Rusya ve Ukrayna saflarında savaşan Müslüman Çeçenler, ölmeleri halinde İslam hukukuna göre şehit sayılır mı?

Rusya saflarında cepheye gelen ve toplu halde namaz kılan Çeçenlerin görüntüsü çok tartışıldı. İlahiyatçılar farklı bir inanca mensup bir devletin emrinde savaşırken ölen Müslümanların İslam hukukuna göre şehit sayılıp sayılamayacaklarını yorumladı

Ukrayna saflarında savaşan Çeçenler / Fotoğraf: Twitter
Ukrayna saflarında savaşan Çeçenler / Fotoğraf: Twitter
TT

Rusya ve Ukrayna saflarında savaşan Müslüman Çeçenler, ölmeleri halinde İslam hukukuna göre şehit sayılır mı?

Ukrayna saflarında savaşan Çeçenler / Fotoğraf: Twitter
Ukrayna saflarında savaşan Çeçenler / Fotoğraf: Twitter

Rus ordusunun Ukrayna'ya müdahalesinin ardından bölgeden gelen görüntülerden bir tanesi Türk kamuoyunda çokça tartışıldı.
Görüntülerde Rus ordusuna destek için bölgeye giden Çeçen taburunun ormanlık bir alanda toplu halde namaz kılıyor.
Gazeteci Fehim Taştekin'e göre görüntüde yer alanlar, Rusya'ya bağlı Çeçenistan Cumhurbaşkanı Ramazan Kadirov'un emriyle bölgeye gelen Çeçen savaşçılar, Yug (güney) taburuna bağlı ve Hüseyin Mecidov komutasında yer alıyor.
Kimi görüntülerde de geleneksel zikir ayinlerini cephe hattında da sürdürdükleri görülen Çeçen savaşçıların özellikle Kiev'deki sokak çatışmalarında aktif rol oynayacakları öne sürülüyor.

Ukrayna saflarında da Çeçenler var
Independent Türkçe'nin haberine göre, Ruslarla birlikte omuz omuza vererek savaşan Çeçenler olduğu gibi Ukrayna safında da Şeyh Mansur ve Dzhokhar Dudaev isimli Çeçen taburlarına bağlı oldukları belirtilen Çeçen savaşçıların görüntüleri medyaya düştü.
Yani her iki savaşan ülkenin safında da Müslüman Çeçenler yer alıyor.

Rusya'yı ilk savaşta yendiler, ikincisinde yenildiler
Çeçenler dindarlıklarıyla ve geleneklerine bağlılığıyla bilinen bir toplum. Kadirilik, Çeçenler arasında yaygın bir tarikat.
Sovyetler Birliği'nin dağılmasının ardından Cevher Dudayev'in başkanlığındaki Çeçenistan, 1991 yılında bağımsızlığını ilan etmiş ancak bunun Rusya Federasyonu tarafından kabul edilmemesi ve devamında askeri müdahalesi ile Aralık 1994'ten itibaren çetin bir savaş başlamıştı.
Cevher Dudayev'in 21 Nisan 1996'da Rus bir senatörle görüşürken telefon sinyalinin tespit edilerek Rus savaş uçağından atılan füze ile yaşamını yitirmesine karşın devam eden savaşta Çeçenler başarı göstermiş, kaybettikleri başkentleri Grozni dahil şehirleri geri almayı başarmıştı.
Bunun üzerine 31 Ağustos 1996'da taraflar arasında önce ateşkese ardından bir anlaşmaya varılmış, Rus birlikleri Çeçenya'da çekilirken bağımsız denebilecek daha gevşek bağlarla da olsa Rusya Federasyonu'na bağlı kalmaya devam etmişti.
Çeçenya'daki barış ise uzun sürmemiş Çeçen lider Şamil Basayev komutasındaki bir gücün Dağıstan'daki bağımsızlık yanlısı gruplara yardım için bu ülkeye girmesini bahane eden Rusya, bu sefer de 29 Eylül 1999'da başlayan ikinci harekatı başlattı.
Daha büyük bir kuvvetle şiddetli saldıran Rusya, Çeçenler arasındaki görüş farklılıklarını da iyi değerlendirdi.
Bir kesim Rusya yanlısı bir tutum takınırken geri kalan yerleşim yerlerinin düşmesinin ardından kırsala çekilerek direnişi sürdürdü.

