Putin kadınlara ve eşcinsellere nasıl bakıyor?

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin: Kötü bir günüm yok, çünkü kadın değilim

Putin, uçuş görevlileri ile birlikte (Reuters)
Putin, uçuş görevlileri ile birlikte (Reuters)
TT

Putin kadınlara ve eşcinsellere nasıl bakıyor?

Putin, uçuş görevlileri ile birlikte (Reuters)
Putin, uçuş görevlileri ile birlikte (Reuters)

Fidel Sbeity
Dünya Kadınlar Günü öncesinde Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, geçen cumartesi günü Rus havayolu şirketi ‘Aeroflot’un eğitim merkezine yaptığı ziyarette bir konuşma gerçekleştirdi. Dünya genelinde birkaç medya organı tarafından yayınlanan bir videoda Rusya Devlet Başkanı’nın, şirkette ve devlet idarelerinin çeşitli sektörlerinde çalışan ve faklı kıyafetli ve üniformalı bir grup kadınla çevrili geniş bir yuvarlak masada oturduğu görülüyor. Öyle ki, sanki onları neyin beklediğini anlatmak üzere kadın temsilcileri bir araya getirmiş gibiydi.
Şaşırtıcı olan, birkaç metre uzaklıkta oturan cumhurbaşkanları, uluslararası heyetlerden bakanlar, generaller ve konuklarla olan fotoğraflarının aksine, kadınlarla yakın oturmasıydı. Zira son olarak askeri işgalin başlamasını önleme girişimlerine ilişkin tekrarlı ziyaretlerinde Fransa Cumhurbaşkanı ile arasında metrelerce mesafe bulunuyordu.
Putin, beraberinde oturan kadınlara, devam eden savaş hakkında bilmek istedikleri her şeyi ona sorma özgürlüğü tanıdı. Her soruyu bıkmadan ve homurdanmadan cevapladı. Sanki, milletin anaları ve emekçileriyle olan bu samimi görüşmede onları rahat ettirebileceğini söylüyor gibiydi. 
40 dakikalık bu basın toplantısı aracılığıyla Putin, işgalden günler sonra birçok siyasi mesaj gönderdi. Ancak belki de Rusya Devlet Başkanı birkaç saatte bir yeni bir basın toplantısı düzenlediği için Batı medyası, bu toplantıya haber olarak herhangi bir önem vermedi. Rus kadınlara yaşananlara ilişkin merkezi bir konum vermek isteyen açık Rus medyası propagandası karşısında ne demişti? Bir erkeğin kadınlarla toplantısından ne gibi bir haber çıkacaktı? Medyada kadınlarla ilgili tüm komik yorumları, kadınların erkeklerden daha zayıf olduğuna dair geri bir geleneksel inancı, onun bayağı görüşünü gösteriyor.

Kadın kadındır ve erkek de erkek
Ancak bu muhafazakâr ve geleneksel saygı, televizyonda basın toplantılarını takip eden Rus halkının önünde komik bulduğu şakalarla, kadınları kadın oldukları için alaya almasına rağmen geliyor. Putin’in kadınlara yaptığı şakalar, onları küçük duruma düşürmüyor, ancak onları fiziksel açıdan daha zayıf olarak sınıflandırıyor. Bu ise, daha küçük ve ince yapılı oldukları için doğal bir durumdan kaynaklanıyor. Kadınlar, karar verme hususunda da zayıflar. Zira bu durum da annelik duygusuna sahip oldukları için doğal bir şey. 
Reuters 
Bu gerekçeler, Rebecca Tan’ın 2017 yılında ‘Vox’ dergisinde yayınladığı ‘Kelimelerden daha fazlası: Putin’in kadın düşmanlığının geniş kapsamlı sonuçları bulunuyor’ başlıklı araştırmasında yer alıyor. Tan, Putin’in ABD’li yönetmen Oliver Stone ile bir belgesel çekimi sırasında sarfettiği ifadelerini ‘barbarca, aptalca ve geri zekalı’ olarak nitelendirdi. Kremlin’de yatak odaları arasında dolaşırken Putin, ‘ay içerisinde hiçbir kötü günü olmadığını’ söylemiş, “Çünkü ben kadın değilim” demişti. Sanki kadınların adet döngüsünün bir zayıf nokta olduğuna atıfta bulunmuş gibiydi. 
Yorumları, kadınlarla sınırlı değildi. Aksine 2014 yılında Rusya’nın Kırım’ı ilhakına yönelik eleştiriler sonrasında Hillary Clinton da dahil olmak üzere Avrupalı ​​ve Amerikalı politikacılarla da ilgiliydi. “İnsanlar çizgiyi geçiyorsa bu güçlü olduklarından değil, zayıf olduklarındandır. Ama belki bir kadının en kötü yanı zayıflık değildir” ifadesiyle Clinton’a atıf yapmıştı. 

