Putin'in Ukrayna'daki ‘iyimser stratejisinin’ kusurları

Putin'in Ukrayna'daki ‘iyimser stratejisinin’ kusurları
TT

Putin'in Ukrayna'daki ‘iyimser stratejisinin’ kusurları

Putin'in Ukrayna'daki ‘iyimser stratejisinin’ kusurları

Strateji, ‘hedefleri araçlarla ilişkilendiren eylem veya davranış’ olarak tanımlanır.
Bu denklemden kaçılamayacak koşullar var. İçinde hedefler dengelenmeli ve araçlar uygun olmalıdır. Terazi çok hassas olduğundan aksi bir durumda strateji ile yapıcısının akıbeti intihara dönüşecek ve birlikte düşeceklerdir.
Bazı uzmanlar stratejinin bir yanılsama olduğu görüşünde.. Bilinmeyen bir gelecekte hedeflere ulaşmak için tüm sosyal, ekonomik ve politik boyutlarıyla değişen bir şimdinin içine çekilir. Bu nedenle sürekli adaptasyon önemlidir.
Stratejik eylem, zaman ve mekânda durmadan devam etmez. Eylem her uygulama döneminden sonra değerlendirme, düzenleme ve gerekirse değişiklik, hatta iptal amacıyla durur.
Son olarak rakiplerin, düşmanların ve hatta dostların stratejileri arasında sürekli bir etkileşim vardır. Diğeri ise stratejiyi belirleyen durumdur. Strateji ne kadar değişirse o kadar çok uyum sağlamak zorunda kalınır. Yani strateji, büyüyen, olgunlaşan, tüketilen ve tamamen tükendikten sonra tarihin çöplüğüne atılan canlı bir organizmadır.

Ukrayna savaşındaki stratejiler
ABD için Ukrayna, Rusya'yı kontrol altına almayı amaçlayan jeopolitik bir konuyken Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, bunun ülkesi için bir ölüm kalım meselesi olduğunu söyledi. Putin'in Rus ordusunu yeniden yapılandırma ve modernize etme projesi, 2008 yılında Gürcistan'daki Güney Osetya savaşındaki feci performansın ardından başladı.
Modernleşme, ordunun çok sayıda ve hiyerarşik örgütlenme açısından yapılandırılması, modern komuta ve kontrolde olduğu gibi -Soğuk Savaş günlerinde beklenenden farklı bir savaşa hazırlanmak - orduya en modern silahları sağlamak için çalışmak gibi boyutlara odaklandı. Ardından yeni sistemin uygulama ve pratik test aşamasına geçildi. 2014 yılında tek bir kurşun dahi atılmaksızın Kırım'ı ilhak etti ve aynı yıl ayrılıkçı Donbass cephesi açıldı. Bazı uzmanlar, bu tür savaşa yönelik bu yaklaşımın doğrusal olmayan savaş, melez savaş veya jeopolitik etkiye sahip gerilla savaşı olarak tanımlanan mevcut Rus Genelkurmay Başkanı Valery Gerasimov'un doktrini kapsamına girdiğini düşünüyor. Ya da kısaca söyleyecek olursak; çok boyutlu bir savaştır.
Ancak yeni Rus silah sisteminin denemesi, 2015'ten başlayarak Suriye sahnesinde imtiyazlı bir konumdaydı. Bölgedeki seyir füzelerini, bombaları, modern uçakları, komuta ve kontrolü test ettiler. Ayrıca 60 binden fazla Rus askeri, deneyim kazanmak amacıyla periyodik olarak görevlendirildi.
Bunun yanı sıra Suriye şehirlerindeki savaşta önemli bir rol oynayan Rus ‘Wagner’ gibi özel güvenlik şirketlerinin kullanılması da öne çıkıyor.

