Binlerce Sudanlı askeri yönetimi protesto için Cumhurbaşkanlığı Sarayı önünde toplandı

Bir gösterici hayatını kaybetti. BM, Sudanlı taraflarla yaptığı istişarelerin sonuçlarını yayınladı.

Hartum sokaklarının dün tanık olduğu protestolar (AFP)
Hartum sokaklarının dün tanık olduğu protestolar (AFP)
TT

Binlerce Sudanlı askeri yönetimi protesto için Cumhurbaşkanlığı Sarayı önünde toplandı

Hartum sokaklarının dün tanık olduğu protestolar (AFP)
Hartum sokaklarının dün tanık olduğu protestolar (AFP)

Sudan’da askeri yönetim karşıtı gösteriler sürecinde dikkat çekici bir gelişme yaşandı. Başkent Hartum’da güvenlik kordonunun büyük kalabalıklar karşısında çökmesinin ardından binlerce gösterici dün Cumhurbaşkanlığı Sarayı’nı kuşattı. Öte yandan Birleşmiş Milletler (BM) Entegre Geçiş Yardım Misyonu (UNITAMS) Sudanlı taraflarla yürüttüğü geniş kapsamlı istişarelerin sonuçlarını ilan etti. İstişare görüşmelerine katılan Sudanlı tarafların çoğu askerlerin siyasete katılmasına itiraz etti.
Sudan Merkezi Doktorlar Komitesi (meslek sendika kuruluşu) dün yaptığı açıklamada, Hartum’un Umdurman bölgesinde başına kurşun isabet eden bir göstericinin hayatını kaybettiğini bildirdi. Şarku’l Avsat muhabiri Sudanlı güvenlik ve askeri güçlerin göstericileri dağıtmak amacıyla gerçek mermi, ses bombası ve yoğun bir şekilde göz yaşartıcı gaz kullandığını gözlemledi. Güvenlik güçlerinin bu müdahalesinden sonra Cumhurbaşkanlığı Sarayı önündeki kalabalık dağılarak evlerine döndü.
Halk Direniş Komiteleri, askeri yönetimin düşürülmesini ve yönetimin yeniden sivillere devredilmesini amaçlayan Halk Yönetimini Kurma Sözleşmesi’ni dün ilan ettikten sonra Hartum ve ülkenin diğer şehirlerinde milyonluk gösteri düzenleme çağrısında bulundu. Hartum’da dün düzenlenen protestolarda göstericiler üç ay aradan sonra ikinci kez güvenlik güçlerinin bariyerlerini aşarak şehir merkezindeki Cumhurbaşkanlığı Sarayı’na ulaştı.
Hartum’da dünkü protestolara katılan göstericiler “ordu ile ortaklığa ve müzakereye hayır”, “orduyu meşrulaştırmaya hayır” sloganları atarak, askerlerin kışlalarına dönmelerini ve yönetimi derhal sivillere devretmelerini talep etti. Protestoların başlamasından birkaç saat sonra Cumhurbaşkanlığı Sarayı’na giden ana caddeleri korumakla sorumlu büyük bir polis gücü, Hartum’da yapılacak gösterilerin ana rotası kabul edilen Başdar bölgesindeki büyük gösterici kalabalığının karşısına çıktı.
Hartum’un Bahri ve Umdurman bölgelerinde güvenlik güçleri protesto için toplanan kalabalığa karşı orantısız güç kullandı. İki taraf arasında çıkan arbede sırasında çok sayıda gösterici gerçek mermiyle yaralandı ve göz yaşartıcı gazdan etkilenerek boğulma tehlikesi atlattı.
Sudan Merkezi Doktorlar Komitesi güvenlik güçlerinin hiçbir insani ve ahlaki sınır gözetmeksizin şiddet, orantısız güç ve her türlü gerçek mermi kullanmaya devam ettiğini aktardı. Komite güvenlik güçlerinin hastaneleri kuşattığını, hastaları ve sağlık çalışanlarını korkuttuğunu belirterek, bu adımın sağlık tesislerinin dokunulmazlıklarının açık bir ihlali olduğunu kaydetti.
Askeri yönetim karşıtı muhalif Özgürlük ve Değişim Bildirgesi Güçleri (ÖDBG) Koalisyonu’nun Yürütme Ofisi, yaptığı açıklamada, “Devrim, Cumhurbaşkanlığı Sarayı’na ulaşarak Hartum’daki aşırı baskıyı aşmayı başardı. Güvenlik güçleri, Saray’ın önündeki gösterici topluluğunu dağıtmak için vahşice karşı koydu. Demokratik sivil dönüşüm sürecinin yeniden başlaması için barışçıl mücadele rotasından vazgeçilmeyecek” ifadelerini kullandı.
