Destek karşılığında buğday: Ukrayna, Mısır’ı Ruslara karşı yanında durmaya çağırıyor

Kahire’nin Moskova ve Kiev’den ithalatı yüzde 50’yi aştı ve Kiev ile olan ticaret alışverişinin hacmi 2,3 milyar doları buldu

Mısır, dünyanın en büyük buğday ithalatçısı ve Rusya ile Ukrayna, Mısır ithalatının ana kaynakları (AFP)
Mısır, dünyanın en büyük buğday ithalatçısı ve Rusya ile Ukrayna, Mısır ithalatının ana kaynakları (AFP)
TT

Destek karşılığında buğday: Ukrayna, Mısır’ı Ruslara karşı yanında durmaya çağırıyor

Mısır, dünyanın en büyük buğday ithalatçısı ve Rusya ile Ukrayna, Mısır ithalatının ana kaynakları (AFP)
Mısır, dünyanın en büyük buğday ithalatçısı ve Rusya ile Ukrayna, Mısır ithalatının ana kaynakları (AFP)

Bahaddin Ayyad
Ukrayna, en önde gelen ticaret ortaklarından Mısır’a ve bölge ülkelerine kendisini silah, yakıt, mali ve insani yardımla destekleme ve Rus işgaline karşı ‘tarafsız’ konumundan vazgeçme çağrısı yaptı.
Ukrayna’nın Kahire Büyükelçiliği Maslahatgüzarı Ruslan Nichai, ülkesinin Arap Birliği’ne Moskova’ya karşı tutumunu desteklemesini isteyen bir mesaj gönderdi. Ukraynalı diplomat, “Mısır'ın ülkesi ve Rusya ile olan ticari ve ekonomik çıkarları, Kremlin'in geçen perşembe günü şafak vakti ülkesine karşı başlattığı savaş sona ermezse tehdit edilecek ve bozulacak” dedi. Diplomat, ülkesinin işgalin üçüncü günü Mısır’a bir talep listesi içeren resmi bir çağrıda bulunduğunu söyledi. Diplomata göre talep listesi, Mısır’ın ‘Ukrayna’yı silah, savunma teçhizatı, mühimmat, yakıt ve kıtadaki en büyük orduya karşı koymak için gereken teçhizatlarla destekleyerek Ukrayna ile dayanışmayı teyit etme, Ukrayna’ya insani yardım sağlamanın yanı sıra mali destek sağlama ve uluslararası insan haklarına yönelik tüm ihlalleri kayıt altına alma’ çağrısını da içerdi.

Destek karşılığında buğday
Mısır, dünyanın en büyük buğday ithalatçısı ve Rusya ile Ukrayna da yıllık tüketiminin yüzde 50'sini aşan Mısır ithalatının ana kaynakları. Kronik boşluk ortasında buğday, savaştan doğrudan etkilenen ‘stratejik ürünler’ arasında yer alıyor. Mısır, Rusya ve Ukrayna arasındaki savaşın koşulları nedeniyle geçen perşembe günü yalnızca bir şirketin başvuruda bulunduğu bir ihaleyi feshetmesinden 48 saat sonra, geçen cumartesi günü 13- 26 Nisan tarihlerinde belirsiz bir miktar ithal etmek üzere uluslararası bir ihale sunduğunu belirtti.
Kahire’deki Ukrayna Maslahatgüzarı, geçen pazar günü düzenlediği basın toplantısında, “Bizi silahlarla desteklemesi için Kahire'deki Ukrayna askeri ataşeliği aracılığıyla Mısır’a resmi olarak iletilen bir destek talebi var. Destek talebini takip etmek için Dışişleri Bakanlığı ve Mısır makamlarıyla görüşüyoruz” dedi. Maslahatgüzar ayrıca, “Tarafsızlığa zaman yok, savaş ve sonuçları kızıştığında, Rusya’nın uluslararası toplumdan izolasyonu nedeniyle herkesin çıkarları bozulacak” şeklinde konuştu.
Mısır tarafından gelmesi beklenen tepki hakkında Independent Arabia’nın sorunlarını yanıtlayan Nichai, “Durum, Mısır’ın tercihi ve hür iradesine kalmış. Elbette yardımcı olacağını umuyoruz. Bize verilecek destekte tavırlarının net olmasını tercih ediyoruz. Ayrıca Rusya’nın Mısır için stratejik bir ortak olduğunu biliyoruz. Ama bu, normal zamanlarda ve şu an istisnai bir durumdayız. Şunu anlamamız gerekiyor ki saldırı, gerilim ve ekonomik yaptırımlar artarsa ​​Rusya ile işbirliği imkansız hale gelecektir. Mısır’da ed-Dabaa nükleer santrali ve Süveyş Kanalı’ndaki sanayi ve ekonomik bölge gibi önemli Rus projeleri var. Rusya’nın uluslararası toplumdan teknik olarak izole edilmesinden sonra, Rusya ile söz konusu projelerde işbirliği yapmanın imkansız olacağını anlamalıyız” değerlendirmesinde bulundu. Nichai ayrıca, Ukrayna’nın talebinin bölgedeki bir dizi dost ülkeye yönlendirildiğine de dikkat çekti.
Independent Arabia olarak, konu hakkında yorumlarını alabilmek için Mısırlı yetkililerle iletişime geçtik, ancak bir yanıt alamadık. Mısır Dışişleri Bakanlığı, Kahire’nin Arap Birliği’ni Ukrayna’daki güncel gelişmeleri görüşmek üzere temsilciler düzeyinde acil bir toplantıya çağırdığını duyurdu.
Mısır Cumhurbaşkanı Abdulfettah es-Sisi, geçen pazar günü ‘ülkenin tüm temel gıda ürünleri için stratejik stokunu takip etmek üzere’ Başbakan Mustafa Medbuli, Tedarik ve İç Ticaret Bakanı Ali Musaylihi ve Silahlı Kuvvetlerin Mühendislik Otoritesi Başkanı Tümgeneral İhab el-Far ile bir araya geldi. Musaylihi, bu malların sağlanması hususunda devletin önceden planlaması çerçevesinde bir sorun olmadığını söylerken, ortalama beş aydan daha uzun bir süre boyunca bu malların stratejik stokunun devamlılığını sağlayacaklarının kaydetti.

