Binlerce Sudanlı askeri yönetimi protesto için Cumhurbaşkanlığı Sarayı önünde toplandı

Bir gösterici hayatını kaybetti. BM, Sudanlı taraflarla yaptığı istişarelerin sonuçlarını yayınladı.

Hartum sokaklarının dün tanık olduğu protestolar (AFP)
Hartum sokaklarının dün tanık olduğu protestolar (AFP)
TT

Binlerce Sudanlı askeri yönetimi protesto için Cumhurbaşkanlığı Sarayı önünde toplandı

Hartum sokaklarının dün tanık olduğu protestolar (AFP)
Hartum sokaklarının dün tanık olduğu protestolar (AFP)

Sudan’da askeri yönetim karşıtı gösteriler sürecinde dikkat çekici bir gelişme yaşandı. Başkent Hartum’da güvenlik kordonunun büyük kalabalıklar karşısında çökmesinin ardından binlerce gösterici dün Cumhurbaşkanlığı Sarayı’nı kuşattı. Öte yandan Birleşmiş Milletler (BM) Entegre Geçiş Yardım Misyonu (UNITAMS) Sudanlı taraflarla yürüttüğü geniş kapsamlı istişarelerin sonuçlarını ilan etti. İstişare görüşmelerine katılan Sudanlı tarafların çoğu askerlerin siyasete katılmasına itiraz etti.
Sudan Merkezi Doktorlar Komitesi (meslek sendika kuruluşu) dün yaptığı açıklamada, Hartum’un Umdurman bölgesinde başına kurşun isabet eden bir göstericinin hayatını kaybettiğini bildirdi. Şarku’l Avsat muhabiri Sudanlı güvenlik ve askeri güçlerin göstericileri dağıtmak amacıyla gerçek mermi, ses bombası ve yoğun bir şekilde göz yaşartıcı gaz kullandığını gözlemledi. Güvenlik güçlerinin bu müdahalesinden sonra Cumhurbaşkanlığı Sarayı önündeki kalabalık dağılarak evlerine döndü.
Halk Direniş Komiteleri, askeri yönetimin düşürülmesini ve yönetimin yeniden sivillere devredilmesini amaçlayan Halk Yönetimini Kurma Sözleşmesi’ni dün ilan ettikten sonra Hartum ve ülkenin diğer şehirlerinde milyonluk gösteri düzenleme çağrısında bulundu. Hartum’da dün düzenlenen protestolarda göstericiler üç ay aradan sonra ikinci kez güvenlik güçlerinin bariyerlerini aşarak şehir merkezindeki Cumhurbaşkanlığı Sarayı’na ulaştı.
Hartum’da dünkü protestolara katılan göstericiler “ordu ile ortaklığa ve müzakereye hayır”, “orduyu meşrulaştırmaya hayır” sloganları atarak, askerlerin kışlalarına dönmelerini ve yönetimi derhal sivillere devretmelerini talep etti. Protestoların başlamasından birkaç saat sonra Cumhurbaşkanlığı Sarayı’na giden ana caddeleri korumakla sorumlu büyük bir polis gücü, Hartum’da yapılacak gösterilerin ana rotası kabul edilen Başdar bölgesindeki büyük gösterici kalabalığının karşısına çıktı.
Hartum’un Bahri ve Umdurman bölgelerinde güvenlik güçleri protesto için toplanan kalabalığa karşı orantısız güç kullandı. İki taraf arasında çıkan arbede sırasında çok sayıda gösterici gerçek mermiyle yaralandı ve göz yaşartıcı gazdan etkilenerek boğulma tehlikesi atlattı.
Sudan Merkezi Doktorlar Komitesi güvenlik güçlerinin hiçbir insani ve ahlaki sınır gözetmeksizin şiddet, orantısız güç ve her türlü gerçek mermi kullanmaya devam ettiğini aktardı. Komite güvenlik güçlerinin hastaneleri kuşattığını, hastaları ve sağlık çalışanlarını korkuttuğunu belirterek, bu adımın sağlık tesislerinin dokunulmazlıklarının açık bir ihlali olduğunu kaydetti.
Askeri yönetim karşıtı muhalif Özgürlük ve Değişim Bildirgesi Güçleri (ÖDBG) Koalisyonu’nun Yürütme Ofisi, yaptığı açıklamada, “Devrim, Cumhurbaşkanlığı Sarayı’na ulaşarak Hartum’daki aşırı baskıyı aşmayı başardı. Güvenlik güçleri, Saray’ın önündeki gösterici topluluğunu dağıtmak için vahşice karşı koydu. Demokratik sivil dönüşüm sürecinin yeniden başlaması için barışçıl mücadele rotasından vazgeçilmeyecek” ifadelerini kullandı.