Öte yandan Birleşmiş Milletler (BM) Entegre Geçiş Yardım Misyonu (UNITAMS) ülkedeki krizin çözümü için Sudanlı taraflarla yürüttüğü istişare sonuçlarıyla ilgili yayınladığı rapora göre, birçok taraf ordunun siyasete katılmasına karşı itirazını dile getirildi. İstişare görüşmelerinin katılımcılarının çoğu yeni geçiş dönemini düzenleyen prosedürlerin hazırlanması çağrısında bulundu. Bu yeni geçiş döneminde ordunun Güvenlik ve Savunma Komisyonu’na katılması öneriliyor. Ancak katılımcılar konseyin başkanlığını sivil bir isim mi yoksa ordunun mu üstlenmesi gerektiği noktasında ikiye bölündü. Rapora göre bazıları ordunun geleneksel rolüne geri dönmesini ve siyasi karar alma mekanizmasına katılmamasını talep ederken, diğer kesim ise yönetim seçilmiş bir sivil hükümete devredilinceye kadar ordunun yönetimdeki rolünü sürdürmesini istedi.
Raporda, önümüzdeki dönemde kurulacak herhangi bir egemenlik konseyinin sadece geçiş dönemine ait görevleri yerine getirmesi, yürütme otoritesinin çalışmasına doğrudan müdahale etmemesi, üye sayısının 3 ila 8 arasında olması, tamamen sivil kişilerden oluşması ve Cuba Barış Anlaşması’na imza atan sivillerin katılımının sağlanması hususlarında görüş birliğinin sağlandığı belirtildi.
İstişare görüşmelerinin katılımcılarının çoğu ayrıca sivil teknokratlardan oluşan bir bakanlar kurulunun oluşturulması, kurulun kadın kotasının en az yüzde 40 olarak belirlenmesi, bakan sayılarının 10 ila 17 arasında olması, yeni başbakanın devrimci güçler tarafından seçilmesi, başbakana yürütme otoritesinin verilmesi, başbakanın Silahlı Kuvvetler Başkomutanı sıfatını alması ve komutanları atama yetkisinin bulunması ve dış ilişkileri yönetme yetkisinin bulunması noktalarında anlaştı.
UNITAMS’ın raporunda, devletin çeşitli merkezlerinde daha kapsayıcı bir temsil sağlamak amacıyla Meclis üyelerinin halk tabanından seçilmesi önerisine yer verildi. Katılımcıların büyük çoğunluğu Meclis’in rolünün yürütme otoritesini denetlemek, Yüksek Yargı Konseyi’nin bağımsız komisyonlarının başkanlarını ve Anayasa Mahkemesi yargıçlarını atamakla sınırlandırılmasını talep etti.
Barış sürecine gelince, Cuba Barış Anlaşması’nın ülkede tam bir barış sağlamadığı konusunda bir görüş birliği sağlandı. Ayrıca Abdulaziz ve Abdulvahid en-Nur hareketlerinin barış sürecine bir an önce dahil edilmesi yönünde görüşler ortaya çıktı. Bazı taraflar da Cuba Anlaşması’nın baştan sona gözden geçirilmesi çağrısında bulundu.
Raporda, bazı kişilerin Cuba Anlaşması üzerine yaptığı yorumların, silahlı hareketlerin liderlerinin yürütme makamlarına getirilmesinin önünü açtığını ve bu kişilerin 25 Ekim Askeri Darbesi’ni destekledikleri yönünde değerlendirmeler yer aldı. Raporda ayrıca bazılarının anlaşmanın tamamen iptal edilmesini ve Cuba Anlaşması’na imza atmayan tarafları da kapsayan yeni bir anlaşma çerçevesinin belirlenmesi talebinde bulunduğu belirtildi.
İstişare görüşmelerinin katılımcıları, Hızlı Destek Kuvvetleri de dahil olmak üzere askeri milislerin ve silahlı hareketlerin ulusal orduya entegre edilmesinde görüş birliği sağladı. Katılımcılar askeri bütçenin hazırlanması ve bütçe denetimi görevlerinin sivillere verilmesini, ordunun kontrol ettiği şirketlerin kamulaştırılması ve herhangi bir ticari faaliyette bulunmalarının yasaklanması gerektiğini vurguladı. Bazı katılımcılar ise orduya, güvenlik ve askeri faaliyetler alanında çalışan şirketleri kontrol etmesine izin verilmesini önerdi.
Kadınların geçiş dönemindeki katılım oranlarına gelince, istişare görüşmelerindeki çoğu katılımcı karar alma mekanizmalarının tamamında kadın temsil oranının en az yüzde 40 olmasını ve kadını ötekileştiren ayrımcı uygulamaların bulunduğu yasaların değiştirilmesi veya iptal edilmesi çağrısında bulundu.
Katılımcılar, Haziran 2020’de protestoların dağıtılması sırasında ve askeri darbe sonrasında işlenen suçlar da dahil olmak üzere resmi görevi bulunan veya bulunmayan kişilerin, milislerin ve silahlı grupların geçmiş suçlarından dolayı bir an önce yargılanmaları konusunda mutabık kaldı.
UNITAMS 25 Ekim Darbesi’nin Sudan’daki geçiş dönemi hedeflerine ulaşılmasında büyük bir gerilemeye neden olduğunu kabul etti.



