Destek karşılığında buğday: Ukrayna, Mısır’ı Ruslara karşı yanında durmaya çağırıyor

Kahire’nin Moskova ve Kiev’den ithalatı yüzde 50’yi aştı ve Kiev ile olan ticaret alışverişinin hacmi 2,3 milyar doları buldu

Mısır, dünyanın en büyük buğday ithalatçısı ve Rusya ile Ukrayna, Mısır ithalatının ana kaynakları (AFP)
Mısır, dünyanın en büyük buğday ithalatçısı ve Rusya ile Ukrayna, Mısır ithalatının ana kaynakları (AFP)
TT

Destek karşılığında buğday: Ukrayna, Mısır’ı Ruslara karşı yanında durmaya çağırıyor

Mısır, dünyanın en büyük buğday ithalatçısı ve Rusya ile Ukrayna, Mısır ithalatının ana kaynakları (AFP)
Mısır, dünyanın en büyük buğday ithalatçısı ve Rusya ile Ukrayna, Mısır ithalatının ana kaynakları (AFP)

Bahaddin Ayyad
Ukrayna, en önde gelen ticaret ortaklarından Mısır’a ve bölge ülkelerine kendisini silah, yakıt, mali ve insani yardımla destekleme ve Rus işgaline karşı ‘tarafsız’ konumundan vazgeçme çağrısı yaptı.
Ukrayna’nın Kahire Büyükelçiliği Maslahatgüzarı Ruslan Nichai, ülkesinin Arap Birliği’ne Moskova’ya karşı tutumunu desteklemesini isteyen bir mesaj gönderdi. Ukraynalı diplomat, “Mısır'ın ülkesi ve Rusya ile olan ticari ve ekonomik çıkarları, Kremlin'in geçen perşembe günü şafak vakti ülkesine karşı başlattığı savaş sona ermezse tehdit edilecek ve bozulacak” dedi. Diplomat, ülkesinin işgalin üçüncü günü Mısır’a bir talep listesi içeren resmi bir çağrıda bulunduğunu söyledi. Diplomata göre talep listesi, Mısır’ın ‘Ukrayna’yı silah, savunma teçhizatı, mühimmat, yakıt ve kıtadaki en büyük orduya karşı koymak için gereken teçhizatlarla destekleyerek Ukrayna ile dayanışmayı teyit etme, Ukrayna’ya insani yardım sağlamanın yanı sıra mali destek sağlama ve uluslararası insan haklarına yönelik tüm ihlalleri kayıt altına alma’ çağrısını da içerdi.

