Destek karşılığında buğday: Ukrayna, Mısır’ı Ruslara karşı yanında durmaya çağırıyor

Kahire’nin Moskova ve Kiev’den ithalatı yüzde 50’yi aştı ve Kiev ile olan ticaret alışverişinin hacmi 2,3 milyar doları buldu

Mısır, dünyanın en büyük buğday ithalatçısı ve Rusya ile Ukrayna, Mısır ithalatının ana kaynakları (AFP)
Mısır, dünyanın en büyük buğday ithalatçısı ve Rusya ile Ukrayna, Mısır ithalatının ana kaynakları (AFP)
TT

Destek karşılığında buğday: Ukrayna, Mısır’ı Ruslara karşı yanında durmaya çağırıyor

Mısır, dünyanın en büyük buğday ithalatçısı ve Rusya ile Ukrayna, Mısır ithalatının ana kaynakları (AFP)
Mısır, dünyanın en büyük buğday ithalatçısı ve Rusya ile Ukrayna, Mısır ithalatının ana kaynakları (AFP)

Bahaddin Ayyad
Ukrayna, en önde gelen ticaret ortaklarından Mısır’a ve bölge ülkelerine kendisini silah, yakıt, mali ve insani yardımla destekleme ve Rus işgaline karşı ‘tarafsız’ konumundan vazgeçme çağrısı yaptı.
Ukrayna’nın Kahire Büyükelçiliği Maslahatgüzarı Ruslan Nichai, ülkesinin Arap Birliği’ne Moskova’ya karşı tutumunu desteklemesini isteyen bir mesaj gönderdi. Ukraynalı diplomat, “Mısır'ın ülkesi ve Rusya ile olan ticari ve ekonomik çıkarları, Kremlin'in geçen perşembe günü şafak vakti ülkesine karşı başlattığı savaş sona ermezse tehdit edilecek ve bozulacak” dedi. Diplomat, ülkesinin işgalin üçüncü günü Mısır’a bir talep listesi içeren resmi bir çağrıda bulunduğunu söyledi. Diplomata göre talep listesi, Mısır’ın ‘Ukrayna’yı silah, savunma teçhizatı, mühimmat, yakıt ve kıtadaki en büyük orduya karşı koymak için gereken teçhizatlarla destekleyerek Ukrayna ile dayanışmayı teyit etme, Ukrayna’ya insani yardım sağlamanın yanı sıra mali destek sağlama ve uluslararası insan haklarına yönelik tüm ihlalleri kayıt altına alma’ çağrısını da içerdi.

