Formula 1'de her şey sil baştan

2022 Formula 1 Dünya Şampiyonası, otomobillerin görsel ve teknik bakımdan yaşadığı dönüşümün yanı sıra bazı kural değişiklikleriyle de önceki yıllardan ayrılacak.

Fotoğraf: AA
Fotoğraf: AA
TT

Formula 1'de her şey sil baştan

Fotoğraf: AA
Fotoğraf: AA

Atmosferik V8 yerine turboşarjlı V6 motorların kullanılmaya başlandığı 2014'ten itibaren Mercedes takımının büyük üstünlüğüne sahne olan Formula 1'in tarihindeki en köklü değişimlerden biri yaşanacak.
Takım mühendislerinin, tasarıma ilişkin 2017'de getirilen düzenleme sonrası gösterdiği gelişimle F1 tarihinin en hızlısı haline gelen araçların dönemi, yarış içindeki geçiş sayısının azalması sebebiyle 2021'de kapandı.
Seyir zevkini düşüren bu meseleyi çözmek isteyen Uluslararası Otomobil Federasyonu (FIA) ve F1 yönetimi, çareyi, araçların aerodinamik yapısıyla ilgili radikal değişiklikler yapmakta buldu. Aerodinamik farklılıklara sahip, geniş çaplı lastikler ve jantlarla donatılan araçların piste çıkacağı 2022 sezonunda, art arda 8 yıldır takımlar şampiyonu olan Mercedes'in baskınlığının da azalması umuluyor.

Yer etkisi teknolojisi 40 yıl sonra F1'e döndü
FIA ve F1 yönetimi, gerçekleştirdiği simülasyonlar ve modellemelerle takip eden otomobilin, öndeki aracın sebep olduğu türbülanstan daha az etkilenmesinin yollarını araştırdı.
Yere basma kuvvetinin, otomobilin üst kısmındaki parçalarla oluşturulması yerine, 1977'den 1982 sezonunun bitimine kadar kullanılan 'zemin etkisi'nden elde edilmesi hedeflendi. Bunun için önceki sezonlarda kullanılan düz tabanın yerini, İtalyan fizikçi Giovanni Battista Venturi'nin soyadıyla anılan hava kanallarının bulunduğu taban alacak. Basitleştirilmiş bir difüzör kullanılacak. Ön tekerlerle gövde arasındaki kompleks aero parçalar artık bulunmayacak.
Cepheden bakıldığında kenar plakalarıyla bütünleştiği görülen ön kanat, azami 4 kademeden oluşabilecek. Üstten bakıldığında uç noktası ok gibi sivrilen ön kanat, bağlantı kolları olmaksızın doğrudan buruna bağlanacak. Arkada kıvrımlı kenar plakalarıyla bütünleşmiş, aşağı doğru daralan bir kanat olacak. Egzoz borusu ile difüzör arasında da iki parçadan oluşan bir kanatçık yer alacak.
13 inç yerine 18 inç çapındaki jantlara ve ince yanaklı lastiklere geçilecek. Türbülansı kontrol etmek için kapaklı jantlar kullanılacak. Ayrıca ön lastiklerin üstünde kanatçıklar bulunacak. Bu yolla rakibini 10 metre geriden takip eden 2022 araçlarının, yere basma gücünün yüzde 18'ini kaybedeceği hesaplanıyor. Önceki nesil otomobillerde bu oran yüzde 47'ydi.

Motor gelişimi 2026'ya kadar dondurulacak
Yeni dönemde güç ünitelerinin, gelişim sürecine ilişkin de değişikliğe gidildi. Üreticilere, 2026'ya kadar dondurulacak motor gelişimi için 1 Mart 2022'ye kadar süre tanındı. Sadece kinetik enerji dönüşüm sistemi (MGU-K), enerji deposu ve kontrol elektronikleri, 1 Eylül 2022'ye kadar güncellenebilecek.
Yeni sezondan itibaren yakıt karışımının yüzde 5,75 yerine yüzde 10'unun etanolden oluştuğu E10 standardına uygun motorlar kullanılacak.
Güvenlik tedbirlerinin arttırıldığı yeni tasarımla araçların asgari ağırlığı da 752’den 795 kiloya çıkacak. Bu hiç de azımsanmayacak bir fark. Çünkü ekstra 10 kilo kabaca 0.3 saniyeye mal oluyor.
Dolayısıyla 2022 otomobillerinin, seleflerine göre yavaş olması bekleniyor. Ayrıca padokta birçok aracın ağırlığının, hedefin üstünde olduğu konuşuluyor. Bundan ötürü takımlar 3 kiloluk bir artış konusunda uzlaştı ancak kararın FIA'dan resmi onay alması gerekiyor.

