Uluslararası şirketlerden Suudi Arabistan savunma sanayisini yerelleştirmeye yönelik adımlar

Suudi Arabistan Veliaht Prensi, 590 firmanın katılımıyla Dünya Savunma Fuarı'nın açılışını gerçekleştirdi

Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed Bin Selman, ülkesinde ilk kez gerçekleşen Uluslararası Savunma Fuarı'nın açılışın sırasında (SPA)
Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed Bin Selman, ülkesinde ilk kez gerçekleşen Uluslararası Savunma Fuarı'nın açılışın sırasında (SPA)
TT

Uluslararası şirketlerden Suudi Arabistan savunma sanayisini yerelleştirmeye yönelik adımlar

Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed Bin Selman, ülkesinde ilk kez gerçekleşen Uluslararası Savunma Fuarı'nın açılışın sırasında (SPA)
Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed Bin Selman, ülkesinde ilk kez gerçekleşen Uluslararası Savunma Fuarı'nın açılışın sırasında (SPA)

Savunma alanındaki sanayiciler ve üreticiler, Suudi Arabistan’ın savunma sanayinin geliştirilmesi konusundaki çabalarına katılmakta ciddi bir kararlılık ortaya koydular. Savunma sanayinde faaliyet gösteren uluslararası şirketler, ürünlerinin bir kısmını Suudi Arabistan’da üretmeye yönelik çabaları ve planlarıyla Suudi Arabistan'daki savunma sanayi sektörünün gelişimine katkıda bulunmak amacıyla fiili adımlar attılar.
Suudi Arabistan Askeri Sanayiler Genel Otoritesi (GAMI) Yönetim Kurulu Başkanı, Başbakan Yardımcısı ve Savunma Bakanı Veliaht Prens Muhammed bin Selman, Suudi Arabistan Kralı Selman bin Abdulaziz adına, GAMI tarafından geçtiğimiz Pazar günü Riyad’da düzenlenen ve 9 Mart’ta kadar devam edecek olan 2022 Dünya Savunma Fuarı'nın (WDS) açılışını gerçekleştirdi. İlk kez düzenlenen fuara, savunma, güvenlik sektöründe ve bu sektörlerle ilgili diğer sektörlerde faaliyet gösteren devlet kurumlarının yanı sıra dünyanın dört bir yanındaki 42 ülkeden 590'dan fazla şirket katıldı. Fuarın katılımcıları Veliaht Prens’e, çalışmaları hakkında bilgi verdiler.
Veliaht Prens, uluslararası savunma sanayinin önde gelen şirketleri tarafından üretilen komuta ve kontrol merkezlerinin geleceğini simüle eden en son teknolojilerle donatılmış Sanal Komuta Kontrol Merkezi'ni ziyaret etti.

Endüstriyel anlaşmalar yapıldı
GAMI, WDS’nin oturum aralarında, askeri ve savunma sanayilerinde uzmanlaşmış çok sayıda yerel ve uluslararası şirketle, toplam değeri yaklaşık 8 milyar riyali (2,1 milyar dolar) bulan 22 ortaklık anlaşması imzalandığını duyurdu.
GAMI, söz konusu anlaşmaların, askeri sistemlerin doğrudan yerelleştirilmesi çalışmaları, üretim bantlarının inşası, teknoloji transferi ve yerelleştirilmesi gibi hedeflenen endüstriyel alanlarda nitelikli yetenekler oluşturulmasının yanı sıra yerel kadroların eğitilmesi ve kalifiye eleman yetiştirilmesi ve askeri ve savunma sanayilerinde çalışmalarının sağlanması gibi alanları kapsadığını belirtti.
SAMI tarafından dün yapılan açıklamaya göre ekonomik denge programının askeri bölümünün, hedeflenen endüstriyel alanlarda yeni alanlar oluşturmanın yanı sıra mevcut yerel alanlara yatırım yapmayı ve geliştirmeyi amaçlayan ‘Sanayi Katılım Programı’ şeklinde yeniden yapılandırılması için çalışmalar başlatıldı. Yine aynı açıklamaya göre Sanayi Katılım Programı'nın en önemli hedefleri arasında yerel askeri sanayinin katma değeri yüksek sektörlerle birleştirilmesi ve böylece askeri sanayilere hizmet ağı ve teknik destek sağlamaya çalışmak yer alıyor.
Açıklamada ayrıca savunma sanayide faaliyet gösteren uluslararası şirketlerle doğrudan yatırımlar yapılmasını ve stratejik ortaklıklar kurulmasını teşvik etmek, endüstri, hizmet, araştırma ve geliştirme alanlarında teknoloji ve bilgi transferinin yanı sıra bu endüstrilerde çalışabilecek alanında uzman kadroları geliştirmek hedefleri de sıralandı.