Destek karşılığında buğday
Mısır, dünyanın en büyük buğday ithalatçısı ve Rusya ile Ukrayna da yıllık tüketiminin yüzde 50'sini aşan Mısır ithalatının ana kaynakları. Kronik boşluk ortasında buğday, savaştan doğrudan etkilenen ‘stratejik ürünler’ arasında yer alıyor. Mısır, Rusya ve Ukrayna arasındaki savaşın koşulları nedeniyle geçen perşembe günü yalnızca bir şirketin başvuruda bulunduğu bir ihaleyi feshetmesinden 48 saat sonra, geçen cumartesi günü 13- 26 Nisan tarihlerinde belirsiz bir miktar ithal etmek üzere uluslararası bir ihale sunduğunu belirtti.
Kahire’deki Ukrayna Maslahatgüzarı, geçen pazar günü düzenlediği basın toplantısında, “Bizi silahlarla desteklemesi için Kahire'deki Ukrayna askeri ataşeliği aracılığıyla Mısır’a resmi olarak iletilen bir destek talebi var. Destek talebini takip etmek için Dışişleri Bakanlığı ve Mısır makamlarıyla görüşüyoruz” dedi. Maslahatgüzar ayrıca, “Tarafsızlığa zaman yok, savaş ve sonuçları kızıştığında, Rusya’nın uluslararası toplumdan izolasyonu nedeniyle herkesin çıkarları bozulacak” şeklinde konuştu.
Mısır tarafından gelmesi beklenen tepki hakkında Independent Arabia’nın sorunlarını yanıtlayan Nichai, “Durum, Mısır’ın tercihi ve hür iradesine kalmış. Elbette yardımcı olacağını umuyoruz. Bize verilecek destekte tavırlarının net olmasını tercih ediyoruz. Ayrıca Rusya’nın Mısır için stratejik bir ortak olduğunu biliyoruz. Ama bu, normal zamanlarda ve şu an istisnai bir durumdayız. Şunu anlamamız gerekiyor ki saldırı, gerilim ve ekonomik yaptırımlar artarsa ​​Rusya ile işbirliği imkansız hale gelecektir. Mısır’da ed-Dabaa nükleer santrali ve Süveyş Kanalı’ndaki sanayi ve ekonomik bölge gibi önemli Rus projeleri var. Rusya’nın uluslararası toplumdan teknik olarak izole edilmesinden sonra, Rusya ile söz konusu projelerde işbirliği yapmanın imkansız olacağını anlamalıyız” değerlendirmesinde bulundu. Nichai ayrıca, Ukrayna’nın talebinin bölgedeki bir dizi dost ülkeye yönlendirildiğine de dikkat çekti.
Independent Arabia olarak, konu hakkında yorumlarını alabilmek için Mısırlı yetkililerle iletişime geçtik, ancak bir yanıt alamadık. Mısır Dışişleri Bakanlığı, Kahire’nin Arap Birliği’ni Ukrayna’daki güncel gelişmeleri görüşmek üzere temsilciler düzeyinde acil bir toplantıya çağırdığını duyurdu.
Mısır Cumhurbaşkanı Abdulfettah es-Sisi, geçen pazar günü ‘ülkenin tüm temel gıda ürünleri için stratejik stokunu takip etmek üzere’ Başbakan Mustafa Medbuli, Tedarik ve İç Ticaret Bakanı Ali Musaylihi ve Silahlı Kuvvetlerin Mühendislik Otoritesi Başkanı Tümgeneral İhab el-Far ile bir araya geldi. Musaylihi, bu malların sağlanması hususunda devletin önceden planlaması çerçevesinde bir sorun olmadığını söylerken, ortalama beş aydan daha uzun bir süre boyunca bu malların stratejik stokunun devamlılığını sağlayacaklarının kaydetti.