Tartışmalı güvenlik aracı kuralı değişti
Geçen sezonun son yarışı Abu Dabi Grand Prix'sinin son turunda pilotlar şampiyonunun değişmesine neden olan ve tartışmaya yol açan güvenlik aracı kuralı da değiştirildi. Tur yiyen otomobillere geçiş izni verilmesiyle ilgili maddedeki 'herhangi bir araç' ifadesinin yerini 'tüm araçlar' ifadesi aldı.
Böylece yarış direktörünün inisiyatif kullanmasının önüne geçildi. Bundan böyle tur yiyen araçlara geçiş izni verildiğinde herkesin turunu geri alması zorunlu olacak.
2022 öncesinde sıralama turlarında son seansa kalan pilotlar, yarışa 2. seansta en hızlı turu attıkları lastiklerle başlıyordu. Sürücüler artık yarışa istedikleri lastik çeşidiyle başlayabilecek.
Sportif kurallardaki bir diğer değişiklik de sprint yarışlarındaki puan sistemi oldu. Artık sprint yarışlarında ilk 3'e değil ilk 8'e girenlere puan verilecek. Dolayısıyla puan dağılımı 3, 2, 1 yerine 8, 7, 6, 5, 4, 3, 2, 1 şeklinde yapılacak.
Rekabetin artması amacıyla geçen sezon getirilen harcama limitine göre takımların 2022'deki Ar-Ge ve üretim bütçesi, 140 milyon doları geçemeyecek. Fakat sezonda planlandığı gibi 23 yarış yapılırsa üst sınır 142,4 milyon dolar olacak.

Rusya Grand Prix'sinin sözleşmesi feshedildi
Yeni sezonun 20 Mart'taki Bahreyn Grand Prix'siyle başlayacağı 2022 takviminin 23 yarıştan oluşması öngörülüyordu. Fakat Rusya'nın Ukrayna'ya saldırısı sonrası F1 yönetimi, 23-25 Eylül tarihlerinde Soçi'de düzenlenmesi planlanan grand prix'yi iptal etti.
Devamında da sözleşmesi feshedilerek bundan sonra Formula 1 yarışlarına ev sahipliği yapması engellenen Rusya'nın yerini başka bir ülkenin alıp almayacağı ise belirsizliğini koruyor.
Yeni tip koronavirüs (Kovid-19 ) salgını kaynaklı iptal yaşanmazsa ABD'nin Miami kenti ise tarihinde ilk kez Formula 1'e ev sahipliği yapacak.
F1 araçları, Kovid-19 nedeniyle 2 yıldır takvimden yer almayan Avustralya, Kanada, Singapur ve Japonya'daki yarışlarda piste çıkacak.

Yeni tasarımın yan etkisi 'porpoising'
Yakın takibi kolaylaştırmak için benimsenen yeni tasarım felsefesi, Formula 1'de 40 yıldır rastlanmayan 'porpoising' sorununu gündeme getirdi.
İspanya ve Bahreyn'deki sezon öncesi testlerde otomobillerin, düzlüklerde yüksek hıza çıktıktan sonra süspansiyonunun aşağı-yukarı hareket ederek yolda adeta sektikleri görüldü.
1970'lerin sonu ve 1980'lerin başında zemin etkisini kullanan F1 araçlarında buna 'porpoising' deniliyordu. Yunusların üst familyasının üyesi musurgillerin İngilizce karşılığı 'porpoise' kelimesinden türetilmiş porpoising, yunus balığının suyun yüzeyine çıkıp geri dalması hareketini tarif etmek için kullanılıyor.
Otomobillerin dalgalı suda ilerleyen tekne gibi görünmesine yol açan problem, tabandaki hava kanallarıyla elde edilen yere basma kuvvetinin, belli bir noktadan sonra aniden kaybolmasından kaynaklanıyor.
Hızlandıkça artan yere basma gücünden dolayı aracın tabanı zemine giderek yaklaşıyor. Hava akışının bir noktada kesilmesi sonucu ani bir yere basma gücü kaybı yaşanıyor. Süspansiyonun bir anda yükselmesiyle araç yolda sekiyormuş gibi hareket ediyor. Bu döngü sürekli tekrarlanıyor.
Pilotları rahatsız eden bu dalgalanma hareketinin, yüksek hızla dönülen virajlarda da yaşanması durumunda kazalara neden olmasından endişeleniliyor.
Sorundan kurtulmanın en basit yolu, otomobili yerden yükseltmek. Fakat bu da yere basma kuvvetinden feragat etmek anlamına geliyor. Takım mühendislerin problemin üstesinden nasıl geleceği merak konusu.

