Hartum, Sudan ve Etiyopya arasındaki Nahda Barajı görüşmelerine ev sahipliği yaptı

Addis Ababa müzakerelere yeniden başlamayı umut ederken Sudan ‘İlkeler Bildirgesi’ konusunda ısrar ediyor.

Etiyopya Başbakanı Abiy Ahmed 20 Şubat’ta, Nahda Barajı’ndaki elektrik üretim tesisinin açılışını yaptı. (AFP)
Etiyopya Başbakanı Abiy Ahmed 20 Şubat’ta, Nahda Barajı’ndaki elektrik üretim tesisinin açılışını yaptı. (AFP)
TT

Hartum, Sudan ve Etiyopya arasındaki Nahda Barajı görüşmelerine ev sahipliği yaptı

Etiyopya Başbakanı Abiy Ahmed 20 Şubat’ta, Nahda Barajı’ndaki elektrik üretim tesisinin açılışını yaptı. (AFP)
Etiyopya Başbakanı Abiy Ahmed 20 Şubat’ta, Nahda Barajı’ndaki elektrik üretim tesisinin açılışını yaptı. (AFP)

Sudan’ın başkenti Hartum, Etiyopya tarafından inşa edilen Nahda (Rönesans) Barajı konusunda Sudan-Etiyopya görüşmelerine ev sahipliği yaptı. Görüşmeler, Nil Nehri Havzası’nın doğusundaki ülkeler arasında müzakerelerin durmasının ardından, Addis Ababa’nın Mısır ve Sudan’a haber vermeksizin üç havza ülkesi arasında tartışmalara neden olan Nahda Barajı’ndan elektrik üretmeye başladığını duyurmasından birkaç gün sonra gerçekleşti. Etiyopya 20 Şubat'ta yaptığı açıklamada, Sudan ve Mısır’ın karşı çıktığı, doldurulması ve işletilmesi konusunda yasal olarak bağlayıcı bir anlaşma yapılmasını talep ettiği barajdan elektrik üretimine başladığını bildirdi. Sudan ve Mısır ise Etiyopya’yı üç ülkenin hükümet liderleri arasında imzalanan İlkeler Bildirgesi’ni ihlal etmekle suçladılar.
Etiyopya Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Dina Mufti, elektrik üretimi için barajdaki güç türbinlerinin faaliyete geçirileceğinin duyurulmasının ardından yaptığı açıklamada, ülkesinin barajın inşaat ve işletme faaliyetlerinin durdurulmasını kapsayan bir anlaşma imzalamadığını, müzakerelerin teknik ve yasal konularla ilgili olduğunu belirtti.
Sudan Tribune haber sitesine göre Sudan Dışişleri Bakanlığı’nda, Sulama ve Su Kaynakları Bakanlığı Müsteşarı Dav el-Beyt Abdurrahman ile Etiyopya’nın Hartum Büyükelçisi Yibeltal Aemro arasında bir görüşme gerçekleşti. Toplantıya Sudan Su Kaynakları Teknik Kurumu Başkanı ve Bakanlık temsilcileri de katıldı. Görüşmede Sudan ile Etiyopya arasındaki ikili ilişkiler ve baraj konusundaki gelişmeler ele alındı.
Abdurrahman, Etiyopya Büyükelçisine ülkesinin tüm müzakere turlarına katıldığını ve üç ülkenin çıkarlarına zarar verileceği endişelerini dikkate alan bir anlaşmaya varılmasını hedeflediğini bildirdi. Yetkili, bu endişelerin ancak doldurma ve işletmeye yönelik bilgilerin karşılıklı verilmesini içeren, bağlayıcı bir yasal anlaşmaya varılması ile üstesinden gelinebileceğini söyledi. Bu bilgilerin Addis Ababa tarafından engellenmesine ülkesinin karşı olduğunu vurguladı.
Abdurrahman ülkesinin tutumunun uluslararası hukuka ve Sudan’ın ve Sudan halkının çıkarlarına zarar vermeksizin Etiyopya’nın kalkınma hakkını koruyan İlkeler Bildirgesi Anlaşması’na dayandığını kaydetti. Söz konusu anlaşma üç ülkenin liderleri tarafından Mart 2015’te Hartum’da imzalanmış ve İlkeler Bildirgesi olarak adlandırılmıştı.
10 maddeden oluşan İlkeler Bildirgesi’nin 5’inci madde kesin olarak ‘barajın ilk dolumu ve yönetiminde iş birliği ilkesini’ şart koşuyor. Söz konusu üç ülke tarafından imzalanan bildirge, barajın ilk dolumu ve yıllık işletilmesine yönelik esasları ve kuralları, ayrıca barajın işleyişinde iş birliği ve koordinasyonun yanı sıra havza ülkelerinin rezervuarları üzerindeki etkisi konularında anlaşmaya varılmasını ön görüyor. Hartum ve Kahire aldığı kararları bu anlaşmaya dayandırıyor. Etiyopya’nın tek taraflı olarak uyguladığı eylemler uluslararası hukuku ve İlkeler Bildirgesi’ni ihlal etmiş oluyor.
Sudan, Etiyopya ve Mısır arasındaki müzakereler Nisan 2020’de durdu. Sudan ve Mısır barajın doldurulması ve işletilmesi ile ilgili olarak bağlayıcı bir yasal anlaşma imzalama konusunda ısrar ederken Addis Ababa’nın bunu kabul etmemesi müzakereleri sekteye uğrattı. Bununla birlikte Etiyopya, Hartum ve Kahire’ye haber vermeksizin, tek taraflı olarak baraj gölünü doldurmaya başladı. Bu durum Sudan’da kuraklık ve ardından da sellere neden oldu. Daha sonra barajdan elektrik üretimine başlamak için tek taraflı kararlar yürürlüğe koyuldu.
Sudan Dışişleri Bakanlığı’na göre Etiyopya’nın Hartum Büyükelçisi, ülkesinin Sudan barajın işletilmesiyle ilgili endişelerini anladığını vurgularken iki ülke arasındaki ilişkiler ve bunları aktifleştirmeye yönelik kararlılığını dile getirdi.
Büyükelçi Aemro, üç ülke arasındaki müzakerelerin yeniden başlaması ve tarafları tatmin edecek bir anlaşmaya varılmasını umduğunu belirtti. Aynı zamanda önceki müzakere oturumları sırasında Sudan’ın pozitif tutumunu ve Nil Havzası’nın doğusundaki ortakların çıkarlarına uyan bir anlaşmaya ulaşma konusundaki kararlılığına da övgüde bulundu.
Nahda Barajı müzakereleri, barajın doldurulması ve işletilmesi ile ilgili bağlayıcı bir yasal anlaşma imzalanması ısrarı ve üç ülke arasında karşılıklı bilgi alışverişi yapılmaması sebebiyle 4 Nisan 2021’den bu yana çıkmazda. Afrika Birliği’nin dönem başkanlığını yürüten Kongo’nun liderliğindeki son tur müzakere turu da başarılı olmadı. Afrika Birliği’nin bu adımı, Hartum’un uluslararası arabuluculuk talebinin ardından gelmişti. Mısır söz konusu arabuluculuğu kabul ederken Addis Ababa ise karşı çıktı. Addis Ababa yönetimi, Afrika Birliği’nin sürece daha fazla müdahale etmeden müzakerelere sadece destek vermesi gerektiğini vurguladı.