Fas’ta Dünya Kupası öncesinde işitme engelli ve normal işiten öğrencileri buluşturan ilk kapsayıcı üniversite

Fas Prensesi ve Lalla Esma Vakfı Başkanı Lalla Esma, kapsayıcı üniversitenin açılış töreninde (Fas Haber Ajansı – MAP)
Fas Prensesi ve Lalla Esma Vakfı Başkanı Lalla Esma, kapsayıcı üniversitenin açılış töreninde (Fas Haber Ajansı – MAP)
TT

Fas’ta Dünya Kupası öncesinde işitme engelli ve normal işiten öğrencileri buluşturan ilk kapsayıcı üniversite

Fas Prensesi ve Lalla Esma Vakfı Başkanı Lalla Esma, kapsayıcı üniversitenin açılış töreninde (Fas Haber Ajansı – MAP)
Fas Prensesi ve Lalla Esma Vakfı Başkanı Lalla Esma, kapsayıcı üniversitenin açılış töreninde (Fas Haber Ajansı – MAP)

Fas, işitme engelli ve işitme güçlüğü yaşayan öğrencilerle normal işiten öğrencileri aynı sınıflarda buluşturan, mesleki ve sosyal entegrasyonu hedefleyen benzeri görülmemiş bir üniversiteyi hayata geçirerek eğitim alanında yeni bir model başlattı.

Bu adım, beşerî sermayenin yeniden şekillendirilmesi, bilimsel mükemmeliyetin geliştirilmesi ve sağlık alanında inovasyonun teşvik edilmesi çerçevesinde atıldı. Klinik tedavileri, teknolojik eğitimi ve mesleki formasyonu bir araya getiren yeni bir akademik modelin önünü açan girişim, Fas’ın İspanya ve Portekiz ile birlikte 2030 Dünya Kupası gibi büyük uluslararası organizasyonlara hazırlandığı bir dönemde gerçekleşiyor. Bu organizasyonlar, farklı ihtiyaçlara sahip ziyaretçilerin ağırlanması konusunda ülkeye önemli sorumluluklar yüklüyor.

Tıp, teknoloji ve mesleki eğitimi buluşturan akademik model

Lalla Esma Üniversitesi, yaklaşık 3 bin 500 öğrenciyi ağırlayacak şekilde tasarlanan dört ana okuldan oluşuyor. Üniversite bünyesinde, mesleki eğitim sertifikasından temel yeterliliklere ve yüksek lisans derecesine kadar uzanan, işitme bilimleri alanında tamamen ücretsiz bir eğitim programı sunulacak.