Haşin
Ev hanımı olan muhafazakâr kadın, Putin’e göre kocası kendisine şiddet uyguladığında şikâyet etmeyen kadındır. Kendisi, BBC’nin Rus polis raporlarından aktardığına göre her ay 600’den fazla Rus kadının evlerinde öldürüldüğü aile içi şiddeti suç olmaktan çıkaran bir yasaya imza attı. Tabi ki resmiyette her zaman sayı aşağı çekilir. Yasa, toplum tarafından kınanma ve kocalarını kızdırma korkusuyla polise şikâyette bulunmaktan kaçınan istismara uğrayan kadınları da içeriyor. 
Aynı yeni yasaya göre ilk kez aile içi şiddet uygulayanlar, ancak kurbanları hastaneye kaldırılacak kadar yaralanmışsa hapis cezasıyla cezalandırılabilir. İstismara uğrayan, suçlamada bulunmamayı seçerse de istismarcı suçlamalarla karşı karşıya kalmayacak. 

LGBT topluluğuna karşı amansız bir mücadele
Öte yandan eşcinsel bireyler, Putin’in ahlaki düşmanları listesinde ilk sırada yer alıyor. Putin, bu kişileri mutasyona uğramış ‘Kovid-19’ virüsleri olarak nitelendiriyor. Bunların Rus toplumunu yok etmek için Batı ve Avrupa tarafından gönderilen virüsler olduğunu ve yok edilmeleri gerektiğini savunuyor. 
Söz konusu Vox araştırmasında, yönetmen Oliver Stone’a Rusya’nın eşcinsellere karşı şiddet uyguladığını yalanlarken, “Ama eşcinsellerin yanında duş almaktan nefret ediyorum. Çünkü onları tahrik etmekten korkuyorum” demişti. Maite Fernandez-Simon da ‘Kadın kadındır ve erkek de erkek’ başlığıyla Washington Post için yazdığı bir yazısında, “Soçi’deki Valday Kulübü’nün yıllık toplantılarından birinde ‘Batıdaki çocuklara bir erkeğin kız olabileceği ve bunun tam tersinin öğretildiği doğru. Bana göre bu, insanlık suçudur’ dedi” ifadelerine yer verdi.

Eşcinsellik
Ortodoks Kilisesi’nin desteğiyle Putin, tüm devlet çalışanlarını sosyal medya aracılığıyla takip etmek üzere katı inananlardan oluşan bir elektronik gönüllüler ordusu kurdu. Rusya Devlet Başkanı’nın tüm mal ve yetkilerini yeniden kazandırdığı Ortodoks Kilisesi ile olan gizli ilişkisi hakkında birkaç yıl önce Alman televizyonu ‘DW’ tarafından bir belgesel yayınlandı Belgeselde, bir grup kilise mensubunun güvenlik yetkilileri koruması altında ‘sosyal medya organları üzerinden yayınladıkları fotoğraf veya videolar hususunda’ meslekleri ne olursa olsun öğretmenler, doktorlar ve farklı devlet kurumlarında görev yapan personelleri takip ettiği belirtildi. Bu çerçevede eşcinsellik belirtileri gösteren herkes halka ifşa edilerek, kovulmaları için çalıştıkları kurumların yönetimine şikâyet ediliyordu.
Bu zulümler, çalıştıkları şirketlerin tamamı Putin’e, çevresine ve kiliseye ait olduğu sürece, özel sektördeki çalışanları da etkileyebilir. Fanatik ortodoks toplumundan biri, yüzden fazla erkek ve kadın çalışanı tek başına işlerinden kovduğunu belirtirken, bu eylemiyle de övündü. Ayrıca bunların çoğunun, toplum tarafından dışlanmaları sonucunda Avrupa’ya kaçtıklarını belirtti.
Putin'e göre muhafazakar kadınlar evin hanımıdır (Reuters)
Büyük bir kitle, özgürlüklerini kısıtlayan her türlü suçlamayla göç etmek zorunda kaldı. 
Putin, bu bölgede yalnızca dindar ya da kiliseye yakın olmaya çalışmıyor, aynı zamanda kendi tanımladığı bir ahlak ve ahlaksızlık kavramı etrafında sıkı bir Rus toplumu inşa etmek için çabalıyor. Putin’in tüm uzun televizyon röportajlarındaki propagandasına göre kendisi, Batı’ya, yani ifsat olmuş toplumlardan hoşlanan Avrupa’ya karşı duruyor. Bu toplumlar, eşcinsellere evlenme hakkının tanınması ve kadınların hak ve görevlerde erkeklerle eşit sayılması dolayısıyla ifsat olmuş durumda. Şarku'l Avsat'ın İndepent Arabia kaynaklı haberine göre Putin’in kendisi, kilise tarafından desteklenen devasa bir medya aracının yardımıyla Batı’yı şeytanlaştırmaya ve onu kötü ve ahlaki olarak yozlaşmış olarak göstermeye çabalıyor.
Her zaman ve doğrudan Rus toplumunun benzersizliğinin ve gücünün varlığına dikkati çekerken Putin, “Birbirimize saygı duymayı öğrendik. Peki bu ne anlama geliyor? Aynı zamanda bu, geleneksel manevi kültürümüzün temellerine, saygıyla yaklaşmak anlamına geliyor. Rusya Federasyonu’nun tüm halklarının, az önce bahsettiğim karaltıya karşı içsel ahlaki korumaya sahip olduğundan emin olmak isterim” ifadelerini kullandı. Ayrıca Putin, bir gazetecinin ‘Batı toplumunun geleneksel toplumsal cinsiyet kavramlarını yeniden ele alan yeni değer sistemi’ hakkındaki sorusuna da bu ifadelerle yanıt verdi.