Öte yandan Birleşmiş Milletler (BM) Entegre Geçiş Yardım Misyonu (UNITAMS) ülkedeki krizin çözümü için Sudanlı taraflarla yürüttüğü istişare sonuçlarıyla ilgili yayınladığı rapora göre, birçok taraf ordunun siyasete katılmasına karşı itirazını dile getirildi. İstişare görüşmelerinin katılımcılarının çoğu yeni geçiş dönemini düzenleyen prosedürlerin hazırlanması çağrısında bulundu. Bu yeni geçiş döneminde ordunun Güvenlik ve Savunma Komisyonu’na katılması öneriliyor. Ancak katılımcılar konseyin başkanlığını sivil bir isim mi yoksa ordunun mu üstlenmesi gerektiği noktasında ikiye bölündü. Rapora göre bazıları ordunun geleneksel rolüne geri dönmesini ve siyasi karar alma mekanizmasına katılmamasını talep ederken, diğer kesim ise yönetim seçilmiş bir sivil hükümete devredilinceye kadar ordunun yönetimdeki rolünü sürdürmesini istedi.
Raporda, önümüzdeki dönemde kurulacak herhangi bir egemenlik konseyinin sadece geçiş dönemine ait görevleri yerine getirmesi, yürütme otoritesinin çalışmasına doğrudan müdahale etmemesi, üye sayısının 3 ila 8 arasında olması, tamamen sivil kişilerden oluşması ve Cuba Barış Anlaşması’na imza atan sivillerin katılımının sağlanması hususlarında görüş birliğinin sağlandığı belirtildi.
İstişare görüşmelerinin katılımcılarının çoğu ayrıca sivil teknokratlardan oluşan bir bakanlar kurulunun oluşturulması, kurulun kadın kotasının en az yüzde 40 olarak belirlenmesi, bakan sayılarının 10 ila 17 arasında olması, yeni başbakanın devrimci güçler tarafından seçilmesi, başbakana yürütme otoritesinin verilmesi, başbakanın Silahlı Kuvvetler Başkomutanı sıfatını alması ve komutanları atama yetkisinin bulunması ve dış ilişkileri yönetme yetkisinin bulunması noktalarında anlaştı.
UNITAMS’ın raporunda, devletin çeşitli merkezlerinde daha kapsayıcı bir temsil sağlamak amacıyla Meclis üyelerinin halk tabanından seçilmesi önerisine yer verildi. Katılımcıların büyük çoğunluğu Meclis’in rolünün yürütme otoritesini denetlemek, Yüksek Yargı Konseyi’nin bağımsız komisyonlarının başkanlarını ve Anayasa Mahkemesi yargıçlarını atamakla sınırlandırılmasını talep etti.
Barış sürecine gelince, Cuba Barış Anlaşması’nın ülkede tam bir barış sağlamadığı konusunda bir görüş birliği sağlandı. Ayrıca Abdulaziz ve Abdulvahid en-Nur hareketlerinin barış sürecine bir an önce dahil edilmesi yönünde görüşler ortaya çıktı. Bazı taraflar da Cuba Anlaşması’nın baştan sona gözden geçirilmesi çağrısında bulundu.
Raporda, bazı kişilerin Cuba Anlaşması üzerine yaptığı yorumların, silahlı hareketlerin liderlerinin yürütme makamlarına getirilmesinin önünü açtığını ve bu kişilerin 25 Ekim Askeri Darbesi’ni destekledikleri yönünde değerlendirmeler yer aldı. Raporda ayrıca bazılarının anlaşmanın tamamen iptal edilmesini ve Cuba Anlaşması’na imza atmayan tarafları da kapsayan yeni bir anlaşma çerçevesinin belirlenmesi talebinde bulunduğu belirtildi.
İstişare görüşmelerinin katılımcıları, Hızlı Destek Kuvvetleri de dahil olmak üzere askeri milislerin ve silahlı hareketlerin ulusal orduya entegre edilmesinde görüş birliği sağladı. Katılımcılar askeri bütçenin hazırlanması ve bütçe denetimi görevlerinin sivillere verilmesini, ordunun kontrol ettiği şirketlerin kamulaştırılması ve herhangi bir ticari faaliyette bulunmalarının yasaklanması gerektiğini vurguladı. Bazı katılımcılar ise orduya, güvenlik ve askeri faaliyetler alanında çalışan şirketleri kontrol etmesine izin verilmesini önerdi.
Kadınların geçiş dönemindeki katılım oranlarına gelince, istişare görüşmelerindeki çoğu katılımcı karar alma mekanizmalarının tamamında kadın temsil oranının en az yüzde 40 olmasını ve kadını ötekileştiren ayrımcı uygulamaların bulunduğu yasaların değiştirilmesi veya iptal edilmesi çağrısında bulundu.
Katılımcılar, Haziran 2020’de protestoların dağıtılması sırasında ve askeri darbe sonrasında işlenen suçlar da dahil olmak üzere resmi görevi bulunan veya bulunmayan kişilerin, milislerin ve silahlı grupların geçmiş suçlarından dolayı bir an önce yargılanmaları konusunda mutabık kaldı.
UNITAMS 25 Ekim Darbesi’nin Sudan’daki geçiş dönemi hedeflerine ulaşılmasında büyük bir gerilemeye neden olduğunu kabul etti.



