İran Ulusal Güvenlik Yüksek Konseyi, nükleer anlaşma müzakereleri ile Erbil'in hedef alınması olayını üstü kapalı olarak birbiriyle ilişkilendirdi

ABD Dışişleri Bakanlığı: Moskova’nın taleplerinden geri adım atmaması halinde alternatif bir anlaşma yapılabilir

Dün ABD’nin Tahran'daki eski büyükelçilik binası duvarına çizili resmin önünden geçen iki İranlı (AFP)
Dün ABD’nin Tahran'daki eski büyükelçilik binası duvarına çizili resmin önünden geçen iki İranlı (AFP)
TT

İran Ulusal Güvenlik Yüksek Konseyi, nükleer anlaşma müzakereleri ile Erbil'in hedef alınması olayını üstü kapalı olarak birbiriyle ilişkilendirdi

Dün ABD’nin Tahran'daki eski büyükelçilik binası duvarına çizili resmin önünden geçen iki İranlı (AFP)
Dün ABD’nin Tahran'daki eski büyükelçilik binası duvarına çizili resmin önünden geçen iki İranlı (AFP)

İran Ulusal Güvenlik Yüksek Konseyi Genel Sekreteri Ali Şemhani, Avusturya'nın başkenti Viyana’da nükleer anlaşmayı canlandırmayı amaçlayan diplomatik çabalarla Erbil’de İran Devrim Muhafızları Ordusu’nun (DMO) üstlendiği ve Tahran’ın ‘İsrail ait merkezler’ olarak adlandırdığı noktalara düzenlenen balistik füzeli saldırıyı üstü kapalı olarak birbiriyle ilişkilendirdi.
Ülkenin çıkarları ve ulusal güvenliğinin akıllıca savunulması için sahada ve diplomatik alanda birlikte hareket edilmesi gerektiğine işaret eden Şemhani, Twitter hesabından yaptığı ve ‘#Viyana_müzakereleri’ ve ‘#Siyonist_varlığın_cezalandırılması’ etiketlerini kullandığı açıklamada, Doğu'ya ve Batı'ya güvenmenin İran halkının haklarını ve güvenliğini sağlamayacağını yazdı.
İranlı yetkililerin açıklamalarında kullandıkları ‘saha’ ifadesi, DMO'nun faaliyetlerini, özellikle yurtdışı kolu olan Kudüs Gücü'nün rolüne işaret ediyor. Saha ifadesi, eski Dışişleri Bakanı Muhammed Cevad Zarif'in geçtiğimiz yıl Nisan ayında sızdırılan ses kaydında da yer almıştı. Zarif, söz konusu ses kaydında DMO'nun bölgesel faaliyetleri ile Dışişleri Bakanlığı'nın diplomatik çalışmalarının paralel olmamasını eleştiriyor.
İranlı yetkililer, her ne kadar müzakerelerdeki son tutumundan sonra Rusya'yı suçlamaktan kaçınıp ABD’yi suçlamaya devam etseler de Şemhani tweetinde, Rusya'nın Viyana müzakerelerindeki tutumuna işaret ediyordu.
Şemhani, birçok kez, İran’ın Dini Lideri Ali Hamaney’in ABD yaptırımlarına karşı koymayı amaçlayan uzun vadeli bir plan çerçevesinde Batı'ya açılım politikasına alternatif olarak istediği doğuya yönelme stratejisine göre İran'ın Rusya ve Çin ile yakınlaşmasını savundu.
Şemhani bu açıklamaları, DMO'nun Erbil’deki saldırıyı üstlenmesinden ve İran’ın nükleer programıyla ilgili anlaşmayı yeniden canlandırmayı amaçlayan ve ilgili taraflarca son aşamasına geldiği kabul edilen Viyana’daki müzakerelerin Moskova'nın, Rusya'nın Ukrayna'yı işgali zemininde Washington'dan birtakım garantiler talep etmesinden günler sonra ‘dış faktörlerin’ bir sonucu olarak müzakereleri çöküşün eşiğine getiren sınırsız bir duraklama dönemine girmesinden saatler sonra yaptı.
