Rusya’nın Ukrayna’yı işgali ile Etiyopya iç savaşı arasındaki benzer trajediler

Addis Ababa, Tigray bölgesindeki çatışmalarda yaşadığı acı deneyimleri Ukrayna'da çatışan taraflarla paylaşmak istiyor

9 Mart’ta Ukraynalı bir mülteci ailenin Polonya-Ukrayna sınırındaki bir tren istasyonuna ulaşmasına yardım eden Polonyalı bir asker (AP)
9 Mart’ta Ukraynalı bir mülteci ailenin Polonya-Ukrayna sınırındaki bir tren istasyonuna ulaşmasına yardım eden Polonyalı bir asker (AP)
TT

Rusya’nın Ukrayna’yı işgali ile Etiyopya iç savaşı arasındaki benzer trajediler

9 Mart’ta Ukraynalı bir mülteci ailenin Polonya-Ukrayna sınırındaki bir tren istasyonuna ulaşmasına yardım eden Polonyalı bir asker (AP)
9 Mart’ta Ukraynalı bir mülteci ailenin Polonya-Ukrayna sınırındaki bir tren istasyonuna ulaşmasına yardım eden Polonyalı bir asker (AP)

Haşim Ali Hamid Muhammed
Etiyopya, Aksum Krallığı'ndan (MÖ 325) Başbakan Abiy Ahmed dönemine kadar tek bir devlet olarak ayakta kalmayı başardı. Tigray sorunu sebebiyle patlak veren iç savaşta da ülke iki devlete bölünmedi. Öte yandan Ukrayna ve Etiyopya krizleri arasında savaşanlar taraflar arasındaki ilişkiler ve aynı kökenden gelmeleri gibi bir takım benzerlikler söz konusu. Peki, bu tür yakınlıklar bir savaşı durduran ya da körükleyen bir faktör olabilir mi?

Acı tecrübeler
Etiyopya, Tigray iç savaşındaki tecrübesine dayanarak, Rusya-Ukrayna krizinin taraflarını savaşı durdurmaya ve daha fazla kan akmaması için barışçıl alternatifler bulmaya çağırdı. Nobel Barış Ödüllü Etiyopya Başbakanı Abiy Ahmed, 3 Mart Perşembe günü yaptığı açıklamada, “Etiyopya, Avrupa'daki gelişmeleri büyük bir endişeyle yakından takip ediyor” dedi ve Ukrayna krizinin tüm taraflarını itidalli olmaya çağırdı.
Fana News Haber Ajansı’nın haberine göre Abiy Ahmed, açıklamasında, “Etiyopya, Tigray Savaşı’ndan birçok ders çıkardı. Tecrübelerimiz, savaşın aileler, topluluklar, yaşam koşulları ve genel olarak ekonomi üzerinde yarattığı yıkıcı sonuçları gösterdi” ifadelerini kullandı.
İç savaşın etkilerinin Etiyopyalıların büyük bölümü üzerinde halen sürdüğünü ifade eden Başbakan, “Hükümetim, ilgili tüm tarafları, gerginliği artırabilecek her türlü eylemden kaçınmaya ve son derece itidalli olmaya çağırıyor” şeklinde konuştu.

İki savaşta da işgal
Rusya tarafından 24 Şubat'ta (Donetsk ve Lugansk Halk Cumhuriyetleri’nin bağımsızlıklarının tanınmasından sonra) Ukrayna'nın, doğusundaki Donbas bölgesinden işgal edilmeye başlandığına dair haberler basında yer aldı. Bunları, (Karadeniz'in kıyısındaki) Mariupol ve Odessa, (ülkenin güneyindeki) Herson, (kuzeybatısındaki) Jitomir ve Harkov gibi şehirlerinin ağır bombardımanlara maruz kaldığı haberleri takip etti. Mevcut savaşta, Ukrayna’nın birçok bölgesinde askeri ve sivil altyapı yok edildi. Su ve elektrik gibi hizmetler kesintiye uğrarken birkaç şehir işgal edildi.
Basında yer alan bilgilere göre Ukrayna'nın çeşitli bölgelerinde insanlar yaşadığı korkunç durumlarla karşı karşıya kalırken aralarında çocukların da bulunduğu yüzlerce sivil yaşamını yitirdi, yüz binlerce kişi Polonya ve diğer komşu Avrupa ülkelerine göç etti.
Buna karşın 4 Kasım 2020'de başlayan Etiyopya savaşı, Tigray bölgesinin Etiyopyalı yetkililer tarafından işgal edilmesine ve yüzlerce kişinin ölümüne, on binlerce kişinin Sudan ve diğer komşu ülkelere göç etmesine neden oldu. Daha sonra Tigray Halk Kurtuluş Cephesi (TPLF) bölgeyi geri almak için Kasım 2021'de Amhara ve Afar (kuzey) bölgelerindeki çeşitli şehirlere başlattığı saldırılar yüzlerce kişinin ölümüne yol açtı.