Mısır’ın krize bakışı
Rus güçlerin geçen perşembe günü başlattığı işgalin ardından Dışişleri Bakanlığı tarafından yapılan açıklamada Mısır, Ukrayna’daki durumla ilgili art arda yaşanan gelişmeleri büyük endişeyle takip ettiğini belirtti. Mısır, diyalog diline, diplomatik çözümlere ve krizin siyasi çözümünü uluslararası güvenlik ve istikrarı koruyacak şekilde hızlandıracak çabalara öncelik verilmesinin önemli olduğunu dile getirdi.
Ukraynalı diplomat, “İki ülke arasında, turizm ve diğer insani yardım alışverişlerine ek olarak geçen yıl 2,3 milyar dolara ulaşan bir ticaret alışverişi var” dedi. Ruslan Nichai, “Savaş devam ederse sorunlar yaşanacak. Karadeniz’den nakliye yapma zorluğu nedeniyle Rusya veya Ukrayna ile de takas olmayacak. Bu durum, Mısır ve Arap ülkelerinin gıda güvenliğini etkileyecek. Ayrıca geçen yıl 1,3 milyon sayıya ulaşan Ukraynalı turistlerin yokluğu, Mısır’ın turizme bağlı milli gelirinde büyük kayıplara neden olacak. Tarafsızlık olamaz. Ukrayna ve Rusya’dan ticaret alışverişi ve turizm mevcut. Şu an tarafsızlık zamanı değil” dedi.
Ukrayna’nın Kahire Büyükelçisi Maslahatgüzarı, Mısır’ın çıkarlarının savaşın sonlanmasından yana olduğunu vurguladı. Maslahatgüzar, “Bize, her türlü şekilde insani ve tıbbi yardım sağlanmalı. Bize, kendi seçimlerine göre silahlar konusunda yardım edilmeli” ifadelerini kullandı. Nichai, “Mısır’ın gıda güvenliği buğday, mısır ve ayçiçek yağı yoluyla büyük ölçüde Ukrayna’ya bağlı” dedi.
Mısır hükümetine Ukrayna’nın yanında yer alması için yaptığı açık çağrıya rağmen Ukraynalı diplomat, Kahire’yi ‘ateşkes ve barış görüşmelerinin başlatılması adına siyasi bir rol oynamaya’ çağırdı. Nichai, “Ateşkes durumunda buna uymaya hazırız. Kahire’nin Ruslarla görüşmelere ev sahipliği yapmasını memnuniyetle karşılıyoruz ve Mısır'da da olsa Devlet Başkanı Vladimir Putin ile Kahire’de görüşmeye hazırız” şeklinde konuştu. Diplomat, “Türkiye, İsrail ve Avrupa ülkeleri gibi birçok ülkeden başkentlerinde görüşmeler yapılması için teklifler var” dedi.
Uluslararası ekonomi araştırmacısı Samer Adil, “Ukrayna- Rusya krizinin sadece buğdayda değil, genel olarak Arap gıda güvenliği üzerinde bir etkisi var. Ancak tedarik ve nakliye zincirlerinde, özellikle Mısır, Libya, Lübnan ve Cezayir’de bir enflasyon dalgasına ve gıda ürünlerinin fiyatlarında artışa yol açacak” dedi. Adil, “Ancak Mısır’ın dört aylık bir buğday için stratejik bir stoku var ve ardından buğday hasat mevsimi başlıyor. Mısır ve Arap ülkeleri ABD, Kanada ve Avustralya gibi alternatif kaynaklara yönelebilir” dedi.
Samer Adil, “Arap ülkeleri, Ukrayna krizinden sonra gıda güvenliği kaynaklarını çeşitlendirme ikilemiyle karşı karşıya. Ancak orta ve uzun vadede yeni planlarla, ithalat kaynaklarını çeşitlendirerek daha az risk taşıyan ülkelere yönelip Afrika’ya yatırım yapmaya ve şimdiden yeterli rezervleri sağlamaya yönlendirilmelidir” ifadelerini kullandı.
Araştırmacı, gıda güvenliği belgesi aracılığıyla Mısır ve Arap ülkelerine ‘kriz konusundaki tavırlarını değiştirmeleri ve tarafsızlıklarından vazgeçmeleri’ için baskı yapma olasılığını uzak bir ihtimal olarak nitelendirdi. Samer Adil ayrıca, Avrupa’da gaz fiyatlarındaki artışın Mısır ve gaz ihraç eden ülkeler için bir fırsat sağlayabileceğine dikkat çekti.