Mısır’ın krize bakışı
Rus güçlerin geçen perşembe günü başlattığı işgalin ardından Dışişleri Bakanlığı tarafından yapılan açıklamada Mısır, Ukrayna’daki durumla ilgili art arda yaşanan gelişmeleri büyük endişeyle takip ettiğini belirtti. Mısır, diyalog diline, diplomatik çözümlere ve krizin siyasi çözümünü uluslararası güvenlik ve istikrarı koruyacak şekilde hızlandıracak çabalara öncelik verilmesinin önemli olduğunu dile getirdi.
Ukraynalı diplomat, “İki ülke arasında, turizm ve diğer insani yardım alışverişlerine ek olarak geçen yıl 2,3 milyar dolara ulaşan bir ticaret alışverişi var” dedi. Ruslan Nichai, “Savaş devam ederse sorunlar yaşanacak. Karadeniz’den nakliye yapma zorluğu nedeniyle Rusya veya Ukrayna ile de takas olmayacak. Bu durum, Mısır ve Arap ülkelerinin gıda güvenliğini etkileyecek. Ayrıca geçen yıl 1,3 milyon sayıya ulaşan Ukraynalı turistlerin yokluğu, Mısır’ın turizme bağlı milli gelirinde büyük kayıplara neden olacak. Tarafsızlık olamaz. Ukrayna ve Rusya’dan ticaret alışverişi ve turizm mevcut. Şu an tarafsızlık zamanı değil” dedi.
Ukrayna’nın Kahire Büyükelçisi Maslahatgüzarı, Mısır’ın çıkarlarının savaşın sonlanmasından yana olduğunu vurguladı. Maslahatgüzar, “Bize, her türlü şekilde insani ve tıbbi yardım sağlanmalı. Bize, kendi seçimlerine göre silahlar konusunda yardım edilmeli” ifadelerini kullandı. Nichai, “Mısır’ın gıda güvenliği buğday, mısır ve ayçiçek yağı yoluyla büyük ölçüde Ukrayna’ya bağlı” dedi.
Mısır hükümetine Ukrayna’nın yanında yer alması için yaptığı açık çağrıya rağmen Ukraynalı diplomat, Kahire’yi ‘ateşkes ve barış görüşmelerinin başlatılması adına siyasi bir rol oynamaya’ çağırdı. Nichai, “Ateşkes durumunda buna uymaya hazırız. Kahire’nin Ruslarla görüşmelere ev sahipliği yapmasını memnuniyetle karşılıyoruz ve Mısır'da da olsa Devlet Başkanı Vladimir Putin ile Kahire’de görüşmeye hazırız” şeklinde konuştu. Diplomat, “Türkiye, İsrail ve Avrupa ülkeleri gibi birçok ülkeden başkentlerinde görüşmeler yapılması için teklifler var” dedi.
Uluslararası ekonomi araştırmacısı Samer Adil, “Ukrayna- Rusya krizinin sadece buğdayda değil, genel olarak Arap gıda güvenliği üzerinde bir etkisi var. Ancak tedarik ve nakliye zincirlerinde, özellikle Mısır, Libya, Lübnan ve Cezayir’de bir enflasyon dalgasına ve gıda ürünlerinin fiyatlarında artışa yol açacak” dedi. Adil, “Ancak Mısır’ın dört aylık bir buğday için stratejik bir stoku var ve ardından buğday hasat mevsimi başlıyor. Mısır ve Arap ülkeleri ABD, Kanada ve Avustralya gibi alternatif kaynaklara yönelebilir” dedi.
Samer Adil, “Arap ülkeleri, Ukrayna krizinden sonra gıda güvenliği kaynaklarını çeşitlendirme ikilemiyle karşı karşıya. Ancak orta ve uzun vadede yeni planlarla, ithalat kaynaklarını çeşitlendirerek daha az risk taşıyan ülkelere yönelip Afrika’ya yatırım yapmaya ve şimdiden yeterli rezervleri sağlamaya yönlendirilmelidir” ifadelerini kullandı.
Araştırmacı, gıda güvenliği belgesi aracılığıyla Mısır ve Arap ülkelerine ‘kriz konusundaki tavırlarını değiştirmeleri ve tarafsızlıklarından vazgeçmeleri’ için baskı yapma olasılığını uzak bir ihtimal olarak nitelendirdi. Samer Adil ayrıca, Avrupa’da gaz fiyatlarındaki artışın Mısır ve gaz ihraç eden ülkeler için bir fırsat sağlayabileceğine dikkat çekti.

