AstraZeneca: Kovid-19 aşımız 1 milyon insanın hayatının kurtarılmasına katkıda bulundu

AstraZeneca Şirketi Başkan Yardımcısı Şarku’l Avsat’a şirketin, kanseri ölümcül hastalıklar listesinden çıkarmak için çalıştığını doğruladı

AstraZeneca şirketinin biyofarmasötik araştırma ve geliştirme işlerinden sorumlu Başkan Yardımcısı Mene Pangalos
AstraZeneca şirketinin biyofarmasötik araştırma ve geliştirme işlerinden sorumlu Başkan Yardımcısı Mene Pangalos
TT

AstraZeneca: Kovid-19 aşımız 1 milyon insanın hayatının kurtarılmasına katkıda bulundu

AstraZeneca şirketinin biyofarmasötik araştırma ve geliştirme işlerinden sorumlu Başkan Yardımcısı Mene Pangalos
AstraZeneca şirketinin biyofarmasötik araştırma ve geliştirme işlerinden sorumlu Başkan Yardımcısı Mene Pangalos

AstraZeneca şirketinin biyofarmasötik araştırma ve geliştirme işlerinden sorumlu Başkan Yardımcısı Mene Pangalos, şirketin yeni tip koronavirüse (Kovid-19) karşı geliştirdiği aşıdan dünya çapında 2,7 milyar dozdan fazla dağıttığını belirtti. Pangalos Şarku’l Avsat ile verdiği röportajda, bu dozlardan alan ülkelerin üçte ikisinin düşük gelirli ve düşük-orta gelirli ülkeler olduğuna dikkat çekti.
Mene Pangalos, AstraZeneca şirketinin Dubai’de, Doktora Sonrası Araştırmacılar için Araştırma ve Geliştirme Yarışması’nın lansmanını gerçekleştirmeden önce, aşının 50 milyon kişiye Kovid-19’a karşı koruma sağladığını, 5 milyon vakanın hastaneye kaldırılmasını önlediğini ve bir milyondan fazla kişinin hayatını kurtarılmasında katkıda bulunduğunu açıkladı.
Pangalos ayrıca, şirketin araştırma ve geliştirme biriminin kanseri, ölümcül hastalıklar listesinden çıkarmak için çalıştığını doğruladı.
Röportajın tam metni:  

-AstraZeneca, Oxford Üniversitesi ile iş birliği içerisinde rekor bir sürede aşı geliştirmesi başta olmak üzere, Kovid-19 ile mücadele çabalarında öncü bir rol oynadı. Bu deneyimden bahsetmek ister misiniz?
Pandemi ile mücadele kapsamında Kovid-19’a karşı güvenli ve etkili bir aşı sağlanmasına yönelik acil ihtiyacı anlayarak, 2020 yılı Nisan ayında Oxford Üniversitesi’nin küresel deneyimi ve inovasyon imkanları ile AstraZeneca’nın küresel geliştirme ve üretim imkanlarını bir araya getiren bir iş birliği imzaladık. Bu iş birliği sayesinde, şirketin pandemi sırasında herhangi bir kâr elde etmeden dünya çapında geniş ölçekte ve adil bir şekilde aşı dozlarını sağlamakta kararlıyız.
AstraZeneca, dünya çapında 2,7 milyar dozdan fazla aşı sağlamayı başardı. Bu dozların üçte ikisi düşük ve düşük-orta gelirli ülkelere gitti. COVAX girişimi ile yaptığımız iş birliği aracılığıyla 420 milyondan fazla doz sağlandı.
Bugüne kadar, Arap ülkelerine 65 milyon dozdan fazla AstraZeneca aşısı tedarik edildi.

-AstraZeneca’nın aşısının satışından kâr elde etmediğini söylediniz, bu kararı alma sebebiniz nedir ve aşıdan ne zaman kâr etmeyi planlıyorsunuz?
AstraZeneca olarak, dünya çapında Kovid-19 aşısını geniş çapta ve adil bir erişim sağlama taahhüdümüz kapsamında salgınla mücadele için sağladığımız önemli destekten gurur duyuyoruz. AstraZeneca aşısının bugüne kadar 50 milyon Kovid-19 vakasını ve 5 milyon hastaneye yatışı önlemeye yardımcı olduğu aynı zamanda bir milyondan fazla insanın hayatını kurtarmaya katkıda bulunduğu tahmin ediliyor.
2022 yılında, Kovid-19’a karşı geliştirilen AstraZeneca aşısını dünyanın çeşitli bölgelerine ulaştırmaya devam etmemizi sağlaması için makul bir fiyatlandırma sistemine geçtik. Yeni sistem, kişi başına düşen gayri safi milli gelirle uyumlu olarak kademeli bir fiyatlandırma yöntemini içeriyor. Bu sistem, ilaç şirketleri ve aşı üreticileri tarafından yaygın olarak kullanılan bir model olarak biliniyor. Ayrıca, pandemi döneminde düşük gelirli ülkelere, kar amacı olmaksızın aşı tedarik etme taahhüdümüze bağlı olduğumuzu da belirtiyoruz.

