Güney Kıbrıs Rum Yönetimi Savunma Bakanı Charalambos Petrides, Şarku’l Avsat’a konuştu: ‘Suudi Arabistan ile savunma alanında iş birliği kurmak için sabırsızlanıyoruz’

Petrides, Aden Körfezi açıklarında korsanlıkla mücadele için Avrupa deniz operasyonu desteklediklerini söyledi.

Güney Kıbrıs Rum Yönetimi Savunma Bakanı Charalambos Petrides. (Facebook)
Güney Kıbrıs Rum Yönetimi Savunma Bakanı Charalambos Petrides. (Facebook)
TT

Güney Kıbrıs Rum Yönetimi Savunma Bakanı Charalambos Petrides, Şarku’l Avsat’a konuştu: ‘Suudi Arabistan ile savunma alanında iş birliği kurmak için sabırsızlanıyoruz’

Güney Kıbrıs Rum Yönetimi Savunma Bakanı Charalambos Petrides. (Facebook)
Güney Kıbrıs Rum Yönetimi Savunma Bakanı Charalambos Petrides. (Facebook)

Güney Kıbrıs Rum Yönetimi (GKRY)Savunma Bakanı Charalambos Petrides, Suudi Arabistan ile savunma, askeri ve güvenlik iş birliği konusunda yakın zamanda ikili anlaşmalar imzalamayı planladıklarını açıkladı. Uluslararası alanda güvenliği, istikrarı ve barışı sağlamak için Doğu Akdeniz’den Aden Körfezi’ne, Kızıldeniz’den Arap Körfezi’ne ve Hint Okyanusu’na kadar olan su yollarında deniz güvenliğinin artırılması gerektiğini vurguladı.
Petrides, Riyad’daki Savunma Fuarı’nı ‘teknolojik ilerleme ve atılımların ulusal güvenlik için kritik öneme sahip olduğu’ savunma sanayilerine dair son bilgilere ve gelişmelere ulaşmak için önemli bir küresel etkinlik olarak nitelendirdi.
Bakan, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, Suudi Arabistan ile ikili ilişkilerin tüm zamanların en yüksek seviyesinde olduğunu ve bunları geliştirmek ve tüm ana alanlarda iş birliğini bir sonraki seviyeye yükseltmek için kararlı olduklarını belirtti. Bakan açıklamasında şu ifadeleri kullandı:
“İlişkilerimizde uzun bir yol kat ettik. Karşılaştığımız bölgesel ve ortak zorluklar üzerinde yakın koordinasyon sağlarken savunma ve askeri alanlarda da oldukça umut verici beklentilerimizi geliştirmeye devam edeceğiz. Bu amaçla, mümkün olan en kısa sürede bir anlaşma imzalamak için sabırsızlanıyoruz.”
Güney Kıbrıs Rum Yönetimi Savunma Bakanı, Doğu Akdeniz’de büyük miktarlarda doğalgaz ve petrol bulunmasının, bölgenin jeoekonomik, ülkesinin de jeopolitik önemine başka bir boyut kattığını, bu durumun bazı ülkelerin hırını artırdığını ve GKRY’nin ve bölgenin istikrar ve güvenliğini tehdit eden ciddi güvenlik sorunlarına neden olduğunu vurguladı. Bakan Petrides, Suriye ve Libya’daki istikrarsızlık, Afganistan’daki son olaylar, Lübnan’daki siyasi ve ekonomik durum, düzensiz göç akışları, terörizm, radikalizm ve Ortadoğu’daki çalkantılı süreç gibi diğer faktörlerin de bir şekilde söz konusu güvenlik sorunlarını artırdığını ve büyük küresel güvenlik zorluklarına neden olduğunu kaydetti.
Güney Kıbrıs Rum Yönetimi Savunma Bakanı Charalambos Petrides, Şarku’l Avsat’a verdiği röportajda başta bölgesel olmak üzere uluslararası alana dair merak edilen soruları cevapladı:

-Doğu Akdeniz krizindeki son gelişmeler açısından şu anki durumu nasıl değerlendiriyorsunuz?
Bildiğiniz üzere Kıbrıs, Doğu Akdeniz’de, üç büyük kıtanın, medeniyetlerin ve dinlerin kavşağında yer alıyor. Bu bölge, stratejik konumu nedeniyle çatışmaların ve jeostratejik gelişmelerin merkezinde bulunuyor. Suriye ve Libya’daki mevcut istikrarsızlık, Afganistan’daki son olaylar, Lübnan’daki siyasi ve ekonomik durum, düzensiz göç akışları, terörizm, radikalizm ve Ortadoğu’daki çalkantılı süreç büyük küresel güvenlik sorunları olmaya devam ediyor. Tüm bunların yanı sıra Doğu Akdeniz’de çok büyük miktarlarda doğalgaz ve petrolün bulunması, bölgenin jeoekonomik öneminin yanı sıra bizim jeopolitik önemimize de başka bir boyut kazandırdı. Tüm bu nedenlerden dolayı dış ve savunma politikamızla uluslararası ve bölgesel siyasi- askeri iş birliğini güçlendirmeyi ve bölgede güvenlik ve istikrar için bir güç olarak hareket etmeyi amaçlıyoruz. AB ve NATO ülkelerinin yanı sıra bölgesel ortaklarla ikili savunma ve askeri iş birliğimizi güçlendirmeyi, yakın askeri ilişkiler kurmayı, yakın temaslar kurmayı ve geniş çaplı ortak tatbikatlar yoluyla birlikte çalışma alanlarını geliştirmeyi amaçlıyoruz. Hava ve deniz üsleri gibi savunma altyapılarımız, çok uluslu savunma iş birliği için bir merkez olarak, Güney Kıbrıs’ın bölgesel rolünü sağlamak üzere iş birliği yaptığımız ortak ve dost ülkelerin emrindedir.

-Kızıldeniz, Aden Körfezi ve Arap Körfezi gibi bazı su yolları korsanlığa ve gemi kaçırma olaylarına sahne oluyor. Bu durumun bölge güvenliği açısından tehlikeleri nelerdir?
Lefkoşa yönetimi hukuka ve kurallara dayalı uluslararası düzene, özellikle de seyrüsefer özgürlüğüne ve Birleşmiş Milletler Deniz Hukuku Sözleşmesi’ne saygı gösterilmesi gerektiği konusunda ısrarcı. Münhasır ekonomik bölgemizde bir takım Türk girişimlerine tanık oluyoruz. Ayrıca yıllardır Doğu Akdeniz sularında asılsız iddialarla bölgesel istikrarsızlık durumu da yaşanıyor. Bu amaçla her zaman tüm ülkelerin, Birleşmiş Milletler Deniz Hukuku Sözleşmesi’ne tam olarak uyması, bölgesel istikrarı ve deniz güvenliğini tehdit eden eylemlerden kaçınması gerektiği çağrısında bulunduk. Bu, Doğu Akdeniz’den Aden Körfezi’ne, Kızıldeniz’den Arap Körfezi’ne ve Hint Okyanusu’na kadar uzanan önemli su yolları için oldukça önemli ve yakından ilgili bir durum. Herhangi bir tarafın uluslararası hukuka saygı duyması ve kimsenin bölgesel istikrarsızlığa yol açmaması, çevrenin ve okyanusların korunmasını sekteye uğratmaması, ticari mal akışını engelleyen hayati deniz ticaret yollarının deniz güvenliğini tehdit etmemesi gerekmektedir. Aynı zamanda Güney Kıbrıs’ın önemli bir deniz ülkesi ve büyük bir gemi siciline sahip olması nedeniyle korsanlık tehdidi gibi deniz güvenliği konularına özel önem veriyoruz. Bu nedenle en başından beri Aden Körfezi açıklarında korsanlık faaliyetleriyle mücadele etmek için AB deniz harekâtı ATALANTA’yı destekliyoruz. Her zaman tüm ülkeler tarafından Birleşmiş Milletler Deniz Hukuku ve Seyrüsefer Özgürlüğü Sözleşmesi’ne saygı gösterilmesini savunacağız.