Fransa, İngiltere ve Almanya önceki gün Rusya’ya bir uyarıda bulundular. Üç ülke tarafından yapılan ortak açıklamada, “Kimse, plandan ayrı güvenceler elde etmek için nükleer anlaşma müzakerelerini kullanmaya çalışmamalı” denildi. Bu durumun anlaşmayı çökmenin eşiğine getirmekle tehdit ettiği vurgulanan açıklamada, masadaki anlaşmanın acilen sonuçlandırılması gerektiği belirtildi.
ABD’nin seçenekleri
Washington, Rusya'nın taleplerini kabul etmeyeceğini daha önce açıklamıştı. Wall Street Journal (WSJ) gazetesi, ABD Dışişleri Bakanlığı’ndan üst düzey bir yetkilinin yaptığı açıklamada, ABD'nin Ukrayna ile ilgili muafiyetler vererek Rusya ile müzakere etmeyeceğini, bunun yerine bir an önce alternatif bir anlaşmaya varmaya çalışacağını ve Moskova’nın taleplerinin ‘anlaşmaya varmanın önündeki en tehlikeli engel’ olarak tanımlayarak Kremlin'in son dakika taleplerinden geri adım atmaması halinde Rusya'nın anlaşmanın tarafları arasından çıkarılacağını söylediğini aktardı.
WSJ’ye göre ABD ve ortakları için ABD tarafından uygulanan bazı yaptırımların hafifletilmesi karşılığında İran'ın nükleer faaliyetlerinin bazılarını donduracağı geçici bir anlaşmaya varma seçenekleri var. Gazeteye konuşan yetkili, “Çeşitli alternatiflere açık olacağımızı düşünüyorum. Bu alternatiflerin neler olabileceğini düşünmeye başladık. Bu noktada hiçbir şeyi göz ardı etmeyeceğiz” dedi.
Ancak Tahran’ın Washington tarafından uygulanan yaptırımların tamamını kaldırana kadar müzakerecilerinin ABD ile doğrudan görüşmesine izin vermeyi reddetmesi, İran'la yeni bir anlaşmayı yeniden formüle etme girişimlerini daha da karmaşık hale getiriyor. WSJ’ye göre herhangi bir yeni anlaşma, ABD Kongresi'ne tüm anlaşmayı derinlemesine incelemesi için zaman verecek olan bir mevzuatın yürürlüğe girmesine de yol açacak.
Öte yandan Fransız Haber Ajansı (AFP), Katar Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı Muhammed bin Abdurrahman Al Sani’nin bugün Moskova'da Rus mevkidaşı Sergey Lavrov ile bir araya gelerek Rusya'nın Ukrayna'ya yönelik askeri saldırısını ve İran ile yeni bir nükleer anlaşma yapılmasını engellemesine ilişkin müzakere taleplerini görüşeceğini bildirdi. Buna karşın Bloomberg Haber Ajansı, bir kaynağın, Katarlı Bakanın Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ile de görüşebileceğini söylediğini aktardı.
Katar Dışişleri Bakanı, ABD’li mevkidaşı Antony Blinken ve İranlı mevkidaşı Hüseyin Emir Abdullahiyan ile Rusya'nın nükleer müzakerelere ilişkin yeni talepleri hakkında görüştükten birkaç saat sonra Moskova'ya gitti.
Bu arada Türkiye Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu dün yaptığı açıklamada, Ankara’nın Rusya'nın 2015 yılında imzalanan nükleer anlaşmayı canlandırma müzakereleri sırasında pasif bir tutum sergilememesini umduğunu söyledi.
Reuters’ın haberine göre Çavuşoğlu, Antalya Diplomatik Forumu’ndan gazetecilere yaptığı açıklamada, Moskova'nın sergileyeceği herhangi bir olumsuz tutumun Rusya dahil herkesi etkileyeceğini söyledi. İran ve büyük güçler (Fransa, İngiltere, Almanya, Rusya ve Çin), Tahran'ın nükleer programıyla ilgili 2015 yılında imzalanan anlaşmayı canlandırmak için aylardır Viyana'da müzakereler gerçekleştiriyorlar. 2018 yılında anlaşmadan çekilen ABD, müzakerelere dolaylı olarak katılıyor.