Arap Birliği, barışçıl bir çözüm istiyor
Arap Birliği, Mısır’ın Ukrayna’da devam eden krizi görüşme talebine yanıt olarak, 28 Şubat sabahı Kuveyt başkanlığında daimî temsilciler düzeyinde acil bir toplantı yaptı. Toplantıya dair yapılan açıklamada, “Arap ülkelerini krizin iki tarafına bağlayan yakın ilişkiler ortasında ve iki dost halk düzeyinde, gelişmelerin, uluslararası barış ve güvenlik üzerindeki etkilerinin ve ayrıca bölge ülkeleri üzerindeki doğrudan etkisinin gözden geçirildiği kapsamlı müzakereler yapıldı” ifadelerine yer verildi.
Toplantı sonunda Arap Birliği, ‘dünyanın bu önemli bölgesindeki halkların güvenliğini ve emniyetini koruyacak şekilde’ krizi diyalog ve diplomasi yoluyla çözmeye yönelik tüm çabaları onayladı. Ayrıca insani durumun kötüleşmesine ilişkin endişelere dikkat çekilirken, mevcut koşullarda bölgedeki toplulukların güvenliğini ve emniyetini sağlamak için Arap ülkeleri arasında devam eden iş birliği ve koordinasyonun önemine dikkat çekildi.
Toplantıda, ‘krizlere diplomatik bir çözüm bulmak amacıyla, ilgili taraflarla gerekli istişareleri ve temasları yürütmek için bakanlar düzeyinde bir Arap temas grubu oluşturulması’ ve ‘gerekli adımların atılması için Genel Sekreterliğin görevlendirilmesi’ tavsiye edildi.
Arap Birliği Genel Sekreter Yardımcısı Hüsam Zeki, toplantı sırasında yaptığı konuşmada, “Tüm tarafların tutumlarının farkındayız, tamamı dost ülkelerdir. Askeri güce başvurmadan herkesi memnun edecek düzenlemelere ulaşmak için çalışmaların yoğunlaştırılması gerektiğine inanıyoruz. Çünkü savaşların yüksek ve üzücü maliyetleri var” dedi. Zeki ayrıca, uluslararası hukuka ve Birleşmiş Milletler Sözleşmesi’ne saygı çerçevesinde, ‘durumu ele almanın en iyi yolu olan ve mevcut siyasi ve diplomatik krizi sona erdirmeyi amaçlayan ciddi uluslararası eylemlerde bulunma, istikrarı yeniden sağlama ve herkes için güvenliği sağlama” çağrısında bulundu.

* Şarku’l Avsat okurları için Independent Arabia’dan tercüme edilmiştir.



Dera’da bir DEAŞ hücresi ele geçirildi... Suriye’de örgütten geriye ne kaldı?

Dera’nın es-Sanameyn kentinde, aralarında DEAŞ’a bağlı bir hücrenin de bulunduğu bir dizi suç hücresine yönelik güvenlik operasyonları düzenlendi. (Suriye İç Güvenlik Güçleri’nin X hesabı)
Dera’nın es-Sanameyn kentinde, aralarında DEAŞ’a bağlı bir hücrenin de bulunduğu bir dizi suç hücresine yönelik güvenlik operasyonları düzenlendi. (Suriye İç Güvenlik Güçleri’nin X hesabı)
TT

Dera’da bir DEAŞ hücresi ele geçirildi... Suriye’de örgütten geriye ne kaldı?