Bağımsızlık savaşına katıldı sonra Rus tarafına geçti
Rusya yanlısı tutum takınanların arasında Kadirov'un babası Ahmet Kadirov vardı.
Kadirov, Çeçenya'da (Çeçenistan) kurulan Rus yanlısı yönetimin ilk cumhurbaşkanı olarak 5 Ekim 2003'te göreve başladı. 
Ancak bu görevi çok sürmeden 9 Mayıs 2004'te stadyumdaki bir tören sırasında bağımsızlık yanlısı Çeçenlerin düzenlendiği bombalı saldırıda yaşamını yitirdi.
Onun ölümüyle birlikte oğlu Ramazan Kadirov, ön plana çıktı. Kadirov, ilk savaşta babası Ramazan Kadirov gibi bağımsızlık yanlısı güçlerle birlikte çarpışmıştı.
Fakat daha sonra yeni dönemde Ramazan Kadirov, Ruslarla birlikte bağımsızlık yanlısı Çeçenlere karşı mücadeleye başladı.
Bu nedenle önce 2004'te Putin tarafından "Rusya Federasyonu Kahramanı" ilan edilen Kadirov, 2007'de Rusya'ya bağlı özerk Çeçenistan Cumhuriyeti'nin başkanlığına getirildi.
Çeçenistan'daki bağımsızlık yanlısı grupların azalarak devam eden silahlı faaliyetleri 2009 tamamen sonlandı.

Rus ordusu nerede Kadirov'un gücü orada
Bağımsızlık yanlısı Çeçenler farklı ülkelere dağılarak politik mücadeleye başladı.
Daha radikal çizgide olanlar ise cihatçı hareketlere dahil olarak Suriye, Irak ve Afganistan'daki çatışmalara da dahil oldu.
Çeçenistan'daki hakimiyetini güçlendiren ve görünürde İslami kuralların eskiye oranla daha fazla hakim olduğu bir yönetim kuran Kadirov, dış ilişkilerinde ise Rusya ve Putin'in sıkı bir taraftarı durumunda.
Kadirov'a bağlı güçler Rusya'nın daha önce Gürcistan'a yaptığı müdahalede de Rus ordusuna katılmıştı.
Ayrıca Suriye'de de muhalif saflardaki Çeçenleri tespitte yardımcı olmak için Kadirov'un adamlarından oluşan bir gücün faal olduğu öne sürülmüştü.

İki farklı cephede karşı karşıya geldiler
Çeçenler bir kez daha Rusya ve Ukrayna saflarında karşı karşıya geldi.
Özellikle Rus saflarındaki Çeçenler cephede bile ibadetlerini aksatmamaya çalışırken sosyal medya kimi kişilerce şu soru akıllara düşürüldü.
İslam hukukuna göre bir kişinin şehit sayılması için Allah adına savaşması veya ülkesini savunurken ölmesi gerekiyor.
Bu durumda ana yurtlarından uzakta ve farklı dinden olan Rusya ve Ukrayna'nın saflarında savaşırken ölen Çeçenler ya da diğer Müslümanlar, İslam hukukuna göre şehit sayılır mı?

"Kesinlikle şehit sayılamazlar"
Bu soruyu yönelttiğimiz isimlerden ilahiyatçı Prof. Dr. Şahin Filiz, “Bu durum iki taraf için de geçerli. Kesinlikle sayılamazlar" dedi.
"Müslüman'ım" diyen Çeçenlerin iki farklı Hıristiyan devletin menfaatlerini korumak için çarpıştıkları bu nedenle her iki taraftan da yer alanların "şehit kabul edilemeyeceklerini" belirten Filiz, "Ne Rusya'nın ne Ukrayna'nın savaşı Müslümanları ilgilendiren, onların ideallerini, dini amaçlarını gerçekleştirmeye yönelik ve şehadeti de beraberinde getiren bir ölümdür. Ölenler şehit, kalanlar da gazi olmazlar. O bakımdan her ikisini de 'İslam mantığı ve İslam dininin inanç kaideleri bakımından' kesinlikle doğru bulmuyorum. Müslümanların burada oyuna getirildiğini düşünüyorum" diye konuştu.