Yaklaşımlar
Sovyetler Birliği'nin dağılmasının ardından 1991 yılında bağımsızlığını kazanan Ukrayna, şu an 44,9 milyonluk nüfusuyla Avrupa'nın en büyük ikinci ülkesi. Ülke, doğusundaki birçok ağır sanayi sektörleri için alanların yanı sıra geniş tarım arazilerine sahip. Ülkede hem Rusça ve Ukraynaca konuşuluyor. Rusya’nın ve Ukrayna’nın halkları arasında tarihleri, yapıları, ortak gelenek ve göreneklerinin yanı sıra sosyal ve siyasi olarak çok sayıda ortaklıklar bulunur. İki ülkenin halklarının ortak bir tarihe, kültüre ve dine sahip olmalarına rağmen Ukrayna'nın bağımsızlığı sonrası batılı komşularıyla ilişkileri Rusya ile olan ilişkilerinden daha fazla gelişti. Ukrayna, batısındaki Polonya ve diğer bölgelerdeki Avrupalı ​​komşularıyla daha yakın ilişkilere sahiptir. Öte yandan Tigray bölgesi, Etiyopya'nın kuzeyinde yer alıyor. 1994 yılında Etiyopya Anayasası ile onaylanan federal sistem içinde bağımsız bir bölge. Bölgenin geçmişi çarpıcı medeni boyutlara sahiptir. Başta altın olmak üzere bol miktarda maden yatakları bulunur. Tigrayanlar, Etiyopya halkının çoğunluğunu oluşturan Oromolar ve Amharlardan sonra nüfus bakımından Etiyopya'nın en büyük (7 milyon kişi) üçüncü etnik grubudur. Tigrayanlar ve Oromolar kendi dillerini korusalar da Amharca, Etiyopya halkı arasında en fazla mensubu olan iki büyük din olan Hıristiyanlık ve İslam dini ile baskın bir dil olmuştur.
Bölgesel boyutta ve Ukrayna’nın Batı Avrupa ülkeleriyle olan komşuluğunun çekiciliği ve kutuplaşma faktörünün aksine Tigray’ın Eritre'ye bitişik konumu iki halkın benzerliğine ve ortak noktalarına rağmen, tarihi rekabet nedenleriyle hassasiyetten uzak olmayan bir siyasi boyut oluşturuyor.

Krizlerin başlangıcı
Başlangıçlara gelince, Rusya ile Ukrayna arasındaki sorun, Ukrayna halk devriminin 2014 yılında Rusya yanlısı eski Devlet Başkanı Viktor Yanukoviç yönetimini devirmesinin ardından başladı. Rusya, Yanukoviç yönetiminin düşmesiyle siyasi hegemonyasını kaybettikten sonra bu durumu kullanarak Kırım'ı ilhak etti ve ülkenin doğusundaki isyancı grupları silahlandırmaya başladı.
Ukrayna’nın bağımsızlığından sonra Rusya için oluşturduğu tehlike ve Avrupa'ya yönelmesi, ilişkilerin hassasiyetini daha da artırdı. Kriz, Kiev'in Kuzey Atlantik Antlaşması Örgütü'ne (NATO) katılma niyetinin ardından siyasi ve bölgesel boyutlarıyla patlak verdi.
Etiyopya’daki kriz ise iktidardaki Halk Devrimci Demokratik Cephesi yönetimi sırasında Şubat 2018'deki halk devriminden sonra eski Başbakan Hailemariam Desalegn istifasıyla gerçekleşen siyasi dönüşümün ardından başladı. 27 Mart 2018 tarihinde mevcut Başbakan Abiy Ahmed göreve geldi.
Tigrayan milliyetçiliğinin yaklaşık 30 yıl süren egemenliğinden sonra güç kaybetmesiyle ve Abiy Ahmed ile komşu ülke Eritre'deki siyasi yönetim arasındaki yakınlaşmayla Etiyopya krizinin işaretleri görülmeye başladı.