Hamas ile arabulucular arasında Gazze'de ateşkes sürecini ilerletmek amacıyla Kahire'de yeni görüşmeler

Filistinliler, Gazze'nin güneyinde İsrail hava saldırılarıyla yıkılan binaların arasında yürüyor (AP)
Filistinliler, Gazze'nin güneyinde İsrail hava saldırılarıyla yıkılan binaların arasında yürüyor (AP)
TT

Hamas ile arabulucular arasında Gazze'de ateşkes sürecini ilerletmek amacıyla Kahire'de yeni görüşmeler

Filistinliler, Gazze'nin güneyinde İsrail hava saldırılarıyla yıkılan binaların arasında yürüyor (AP)
Filistinliler, Gazze'nin güneyinde İsrail hava saldırılarıyla yıkılan binaların arasında yürüyor (AP)

Gazze Şeridi’nde yürürlükte bulunan ateşkes anlaşmasına ilişkin müzakereler kapsamında, Hamas’ın müzakere heyetinin çarşamba günü Mısır’daki arabulucularla yeni bir görüşme turu gerçekleştireceği bildirildi.

Konuya yakın bir Hamas kaynağı, AFP’ye yaptığı açıklamada, Hamas ve diğer Filistinli grupların görüşmelere katılmaları için Mısır tarafından davet edildiğini söyledi. Kaynak, arabulucuların Hamas ve İsrail tarafından kabul görebilecek şekilde revize edilmiş yeni bir ateşkes önerisine ilişkin fikirler sunduğunu belirtti.

