İran Dini Lideri rejimin bölgesel stratejisini yeniden belirledi

Dini Lider, büyük güçleri memnun etmek için herhangi bir geri adım atmayı reddederek, ülkesinin bölgesel rolünün altını çizdi.

Hamaney, bir sonraki Dini Liderin uyması gereken stratejiden bahsetti (Reuters)
Hamaney, bir sonraki Dini Liderin uyması gereken stratejiden bahsetti (Reuters)
TT

İran Dini Lideri rejimin bölgesel stratejisini yeniden belirledi

Hamaney, bir sonraki Dini Liderin uyması gereken stratejiden bahsetti (Reuters)
Hamaney, bir sonraki Dini Liderin uyması gereken stratejiden bahsetti (Reuters)

Hasan Fahs
İran rejiminin Dini Lideri Ali Hamaney, tepesinde yer aldığı rejimin stratejisini yeniden belirlemek için, Ukrayna krizinin uluslararası düzeyde doğurduğu tarihi ve önemli andan, ülkesi ile uluslararası grup (4+1 ve ABD) arasındaki nükleer müzakerelerin ulaştığı hassas aşamadan yararlanmayı başardı. İran rejiminin söz konusu stratejisi, Batı Asya bölgesi, Ortadoğu ve Arap çevresinde ilgili ülkeler için bir endişe kaynağı olan nükleer program, balistik füze ve insansız hava araçları kapasitesini kapsıyor.
Dini Lider ve rejimin stratejik politikalarının oluşturulmasında ona yardımcı olan birimler, mevcut andan ve Ukrayna krizine müdahil olan Batılı ülkelerin, çözüm bekleyen sorunların yükünü mümkün olan en az kayıpla hafifletme ihtiyacından yararlanmaya veya kendi lehlerine kullanmaya çalışıyorlar. Batılı ülkeler halihazırda bu yükten kurtulup, Rus oyuncunun uluslararası sahnedeki kalıcı emelleriyle, Atlantik'in iki yakası, ABD, AB ve NATO arasındaki tarihi ve geleneksel ittifak sistemine karşı oluşturabileceği tehlikeler ve tehditlerle yüzleşmeye kendilerini vermek istiyorlar.
Dini Lider, bu strateji kapsamında ulus-devletin birleşik ulusal gücünün dayandığı ve tek bir boyutla sınırlı kalmayan temelleri belirledi. Bu temeller arasında bilgi, akıl, ulusun kendi kendisini savunabileceği güvenlik ve savunma yetenekleri var. Bunların yanı sıra güçlü bir ekonomi ve sosyal refah, siyaset, diplomasi ve müzakere gücü, İran'ın stratejik derinliğini korumak için diğer halkları etkilemeye yardımcı olan bir mantığa sahip olmak da Dini Liderin belirlediği temellerdendi. Hamaney, bu temelleri entegre bir birim saydı. Hiçbirinin diğerinin önüne geçmemesi ve düşmanı memnun etmek için savunma yetenekleri temelinden geri adım atılmaması gerektiğini, çünkü bunun aptallığın en yüksek seviyesini oluşturduğunu söyledi.
Hamaney, ülkesinin ve rejimin bölgesel rolünü bir kez daha tekit etti. Bu role ve etkiye itiraz eden büyük ülkelerden herhangi birini memnun etmek için bu stratejide herhangi bir geri adım atmayı reddetti. Bölgedeki İran nüfuzunu, İran ve rejimin stratejik derinliği şeklinde tanımladı. Rejimin istikrarını, kalıcılığını, gücünü ve kapasitesini pekiştiren boyutlardan biri addetti. "Sahip olduğumuz ve ona sahip olmak için çalıştığımız bu boyuttan nasıl vazgeçebiliriz" diyerek bu boyuta bağlı kalmanın ve onu güçlendirmek için çalışmanın gerekliliğini vurguladı.