"Almanya savaşa girerse Alman vatandaşı Türkler tarafsız olmalı"
Tabii akıllara şu soru da geliyor. Sonuç olarak Çeçenlerin büyük bir kısmı Rusya vatandaşı.
Örneğin Almanya'da yaşayıp ve bu ülkenin vatandaşı olan Türkler var.

Almanya'nın girdiği bir savaşta bu Türklerden de ölen olsa şehit satılırlar mı?
Filiz bu soruya da şu cevabı verdi:
"Onların savaşa girmemesi, tarafsız olması gerekir. Hitler'e II. Dünya Savaşı'nda yardım eden Müslüman taburları vardı. Ben onları da doğru bulmuyorum. Müslümanların tarafsız olması gerekir. Sonuçta onların vatanı değil. Ancak Müslümanlar yaşadıkları yere ihanet etmemek adına tarafsız olup, sessiz kalmaları en doğru davranış olur bana göre."

"Amaç bir ülkeyi işgal etmek ise kesinlikle şehit olmaz"
Dinler Tarihi Uzmanı Dr. Lütfü Özşahin ise aynı soru üzerine İslam'da savaşın Allah adına yapıldığını hatırlatarak, "Allah adına demenin sosyolojide ve politikada iz düşümü adaleti ikame etmek, zulmü ortadan kaldırmak, mazlumları korumak için savaşmak demektir. Ancak ortada emperyal amaçlar var ise amaç bir ülkeyi işgal etmek oranın toprak bütünlüğünü kaldırmak ise kesinlikle hiç kimse şehit olmaz, cehennemin dibini boylar" yorumunda bulundu. 

"Nefsi müdafaa durumunda şehit sayılır"
Bir Müslüman’ın sadece ve sadece Allah adına savaşırsa şehit olacağını söyleyen Özşahin, sözlerine şöyle devam etti:
"Allah adına şehit olmak da dediğimiz gibi bir yerde adaleti ikame etmek, zulmü ortadan kaldırmaktır. İkinci olarak nefsi müdafaa durumunda yani ülkene, toprağına, milletine, ailene, namusuna saldırıya karşı koyarken de yaşamını yitirirsen şehit olursun. Bunun dışında emperyal amaçlar için, toprak, cariye, köle  kazanmak için savaşta ölen şehit olmaz, affedersiniz niyazi olur."

"Almanya'yı vatan kabul eden Türkler vatanı korurken ölürse şehit olur"
Almanya vatandaşı Türklere durumuna ilişkin soruya yanıt veren Özşahin'in bu konuda farklı bir düşüncesi var.
"Almanya'ya haksız yere, durduk yere saldırılmışsa ve orada yaşayan Türkler, Müslümanlar burayı vatan edinmişlerse tabii ki vatanı korumak onların da görevidir" diyen Özşahin, "O durumda şehit olurlar. Burada şehitliği belirleyen Allah'ın rızası, adalet ve nefsi müdafaadır. İşin içine emperyal amaçlar girdiğinde şehitlik olmaz" diye konuştu. 

"Şehitlik kavramı politik amaçlar için de kullanılıyor"
Prof. Dr. Hayri Kırbaşoğlu ise şehitlik kavramının son yıllarda politik amaçlarla birçok durum içinde kullanılmaya başlandığını, görev başında sağlık sorunu nedeniyle vefat edenlere bile şehit dendiğini hatırlattı. 
Kırbaşoğlu'nu göre bu nedenle şehitlik tanımı konusunda bir kafa karışıklığı var. Ancak Ukrayna savaşındaki Çeçenlerin durumuna bakıldığında burada İslam hukukuna göre Allah yolunda savaşma kavramına çok fazla giren bir durum yok. Kırbaşoğlu, "Burada İslam dünyasının yeryüzünde barışı tesis etmek amacından ziyade emperyal ülkeler arasında bilek güreşi var" yorumunu yaptı. 