Meşal: Hamas silahlarını bırakmayacak ve Gazze’de yabancı yönetimi kabul etmeyecek

Hamas liderlerinden Halid Meşal (Arşiv – Reuters)
Hamas liderlerinden Halid Meşal (Arşiv – Reuters)
TT

Meşal: Hamas silahlarını bırakmayacak ve Gazze’de yabancı yönetimi kabul etmeyecek

Hamas liderlerinden Halid Meşal (Arşiv – Reuters)
Hamas liderlerinden Halid Meşal (Arşiv – Reuters)

Hamas liderlerinden Halid Meşal bugün yaptığı açıklamada, Hamas’ın silahlarını bırakmayacağını ve Gazze Şeridi’nde ‘yabancı bir yönetimi’ kabul etmeyeceğini söyledi. Açıklama, ateşkes anlaşmasının, Hamas’ın silahsızlandırılmasını ve Gazze Şeridi’nin yönetimi için uluslararası bir komite kurulmasını öngören ikinci aşamasının başlamasının ardından geldi.

Hamas’ın yurt dışı sorumlusu ve eski Siyasi Büro Başkanı Meşal, 17. El Cezire Forumu’nda yaptığı konuşmada, “Direnişi, direnişin silahını ve direnişi gerçekleştirenleri suç saymak kabul edilemez” dedi.

Şarku’l Avsat’ın AFP’den aktardığına göre Meşal, “İşgal olduğu sürece direniş vardır. Direniş, işgal altındaki halkların bir hakkıdır; uluslararası hukukun, semavi dinlerin ve milletlerin hafızasının bir parçasıdır ve onunla gurur duyulur” ifadelerini kullandı.

İsrail ile Hamas arasında varılan ateşkes anlaşması, yıkıcı bir savaşın ardından, 10 Ekim’de yürürlüğe girdi. Anlaşma, Birleşmiş Milletler (BM) Güvenlik Konseyi tarafından da desteklenen bir ABD planına dayanıyor.

Anlaşmanın ilk aşaması, 7 Ekim 2023’ten bu yana Gazze Şeridi’nde tutulan rehineler ile İsrail hapishanelerindeki Filistinli mahkûmların takasını, çatışmaların durdurulmasını, İsrail’in Filistin topraklarındaki yerleşim alanlarından çekilmesini ve Gazze Şeridi’ne insani yardımların girişini öngörüyordu.