Destek karşılığında buğday
Mısır, dünyanın en büyük buğday ithalatçısı ve Rusya ile Ukrayna da yıllık tüketiminin yüzde 50'sini aşan Mısır ithalatının ana kaynakları. Kronik boşluk ortasında buğday, savaştan doğrudan etkilenen ‘stratejik ürünler’ arasında yer alıyor. Mısır, Rusya ve Ukrayna arasındaki savaşın koşulları nedeniyle geçen perşembe günü yalnızca bir şirketin başvuruda bulunduğu bir ihaleyi feshetmesinden 48 saat sonra, geçen cumartesi günü 13- 26 Nisan tarihlerinde belirsiz bir miktar ithal etmek üzere uluslararası bir ihale sunduğunu belirtti.
Kahire’deki Ukrayna Maslahatgüzarı, geçen pazar günü düzenlediği basın toplantısında, “Bizi silahlarla desteklemesi için Kahire'deki Ukrayna askeri ataşeliği aracılığıyla Mısır’a resmi olarak iletilen bir destek talebi var. Destek talebini takip etmek için Dışişleri Bakanlığı ve Mısır makamlarıyla görüşüyoruz” dedi. Maslahatgüzar ayrıca, “Tarafsızlığa zaman yok, savaş ve sonuçları kızıştığında, Rusya’nın uluslararası toplumdan izolasyonu nedeniyle herkesin çıkarları bozulacak” şeklinde konuştu.
Mısır tarafından gelmesi beklenen tepki hakkında Independent Arabia’nın sorunlarını yanıtlayan Nichai, “Durum, Mısır’ın tercihi ve hür iradesine kalmış. Elbette yardımcı olacağını umuyoruz. Bize verilecek destekte tavırlarının net olmasını tercih ediyoruz. Ayrıca Rusya’nın Mısır için stratejik bir ortak olduğunu biliyoruz. Ama bu, normal zamanlarda ve şu an istisnai bir durumdayız. Şunu anlamamız gerekiyor ki saldırı, gerilim ve ekonomik yaptırımlar artarsa ​​Rusya ile işbirliği imkansız hale gelecektir. Mısır’da ed-Dabaa nükleer santrali ve Süveyş Kanalı’ndaki sanayi ve ekonomik bölge gibi önemli Rus projeleri var. Rusya’nın uluslararası toplumdan teknik olarak izole edilmesinden sonra, Rusya ile söz konusu projelerde işbirliği yapmanın imkansız olacağını anlamalıyız” değerlendirmesinde bulundu. Nichai ayrıca, Ukrayna’nın talebinin bölgedeki bir dizi dost ülkeye yönlendirildiğine de dikkat çekti.
Independent Arabia olarak, konu hakkında yorumlarını alabilmek için Mısırlı yetkililerle iletişime geçtik, ancak bir yanıt alamadık. Mısır Dışişleri Bakanlığı, Kahire’nin Arap Birliği’ni Ukrayna’daki güncel gelişmeleri görüşmek üzere temsilciler düzeyinde acil bir toplantıya çağırdığını duyurdu.
Mısır Cumhurbaşkanı Abdulfettah es-Sisi, geçen pazar günü ‘ülkenin tüm temel gıda ürünleri için stratejik stokunu takip etmek üzere’ Başbakan Mustafa Medbuli, Tedarik ve İç Ticaret Bakanı Ali Musaylihi ve Silahlı Kuvvetlerin Mühendislik Otoritesi Başkanı Tümgeneral İhab el-Far ile bir araya geldi. Musaylihi, bu malların sağlanması hususunda devletin önceden planlaması çerçevesinde bir sorun olmadığını söylerken, ortalama beş aydan daha uzun bir süre boyunca bu malların stratejik stokunun devamlılığını sağlayacaklarının kaydetti.