-Araştırma ve geliştirme programınız, kanser hastalığını iyileştiren ilaçlara ulaşmak üzere olduğunuzu belirtiyor. Bununla ilgili daha fazla ayrıntı verebilir misiniz?
Hastalıkları mümkün olduğunca hızlı ve geniş çapta etkileyebilmek için sürekli olarak yeni araştırmalar yapıyoruz ve atılımlar üzerine çalışıyoruz. Araştırma ve geliştirme programımız, hastalıkları önlemeye ve tedavi edilebilir hale getirmeye odaklanıyor ve hastaları tedavi eden, yaşam kalitelerini iyileştiren yenilikçi ilaçlar sunuyor. Araştırma ve geliştirme için yaklaşımımız, semptomların kontrol altına alınmasından, hastalığın gidişatını değiştirmeye kadar değişiyor. Hastalığın doğal seyrini tersine çeviren erken teşhis ve tedavi edici müdahalelere odaklanıyoruz. Daha fazla hastaya erken aşamalarda ulaşarak, kanserin ilerlemesini yavaşlatmayı ve etkilerini azaltmayı hedefliyoruz.
Onkolojideki hedeflerimiz, tüm kanser türleri için tedavi sağlamaya dayanıyor. Bu konudaki çabalarımız, minimum seviyede sağlık hizmeti sunmanın ve kademeli iyileştirmeler yapmanın ötesine geçiyor. Zira bugün, kanser tedavisi standartlarını tamamen yeni seviyelere taşımak için çalışıyoruz. Onkoloji Araştırma ve Geliştirme Birimi aracılığıyla, tıbbi uygulamaları iyileştirmek ve kanserli hastaların yaşamlarında niteliksel bir iyileşme sağlamak ve kanseri, ölümcül hastalıklar listesinden çıkarmak için bilinen bilimsel sınırları aşmak için çalışıyoruz. Çalışmamızın metodolojisi, hastaların hastalık ilerlemeden erken evrelerde ve iyileşme ihtimalinin olduğu dönemlerde tespit edilerek, tedavi etmeye, tedaviye yanıt vermeyen hasta gruplarını belirleyerek hastalığın nüksetmesi veya özellikle ileri evrelerinde şiddetli durumlara gelmesi halinde verilen tedavilerin iyileştirilmesine dayanıyor.
Araştırma ve geliştirme çalışması çerçevesi, nicelik yerine kaliteye odaklanarak ilaç keşif ve geliştirme çabalarımıza rehberlik ediyor aynı zamanda şirketin ilaç keşif kültürünü geliştirmemize ve iş modelimizi geliştirmemize yardımcı oluyor.
Kanser hastalığı ile ilgili olarak, immüno-onkoloji, DNA hasarına karşı tepki, antikor-ilaç konjugatları, tümör tetikleyicileri ve tedavi direnç mekanizmaları, hücre tedavisi ve epigenetik olmak üzere 6 bilimsel platforma dayalı, sektördeki en kapsamlı ve derin onkoloji araştırma projelerinin bazılarına sahibiz. Tek ilaçlı tedavi ve çoklu ilaç tedavisine, biyobelirteçlere dayalı yenilikçi klinik deneylere ve dijital teknolojilere odaklanmamız ışığında, kanser tedavilerine ulaşmak üzere olduğumuzdan eminiz.
Onkoloji araştırma ve geliştirme birimimizin yanı sıra, biyofarmasötikler için benzer bir birimimiz daha var. Bu birim kardiyovasküler hastalıklar, böbrek ve metabolik hastalıklar, solunum ve bağışıklık sistemi hastalıklarının yanı sıra sinirbilim ve mikrobiyoloji alanlarında araştırma ve geliştirmeye odaklanıyor.
İki birim, araştırma faaliyetlerinde yakından iş birliğinde kararlılar. Tıbbi kimyadan biyometrilere, hasta güvenliğinden veri bilimi ve yapay zekaya, klinik yeniliklerden cihaz teknolojilerine kadar bilimsel yetenek ve imkanları birbirleriyle paylaşıyorlar. Bu imkanlar bir araya gelerek, hastalar için yeni ilaçlar geliştirme çalışmalarında ivme kazanmamızı sağlıyor.