Eğitim kurumunun bünyesinde, konuşma ve dil terapisi, klinik psikoloji ve bilişsel davranışların uygulamalı analizi alanlarında eğitim veren İşitme Bilimleri, İletişim ve Klinik Sinir Bilimleri Okulu da bulunuyor. Ayrıca kulak burun boğaz cerrahlarına ileri düzey koklear implant cerrahisi alanında uzmanlık diplomaları verilecek.

İşaret Dili, Sözlü Çeviri ve Erişilebilirlik Okulu ise kapsayıcı medya ve özel eğitim alanlarında uzmanlar yetiştirecek. Sistemin diğer bileşenlerini, yapay zekâ ve dijital sanat tasarımına odaklanan Kapsayıcı Teknolojiler Okulu ile mutfak sanatları, pastacılık ve çikolata üretimi alanlarında eğitim veren Kapsayıcı Meslekler Okulu oluşturacak.

Paris, Chicago, Leuven ve Montpellier’deki kurumlarla uluslararası iş birlikleri

Üniversitenin bilimsel yönetimi ve araştırma faaliyetleri, geniş bir uluslararası akademik ve hastane iş birliği ağına dayanıyor.

Bu iş birliklerinin başında, Fransa’nın başkenti Paris’te bulunan ve Avrupa’nın işitme ile konuşma alanındaki ilk uzmanlaşmış merkezlerinden biri olarak tanımlanan Reconnect Üniversite Hastanesi Enstitüsü ile kurulan stratejik ortaklık geliyor. Institut Pasteur’ü ve Paris Kamu Hastaneleri Kurumuna bağlı üç hastaneyi —Necker Çocuk Hastanesi, Pitié-Salpêtrière Hastanesi ve Lariboisière Hastanesi— bir araya getiren bu ortaklık sayesinde sağırlığın gen tedavisi ile çocuk ve yetişkin işitme sağlığı alanlarındaki ileri araştırmaların aktarılması hedefleniyor.

İş birliği ağı, Batı dünyasında faaliyetlerini sürdüren en eski tıp fakültesinin mirasını taşıyan Fransa’daki Montpellier Üniversitesi’nin yanı sıra Audiocampus ve Cochlear Academy kurumlarını da kapsıyor. Şarku'l Avsat'ın edindiği bilgiye göre bu ortaklıklarla koklear implant alanındaki uzmanlık eğitiminin aktarılması amaçlanıyor.

Belçika ile imzalanan niyet mektubu da uluslararası iş birliklerinin önemli bir parçasını oluşturuyor. Leuven Katolik Üniversitesi, Léonard de Vinci Yüksekokulu ve Fransızca konuşulan Belçika’nın ilk koklear implant merkezi olan Saint-Luc Üniversite Klinikleri arasındaki iş birliği, koklear implant uygulamalarına ilişkin Fransızca klinik eğitimin güçlendirilmesini hedefliyor.

Chicago’daki bir Amerikan akademik kurumuyla yapılan ortaklık ise uygulamalı davranış analizi alanında bilimsel uzmanlık sağlanmasını öngörüyor.

Uluslararası ortaklıklar, Muhammed V Üniversitesi ve Fas Ulusal Radyo ve Televizyon Şirketi ile yürütülen yerel iş birlikleriyle tamamlanıyor. Bu çalışmalarla kapsayıcı mesleki ve medya alanlarında yeni kariyer yollarının oluşturulması amaçlanıyor.

İnovasyonu destekleyen 7 bilimsel ve uygulamalı laboratuvar

Uluslararası iş birliklerini, üniversite kampüsünde kurulacak yedi gelişmiş bilimsel ve uygulamalı laboratuvar tamamlıyor.

Bunlar arasında, işaret dilleriyle iletişim kurmayı öğrenen insansı robotların ve yapay zekâ uygulamalarının geliştirilmesine yönelik inovasyon laboratuvarı öne çıkıyor. Kamu yayıncılığı kurumunun desteğiyle donatılan hareket laboratuvarında ise dijital görüntüleme, sanal karakter üretimi ve eğitsel video içeriklerinin hazırlanması üzerinde çalışılacak.