Mısır’ın krize bakışı
Rus güçlerin geçen perşembe günü başlattığı işgalin ardından Dışişleri Bakanlığı tarafından yapılan açıklamada Mısır, Ukrayna’daki durumla ilgili art arda yaşanan gelişmeleri büyük endişeyle takip ettiğini belirtti. Mısır, diyalog diline, diplomatik çözümlere ve krizin siyasi çözümünü uluslararası güvenlik ve istikrarı koruyacak şekilde hızlandıracak çabalara öncelik verilmesinin önemli olduğunu dile getirdi.
Ukraynalı diplomat, “İki ülke arasında, turizm ve diğer insani yardım alışverişlerine ek olarak geçen yıl 2,3 milyar dolara ulaşan bir ticaret alışverişi var” dedi. Ruslan Nichai, “Savaş devam ederse sorunlar yaşanacak. Karadeniz’den nakliye yapma zorluğu nedeniyle Rusya veya Ukrayna ile de takas olmayacak. Bu durum, Mısır ve Arap ülkelerinin gıda güvenliğini etkileyecek. Ayrıca geçen yıl 1,3 milyon sayıya ulaşan Ukraynalı turistlerin yokluğu, Mısır’ın turizme bağlı milli gelirinde büyük kayıplara neden olacak. Tarafsızlık olamaz. Ukrayna ve Rusya’dan ticaret alışverişi ve turizm mevcut. Şu an tarafsızlık zamanı değil” dedi.
Ukrayna’nın Kahire Büyükelçisi Maslahatgüzarı, Mısır’ın çıkarlarının savaşın sonlanmasından yana olduğunu vurguladı. Maslahatgüzar, “Bize, her türlü şekilde insani ve tıbbi yardım sağlanmalı. Bize, kendi seçimlerine göre silahlar konusunda yardım edilmeli” ifadelerini kullandı. Nichai, “Mısır’ın gıda güvenliği buğday, mısır ve ayçiçek yağı yoluyla büyük ölçüde Ukrayna’ya bağlı” dedi.
Mısır hükümetine Ukrayna’nın yanında yer alması için yaptığı açık çağrıya rağmen Ukraynalı diplomat, Kahire’yi ‘ateşkes ve barış görüşmelerinin başlatılması adına siyasi bir rol oynamaya’ çağırdı. Nichai, “Ateşkes durumunda buna uymaya hazırız. Kahire’nin Ruslarla görüşmelere ev sahipliği yapmasını memnuniyetle karşılıyoruz ve Mısır'da da olsa Devlet Başkanı Vladimir Putin ile Kahire’de görüşmeye hazırız” şeklinde konuştu. Diplomat, “Türkiye, İsrail ve Avrupa ülkeleri gibi birçok ülkeden başkentlerinde görüşmeler yapılması için teklifler var” dedi.
Uluslararası ekonomi araştırmacısı Samer Adil, “Ukrayna- Rusya krizinin sadece buğdayda değil, genel olarak Arap gıda güvenliği üzerinde bir etkisi var. Ancak tedarik ve nakliye zincirlerinde, özellikle Mısır, Libya, Lübnan ve Cezayir’de bir enflasyon dalgasına ve gıda ürünlerinin fiyatlarında artışa yol açacak” dedi. Adil, “Ancak Mısır’ın dört aylık bir buğday için stratejik bir stoku var ve ardından buğday hasat mevsimi başlıyor. Mısır ve Arap ülkeleri ABD, Kanada ve Avustralya gibi alternatif kaynaklara yönelebilir” dedi.
Samer Adil, “Arap ülkeleri, Ukrayna krizinden sonra gıda güvenliği kaynaklarını çeşitlendirme ikilemiyle karşı karşıya. Ancak orta ve uzun vadede yeni planlarla, ithalat kaynaklarını çeşitlendirerek daha az risk taşıyan ülkelere yönelip Afrika’ya yatırım yapmaya ve şimdiden yeterli rezervleri sağlamaya yönlendirilmelidir” ifadelerini kullandı.
Araştırmacı, gıda güvenliği belgesi aracılığıyla Mısır ve Arap ülkelerine ‘kriz konusundaki tavırlarını değiştirmeleri ve tarafsızlıklarından vazgeçmeleri’ için baskı yapma olasılığını uzak bir ihtimal olarak nitelendirdi. Samer Adil ayrıca, Avrupa’da gaz fiyatlarındaki artışın Mısır ve gaz ihraç eden ülkeler için bir fırsat sağlayabileceğine dikkat çekti.

Arap Birliği, barışçıl bir çözüm istiyor
Arap Birliği, Mısır’ın Ukrayna’da devam eden krizi görüşme talebine yanıt olarak, 28 Şubat sabahı Kuveyt başkanlığında daimî temsilciler düzeyinde acil bir toplantı yaptı. Toplantıya dair yapılan açıklamada, “Arap ülkelerini krizin iki tarafına bağlayan yakın ilişkiler ortasında ve iki dost halk düzeyinde, gelişmelerin, uluslararası barış ve güvenlik üzerindeki etkilerinin ve ayrıca bölge ülkeleri üzerindeki doğrudan etkisinin gözden geçirildiği kapsamlı müzakereler yapıldı” ifadelerine yer verildi.
Toplantı sonunda Arap Birliği, ‘dünyanın bu önemli bölgesindeki halkların güvenliğini ve emniyetini koruyacak şekilde’ krizi diyalog ve diplomasi yoluyla çözmeye yönelik tüm çabaları onayladı. Ayrıca insani durumun kötüleşmesine ilişkin endişelere dikkat çekilirken, mevcut koşullarda bölgedeki toplulukların güvenliğini ve emniyetini sağlamak için Arap ülkeleri arasında devam eden iş birliği ve koordinasyonun önemine dikkat çekildi.
Toplantıda, ‘krizlere diplomatik bir çözüm bulmak amacıyla, ilgili taraflarla gerekli istişareleri ve temasları yürütmek için bakanlar düzeyinde bir Arap temas grubu oluşturulması’ ve ‘gerekli adımların atılması için Genel Sekreterliğin görevlendirilmesi’ tavsiye edildi.
Arap Birliği Genel Sekreter Yardımcısı Hüsam Zeki, toplantı sırasında yaptığı konuşmada, “Tüm tarafların tutumlarının farkındayız, tamamı dost ülkelerdir. Askeri güce başvurmadan herkesi memnun edecek düzenlemelere ulaşmak için çalışmaların yoğunlaştırılması gerektiğine inanıyoruz. Çünkü savaşların yüksek ve üzücü maliyetleri var” dedi. Zeki ayrıca, uluslararası hukuka ve Birleşmiş Milletler Sözleşmesi’ne saygı çerçevesinde, ‘durumu ele almanın en iyi yolu olan ve mevcut siyasi ve diplomatik krizi sona erdirmeyi amaçlayan ciddi uluslararası eylemlerde bulunma, istikrarı yeniden sağlama ve herkes için güvenliği sağlama” çağrısında bulundu.