Putin'in Ukrayna'daki savaşa yaklaşımı
Performans ve başarı puanı genellikle stratejik hesaplamaların doğruluğunu yansıtır. En iyi stratejiler tasarlanır ve sonunda başarısız olursa, bu, stratejilerin yanlış olduğu anlamına gelir. Prusyalı düşünür Clausewitz'in dediği gibi; savaş başka yollarla siyaset olduğundan, önemli olan ulaşılabilir hedefler belirlemek ve sonra sadece politik seviyeyi tatmin etmek için başarıyı ölçebilme yeteneğidir.
Umut bir strateji değildir çünkü başarısının unsurları başkalarıyla bağlantılıdır. Bu nedenle en iyi stratejiler, rakip için kaçamayacağı bir gerçeklik yaratan ve teslim olmasını sağlayacak stratejilerdir (Check Mate). Alman Komutan von Moltke, "En iyi askeri planlar dahi bir savaştaki ilk atıştan sonra tutmaz" der.
Ordusunun Ukrayna'ya savaşa girmesi için en iyi planı, en iyi stratejiyi ve en iyi hazırlığı hazırladığına inanan Putin'in başına gelen de buydu.
Neden yollarına güller serilmedi? Ukrayna ordusu nasıl ‘Rus ayısına’ karşı durabilirdi? Neden bölünmüş bir Batı, Rus İmparatorluğu'nun komşu ülkesi Ukrayna'yı savunsun? Sovyetler Birliği'nin dağılmasından sonra NATO kimdir? Sanayisi Rus enerjisine bağlı olan Almanya neden Rusya'ya karşı dursun?
Bütün bunlara hepsi yanlış olan varsayımların benimsenmesiyle ‘iyimser strateji’ denir. Siyaset ve savaşta genellikle en kötü senaryo hazırlanır ve mükemmel senaryonun geleceği umulur. İlk kurşun atıldı ve Rusya'nın tüm yanlış varsayımlarını gösteren stratejinin yanlış olduğu anlaşıldı. Ukrayna ordusu, güçler arası dengesizlik nedeniyle doğrudan savaşmaktan kaçındı. Lojistik, düşük performans ve büyük savaşlarda deneyim eksikliğinin yanı sıra Rus ordusunun sorunlarını artırmak için şehirlerin kalbine çekildi. Asimetrik savaşlarda şu denklem sıklıkla tekrarlanır: Eğer kazanmazsa Ruslar kaybeder, yenilmezlerse Ukraynalılar kazanır.

*Bu analiz, bir askeri analist tarafından Şarku’l Avsat için yapıldı.

Ukrayna savaşındaki jeopolitik gerçekler



BM ve Körfez’den Husilerin Suudi Arabistan’a yönelik saldırılarına kınama

Antonio Guterres, dün New York’ta Casim el-Budeyvi’yi kabul etti (Körfez İşbirliği Konseyi)
Antonio Guterres, dün New York’ta Casim el-Budeyvi’yi kabul etti (Körfez İşbirliği Konseyi)
TT

BM ve Körfez’den Husilerin Suudi Arabistan’a yönelik saldırılarına kınama

Antonio Guterres, dün New York’ta Casim el-Budeyvi’yi kabul etti (Körfez İşbirliği Konseyi)
Antonio Guterres, dün New York’ta Casim el-Budeyvi’yi kabul etti (Körfez İşbirliği Konseyi)

Birleşmiş Milletler ve Körfez İşbirliği Konseyi (KİK), dün Husilerin Suudi Arabistan’a yönelik saldırılarını, sivil yerleşim ve tesislerin hedef alınmasını ve bunun bölgenin güvenlik ve istikrarı üzerindeki ciddi etkilerini kınadı.

BM Genel Sekreteri Antonio Guterres ile KİK Genel Sekreteri Casim el-Budeyvi, dün New York’ta düzenlenen BM Genel Kurulu’nun 81. oturum toplantıları kapsamında bir araya gelerek bölgedeki son gelişmelere ilişkin görüş alışverişinde bulundu.

Görüşmede taraflar, bölgesel gelişmeler ve bunlara yönelik yürütülen çabaların yanı sıra çeşitli dosyaları ele aldı. Guterres, Körfez ülkelerinin kalkınma, ilerleme ve refah alanlarında kaydettiği gelişmeleri ve güvenlik ile istikrarın güçlendirilmesine yönelik bölgesel ve uluslararası çabalarını takdir etti.