İkinci aşama ise 26 Ocak’ta Gazze Şeridi’nde son İsrailli rehinenin cansız bedeninin bulunmasının ardından başladı. Bu aşama, Hamas’ın silahsızlandırılmasını, Gazze Şeridi’nin yaklaşık yarısını kontrol eden İsrail ordusunun kademeli olarak çekilmesini ve Gazze’nin güvenliğinin sağlanmasına ve Filistinli polis birimlerinin eğitilmesine yardımcı olmayı amaçlayan uluslararası bir istikrar gücünün konuşlandırılmasını içeriyor.

Plan kapsamında, Gazze Şeridi’nin yönetimini denetlemek üzere ABD Başkanı Donald Trump’ın başkanlığında, çeşitli ülkelerden isimlerin yer aldığı Barış Konseyi oluşturuldu. Ayrıca, Gazze Şeridi’nin günlük işlerini yürütmek üzere Filistinli teknokratlardan oluşan bir komitenin kurulması öngörüldü.

Meşal, Barış Konseyi’ne Gazze Şeridi’nin yeniden inşasını ve yaklaşık 2 milyon 200 bin nüfuslu bölgeye insani yardımların akışını mümkün kılacak ‘dengeli bir yaklaşım’ benimseme çağrısında bulundu. Meşal, aynı zamanda Hamas’ın Filistin topraklarında herhangi bir yabancı yönetimi kabul etmeyeceğini yineledi.

Meşal sözlerini şöyle sürdürdü: “Ulusal sabitelerimize bağlıyız; vesayet mantığını, dış müdahaleyi ve manda yönetimini kabul etmiyoruz… Filistinlileri Filistinliler yönetir. Gazze, Gazze halkınındır; Filistin, Filistinlilerindir. Yabancı bir yönetimi kabul etmeyeceğiz.”

Meşal’e göre bu sorumluluk yalnızca Hamas’a değil, ‘tüm canlı unsurlarıyla Filistin halkının liderliğine’ aittir.

İsrail ve ABD, Hamas’ın silahsızlandırılması ve Gazze Şeridi’nin askerden arındırılmış bir bölge haline getirilmesi talebini sürdürüyor. Hamas ise silahlarını gelecekte kurulabilecek bir Filistin yönetimine devretme ihtimalinden söz ediyor.

İsrailli yetkililer, Hamas’ın Gazze Şeridi’nde yaklaşık 20 bin savaşçıya sahip olduğunu ve hareketin elinde yaklaşık 60 bin kalaşnikof tüfek bulunduğunu öne sürüyor.

Ateşkes anlaşmasında öngörülen uluslararası gücü hangi ülkelerin oluşturacağı ise henüz netlik kazanmış değil.


Libya’da Yüksek Yargı Konseyi, Anayasa Mahkemesi kararlarına karşı muhalefetini artırıyor

BM destekli Libya Yapısal Diyalogunun yönetişim ayağının sonuçlandırıldığı toplantıdan bir kare (UNSMIL)
BM destekli Libya Yapısal Diyalogunun yönetişim ayağının sonuçlandırıldığı toplantıdan bir kare (UNSMIL)
TT

Libya’da Yüksek Yargı Konseyi, Anayasa Mahkemesi kararlarına karşı muhalefetini artırıyor

BM destekli Libya Yapısal Diyalogunun yönetişim ayağının sonuçlandırıldığı toplantıdan bir kare (UNSMIL)
BM destekli Libya Yapısal Diyalogunun yönetişim ayağının sonuçlandırıldığı toplantıdan bir kare (UNSMIL)

Libya Yüksek Yargı Konseyi, Trablus'taki Yüksek Mahkeme Anayasa Dairesi'nin kararlarına karşı tavrını katılaştırarak, ‘yargıyı siyasallaştırma girişimlerine’ karşı sert bir uyarıda bulundu. Konsey, ‘bu hassas aşamada yargıya müdahale etme’ konusunda sert bir uyarıda bulundu. Ülke, yargıya da neredeyse ulaşan kronik siyasi ve askeri bölünmelerden mustarip durumda.

Yüksek Yargı Konseyi’nin bu tutumu, Anayasa Mahkemesi'nin Temsilciler Meclisi tarafından çıkarılan ve Yargı Sistemi Kanunu'nda değişiklikler içeren iki kanunu geçersiz kılma kararının ardından daha da belirginleşti. Bu durum, mevcut Yargı Yüksek Konseyi’nin kurulduğu anayasal dayanağın ortadan kalktığı ve bu kanundan kaynaklanan statüsünü kaybettiği anlamına geliyor. Dolayısıyla, önceki hükümlere uygun olarak yeniden oluşturulması gerekiyor.