Müzakerelere Mısırlı yetkililerin yanı sıra Katarlı ve Türk yetkililerin de katılması bekleniyor. Filistin tarafında ise Hamas, İslami Cihad Hareketi, Filistin Halk Kurtuluş Cephesi, Halk Direniş Komiteleri, Ulusal Girişim Hareketi ve Muhammed Dahlan liderliğindeki El Fetih içindeki Demokratik Reform Akımı temsil edilecek.

Aynı kaynağa göre, Hamas heyetinin başkanı Halil el-Hayya ile diğer Filistinli grup temsilcilerinin salı günü Kahire’ye ulaşması bekleniyor.

Kaynak ayrıca, arabulucuların önümüzdeki günlerde Hamas heyeti ile Barış Konseyi Yüksek Temsilcisi Nikolay Mlladenov arasında Mısır’da bir görüşme düzenlenmesi için koordinasyon yürüttüğünü söyledi. Görüşmede, ulusal komitenin Gazze yönetimini devralması ve yeniden imar sürecinin başlatılması konularının ele alınacağı ifade edildi.

Şarku’l Avsatın AFP’nin aktardığına göre Hamas’a yakın kaynak, “İsrail yeni engeller çıkarmadığı takdirde ilerleme sağlanabileceğini düşünüyoruz” ifadelerini kullandı

Gazze Şeridi’nde ateşkes, İsrail ile Hamas arasında iki yıldan uzun süren yıkıcı savaşın ardından 10 Ekim 2025 tarihinde ilan edilmişti. Ancak anlaşma kırılganlığını koruyor. Bölgede neredeyse her gün düzenlenen İsrail hava saldırıları can kayıplarına ve yeni yıkımlara yol açıyor.

Ateşkes anlaşmasının ilk aşaması, askeri operasyonların durdurulmasını, İsrail’in yerleşim bölgelerinden çekilmesini ve kuşatma altındaki Gazze’ye insani yardım girişinin sağlanmasını öngörüyor. İkinci aşamada ise Hamas’ın silahsızlandırılması, Gazze yönetiminin Barış Konseyi denetimindeki ulusal bir komiteye devredilmesi ve yeniden imar çalışmalarının başlatılması planlanıyor.

Filistinli kadınlar, dün Gazze Şehri'nin Tuffah semtindeki Yafa Okulu'na yönelik İsrail saldırılarının yol açtığı yıkımın ortasında (Arşiv-AFP)Filistinli kadınlar, dün Gazze Şehri'nin Tuffah semtindeki Yafa Okulu'na yönelik İsrail saldırılarının yol açtığı yıkımın ortasında (Arşiv-AFP)

Öte yandan ikinci bir kaynak, “Hamas ve direniş grupları, işgal güçlerinin dayattığı şekilde bir silahsızlanmayı kabul etmeyecektir” dedi.

Kaynak, Hamas’ın kapsamlı bir çözümü garanti altına alacak her türlü öneriye olumlu yaklaşmaya hazır olduğunu belirterek, hareketin arabuluculara silah meselesini kapsamlı bir anlaşma çerçevesinde görüşmeye açık olduğunu ilettiğini, ancak bunun Filistin halkının topraklarını savunma ve bağımsız devlet kurma hakkını zedelememesi gerektiğini vurguladığını belirtti.

Bir Hamas yetkilisi ise ikinci aşamaya geçilmeden önce İsrail’in ateşkes anlaşmasının ilk aşamasındaki tüm yükümlülüklerini yerine getirmesi gerektiğini söyledi. Yetkili, arabulucular ve ABD yönetiminden İsrail’in bu yükümlülüklere uymasını sağlayacak güvenceler talep ettiklerini ifade etti.

Hamas Siyasi Büro Üyesi Usame Hamdan da pazartesi günü yaptığı açıklamada, Mladenov’un Gazze’nin yönetimini üstlenecek ulusal komitenin bölgeye girişini direnişin silahsızlandırılması şartına bağlamasını eleştirerek, bunun anlaşma maddeleriyle ilgisi olmayan bir “siyasi şantaj” olduğunu savundu.

İsrail ise son haftalarda Hamas’a yönelik operasyonlarını yoğunlaştırarak örgütün üst düzey askeri liderlerinden bazılarını hedef alan suikastlar gerçekleştirdi.