Arap Birliği, barışçıl bir çözüm istiyor
Arap Birliği, Mısır’ın Ukrayna’da devam eden krizi görüşme talebine yanıt olarak, 28 Şubat sabahı Kuveyt başkanlığında daimî temsilciler düzeyinde acil bir toplantı yaptı. Toplantıya dair yapılan açıklamada, “Arap ülkelerini krizin iki tarafına bağlayan yakın ilişkiler ortasında ve iki dost halk düzeyinde, gelişmelerin, uluslararası barış ve güvenlik üzerindeki etkilerinin ve ayrıca bölge ülkeleri üzerindeki doğrudan etkisinin gözden geçirildiği kapsamlı müzakereler yapıldı” ifadelerine yer verildi.
Toplantı sonunda Arap Birliği, ‘dünyanın bu önemli bölgesindeki halkların güvenliğini ve emniyetini koruyacak şekilde’ krizi diyalog ve diplomasi yoluyla çözmeye yönelik tüm çabaları onayladı. Ayrıca insani durumun kötüleşmesine ilişkin endişelere dikkat çekilirken, mevcut koşullarda bölgedeki toplulukların güvenliğini ve emniyetini sağlamak için Arap ülkeleri arasında devam eden iş birliği ve koordinasyonun önemine dikkat çekildi.
Toplantıda, ‘krizlere diplomatik bir çözüm bulmak amacıyla, ilgili taraflarla gerekli istişareleri ve temasları yürütmek için bakanlar düzeyinde bir Arap temas grubu oluşturulması’ ve ‘gerekli adımların atılması için Genel Sekreterliğin görevlendirilmesi’ tavsiye edildi.
Arap Birliği Genel Sekreter Yardımcısı Hüsam Zeki, toplantı sırasında yaptığı konuşmada, “Tüm tarafların tutumlarının farkındayız, tamamı dost ülkelerdir. Askeri güce başvurmadan herkesi memnun edecek düzenlemelere ulaşmak için çalışmaların yoğunlaştırılması gerektiğine inanıyoruz. Çünkü savaşların yüksek ve üzücü maliyetleri var” dedi. Zeki ayrıca, uluslararası hukuka ve Birleşmiş Milletler Sözleşmesi’ne saygı çerçevesinde, ‘durumu ele almanın en iyi yolu olan ve mevcut siyasi ve diplomatik krizi sona erdirmeyi amaçlayan ciddi uluslararası eylemlerde bulunma, istikrarı yeniden sağlama ve herkes için güvenliği sağlama” çağrısında bulundu.

* Şarku’l Avsat okurları için Independent Arabia’dan tercüme edilmiştir.



Lübnan Başbakanı Nevvaf Selam, devletin ülkenin güneyine geri döneceğine söz verdi

Lübnan Başbakanı Nevvaf Selam, ülkenin güneyindeki Keferşuba sakinleri tarafından çiçek ve pirinç yağmuru eşliğinde böyle karşılandı (Şarku’l Avsat)
Lübnan Başbakanı Nevvaf Selam, ülkenin güneyindeki Keferşuba sakinleri tarafından çiçek ve pirinç yağmuru eşliğinde böyle karşılandı (Şarku’l Avsat)
TT

Lübnan Başbakanı Nevvaf Selam, devletin ülkenin güneyine geri döneceğine söz verdi

Lübnan Başbakanı Nevvaf Selam, ülkenin güneyindeki Keferşuba sakinleri tarafından çiçek ve pirinç yağmuru eşliğinde böyle karşılandı (Şarku’l Avsat)
Lübnan Başbakanı Nevvaf Selam, ülkenin güneyindeki Keferşuba sakinleri tarafından çiçek ve pirinç yağmuru eşliğinde böyle karşılandı (Şarku’l Avsat)

Lübnan Başbakanı Nevvaf Selam, halk ve siyasi partiler tarafından sıcak bir şekilde karşılanan iki günlük bölge gezisi sırasında, İsrail sınırındaki köylerdeki altyapının ‘birkaç hafta içinde’ yeniden inşa edilmesi ve güneydeki devlet otoritesinin yeniden tesis edilmesi için çalışacağına söz verdi.

Başbakan Selam şunları söyledi:

“Bu bölgenin devlete geri dönmesini istiyoruz ve ordunun güneyde sorumluluklarını yerine getirmeye devam etmesinden memnunuz. Ancak egemenlik sadece orduyla değil, aynı zamanda hukuk ve kurumlarla, halka sosyal koruma ve hizmetlerin sağlanmasıyla da tesis edilir.”

Bu ziyaret, Hizbullah ile Başbakan arasındaki siyasi farklılıkların önemli ölçüde aşıldığını gösterdi, zira Başbakan, birden fazla durakta Hizbullah, Emel Hareketi, Değişim bloğundan diğer milletvekilleri ve hatta etkinliklere katılan Hizbullah muhalifleri tarafından karşılandı.