* Şarku’l Avsat okurları için Independent Arabia’dan tercüme edilmiştir.



Meşal: Hamas silahlarını bırakmayacak ve Gazze’de yabancı yönetimi kabul etmeyecek

Hamas liderlerinden Halid Meşal (Arşiv – Reuters)
Hamas liderlerinden Halid Meşal (Arşiv – Reuters)
TT

Meşal: Hamas silahlarını bırakmayacak ve Gazze’de yabancı yönetimi kabul etmeyecek

Hamas liderlerinden Halid Meşal (Arşiv – Reuters)
Hamas liderlerinden Halid Meşal (Arşiv – Reuters)

Hamas liderlerinden Halid Meşal bugün yaptığı açıklamada, Hamas’ın silahlarını bırakmayacağını ve Gazze Şeridi’nde ‘yabancı bir yönetimi’ kabul etmeyeceğini söyledi. Açıklama, ateşkes anlaşmasının, Hamas’ın silahsızlandırılmasını ve Gazze Şeridi’nin yönetimi için uluslararası bir komite kurulmasını öngören ikinci aşamasının başlamasının ardından geldi.

Hamas’ın yurt dışı sorumlusu ve eski Siyasi Büro Başkanı Meşal, 17. El Cezire Forumu’nda yaptığı konuşmada, “Direnişi, direnişin silahını ve direnişi gerçekleştirenleri suç saymak kabul edilemez” dedi.

Şarku’l Avsat’ın AFP’den aktardığına göre Meşal, “İşgal olduğu sürece direniş vardır. Direniş, işgal altındaki halkların bir hakkıdır; uluslararası hukukun, semavi dinlerin ve milletlerin hafızasının bir parçasıdır ve onunla gurur duyulur” ifadelerini kullandı.

İsrail ile Hamas arasında varılan ateşkes anlaşması, yıkıcı bir savaşın ardından, 10 Ekim’de yürürlüğe girdi. Anlaşma, Birleşmiş Milletler (BM) Güvenlik Konseyi tarafından da desteklenen bir ABD planına dayanıyor.

Anlaşmanın ilk aşaması, 7 Ekim 2023’ten bu yana Gazze Şeridi’nde tutulan rehineler ile İsrail hapishanelerindeki Filistinli mahkûmların takasını, çatışmaların durdurulmasını, İsrail’in Filistin topraklarındaki yerleşim alanlarından çekilmesini ve Gazze Şeridi’ne insani yardımların girişini öngörüyordu.

İkinci aşama ise 26 Ocak’ta Gazze Şeridi’nde son İsrailli rehinenin cansız bedeninin bulunmasının ardından başladı. Bu aşama, Hamas’ın silahsızlandırılmasını, Gazze Şeridi’nin yaklaşık yarısını kontrol eden İsrail ordusunun kademeli olarak çekilmesini ve Gazze’nin güvenliğinin sağlanmasına ve Filistinli polis birimlerinin eğitilmesine yardımcı olmayı amaçlayan uluslararası bir istikrar gücünün konuşlandırılmasını içeriyor.