-Suudi Arabistan- Güney Kıbrıs ilişkilerini nasıl değerlendiriyorsunuz? Siyasi, askeri ve güvenlik iş birliğinin başlıca alanları nelerdir?
Geçtiğimiz yıllarda, özellikle de 2015’ten bu yana, iki ülke arasındaki ilişki önemli ölçüde gelişti. Bu durum ortak öneme sahip farklı kritik alanlarda pratik, somut ve etkili iş birliğine olanak tanıdı. 2015 yılında Riyad’da Güney Kıbrıs Büyükelçiliği’nin kurulması ve faaliyete başlaması ve 2018’de Lefkoşa’da Suudi Arabistan Büyükelçiliği’nin açılması, diplomatik ilişkilerimizde yeni bir dönemin başlangıcı ve iki ülke arasında daha fazla iş birliği için umut verici bir başlangıç ​​oldu. Güney Kıbrıs liderinin ilk tarihi ziyareti 2018 yılında gerçekleşti. Ziyaret, siyasi, ticari, güvenlik ve kültürel alanlar da dahil olmak üzere çeşitli alanlarda ikili ilişkilerimizin artması için hayati ve hızla gelişen bir sıçrama tahtası işlevi gördü. İki ülke arasındaki ekonomik, ticari, finansal ve yatırım ilişkilerini genişletmek için daha fazla ivme sağlayan bir dizi anlaşma imzaladık. Son olarak Mart 2021’de iki ülkenin dışişleri bakanları arasında ilk siyasi diyalog toplantısı yapıldı ve bir dizi önemli kazanım üzerinde anlaşmaya varıldı. Bu yılın başlarından beri Suudi Arabistan Genelkurmay Başkanı ve Suudi Dışişleri Bakanı’nı Güney Kıbrıs’ta ağırlamaktan memnuniyet duyuyoruz. Bu nedenle ikili ilişkilerimizin her zaman en yüksek seviyede olduğunu, onları geliştirme ve tüm ana alanlarda iş birliğimizi bir sonraki seviyeye taşıma niyetinde olduğumuzu belirtmek isterim.

-Suudi Arabistan, Kral Selman bin Abdulaziz’in himayesinde, dört gün boyunca Uluslararası Savunma Fuarı’na ev sahipliği yapacak. Bu konferansın önemine ilişkin değerlendirmeniz nedir?
Suudi Arabistan Kralı Selman bin Abdulaziz’in himayesinde düzenlenecek Uluslararası Savunma Fuarı, önemli bir küresel etkinliktir. Seçkin sergiler ve savunma sanayi için bir merkezdir. Düzenleme komitesini tebrik ediyor, daveti ve etkileyici programı için Suudi Arabistan Savunma Bakanlığı’na şükranlarımı sunuyorum. Fuara katılımım vesilesiyle aynı zamanda Güney Kıbrıs Savunma Bakanı olarak Suudi Arabistan’a yönelik ilk ziyaretimi gerçekleştireceğim. Fuara katılımımız, Güney Kıbrıs ve Krallık arasındaki savunma iş birliğimizi güçlendirme arzumuzun bir diğer kanıtıdır. Bu büyüklükte bir fuara katılım, benzeri görülmemiş küresel güvenlik sorunları çağında, savunma sanayilerindeki en son bilgilere ve gelişmelere ulaşmak için iki ülkenin ulusal güvenliği açısından kritik bir önem taşıyor. Ayrıca Suudi Arabistan’ı bu faaliyeti organize ettiği ve ev sahipliği yaptığı için içten tebrik ediyorum.

-İki ülke arasında savunma sanayi alanında herhangi bir anlaşma yapılması yönünde bir istek var mı?
Aslında biz savunma ve güvenlik alanında iş birliği sağlamak istiyoruz. Bu durum, ikili iş birliğimizin sürekli olarak güçlendirilmesine ve gelecek beklentilerine katkı sağlayacaktır. Aslında ilişkilerimiz son birkaç yılda oldukça yol kat etti. Savunma ve askeri alanlarda oldukça umut verici ikili beklentilerimiz var. Bunu daha da geliştirmeyi hedeflediğimize emin olabilirsiniz. Karşılaştığımız bölgesel ve ortak zorluklar hususunda yakın bir koordinasyon içindeyiz. Bu amaçla savunma ve askeri iş birliği konusunda en kısa sürede bir anlaşma imzalanmasını bekliyoruz. Eğitim kursları ve personel değişimleri de dahil olmak üzere iş birliği yapmaya ve yapılandırılmış bir ortaklık kurmaya hazırız. Aynı şekilde kısa süreli ziyaretlerde ve Doğu Akdeniz’deki tatbikatlarla Suudi Arabistan Kraliyet Hava Kuvvetleri ve Donanması’nı ağırlamaya hazırız. Ayrıca yakın gelecekte bakanlıklarımız ile silahlı kuvvetler arasında daha fazla güvenlik ve savunma iş birliği kurmamızı sağlayacak bir dizi ikili anlaşmanın imzalanmasını umut ediyoruz