Yerelleştirme projeleri
GAMI, Lockheed Martin Suudi Arabistan ile iş birliği içinde THAAD hava savunma sistemlerinin yerelleştirme projeleri çerçevesinde önleyici füze fırlatıcılarının ve füze konteynırlarının Suudi Arabistan’da üretilmesi projelerinin onayladığını duyurdu.
GAMI Başkan Yardımcısı Mühendis Kasım el-Meymuni, önleyici füze fırlatıcılarının yerel olarak üretimi projesinin yanı sıra füze konteynırlarının Suudi Arabistan’da üretilmesi projesinin olduğunu ve tüm bunların GAMI’nin, uluslararası ortaklarıyla iş birliği içinde ülkedeki askeri ve savunma sanayilerini yerelleştirme sürecini sürdürerek gelecek vaat eden bu sektördeki ulusal önceliklere ulaşma çabaları çerçevesinde olduğunu vurguladı.

Endüstriyel yetenekler
Bu projelerin askeri ve güvenlik odaklı hava savunma sistemi hazırlıklarının artırılmasına katkıda bulunduğunu belirten Meymuni, “Bu projeler, üretim alanında yeni ve büyüyen kuruluşların güçlendirilmesi büyük ulusal şirketlerin küresel statülerini geliştirme çabalarıyla birleştirilmesiyle yerel endüstriyel yeteneklerin oluşturulmasına yönelik yatırımları destekleyecektir” dedi. Bu yerelleştirilme çalışmalarının, GAMI’nin Suudi Arabistan’ın askeri alanına yaptığı harcamaların yüzde 50'sinden fazlasını yerelleştirmeye ve 2030 yılına kadar bu alandaki mevcut yeteneklerin geliştirilmesine yönelik ilk stratejik hedefine ulaşma yolundaki kararlılığının bir teyidi olduğuna işaret etti.

Kapasitelerin geliştirilmesine yönelik programlar
Lockheed Martin Suudi Arabistan Sorumlusu Joseph Rank, yaptığı değerlendirmede, “(ABD Merkezli savunma şirketi) Lockheed Martin, elli yılı aşkın bir süredir Suudi Arabistan ile iş birliği yapıyor. Bu iş birliği, askeri ve savunma sanayilerinin yerelleştirilmesi düzeyinde ortak çıkarların elde edilmesine dayanan ortak arzu ve stratejik ilişkiyi teyit ediyor” ifadelerini kullandı.

Rank sözlerini şöyle sürdürdü:
“Lockheed Martin, gelişmiş savunma ürünlerinin ve yenilikçi çözümlerin yanı sıra GAMI tarafından Suudi Arabistan’ın sektördeki kalkınma hedeflerine ulaşması için sürdürülen çabaların bir parçası olmak amacıyla Suudi Arabistan’daki ortaklarıyla kapasitelerin geliştirilmesine yönelik çeşitli programlar üzerinde çalışıyor.”
GAMI tarafından önleyici füze fırlatıcılarının Suudi Arabistan’da üretilmesinin yanı sıra Lockheed Martin Suudi Arabistan ile iş birliği içinde yerel olarak füze konteynırları üretimine ilişkin duyuru, GAMI’nin Suudi Arabistan’daki askeri endüstrilerin gelişimine katkıda bulunma ve yerelleştirme sürecini destekleme çabaları çerçevesinde yapıldı.
GAMI, askeri hazırlık durumunu yükseltme, tüm güvenlik ve askeri kurumlar arasında stratejik bağımsızlığı ve birlikte çalışabilirliği artırma, sürdürülebilir bir yerel askeri sanayi sektörü geliştirmenin yanı sıra harcamalarda şeffaflığı ve verimliliği sağlama gibi ulusal öncelikleri yerine getirmeyi hedefliyor.