Nükleer programla ilgili olarak Dini Lider, bu faaliyetlerin geleceği ve İran'ın bu teknolojiye sahip olmasıyla ilgili herhangi bir müzakereyi reddetti. Bu konu ve boyutun İran’ın bilimsel ilerlemesinin, geleceğinin ve gelişmesinin temel sütunlarından birini oluşturduğunu ifade etti. İran üzerindeki dış baskıları hafifletmek için bile olsa, nükleer program konusunda taviz verilmesinden bahsetmenin bir bahane olduğunu ve bunun İran'ın seçenekler masasında bir yeri olmadığını, gündeminde yer almadığını söyledi.
Yaptırımlar döngüsünden çıkmak amacıyla nükleer müzakerelerde ABD'nin talepleri karşısında herhangi bir taviz verilmesinin, yakın gelecekte İran için hayati bir ihtiyaç haline gelecek, dahası İran’ın haklarını destekleyerek diplomatik rolünü ve müzakere kabiliyetini pekiştirecek bu programdan vazgeçmek anlamına gelmediğini belirtti. Diyalog ve taviz politikasının benimsenmesini talep eden sesleri hedef aldı, onları zayıflık ve zayıf mantıkla suçladı. İran'ın, büyük bir sınavdan geçtiğini kaydetti ve rejim Amerikan talepleri karşısında taviz verme politikasını kabul etseydi, bu sınav İran’ı büyük olasılıkla ciddi bir tehlikeyle karşı karşıya bırakacağını ifade etti. Eski cumhurbaşkanı Hasan Ruhani ve dışişleri bakanı Muhammed Cevad Zarif liderliğindeki müzakere ekibinin benimsemeye çalıştığı müzakere yöntemine bu sözlerle işaret ederek, bu yöntemi küçümsedi. Dini Lider ayrıca dolaylı olarak bu eğilime karşı durduğunu da belirtti.
Uluslararası grupla nükleer anlaşmanın yeniden canlandırılması konusunda bir mutabakata varılmasının yakın olduğu bu aşamada, Dini Liderin İran stratejisinin boyutlarını yeniden tekit etmesi, bu stratejinin bir sonraki aşamada İran'ın faaliyetleri için bir yol haritasına dönüştürülmesi, rejimin, mevcut müzakerelerde taviz vermesinin söz konusu olmadığını ortaya koyuyor. Nükleer faaliyetler ve geleceğinin yanı sıra rejimin istikrarının, gücünün ve kabiliyetinin bir koşulu olan bölgesel nüfuz ve stratejik derinlikle ilgili alanlardaki çalışmalarını yöneten strateji, vizyon veya doktrinin herhangi bir ayağından feragat etmesinin imkansız olduğunu gösteriyor.
Ancak bir sonraki liderin seçilmesinden sorumlu olan Uzmanlar Meclisi üyeleri nezdinde Dini Liderin açıkladığı pozisyonların en önemli boyutu, yeni Dini Lider aşamasında uyulacak pozisyonları ve stratejiyi de belirlemesi. Hamaney bunu şu sözleriyle açıkça ifade etti; “Uzmanlar Meclisi’nin üzerinde durması, halihazırda lider olan kişi veya meclis üyelerinin seçimi ile bu görevi devralacak kişiye uygulamada yardımcı olması gereken bir gerçek vardır, o da bu ölçülere ve koşullara kesinlikle ve yasal olarak uymak." Yani yeni dini lider, kim olursa olsun, Hamaney’in çizdiği bu vizyon ve stratejiye uymalı. Uzmanlar Meclisi üyeleri de bu vizyon ve stratejiyi uygulayabilecek bir kişiyi seçmeliler, rejimin ve İran'ın çıkarlarını savunmak için ona yardımcı olmalılar. Milli birlik ve beraberliği hedef alarak rejimi yıkmaya çalışan iç düşmanlar karşısında onunla birlikte dimdik durmalılar. Rejimin bölgesel rolünü ve nüfuz alanlarını kuşatarak, gelecekte ilerlemek için ihtiyacı ve koşulu olan nükleer enerjiye sahip olmasını engelleyerek İran'ın rolünü, konumunu ve gelişimini sınırlamaya çalışan yabancı düşmanlara karşı Dini Lider ile birlikte sağlam bir şekilde durmalılar.
*Bu makale Şarku’l Avsat tarafından Independent Arabia’dan çevrilmiştir.