-Diğer büyük ilaç şirketlerine kıyasla araştırma ve geliştirmedeki programınızı nasıl değerlendiriyorsunuz? Bunu dünya çapında nasıl desteklemeyi planlıyorsunuz?
AstraZeneca, hastaların yaşam kalitesinin arttırılmasını sağlayacak ilaçları keşfetmeye ve geliştirmeye devam etmek üzere 2021 yılında, araştırma ve geliştirme faaliyetlerine 8 milyar dolar yatırım yaptı. Bu rakam, şirketin toplam gelirinin yaklaşık yüzde 21’ine denk geliyor. Şirketin dünya çapında üç stratejik araştırma ve geliştirme merkezi bulunuyor. Bunlardan ilki, İngiltere Cambridge’deki DISC olarak bilinen araştırma merkezi, diğeri ABD Maryland Eyaleti’nin Gaithersburg ilçesinde, diğer ise İsveç’in Göteborg şehrinde bulunuyor. Aynı zamanda dünya çapında çeşitli noktalarda ek merkezler de var.
Şirket, sektördeki en verimli iş modellerinden birini sunmak için araştırma ve geliştirme ekiplerinin entegrasyonunu desteklemek ve benzersiz bilimsel imkânlar kullanarak karar alma sürecini hızlandırmak için çalışmalar yürütüyor. 2005 yılından bu yana, AstraZeneca, klinik öncesi çalışmalarından tutun da, faz 3 klinik deneyleri tamamlanmış olanlara kadar geliştirilen proje oranında 6 kat yükselme kaydedildi ve yüzde 4’ten yüzde 23’e büyüme gerçekleştirdi. Bu başarılar, şirketin 2018’den 2021’e kadar olan zaman çerçevesinde, ortalama yüzde 14’e ulaşan bir oranda sektör başarısı kaydetmesine katkıda ulundu.
Şirketin bu başarıları, sadece araştırma ve geliştirme alanında çalışan 13 bin kişi dahil olmak üzere şirketin dünya çapındaki toplam 80 bin çalışanının ortak çabaları sayesinde elde edildi. 2021 yılında, AstraZeneca bilim adamları, 2010 yılına kıyasla, 186’sı hakemli dergilerde olmak üzere toplam 871 makale yayınladı.