-Suudi Arabistan’ın bölgede güvenlik ve istikrarı desteklemedeki rolü ve terörle mücadele çabalarının etkisi hakkında ne düşünüyorsunuz?
Elbette Suudi Arabistan bölgesel güvenlik, istikrar ve terörle mücadele için önemli bir ortaktır. Hem Güney Kıbrıs hem de Krallık, DEAŞ’ı yenmek için Uluslararası Koalisyon’un bir parçasıdır. İki ülke bölgesel iş birliğini geliştirmek ve terör tehditlerine karşı koymak konusunda ortak hedeflere sahip. Biliyorsunuz, çok fazla ayrıntıya girmem mümkün değil. Ancak şunu belirtmek istiyorum ki ikili ilişkilerimizin yenilenmesinden sonra, son 4- 5 yılda terörle mücadele de dahil bölgesel güvenliği ve istikrarı artırmak için ikili istişareler ve değişimlerle bu alanlarda çalışıyoruz. Bu amaç çerçevesinde; Suudi Arabistan’ın rolü oldukça önemlidir.  Bu alanlardaki ikili iş birliğimizin artmasını umut ediyoruz.



Arap-Sloven görüşmelerinde barış planının başarısını sağlamaya yönelik çabalar ele alındı

Slovenya'nın Ljubljana kentinde dün düzenlenen genişletilmiş görüşmelere katılan bakanların toplu fotoğrafı (Suudi Arabistan Dışişleri Bakanlığı)
Slovenya'nın Ljubljana kentinde dün düzenlenen genişletilmiş görüşmelere katılan bakanların toplu fotoğrafı (Suudi Arabistan Dışişleri Bakanlığı)
TT

Arap-Sloven görüşmelerinde barış planının başarısını sağlamaya yönelik çabalar ele alındı

Slovenya'nın Ljubljana kentinde dün düzenlenen genişletilmiş görüşmelere katılan bakanların toplu fotoğrafı (Suudi Arabistan Dışişleri Bakanlığı)
Slovenya'nın Ljubljana kentinde dün düzenlenen genişletilmiş görüşmelere katılan bakanların toplu fotoğrafı (Suudi Arabistan Dışişleri Bakanlığı)

Ljubljana'da dün yapılan Arap-Sloven görüşmelerinde, ABD Başkanı Donald Trump tarafından başlatılan barış planının ilerletilmesi ve 1967 sınırları içinde, Doğu Kudüs'ün başkenti olduğu, iki devletli çözüme dayalı bağımsız ve egemen Filistin devletini içeren net bir siyasi ufka doğru ilerleme çabaları ele alındı.

Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı Prens Faysal bin Ferhan, Mısırlı mevkidaşı Bedr Abdulati, Bahreynli mevkidaşı Abdullatif el-Zayani, Ürdün Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı Ayman Safadi ve Katar Dışişlerinden Sorumlu Devlet Bakanı Sultan Al-Muraikhi ile birlikte Slovenya Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri ve Avrupa İşleri Bakanı Tanja Fajon ile kapsamlı görüşmeler gerçekleştirdi.

Slovenya'nın Ljubljana kentinde dün yapılan genişletilmiş görüşmelerden (Suudi Arabistan Dışişleri Bakanlığı)Slovenya'nın Ljubljana kentinde dün yapılan genişletilmiş görüşmelerden (Suudi Arabistan Dışişleri Bakanlığı)

Bakanlar, bölgesel ve uluslararası güvenlik ve istikrarı, özellikle de Gazze'deki durumu iyileştirmenin yollarını görüştüler. Ateşkes anlaşmasına uyulması ve hükümlerinin tam olarak uygulanmasının yanı sıra Gazze Şeridi'ne yeterli ve sürekli insani yardımın ulaştırılmasının sağlanmasının gerekliliğini vurguladılar.

Bakanlar ayrıca işgal altında bulunan Batı Şeridi'ndeki durumu da ele aldılar; İsrail'in oradaki yasadışı tek taraflı önlemlerinin ve işgal altındaki Kudüs'te İslami ve Hristiyan kutsal yerlerine yönelik ihlallerinin durdurulmasının gerekliliğini vurguladılar; bu ihlaller gerilimi artırdığını ve gerilimi azaltma çabalarını baltaladığını belirttiler.

Prens Faysal bin Ferhan, dün Slovenya'nın başkenti Ljubljana'da düzenlenen genişletilmiş görüşmeler oturumunda (Suudi Arabistan Dışişleri Bakanlığı)Prens Faysal bin Ferhan, dün Slovenya'nın başkenti Ljubljana'da düzenlenen genişletilmiş görüşmeler oturumunda (Suudi Arabistan Dışişleri Bakanlığı)

Bakanlar ayrıca Slovenya'nın Filistin halkının meşru haklarına verdiği desteği ve iki devletli çözüm temelinde Filistin Devleti'ni tanımasını da takdir ettiler.