Savaşan halkların birlik bilinci
Etiyopya ve Ukrayna savaşları, bölgesel ve yerel siyasi rekabet içindeki yakın durumları ve paylaştıkları coğrafi ve demografik boyutların yanı sıra savaşan halkların karşılıklı sosyal ve aile ilişkilerine yansıyan milli bir duyguyla birlik bilinci ve ortak kültürleri gibi benzerlikler taşıyor. En önemli noktalardan biri de, Rusya ve Ukrayna halklarının binlerce yıldır ortak bir inanca, Ortodoksluğa inanıyor olmalarıdır.
Etiyopyalı Sosyolog Abbas Muhammed Kurki, konuya ilişkin değerlendirmesinde şunları söyledi:
“Etiyopya’da Tigrayan, Amhara, Oromo ve diğer etnik kökenleri bir araya getiren, coğrafya faktörüne ve benzer nedenlerden ötürü değil, daha ziyade çeşitli sosyal yönlerin, gelenek ve göreneklerin olmasıdır. Etiyopya’daki çeşitli etnik kökenlerin sanatsal mirası ve benzer geleneksel uygulamalarının yanı sıra ortak ulusal kaygıları vardır. Etiyopya'nın önde gelen etnik halkları Tigrayanlar, Oromolar ve Amharalar, Ge'ez kökenli dilleri paylaşırlar. Bu da telaffuz, anlam ve kültür bakımından aralarında bir takım ortaklıklar olduğu anlamına gelir. Tüm bunlar, farklı kökenler arasındaki sınırsız aile ilişkilerinde, tarihlerinde birlikte yaşadıkları çeşitli sosyal ve dini olaylarda ve bazı kutlamalarda hissedildiği gibi yapıları ve gelenekleri arasında bir kaynaşma olmasını sağladı.”

Barışçıl alternatifler
Başbakan Abiy Ahmed’in Kasım 2021’de Etiyopya tarafından kabul edilen barış ruhuna uygun olarak tarafları diyaloga davet etmesinin ardından Etiyopya Meclisi, geçtiğimiz Aralık ayında Ulusal Diyalog Komitesi'nin kurulmasını onayladı. Bunun sonucunda savaş durduruldu ve siyasi mahkûmlar serbest bırakıldı.
Şarku’l Avsat’ın Independent Arabia’dn aktardığı analiz habere göre Etiyopya'nın Rusya ve Ukrayna'daki savaşan taraflara yönelik açıklamasında, şu ifadeler yer aldı:
“Etiyopya, Avrupa'daki gelişmeleri büyük bir dikkatle takip ederken, tüm tarafları Ukrayna krizinde itidalli davranmaya çağırıyor. Sorunu daha da içinden çıkılamaz hale getirebilecek sert söylemler bizi endişelendiriyor. İlgili tüm tarafları bir uzlaşıya varmak için çeşitli yollar bulmaya çağırıyoruz.”



Hamaney: Protestolar, Amerika ve İsrail tarafından planlanan bir darbe girişimidir

Hamaney, devrimin yıldönümü vesilesiyle dün ayakta durarak televizyondan yaptığı konuşmada İran halkına hitap etti (Yüksek Liderin internet sitesi)
Hamaney, devrimin yıldönümü vesilesiyle dün ayakta durarak televizyondan yaptığı konuşmada İran halkına hitap etti (Yüksek Liderin internet sitesi)
TT

Hamaney: Protestolar, Amerika ve İsrail tarafından planlanan bir darbe girişimidir

Hamaney, devrimin yıldönümü vesilesiyle dün ayakta durarak televizyondan yaptığı konuşmada İran halkına hitap etti (Yüksek Liderin internet sitesi)
Hamaney, devrimin yıldönümü vesilesiyle dün ayakta durarak televizyondan yaptığı konuşmada İran halkına hitap etti (Yüksek Liderin internet sitesi)

İran'ın dini lideri Ali Hamaney, ülkedeki son protestoların Amerika Birleşik Devletleri ve İsrail tarafından düzenlenen bir darbe girişimi olduğunu söyledi.