"Öldükten sonra Müslüman ise cenaze namazı kılınabilir"
Kırbaşoğlu, kanunlar nedeniyle kişilerin farklı inançlardan dahi olsa vatana ihanetten yargılanmamak için savaş halinde devletin emrettiği şekilde davranmak zorunda da kalabileceğini söyleyerek, şunları kaydetti: 
"Kısaca burada tam olarak siyah-beyaz durumlar yok. En ideal olanı yapabiliyorsa bulunduğu ülkenin kanunları müsaade ediyorsa vicdani retçilik yapacak. Yapamıyorsa kanunlara uymak zorunda kalabilir. Dolayısıyla burada şehitlikten ziyade uluslarası kanunlar geçerli oluyor. Ama öldükten sonra Müslüman ise İslam inanışına göre cenaze namazı kılınabilir."



Savaşın gölgesinde 2028 seçimleri: Vance–Rubio rekabetinde Trump kimi destekleyecek?

Donald Trump ile birlikte, Başkan Yardımcısı J. D. Vance ve Dışişleri Bakanı Marco Rubio, 25 Haziran 2025’te Oval Office’te (AP)
Donald Trump ile birlikte, Başkan Yardımcısı J. D. Vance ve Dışişleri Bakanı Marco Rubio, 25 Haziran 2025’te Oval Office’te (AP)
TT

Savaşın gölgesinde 2028 seçimleri: Vance–Rubio rekabetinde Trump kimi destekleyecek?

Donald Trump ile birlikte, Başkan Yardımcısı J. D. Vance ve Dışişleri Bakanı Marco Rubio, 25 Haziran 2025’te Oval Office’te (AP)
Donald Trump ile birlikte, Başkan Yardımcısı J. D. Vance ve Dışişleri Bakanı Marco Rubio, 25 Haziran 2025’te Oval Office’te (AP)

İran savaşı, ABD Başkanı Donald Trump’ın mirasını tehdit ederken, halef adayları arasında öne çıkan iki isim olan Başkan Yardımcısı J.D. Vance ve Dışişleri Bakanı Marco Rubio üzerindeki siyasi bahisler de artıyor.

Her iki isim de geniş çapta Trump sonrası başkanlık yarışında öne çıkan adaylar olarak görülüyor ve savaşın sona erdirilmesine yönelik müzakerelerde ön plana çıkarılmış durumda. Cumhuriyetçi Parti ise şimdiden Trump sonrası dönemi planlamaya başladı. Vance, ABD’nin savaşa katılımına karşı  temkinli bir tutum sergilerken, Rubio Trump ile yakın bir pozisyonda, askeri harekâtın açık bir savunucusu olarak öne çıkıyor.

Trump, her iki ismin de İran’ı nükleer ve füze programlarını tasfiye etmeye ve Hürmüz Boğazı’ndan petrol geçişinin güvenliğini sağlamaya ikna etme çabalarına katıldığını ifade etti. Yaklaşan 2028 başkanlık seçimleri öncesinde Trump, özel görüşmelerde müttefiklerine ve danışmanlarına “J.D. mi, yoksa Marco mu?” sorusunu yöneltti.

2028 için hazırlık

Analistler ve Cumhuriyetçi yetkililere göre, beşinci haftasına giren Amerikan askeri operasyonlarının seyri, her iki adayın 2028 şanslarını belirleyebilir. Savaşın hızlı bir şekilde sona ermesi, “krizlerde sabit bir el” olarak görülen ve aynı zamanda Ulusal Güvenlik Danışmanı görevini yürüten Rubio’nun konumunu güçlendirebilir. Öte yandan çatışmanın uzaması, Vance’a Trump tabanında savaş karşıtı eğilimleri temsil etme alanı sağlayabilir.

vcdvdf
ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio, 9 Ekim 2025’te Washington, D.C.’daki Oval Office’te Başkan Yardımcısı J. D. Vance’e bir şey fısıldıyor (AP)

Trump’ın kendi konumu da test altında. Reuters/Ipsos tarafından geçen hafta yapılan bir ankete göre yakıt fiyatlarının artışı ve İran savaşına geniş çaplı muhalefet nedeniyle Trump’ın onayı son günlerde %36’ya gerileyerek Beyaz Saray’a dönüşünden bu yana en düşük seviyeye ulaştı.