Guterres ve el-Budeyvi ayrıca ortak ilgi alanına giren konuları, KİK ile BM arasındaki iş birliği ilişkilerini ve ortak çıkarlara hizmet edecek şekilde bu iş birliğini güçlendirme ve geliştirme yollarını görüştü.

BM Güvenlik Konseyi daha önce, Husilerin Suudi Arabistan’a yönelik saldırılarının yanı sıra Kızıldeniz ve Babülmendeb Boğazı’ndaki uluslararası deniz taşımacılığına yönelik tehditlerin yol açabileceği sonuçlar konusunda uyarıda bulunmuştu. Konsey, grubun Yemen içindeki askeri faaliyetlerinin, Suudi Arabistan topraklarını ve ticari gemileri hedef almasının çatışmanın yayılmasına ve deniz güvenliği ile uluslararası ticaretin sekteye uğramasına yol açabileceğini, ayrıca Yemen’de barışın sağlanmasına yönelik bölgesel ve uluslararası çabaları engellediğini belirtmişti.

Konsey üyeleri, cuma gecesi yayımlanan açıklamada, Husilerin Suudi Arabistan’a yönelik devam eden saldırılarını en güçlü ifadelerle kınadı. Açıklamada, sivillerin ve enerji altyapısının zarar gördüğü, kadın ve çocukların da aralarında bulunduğu sivillerin yaralandığı saldırılara özellikle dikkat çekildi.

Konsey, ticari gemilerin ve mürettebatlarının güvenliğinin korunmasının önemini vurgularken, başta BM Deniz Hukuku Sözleşmesi olmak üzere uluslararası hukuka uyulması ve deniz ulaşımına ilişkin hak ve özgürlüklere saygı gösterilmesi gerektiğini belirtti. Bu açıklama, Yemen’deki askeri gelişmelerin deniz koridorlarının güvenliği ve uluslararası ticaretin seyri konusunda endişelere yol açtığı bir dönemde geldi.

Konsey, Suudi Arabistan topraklarında sivilleri ve sivil hedefleri etkileyen saldırılar karşısında Suudi Arabistan’la dayanışma içinde olduğunu ifade etti ve ülkenin uluslararası hukuka uygun şekilde meşru müdafaa hakkının bulunduğunu vurguladı.

Konsey üyeleri ayrıca Husilere, sivilleri ve sivil hedefleri etkileyen saldırılarını derhal durdurma çağrısında bulundu. Üyeler, saldırılar nedeniyle sivillerin öldüğü ve yaralandığı, sivil tesisler ile altyapının tahrip edildiğine ilişkin haberlerden duydukları derin endişeyi dile getirdi.


İsrail çekilmeyi Lübnan ordusunun güçlendirilmesi şartına bağlıyor

İsrail araçları, el-Mansuri kasabasında evleri yıkıyor (Reuters)
İsrail araçları, el-Mansuri kasabasında evleri yıkıyor (Reuters)
TT

İsrail çekilmeyi Lübnan ordusunun güçlendirilmesi şartına bağlıyor

İsrail araçları, el-Mansuri kasabasında evleri yıkıyor (Reuters)
İsrail araçları, el-Mansuri kasabasında evleri yıkıyor (Reuters)

İsrail, Lübnan’ın güneyinden çekilmesini art arda öne sürdüğü güvenlik koşullarına bağlıyor. İsrail son olarak, Lübnan ordusunun güvenliği üstlenebilecek kapasiteye sahip olması gerektiğini vurguladı. ABD’nin İsrail Büyükelçisi Mike Huckabee dün yaptığı açıklamada, İsrail ordusunun “Lübnan ordusu güçlenene kadar” Güney Lübnan’da kalacağını belirtti. Emekli Tümgeneral Abdurrahman Şehitli ise bu yaklaşımın, Lübnan devletine yönelik İsrail baskısının devamı olduğunu ve İsrail’le doğrudan ilişkiye zemin hazırlayacak güvenlik ve siyasi düzenlemeler dayatmayı amaçladığını ifade etti.