Raytheon şirketinin Riyad’daki genel merkezinin açılışı
Diğer taraftan Raytheon Teknolojileri Şirketi, Riyad’daki yeni genel merkezinin açılışını gerçekleştirdi. Açılışa üst düzey askeri yetkililere ve sektördeki stratejik ortaklar katıldı. Açılışta konuşan Raytheon Suudi Arabistan Sorumlusu Dave Hanley, şirketin yeni genel merkezinin Suudi Arabistan’a olan onlarca yıllık bağlılığının ve Suudi Arabistan’ın gelişen güvenlik ve savunma ihtiyaçlarını karşılamaya hazır olduğunun bir işareti olduğunu söyledi.

Hanley, konuşmasında şunları söyledi:
“Yeni genel merkezimizin açılışı, beş yıl önce Raytheon Suudi Arabistan’ın kuruluşunun ardından atılmış son derece doğal bir adımdır. Bu adım, askeri ve güvenlik sisteminin kendi kendine yeterliliğini artırmak, bu sektörde işleri sürdürmek ve genel olarak Suudi ekonomisini desteklemek için Suudi Arabistan ile olan kesintisiz iş birliğimizi yansıtıyor. Teknoloji transferine, kabiliyetlerin geliştirilmesine ve yerel tedarik zincirlerini güçlendirilmesine yatırım yapmaya devam ederek Suudi Arabistan'ın bugün ve gelecekte güvenliğine yönelik her türlü tehdidi ele almasına imkan tanıyacağımıza yönelik taahhüdümüzü bir kez daha yineliyoruz.”
Raytheon Şirketi’nden yapılan açıklamada, yeni genel merkezin, şirketin Suudi Arabistan’ın 2030 Vizyonu kapsamındaki ekonomik ve sosyal reformlarını desteklemek için daha fazla iş fırsatı sağlama ve bilgi transfer etme taahhüdünü yansıttığı vurgulandı.

Savunmanın yerelleştirilmesi
Öte yandan Suudi Arabistan Askeri Endüstrileri Şirketi (SAMI) CEO'su Mühendis Velid Abdulmacid Ebu Halid, Raytheon’un Riyad’daki genel merkezinin açılışında yaptığı açıklamada, şirketin savunmanın yerelleştirilmesi çabalarını hızlandırmak için bir motor güç olacağını ve Suudi Arabistan’ın güvenlik ihtiyaçlarının karşılanmasına katkıda bulunmaya devam edeceğini söyledi. Ebu Halid, “Birinci sınıf askeri çözümler sağlamak, Suudi Arabistan’ın bu alandaki yeteneklerini geliştirmek ve iç savunma sistemini güçlendirmek için ortaklığımızı kalıcı hale getirmeyi ve daha fazla ortak çalışmada bulunmayı dört gözle bekliyorum” şeklinde konuştu.
Raytheon Technologies Kara ve Hava Savunma Başkanı Tom Laliberte, daha önce televizyon ekranlarından yaptığı açıklamalarda, şirketin Patriot füze sistemleri için üretim bandını ve tedarik zincirlerinin parçalarını Suudi Arabistan'a taşımayı planladığını söylemişti.