Plan kapsamında, Gazze Şeridi’nin yönetimini denetlemek üzere ABD Başkanı Donald Trump’ın başkanlığında, çeşitli ülkelerden isimlerin yer aldığı Barış Konseyi oluşturuldu. Ayrıca, Gazze Şeridi’nin günlük işlerini yürütmek üzere Filistinli teknokratlardan oluşan bir komitenin kurulması öngörüldü.

Meşal, Barış Konseyi’ne Gazze Şeridi’nin yeniden inşasını ve yaklaşık 2 milyon 200 bin nüfuslu bölgeye insani yardımların akışını mümkün kılacak ‘dengeli bir yaklaşım’ benimseme çağrısında bulundu. Meşal, aynı zamanda Hamas’ın Filistin topraklarında herhangi bir yabancı yönetimi kabul etmeyeceğini yineledi.

Meşal sözlerini şöyle sürdürdü: “Ulusal sabitelerimize bağlıyız; vesayet mantığını, dış müdahaleyi ve manda yönetimini kabul etmiyoruz… Filistinlileri Filistinliler yönetir. Gazze, Gazze halkınındır; Filistin, Filistinlilerindir. Yabancı bir yönetimi kabul etmeyeceğiz.”

Meşal’e göre bu sorumluluk yalnızca Hamas’a değil, ‘tüm canlı unsurlarıyla Filistin halkının liderliğine’ aittir.

İsrail ve ABD, Hamas’ın silahsızlandırılması ve Gazze Şeridi’nin askerden arındırılmış bir bölge haline getirilmesi talebini sürdürüyor. Hamas ise silahlarını gelecekte kurulabilecek bir Filistin yönetimine devretme ihtimalinden söz ediyor.

İsrailli yetkililer, Hamas’ın Gazze Şeridi’nde yaklaşık 20 bin savaşçıya sahip olduğunu ve hareketin elinde yaklaşık 60 bin kalaşnikof tüfek bulunduğunu öne sürüyor.

Ateşkes anlaşmasında öngörülen uluslararası gücü hangi ülkelerin oluşturacağı ise henüz netlik kazanmış değil.


Libya’da Yüksek Yargı Konseyi, Anayasa Mahkemesi kararlarına karşı muhalefetini artırıyor

BM destekli Libya Yapısal Diyalogunun yönetişim ayağının sonuçlandırıldığı toplantıdan bir kare (UNSMIL)
BM destekli Libya Yapısal Diyalogunun yönetişim ayağının sonuçlandırıldığı toplantıdan bir kare (UNSMIL)
TT

Libya’da Yüksek Yargı Konseyi, Anayasa Mahkemesi kararlarına karşı muhalefetini artırıyor

BM destekli Libya Yapısal Diyalogunun yönetişim ayağının sonuçlandırıldığı toplantıdan bir kare (UNSMIL)
BM destekli Libya Yapısal Diyalogunun yönetişim ayağının sonuçlandırıldığı toplantıdan bir kare (UNSMIL)

Libya Yüksek Yargı Konseyi, Trablus'taki Yüksek Mahkeme Anayasa Dairesi'nin kararlarına karşı tavrını katılaştırarak, ‘yargıyı siyasallaştırma girişimlerine’ karşı sert bir uyarıda bulundu. Konsey, ‘bu hassas aşamada yargıya müdahale etme’ konusunda sert bir uyarıda bulundu. Ülke, yargıya da neredeyse ulaşan kronik siyasi ve askeri bölünmelerden mustarip durumda.

Yüksek Yargı Konseyi’nin bu tutumu, Anayasa Mahkemesi'nin Temsilciler Meclisi tarafından çıkarılan ve Yargı Sistemi Kanunu'nda değişiklikler içeren iki kanunu geçersiz kılma kararının ardından daha da belirginleşti. Bu durum, mevcut Yargı Yüksek Konseyi’nin kurulduğu anayasal dayanağın ortadan kalktığı ve bu kanundan kaynaklanan statüsünü kaybettiği anlamına geliyor. Dolayısıyla, önceki hükümlere uygun olarak yeniden oluşturulması gerekiyor.