Öte yandan Kuveyt Dışişleri Bakanlığı'nın Güvenlik Konseyi'nin VII. Bölüm Kapsamındaki Kararlarının Uygulanması Komitesi, terör listesine Lübnan’daki sekiz hastaneyi ekledi. Bu hastanelerin en az dördü Hizbullah tarafından işletiliyor.

Lübnan Sağlık Bakanlığı, ‘bu konuda Kuveytli yetkililerden herhangi bir inceleme veya bildirim almadığını’ açıklarken ‘konuyu açıklığa kavuşturmak, karışıklığı önlemek için doğru bilgileri sunmak ve Lübnan sağlık sistemini korumak için gerekli temasları kuracağını’ bildirdi.


İran'ın pazarlık hamleleri, Gazze anlaşmasının durgun sularını hareketlendiriyor

Filistinli çocuklar, Gazze Şeridi'nin merkezindeki Bureyc mülteci kampında bir çukurun yanında duruyor (AFP)
Filistinli çocuklar, Gazze Şeridi'nin merkezindeki Bureyc mülteci kampında bir çukurun yanında duruyor (AFP)
TT

İran'ın pazarlık hamleleri, Gazze anlaşmasının durgun sularını hareketlendiriyor

Filistinli çocuklar, Gazze Şeridi'nin merkezindeki Bureyc mülteci kampında bir çukurun yanında duruyor (AFP)
Filistinli çocuklar, Gazze Şeridi'nin merkezindeki Bureyc mülteci kampında bir çukurun yanında duruyor (AFP)

İran ile yaşanan gerilimler ve Gazze ateşkes anlaşmasındaki çıkmaz ortamında, ABD Başkanı Donald Trump ile İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu arasında, önümüzdeki çarşamba gününe ertelenen ve büyük bir merakla beklenen bir görüşme planlanıyor.

Şarku’l Avsat’a konuşan uzmanlar, yapılması planlanan görüşmenin, Gazze ateşkes anlaşmasındaki çıkmazın aşılması karşılığında İran'a yönelik baskının artırılması konusunda pazarlık içerebileceği ihtimalini göz ardı etmiyorlar.

Amerikan haber sitesi Axios'a göre 19 Şubat'ta yapılması planlanan ve ikinci aşamayı ilerletmesi beklenen Gazze "Barış Konseyi" toplantısı öncesinde, Netanyahu'nun ofisi, İran ile müzakereleri görüşmek üzere çarşamba günü Washington'da Trump ile bir araya gelmesinin beklendiğini belirtti. Açıklamada ayrıca, "İran ile yapılacak herhangi bir müzakerenin, balistik füzelerin sınırlandırılmasını ve bölgedeki İran'ın vekillerine verilen desteğin durdurulmasını içermesi gerektiğine inanılıyor" denildi.

Çarşamba günü yapılacak görüşme, ABD Başkanı Trump'ın Ocak 2025'te göreve dönmesinden bu yana Netanyahu ve Trump arasında gerçekleşecek yedinci görüşme olacak.

Mısır Dışişleri Konseyi üyesi ve eski Dışişleri Bakan Yardımcısı Büyükelçi Rakha Ahmed Hassan, Netanyahu'nun "Barış Konseyi" toplantısından önce Washington'a yaptığı ziyaretin zamanlamasının, "özellikle İran ve Gazze konularında, Washington ve Tel Aviv arasında çoğu noktada varılan anlaşma çerçevesinde" pozisyonların koordinasyonunu yansıttığına inanıyor.

Hassan, özellikle Washington'un "İran'a yapılacak bir saldırının kendi çıkarlarına daha büyük zarar vereceğinin farkına vardığı ve bunun Netanyahu için kabul edilemez göründüğü" göz önüne alındığında, iki konunun geleceğiyle ilgili "uzlaşma" olasılığına işaret etti.  