İran merkezli haber siteleri, Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Said Hatibzade'nin dün yaptığı açıklamada, “Henüz anlaşma noktasına ulaşmadık. Rusya'nın geçtiğimiz günlerde yeni taleplerde bulunduğunu herkes biliyor. Tüm ülkeler, iddialarını ileri sürme ve bunları Viyana'daki Ortak Komisyon'da tartışmaya açma hakkına sahiptir” dediğini aktardılar.
Rusya'nın talebiyle ilgili açıklamalarını sürdüren Hatibzade şunları söyledi:
“Ulusal çıkarlarımıza göre hareket ediyoruz, Amerikalılarla aramızdaki çözülmemiş sorunlarda bir çözüme ulaşırsak tablo büyük ölçüde değişecektir. Ama en azından bir veya iki temel konuda bu noktaya gelebildik.”
Viyana’daki müzakerelere dolaylı olarak katılan ABD heyetinin ‘yeşil, sarı ve kırmızı’ olarak sınıflandırdığı üç liste sunduğuna dikkati çeken Hatibzde, Tahran'ın ABD’nin yaptırım uyguladığı en fazla sayıda kişiyi içeren Yeşil Liste’yi kabul ettiğini ve şimdi de Sarı Liste’yi müzakere ettiğini söyledi. Ancak Hatibzade, Sarı Liste ile ilgili detay vermedi.
Hatipzade, balistik füze çalışmaları, bölgesel faaliyetler ve insan hakları konularını içerdiğini belirttiği Kırmızı Liste’nin ise İran tarafından reddedildiğini söyledi. Hatibzade, “Yaptığımız değerlendirmeler sonucunda Kırmızı Liste reddedildi” dedi.
Hatibzade, yaptırımların kaldırılmasıyla ilgili olarak ise bu alanda büyük ilerleme kaydedildiğini belirterek, “Yaptırımların kaldırıldığını doğrulamak üzereyiz” şeklinde konuştu.
Diğer taraftan İran Meclisi Ulusal Güvenlik ve Dış Politika Komisyonu Sözcüsü Mahmud Abbaszade Meşkini, İran ve 4+1 grubu (Fransa, İngiltere, Rusya, Çin ve Almanya) arasındaki müzakerelerde tartışmalı konuların yüzde 80 ile 90'ında anlaşmaya varıldığını söyledi. Meşkini,  kendileri için önemli olmaya devam eden ve çözülmemiş olduğunu düşündükleri güvenlik önlemleri sorunu da dahil olmak üzere geriye halen bazı sorunların kaldığını belirtti.
İran'ın yarı resmi ajansı ISNA’nın aktardığı açıklamasında Meşkini, şunları söyledi:
“Meclis Ulusal Güvenlik ve Dış Politika Komisyonu dünkü toplantısında Viyana’da gerçekleşen müzakereleri ele aldı. Teknik meselelerin çözüldüğüne inanıyoruz. Siyasi meseleler halen Viyana'da masada duruyor.  Müzakerelerin son ayağı siyasi kararlar. Batılılar iyi niyet gösterirse iyi bir anlaşma yapılabilir, aksi takdirde İran kötü bir anlaşmayı kabul etmeyecektir. Siyasi kararların alınabilmesi için müzakerecilerin başkentlere geri dönmeleri gerekiyor.”
İran'ın DMO’ya yakın yarı resmi haber ajansı Fars, Viyana müzakerelerinin askıya alınması hakkında yorum yapan bir kaynağın, Batılı ülkelerin, yaptırımların kaldırılmasına hâlâ direndiklerini ve şu ana kadar İran'ın talebini gerçekleştiremediklerini söylediğini aktardı.  Kaynak, "Karşı taraf yaptırımları kaldırmayı kabul etti, ancak eski yaptırımların bir kısmı kaldı” dedi.