Üniversite bünyesinde ayrıca girişimciliğe, beceri geliştirmeye ve iş kurma süreçlerine odaklanan bir iş geliştirme merkezi bulunacak. Anatomi laboratuvarları ile ileri işitme testlerinin gerçekleştirileceği birimler de karmaşık cerrahi işlemlerin simüle edilmesine ve yardımcı işitme cihazlarının gerçek uygulama öncesinde ayarlanmasına imkân sağlayacak.

Erişilebilirlik hedefi ve uluslararası organizasyonlara hazırlık

Kapsayıcı üniversitenin hedefleri yalnızca akademik eğitimle sınırlı kalmıyor. Kurum, Fas’ın İspanya ve Portekiz ile birlikte düzenleyeceği 2030 FIFA Dünya Kupası öncesinde ülkenin organizasyon kapasitesini geliştirmeyi amaçlayan stratejik bir rol de üstleniyor.

Üniversitenin 2027 yılına kadar Fas’ın farklı bölgelerinden ve yurt dışından öğrencilere kapılarını açması planlanıyor. Kurum, otelcilik, ulaşım, bankacılık ve spor tesisleri gibi sektörlerde çalışacak profesyonelleri ve karşılama personelini eğiterek işitme engelli ve işitme güçlüğü yaşayan ziyaretçilerle doğrudan iletişim kurabilecek uzmanlar yetiştirmeyi hedefliyor.

Bu yaklaşım, eğitim altyapısını kamu hizmetlerinin, stadyumların ve diğer tesislerin erişilebilirliğini artıracak önemli bir araca dönüştürüyor. Böylece Fas’ın, yaklaşan uluslararası organizasyonlarda beklenen küresel erişilebilirlik standartlarına uygun biçimde insan kaynağını geliştirmesi amaçlanıyor.


İsrail: Tüccarların koordinasyonu durdurmasının ardından Gazze’ye mal girişi kesildi

Mısır ile Gazze Şeridi arasındaki Refah Sınır Kapısı yakınlarında bekleyen yardım tırları… 19 Ocak 2025 (Reuters)
Mısır ile Gazze Şeridi arasındaki Refah Sınır Kapısı yakınlarında bekleyen yardım tırları… 19 Ocak 2025 (Reuters)
TT

İsrail: Tüccarların koordinasyonu durdurmasının ardından Gazze’ye mal girişi kesildi

Mısır ile Gazze Şeridi arasındaki Refah Sınır Kapısı yakınlarında bekleyen yardım tırları… 19 Ocak 2025 (Reuters)
Mısır ile Gazze Şeridi arasındaki Refah Sınır Kapısı yakınlarında bekleyen yardım tırları… 19 Ocak 2025 (Reuters)

İsrail, yerel tüccarlarla Hamas arasında vergiler konusunda yaşandığını belirttiği anlaşmazlık nedeniyle Gazze Şeridi’ne ticari ürün girişinin durduğunu açıkladı. Şarku’l Avsatın Reuters'ten aktardığına göre bu durum, halkın yardımlara bağımlı olduğu bölgede gıda ve diğer temel ihtiyaç maddelerinin önemli bir tedarik kanalını kesintiye uğrattı.

İsrail’in Gazze Şeridi’ndeki insani yardım işlerini denetleyen askerî birimi olan COGAT (Bölgelerdeki Hükümet Faaliyetlerini Koordinasyon Birimi), çarşamba günü yayımladığı açıklamada, Gazze’deki tüccarların ticari ürünlerin girişine ilişkin koordinasyonu durdurma kararı aldığını bildirdi.

COGAT, Gazze’deki tüccarların bu kararı, Hamas’ın bölgeye giren her kamyon için 10 bin İsrail şekeli (3 bin 220 dolar) tutarında ücret talep etmesine ve Gazze’deki toplam satışlarının yüzde 30’unun nakit olarak yapılmasını istemesine tepki olarak aldıklarını kendilerine ilettiklerini belirtti.

Hamas ise daha sonra 10 bin şekellik ödemenin, Gazze’deki varlıklı kişilerin ihtiyaç sahiplerine, özellikle dul kadınlara ve yetimlere destek sağlamak amacıyla oluşturulan ulusal fona gönüllü katkılarından oluştuğunu açıkladı. Hareket ayrıca, savaşın harap ettiği bölgede ciddi nakit sıkıntısı yaşandığını öne sürerek, nakit ödemelerin teşvik edildiğini bildirdi.