Televizyonda yayınlanan konuşmasında Hamaney, yaşananların "kendiliğinden gelişen protestolar değil, ülkenin yönetimindeki hassas noktaları hedef almak amacıyla yapılmış bir Amerikan-Siyonist komplosu" olduğunu ifade etti.

Hamaney'in konuşması, ocak ayındaki protestolar hakkındaki tutumları nedeniyle "Reform Cephesi" lideri Azer Mansuri'nin yanı sıra parlamenterler ve eski yetkililer de dahil olmak üzere önde gelen reformcu isimleri hedef alan bir gözaltı dalgasıyla eş zamanlı olarak geldi.

Diğer yandan, Ermenistan'ın başkenti Erivan'da konuşan ABD Başkan Yardımcısı JD Vance, İran'la yapılacak herhangi bir müzakerede "kırmızı çizgileri" belirleyecek "tek kişinin" Başkan Donald Trump olduğunu söyledi.


Çekya Başbakanı Babis: Ukrayna'da barışı Boris Johnson engelledi

Ateşkes görüşmelerine rağmen Ukrayna'nın güneyindeki cephe hattında çatışmalar sürüyor (AFP)
Ateşkes görüşmelerine rağmen Ukrayna'nın güneyindeki cephe hattında çatışmalar sürüyor (AFP)
TT

Çekya Başbakanı Babis: Ukrayna'da barışı Boris Johnson engelledi

Ateşkes görüşmelerine rağmen Ukrayna'nın güneyindeki cephe hattında çatışmalar sürüyor (AFP)
Ateşkes görüşmelerine rağmen Ukrayna'nın güneyindeki cephe hattında çatışmalar sürüyor (AFP)

Çekya Başbakanı Andrej Babis, Ukrayna savaşının daha ilk aylarda bitirilmemesinden eski Birleşik Krallık Başbakanı Boris Johnson'ı sorumlu tuttu. 

Ülkesinin TN.cz adlı internet sitesine cumartesi günü konuşan 71 yaşındaki politikacı, Mart 2022'de İstanbul'da başlatılan müzakereleri işaret etti. 

2019-2022'de Birleşik Krallık Başbakanı olan Boris Johnson'ın meseleye karışmasından önce Rusya ve Ukrayna'nın nihai anlaşmaya varmaya çok yaklaştığını savunarak şöyle dedi:

Aslında Nisan 2022'de anlaşma tamamlanmak üzereydi ama sonra Boris Johnson belirdi. Bu çatışmanın sürmesinden çıkarları vardı.

Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov da önceki aylarda verdiği bir röportajda "Dönemin Birleşik Krallık Başbakanı Boris Johnson'ın talebi ve Avrupa'nın buna itirazsız bir şekilde rıza göstermesiyle, ki suç ortaklığı da yapmış olabilirler, İstanbul anlaşmaları bozuldu" ifadesini kullanmıştı. 

Babis, Donald Trump yönetiminin arabuluculuk çalışmalarından umutlu olduğunu belirtti:

Müzakereler yoğun. Savaşı bitirip Ukrayna için istikrarlı güvenlik güvenceleri yaratacakları uzun vadeli bir çözüme yaklaşıyorlar gibi görünüyor. Avrupa bunu Donald Trump olmadan beceremez.

2026, Washington, Kremlin ve Kiev arasındaki üçlü görüşmelerin hız kazandığı bir yıl oldu. 

Taraflar, Birleşik Arap Emirlikleri'nin (BAE) başkenti Abu Dabi'de iki tur müzakere gerçekleştirdi. 

Kapalı kapılar ardından gerçekleşen görüşmelere dair ayrıntı vermekten kaçınılıyor. 

İkinci turu perşembe günü düzenlenen görüşmelerde Kiev ve Kremlin, toplamda 314 savaş esirinin takası için anlaşmıştı. Ayrıca Washington ve Moskova arasında "acil askeri iletişim hattının" tekrar açılacağı bildirilmişti. 

Kimliklerinin paylaşılmaması şartıyla Reuters'a konuşan güvenlik yetkilileri, ABD'nin martta ateşkes imzalanmasını hedeflediğini aktarıyor. 

ABD ve Ukrayna arasında yürütülen temaslarla belirlenen bu takvimin "fazla iddialı" olduğunu vurgulayan kaynaklar özellikle toprak tavizi ve güvenlik garantisi konularında henüz uzlaşı sağlanamadığına dikkat çekiyor. 