Amerikan ordusu için üretilen mermiler, Meksika’daki kartellerin eline geçiyor

Meksika hükümeti, Amerikan malı silahların ülkeye kaçak yollardan girişini engellemek isityor (Reuters)
Meksika hükümeti, Amerikan malı silahların ülkeye kaçak yollardan girişini engellemek isityor (Reuters)
TT

Amerikan ordusu için üretilen mermiler, Meksika’daki kartellerin eline geçiyor

Meksika hükümeti, Amerikan malı silahların ülkeye kaçak yollardan girişini engellemek isityor (Reuters)
Meksika hükümeti, Amerikan malı silahların ülkeye kaçak yollardan girişini engellemek isityor (Reuters)

Meksika'da kartellerin kullandığı mermilerin neredeyse yarısının, ABD ordusuna mühimmat üreten fabrikada yapıldığı tespit edildi.

Meksika Savunma Bakanı General Ricardo Trevilla Trejo, salı günkü açıklamasında, 2012'den bu yana yaklaşık 137 bin adet .50 kalibrelik merminin ele geçirildiğini söyledi. 

Uyuşturucu çeteleri tarafından kullanılan bu mermilerin yüzde 47'sinin, ABD'nin Missouri eyaletinde yer alan Lake City Ordu Mühimmat Fabrikası'nda üretildiğini bildirdi.

New York Times'ın haberine göre sözkonusu tesis, Amerikan ordusunda kullanılan tüfekler için mermi üreten en büyük fabrika.

Ayrıca General Trejo, Devlet Başkanı Claudia Sheinbaum'un göreve başladığı Ekim 2024'ten bu yana polislerin ülkede ele geçirdiği 18 bin ateşli silahtan yaklaşık yüzde 80'inin de ABD menşeli olduğunu söyledi. 

Baskınlarda el konan silahlar arasında .50 kalibrelik Barrett tüfekleri, el bombası fırlatıcıları, roketatarlar ve çeşitli kalibredeki makineli tüfekler var.

Meksika'da silah ruhsatları sıkı denetimlere tabi. Silahlar yasal olarak yalnızca Meksika ordusunun işlettiği iki mağazadan satın alınabiliyor. Belirli kalibre ve özelliklere sahip tabancalar ise sadece ordu ve kolluk kuvvetleri tarafından kullanılabiliyor.

Bu önlemlere rağmen Meksika hükümetinin verilerine göre her yıl 200 bin ila 500 bin adet ateşli silah, ABD'den ülkeye kaçak olarak sokuluyor. 