Dera’nın es-Sanameyn kentinde, aralarında DEAŞ’a bağlı bir hücrenin de bulunduğu bir dizi suç hücresine yönelik güvenlik operasyonları düzenlendi. (Suriye İç Güvenlik Güçleri’nin X hesabı)
Dera’nın es-Sanameyn kentinde, aralarında DEAŞ’a bağlı bir hücrenin de bulunduğu bir dizi suç hücresine yönelik güvenlik operasyonları düzenlendi. (Suriye İç Güvenlik Güçleri’nin X hesabı)

İsmail Derviş

Suriye İçişleri Bakanlığı perşembe günü, ülkenin güneyindeki Dera vilayetinde emniyet güçlerinin yürüttüğü takip ve kovuşturma operasyonları sonucunda, es-Sanameyn şehrinde üç personelin öldürülmesinden sorumlu hücreye ulaşıldığını açıkladı.

Dera Emniyet Müdürü Tuğgeneral Hüsam Memun et-Tahhan, Suriye resmi haber ajansı SANA’ya yaptığı açıklamada, güvenlik takibinin hücrenin Muhsin el-Heymed ile ‘el-Keşki’ lakaplı Ahmed el-Osman tarafından yönetildiğini ortaya çıkardığını belirtti. Tahhan, arama ve tarama faaliyetleri sırasında güvenlik güçlerinin söz konusu iki şahsın evinde silah, mühimmat, patlamaya hazır el yapımı patlayıcılar ve patlayıcı yapımında kullanılan ekipmanlar ele geçirdiğini bildirdi.

Suriye güvenlik kaynaklarından yapılan açıklamada ise “Emniyet güçleri, Dera’nın es-Sanameyn şehrinde aralarında DEAŞ terör örgütüne bağlı bir hücrenin de bulunduğu birkaç suç hücresine yönelik güvenlik operasyonları düzenledi… Bu suç hücreleri arasında yakın bir koordinasyon olduğu tespit edildi. Aranan beş kişi gözaltına alındı ve yakın zamanda adalete teslim edilecekler” ifadelerine yer verildi.

Perşembe günü erken saatlerde, Dera’nın kuzey kırsalındaki es-Sanameyn’de aranan bir kişiyi yakalamaya yönelik güvenlik görevi icra edilirken Suriye emniyet güçlerinden üç personel hayatını kaybetmiş, diğerleri de yaralanmıştı. Yerel kaynaklara göre hayatını kaybeden kişilerin Mustafa Saadettin, Sallum el-Masalime ve Nail es-Safadi olduğu bildirildi.

Şarku’l Avsat’ın Independent Arabia’dan aktardığı analize göre Dera’daki operasyonda DEAŞ isminin öne çıkması, özellikle Suriye Demokratik Güçleri (SDG) dosyasının kapanması, yapının feshedilerek Suriye devletine tamamen entegre edildiğinin duyurulmasıyla birlikte son aylarda eylemleri önemli ölçüde azalan terör örgütü tehlikesini yeniden gündeme taşıyor. Ancak bu durum akıllara şu soruyu getiriyor: DEAŞ saflarını yeniden düzenlemeye mi çalışıyor, yoksa kendisiyle mücadele eden Uluslararası Koalisyon’a üye olan Suriye hükümetine yönelik eylemlerini sürdürmeyi mi hedefliyor?

Yeni gerçekliğe uyum sağlama aşaması

Askerî ve siyasi araştırmacı İsmet el-Absi, “DEAŞ terör örgütünün arazi kontrolü sağlayan bir yapı olarak geleneksel anlamda geri dönüşünden söz edilemez. Ancak yeniden konumlanma ve uyum sağlama çabası içeren bir evreyle karşı karşıyayız. Es-Sanameyn şehrinde ve başka yerlerde yaşananlar, terör örgütünün geri döndüğünün bir göstergesi değil; aksine, örgütün uyuyan ve dağınık bir hücre ağına dönüştüğünün bir kanıtıdır. Dera’da meydana gelen olaylar ise örgütün, Suriye hükümetinin hızlı yanıt verme kapasitesinin sınırlarını test etme girişimiydi” değerlendirmesinde bulundu.

