderesini değerlendiriyor. Ancak böyle bir adımın Hürmüz Boğazı’nda seyrüsefer güvenliğini tehdit edebileceği ve küresel enerji piyasalarında dalgalanmaya yol açabileceği uyarıları yapılıyor.

Gazete, ABD Hazine Bakanlığı’nın bu yıl 20’den fazla İran petrol tankerine yaptırım uyguladığını ve Beyaz Saray’ın olası müsadereler için hukuki zemin hazırlığı yaptığını aktardı. ABD’li bir yetkili, Trump’ın diplomatik yolu tercih ettiğini ancak görüşmelerin çökmesi halinde alternatif seçeneklerin hazır tutulduğunu söyledi.

ABD Ulaştırma Bakanlığı ise Hürmüz Boğazı ve Umman Körfezi’nde ticari gemilere yönelik potansiyel tehditlere karşı uyarıda bulundu.