Hamas yönetimindeki Gazze Sağlık Bakanlığı’nın verilerine göre, ateşkesin yürürlüğe girmesinden bu yana en az 930 Filistinli hayatını kaybetti.


Sağlık görevlileri: İsrail'in Gazze'deki bir kafeye düzenlediği hava saldırısında en az 2 kişi öldü

Filistinliler, İsrail'in hava saldırısına uğrayan Gazze'deki bir sahil kafesinin etrafında toplandı (Reuters)
Filistinliler, İsrail'in hava saldırısına uğrayan Gazze'deki bir sahil kafesinin etrafında toplandı (Reuters)
TT

Sağlık görevlileri: İsrail'in Gazze'deki bir kafeye düzenlediği hava saldırısında en az 2 kişi öldü

Filistinliler, İsrail'in hava saldırısına uğrayan Gazze'deki bir sahil kafesinin etrafında toplandı (Reuters)
Filistinliler, İsrail'in hava saldırısına uğrayan Gazze'deki bir sahil kafesinin etrafında toplandı (Reuters)

Sağlık yetkilileri, İsrail'in Gazze'de resmî tatil nedeniyle yoğun kalabalığın bulunduğu bir kafeye düzenlediği hava saldırısında en az 2 Filistinlinin hayatını kaybettiğini, 12 kişinin de yaralandığını bildirdi.

ABD Başkanı Donald Trump'ın arabuluculuğuyla ekim ayında varılan ateşkes anlaşmasına rağmen İsrail'in Gazze'ye yönelik saldırılarının sürdüğü belirtildi.

Şarku’l Avsatîn Reuters'ten aktardığına göre İsrail ile Hamas arasında, anlaşmanın ikinci aşamasının uygulanmasına ilişkin dolaylı görüşmeler çıkmaza girmiş durumda. Söz konusu aşama, Hamas'ın silahsızlandırılmasını ve İsrail ordusunun bölgeden çekilmesini öngörüyor.

Ateşkes kapsamında İsrail, Gazze Şeridi'nin yarısından fazlası üzerindeki kontrolünü korurken, Hamas ise kıyı şeridinin küçük bir bölümünü elinde tutmaya devam ediyor.

Dün hedef alınan kafe, Gazze'deki geçici deniz limanı bölgesinde bulunuyor. Söz konusu yüzer iskele, kıyı açıklarında geçici bir çözüm olarak inşa edilmişti.

Gazze'deki sağlık yetkililerinin, savaşçı ve siviller arasında ayrım yapmayan verilerine göre ateşkesin yürürlüğe girmesinden bu yana İsrail saldırılarında yaklaşık 900 Filistinli hayatını kaybetti.

İsrail ordusu ise aynı dönemde 4 askerinin silahlı gruplar tarafından öldürüldüğünü açıkladı.


Irak Başbakanı’na 200 milyon dolarlık rüşvet: Yolsuzluk soruşturma komisyonu kuruldu

Zeydi, bazı gazetecilerle bir araya geldi (Başbakanlık)
Zeydi, bazı gazetecilerle bir araya geldi (Başbakanlık)
TT

Irak Başbakanı’na 200 milyon dolarlık rüşvet: Yolsuzluk soruşturma komisyonu kuruldu

Zeydi, bazı gazetecilerle bir araya geldi (Başbakanlık)
Zeydi, bazı gazetecilerle bir araya geldi (Başbakanlık)

Irak’ta kurulan hükümetler tarihinde bir ilk yaşandı ve Başbakan Ali Zeydi, Petrol Bakanlığı'ndaki yolsuzluğun üzerini örtmesi karşılığında kendisine rüşvet teklif edildiğini açıkladı. Zeydi, cumartesi günü bir araya geldiği gazeteciler ve basın mensuplarına bakanlık içindeki bir yolsuzluk dosyasının kapatılması karşılığında üst düzey bir Petrol Bakanlığı yetkilisinin bir aracı vasıtasıyla kendisine 200 milyon dolar teklif ettiğini söyledi.

Toplantıya katılan gazetecilerin büyük çoğunluğuna göre Zeydi, cuma akşamı gözaltına alınan eski Kuzey Rafinerileri Şirketi Genel Müdürü ve Petrol Bakanlığı Müsteşarı Adnan Hamad Hammud'a işaret ediyordu. Başbakanlık tarafından yapılan yazılı açıklamaya göre Hammud, mayıs ayı başlarında görevden alınmıştı. Pazar günü basın kaynaklarından derlenen bilgilere göre istihbarat güçleri, Kuzey Rafinerileri Mali Direktörü'nü gözaltına aldı. Diğer kaynaklar ise eski Başbakan Muhammed es-Sudani'nin sekreterliğinde görev yapan bir çalışanın da gözaltına alındığını bildirdi.