Suudi Arabistan - Mısır iş birliği
Aynı bağlamda Mısır Askeri Üretim Bakanı Tümgeneral Muhammed Ahmed Mursi, dün, Raytheon Suudi Arabistan Sanayii ve Siber Güvenlik Şirketi yetkilileriyle bir araya geldi. Görüşmede, iki taraf arasındaki iş birliğinin geliştirilmesi ele alındı.
Mısır Askeri Üretim Bakanlığı’ndan yapılan açıklamaya göre, Bakan Mursi, çeşitli savunma sanayindeki en son üretim teknolojilerini incelemek amacıyla Raytheon şirketinin standını ziyaret etti. Mursi burada, şirketin, Suudi Arabistan'ın askeri ve sivil savunma gereksinimlerine ayak uydurma ve uzun vadeli ekonomik vizyonunu destekleme konusundaki rolü hakkında bir sunumunu izledi.
Burada Mısır ve Suudi Arabistan’ın köklü ve güçlü ilişkilerine dikkati çeken Bakan Mursi, iki ülke arasındaki iş birliği ilişkilerinin iyi kurulmuş ve geliştirilmiş olduğunu, bunun da askeri sanayi şirketleri ile Suudi Arabistan şirketleri arasındaki çeşitli üretim alanlarında iş birliğinin önemini artırdığını vurguladı. Geçtiğimiz yıllarda iki ülke arasında başta ekonomik ve ticari alanlar olmak üzere birkaç önemli sektörde ilişkilerin büyük ve nitelikli bir gelişmeye tanık olduğunu ifade eden Mısırlı Bakan, Suudi Arabistan’dan ülkesindeki çeşitli sektörlere yapılan yatırımlar nedeniyle ülkesinin ticari hacminde hızlı artışlar olduğunu kaydetti.
Fuarda, Mısır Silahlı Kuvvetleri’nin ve polisinin silah, teçhizat ve mühimmat konusunda talep ve ihtiyaçlarını karşılamak için Askeri Üretim Bakanlığı'na bağlı şirketlerin ürettiği ürünleri inceleyen Mursi, bu çalışmaların sivillere yönelik ürünler üretmek için fazla üretim kapasitelerinden yararlanmanın yanı sıra Mısır devletinin vatandaşlarına hizmet etmek amacıyla üstlendiği tüm kalkınma projelerine ve ulusal girişimlere katkı sağlayacağını vurguladı.
Mısır Askeri Üretim Bakanlığı’ndan yapılan açıklamada, Bakan Mursi’nin, Raytheon Suudi Arabistan şirketini, teklif edilen iş birliği konularını daha derinlemesine görüşmek ve askeri sanayi şirketlerini ziyaret etmek üzere Kahire’ye davet ettiği bildirildi.



İran neden Körfez’deki enerji tesislerine yönelik saldırılarını yoğunlaştırıyor?

İnsansız hava aracıyla gerçekleştirilen ve bir yakıt deposunu hedef alan hava saldırısının ardından Kuveyt Uluslararası Havalimanı bölgesinden yükselen dumanlar (AFP)
İnsansız hava aracıyla gerçekleştirilen ve bir yakıt deposunu hedef alan hava saldırısının ardından Kuveyt Uluslararası Havalimanı bölgesinden yükselen dumanlar (AFP)
TT

İran neden Körfez’deki enerji tesislerine yönelik saldırılarını yoğunlaştırıyor?

İnsansız hava aracıyla gerçekleştirilen ve bir yakıt deposunu hedef alan hava saldırısının ardından Kuveyt Uluslararası Havalimanı bölgesinden yükselen dumanlar (AFP)
İnsansız hava aracıyla gerçekleştirilen ve bir yakıt deposunu hedef alan hava saldırısının ardından Kuveyt Uluslararası Havalimanı bölgesinden yükselen dumanlar (AFP)

İran’ın Bahreyn, Kuveyt ve Körfez İşbirliği Konseyi (KİK) ülkelerindeki petrol tesislerine yönelik saldırıları, Tahran’ın bölgede onlarca yıldır süregelen istikrarı bozucu ve saldırgan tutumunu yansıttı. Şarku’l Avsat’a konuşan gözlemciler, özellikle enerji tesislerinin hedef alınmasının, bölgesel ve uluslararası güvenlik açısından ciddi bir tehdit oluşturduğunu vurguladı.