Filistinli siyasi analist Ayman al-Raqab, "uzlaşmanın mümkün olduğunu" ve Trump'ın "İran ve Gazze'nin birbirine bağlı meseleleri konusunda bir koordinasyon sağlamak isteyebileceğini ve birçok Amerikalı elçiyle, en son Steve Wittkoff ile görüşen ve başta uluslararası istikrar gücü, Hamas'ın silahsızlandırılması, yeniden yapılanma ve İsrail'in çekilmesi olmak üzere çetrefilli konuları ele alan Netanyahu ile meseleleri sonuçlandırmak isteyebileceğini" değerlendiriyor.

Gazze Şeridi'nin merkezindeki Nuseyrat mülteci kampında yıkılmış evler (AFP)Gazze Şeridi'nin merkezindeki Nuseyrat mülteci kampında yıkılmış evler (AFP)

Mısır Dışişleri Bakanı Bedr Abdulati ise dün Yunanistan Dışişleri Bakanı Giorgos Gerapetritis ile yaptığı telefon görüşmesinde, "ABD başkanının planının ikinci aşamasının gereklerini yerine getirmek için çalışmanın gerekliliğini" vurgulayarak, "Mısır'ın Barış Konseyi'ne desteğini" belirtti.

Abdulati, "Mısır'ın Gazze Şeridi Yönetimi Ulusal Komitesi'nin çalışmalarına tam desteğini" yineleyerek, bunun nüfusun günlük işlerini yönetmeyi amaçlayan ve Filistin Yönetimi'nin Şeritteki tüm sorumluluklarını yeniden üstlenmesinin yolunu açan geçici bir çerçeve olduğunu ifade etti.

Mısır Dışişleri Bakanı, "ateşkesi izlemek, Gazze Şeridi'ne insani yardım ve kurtarma desteği sağlamaya devam etmek ve erken toparlanma ile yeniden yapılanmanın yolunu açmak için uluslararası bir istikrar gücünün konuşlandırılmasının acil gerekliliğini" vurguladı.

Hassan, "Mısır, Gazze anlaşmasının tam olarak uygulanmasına bağlıdır ve gerek Barış Konseyi ve ona katılımı yoluyla gerekse uluslararası ortaklarla yapılan görüşmeler ve toplantılar yoluyla bu sürecin tamamlanmasını desteklemek için her cephede çalışmaktadır" dedi. Al-Raqab, Gazze anlaşmasının kalan konularının "barış sürecinin ilerlemesi için son derece önemli" olduğunu belirterek, İsrail'in "anlaşmada ilerlemenin önüne çok sayıda engel koyduğunu ve Trump ile Netanyahu arasındaki görüşmenin bu konuda çok önemli olacağını" ifade etti.


Meşal: Hamas silahlarını bırakmayacak ve Gazze’de yabancı yönetimi kabul etmeyecek

Hamas liderlerinden Halid Meşal (Arşiv – Reuters)
Hamas liderlerinden Halid Meşal (Arşiv – Reuters)
TT

Meşal: Hamas silahlarını bırakmayacak ve Gazze’de yabancı yönetimi kabul etmeyecek

Hamas liderlerinden Halid Meşal (Arşiv – Reuters)
Hamas liderlerinden Halid Meşal (Arşiv – Reuters)

Hamas liderlerinden Halid Meşal bugün yaptığı açıklamada, Hamas’ın silahlarını bırakmayacağını ve Gazze Şeridi’nde ‘yabancı bir yönetimi’ kabul etmeyeceğini söyledi. Açıklama, ateşkes anlaşmasının, Hamas’ın silahsızlandırılmasını ve Gazze Şeridi’nin yönetimi için uluslararası bir komite kurulmasını öngören ikinci aşamasının başlamasının ardından geldi.