Başbakan Zeydi’nin açıklamaları, ülkenin on yıllardır sürüncemede kalan yolsuzluk sorununun boyutunu gözler önüne sermesi bakımından geniş yankı uyandırdı. Çünkü rüşvet teklifinin ülkenin en üst düzey icra makamına kadar ulaşabildiği ortaya çıktı.

Siyasi aktivist Hamid es-Seyyid konuya ilişkin yorumunda, “Yolsuzluk yapan müsteşar, Başbakan’a rüşvet teklif ettiğinde risk aldığının farkında değil gibi. Demek ki her seferinde işe yarayan alışılmış bir davranış sergiliyordu. İşte asıl felaket bu” ifadelerini kullandı.

Seyyid, sosyal medya platformu X hesabından yaptığı paylaşımda, “Asıl sormamız gereken soru ‘Buna nasıl cüret etti?' sorusu değil, 'Bu daha önce kaç kez yaşandı, kaç başbakana rüşvet teklif edildi ve kaç başbakan bunu kabul etti?' sorusu olmalı” diye yazdı.

Yazar ve gazeteci Fellah el-Mişal ise benzer bir paylaşımda, rüşvete arabuluculuk yapan kişinin de tutuklanması gerektiğini savunarak şöyle yazdı:

“Sayın Başbakan, kim olursa olsun, adı ne olursa olsun, bu kişi de gözaltına alınmalıydı. Yolsuzluk anlaşmalarında arabuluculuk yapan kişi, söz konusu anlaşmanın ortağı ve yararlanıcısı konumundadır; hukuki hesap verebilirlik kapsamı dışında tutulamaz."

Petrol Bakanlığı müsteşarının tutuklanması, çeşitli sosyal medya platformlarında yoğun bir yorum dalgası başlattı. Yorumların büyük çoğunluğu, müsteşarın nüfuzlu tarafların ve isimlerin himayesi altında hareket ettiğine, bu kişilerin onun faaliyetlerini perde arkasından örttüğüne ve karşılığında yolsuzluk anlaşmalarından elde edilen gelirlerin büyük bölümünü aldığına işaret ediyordu.

Üst Düzey Dürüstlük Konseyi

Öte yandan Başbakan Ali Falih Zeydi, yolsuzlukla mücadeleye ilişkin verdiği taahhütler çerçevesinde, ‘Egemenlik Yüksek Dürüstlük, Denetim ve Kamu Malını Geri Kazanım Konseyi’nin kurulması talimatı verdi.

Başbakanlık Basın Ofisi, Zeydi'nin cumartesi akşamı Federal Mali Denetim Divanı Başkanı, Federal Dürüstlük Komisyonu Başkanı, Başsavcı ve Kerh Dürüstlük Soruşturma Mahkemesi Hakimi'nin katılımıyla hükümet sözleşmelerinin denetlenmesine ilişkin özel bir toplantıya başkanlık ettiğini açıkladı.

Açıklamaya göre Zeydi, kamu malının israfını durdurmak ve devlet varlıklarını geri kazanmak amacıyla bakanlıklar, bakanlıklara bağlı olmayan kuruluşlar ve il idareleri üzerinde kritik konularda denetim ve takip işlevini üstlenmek üzere söz konusu konseyin kurulması talimatı verdi. Konsey, kendi başkanlığında Federal Mali Denetim Divanı Başkanı ve Dürüstlük Komisyonu Başkanı'nın üyeliğiyle oluşturulacak ve çalışmalarının çıktıları yargıya iletilecek.

Zeydi, projelerin ekonomik fizibilite analizlerinin yapılmasının zorunluluğunu vurgulayarak hükümet ihalelerinin yürürlükteki yasa ve yönetmeliklere uygunluğunu güvence altına almak için uzmanlık alanlarına göre oluşturulmuş alt komisyonların kurulması gerektiğini belirtti.

Toplantıda ayrıca, hükümet sözleşmelerinin onaylanan ödeneklerle uyumunu denetlemek amacıyla, imzalanmadan önce inceleme ve soruşturma mekanizması oluşturacak bir merkezi komisyonun kurulması görüşüldü. Bu komisyonun, Mali Denetleme Divanı, Dürüstlük Komisyonu ve Maliye Bakanlığı'ndan oluşması planlanıyor.