Görüşmelerde bölgedeki gelişmeler, müzakere ve diyalog yoluyla gerilimlerin azaltılması yolları ve Rusya-Ukrayna krizinin çözümüne yönelik çabalar da ele alındı.


Erdoğan’ın ziyareti sonrası Ankara-Riyad hattında ekonomik sıçrama

3 Şubat’ta Riyad’da Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman ile Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan arasında yapılan görüşmeden bir kare (Türkiye Cumhurbaşkanlığı)
3 Şubat’ta Riyad’da Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman ile Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan arasında yapılan görüşmeden bir kare (Türkiye Cumhurbaşkanlığı)
TT

Erdoğan’ın ziyareti sonrası Ankara-Riyad hattında ekonomik sıçrama

3 Şubat’ta Riyad’da Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman ile Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan arasında yapılan görüşmeden bir kare (Türkiye Cumhurbaşkanlığı)
3 Şubat’ta Riyad’da Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman ile Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan arasında yapılan görüşmeden bir kare (Türkiye Cumhurbaşkanlığı)

Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Suudi Arabistan’a gerçekleştirdiği ziyaret, iki ülke arasındaki ekonomik ilişkilerde yeni bir ivme sağladı ve ticaret, enerji ile ortak yatırımlar alanlarında yeni iş birliği ufukları açtı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın çarşamba günü Riyad’a yaptığı ziyaretin ardından yayımlanan ortak bildiride, iki ülkenin siyasi ve ekonomik ortaklıklarını ileriye taşıma konusundaki kararlılığı vurgulandı.

Bildiride, Riyad’ın Suudi Arabistan 2030 Vizyonu ile Ankara’nın Türkiye Yüzyılı Vizyonu’nun sunduğu fırsatlardan yararlanarak ekonomik ve yatırım ortaklığını derinleştirme konusunda mutabık kaldığı belirtildi. Bu çerçevede, petrol dışı ticaretin geliştirilmesi, özel sektörün rolünün güçlendirilmesi ve Suudi-Türk İş Konseyi’nin etkinleştirilmesi öncelikler arasında yer aldı.

Enerji alanında iş birliği

Enerji alanı, iki tarafın da özel önem verdiği başlıklar arasında öne çıktı. Ortak bildiride; petrol, petrokimya ve yenilenebilir enerji alanlarında iş birliğinin yanı sıra elektrik enterkoneksiyonu, temiz hidrojen ve enerji tedarik zincirleri konularının ele alındığı, bunun enerji güvenliği ve sürdürülebilirliğini güçlendireceği vurgulandı.

xdfvgthy
Erdoğan’ın ziyareti kapsamında Riyad’da yenilenebilir enerji alanında iş birliği anlaşmasının imzalanması sırasında Suudi Arabistan ve Türkiye enerji bakanları (Türkiye Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı’nın X hesabından)

Taraflar ayrıca, küresel enerji dönüşümünü desteklemek amacıyla madencilik ve kritik mineraller alanında iş birliğini teyit etti. Ziyaret kapsamında toplanan Suudi-Türk Koordinasyon Konseyi toplantısında enerji, adalet, uzay ile araştırma-geliştirme alanlarını kapsayan çok sayıda anlaşma ve mutabakat zaptı imzalandı.

Bu çerçevede, enerji alanındaki stratejik iş birliğini somutlaştırmak amacıyla Suudi Arabistan Enerji Bakanı Prens Abdülaziz bin Selman ile Türkiye Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar arasında, 2 milyar dolarlık yenilenebilir enerji yatırımlarını kapsayan bir anlaşma imzalandı. Anlaşma, yenilenebilir enerji santrali projelerinde iş birliğini öngörüyor.

Anlaşmanın; yenilenebilir enerji, yeşil teknolojiler alanlarında iş birliğini güçlendirmeyi, yüksek kaliteli projelerin geliştirilmesi ve hayata geçirilmesini desteklemeyi, enerji arz güvenliğini artırmayı ve düşük karbonlu ekonomiye geçişi hızlandırmayı hedeflediği belirtildi.

dfgthy
Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman ile Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Riyad’da Suudi ve Türk heyetlerinin katılımıyla gerçekleştirilen geniş kapsamlı toplantıda (Türkiye Cumhurbaşkanlığı)

Bu kapsamda, Türkiye’de toplam 5 bin megavat kurulu güce sahip güneş enerjisi santrali projelerinin iki aşamada geliştirilmesi planlanıyor. İlk aşamada Sivas ve Karaman illerinde toplam 2 bin megavat kapasiteli iki güneş enerjisi santrali kurulacak. İkinci aşamada ise taraflar arasında belirlenecek çerçeve doğrultusunda 3 bin megavat ilave kapasite hayata geçirilecek.