Yüksek Yargı Konseyi tarafından cuma akşamı yapılan açıklamada ‘anayasal çevreden’ doğrudan bahsedilmeden yargı alanında yaşananlara, özellikle de bazılarının, kurumu zararlı bir kurum ile değiştirmek için anayasal olarak ilgili olduğunu düşündükleri araçları kullanarak yargının birliğini ve bağımsızlığını zayıflatma girişimlerine ilişkin duyulan üzüntü ifade edildi.

Konsey, bu kişilerin amacının, diğer tüm yetkileri elinden almak suretiyle, yalnızca siyasi ve dar bir kişisel çıkar olarak nitelendirilebilecek hedefleri gerçekleştirmek olduğunu değerlendirdi.

Yargının birliğini korumak, sorumlu davranmak ve ülkenin yararına hizmet etmek için, sonuçsuz kalacak bir fiili durum dayatmaya çalışanların devam eden uzlaşmaz tavırları karşısında bir süre en yüksek disiplin seviyesini uyguladığını da ekleyen Konsey, ülkenin tarihinde hassas ve tehlikeli bir dönemde, birliğin her zamankinden daha fazla ihtiyaç duyulduğu bir zamanda yargıya müdahale etme girişimlerine işaret etti.

fdbfb
Libya Temsilciler Meclisi'nin önceki bir oturumundan bir kare (Libya Temsilciler Meclisi)

Bu gerginlik, Temsilciler Meclisi ile (yargı otoritesini oluşturan üç sütundan biri olan) Devlet Konseyi arasındaki hukuki ve siyasi çatışmanın bir parçası olarak görülüyor. Bu çatışma, siyaset koridorlarından yargının kalbine taşınırken Temsilciler Meclisi, bazı yasal değişikliklerle Yüksek Yargı Konseyi'ni yeniden yapılandırarak yargı üzerinde daha fazla etki sahibi olmaya çalışıyor. Devlet Konseyi bu hamleyi yargının ‘siyasileştirilmesi’ olarak değerlendirdi.

Bu turda, Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreteri'nin Libya Özel Temsilcisi ve Libya'daki BM Destek Misyonu (UNSMIL) Başkanı Hanna Serwaa Tetteh, bu diyaloğun yeni bir hükümet seçmek için bir organ olmaktan ziyade, Libyalıların kendi ülkelerinin geleceği için kendileri tarafından formüle edilen pratik çözümler geliştirmek amacıyla yürütülen bir ‘Libyalılar arası’ süreç olduğunu teyit etti.

Seçim çerçevesine ilişkin görüşmeler de “6+6” komitesinin kuralları ve danışma komitesinin tavsiyeleri temelinde, mevcut farklılıkların altında yatan garantileri ve siyasi endişeleri anlamaya odaklanarak yürütüldü.

Katılımcı üyeler ise, görüşmelerin genel ilkelerden usul ayrıntılarına doğru ilerlediğini belirttiler. Komisyon Yönetim Kurulu'ndaki boş koltuk krizinin çözülmesinin, gelecekteki seçimlere olan güveni güçlendirmek ve seçimlerin itiraz edilmesini veya kesintiye uğramasını önlemek için temel bir unsur olduğunu vurguladılar.

ert6y
Önceki belediye seçim kampanyasından (Komisyon Yönetim Kurulu)

Turun sonunda üyeler, Berlin Süreci Siyasi Çalışma Grubu'nun büyükelçilerine ve temsilcilerine ana önerilerini sundular. Büyükelçiler ve temsilciler, sürecin mart ayında yeniden başlaması ve uzun vadeli istikrarı sağlayacak ulusal bir vizyon etrafında uzlaşma sağlanmaya devam edilmesi koşuluyla, UNSMIL tarafından kolaylaştırılan yol haritasına destek verdiklerini teyit ettiler.