Son günlerde ise eski Başbakan Muhammed es-Sudani'nin hükümeti döneminde bakanlıklar ve kamu kurumları tarafından imzalanan önemli sözleşmelere yönelik kapsamlı soruşturma süreçlerinin başlatılmasını talep eden sesler yükseliyor. Bu çağrılarla söz konusu sözleşmelerin yasa ve yönetmeliklere uygunluğunun doğrulanması ile kamu malının korunması amaçlanıyor.

Hükümet yönergelerinde ise alınan önlemlerin ‘söz konusu sözleşmelerin denetlenmesini, eksikliklerin tespit edilmesini, kamu malına zarar verip haksızlığa yol açan sorumluların belirlenmesini ve kamu çıkarı aleyhine çıkar sağlayan tarafların saptanmasını’ kapsadığı belirtiliyor.

Dürüstlük kurullarına şüpheyle yaklaşılıyor

Başbakan Zeydi'nin kurduğu yeni Yüksek Egemenlik Dürüstlük Konseyi, giderek artan eleştirilerle ve sorgulamalarla karşı karşıya. Eleştiriler iki eksende yoğunlaşıyor. Bunlardan birincisi konseyin anayasal ve yasal dayanaktan yoksun olması ile önceki başbakanların kurduğu benzer tüm konseylerin yolsuzlukla mücadelede başarısızlıkla sonuçlanmış olması.

Milletvekili Muhammed Casim el-Hafaci, pazar günü basına yaptığı açıklamada, konseyin hukuki bir dayanağının bulunmadığını ifade etti. Hafaci, Federal Dürüstlük Komisyonu ile Mali Denetleme Divanı'nın anayasanın 102. ve 103. maddeleri uyarınca Irak Temsilciler Meclisi'ne bağlı ve hesap vermekle yükümlü olduğunu belirtti. Bu bağımsız kurumların görevinin yürütme organının faaliyetlerini denetlemek, yolsuzluk davalarını ve kamu malının israfını soruşturmak olduğunu vurgulayan Hafaci, “Bu kurumların denetim kapsamında bakanlıklar, bakanlar ve bizzat başbakanın kendisi varken, başbakanın bu konseyin başında oturması nasıl mümkün olabilir?” diye sordu. Son yıllarda kurulan pek çok konsey ve komiteye bakıldığında, bunların yolsuzlukla mücadele alanında somut bir iz bırakmadığı görülüyor.

Eski Başbakan Nuri el-Maliki'nin hükümeti de 2007 yılında ‘Yolsuzlukla Mücadele Danışma Konseyi’ni kurmuş, ardından Haydar el-İbadi hükümeti 2016 yılında ‘Yüksek Yolsuzluk Konseyi’ni oluşturmuştu. Adil Abdülmehdi hükümeti de 2018 yılında ‘Yolsuzlukla Mücadele Yüksek Konseyi’ni kurdu. 2020 yılında ise Mustafa el-Kazımi hükümeti ‘Büyük Yolsuzluk Davaları ve Cezai Suçları Soruşturma Yüksek Komisyonu’nu hayata geçirdi. 2022'de de Muhammed es-Sudani ‘Yolsuzlukla Mücadele Yüksek Kurumu’nu oluşturdu. Bütün bu adımlara karşın Irak, uluslararası endekslerde en yolsuz ülkeler sıralamasının üst basamaklarından inmeyi başaramadı.

Ekonomi uzmanı Ziyad el-Haşimi, gerçekçi olmak gerektiğini ve bu hükümetle birlikte Irak'ta yolsuzluk çağının sonunun başladığı konusunda aşırı iyimserliğe kapılmamak gerektiğini vurguladı. Haşimi'ye göre mevcut hükümet, Irak'ın yıllar boyunca yaşadığı tüm ekonomik felaketlerin müsebbibi olan aynı sistemin içinden çıktı.

Haşimi, X üzerinden yaptığı paylaşımda şunları yazdı:

“Irak'taki yolsuzluk; ister resmi mevkiler ister parti yönetimi isterse silah gücü aracılığıyla olsun, ülkedeki karar alma mekanizmalarının tepesine yerleşmiş himayecileri bulunan, sağlam temelli, korunan ve desteklenen bir yolsuzluktur.”