Şarku’l Avsat’ın yaptığı incelemeye göre, şubat ayı sonunda başlayan savaşın ardından İran yaklaşık 20 saldırı düzenleyerek KİK üyesi ülkelerin enerji tesislerini hedef aldı. Bu saldırıların 8’inin geçtiğimiz cuma, cumartesi ve pazar günleri gerçekleştiği belirtildi.

Bahreyn resmi haber ajansı BNA dün, Körfez Petrokimya Sanayi Şirketi’ne (GPIC) ait bazı işletme ünitelerinin İran’a ait insansız hava araçlarıyla (İHA) hedef alındığını bildirdi. Saldırı sonucu bazı ünitelerde yangın çıktığı, ancak yetkililerin kısa sürede yangını tamamen kontrol altına aldığı ve can kaybı yaşanmadığı ifade edildi.

Öte yandan Bapco Energies, depolama tesislerinden birinin benzer bir saldırıya maruz kaldığını açıkladı. Şirket, saldırı sonucu tanklardan birinde yangın çıktığını, ancak bunun kısa sürede kontrol altına alındığını ve herhangi bir yaralanma yaşanmadığını duyurdu. Açıklamada, acil durum ekiplerinin ilgili kurumlarla koordinasyon içinde hızlı şekilde müdahale ettiği, hasar tespit çalışmalarının sürdüğü ve çalışanların güvenliğinin öncelik olmaya devam ettiği vurgulandı.

 Kuveyt’teki el-Ahmedi Limanı Rafinerisi (QNA)Kuveyt’teki el-Ahmedi Limanı Rafinerisi (QNA)

Kuveyt Petrol Kurumu dün erken saatlerde yaptığı açıklamada, Şuveyh’te Petrol Bakanlığı ile kurumun merkezinin bulunduğu alanda İHA’larla düzenlenen saldırı sonucu yangın çıktığını duyurdu. Kuveyt Elektrik, Su ve Yenilenebilir Enerji Bakanlığı ise iki elektrik üretim ve su arıtma tesisinin İHA’lar tarafından hedef alındığını, saldırı sonucu ciddi maddi hasar oluştuğunu ve iki elektrik üretim ünitesinin devre dışı kaldığını, ancak can kaybı yaşanmadığını açıkladı.

Cumartesi günü de Kuveyt’teki petrol tesisleri, Kuveyt Petrol Kurumu’na bağlı çeşitli operasyonel sahaları hedef alan İran’a ait İHA’ların saldırıları sonucu ciddi maddi hasar gördü. Kurum, saldırıların Kuveyt Ulusal Petrol Şirketi ile Kuveyt Petrokimya Endüstrileri Şirketi tesislerini hedef aldığını, birçok noktada yangın çıktığını ancak herhangi bir can kaybı yaşanmadığını bildirdi.

Abu Dabi Medya Ofisi ise emirlikteki yetkili birimlerin, hava savunma sistemleri tarafından başarılı şekilde engellenen saldırının ardından düşen şarapneller nedeniyle Borouge petrokimya tesisinde çıkan birden fazla yangına müdahale ettiğini açıkladı. Açıklamada, hasar tespit çalışmaları tamamlanana kadar üretimin durdurulduğu ve şu ana kadar herhangi bir yaralanma bildirilmediği kaydedildi.

İran’ın Körfez ülkelerindeki petrol tesislerine yönelik son saldırıları, ABD Başkanı’nın savaşı sona erdirmek amacıyla İran’a verdiği 10 günlük sürenin dolmasına kısa bir süre kala gerçekleşti. Gözlemciler, bu durumun İran’ın gerilimi artırma ve Körfez ülkelerini hedef almaya devam etme niyetine işaret ettiğini belirterek, bunun ‘sonuçlarına aldırış edilmeyen bir askeri gerilim’ olduğunu ifade etti.