Bazı Cumhuriyetçiler, Trump’ın tercih ettiği üst düzey yardımcıları dikkatle izliyor. Bazıları, Trump’ın Rubio’ya eğilim gösterdiğine dair işaretler gözlemliyor, ancak Trump’ın fikrini hızla değiştirebileceği de kabul ediliyor. Beyaz Saray ise, Trump’ın tercih sinyalleri verdiği iddialarını reddediyor. Sözcü Stephen Chung, “Vance ve Rubio hakkındaki medya spekülasyonları bu yönetimi Amerikan halkı için savaşma görevinden alıkoyamaz” dedi.

Rakiplerden olası mirasçılara

41 yaşındaki Vance, eski bir Deniz Piyadesi mensubu olarak Irak’ta görev yaptı ve uzun süredir ABD’nin dış savaşlara müdahalesine karşı çıktı. İran konusundaki kamuoyuna yönelik açıklamaları sınırlı ve ölçülü oldu. Trump ise aralarındaki “felsefi farklılıklar”a dikkat çekti.

Vance, siyasi kariyerinin başında kendisini “Trump karşıtı” olarak tanımlamıştı. 2023’te Wall Street Journal’da yayımlanan bir makalesinde, Trump’ın ilk dönemindeki en iyi dış politikasının savaş başlatmamak olduğunu savunmuştu. Beyaz Saray ise Başkan ile Başkan Yardımcısı arasındaki olası çatışmayı minimize etmeye çalıştı. Vance, bu ayın başında Trump’ın yanında Oval Ofis’te durarak, İran’ın nükleer silaha sahip olmasını engelleme konusunda Başkan’ın politikasını desteklediğini belirtti.

ferfer
J. D. Vance’in İran’a yönelik askeri harekâtı eleştirme konusunda temkinli davrandığı görülüyor (Reuters)

Vance, Başkan’ın özel temsilcisi Steve Witkoff ve Trump’ın damadı Jared Kushner’in ilerleme kaydetmesi halinde müzakerelerde daha doğrudan bir rol üstlenebilir. Vance’in sözcüsü, “Başkan Trump liderliğinde Amerika’yı daha güvenli ve refah içinde kılmak için etkili bir ekibin parçası olmaktan gurur duyuyoruz” dedi.

Beyaz Saray’daki üst düzey bir yetkili, Trump’ın yardımcılardaki ideolojik farklılıklara, sadık kaldıkları sürece tolerans gösterdiğini belirterek, Vance’in şüpheci tavrının Trump’a tabanının görüşlerini aktarmasına yardımcı olduğunu söyledi.

Vance, Kasım’daki ara seçimler sonrasına kadar 2028 için aday olup olmayacağına karar vermeyi planlıyor. Conservative Political Action Conference (CPAC) katılımcıları arasında yapılan bir ankette, yaklaşık 1 bin 600 kişi arasından yüzde 53 oy alarak Cumhuriyetçi Parti’nin bir sonraki adayı olarak öne çıktı. Rubio ise yüzde 35 ile ikinci sırada yer aldı; geçen yıl sadece yüzde 3 oy almıştı.