Amerikan ordusu için üretilen mermiler, Meksika’daki kartellerin eline geçiyor

Meksika hükümeti, Amerikan malı silahların ülkeye kaçak yollardan girişini engellemek isityor (Reuters)
Meksika hükümeti, Amerikan malı silahların ülkeye kaçak yollardan girişini engellemek isityor (Reuters)
TT

Amerikan ordusu için üretilen mermiler, Meksika’daki kartellerin eline geçiyor

Meksika hükümeti, Amerikan malı silahların ülkeye kaçak yollardan girişini engellemek isityor (Reuters)
Meksika hükümeti, Amerikan malı silahların ülkeye kaçak yollardan girişini engellemek isityor (Reuters)

Meksika'da kartellerin kullandığı mermilerin neredeyse yarısının, ABD ordusuna mühimmat üreten fabrikada yapıldığı tespit edildi.

Meksika Savunma Bakanı General Ricardo Trevilla Trejo, salı günkü açıklamasında, 2012'den bu yana yaklaşık 137 bin adet .50 kalibrelik merminin ele geçirildiğini söyledi. 

Uyuşturucu çeteleri tarafından kullanılan bu mermilerin yüzde 47'sinin, ABD'nin Missouri eyaletinde yer alan Lake City Ordu Mühimmat Fabrikası'nda üretildiğini bildirdi.

New York Times'ın haberine göre sözkonusu tesis, Amerikan ordusunda kullanılan tüfekler için mermi üreten en büyük fabrika.

Ayrıca General Trejo, Devlet Başkanı Claudia Sheinbaum'un göreve başladığı Ekim 2024'ten bu yana polislerin ülkede ele geçirdiği 18 bin ateşli silahtan yaklaşık yüzde 80'inin de ABD menşeli olduğunu söyledi. 

Baskınlarda el konan silahlar arasında .50 kalibrelik Barrett tüfekleri, el bombası fırlatıcıları, roketatarlar ve çeşitli kalibredeki makineli tüfekler var.

Meksika'da silah ruhsatları sıkı denetimlere tabi. Silahlar yasal olarak yalnızca Meksika ordusunun işlettiği iki mağazadan satın alınabiliyor. Belirli kalibre ve özelliklere sahip tabancalar ise sadece ordu ve kolluk kuvvetleri tarafından kullanılabiliyor.

Bu önlemlere rağmen Meksika hükümetinin verilerine göre her yıl 200 bin ila 500 bin adet ateşli silah, ABD'den ülkeye kaçak olarak sokuluyor. 

ABD Yüksek Mahkemesi, Meksika hükümetinin Amerikan silah üreticilerine karşı açtığı davayı geçen yıl oybirliğiyle reddetmişti. Kararda, üreticilerin bağımsız perakendecilerin yasadışı satışlarını durdurmamalarının yardım ve yataklık koşullarını karşılamadığı bildirilmişti. 

Diğer yandan mahkemenin açıklamasında, Meksika devletinin şikayetinde savunduğu gibi "silah satışlarının gerçekleştiğine ve üreticilerin bunun farkında olduğuna dair hiçbir şüphe yok" denmişti. 

Meksika hükümeti, Arizona'daki mahkemeye ABD'li 5 silah şirketi hakkında 2022'de bir dava daha açmıştı. Hukuki süreç devam ediyor. 

Cenevre merkezli sivil toplum kuruluşu Uluslararası Organize Suçla Mücadele Küresel Girişimi (GI-TOC) Direktörü Cecilia Farfan Mendez, şunları söylüyor:  

İronik olan, Meksika ve ABD hükümetlerinin aynı şeyi istemesi: Kartellerin yol açtığı ölümleri azaltmak. Ancak suç örgütleri bu kalibredeki tabancalara kolayca erişebildiği sürece ABD, sanki bu şiddetin ortaya çıkmasını destekliyormuş gibi görünüyor.