Akademisyen ve siyaset araştırmacısı Dr. Ayed el-Munna, Körfez ülkelerindeki petrol tesislerine yönelik artan İran saldırılarının, ABD ve İsrail’in İran’ı hedef alan hamleleriyle eş zamanlı olarak geliştiğini belirtti. El-Munna, bu saldırıların aynı zamanda Körfez ülkelerinin ekonomik kaynaklarını ve altyapısını hedef alarak ‘zayıflatmayı’ amaçladığını, bunun da bölgede kaos, korku ve yıkım ortamı oluşturma hedefiyle örtüştüğünü ifade etti.

Emirates Global Alüminyum Şirketi’ne ait bir üretim tesisi (WAM)Emirates Global Alüminyum Şirketi’ne ait bir üretim tesisi (WAM)

El-Munna, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, geçmişte yaşanan benzer olaylara da atıfta bulunarak, 1980’lerde Kuveyt Havalimanı’nın, Şuaybe Rafinerisi’nin, ABD ve Fransa büyükelçiliklerinin 90 dakika içinde gerçekleştirilen bir dizi patlamayla hedef alındığını hatırlattı. Ayrıca merhum Kuveyt Emiri Şeyh Cabir el-Ahmed es-Sabah’a yönelik suikast girişimi ile Kuveyt’teki ekonomik merkezlere düzenlenen saldırılara da değinen el-Munna, bu eylemlerin doğrudan İran tarafından değil, zaman zaman onun bağlantılı unsurları aracılığıyla gerçekleştirildiğini ifade etti.

Siyasi analist Abdullah el-Cuneyd ise Körfez ülkelerindeki petrol altyapısı ve depolama tesislerinin hedef alınmasının, İran’ın askeri stratejisinin bir parçası olduğunu belirtti. El-Cuneyd’e göre bu strateji, öncelikle Körfez ülkeleri ve ABD yönetimi üzerindeki baskıyı artırarak tarafları eşit şartlarda müzakere masasına çekmeyi amaçlıyor. İkinci olarak, özellikle savaş dönemlerinde kritik öneme sahip olan ‘toplumların liderlik etrafında kenetlenmesi’ gibi yüksek moral durumunu kırmayı hedefliyor. Üçüncü olarak ise İran’ın, deniz ve hava gücünün yanı sıra füze kapasitesinin önemli bir kısmı etkisiz hale getirilmiş olsa dahi askeri caydırıcılığını koruduğunu göstermeye çalıştığını savundu.

Siyasi yazar Abdullatif el-Mulhim ise İran’ın Körfez ülkelerini hedef almaya devam etmesinin, KİK ülkelerini tarafı olmadıkları bir savaşa çekme ısrarını ortaya koyduğunu ifade etti. El-Mulhim, Kuveyt ve Bahreyn’deki petrol tesislerinin hedef alınmasının ‘gerekçesiz bir gerilim’ olduğunu ve çatışmanın kapsamını genişletmeyi amaçladığını belirterek, bunun bölgesel istikrarı tehdit ettiğini ve krizi daha da karmaşık hale getirdiğini vurguladı. İran’ın balistik füzeler ve İHA’larla enerji tesisleri başta olmak üzere sivil altyapıyı hedef almasının, Körfez ülkelerine yönelik düşmanca yaklaşımını pekiştirdiğini kaydeden el-Mulhim, kullanılan füze ve İHA sayısının, İsrail’e karşı kullanılanlardan çok daha fazla olduğuna dikkat çekti.