Üç yıldır devam eden savaş, tekrarlanan zorunlu yerinden edilmeler ve İsrail’in insani yardım sevkiyatına yönelik sıkı kısıtlamaları nedeniyle Gazze halkının büyük bölümü yardımlara bağımlı durumda.

Küresel açlık izleme kuruluşlarından biri, temmuz ayında yaptığı uyarıda Gazze nüfusunun üçte ikisinden fazlasının yıl sonuna kadar akut açlıkla karşı karşıya kalabileceğini bildirmişti. Yaklaşık 2 milyon kişinin yaşadığı Gazze Şeridi’nde halkın çoğu geçici barınaklarda hayatını sürdürüyor.

Gazze Özel Taşımacılık Birliği Başkanı Nahid Şehber, dün İsrail’den ticari ürün taşıyan hiçbir kamyonun Gazze’ye girmediğini söyledi. Ancak İsrail’in kontrolündeki bir sınır kapısından insani yardım taşıyan kamyonların yanı sıra Mısır’dan ticari ürün getiren araçların da giriş yaptığını belirtti.

COGAT, Gazze’deki tüccarların koordinasyonu durdurma kararının, bölgeye giren insani yardım ve ticari ürün taşıyan kamyonların toplam sayısını günlük yaklaşık 300’e düşürebileceğini bildirdi. Bu sayı, mevcut toplamın yarısına karşılık geliyor.

Diplomatlar, Gazze’ye günlük giren kamyon sayısının normalde de 600’ün oldukça altında olduğunu belirtiyor. Şehber ise gerçek sayının yaklaşık 300 olduğunu ve bunların üçte ikisinin ticari ürün taşıdığını ifade etti.

ABD arabuluculuğunda varılan anlaşma uyarınca İsrail’in Gazze’ye günde en az 600 insani yardım kamyonunun girişine izin vermesi gerekiyor. Bununla birlikte İsrail, yükümlülüğünün yalnızca 600 kamyonun girişine izin vermek olduğunu savunuyor ve ticari ürünlerin insani yardımları tamamlayıcı nitelik taşıdığını belirtiyor.


Husilerden Aden’deki Cumhurbaşkanlığı Sarayı’na saldırı

Yemen’in geçici başkenti Aden’deki Maaşık Cumhurbaşkanlığı Sarayı (Arşiv – SABA)
Yemen’in geçici başkenti Aden’deki Maaşık Cumhurbaşkanlığı Sarayı (Arşiv – SABA)
TT

Husilerden Aden’deki Cumhurbaşkanlığı Sarayı’na saldırı

Yemen’in geçici başkenti Aden’deki Maaşık Cumhurbaşkanlığı Sarayı (Arşiv – SABA)
Yemen’in geçici başkenti Aden’deki Maaşık Cumhurbaşkanlığı Sarayı (Arşiv – SABA)

Husiler, dün Yemen’in geçici başkenti Aden’deki Maaşık Cumhurbaşkanlığı Sarayı’nın çevresine füze saldırısı düzenledi. Saldırıda Cumhurbaşkanlığı Muhafızları’ndan iki kişi hayatını kaybederken, çok sayıda kişi yaralandı ve sarayda maddi hasar meydana geldi.

Saldırıyı üstlenen Husilere karşılık Yemen Enformasyon Bakanlığı, Başbakan Şai Zindani ile hükümet üyelerinin sağlık durumlarının iyi olduğunu açıkladı. Bakanlık, olası saldırılara karşı önlem amacıyla hükümetin toplantılarını artık düzenli olarak sarayda gerçekleştirmediğini belirtti.

Yemen Başkanlık Konseyi Başkanı Reşad el-Alimi, saldırının ardından telefonla görüştüğü Başkanlık Konseyi üyeleri Tümgeneral Abdurrahman el-Muharremi ve Tümgeneral Mahmud el-Subeyhi’nin yanı sıra Başbakan Şai Zindani ve hükümet üyelerinin durumunu sordu. Alimi, saldırının etkileri ve sonuçlarıyla mücadele kapsamında alınan önlemler hakkında ilk raporu da dinledi.