 Independent Türkçe, New York Times, BBC


İsrail’de Hamas istihbaratı skandalı: Netanyahu hiçbir şey yapmadı

Netanyahu, iki devletli çözüme giden süreci tıkayarak ateşkes görüşmelerini de çıkmaza sokmuştu (Reuters)
Netanyahu, iki devletli çözüme giden süreci tıkayarak ateşkes görüşmelerini de çıkmaza sokmuştu (Reuters)
TT

İsrail’de Hamas istihbaratı skandalı: Netanyahu hiçbir şey yapmadı

Netanyahu, iki devletli çözüme giden süreci tıkayarak ateşkes görüşmelerini de çıkmaza sokmuştu (Reuters)
Netanyahu, iki devletli çözüme giden süreci tıkayarak ateşkes görüşmelerini de çıkmaza sokmuştu (Reuters)

İsrail istihbaratı, Hamas'ın büyük bir saldırı düzenleyeceğine dair bilgileri Başbakan Binyamin Netanyahu'ya 2018'de doğrudan iletmiş.

İsrailli medya kuruluşları Ynet ve Yedioth Ahronoth'un aktardığına göre Hamas, 2018-2022'de İsrail'in güneyindeki askeri üsler ve sivil yerleşimlere karşı koordineli bir saldırı planlamış. 

İstihbarat yetkililerinin "Eriha Duvarı" adını verdiği kapsamlı harekat planının, Hamas'ın 7 Ekim 2023'te düzenlediği Aksa Tufanı saldırısını özetler nitelikte olduğu aktarılıyor. 

New York Times, "Eriha Duvarı" kod adlı 40 sayfalık belgenin, İsrailli yetkililerle paylaşıldığını 2023'teki haberinde bildirmişti. Askeri ve istihbarat yetkililerinin, 2022'de haberdar olduğu planı "hayal ürünü" diye niteleyip gerçekleşmesini çok zor bularak dikkate almadığı öne sürülmüştü. 

Ancak İsrail medyasındaki yeni haberlerde, Başbakan Netanyahu'nun 2018'de planla ilgili birden fazla kez doğrudan bilgilendirildiği ortaya kondu. 

Adlarının paylaşılmaması koşuluyla konuşan yetkililer, "Hamas'ın askeri kanadı, topraklarımızın derinliklerine yönelik geniş çaplı bir saldırı için güç mü topluyor?" alt başlıklı istihbarat raporunun, doğrudan Netanyahu'nun masasına bırakıldığını söylüyor. 

Diğer yandan İsrail Başbakanlık Ofisi, ordunun 7 Ekim'deki başarısızlığına ilişkin devam eden soruşturmada, Hamas'ın saldırı planladığına dair önceden bilgi sahibi olunmadığını iddia etmişti. Ofisin, İsrail Kamu Denetçisi Matanyahu Englman'a gönderdiği açıklamada, "Eriha Duvarı" belgesinin Netanyahu'ya hiç sunulmadığı öne sürülmüştü. 

İsrail İstihbarat Kolordusu'na bağlı Birim 8200'den bazı analistlerin de Hamas'ın saldırı hazırlıklarına dair bilgileri 2018'de orduyla paylaştığı 2023'te ortaya çıkmıştı.  

Kaynaklar, bu planların iç güvenlik teşkilatı Şin Bet tarafından incelendikten sonra doğrudan Netanyahu'ya iletildiğini de savunuyor. 

2022 ve 2023'te "Eriha Duvarı" dosyasının yeni istihbarat bilgileriyle güncellendiği fakat bunların doğrudan Netanyahu'ya ulaşmadığı belirtiliyor. İsrail ordusu ve istihbarat kurumları, Gazze Savaşı'nın fitilini ateşleyen 7 Ekim saldırılarına tüm uyarılara rağmen hazırlıksız yakalandığı gerekçesiyle eleştirilmişti.

Başbakan Netanyahu'ya sunulan istihbaratlarla ilgili bilgi sahibi kaynaklardan biri şunları söylüyor: 

Ordu komutanları parçaları birleştirmekte başarısız olsa bile başbakanın görevi, Hamas'ın hedefleri hakkında yanıt talep etmektir. Netanyahu ise hiçbir şey yapmadı.