-Lansmanını yapacağınız “Doktora Sonrası Araştırmacılar için Araştırma ve Geliştirme Yarışması’ndan bahseder misiniz? Yarışmanın hedefleri neler? Neden lasmanını Dubai’de başlatmayı seçtiniz?
Son iki yılda tanık olduğumuz olaylar, tıp biliminin sınırlarını zorlamaya yönelik acil ihtiyaca dikkat çekti. Hastalıkların anlaşılmasına yönelik hızlı gelişmeler ve mevcut teknolojik ve bilimsel gelişmeler, neyin mümkün olduğuna ilişkin bakış açımızı temelden bir değişikliğe neden oldu. Bu nedenle, yeni nesil bilim insanlarını desteklemek ve fikirlerini hastalar için somut faydalara dönüştürülmelerinde yardımcı olmak için, doktora sonrası araştırma yarışmasını başlatmaktan heyecan duyuyoruz. Yarışmayı Expo 2020 Dubai küresel platformundan başlatma seçimimiz, bu yarışmanın küresel çapta olduğunu vurgulamayı amaçlıyor.
Bakış açımıza göre coğrafi konumun, küresel keşiflere engel teşkil etmemesi gerekiyor. Dünyanın neresinde olurlarsa olsun yetenekli katılımcılardan yaratıcı fikirler arıyoruz. Aynı zamanda yeni yetenekleri şirkete çekme ve bünyemizde tutmanın yanı sıra olağanüstü yetenekler ve beceriler geliştirme, yeni çalışma yöntemleri oluşturma konusunda kararlıyız. AstraZeneca, Birleşik Krallık, İsveç ve ABD’deki stratejik araştırma merkezlerinin yanı sıra Çin ve Japonya’daki geliştirme tesisleri de dahil olmak üzere, dünya çapında 40 ülkede araştırma ve geliştirme konusunda çalışmalar yürütüyor.
Doktora Sonrası Araştırmacılar için Araştırma ve Geliştirme Yarışması, gelecekte oldukça karmaşık hastalıkları tedavi edebilme umuduyla, hastalıkları önleyebilecek ve seyrini değiştirebilecek öncü keşiflere ulaşılmasını amaçlıyor. Son sınıf yüksek lisans ve doktora öğrencileri ile doktora sonrası araştırmacıları, AstraZeneca’nın temel hastalık alanlarında ilaç keşfine ve ilaçları geliştirmesine yön verecek yenilikçi fikirler önermeye davet ediyoruz.
Azaltılan listeye kalan adaylara AstraZeneca’dan ve dünya çapında yaşam bilimleri alanlarında önde gelen uzmanlardan oluşan bir jüri önünde, araştırma önerilerini sunma fırsatı verilecek. Aynı zamanda, AstraZeneca’daki doktora sonrası araştırmacılar grubuna katılma ve araştırmaları için finansman alma fırsatları da olacak. Söz konusu jüri, tamamen bilimsel kriterlere göre başvuruları gözden geçirecek ve araştırma önerilerinin hastaların, toplumun ve sağlık sistemlerinin yaşamlarını olumlu yönde etkileme imkanlarını değerlendirecek.
Kazananlar, AstraZeneca bilim topluluğuna katılabilecek, şirketin kurum içi uzmanlığına ve deneyimine, farmasötik bileşiklerine, gelişmiş araçlarına ve teknolojilerine erişebilecek ayrıca fikirlerini ve yeniliklerini somut başarılara dönüştürmek için şirketten danışmanlık ve rehberlik de alabilecek.
Kazananlar, AstraZeneca’dan bir grup akademik danışman ve uzmanın desteğini alarak, becerilerini kullanmak için tam bir özgürlüğe ve bağımsızlığa sahip olacaklar. Aynı zamanda bilim ve inovasyon alanlarında gelişmeye devam edebilmeleri ve istenen gelişmeleri sağlamaları için yeni çalışma metodolojilerini hızla öğrenmeleri için gerekli desteği de alacaklar.
Bu fırsatı erken kariyer dönemlere yönelik yetenek programlarını vurgulamak için de kullanmak istiyorum. Kariyer gelişimlerinin tüm aşamalarında, çok çeşitli akademik yetenekleri destekleyen, yüksek kaliteli bir dizi erken dönem kariyer programımız bulunuyor. Her yıl, başlangıç seviyesindeki stajyerler, öğrenciler, lisans öğrencileri, doktora bursiyerleri veya doktora sonrası araştırmacılar dahil olmak üzere 500’den fazla genç bilim insanına destek sağlıyoruz. Bu bağlamda şu çalışmaları yapıyoruz:
● STEM (Science, Technology, Engineering, Mathematics) eğitimi: 500'den fazla çalışanımız, gelecek nesil bilim insanlarına ilham vermek, daha iyi ve daha sürdürülebilir bir toplum inşa etmek yolunda, küresel araştırma ve geliştirmenin değeri ve öneminin anlaşılmasını sağlamak için STEM gönüllüleri olarak hizmet veriyor.
●Mezunların eğitimi: Kariyerlerinin başlarında yetenekleri desteklemekte kararlıyız. Onlara sektörde çalışma imkanının beraberinde getirdiği pratik deneyimleri kazanmaları için mesleki eğitim olanaklar sağlıyoruz. Aynı zamanda bilim alanında bulunan kariyer yollarına ilişkin farkındalığı artırmayı amacıyla okullarda bilinçlendirme kampanyaları yürütüyoruz.
● Üniversite mezunlarına yönelik eğitimler: Araştırma ve geliştirmenin tüm alanlarında iki yıl içinde üç farklı uygulamalı eğitimi tamamlama imkanı sağlanıyor. Bu çalışmalarda kapsamlı ve derin deneyimler kazanmaları, profesyonel tavsiye ve rehberlik almalarına odaklanılıyor.
● Doktora sonrası aşamada yapılan araştırmalar: İki ila üç yıla uzayan programlarımız, ilaç keşfi ve geliştirme çabalarını destekleyen, temel bilimsel zorlukları ele almayı amaçlayan doktora sonrası projeleri finanse ediyor.
● 2020 yılında kaydedilen rakamlara göre, AstraZeneca’nın çeşitli birimlerinde 140’tan fazla doktora sonrası araştırmacı görevlendirildi ve araştırmacıların yüzde 50’den fazlası dünyanın en iyi 100 üniversitesinden geliyor.
● Programın tamamlanmasının ardından, doktora çıkışlı mezunların yüzde 95’inden fazlası bilim/teknoloji ve bilim uzmanlık alanlarında kariyerlere devam ediyor.

-AstraZeneca’nın Arap dünyasına yönelik herhangi bir projesi var mı? Üniversiteler, hükümetler veya belirli şirketlerle iş birliği yapıyor musunuz? İş birliği söz konusuysa hangi projeler üzerinde yapıyorsunuz?
AstraZeneca’nın Arap dünyasında güçlü bir varlığa ve köklü bir bağlılığı sahip. Yerel iş birlikleri ve yatırımlar aracılığı ile Arap dünyasındaki varlığımızı güçlendirmeye, klinik denemeler ve yerel araştırma geliştirme çalışmaları ile hasta odaklı yaklaşımımızı vurgulamaya devam ediyoruz.
Güçlü bir sağlık sistemi oluşturmaya katkıda bulunarak ve önceliklerimizi ulusal sağlık gündemleriyle uyumlu tutarak, sağlık hizmetleri sektöründeki zorluklarla mücadele etme konusunda kararlıyız. Hastaların yeni ilaçlara sorunsuz bir şekilde erişimini sağlamak amacıyla hükümet yetkilileri, bakanlıklar ve diğer sağlık kurumlarıyla yakın bir iş birliği kapsamında çalışıyoruz. Hedeflerimiz, daha iyi sonuçlar elde etmek için erken teşhis yeteneklerini geliştirmek, daha doğru tedaviler uygulamak ve proaktif dijital izleme sistemleri tasarlamak için, dijital veri ve teknolojilere dayanarak ve sağlık hizmeti deneyiminde devrim yaratarak, sağlık sektörü için yeni bir vizyon oluşturmayı içeriyor.
Önceliklerimiz, hastalara ilaç tedarikinin sürekli olmasının sağlanmasına ve istisnasız olarak herkesin sağlığının korunmasına dayanıyor. Ortaklarımız aracılığıyla Arap ülkelerine Kovid-19’a karşı 65 milyon dozdan fazla AstraZeneca aşı sağladık.
Birleşik Arap Emirlikleri (BAE), enfeksiyona maruz kalmadan önce Kovid-19’a karşı koruma sağlayan uzun süre etkili antikor kombinasyonu olan Covishield aşısının dozlarını alan dünyadaki ilk ülke oldu. Aynı şekilde Mısır’da Covishield aşısını alan ilk ülkelerden biri oldu.