ABD Yüksek Mahkemesi, Meksika hükümetinin Amerikan silah üreticilerine karşı açtığı davayı geçen yıl oybirliğiyle reddetmişti. Kararda, üreticilerin bağımsız perakendecilerin yasadışı satışlarını durdurmamalarının yardım ve yataklık koşullarını karşılamadığı bildirilmişti. 

Diğer yandan mahkemenin açıklamasında, Meksika devletinin şikayetinde savunduğu gibi "silah satışlarının gerçekleştiğine ve üreticilerin bunun farkında olduğuna dair hiçbir şüphe yok" denmişti. 

Meksika hükümeti, Arizona'daki mahkemeye ABD'li 5 silah şirketi hakkında 2022'de bir dava daha açmıştı. Hukuki süreç devam ediyor. 

Cenevre merkezli sivil toplum kuruluşu Uluslararası Organize Suçla Mücadele Küresel Girişimi (GI-TOC) Direktörü Cecilia Farfan Mendez, şunları söylüyor:  

İronik olan, Meksika ve ABD hükümetlerinin aynı şeyi istemesi: Kartellerin yol açtığı ölümleri azaltmak. Ancak suç örgütleri bu kalibredeki tabancalara kolayca erişebildiği sürece ABD, sanki bu şiddetin ortaya çıkmasını destekliyormuş gibi görünüyor.

 Independent Türkçe, New York Times, BBC


İsrail’de Hamas istihbaratı skandalı: Netanyahu hiçbir şey yapmadı

Netanyahu, iki devletli çözüme giden süreci tıkayarak ateşkes görüşmelerini de çıkmaza sokmuştu (Reuters)
Netanyahu, iki devletli çözüme giden süreci tıkayarak ateşkes görüşmelerini de çıkmaza sokmuştu (Reuters)
TT

İsrail’de Hamas istihbaratı skandalı: Netanyahu hiçbir şey yapmadı

Netanyahu, iki devletli çözüme giden süreci tıkayarak ateşkes görüşmelerini de çıkmaza sokmuştu (Reuters)
Netanyahu, iki devletli çözüme giden süreci tıkayarak ateşkes görüşmelerini de çıkmaza sokmuştu (Reuters)

İsrail istihbaratı, Hamas'ın büyük bir saldırı düzenleyeceğine dair bilgileri Başbakan Binyamin Netanyahu'ya 2018'de doğrudan iletmiş.

İsrailli medya kuruluşları Ynet ve Yedioth Ahronoth'un aktardığına göre Hamas, 2018-2022'de İsrail'in güneyindeki askeri üsler ve sivil yerleşimlere karşı koordineli bir saldırı planlamış. 

İstihbarat yetkililerinin "Eriha Duvarı" adını verdiği kapsamlı harekat planının, Hamas'ın 7 Ekim 2023'te düzenlediği Aksa Tufanı saldırısını özetler nitelikte olduğu aktarılıyor. 

New York Times, "Eriha Duvarı" kod adlı 40 sayfalık belgenin, İsrailli yetkililerle paylaşıldığını 2023'teki haberinde bildirmişti. Askeri ve istihbarat yetkililerinin, 2022'de haberdar olduğu planı "hayal ürünü" diye niteleyip gerçekleşmesini çok zor bularak dikkate almadığı öne sürülmüştü. 

Ancak İsrail medyasındaki yeni haberlerde, Başbakan Netanyahu'nun 2018'de planla ilgili birden fazla kez doğrudan bilgilendirildiği ortaya kondu. 

Adlarının paylaşılmaması koşuluyla konuşan yetkililer, "Hamas'ın askeri kanadı, topraklarımızın derinliklerine yönelik geniş çaplı bir saldırı için güç mü topluyor?" alt başlıklı istihbarat raporunun, doğrudan Netanyahu'nun masasına bırakıldığını söylüyor. 

Diğer yandan İsrail Başbakanlık Ofisi, ordunun 7 Ekim'deki başarısızlığına ilişkin devam eden soruşturmada, Hamas'ın saldırı planladığına dair önceden bilgi sahibi olunmadığını iddia etmişti. Ofisin, İsrail Kamu Denetçisi Matanyahu Englman'a gönderdiği açıklamada, "Eriha Duvarı" belgesinin Netanyahu'ya hiç sunulmadığı öne sürülmüştü. 

İsrail İstihbarat Kolordusu'na bağlı Birim 8200'den bazı analistlerin de Hamas'ın saldırı hazırlıklarına dair bilgileri 2018'de orduyla paylaştığı 2023'te ortaya çıkmıştı.  