Hamas’ın yurt dışı sorumlusu ve eski Siyasi Büro Başkanı Meşal, 17. El Cezire Forumu’nda yaptığı konuşmada, “Direnişi, direnişin silahını ve direnişi gerçekleştirenleri suç saymak kabul edilemez” dedi.

Şarku’l Avsat’ın AFP’den aktardığına göre Meşal, “İşgal olduğu sürece direniş vardır. Direniş, işgal altındaki halkların bir hakkıdır; uluslararası hukukun, semavi dinlerin ve milletlerin hafızasının bir parçasıdır ve onunla gurur duyulur” ifadelerini kullandı.

İsrail ile Hamas arasında varılan ateşkes anlaşması, yıkıcı bir savaşın ardından, 10 Ekim’de yürürlüğe girdi. Anlaşma, Birleşmiş Milletler (BM) Güvenlik Konseyi tarafından da desteklenen bir ABD planına dayanıyor.

Anlaşmanın ilk aşaması, 7 Ekim 2023’ten bu yana Gazze Şeridi’nde tutulan rehineler ile İsrail hapishanelerindeki Filistinli mahkûmların takasını, çatışmaların durdurulmasını, İsrail’in Filistin topraklarındaki yerleşim alanlarından çekilmesini ve Gazze Şeridi’ne insani yardımların girişini öngörüyordu.

İkinci aşama ise 26 Ocak’ta Gazze Şeridi’nde son İsrailli rehinenin cansız bedeninin bulunmasının ardından başladı. Bu aşama, Hamas’ın silahsızlandırılmasını, Gazze Şeridi’nin yaklaşık yarısını kontrol eden İsrail ordusunun kademeli olarak çekilmesini ve Gazze’nin güvenliğinin sağlanmasına ve Filistinli polis birimlerinin eğitilmesine yardımcı olmayı amaçlayan uluslararası bir istikrar gücünün konuşlandırılmasını içeriyor.

Plan kapsamında, Gazze Şeridi’nin yönetimini denetlemek üzere ABD Başkanı Donald Trump’ın başkanlığında, çeşitli ülkelerden isimlerin yer aldığı Barış Konseyi oluşturuldu. Ayrıca, Gazze Şeridi’nin günlük işlerini yürütmek üzere Filistinli teknokratlardan oluşan bir komitenin kurulması öngörüldü.

Meşal, Barış Konseyi’ne Gazze Şeridi’nin yeniden inşasını ve yaklaşık 2 milyon 200 bin nüfuslu bölgeye insani yardımların akışını mümkün kılacak ‘dengeli bir yaklaşım’ benimseme çağrısında bulundu. Meşal, aynı zamanda Hamas’ın Filistin topraklarında herhangi bir yabancı yönetimi kabul etmeyeceğini yineledi.

Meşal sözlerini şöyle sürdürdü: “Ulusal sabitelerimize bağlıyız; vesayet mantığını, dış müdahaleyi ve manda yönetimini kabul etmiyoruz… Filistinlileri Filistinliler yönetir. Gazze, Gazze halkınındır; Filistin, Filistinlilerindir. Yabancı bir yönetimi kabul etmeyeceğiz.”

Meşal’e göre bu sorumluluk yalnızca Hamas’a değil, ‘tüm canlı unsurlarıyla Filistin halkının liderliğine’ aittir.

İsrail ve ABD, Hamas’ın silahsızlandırılması ve Gazze Şeridi’nin askerden arındırılmış bir bölge haline getirilmesi talebini sürdürüyor. Hamas ise silahlarını gelecekte kurulabilecek bir Filistin yönetimine devretme ihtimalinden söz ediyor.

İsrailli yetkililer, Hamas’ın Gazze Şeridi’nde yaklaşık 20 bin savaşçıya sahip olduğunu ve hareketin elinde yaklaşık 60 bin kalaşnikof tüfek bulunduğunu öne sürüyor.

Ateşkes anlaşmasında öngörülen uluslararası gücü hangi ülkelerin oluşturacağı ise henüz netlik kazanmış değil.