İlk aşama projelerinin, Türkiye’deki diğer yenilenebilir enerji santrallerine kıyasla son derece rekabetçi elektrik satış fiyatları sunacağı belirtilirken, yaklaşık 2 milyar dolarlık yatırımla hayata geçirilecek bu santrallerin 2 milyondan fazla Türk hanesine elektrik sağlayacağı ifade edildi. Üretilen elektriğin, devlete ait bir Türk şirketi tarafından 30 yıl süreyle satın alınacağı, projelerin uygulanması sırasında yerli ekipman ve hizmetlerden azami ölçüde yararlanılacağı kaydedildi.

Türkiye’ye doğrudan yatırımlar ivme kazandı

Türkiye Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, anlaşmanın imzalanmasına ilişkin değerlendirmesinde, bunun Türkiye’ye yönelik doğrudan yabancı yatırım akışına önemli bir katkı olduğunu söyledi.

Şimşek, çarşamba günü X platformundaki paylaşımında, Türkiye’ye yönelik doğrudan yabancı yatırımların hızlandığını ve bunun uygulanan ekonomik programa duyulan güveni yansıttığını belirtti. Suudi Arabistan ile imzalanan anlaşma kapsamında yenilenebilir enerji projelerine yönlendirilecek 2 milyar dolarlık yatırımın, yeşil dönüşümü hızlandıracağını, enerji güvenliğini güçlendireceğini ve enerji ithalatına olan yapısal bağımlılığı azaltacağını vurguladı.

Şimşek, 2025 yılının ilk 11 ayında Türkiye’ye gelen doğrudan yabancı yatırımların 12,4 milyar dolara ulaştığını, bunun 2024’ün aynı dönemine göre yüzde 28 artış anlamına geldiğini kaydetti.

Son iki yılda Suudi Arabistan-Türkiye ekonomik ilişkilerinde kaydedilen hızlı gelişme, ticaret hacmine de yansıdı. Türkiye’nin bu ilişkilere verdiği önemin bir göstergesi olarak Cumhurbaşkanı Erdoğan, Riyad ziyaretine, Suudi Arabistan ile ticari ve ekonomik ilişkileri geliştirmekle ilgilenen yaklaşık 200 şirket temsilcisinden oluşan geniş bir iş heyetiyle katıldı.

Özel sektörün iki ülke arasındaki ortaklıkta kilit rol oynadığı vurgulanırken, Erdoğan’ın ziyareti kapsamında toplanan Suudi-Türk Ekonomi Forumu Konseyi’nde, ortak projelerin uygulanmasında yeni bir aşamaya geçilmesi hedefi dile getirildi.

Ticarette hızlanan büyüme

Türk şirketlerinin Suudi Arabistan’daki doğrudan yatırımları 2 milyar doları aşmış durumda. Bu yatırımlar; imalat, gayrimenkul, inşaat, tarım ve ticaret gibi çeşitli sektörlere yayılıyor.

Türkiye Dış Ekonomik İlişkiler Kurulu (DEİK) Başkanı Nail Olpak, Suudi Arabistan ile ticaretin hızla büyüdüğünü belirterek, yurt dışında Türk müteahhitlik şirketlerinin faaliyetlerinde bir miktar yavaşlama görülmesine rağmen, Suudi Arabistan’da hâlen çok önemli projeler yürütüldüğünü söyledi.

Şarku'l Avsat'ın Suudi Arabistan’ın resmi kurumlarından aktardığı verilere göre, iki ülke arasındaki ticaret hacmi 2025 yılında yaklaşık 8 milyar dolara ulaştı ve bir yıl içinde yüzde 14 büyüme kaydetti. Geçen yılın sonuna kadar Suudi Arabistan’da faaliyet gösteren Türk şirketleri için 1473 yatırım kaydı düzenlendi.

fgt
3 Şubat’ta Riyad’da gerçekleştirilen Suudi-Türk Yatırım İş Birliği Forumu’ndan bir kare (Türkiye Ticaret Bakanı Ömer Bolat’ın X hesabından)

Suudi Arabistan, Türkiye’ye ham petrol ve petrokimya ürünleri ihraç ederken; Türkiye’den halı, inşaat amaçlı işlenmiş taşlar, tütün ürünleri, gıda ve mobilya gibi çeşitli ürünler ithal ediyor.