Rusya halihazırda Ukrayna topraklarının yaklaşık yüzde 20'sini kontrol ediyor. Bu topraklar arasında Donbas'ın sanayi merkezi Luhansk ve Donetsk'in büyük bir kısmıyla Zaporijya ve Herson'un bazı bölgeleri ve Kırım yer alıyor.

Independent Türkçe, RT, Reuters


ABD’ye güven azalırken Rus tehdidine karşı Avrupa sahada: Orion 26 neyi hedefliyor?

Fransız Donanması’na ait «Tonnerre» helikopter gemisinin içinde görülen çok amaçlı zırhlı araçlar (Reuters)
Fransız Donanması’na ait «Tonnerre» helikopter gemisinin içinde görülen çok amaçlı zırhlı araçlar (Reuters)
TT

ABD’ye güven azalırken Rus tehdidine karşı Avrupa sahada: Orion 26 neyi hedefliyor?

Fransız Donanması’na ait «Tonnerre» helikopter gemisinin içinde görülen çok amaçlı zırhlı araçlar (Reuters)
Fransız Donanması’na ait «Tonnerre» helikopter gemisinin içinde görülen çok amaçlı zırhlı araçlar (Reuters)

Pazar gününden bu yana, 30 Nisan’a kadar sürecek olan “Orion 26” tatbikatları başladı. Tatbikatlara çoğunluğu Avrupa ülkeleri olmak üzere 24 ülkeden birlikler katılıyor. ABD ve Kanada’nın yanı sıra Japonya, Avustralya, Güney Kore, Singapur ve Brezilya gibi ülkeler de yer alıyor. İki Arap ülkesi Fas ve Katar da tatbikata iştirak ediyor.

“Orion 26”, üç yıl önce “Orion 23” adıyla gerçekleştirilen tatbikatın ikinci versiyonu. Her iki tatbikatın ortak özelliği Fransa’nın girişimi ve liderliğinde yapılmaları olsa da, “Orion 26” hem kapsam hem de içinde gerçekleştiği son derece karmaşık jeostratejik ortam bakımından öne çıkıyor. Zira ABD’de Başkan Donald Trump’ın ikinci dönemiyle birlikte, Washington artık NATO’nun Avrupa kanadı için eskisi kadar güvenilir bir müttefik olarak görülmüyor. Bu durum Avrupalıları, savunmalarını güçlendirmeye ve kendi orduları ile kapasitelerine daha fazla dayanma arayışına itiyor.

Avrupa’nın endişelerini artıran bir diğer unsur ise Trump’ın, egemenliği NATO ve AB üyesi Danimarka’ya ait olan Grönland üzerinde kontrol kurma yönündeki söylemleri oldu. Ayrıca Washington’un, Kuzey Kutbu’ndaki yeni deniz geçitlerinde Rusya ve Çin’in emellerine dikkat çekmesi de bu tatbikatların hedeflerinden ayrı düşünülemiyor.

cdf vcfv
Fransız Donanması’na ait Tonnerre helikopter gemisi, Fransa kıyılarında Toulon üssü açıklarında Akdeniz’de gerçekleştirilen bir tatbikat sırasında askerî manevralara katılırken (Reuters)

Ukrayna’daki çatışmalar uzadıkça, Avrupa’da Rusya’nın yeni hedefler belirleyebileceği yönündeki endişeler de güç kazanıyor. Özellikle Almanya ve Fransa’daki askerî planlama birimleri, Moskova’nın Kuzey Avrupa’yı veya 1991’e kadar Sovyetler Birliği’nin parçası olan Baltık ülkelerini hedef almasının ihtimal dâhilinde olduğunu belirtiyor.

Rus saldırısına karşı senaryo

Bu çerçevede, Fransa Genelkurmay Başkanlığı tarafından planlanan “Orion 26”, bir Avrupa ülkesine yönelik hayali bir saldırıya karşı koordineli savunma planını simüle ediyor. Tatbikatta hayali adlandırmalar kullanılsa da, hedefin olası bir Rus saldırısını püskürtmek olduğu açık. Amaç, farklı milletlerden kuvvetler arasında müşterek çalışmaya uyum sağlamak; bu tür tatbikatlara NATO çerçevesinde zaten alışkın olan birliklerin eşgüdümünü pekiştirmek.

Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron’un göreve gelişinden bu yana Avrupa Birliği ülkelerini kendi savunma kapasitelerini inşa etmeye teşvik eden Fransa, tatbikatın lideri olarak en büyük kuvvet ve teçhizat katkısını sağlıyor. Kara ve hava tatbikatları Fransa toprakları ve hava sahasında, deniz tatbikatları ise Kuzey Atlantik’te icra ediliyor.

dfrvgf
Akdeniz’de düzenlenen bir tatbikat sırasında, Tonnerre helikopter gemisinin güvenliğini sağlamak üzere bot üzerinde görev yapan Fransız Deniz Kuvvetleri askerleri (Reuters)

Fransa, toplam 12 bin 500 askerin 8 binini, 140 uçak ve helikopter, 1200 insansız hava aracı, 6 hava savunma sistemi, ülke geneline yayılmış 10 hava üssü ve 2500 zırhlı araç ile tatbikata katılıyor. Deniz kuvvetleri kapsamında ise “Charles de Gaulle” uçak gemisi, refakat grubu ve 25 deniz muharebe unsuru görev alıyor. Tatbikat için biri Akdeniz’de, diğeri Atlas Okyanusu kıyısında olmak üzere iki deniz üssü hazırlandı. Operasyonların yönetimi için, katılımcı ülkelerden subayların yer aldığı müşterek bir karargâh kuruldu.

Mevcut bilgiler, tatbikatların amfibi harekâtlar, kara operasyonları, hava indirme, hava üstünlüğü, siber savaş, sızma riski taşıyan bölgelerin korunması ve güvence altına alınması gibi geniş bir yelpazeyi kapsadığını gösteriyor. Tatbikatın hedefleri üç başlıkta toplanıyor:

  • Yüksek yoğunluklu çatışmalara hazırlık (hibrit savaş senaryoları dâhil)
  • Katılımcı kuvvetler arasında müşterek çalışabilirliğin test edilmesi
  •  Farklı kuvvetler ve müttefikler arasında müşterek komuta usullerinin ve operasyonel alanlar arası entegrasyonun sınanması.

Kuzey Atlantik’in korunması

Orion 26’nın en dikkat çekici boyutu, özellikle Kuzey Atlantik’teki deniz operasyonları. Askerî raporlar, bu bölgede Rusya’nın farklı biçimlerde artan “düşmanca” faaliyetlerine işaret ediyor. Bu durum, Avrupalıların bölgenin korunması konusunda yeterince çaba göstermediğini savunan ABD baskılarından bağımsız değil. Nitekim Trump, Grönland üzerindeki iddialarını bu argümanla gerekçelendirmişti.

NATO Genel Sekreteri Mark Rutte’nin girişimleriyle Trump’ın, askerî güç kullanımını da içerecek şekilde Grönland’ı kontrol altına alma niyetinden şimdilik geri adım atmış olması, sorunun ortadan kalktığı anlamına gelmiyor. Aksine, Avrupalılar ve NATO’nun ciddiyetle ele alması gereken gerçek bir güvenlik krizi bulunduğu vurgulanıyor.

Bu nedenle başlayan tatbikatlar, Batılıların bu stratejik deniz bölgesinde atacağı adımların bir “ön hazırlığı” olarak görülüyor.

Le Parisien gazetesinin pazar günkü sayısına konuşan ve tatbikatlardan sorumlu isimler arasında yer alan General Goudellier, “bir güç gösterisi” olarak tanımladığı tatbikatın temel hedefinin, “kapasiteleri bizden geri olmayan, hatta eşdeğer bir rakiple yüksek yoğunluklu çatışmalara hazırlık seviyesini yükseltmek” olduğunu söyledi. Goudellier, bu hazırlıkların uzay, siber, elektronik ve bilgi harbi tehditlerinin yanı sıra uydu istihbaratı ve elektromanyetik karıştırma gibi yeni nesil savaş unsurlarını da kapsadığını vurguladı.

General Goudellier, hava üstünlüğünün önemine dikkat çekerek, “Hava-uzay muharebesi kilit bir unsurdur; hatta düşmanın iradesini ve hareket özgürlüğünü kırmanın ön koşuludur” dedi. Bu nedenle, savaş alanının kontrolünün sağlanmasında hava hâkimiyetinin belirleyici olduğunun altını çizdi.