Netanyahu, İran ile müzakereleri görüşmek üzere çarşamba günü Washington'da Trump ile bir araya gelecek

Trump ve Netanyahu'nun Washington'da gerçekleşen daha önceki bir görüşmeden (Reuters)
Trump ve Netanyahu'nun Washington'da gerçekleşen daha önceki bir görüşmeden (Reuters)
TT

Netanyahu, İran ile müzakereleri görüşmek üzere çarşamba günü Washington'da Trump ile bir araya gelecek

Trump ve Netanyahu'nun Washington'da gerçekleşen daha önceki bir görüşmeden (Reuters)
Trump ve Netanyahu'nun Washington'da gerçekleşen daha önceki bir görüşmeden (Reuters)

İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun ofisinden dün yapılan açıklamada, Netanyahu'nun çarşamba günü Washington'da ABD Başkanı Donald Trump ile bir araya gelerek İran ile müzakereleri görüşeceği bildirildi.

Reuters'ın aktardığı açıklamada, Netanyahu'nun ‘(İran ile) yapılacak herhangi bir müzakerede balistik füzelerin sınırlandırılması ve İran'ın bölgedeki vekillerine verilen desteğin durdurulmasının yer alması gerektiğine inandığı’ belirtildi.

Reuters'a göre çarşamba gün  yapılacak görüşme, ABD Başkanı Trump’ın geçtiğimiz yıl ocak ayında göreve dönmesinden bu yana Netanyahu ile Trump arasında yapılacak yedinci görüşme olacak. Öt yandan İsrail basınına göre Netanyahu, Trump'a İsrail'in İran'ın nükleer programını tamamen yok etme kararlılığını vurgulayacak.

İran ile ABD arasında geçtiğimiz cuma günü Umman'da nükleer dosyasına ilişkin görüşmeler gerçekleştirdi. İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, bu önemli müzakerelerin başarısızlığının Ortadoğu'da yeni bir savaşı tetikleyebileceği yönündeki endişelerin artması üzerine, görüşmelerin iyi bir başlangıç olduğunu ve devam edeceğini söyledi. Ancak Umman'ın başkenti Maskat'ta yapılan görüşmelerin ardından, ‘tehditlerin ve baskının kaldırılması herhangi bir diyalogun başlaması için şart’ olduğunu vurgulayan Arakçi, “(Tahran) sadece nükleer meselesini görüşecek... ABD ile başka hiçbir konuyu görüşmeyeceğiz” dedi.

Öte yandan her iki taraf da Tahran ile Batı arasında uzun süredir devam eden nükleer anlaşmazlığı çözmek için diplomasiye yeni bir şans vermeyi kabul ettiklerini belirtti. ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio, geçtiğimiz çarşamba günü yaptığı açıklamada, Washington'ın müzakerelerin İran'ın nükleer programı, balistik füze programı ve bölgedeki silahlı gruplara verdiği desteğin yanı sıra ‘kendi halkına davranış biçimini’ de kapsaması istediğini söyledi.

İranlı yetkililer, bölgedeki en büyük füze programlarından biri olan İran'ın füze programını tartışmayacaklarını defalarca kez belirtmiş ve Tahran'ın uranyum zenginleştirme hakkının tanınmasını istediğini söylemişlerdi.

Diğer taraftan Washington’a göre nükleer bombaya giden potansiyel bir yol olan İran'ın uranyum zenginleştirme faaliyetleri kırmızı çizgiyi oluşturuyor. Tahran ise uzun süredir nükleer yakıtı silah amaçlı kullanma niyetinde olmadığını vurguluyor.


Netanyahu, Trump'a İran nükleer projesinin tamamen ortadan kaldırılmasının gerekliliğini vurgulayacak

ABD Başkanı Donald Trump ve İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, 29 Aralık 2025'te Florida'da düzenledikleri basın toplantısında (Reuters)
ABD Başkanı Donald Trump ve İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, 29 Aralık 2025'te Florida'da düzenledikleri basın toplantısında (Reuters)
TT

Netanyahu, Trump'a İran nükleer projesinin tamamen ortadan kaldırılmasının gerekliliğini vurgulayacak

ABD Başkanı Donald Trump ve İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, 29 Aralık 2025'te Florida'da düzenledikleri basın toplantısında (Reuters)
ABD Başkanı Donald Trump ve İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, 29 Aralık 2025'te Florida'da düzenledikleri basın toplantısında (Reuters)

İsrail haber sitesi Ynet dün, Başbakan Binyamin Netanyahu'nun ABD Başkanı Donald Trump'a İsrail'in İran nükleer projesini tamamen ortadan kaldırma kararlılığını teyit edeceğini bildirdi.