Independent Türkçe, Haaretz, Times of Israel, Ynet 


Trump, Netanyahu’ya İran’la müzakereleri sürdürme mesajı verdi

 İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun ofisi tarafından yayımlanan, bugün Beyaz Saray’da ABD Başkanı Donald Trump ile gerçekleştirdiği görüşmeye ait fotoğraf.
İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun ofisi tarafından yayımlanan, bugün Beyaz Saray’da ABD Başkanı Donald Trump ile gerçekleştirdiği görüşmeye ait fotoğraf.
TT

Trump, Netanyahu’ya İran’la müzakereleri sürdürme mesajı verdi

 İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun ofisi tarafından yayımlanan, bugün Beyaz Saray’da ABD Başkanı Donald Trump ile gerçekleştirdiği görüşmeye ait fotoğraf.
İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun ofisi tarafından yayımlanan, bugün Beyaz Saray’da ABD Başkanı Donald Trump ile gerçekleştirdiği görüşmeye ait fotoğraf.

ABD Başkanı Donald Trump, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu ile gerçekleştirdiği görüşmede nihai bir anlaşmaya varılmadığını, ancak İran’la müzakerelerin sürdürülmesi konusunda ısrarcı olduğunu belirtti.

Trump, Beyaz Saray’da üç saati aşk süren görüşmeyi “son derece verimli” olarak nitelendirerek, ABD ile İsrail arasındaki mükemmel ilişkilerin devam ettiğini vurguladı.

Toplantıda, İran’la yeni bir nükleer anlaşmaya varma ihtimali ele alındı. Trump, müzakerelerin başarıya ulaşmasının tercih ettiği seçenek olduğunu ve bu tutumunu Netanyahu’ya ilettiğini söyledi. Anlaşma sağlanamaması halinde ise “işlerin nereye varacağını göreceğiz” dedi. Trump, İran’ın geçmişte bir anlaşmayı reddettiğini ve bunun “gece yarısı çekici” olarak nitelendirdiği bir darbeyle sonuçlandığını hatırlatarak, Tahran’ın bu kez “daha rasyonel ve sorumlu” davranmasını umduğunu ifade etti.

cd
İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun resmi internet sitesinde yayımlanan, bugün Beyaz Saray’da ABD Başkanı Donald Trump ile gerçekleştirdiği görüşmeden bir fotoğraf.

Trump ayrıca Gazze ve genel olarak bölgede “büyük ilerleme” kaydedildiğini savunarak, “Ortadoğu’da barışın fiilen hüküm sürdüğünü” dile getirdi.

Görüşmeye ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio, Savunma Bakanı Pete Hegseth ile özel temsilciler Steve Witkoff ve Jared Kushner katıldı.

Netanyahu’nun Washington ziyareti, İsrail basını tarafından İran’a karşı stratejik koordinasyon açısından kritik olarak değerlendirildi. Görüşmelerde İran’ın nükleer programının geleceği ve diplomatik sürecin başarısızlığa uğraması halinde İsrail’in askeri hareket serbestisine ilişkin güvenceler öne çıktı.

Netanyahu’nun, müzakerelerin yalnızca nükleer programla sınırlı kalmaması; İran’ın balistik füze programı ve bölgedeki vekil güçlere verdiği desteğin de kapsama alınması için Trump yönetimine baskı yaptığı aktarıldı. ABD’nin diplomatik sürece şans tanıma konusundaki ısrarına karşın Netanyahu’nun, olası bir anlaşma durumunda dahi İsrail’in İran’a karşı “hareket özgürlüğünü” koruması gerektiğini savunduğu belirtildi.

ghyju
Tahran’da devrimin 47. yıl dönümü kutlamaları kapsamında sergilenen bir füzenin yanında konuşan iki din adamı (New York Times)

Görüşmede Gazze dosyası da ele alındı. Taraflar, İsrail’in resmen katıldığı “Barış Konseyi” çerçevesinde Gazze’nin yeniden imarına yönelik planın ikinci aşamasındaki ilerlemeyi değerlendirdi.