Alimi, Husilerin saraya yönelik saldırısının, grubun Yemen ve Suudi Arabistan’daki havalimanlarını, petrol tesislerini ve sivil yerleşimleri hedef alan saldırılarının devamı niteliğinde olduğunu belirtti. Söz konusu saldırıların bölgenin ve deniz geçiş güzergâhlarının güvenliğini tehdit ettiğini savunan Alimi, bunun Husilerin “terörist niteliğini” bir kez daha ortaya koyduğunu ve grubun Yemen halkının devlet kurumlarını yeniden tesis etme iradesiyle başa çıkamadığını gösterdiğini ifade etti.

Yemen Cumhurbaşkanı, devletin anayasal sorumluluklarını kararlılıkla yerine getirmeyi sürdüreceğini vurgulayarak, egemenlik kurumlarının ve vatandaşların korunmasının pazarlık konusu yapılamayacağını söyledi. Alimi, ilgili askerî ve güvenlik birimlerine devlet kurumlarının korunması, terör tehditlerine karşı önlem alınması ve tehdit kaynaklarına hukuka uygun şekilde karşılık verilmesi talimatı verdi. Bu adımların sivillerin ve sivil altyapının korunmasını güvence altına alması gerektiğini kaydetti.

Alimi, saldırının ardından Muharrami, Subeyhi, Zindani ve hükümet üyelerinin durumunu telefonla sordu (SABA).
Alimi, saldırının ardından Muharrami, Subeyhi, Zindani ve hükümet üyelerinin durumunu telefonla sordu (SABA).

Yemen hükümetinden uluslararası topluma çağrı

Yemen Bakanlar Kurulu da Maaşık Cumhurbaşkanlığı Sarayı’nın füze ve insansız hava araçlarıyla (İHA) hedef alınmasının Husilerin “terörist yaklaşımını” ve sivilleri hedef alma politikasını ortaya koyduğunu açıkladı.

Kurul, saldırının hükümetin vatandaşlara karşı sorumluluklarını yerine getirmesini, devlet kurumlarını yeniden tesis etme ve darbeyi sona erdirme mücadelesini sürdürmesini engelleyemeyeceğini bildirdi. Açıklamada, “Yemen’in Şafağı” operasyonu kapsamında yürütülen çalışmaların devam edeceği vurgulandı.

Bakanlar Kurulu, saldırının yalnızca devlet kurumlarını hedef alan eylemlerle sınırlı kalmayan, giderek yoğunlaşan Husi saldırılarının devamı olduğunu belirtti. Şarku’l Avsat’ın aldığı bilgiye göre açıklamada, Suudi Arabistan’daki sivil tesislere yönelik saldırıların yanı sıra Yemen’in Taiz ve Lahic vilayetlerindeki yerleşim bölgelerinin bombalanmasının da sivillerin hayatını tehlikeye attığı ve halkın yaşadığı sıkıntıları artırdığı ifade edildi.

Husilerin Yemen’in, komşu ülkelerin, bölgesel istikrarın ve bölgedeki hayati çıkarların güvenliği açısından doğrudan tehdit oluşturduğu belirtilen açıklamada, “Yemen’in geleceği, kendi halkına karşı silah kullanan, komşularının güvenliğini hedef alan ve Yemenlilerin darbe projesini reddetmesine şiddetle karşılık vermeye çalışan bir milis grubuna bırakılamaz” ifadelerine yer verildi.

Kurul, uluslararası topluma ve Birleşmiş Milletlere saldırılar karşısında açık ve kararlı bir tutum alma çağrısında bulundu. Açıklamada, saldırıların birbirinden bağımsız münferit olaylar olarak değerlendirilmemesi, sivillerin ve sivil tesislerin hedef alınmasının önlenmesi için gerekli baskının uygulanması ve ihlallerden sorumlu kişilerin hesap vermesinin sağlanması istendi.

Yemen hükümeti ayrıca, devlet otoritesini yeniden tesis etme mücadelesinde silahlı kuvvetleri, askerî birlikleri, güvenlik teşkilatlarını ve halk direniş güçlerini desteklemeyi sürdüreceğini bildirdi. Açıklamada, devlet kurumlarının ve kamu hizmetlerinin güçlendirilmesi, vatandaşların korunması ve Yemen halkının yaşadığı sıkıntıların hafifletilmesine yönelik siyasi, ekonomik ve insani çabaların da devam edeceği kaydedildi.