El-Absi sözlerine şöyle devam etti: “SDG dosyasının çözüme kavuşturulmasının ardından örgütün eylemleri ciddi oranda azaldı; ancak asıl gerileyen şey görünür operasyonlar oldu. Bu durum, değişen bölgesel ve uluslararası güvenlik ortamıyla bağlantılıdır. Nitekim ABD ve Uluslararası Koalisyon’un askerî üslerden çekilerek buraları Suriye hükümetine devretmesi, güvenlik sorumluluğunu tamamen Şam’a yükledi. Bu değişim, örgütü yeni kurulan birleşik Suriye ordusundan gelecek nokta atışı darbelerden kaçınmak amacıyla taktiksel bir sessizlik veya operasyonel fetret dönemine girmeye zorladı.”

Yapısı olmayan hücreler

Diğer yandan Suriyeli gazeteci Muhammed Beşir Derbike, “DEAŞ bazı ağlarını yeniden inşa etmeye çalışıyor ancak kendisini askerî bir güç olarak tanımlayacak şekilde yapılandırmıyor. Dera’da yaşananlar, sınırlı çatışmalara girebilecek hücrelerin varlığının sürdüğüne işaret ediyor. Yine de örgütün Suriye’nin güneyinde veya ülke genelindeki başka bir bölgede büyük bir varlığa sahip olduğu söylenemez; aksine, merkezî komuta yapısıyla bağı bulunmayan ve merkeziyetsiz bir sistemle hareket eden bazı uyuyan hücreler söz konusu” ifadelerini kullandı.

Derbike değerlendirmesini şöyle sürdürdü: “Suriye toprakları son aylarda DEAŞ açısından neredeyse tam bir sessizlik dönemine tanıklık etti; nitekim Dera’daki son çatışmadan önce büyük etki yaratan herhangi bir eyleme rastlamadık. Bu gözden kayboluş süreci, SDG’nin entegrasyon aşamalarının başlamasıyla start aldı. Bunun temel nedeni ise kuzey ve doğudaki güvenlik boşluğunun büyük ölçüde ortadan kalkmasıdır. Zira SDG’nin feshedilerek devlet kurumlarına entegre edilmesi, DEAŞ’ın aralarındaki rekabetten faydalandığı güç haritasını değiştirdi. Örgüt geçtiğimiz şubat ayında, ‘Geçici Suriye Hükümeti’ne karşı yeni bir eylem safhası’ adını verdiği süreci ilan etmişti; ancak bu eylemler mart ayından itibaren geriledi veya durma noktasına geldi. Yine de eylem sayısındaki düşüş ile örgüt tehdidinin tamamen sona ermesini birbirine karıştırmamak oldukça önemli.”

DEAŞ’ın Suriye’deki geleceği ne olacak?

Derbike değerlendirmesini şu ifadelerle noktaladı: “Mevcut veriler ışığında DEAŞ’ın kısa ve orta vadeli geleceği; örgütlü bir yapıdan ziyade birbirinden bağımsız, hareketli hücreler şeklinde olacaktır. Uzun sessizlik dönemlerinin ardından zaman zaman sınırlı bir eyleme veya saldırıya tanık olabiliriz. Bir başka deyişle, örgütün son derece zayıf olduğunu ancak fırsatları ve güvenlik açıklarını kollayıp istismar etmeye çalıştığını söyleyebiliriz. Buna karşılık, Suriye devleti güvenlik birimlerini birleştirmeyi, sınırları ve çöl bölgelerini denetim altına almayı, cezaevleri ile kamplar sorununu çözmeyi başardıkça örgütün hareket alanı da daralacaktır. Ancak yeni güvenlik boşlukları veya yerel çatışmalar ortaya çıkarsa DEAŞ bunlardan sızmaya ve bunları kullanmaya çalışacaktır. Dolayısıyla Dera’da son yaşananlar örgüt açısından medya propagandası bakımından önemli olsa da askerî açıdan bir kazanım sağlamamaktadır.”


Gazze’de İsrail için muhbirlik yapan kişi, uyuşturucu yüzünden yakalandı

Gazze Şeridi’ndeki Sivil Savunma Müdürlüğü ekipleri, dün Gazze şehrinde İsrail saldırısı sonucu hasar gören bir araçtaki yangını söndürmeye çalışırken (Reuters)
Gazze Şeridi’ndeki Sivil Savunma Müdürlüğü ekipleri, dün Gazze şehrinde İsrail saldırısı sonucu hasar gören bir araçtaki yangını söndürmeye çalışırken (Reuters)
TT

Gazze’de İsrail için muhbirlik yapan kişi, uyuşturucu yüzünden yakalandı

Gazze Şeridi’ndeki Sivil Savunma Müdürlüğü ekipleri, dün Gazze şehrinde İsrail saldırısı sonucu hasar gören bir araçtaki yangını söndürmeye çalışırken (Reuters)
Gazze Şeridi’ndeki Sivil Savunma Müdürlüğü ekipleri, dün Gazze şehrinde İsrail saldırısı sonucu hasar gören bir araçtaki yangını söndürmeye çalışırken (Reuters)