Kaynaklar, bu planların iç güvenlik teşkilatı Şin Bet tarafından incelendikten sonra doğrudan Netanyahu'ya iletildiğini de savunuyor. 

2022 ve 2023'te "Eriha Duvarı" dosyasının yeni istihbarat bilgileriyle güncellendiği fakat bunların doğrudan Netanyahu'ya ulaşmadığı belirtiliyor. İsrail ordusu ve istihbarat kurumları, Gazze Savaşı'nın fitilini ateşleyen 7 Ekim saldırılarına tüm uyarılara rağmen hazırlıksız yakalandığı gerekçesiyle eleştirilmişti.

Başbakan Netanyahu'ya sunulan istihbaratlarla ilgili bilgi sahibi kaynaklardan biri şunları söylüyor: 

Ordu komutanları parçaları birleştirmekte başarısız olsa bile başbakanın görevi, Hamas'ın hedefleri hakkında yanıt talep etmektir. Netanyahu ise hiçbir şey yapmadı.

Independent Türkçe, Haaretz, Times of Israel, Ynet 


Trump, Netanyahu’ya İran’la müzakereleri sürdürme mesajı verdi

 İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun ofisi tarafından yayımlanan, bugün Beyaz Saray’da ABD Başkanı Donald Trump ile gerçekleştirdiği görüşmeye ait fotoğraf.
İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun ofisi tarafından yayımlanan, bugün Beyaz Saray’da ABD Başkanı Donald Trump ile gerçekleştirdiği görüşmeye ait fotoğraf.
TT

Trump, Netanyahu’ya İran’la müzakereleri sürdürme mesajı verdi

 İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun ofisi tarafından yayımlanan, bugün Beyaz Saray’da ABD Başkanı Donald Trump ile gerçekleştirdiği görüşmeye ait fotoğraf.
İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun ofisi tarafından yayımlanan, bugün Beyaz Saray’da ABD Başkanı Donald Trump ile gerçekleştirdiği görüşmeye ait fotoğraf.

ABD Başkanı Donald Trump, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu ile gerçekleştirdiği görüşmede nihai bir anlaşmaya varılmadığını, ancak İran’la müzakerelerin sürdürülmesi konusunda ısrarcı olduğunu belirtti.

Trump, Beyaz Saray’da üç saati aşk süren görüşmeyi “son derece verimli” olarak nitelendirerek, ABD ile İsrail arasındaki mükemmel ilişkilerin devam ettiğini vurguladı.

Toplantıda, İran’la yeni bir nükleer anlaşmaya varma ihtimali ele alındı. Trump, müzakerelerin başarıya ulaşmasının tercih ettiği seçenek olduğunu ve bu tutumunu Netanyahu’ya ilettiğini söyledi. Anlaşma sağlanamaması halinde ise “işlerin nereye varacağını göreceğiz” dedi. Trump, İran’ın geçmişte bir anlaşmayı reddettiğini ve bunun “gece yarısı çekici” olarak nitelendirdiği bir darbeyle sonuçlandığını hatırlatarak, Tahran’ın bu kez “daha rasyonel ve sorumlu” davranmasını umduğunu ifade etti.

cd
İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun resmi internet sitesinde yayımlanan, bugün Beyaz Saray’da ABD Başkanı Donald Trump ile gerçekleştirdiği görüşmeden bir fotoğraf.

Trump ayrıca Gazze ve genel olarak bölgede “büyük ilerleme” kaydedildiğini savunarak, “Ortadoğu’da barışın fiilen hüküm sürdüğünü” dile getirdi.

Görüşmeye ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio, Savunma Bakanı Pete Hegseth ile özel temsilciler Steve Witkoff ve Jared Kushner katıldı.

Netanyahu’nun Washington ziyareti, İsrail basını tarafından İran’a karşı stratejik koordinasyon açısından kritik olarak değerlendirildi. Görüşmelerde İran’ın nükleer programının geleceği ve diplomatik sürecin başarısızlığa uğraması halinde İsrail’in askeri hareket serbestisine ilişkin güvenceler öne çıktı.