-Dünya çapındaki araştırma ve geliştirme faaliyetlerini nasıl teşvik etmek ve desteklemek için ne gibi çalışmalar yapıyorsunuz?
A.Catalyst Ağı, AstraZeneca şirketine bağlı 20’den fazla araştırma merkezini içeriyor ve fiziksel konumlar ve sanal ortaklıkların bir karışımını içeren dinamik, birbirine bağlı küresel bir ağı temsil ediyor. A.Catalyst Ağı, hükümetler, yeni kurulan şirketler ve teknoloji ortakları da dahil olmak üzere bir dizi oluşumu, inovasyonu hızlandırmak, sağlık hizmetlerine erişimi geliştirmek ve hasta ve toplum durumunu iyileştirmek için kapsamlı ve iş birliği içinde çalışma sağlamak üzere birbirine bağlıyor. Ağda yer alan merkezlerden her birinin benzersiz sistemleri bulunuyor. Bu merkezler farklı sıkıntılara odaklanıyor aynı zamanda bulundukları lokasyonun özelliklerine ve ihtiyaçlarına göre farklı hedefler üzerine çalışabiliyor. 2020 yılında, inovasyon ortaklarımızdan biri olan İngiltere merkezli Gindis şirketi ile yaptığımız anlaşmanın ardından Körfez Arap Ülkeleri İşbirliği Konseyi ülkeleri bölgesinde bir araştırma merkezi açtık. Merkezin, A.Catalyst Ağı ile dünya çapındaki ortaklarımızın sağladığı çok sayıda kaynağa ve bilgiye erişimi bulunuyor. HealthGATE uygulamasının piyasaya sürülmesi ve EduGATE uygulamasının genişletilmesi, söz konusu kapsamlı biyomedikal sistem içindeki entegrasyonun güçlendirilmesine, yerel tıbbi yeteneklerin artırılmasına, sağlık alanı uzmanlarının yeteneklerinin artırılmasına ve hastaların yaşamlarının iyileştirilmesine katkıda bulunuyor. HealthGATE eğitim, teşhis ve hastaların tedavisini desteklemek üzere tasarlanmış bir dijital hizmetken, EduGATE yerel sağlık hizmeti sağlayıcılarının bir listesini içeren aynı zamanda yenilikçi araçlara ve destekleyici öğrenme yeteneklerine erişim sağlayan dijital bir topluluğu temsil ediyor.
Şu anda, ilaç keşfini hızlandırmak için dünya çapında akademi çevreleri, biyoteknoloji şirketleri, sektördeki diğer ilaç şirketleri, sağlık sistemleri ve hükümetlerden 2 binden fazla aktif iş birlikçi ile çalışıyoruz. Bu iş birlikçilerin bin 200’ü Avrupa’da, 600’ü ABD’de ve 130’u Asya-Pasifik bölgesinden katılım gösteriyor.
Şirketin Açık İnovasyon (Open Innovation) programı, AstraZeneca bünyesinde ve dışarısındaki iş birlikçilerin fikirlerini paylaşabilecekleri ve projeler üzerinde iş birliği yapabilecekleri açık bir araştırma ortamı sağlıyor. Açık İnovasyon programının 2014’teki lansmanından bu yana, 6 farklı kıtada 40 farklı ülkeden gelen bilim adamları tarafından sunulan binden fazla öneriyi gözden geçirdik. İş birliği yapılmasına karar verilen bilim adamları, AstraZeneca’nın varlıklarını kullanarak araştırma projelerine finansman sağlamak üzere 75 milyon dolarlık fon aldı. Söz konusu program kapsamında, şu anda devam eden veya planlanan 35 klinik araştırma ve 425’ten fazla klinik deney öncesi araştırmayı içeriyor.