Gazze’de yaşayan N. adlı genç, uyuşturucu madde kullanmasının kendisinde yol açtığı halüsinasyonların, bir yıldan uzun süredir sakladığı bir sırrı ortaya çıkaracağını bilmiyordu. Genç, Filistinli grupların askeri kanatlarında faaliyet gösteren bazı kişileri takip etmek amacıyla kendisini güvenlik görevlerinde kullanmak üzere işe alan İsrail iç istihbarat servisi Şin-Bet’e bilgi aktarıyordu.

O karanlık gecede N., uyuşturucu madde kullandı. Bundan kısa süre önce ise kendisini yöneten İsrailli istihbarat görevlisinden bir telefon almış ve Filistinli gruplardan önde gelen ve aktif bir grubun mensubu bir kişinin sığındığı yere ilişkin fotoğrafları Facebook’un Messenger uygulaması üzerinden göndermesi istenmişti. Ancak uyuşturucu maddeyi aldıktan sonra bilincini kaybeden muhbir, fotoğrafları yöneticisine göndermek yerine kendi Facebook hesabının duvarında paylaştı.

xcdfgth
Gazze Şeridi’nin Han Yunus kentinde İsrail’in düzenlediği hava saldırısında suikasta kurban giden Kassam Tugayları lideri Nail Ebu Ubeyd’in cenazesini taşıyan Filistinliler, 16 Eylül 2026 (AP)

Gerçek bir hikâye

Bu ayrıntılar basit bir kurgu hikâyesinden ibaret değildi. Aksine, çarpıcı olarak nitelendirilebilecek olaylar zinciri, muhbirin yakınlarından birinin Facebook’ta paylaştıklarını görmesinin ardından yakalanmasına yol açtı. Yakını, vakit kaybetmeden fotoğraflarda görülen yerin sahibi olan kişiyi arayarak yaşananları anlattı. Bu sırada bazı kişiler de yanlışlıkla paylaşıldığını düşündükleri fotoğraflar konusunda muhbiri uyarmaya çalıştı. Bunun üzerine muhbir fotoğrafları sildi, ancak ilgili kişinin durumdan haberdar olduğunu bilmiyordu.

rgthy
Gazze Şeridi’ne yönelik İsrail bombardımanında hasar gören bir evin yanında çadır kuran Filistinliler (Arşiv – AP)

Ayrıntılar hakkında bilgi sahibi bir güvenlik kaynağı Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, muhbiri yakalamak amacıyla pusu kurulduğunu belirtti. Kaynağa göre muhbir, kendisini yöneten İsrailli istihbarat görevlisinden yakalanması için hazırlık yapıldığını öğrenmesinin ardından Gazze Şeridi’nin güneyindeki Sarı Hat’a doğru kaçmaya çalıştı. Ancak daha sonra, Filistinli gruplardan birine mensup söz konusu aktivistin bulunduğu yere küçük bir dinleme cihazı yerleştirdiği ortaya çıktı. Muhbir, sorgusu sırasında bunu kendisi de itiraf etti.

Kaynak, hızlı hareket edilmesi sayesinde muhbirin kaçmadan önce yakalandığını belirterek, gözaltına alınması, sorgulanması ve kısa sürede itiraflarda bulunmasının, işe alınmasından itibaren bir yıl boyunca Filistinli grupların 12 aktivistinin öldürülmesindeki rolünü ortaya çıkardığını ifade etti.

Koşulları istismar etmek

Kaynak, çok sayıda muhbirin para ihtiyacı nedeniyle İsrail istihbaratı adına muhbirlik yapmaya sürüklendiğine işaret etti. Ancak bunların büyük bölümünün uyuşturucu madde kullanması nedeniyle bu duruma düştüğünü belirten kaynak, bazı kişilerin ise diğer muhbirler veya istihbarat görevlileri tarafından hedef alındığını ifade etti. Buna göre söz konusu kişiler, yaşam koşulları ve sosyal durumlarının yanı sıra yasak ilişkilerinin istismar edilmesi yoluyla muhbir olarak kullanılmak üzere devşirildi.

Kaynak, güvenlik koşullarının zorlu olmasına ve İsrail’in Filistinli grupların aktivistleri ile polis ve güvenlik güçleri mensuplarını sürekli takip etmesine rağmen, muhbirlerin yanı sıra silahlı çetelerle iş birliği yapan veya bu çetelerde çalışan kişilere yönelik operasyonların da sürdüğünü vurguladı.