İnternet sitesi, iyi bilgilendirilmiş bir kaynağa atıfta bulunarak, "İsrail'in tutumu, İran nükleer programının tamamen ortadan kaldırılması, uranyum zenginleştirmenin durdurulması, zenginleştirme kapasitesinin durdurulması ve zenginleştirilmiş uranyumun İran topraklarından çıkarılması konusunda ısrar etmek olacaktır" dedi.

Şarku’l Avsat’ın Ynet’ten aktardığına göre kaynak, "İsrail, Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı müfettişlerinin İran'a geri dönmesini ve şüpheli bölgelere sürpriz ziyaretler yapılmasını talep ediyor" ifadelerini kullandı.

Ynet haber sitesi, kaynağın şu sözlerini aktardı: "İran ile yapılacak herhangi bir anlaşma, İsrail'i tehdit edemeyeceklerinden emin olmak için füze menziline 300 kilometrelik bir sınır getirmelidir."

Ofisi dün yaptığı açıklamada, Netanyahu'nun önümüzdeki çarşamba günü Washington'da Trump ile görüşeceğini duyurdu.


Maskat’taki müzakereler uranyum zenginleştirme meselesi nedeniyle belirsizliğini koruyor

Arap Denizi'nde Nimitz sınıfı bir uçak gemisinin güvertesinde bulunan bir ABD askeri uçağı (AFP)
Arap Denizi'nde Nimitz sınıfı bir uçak gemisinin güvertesinde bulunan bir ABD askeri uçağı (AFP)
TT

Maskat’taki müzakereler uranyum zenginleştirme meselesi nedeniyle belirsizliğini koruyor

Arap Denizi'nde Nimitz sınıfı bir uçak gemisinin güvertesinde bulunan bir ABD askeri uçağı (AFP)
Arap Denizi'nde Nimitz sınıfı bir uçak gemisinin güvertesinde bulunan bir ABD askeri uçağı (AFP)

Maskat'ta Washington ve Tahran arasında yapılan ilk dolaylı müzakerelerin ertesi günü, ikinci turun kaderi uranyum zenginleştirme meselesinin çözülmesine bağlı gibi görünüyordu. ABD Başkanı Donald Trump dün yaptığı açıklamada, yeni bir müzakere turunun ‘önümüzdeki hafta’ yeniden başlayacağını duyurdu.

ABD yönetimi ‘sıfır zenginleştirme’ talep ederken, Tahran uranyum zenginleştirmeyi ‘egemenlik hakkı’ olarak nitelendirerek buna karşı çıkarak bunun yerine ‘güven verici’ bir zenginleştirme seviyesi önerdi.

İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, müzakerelerde ele alınan konuların genişletilmesine karşı çıktı. Füze programının ‘şimdi ve gelecekte müzakere edilemez’ olduğunu vurgulayan Arakçi, programı ‘tamamen savunma amaçlı’ olarak nitelendirdi.

İran’ın saldırıya uğraması halinde bölgedeki ABD üslerine saldıracağı yönünde yeni bir uyarıda bulunan İranlı bakan, ülkesinin ‘savaşı önlemeye olduğu kadar savaşa da hazır’ olduğunu vurguladı.

Öte yandan ABD'nin özel temsilcileri Steve Witkoff ve Jared Kushner, Arap (Umman) Denizi'ndeki Abraham Lincoln uçak gemisini ziyaret etti.

Diğer taraftan İsrail'de müzakerelerin sonuçlarına şüpheyle yaklaşılıyor. İsrailli yetkililer ‘anlaşmaya varılamayacağını’ söylerken Tel Aviv dün akşam, Başbakan Binyamin Netanyahu'nun çarşamba günü Washington'da Trump ile İran meselesini görüşmek üzere bir araya geleceğini duyurdu.