Beyaz Saray yetkilileri, görüşmenin Trump ile Netanyahu arasında yakın bir uyum sergilediğini ve İran’ın nükleer silah edinmesinin engellenmesi konusunda ortak vizyon bulunduğunu belirtti. Ancak analistler, iki liderin önceliklerinde farklılıklar olabileceğine dikkat çekti. Trump’ın siyasi kazanım olarak sunabileceği hızlı bir diplomatik anlaşmaya eğilimli olduğu; Netanyahu’nun ise İran’a kısmi tavizler içeren bir mutabakata karşı daha katı şartlar talep ettiği ve askeri seçeneğin masada kalmasında ısrar ettiği ifade edildi.

Netanyahu, görüşmenin ardından Beyaz Saray’dan ayrıldı. Sabah saatlerinde Dışişleri Bakanı Rubio ve ABD’nin İsrail Büyükelçisi Mike Huckabee ile Blair House’ta bir araya gelen Netanyahu, ayrıca Trump’ın özel temsilcisi Steve Witkoff ve Jared Kushner ile de temaslarda bulundu. İsrail’in Washington Büyükelçisi Michael Leiter, görüşmelerde “önemli jeostratejik gelişmelerin” ele alındığını açıkladı.

ABD Dışişleri Bakanlığı, söz konusu temasların siyasi ve güvenlik koordinasyonu çerçevesinde gerçekleştirildiğini bildirdi.

Trump, salı günü yaptığı açıklamada anlaşma sağlanmaması halinde İran’a karşı sert adımlar atılabileceğini söylemişti. Axios’a konuşan Trump, Tahran’ın “bir anlaşma yapmak için güçlü istek duyduğunu” savunarak, İran’ın nükleer silah ya da füze sahibi olmasına izin verilmeyeceğini ifade etti. İsrail’in müzakere sürecini sekteye uğratacak adımlar atmasını istemediğini de sözlerine ekledi.

ABD Başkan Yardımcısı JD Vance de anlaşma sağlanamaması halinde “başka bir seçeneğin” masada olduğunu belirterek, Trump’ın tüm seçenekleri açık tuttuğunu söyledi. Vance, Washington’un önceliğinin İran’ın nükleer silah edinmesini engellemek olduğunu, rejim değişikliğinin ise İran halkının vereceği bir karar olduğunu kaydetti.

New York Times, ABD’nin İran’la yürüttüğü dolaylı müzakerelerde ilerleme sağlanmasının zor olduğuna işaret ederken; İsrail’in taleplerinin Washington’da yankı bulduğunu, ancak Tahran’ın balistik füze programı ve bölgesel vekil unsurlar konusunu müzakere kapsamına almaya yanaşmadığını yazdı.

Şarku’l Avsat’ın Wall Street Journal’den aktardığı analize göre ABD yönetiminin İran’a baskıyı artırmak amacıyla İran petrolü taşıyan tankerlerin müsaderesini değerlendiriyor. Ancak böyle bir adımın Hürmüz Boğazı’nda seyrüsefer güvenliğini tehdit edebileceği ve küresel enerji piyasalarında dalgalanmaya yol açabileceği uyarıları yapılıyor.

Gazete, ABD Hazine Bakanlığı’nın bu yıl 20’den fazla İran petrol tankerine yaptırım uyguladığını ve Beyaz Saray’ın olası müsadereler için hukuki zemin hazırlığı yaptığını aktardı. ABD’li bir yetkili, Trump’ın diplomatik yolu tercih ettiğini ancak görüşmelerin çökmesi halinde alternatif seçeneklerin hazır tutulduğunu söyledi.

ABD Ulaştırma Bakanlığı ise Hürmüz Boğazı ve Umman Körfezi’nde ticari gemilere yönelik potansiyel tehditlere karşı uyarıda bulundu.