54 yaşındaki Rubio, Vance aday olursa kendisinin başkanlığa aday olmayacağını belirtti ve kaynaklara göre Vance’in yanında bir başkan yardımcısı olarak yer almaktan memnuniyet duyacak. Ancak Vance’in herhangi bir zayıflığı, Rubio ve diğer Cumhuriyetçiler için cesaret verici olabilir. Stratejist Ron Bonjean, “Trump uzun hafızalıdır; Vance’in sadakat eksikliğini hatırlayabilir. MAGA tabanında Trump hâlâ popülerse, bu Vance için olumsuz olabilir” dedi.

dsgfr
ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio, Perşembe günü White House’ta düzenlenen toplantıda Başkan Donald Trump ile birlikte (EPA)

Trump, Vance ve Rubio’nun birlikte aday olmasını önerdi; bunun olası rakipler için kazanmayı zorlaştıracağını düşündü. Rubio’nun 2016’daki başkanlık hedefleri Trump ile sert bir karşılaşma sonrası engellenmişti, ancak sonrasında ilişkileri düzeldi. Dışişleri Bakanlığı sözcüsü Tommy Beigot, Rubio’nun Trump ekibiyle hem profesyonel hem de kişisel olarak mükemmel bir ilişkiye sahip olduğunu belirtti.

Rubio ve Beyaz Saray, bazı açıklamalarının muhafazakar Trump destekçilerini öfkelendirmesi sonrası durumu kontrol altına almak zorunda kaldı. Rubio, savaşta ABD’nin İsrail’in yönlendirmesiyle hareket ettiği izlenimi vermişti, ancak Trump sonrasında Rubio’nun askeri harekâta verdiği desteği övdü. Rubio’nun uzun süren bir savaşın siyasi geleceğini etkileyeceği konusunda endişelenip endişelenmediği sorulduğunda, “Buna tek bir saniye bile düşünmedim” yanıtını verdi.

Belirgin Farklılıklar

CPAC yöneticisi Matt Schlapp, İran’a karşı yürütülen kampanyanın ABD iç siyasetinde önemli sonuçlar doğuracağını belirterek, “Bu savaş hedeflerini başarıyla gerçekleştirirse, insanlar siyasi olarak ödüllendirilecektir. Aksi takdirde maliyeti yüksek olacaktır” dedi.

Anketler, İran politikasının ABD iç siyasetinde keskin bir kutuplaşma yarattığını ortaya koyuyor. Reuters/Ipsos verilerine göre Cumhuriyetçi tabanın yüzde 75’i askeri operasyonları desteklerken, Demokrat seçmenlerde destek oranı yalnızca yüzde 6’da kalıyor. Bağımsızlar ise yüzde 24 ile iki blok arasında sınırlı bir destek sergiliyor.

ugt
ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio, 27 Mart’ta Paris yakınlarında düzenlenen toplantı mekânına varırken (Reuters)

Geçen Perşembe televizyonda yayımlanan bir hükümet toplantısında, Rubio ve Vance’ın yaklaşım farkları öne çıktı. Rubio, Trump’ın İran’a yönelik saldırısını güçlü biçimde savunarak, Başkan’ın böylesi bir tehdidi görmezden gelemeyeceğini söyledi. Vance ise daha temkinli bir tutum sergileyerek, İran’ın nükleer silaha sahip olmasını engelleme seçeneklerine odaklandı. Askeri personele seslenirken, “Sizlerin yanındayız ve her adımda desteğimiz devam ediyor” ifadelerini kullandı.


İspanya, İran savaşına karışan ABD uçaklarına hava sahasını kapattı

HC-130J “Combat King II” uçağı, ABD Merkez Komutanlığı operasyon bölgelerinde hava ikmali ve hava harekât desteği görevini gerçekleştirirken (CENTCOM)
HC-130J “Combat King II” uçağı, ABD Merkez Komutanlığı operasyon bölgelerinde hava ikmali ve hava harekât desteği görevini gerçekleştirirken (CENTCOM)
TT

İspanya, İran savaşına karışan ABD uçaklarına hava sahasını kapattı

HC-130J “Combat King II” uçağı, ABD Merkez Komutanlığı operasyon bölgelerinde hava ikmali ve hava harekât desteği görevini gerçekleştirirken (CENTCOM)
HC-130J “Combat King II” uçağı, ABD Merkez Komutanlığı operasyon bölgelerinde hava ikmali ve hava harekât desteği görevini gerçekleştirirken (CENTCOM)

İspanya Savunma Bakanı Margarita Robles, bugün (Pazartesi) yaptığı açıklamada, İspanya’nın ABD’nin İran’a yönelik saldırılarda kullandığı uçaklar için hava sahasını kapattığını duyurdu. Bu adım, daha önce ortak askeri üslerin kullanımına izin vermeme kararını aşan bir uygulama olarak değerlendiriliyor.