Daha önceki idamlar

Hamas, birkaç hafta önce, hareketin silahlı kanadı İzzeddin el-Kassam Tugayları’nın genel komutanı İzzeddin el-Haddad’ın öldürülmesine neden olduğunu itiraf eden bir muhbiri idam etti. Haddad, geçtiğimiz mayıs ayının ortalarında Gazze kentinde kullandığı aracın hedef alınması sonucu öldürülmüştü.

Söz konusu muhbir, Haddad’ın öldürülmesinden yalnızca bir gün sonra gözaltına alınmıştı. Muhbirin, Şifa Hastanesi yerleşkesi içinde dolaşarak hayatını kaybedenler ve yaralananların isimlerine ilişkin bilgi toplamaya çalıştığı, ayrıca Haddad’ın öldürüldüğü yerde ve belirli noktalarda birden fazla kez görüldüğü belirtildi.

Savaş boyunca ve ateşkesin ardından, farklı koşullarda ortaya çıkarılan ve Filistinli grupların liderleri ile aktivistlerinin öldürülmesine neden oldukları belirlenen çok sayıda Gazzeli muhbir hakkında idam cezaları infaz edildi.

fgthyju
Gazze şehrinde İsrail’in bombardımanı sonucu hasar görerek çöken bir konut binasının enkazı arasında bir şeyler arayan Filistinli, 17 Eylül 2026 (Arşiv – Reuters)

Bir başka güvenlik kaynağı da Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, muhbirlerin çoğunun Filistinli grupların dışından kişiler olduğunu belirtti. Kaynak, bunlardan bazılarının hedef alınan kişiyle akrabalık, komşuluk veya belirli bir sosyal çevre üzerinden ilişkisinin bulunduğunu, bazılarının ise hedef kişiyle hiçbir bağlantısının olmadığını ifade etti. Kaynak, İzzeddin el-Haddad ile öldürülmesine neden olan muhbir arasındaki durumun da bu şekilde olduğunu kaydetti.

Kurbanlar ve devam eden gerilim

Öte yandan Gazze Şeridi’nde dün, İsrail’in bölgenin farklı noktalarına düzenlediği hava saldırılarında 4 Filistinlinin hayatını kaybettiği bildirildi. Ölenler arasında, dün öğle saatlerinde Gazze Şeridi’nin orta kesimindeki Nuseyrat Mülteci Kampı’nın kuzeyinde açılan ateş sonucu ağır yaralanan ve yaralarına yenik düşen bir kız çocuğunun da bulunduğu belirtildi.

Hayatını kaybedenler arasında, dün öğleden hemen önce Gazze kentinin kuzeyindeki Şeyh Rıdvan mahallesinde aracının hedef alınması sonucu öldürülen bir genç de bulunuyor. Aynı saldırıda 7 kişinin yaralandığı, yaralılardan birinin durumunun ağır olduğu belirtildi. Öte yandan, Gazze Sağlık Bakanlığı Genel Müdürü Münir el-Berş’in oğlu Basir el-Berş’in, Cibaliye Mülteci Kampı’nın batısında bir insansız hava aracından (İHA) atılan tek füzeyle hedef alınarak öldürüldüğü aktarıldı. Bir başka genç de Şucaiyye mahallesindeki Meşteha Caddesi’ne düzenlenen benzer bir hava saldırısında hayatını kaybetti. Söz konusu bölgenin daha sonra savaş uçakları tarafından bombalandığı belirtildi.

ry6jk
Gazze şehrinde daha önce İsrail’in bombardımanı sonucu hasar görmüş bir binanın çökmesinin ardından kurtarma çalışmaları devam ediyor. (Reuters)

İsrail topçusu, çeşitli bölgelere yönelik bombardımanlarını sürdürürken, askeri araçlar ve İHA’lar da birden fazla kez ateş açtı. Özellikle Sarı Hat yakınlarında bazı Filistinlilerin yaralandığı bildirildi. Saldırılar sırasında Gazze Şeridi’nin farklı noktalarında yoğun yıkım operasyonları da gerçekleştirildi.

İsrail’e ait çok sayıda askeri araç, Gazze Şeridi’nin orta kesiminin doğusundaki el-Masdar beldesi ile el-Meğazi Mülteci Kampı arasındaki bölgeye girdi. Bölgede buldozerlerle yıkım ve aralıklarla ateş açılması devam ederken, bir genç ile bir kadın yaralandı. Durumu ağır olan kadının hayatını kurtarmak için Aksa Şehitleri Hastanesi’nde doktorların müdahale ettiği belirtildi.