Yüksek Yargı Konseyi tarafından cuma akşamı yapılan açıklamada ‘anayasal çevreden’ doğrudan bahsedilmeden yargı alanında yaşananlara, özellikle de bazılarının, kurumu zararlı bir kurum ile değiştirmek için anayasal olarak ilgili olduğunu düşündükleri araçları kullanarak yargının birliğini ve bağımsızlığını zayıflatma girişimlerine ilişkin duyulan üzüntü ifade edildi.

Konsey, bu kişilerin amacının, diğer tüm yetkileri elinden almak suretiyle, yalnızca siyasi ve dar bir kişisel çıkar olarak nitelendirilebilecek hedefleri gerçekleştirmek olduğunu değerlendirdi.

Yargının birliğini korumak, sorumlu davranmak ve ülkenin yararına hizmet etmek için, sonuçsuz kalacak bir fiili durum dayatmaya çalışanların devam eden uzlaşmaz tavırları karşısında bir süre en yüksek disiplin seviyesini uyguladığını da ekleyen Konsey, ülkenin tarihinde hassas ve tehlikeli bir dönemde, birliğin her zamankinden daha fazla ihtiyaç duyulduğu bir zamanda yargıya müdahale etme girişimlerine işaret etti.

fdbfb
Libya Temsilciler Meclisi'nin önceki bir oturumundan bir kare (Libya Temsilciler Meclisi)

Bu gerginlik, Temsilciler Meclisi ile (yargı otoritesini oluşturan üç sütundan biri olan) Devlet Konseyi arasındaki hukuki ve siyasi çatışmanın bir parçası olarak görülüyor. Bu çatışma, siyaset koridorlarından yargının kalbine taşınırken Temsilciler Meclisi, bazı yasal değişikliklerle Yüksek Yargı Konseyi'ni yeniden yapılandırarak yargı üzerinde daha fazla etki sahibi olmaya çalışıyor. Devlet Konseyi bu hamleyi yargının ‘siyasileştirilmesi’ olarak değerlendirdi.

Bu turda, Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreteri'nin Libya Özel Temsilcisi ve Libya'daki BM Destek Misyonu (UNSMIL) Başkanı Hanna Serwaa Tetteh, bu diyaloğun yeni bir hükümet seçmek için bir organ olmaktan ziyade, Libyalıların kendi ülkelerinin geleceği için kendileri tarafından formüle edilen pratik çözümler geliştirmek amacıyla yürütülen bir ‘Libyalılar arası’ süreç olduğunu teyit etti.

Seçim çerçevesine ilişkin görüşmeler de “6+6” komitesinin kuralları ve danışma komitesinin tavsiyeleri temelinde, mevcut farklılıkların altında yatan garantileri ve siyasi endişeleri anlamaya odaklanarak yürütüldü.

Katılımcı üyeler ise, görüşmelerin genel ilkelerden usul ayrıntılarına doğru ilerlediğini belirttiler. Komisyon Yönetim Kurulu'ndaki boş koltuk krizinin çözülmesinin, gelecekteki seçimlere olan güveni güçlendirmek ve seçimlerin itiraz edilmesini veya kesintiye uğramasını önlemek için temel bir unsur olduğunu vurguladılar.

ert6y
Önceki belediye seçim kampanyasından (Komisyon Yönetim Kurulu)

Turun sonunda üyeler, Berlin Süreci Siyasi Çalışma Grubu'nun büyükelçilerine ve temsilcilerine ana önerilerini sundular. Büyükelçiler ve temsilciler, sürecin mart ayında yeniden başlaması ve uzun vadeli istikrarı sağlayacak ulusal bir vizyon etrafında uzlaşma sağlanmaya devam edilmesi koşuluyla, UNSMIL tarafından kolaylaştırılan yol haritasına destek verdiklerini teyit ettiler.