ABD Sağlık Bakanlığı’ndan antidepresan hamlesi

ABD Sağlık Bakanlığı, ilaç dışı müdahaleleri teşvik edecek (Reuters)
ABD Sağlık Bakanlığı, ilaç dışı müdahaleleri teşvik edecek (Reuters)
TT

ABD Sağlık Bakanlığı’ndan antidepresan hamlesi

ABD Sağlık Bakanlığı, ilaç dışı müdahaleleri teşvik edecek (Reuters)
ABD Sağlık Bakanlığı, ilaç dışı müdahaleleri teşvik edecek (Reuters)

ABD Sağlık Bakanı Robert F. Kennedy Jr. Amerikalıların daha az antidepresan kullanması için harekete geçti.

Kâr amacı gütmeyen Amerika'yı Yeniden Sağlıklı Yap Enstitüsü'nün (Make America Healthy Again Institute) pazartesi günkü etkinliğinde konuşan Kennedy Jr. şunları söyledi:

Çok sayıda hasta, riskleri, bu ilaçları ne kadar süreyle kullanacağını veya nasıl bırakacağını net şekilde anlamadan tedaviye başlıyor. Bu sorunu çözeceğiz.

Wall Street Journal'ın aktardığına göre bakanlık, ruh sağlığı sorunlarında ilaç dışı müdahaleleri teşvik eden bir bildiri üzerinde çalışıyor. Ayrıca doktorlara kılavuz hazırlanması, federal onaylı sağlık merkezlerindeki personelin "psikiyatrik ilaç riskleri, doz azaltma ve ilaç kesme" konularında eğitim alması planlanıyor.

Sağlık bakanı, "Şunu açıkça belirtmek isterim: Eğer psikiyatrik ilaç kullanıyorsanız, size bunları bırakmanızı söylemiyoruz. Sizin ve doktorunuzun, durumunuzla ilgili doğru kararı verebilmesi için gerekli bilgiye ve desteğe sahip olmanızı sağlıyoruz" diye ekledi.

Kennedy Jr., ABD'de okullara düzenlenen bazı silahlı saldırılarla antidepresan kullanımını kanıt olmaksızın ilişkilendirdiği açıklamalarıyla gündem olmuştu.

Amerika'yı Yeniden Sağlıklı Yap Enstitüsü'nün geçen yıl yayımladığı raporda, çocuklara psikiyatrik ilaçların "aşırı reçete edildiği" savunulmuş, bu ilaçların yoğun kullanımının yan etkilere neden olabileceği belirtilmişti.

Antidepresanlar, ABD'de en yaygın reçete edilen ilaçlar arasında. 2025'te 30 binden fazla ABD'li yetişkinle yapılan bir ankette, katılımcıların yüzde 16,6'sının antidepresan kullandığı ortaya konmuştu.

Amerikan Psikoloji Derneği (APA), yetişkinlerde depresyon tedavisi için serotonin geri alım inhibitörleri (SSRI) diye adlandırılan ilaçlar veya diğer reçeteli antidepresanlarla terapi uygulanmasını öneriyor. Ancak bu ilaçları bırakmanın zorluğuyla ilgili tartışmalar da son yıllarda gündemden düşmüyor.

Öte yandan etkinliğe büyük tıp kuruluşlarından temsilci katılmaması dikkat çekti. APA Genel Müdür Dr. Marketa Wills, "aşırı reçete yazma hipotezine" itiraz ettiğini belirtti:

Tıbbın her alanında muhtemelen hem aşırı hem de yetersiz reçete yazma vakaları vardır, ruh sağlığı hizmetlerinde de durum benzer.  Öte yandan ruh sağlığı tedavisine ihtiyaç duyduğu halde bu hizmetlere hiç erişemeyen kişiler de var.

Wills, bakanın ruh sağlığı meselelerine odaklanmasını memnuniyetle karşıladıklarını söylerken, APA olarak ilaç reçete edilmesine ilişkin klinik kılavuzların hazırlanması sürecine dahil olmak istediklerini de vurguladı.

Independent Türkçe, Wall Street Journal, New York Times


Güneş Sistemi'nin uzak köşesinde bilim insanlarını şaşırtan keşif

2002 XV93'ün ince atmosferi yıldız örtülmesi denen olay sayesinde keşfedildi (Japonya Ulusal Astronomik Gözlemevi/Ko Arimatsu)
2002 XV93'ün ince atmosferi yıldız örtülmesi denen olay sayesinde keşfedildi (Japonya Ulusal Astronomik Gözlemevi/Ko Arimatsu)
TT

Güneş Sistemi'nin uzak köşesinde bilim insanlarını şaşırtan keşif

2002 XV93'ün ince atmosferi yıldız örtülmesi denen olay sayesinde keşfedildi (Japonya Ulusal Astronomik Gözlemevi/Ko Arimatsu)
2002 XV93'ün ince atmosferi yıldız örtülmesi denen olay sayesinde keşfedildi (Japonya Ulusal Astronomik Gözlemevi/Ko Arimatsu)

Gökbilimciler Güneş Sistemi'nin en dış kısımlarındaki küçük bir gökcisminde ilk kez atmosfer keşfetti. Bulgular, atmosfer oluşumuna dair bilinenlere meydan okuyor.