Cuma günü düzenlenen bir dizi hava saldırısı ve ateş açma eyleminde 5 Filistinli hayatını kaybetmişti. Ölenler arasında Hamas’ın silahlı kanadı İzzeddin el-Kassam Tugayları’nın iki mensubu da bulunuyordu. Bu kişiler akşam saatlerinde düzenlenen iki ayrı saldırıda öldürüldü. Ölenlerden biri olan Muhammed er-Rifai’nin, ailesinin diğer tüm fertlerinin savaş sırasında daha önce düzenlenen iki ayrı saldırıda İsrail tarafından öldürülmesinin ardından hayatta kalan tek kişi olduğu belirtildi. Rifai’nin anne ve babası ile erkek ve kız kardeşleri, bulundukları ev ve sığınma merkezine düzenlenen iki ayrı bombardımanda hayatını kaybetmişti.

Binalarda kısmi çökme

Öte yandan Sivil Savunma Müdürlüğü dün Gazze kentinde iki ailenin evlerinin kısmen çökmesinin ardından kurtarıldığını açıkladı. Ekiplerin ayrıca Gazze kentinin güneyindeki ez-Zeytun mahallesinde, hasar gören aile evinin çatısının üzerine düşmesi sonucu enkaz altında kalan bir genci de kurtardığı belirtildi.

Müdürlük, cuma günü de Gazze kentinin güneyindeki Sabra mahallesinde yaşadığı evin hasar görmesi üzerine başka bir ailenin kurtarıldığını duyurmuştu.

Sabra bölgesinde 6 katlı bir binanın çökmesi sonucu 21 Filistinli hayatını kaybetmiş, onlarca kişi ise kurtarılmıştı.


Husiler, Taiz’in batı cepheleri ile Babülmendep’in doğusunda kan kaybediyor

Taiz’ın batısındaki el-Kedha cephesinde görev yapan bir Yemen Silahlı Kuvvetleri askeri (AFP)
Taiz’ın batısındaki el-Kedha cephesinde görev yapan bir Yemen Silahlı Kuvvetleri askeri (AFP)
TT

Husiler, Taiz’in batı cepheleri ile Babülmendep’in doğusunda kan kaybediyor

Taiz’ın batısındaki el-Kedha cephesinde görev yapan bir Yemen Silahlı Kuvvetleri askeri (AFP)
Taiz’ın batısındaki el-Kedha cephesinde görev yapan bir Yemen Silahlı Kuvvetleri askeri (AFP)

Husiler, yaklaşık bir haftadır devam eden çatışmalarda can ve mal kayıpları verdi. Çatışmalar, Taiz’in batısı ile Babülmendeb Boğazı’na hâkim yüksek kesimlerde yoğunlaşırken, Marib’de de hava ve kara saldırıları düzenlendi.

Şarku’l Avsat’ın askeri kaynaklardan edindiği bilgiye göre dün, Babülmendeb’e bakan Mudâribe ilçesindeki Kahbub Dağları ile Taiz’in batısındaki el-Vaziiyye cephelerinde şiddetli çatışmalar yaşandı. Husiler, yakın zamanda ele geçirdikleri bölgeleri korumak ve ikmal ile güneye doğru hareket hatlarını güvence altına almak amacıyla stratejik dağlık mevzilere ilerlemeye çalıştı.

Kaynaklara göre hükümet güçleri, Taiz’in güneyindeki Mudâribe ilçesine bağlı el-Ağbere kesimindeki bir sızma girişimini püskürttü. Buna karşılık Amâlika güçleri, Kahbub’da Husi unsurların ve araçlarının toplandığı bölgeleri hava saldırıları, insansız hava araçları (İHA), topçu ve füze atışlarıyla hedef aldı. Bu saldırılarda general rütbesindeki bir Husi komutan ile altı korumasının öldürüldüğü bildirildi.

Marib’de ise Yemen hükümet güçleri hava ve kara operasyonlarını sürdürdü. Ummu Riş Kampı ve Melaa Geçidi’ndeki Husi unsurlar ile araçların hedef alındığı operasyonlarda üç sızma girişiminin engellendiği açıklandı. Askeri medya ise Husi saldırısının püskürtüldüğünü ve grubun 12 mensubunun öldürüldüğünü bildirdi.

Öte yandan Suudi Arabistan Sivil Savunma Müdürlüğü dün yaptığı açıklamada, acil durumlarda halkı uyarmak amacıyla erken uyarı sirenlerinin devreye alınmasının ardından 10 kent ve bölgede tehlikenin ortadan kalktığını duyurdu. Açıklamada Riyad, el-Harç, Hamis Muşayt, Cidde, Taif, Yanbu, Ula, Cizan, Farasan ve Abha yer aldı.