Arkub bölgesinde ise İsrail’in faaliyetleri farklı bir nitelik taşıyor. Şarku’l Avsat’ın aldığı bilgiye göre İsrail güçleri, köyleri doğrudan işgal etmek yerine bölgeye girerek operasyonlar düzenliyor ve ardından geri çekiliyor. Emekli Tuğgeneral Hasan Cuni, bu yöntemi “doğrudan işgal olmaksızın hareket serbestisi” olarak nitelendirerek, İsrail’in bölgeye yönelik güvenlik yaklaşımının kendine özgü niteliğine dikkat çekti.

Bu kapsamda, Birleşmiş Milletler Lübnan Geçici Görev Gücü (UNIFIL) Komutanı Tümgeneral Diodato Abagnara da yıl sonunda başlaması planlanan çekilme öncesinde Lübnan ordusu ile BM kuruluşlarının UNIFIL tarafından yürütülen görevleri üstlenebilecek kapasiteye sahip olmasının güvence altına alınması gerektiğini vurguladı.


CENTCOM: Hürmüz Boğazı’nda deniz trafiğinde canlanma yaşanıyor

ABD Merkez Komutanlığı’nın dün “X” platformunda paylaştığı, Hürmüz Boğazı’ndaki birliklerinin hareketini gösteren videodan alındı
ABD Merkez Komutanlığı’nın dün “X” platformunda paylaştığı, Hürmüz Boğazı’ndaki birliklerinin hareketini gösteren videodan alındı
TT

CENTCOM: Hürmüz Boğazı’nda deniz trafiğinde canlanma yaşanıyor

ABD Merkez Komutanlığı’nın dün “X” platformunda paylaştığı, Hürmüz Boğazı’ndaki birliklerinin hareketini gösteren videodan alındı
ABD Merkez Komutanlığı’nın dün “X” platformunda paylaştığı, Hürmüz Boğazı’ndaki birliklerinin hareketini gösteren videodan alındı

Washington, Hürmüz Boğazı’ndaki deniz ulaşımının güvenliğini sağlamak amacıyla yürüttüğü girişimlerini sürdürürken, Tahran’la yürütülen müzakerelerdeki tıkanıklık devam ediyor.

ABD Merkez Komutanlığı (CENTCOM) Komutanı General Brad Cooper, dün yaptığı açıklamada, ABD güçlerinin ticari gemi trafiğine boğazı “açık ve güvenli” tutmak için çalışmalarını sürdürdüğünü belirtti. Cooper, son iki ay içinde 1 milyardan fazla varil ham petrolün boğazdan geçişinin kolaylaştırıldığını belirtti.

Cooper ayrıca ABD güçlerinin 2 binden fazla ticari geminin geçişine yardımcı olduğunu, ana geçiş güzergâhlarının mayınlardan temizlendiğini ve binlerce geminin stratejik öneme sahip su yolunu kullanmaya devam ettiğini ifade etti. Son iki hafta içinde petrol ve mal taşımacılığının, önceki altı ayın en yüksek seviyesine ulaştığını belirten Cooper, buna karşılık ABD’nin İran’ın petrol ihracatına yönelik sıkı bir abluka uyguladığını ve İran’ın ABD önlemleri nedeniyle tek bir varil dahi petrol ihraç edemediğini ifade etti.

Askeri ve ekonomik baskıların yanı sıra Pakistan da Tahran’la temaslarını yoğunlaştırıyor. Şarku’l Avsat’ın edindiği bilgiye göre Pakistan Dışişleri Bakanı İshak Dar, dün İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi ile gerçekleştirdiği telefon görüşmesinde, enerji tedarikinin kesintisiz sürdürülmesinin ve boğazlardaki deniz trafiğinin akışının güvence altına alınmasının önemini ele aldı.

Dar, “diyalog ve diplomasinin bölgede barış ve istikrarı güvence altına almanın tek etkili yolu” olduğunu vurguladı.