Yapılandırılmış diyalogun yeni hükümetin seçimi konusunda kararlar alan bir organ olmadığını yineleyen USNMIL, devlet kurumlarını güçlendirmek amacıyla, seçimlere elverişli bir ortam yaratmak ve yönetişim, ekonomi ve güvenlik alanlarındaki en acil sorunları ele almak için pratik önerileri incelemekle ilgilendiğini belirtti. UNSMIL, bunun uzun vadeli çatışmanın nedenlerini ele almak için politika ve yasama önerilerini inceleyerek ve geliştirerek başarılacağının altını çizdi. Ayrıca, yapılandırılmış diyalogun istikrarın önünü açacak ulusal bir vizyon üzerinde uzlaşma sağlamayı amaçlayacağına da dikkati çekti.

Bu gelişme, cumartesi günü Tacura, Sayad ve el-Hashan belediyelerinde ve Tobruk'taki bir oy verme merkezinde, düzenli ve sakin bir atmosferde belediye meclisi seçimleri için oy kullanma işleminin başlamasıyla eş zamanlı gerçekleşti. Komisyon Yönetim Kurulu’nun ana operasyon odası, oy verme sürecinin disiplinli ve organize bir ortamda, önemli bir engel olmadan plana göre ilerlediğini belirtti.

Komisyon, 93 sandık merkezinden oluşan 43 merkezin tamamının açık olduğunu doğruladı. Bu tur, şeffaflığı artırmak ve her türlü sahtekarlık girişimini önlemek amacıyla Tacura belediyesinde elektronik doğrulama teknolojisi (parmak izi) kullanıldı.

u78ı9o
Huri, cumartesi günü belediye seçimlerinde bir oy verme merkezini ziyaret ederken (UNSMIL)

Öte yandan UNSMIL, sorumlu yerel yönetimin kurulmasına katkıda bulunmak için tüm kayıtlı seçmenleri oy kullanmaya çağırırken, misyonun başkan yardımcısı Stephanie Huri, Tacura'daki oy verme merkezlerini ziyaret ederek oy verme sürecini ve elektronik seçmen doğrulama sisteminin kullanımını yerinde gözlemledi.

Bu seçimler, oy vermeyi geciktiren bazı teknik ve hukuki engellerin aşılmasının ardından, Komisyonun ülke çapında belediye meclislerini seçme planını çerçevesinde gerçekleşirken söz konusu plan, son iki yılda uygulanan ve nihai sonuçların kabul edilmesi ve seçilmiş meclislerin oluşturulmasıyla sonuçlanan önceki aşamaların başarısının bir uzantısı olarak değerlendiriliyor.


Kasım, Hizbullah üzerindeki kontrolünü sıkılaştırıyor

Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)
Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)
TT

Kasım, Hizbullah üzerindeki kontrolünü sıkılaştırıyor

Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)
Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)

Hizbullah Genel Sekreteri Naim Kasım, örgütün idari kurumları üzerindeki kontrolünü sıkılaştırmaya çalışıyor. Bu yüzden söz konusu kurumlara, eski Genel Sekreter Hasan Nasrallah'ın liderliği döneminde marjinalleştirilen yakın arkadaşları ve din adamı olmayan politikacıları getirdi.

Şarku’l Avsat’a konuşan kaynaklara göre yapılan en önemli değişiklikler arasında, eski bakan ve milletvekili Muhammed Fneyş’in Hizbullah’ın ‘hükümeti’ olarak kabul edilen yürütme organının başına geçmesi, milletvekili ve parlamento grubu başkanı Muhammed Raad'ın ise genel sekreter yardımcılığına atanmasının bekleniyor.

Kaynaklar, Kasım'ın, daha önce partinin yürütme organının sorumluluğunda olan ayrıntılara girmeden liderliği elinde tutan genel sekreterlik ile örgütün tüm kurumlarını birbirine bağlayarak Hizbullah’ı kontrol etmeye çalıştığına işaret etti.

Öte yandan, Başbakan Nevaf Selam, çok sayıda kişinin İsrail'in tekrarlanan saldırılarının ardından halen yeniden inşa edilmesini beklediği güney bölgesine tarihi bir ziyaret başlattı. Başbakan Selam'ın, Hizbullah tarafından kendisine karşı başlatılan ihanet kampanyasına rağmen tüm köylerde sıcak bir şekilde karşılanması dikkati çekti.