Türkiye İstatistik Kurumu verilerine göre, iki ülke arasındaki ticaret hacmi 2015’te 5,59 milyar dolar, 2016’da 5,007 milyar dolar, 2017’de 4,845 milyar dolar, 2018’de 4,954 milyar dolar ve 2019’da 5,107 milyar dolar oldu.

Kovid-19 salgını nedeniyle 2020 ve 2021’de yaşanan düşüşün ardından ticaret yeniden yükselişe geçti; 2022’de 6,493 milyar dolar, 2023’te 6,825 milyar dolar olan ticaret hacmi, 2024’te 7 milyar doların üzerine çıktı.

2025’te Türkiye’nin Suudi Arabistan’a ihracatı 3 milyar 149,6 milyon dolara ulaştı; toplam ticaret hacmi ise yaklaşık 8 milyar dolar olarak kaydedildi.


Suudi Arabistan-Almanya görüşmelerinde ilişkiler ve son gelişmeler ele alındı

Suudi Arabistan Başbakanı ve Veliaht Prensi Muhammed bin Selman dün Riyad’da Almanya Şansölyesi Friedrich Merz ile resmi bir görüşme gerçekleştirdi. (SPA)
Suudi Arabistan Başbakanı ve Veliaht Prensi Muhammed bin Selman dün Riyad’da Almanya Şansölyesi Friedrich Merz ile resmi bir görüşme gerçekleştirdi. (SPA)
TT

Suudi Arabistan-Almanya görüşmelerinde ilişkiler ve son gelişmeler ele alındı

Suudi Arabistan Başbakanı ve Veliaht Prensi Muhammed bin Selman dün Riyad’da Almanya Şansölyesi Friedrich Merz ile resmi bir görüşme gerçekleştirdi. (SPA)
Suudi Arabistan Başbakanı ve Veliaht Prensi Muhammed bin Selman dün Riyad’da Almanya Şansölyesi Friedrich Merz ile resmi bir görüşme gerçekleştirdi. (SPA)

Suudi Arabistan Başbakanı ve Veliaht Prensi Muhammed bin Selman dün akşam Riyad’da Almanya Şansölyesi Friedrich Merz ile bölgesel ve uluslararası gelişmeleri ve bu konularda yürütülen çabaları ele aldı.

Görüşme, Veliaht Prens Muhammed bin Selman’ın Merz’i el-Yemame Sarayı’nda kabul etmesinin ardından gerçekleşti. Resmi karşılama töreninin düzenlendiği ziyarette, iki taraf ayrıca ikili ilişkilerin genel durumu ile farklı sektörlerde iş birliği ve geliştirme fırsatlarını değerlendirdi.

drfgt
Riyad’daki el-Yemame Sarayı’nda Almanya Şansölyesi Friedrich Merz için düzenlenen resmi karşılama töreninden, 4 Şubat 2026 (SPA)

Görüşmeye Suudi tarafından; Enerji Bakanı Prens Abdulaziz bin Selman, Devlet Bakanı Prens Turki bin Muhammed bin Fahd, Riyad Bölgesi Vali Yardımcısı Prens Muhammed bin Abdurrahman, Ulusal Muhafızlar Bakanı Prens Abdullah bin Bender, Dışişleri Bakanı Prens Faysal bin Ferhan, Kültür Bakanı Prens Bedr bin Abdullah bin Ferhan, Ulusal Güvenlik Danışmanı Dr. Musaid el-Ayban, Ticaret Bakanı Dr. Macid el-Kasabi, Maliye Bakanı Muhammed el-Cedan, Yatırım Bakanı Mühendis Halid el-Falih ve Almanya Büyükelçisi Fahd el-Hazal katıldı.

sfrg
Riyad’daki el-Yemame Sarayı’nda gerçekleşen resmi görüşmeden, 4 Şubat 2026 (SPA)

Alman tarafından ise görüşmeye; Hükümet Sözcüsü Stefan Cornelius, Suudi Arabistan Büyükelçisi Michael Kindsgrab, Başbakan’ın dışişleri ve güvenlik politikası danışmanı Dr. Günter Sautter, Başbakan’ın ekonomi-finans politikaları danışmanı Dr. Levin Holle ile çok sayıda üst düzey yetkili katıldı.