Güneş Sistemi'nin sınırında yer alan Kuiper Kuşağı'nda Neptün ötesi cisim (NÖC) denen, buzul ve kayalık binlerce cisim bulunuyor. Neptün'ün yörüngesinin ötesinde yer aldıkları için bu şekilde adlandırılan bu dünyalar, Güneş Sistemi'nin erken dönemine dair fikir veriyor.

NÖC'lerin en büyüğü olan Plüton ince bir atmosfer barındırırken, ondan sonra gelen daha küçük cüce gezegenlerde böyle bir katman gözlenmemişti.

Dondurucu soğuklar ve zayıf yüzey kütleçekimi nedeniyle bu NÖC'lerin atmosferi olamayacağı düşünülüyordu.

Gökbilimciler bu cisimlerin çok küçük ve uzak olması nedeniyle onları her zaman detaylıca inceleme fırsatı bulamıyor.

Japonya Ulusal Astronomik Gözlemevi'nden Ko Arimatsu liderliğindeki araştırmacılar, 2024'te (612533) 2002 XV93 isimli NÖC'yi gözlemlemek için nadir bir fırsat yakaladı.

Ekip, parlak bir yıldızın önünden geçeceği sırada cismi inceleyebilmek için Kyoto ve Nagano Prefektörlüğü'ndeki gözlemevlerinin yanı sıra Fukuşima'daki amatör bir bilim insanı tarafından işletilen teleskobu kullandı.

Bir gökcisminin, arka plandaki parlak bir yıldızın önünden geçmesiyle yaşanan ve yıldız örtülmesi diye bilinen bu olay, uzak ve küçük cisimlerin büyüklüğü, şekli ve özellikleri hakkında bilgi edinme imkanı sunuyor.

Normalde böyle bir olayda yıldızın ışığının, örtülme süreci boyunca keskin bir değişim geçirmesi gerekir. Yani ışığın, cisim yıldızın önüne geçtiğinde aniden kesilmesi ve ardından aynı keskinlikte geri gelmesi beklenir.

Ancak bulguları hakemli dergi Nature Astronomy'de dün (4 Mayıs) yayımlanan çalışmaya göre 2002 XV93, yıldızın önünden geçerken ışık kademeli bir şekilde azaldı. Bilim insanları bu durumun bir atmosferin varlığına işaret ettiğini söylüyor.

CNN'e konuşan Arimatsu "Gözlem verileri, gölgenin kenarına yakın yıldızın parlaklığında yaklaşık 1,5 saniye süren yumuşak bir değişim gösterdi" diyerek ekliyor: 

Bu türden yumuşak bir parlaklık değişiminin doğal açıklaması, yıldız ışığının cismin etrafındaki çok ince bir atmosfer tarafından bükülmesi olabilir.

Sadece 500 kilometre çapa sahip 2002 XV93'ün atmosfer barındırması son derece çarpıcı bir bulgu. Buna karşılık Plüton, 2 bin 377 kilometre çapa sahip. 

Araştırmacılar kararma ve aydınlamaya dayanarak cismin ne tür bir atmosferi olduğunu saptamaya çalıştı. Plüton'un atmosferini temel alan ekip, büyük ölçüde metan, azot ve karbonmonoksitten oluşan bir bileşime sahip olabileceğini düşünüyor.

NASA'nın James Webb Uzay Teleskobu'yla yapılacak gözlemler, atmosferin yapısı hakkında daha kesin veriler sunabilir.

Atmosferin yoğunluğunu da hesaplayan gökbilimciler, deniz seviyesindeki Dünya atmosferinden yaklaşık 5 ila 10 milyon kat daha ince olduğunu tespit etti.

Bilim insanları atmosferin nasıl oluştuğunu henüz bilmese de iki tahminleri var. Cismin Plüton'da olduğu gibi kriyovolkanları varsa bunlar, yüzeyin altındaki metan, azot veya karbonmonoksit gibi gazları serbest bırakabilir. Bir diğer ihtimal de kuyrukluyıldız benzeri cisimlerin 2002 XV93'e çarparak yüzeyin altındaki gazları açığa çıkarmış olması.

Arimatsu, eğer ikinci senaryo doğruysa atmosferin sadece birkaç yüz yıl varlığını sürdürebileceğini ancak düzenli kriyovolkan aktivitesi atmosferi sürekli yeniliyorsa çok daha uzun süre dayanabileceğini belirtiyor.

Arimatsu, "Gelecekteki örtülme gözlemleri basınçta istikrarlı bir azalma gösterirse, bu çarpma sonucu meydana gelen kısa süreli bir atmosfer anlamına gelir" diyor.