Yapılandırılmış diyalogun yeni hükümetin seçimi konusunda kararlar alan bir organ olmadığını yineleyen USNMIL, devlet kurumlarını güçlendirmek amacıyla, seçimlere elverişli bir ortam yaratmak ve yönetişim, ekonomi ve güvenlik alanlarındaki en acil sorunları ele almak için pratik önerileri incelemekle ilgilendiğini belirtti. UNSMIL, bunun uzun vadeli çatışmanın nedenlerini ele almak için politika ve yasama önerilerini inceleyerek ve geliştirerek başarılacağının altını çizdi. Ayrıca, yapılandırılmış diyalogun istikrarın önünü açacak ulusal bir vizyon üzerinde uzlaşma sağlamayı amaçlayacağına da dikkati çekti.

Bu gelişme, cumartesi günü Tacura, Sayad ve el-Hashan belediyelerinde ve Tobruk'taki bir oy verme merkezinde, düzenli ve sakin bir atmosferde belediye meclisi seçimleri için oy kullanma işleminin başlamasıyla eş zamanlı gerçekleşti. Komisyon Yönetim Kurulu’nun ana operasyon odası, oy verme sürecinin disiplinli ve organize bir ortamda, önemli bir engel olmadan plana göre ilerlediğini belirtti.

Komisyon, 93 sandık merkezinden oluşan 43 merkezin tamamının açık olduğunu doğruladı. Bu tur, şeffaflığı artırmak ve her türlü sahtekarlık girişimini önlemek amacıyla Tacura belediyesinde elektronik doğrulama teknolojisi (parmak izi) kullanıldı.

u78ı9o
Huri, cumartesi günü belediye seçimlerinde bir oy verme merkezini ziyaret ederken (UNSMIL)

Öte yandan UNSMIL, sorumlu yerel yönetimin kurulmasına katkıda bulunmak için tüm kayıtlı seçmenleri oy kullanmaya çağırırken, misyonun başkan yardımcısı Stephanie Huri, Tacura'daki oy verme merkezlerini ziyaret ederek oy verme sürecini ve elektronik seçmen doğrulama sisteminin kullanımını yerinde gözlemledi.

Bu seçimler, oy vermeyi geciktiren bazı teknik ve hukuki engellerin aşılmasının ardından, Komisyonun ülke çapında belediye meclislerini seçme planını çerçevesinde gerçekleşirken söz konusu plan, son iki yılda uygulanan ve nihai sonuçların kabul edilmesi ve seçilmiş meclislerin oluşturulmasıyla sonuçlanan önceki aşamaların başarısının bir uzantısı olarak değerlendiriliyor.


Kasım, Hizbullah üzerindeki kontrolünü sıkılaştırıyor

Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)
Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)
TT

Kasım, Hizbullah üzerindeki kontrolünü sıkılaştırıyor

Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)
Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)

Hizbullah Genel Sekreteri Naim Kasım, örgütün idari kurumları üzerindeki kontrolünü sıkılaştırmaya çalışıyor. Bu yüzden söz konusu kurumlara, eski Genel Sekreter Hasan Nasrallah'ın liderliği döneminde marjinalleştirilen yakın arkadaşları ve din adamı olmayan politikacıları getirdi.

Şarku’l Avsat’a konuşan kaynaklara göre yapılan en önemli değişiklikler arasında, eski bakan ve milletvekili Muhammed Fneyş’in Hizbullah’ın ‘hükümeti’ olarak kabul edilen yürütme organının başına geçmesi, milletvekili ve parlamento grubu başkanı Muhammed Raad'ın ise genel sekreter yardımcılığına atanmasının bekleniyor.

Kaynaklar, Kasım'ın, daha önce partinin yürütme organının sorumluluğunda olan ayrıntılara girmeden liderliği elinde tutan genel sekreterlik ile örgütün tüm kurumlarını birbirine bağlayarak Hizbullah’ı kontrol etmeye çalıştığına işaret etti.

Öte yandan, Başbakan Nevaf Selam, çok sayıda kişinin İsrail'in tekrarlanan saldırılarının ardından halen yeniden inşa edilmesini beklediği güney bölgesine tarihi bir ziyaret başlattı. Başbakan Selam'ın, Hizbullah tarafından kendisine karşı başlatılan ihanet kampanyasına rağmen tüm köylerde sıcak bir şekilde karşılanması dikkati çekti.