Netanyahu’nun, müzakerelerin yalnızca nükleer programla sınırlı kalmaması; İran’ın balistik füze programı ve bölgedeki vekil güçlere verdiği desteğin de kapsama alınması için Trump yönetimine baskı yaptığı aktarıldı. ABD’nin diplomatik sürece şans tanıma konusundaki ısrarına karşın Netanyahu’nun, olası bir anlaşma durumunda dahi İsrail’in İran’a karşı “hareket özgürlüğünü” koruması gerektiğini savunduğu belirtildi.

ghyju
Tahran’da devrimin 47. yıl dönümü kutlamaları kapsamında sergilenen bir füzenin yanında konuşan iki din adamı (New York Times)

Görüşmede Gazze dosyası da ele alındı. Taraflar, İsrail’in resmen katıldığı “Barış Konseyi” çerçevesinde Gazze’nin yeniden imarına yönelik planın ikinci aşamasındaki ilerlemeyi değerlendirdi.

Beyaz Saray yetkilileri, görüşmenin Trump ile Netanyahu arasında yakın bir uyum sergilediğini ve İran’ın nükleer silah edinmesinin engellenmesi konusunda ortak vizyon bulunduğunu belirtti. Ancak analistler, iki liderin önceliklerinde farklılıklar olabileceğine dikkat çekti. Trump’ın siyasi kazanım olarak sunabileceği hızlı bir diplomatik anlaşmaya eğilimli olduğu; Netanyahu’nun ise İran’a kısmi tavizler içeren bir mutabakata karşı daha katı şartlar talep ettiği ve askeri seçeneğin masada kalmasında ısrar ettiği ifade edildi.

Netanyahu, görüşmenin ardından Beyaz Saray’dan ayrıldı. Sabah saatlerinde Dışişleri Bakanı Rubio ve ABD’nin İsrail Büyükelçisi Mike Huckabee ile Blair House’ta bir araya gelen Netanyahu, ayrıca Trump’ın özel temsilcisi Steve Witkoff ve Jared Kushner ile de temaslarda bulundu. İsrail’in Washington Büyükelçisi Michael Leiter, görüşmelerde “önemli jeostratejik gelişmelerin” ele alındığını açıkladı.

ABD Dışişleri Bakanlığı, söz konusu temasların siyasi ve güvenlik koordinasyonu çerçevesinde gerçekleştirildiğini bildirdi.

Trump, salı günü yaptığı açıklamada anlaşma sağlanmaması halinde İran’a karşı sert adımlar atılabileceğini söylemişti. Axios’a konuşan Trump, Tahran’ın “bir anlaşma yapmak için güçlü istek duyduğunu” savunarak, İran’ın nükleer silah ya da füze sahibi olmasına izin verilmeyeceğini ifade etti. İsrail’in müzakere sürecini sekteye uğratacak adımlar atmasını istemediğini de sözlerine ekledi.

ABD Başkan Yardımcısı JD Vance de anlaşma sağlanamaması halinde “başka bir seçeneğin” masada olduğunu belirterek, Trump’ın tüm seçenekleri açık tuttuğunu söyledi. Vance, Washington’un önceliğinin İran’ın nükleer silah edinmesini engellemek olduğunu, rejim değişikliğinin ise İran halkının vereceği bir karar olduğunu kaydetti.

New York Times, ABD’nin İran’la yürüttüğü dolaylı müzakerelerde ilerleme sağlanmasının zor olduğuna işaret ederken; İsrail’in taleplerinin Washington’da yankı bulduğunu, ancak Tahran’ın balistik füze programı ve bölgesel vekil unsurlar konusunu müzakere kapsamına almaya yanaşmadığını yazdı.

Şarku’l Avsat’ın Wall Street Journal’den aktardığı analize göre ABD yönetiminin İran’a baskıyı artırmak amacıyla İran petrolü taşıyan tankerlerin müsaderesini değerlendiriyor. Ancak böyle bir adımın Hürmüz Boğazı’nda seyrüsefer güvenliğini tehdit edebileceği ve küresel enerji piyasalarında dalgalanmaya yol açabileceği uyarıları yapılıyor.

Gazete, ABD Hazine Bakanlığı’nın bu yıl 20’den fazla İran petrol tankerine yaptırım uyguladığını ve Beyaz Saray’ın olası müsadereler için hukuki zemin hazırlığı yaptığını aktardı. ABD’li bir yetkili, Trump’ın diplomatik yolu tercih ettiğini ancak görüşmelerin çökmesi halinde alternatif seçeneklerin hazır tutulduğunu söyledi.

ABD Ulaştırma Bakanlığı ise Hürmüz Boğazı ve Umman Körfezi’nde ticari gemilere yönelik potansiyel tehditlere karşı uyarıda bulundu.