Şarku’l Avsat’ın Reuters’tan aktardığı habere göre Robles, Madrid’de gazetecilere yaptığı açıklamada, “Hükümetimiz, herhangi bir İran savaşıyla bağlantılı faaliyetlerde üslerin veya hava sahasının kullanımına izin vermemektedir” dedi.

İspanyol El País gazetesi, haberi ilk olarak askeri kaynaklara dayandırarak duyurdu. Gazeteye göre, hava sahasının kapatılması, askerî uçakların Ortadoğu’daki hedeflerine ulaşırken İspanya’yı aşmak zorunda kalacağı anlamına geliyor, ancak bu karar acil durum uçuşlarını kapsamıyor.

sdvc
İspanya Savunma Bakanı Margarita Robles (Reuters)

İspanya Ekonomi Bakanı Carlos Cuerbo, Cadena SER radyosuna verdiği röportajda, hava sahasının kapatılmasının ABD ile ilişkileri zedeleyip zedelemeyeceğine yönelik bir soruya, “Bu karar, hükümetin daha önce tek taraflı başlatılan ve uluslararası hukuka aykırı olan bir savaşa katılmama ve katkıda bulunmama kararının bir parçasıdır” yanıtını verdi.

İspanya Başbakanı Pedro Sánchez, ABD ve İsrail’in İran’a yönelik saldırılarını en çok eleştiren isimlerden biri olarak, bu saldırıları “düşüncesiz ve yasadışı” olarak nitelendirmişti.

ABD Başkanı Donald Trump, İspanya’nın ABD’ye üslerini savaş için kullandırmayı reddetmesi nedeniyle Madrid ile ticari ilişkileri kesmekle tehdit etmişti.


Roket saldırısının ardından Hayfa rafinerisinde yangın çıktı

İsrail medyasında yayınlanan bir fotoğrafta Hayfa rafinerisindeki yangın görülüyor.
İsrail medyasında yayınlanan bir fotoğrafta Hayfa rafinerisindeki yangın görülüyor.
TT

Roket saldırısının ardından Hayfa rafinerisinde yangın çıktı

İsrail medyasında yayınlanan bir fotoğrafta Hayfa rafinerisindeki yangın görülüyor.
İsrail medyasında yayınlanan bir fotoğrafta Hayfa rafinerisindeki yangın görülüyor.

İsrail Yayın Kurumu bugün yaptığı açıklamada, roket saldırısı sonrası Hayfa’daki Bazan petrol rafinerisinde yangın çıktığını bildirdi.

İsrail medyası, Hayfa şehri ve Hayfa Körfezi’ni hedef alan 10 roket fırlatıldığını aktarırken, bazı raporlar saldırının İran ve Hizbullah tarafından eş zamanlı gerçekleştirildiğini öne sürdü.

Rafinerinin doğrudan roketle mi yoksa bir roketin imha edilmesi sırasında çıkan parçalarla mı hedef alındığı henüz netleşmedi.

İsrail itfaiye yetkilileri, Hayfa’daki rafineride bir sanayi binası ve yakıt tankının, imha edilen bir roketin parçalarından zarar gördüğünü belirtti. Olayda yaralanma haberi gelmedi.

İsrail Enerji Bakanı Eli Cohen, rafineride üretim tesislerine herhangi bir zarar gelmediğini ve yakıt tedarikinin etkilenmeyeceğini açıkladı.

İsrail ordusu, sabah saatlerinde İran’dan İsrail topraklarına doğru fırlatılan roketleri tespit ettiklerini ve savunma sistemlerinin tehditleri engellemek için aktif olduğunu duyurmuştu.