Araştırmacılar diğer NÖC'lerin atmosferi olup olmadığını öğrenmek üzere çalışmalarını sürdürmeyi planlıyor. Bu sayede 2002 XV93'ün bir istisna olup olmadığını anlamayı umuyorlar.

 

Independent Türkçe, Science Alert, CNN, Nature Astronomy


Bilim insanları esnemenin şaşırtıcı faydalarını ortaya çıkardı

Peru'daki Miraflores Merkez Parkı'nda bir kedi esniyor (AFP)
Peru'daki Miraflores Merkez Parkı'nda bir kedi esniyor (AFP)
TT

Bilim insanları esnemenin şaşırtıcı faydalarını ortaya çıkardı

Peru'daki Miraflores Merkez Parkı'nda bir kedi esniyor (AFP)
Peru'daki Miraflores Merkez Parkı'nda bir kedi esniyor (AFP)

Çığır açıcı yeni bir araştırma, esnemenin beyindeki sıvıların düzenlenmesinde gözden kaçmış bir rol oynayabileceğini gösterirken, esnemeyi bastırmaya çalıştığımızda neler yaşandığına da ışık tutuyor.

Daha önce bu davranışın esasen oksijen seviyelerini düzenlemek için evrimleştiği düşünülüyordu. Alternatif teoriler ise esnemenin, aynı türden diğer bireylere yorgunluk sinyali vermeye yaradığını öne sürüyordu.

MR taramaları kullanılan yeni araştırmada, esnemenin beyin-omurilik sıvısının beyinden dışarı akışını yeniden düzenlediği tespit edildi. Bu sıvının beyinden atık maddeleri uzaklaştırmaya ve kritik kimyasalları taşımaya katkı sağlayarak basınç dengesini koruduğu ve organın genel sağlığını desteklediği biliniyor.

Çalışma ayrıca her insanın biraz farklı şekilde esnediğini de belirtiyor.

Hakemli dergi Respiratory Physiology & Neurobiology'de yayımlanan çalışmada, "Anlaşılan esneme, son derece uyarlanabilir bir davranış ve fizyolojik önemi üzerine yapılacak daha fazla araştırma meyve verebilir" ifadeleri yer alıyor.

Esneme; çene, baş ve boynun tutarlı ve tekrarlanabilir bir düzende koordineli hareketini içeriyor. Çalışmaya göre bu hareketler, beyin ve omurilik çevresindeki beyin-omurilik sıvısının akışını etkiliyor.

Çalışmada 22 sağlıklı katılımcının beyin sapı ve üst omurga çevresindeki sıvı akış yollarının, normal ve derin nefes alma gibi hareketlerin yanı sıra bastırılmış esnemelere kıyasla esnemeden nasıl etkilendiği incelendi.

Araştırmacılar, esnemelerin normal nefes almaya kıyasla beyin-omurilik sıvısı akışını artırdığını saptadı ve bu da davranışın, sadece yorgunluğu gösteren bir sosyal işaretin ötesinde "işlevsel bir fizyolojik amaç" taşıdığına işaret ediyor.

Derin nefesler de sıvı akışını artırıyor gibi görünse de esneme, beyin-omurilik sıvısı çıkışıyla "daha sık" ilişkilendirildi.

Buna karşılık derin nefes alma, ters yönde beyin-omurilik sıvısı akışı gösterdi.

Çalışmada bulaşıcı esnemenin bile, derin veya normal nefes alma sırasında görülmeyen, nefes verme aşamasında belirgin bir beyin omurilik sıvısı akışına yol açtığı tespit edildi.

Araştırmacılar, bir kişinin her esnediğinde kas hareketlerinin neredeyse aynı olduğunu saptayarak esnemenin beyin sapı tarafından kontrol edilen istemsiz bir hareket olduğunu doğruladı.

Dikkat çekici bir şekilde, bastırılmış esnemeler bile bastırılmayanlarla neredeyse aynı süreye sahipti; bu da bastırmanın altta yatan süreci etkilemediği anlamına geliyor.

Bilim insanları, "Esneme bir kez başladıktan sonra, kısmen örtülebilen ancak tamamen kesilmesi zor olan yapılandırılmış bir süreç olarak ilerliyor" diye açıklıyor.

Çalışmada esneme sırasında gözlemlenen akış modeli, bunun beyindeki çözünen madde taşınımı ve ısı alışverişini de etkilediğine işaret ediyor.

Araştırmada şu ifadeler kullanılıyor:

Esneme sırasında beyin-omurilik sıvısıyla venöz kan akışının uyumu ve karotis arter kan akışındaki artış, ısı alışverişini optimize ederek beynin soğumasına katkıda bulunabilir.

Daha hedefe yönelik beyin çalışmalarıyla doğrulanırsa bu bulgular, migren gibi beyin-omurilik sıvısı akışının bozulduğu rahatsızlıklar hakkında daha fazla bilgi sağlayabilir.

Independent Türkçe