 İran saldırıları sonucu Kuveyt’teki bir binadan yükselen duman (Arşiv – AFP)İran saldırıları sonucu Kuveyt’teki bir binadan yükselen duman (Arşiv – AFP)

Uluslararası uzman raporları, İran’ın Körfez ülkelerindeki enerji tesislerine yönelik saldırılarının ve Hürmüz Boğazı’nın kapatılmasının, küresel ekonomiyi doğrudan hedef aldığını ortaya koydu. Raporlara göre, bu saldırılar petrol ve gaz üretim kapasitesinde düşüşe yol açarken, enerji arzının dünya genelindeki tüketicilere ulaşmasını da engelliyor. El-Mulhim, İran rejiminin Körfez’deki enerji tesislerini hedef almasının gerçek mağdurlarının ABD veya İsrail olmadığını, asıl etkilenenin hedef alınan KİK ülkeleri ile enerji maliyetlerinin artışından etkilenen gelişmekte olan ve yoksul ülkeler olduğunu vurguladı. El-Mulhim, bu saldırıların gerekçesiz ve uluslararası hukuka aykırı olduğunu belirtti.


Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı telefon görüşmelerinde bölgesel gelişmeleri ele aldı.

Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı Prens Faysal bin Ferhan
Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı Prens Faysal bin Ferhan
TT

Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı telefon görüşmelerinde bölgesel gelişmeleri ele aldı.

Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı Prens Faysal bin Ferhan
Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı Prens Faysal bin Ferhan

Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı Prens Faysal bin Ferhan, dün Kuveytli mevkidaşı Şeyh Cerrah Câbir el-Ahmed el-Sabah ve Letonyalı mevkidaşı Baiba Braze ile yaptığı iki telefon görüşmesinde bölgedeki son gelişmeleri ele aldı.

Prens Faysal bin Ferhan, Bakan Baiba Braze ile yaptığı telefon görüşmesinde, Krallık ile Letonya arasındaki ikili ilişkileri gözden geçirdi.

Ferhan, daha sonra Pakistan Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı Muhammed İshak Dar ile yaptığı telefon görüşmesinde, bölgesel gelişmeleri ele aldı ve her iki taraf da bu konularda sürekli koordinasyon ve istişarenin önemini vurguladı.


Muhammed bin Zayid ve Suriye Cumhurbaşkanı, ilişkilerin güçlendirilmesi ve bölgesel gelişmeler hakkında görüştüler

Suriye Devlet Başkanı Ahmed el-Şara ve Birleşik Arap Emirlikleri Başkanı Şeyh Muhammed bin Zayid el Nahyan (WAM)
Suriye Devlet Başkanı Ahmed el-Şara ve Birleşik Arap Emirlikleri Başkanı Şeyh Muhammed bin Zayid el Nahyan (WAM)
TT

Muhammed bin Zayid ve Suriye Cumhurbaşkanı, ilişkilerin güçlendirilmesi ve bölgesel gelişmeler hakkında görüştüler

Suriye Devlet Başkanı Ahmed el-Şara ve Birleşik Arap Emirlikleri Başkanı Şeyh Muhammed bin Zayid el Nahyan (WAM)
Suriye Devlet Başkanı Ahmed el-Şara ve Birleşik Arap Emirlikleri Başkanı Şeyh Muhammed bin Zayid el Nahyan (WAM)

Birleşik Arap Emirlikleri Başkanı Şeyh Muhammed bin Zayid el Nahyan, Suriye Devlet Başkanı Ahmed el-Şara ile iki ülke arasındaki ikili ilişkileri ve karşılıklı çıkarlarına hizmet edecek şekilde iş birliğini ve ortak eylem geliştirme yollarını görüştü.

Suriye Cumhurbaşkanı, telefon görüşmesi sırasında BAE ve Suriye arasındaki köklü ilişkilerden duyduğu gururu dile getirerek, her iki ülkede de istikrar ve kalkınmayı artırmak için bu ilişkilerin çeşitli alanlarda geliştirilmesinin önemini vurguladı.

Görüşmede ayrıca, İran'ın devlet egemenliğini, uluslararası hukuku ve BM Şartı'nı ihlal ederek BAE ve bölgedeki ülkeleri, sivilleri, tesisleri ve altyapıyı hedef alan devam eden saldırıları çerçevesinde, bölgedeki gelişmeler ve bunların bölgesel güvenlik ve istikrar üzerindeki etkileri ele alındı.