Merz dün Suudi Arabistan’a resmi ziyarette bulunmak üzere Riyad’a geldi. Bu, Merz’in Suudi Arabistan’a gerçekleştirdiği ilk resmi ziyaret oldu. Ziyareti sırasında kendisine eşlik eden geniş bir Alman iş insanları heyeti yer aldı. Merz, Kral Halid Uluslararası Havalimanı’nda Riyad Bölgesi Vali Yardımcısı Prens Muhammed bin Abdurrahman, Maliye Bakanı Muhammed el-Cedan, her iki ülkenin büyükelçileri ve çok sayıda yetkili tarafından karşılandı.

fgt
Riyad Bölgesi Vali Yardımcısı Prens Muhammed bin Abdurrahman dün Kral Halid Uluslararası Havalimanı’nda Almanya Şansölyesi Friedrich Merz’i karşıladı. (Riyad Bölgesi Valiliği)

Almanya, Ortadoğu’da etkili bir ülke olarak gördüğü Suudi Arabistan ile stratejik ortaklığı güçlendirmeyi hedefliyor. Hükümet Sözcüsü Stefan Cornelius, Riyad’ın ‘bölgenin istikrarı ve güvenliğinde kilit bir aktör’ olduğunu belirterek, bunun, Berlin’in bölgesel politika alanında Suudi Arabistan ile iş birliğine yönelmesine neden olduğunu vurguladı.

Alman hükümeti kaynaklarına göre Riyad’daki görüşmelerde İran meselesi, bölgedeki gerilimi azaltmaya yönelik iş birliği ve savunma alanındaki ortak çalışmalar ele alınacak.

Kaynaklar, Almanya’nın Suudi Arabistan ile ‘ikili stratejik ilişkileri ve stratejik diyaloğu genişletmeyi’ amaçladığını ve özellikle enerji sektöründe olmak üzere bir dizi ekonomik anlaşmaya varmayı hedeflediğini ifade etti.

vgthy
Suudi Arabistan Başbakanı ve Veliaht Prensi Muhammed bin Selman dün Riyad’daki el-Yemame Sarayı’nda Almanya Şansölyesi Friedrich Merz'i kabul etti. (SPA)

Almanya’dan son günlerde Suudi Arabistan’ı ziyaret eden yetkililer arasında Ekonomi ve Enerji Bakanı Katarina Reiche de yer aldı. Reiche, Riyad’da Suudi Arabistan Enerji Bakanı Prens Abdulaziz bin Selman ile enerji alanında iş birliğini artırmayı hedefleyen anlaşmalar imzaladı.

Reiche, Riyad’dan yaptığı açıklamada, “Anlaşmalar enerji, yapay zekâ, hidrojen, sanayi değer zincirleri ve inovasyon gibi geleceğe dönük çok kritik alanları kapsıyor” dedi. Anlaşmalar kapsamında, Suudi Arabistan’ın Kızıldeniz’e kıyısı olan Yanbu Limanı’ndan Almanya’daki Rostock Limanı’na amonyak sevkiyatı gerçekleştirilecek.

frgthy
Suudi Arabistan Enerji Bakanı Prens Abdulaziz bin Selman ve Almanya Ekonomi ve Enerji Bakanı Katarina Reiche, geçtiğimiz pazar günü mutabakat zaptını imzaladıktan sonra (Suudi Arabistan Enerji Bakanlığı)

Alman hükümeti, hidrojen alanında somut sonuçlar elde etmeyi hedefliyor; bu konu hükümet stratejisinin önemli bir parçası olsa da henüz hedeflerine ulaşabilmiş değil. Almanya, Suudi Arabistan’ın yeşil hidrojen üretimi için elverişli ortamı sayesinde bu alanda merkezi bir rol oynayabileceğini değerlendiriyor.

Reiche, Suudi Arabistan-Almanya Ortak Ekonomik ve Teknik İşbirliği Komitesi’nin 21. toplantısına da katıldı. Toplantıda, enerji, sanayi ve yatırım alanlarında iş birliğinin güçlendirilmesi, yenilenebilir enerji, hidrojen, teknoloji ve sağlık sektörlerindeki fırsatlar ele alındı.

Geçtiğimiz pazartesi günü düzenlenen Suudi Arabistan-Almanya İş Konseyi toplantısında ise enerji alanında genel bir iş birliği çerçevesi oluşturmayı amaçlayan bir niyet mektubu imzalandı. Ayrıca, iki ülkenin kamu ve özel sektör kurumları arasında çeşitli anlaşmalar yapılmasıyla ikili ekonomik ilişkilerin sağlam temelleri bir kez daha ortaya kondu.