Red Bull elini testlerin son günü gösterdi
Michael Masi'nin F1 yarış direktörlüğünden alınmasına neden olan tartışmalı kararı sonrası Max Verstappen'in son turda yaptığı atakla 2013'ten beri ilk, tarihindeki 5. pilotlar şampiyonluğuna ulaşan Red Bull takımı, yeni aracının potansiyelini testlerin son gününde gösterdi.
Lansman günü, renk düzeni dışında gerçek otomobiliyle alakası olmayan temsili bir modelle basının önüne çıkan Red Bull, alt kısmı kesik yan hava girişleriyle dikkati çeken RB18'i, Barselona'daki teste kadar rakiplerinden sakladı.
F1'den çekilen Honda motorlarını 2026'ya kadar Red Bull markası altında kullanacak takım, Bahreyn'deki testin son gününde görücüye çıkan aerodinamik güncelleme paketinin sonuçlarından memnun gözüktü.
Red Bull Motor Sporları Danışmanı Helmut Marko'nun, takımın garajındayken kaydedilen ''hınzır gülümseme'' görüntüsü de bunu doğrular nitelikteydi.
Testler boyunca genellikle sert hamurlu lastiklerin takıldığı RB18, Verstappen'in C5 (en yumuşak) lastikle yakaladığı 1:31.720'lik dereceyle Bahreyn'deki testin en hızlı tur zamanına imza attı.
Testlerdeki tur zamanları, otomobillerin yakıt yükü, motorun hangi kapasitede çalıştığı gibi değişkenler bilinmediğinden ortaya net bir tablo koymasa da Red Bull'un performansı, ilk yarış için favori gösterilmesine yetti.

Mercedes savaş uçağına benzeyen tasarımıyla şaşırttı
Arka arkaya 8'inci takımlar şampiyonluğunu kazanarak kendisine ait rekoru geliştiren Mercedes, geçen yıl son turda Red Bull'a kaptırdığı pilotlar şampiyonluğunun şokunu atlatmaya çalışacak.
2014'te başlayan turbo-hibrit çağındaki 160 yarıştan 111'ini kazanan ve aynı dönemde 118 pole pozisyonu elde eden Mercedes takımının, radikal tasarım değişikliği sonrası üstünlüğünü sürdürüp sürdüremeyeceği görülecek.
7 kez dünya şampiyonu Lewis Hamilton'ın, genç ve hırslı yeni takım arkadaşı George Russell ile arasındaki ilişkinin nasıl olacağı da merakla bekleniyor.
Başarıya doymayan Mercedes takımı, 2020'de geliştirdiği DAS (çift eksenli yönlendirme) sistemine sahip W11'den sonra savaş uçağını andıran yeni aracı W13'le de kendinden söz ettirdi.
Dar paketleme tasarımı sayesinde radyatör, monokok ve egzoz borularını düz bir çizgide hizalayan Mercedes, yan hava girişlerinin tabanın hemen üstünde konumlandırıldığı, rakiplerinden oldukça dar bir motor muhafazası kullanmayı başardı.
W13, testlerde geçirdiği 6 gün boyunca dayanıklılık bakımından geçer not alsa da dalgalanma sorununu en fazla yaşayan otomobiller arasındaydı. Sürücüler Hamilton ve Russell, henüz yarış kazanacak bir araca sahip olmadıklarını öne sürdü.
Mercedes testlerde iyi sinyaller vermedi ancak her zaman gücünü saklamayı tercih eden takım, önceki yıllarda olduğu gibi sessizce ilk yarışa gelip rakiplerinin önünde yer alırsa pek de sürpriz olmaz.

Ferrari için umut yılı
2007'den bu yana pilotlar, 2008'den beri de takımlar klasmanında şampiyonluk kazanamayan tarihin en başarılı ekibi Ferrari, iki yıldır tüm dikkatini 2022 sezonuna veriyor.
Handikap kuralı gereği Mercedes ve Red Bull'a göre yeni aracının gelişimi için rüzgar tünelinde daha fazla zaman geçiren Ferrari ayrıca yeni bir güç ünitesi geliştirdi.
İtalyan üreticinin, Ferrari armasını taşıyan ilk otomobili 125 S'nin üretiminin 75. yıl dönümü sebebiyle F1-75 ismini verdiği yeni aracı, içbükey olarak tasarlanan yan hava girişlerinin üst bölümüyle dikkati çekti.
F1-75'in bir diğer inovatif kısmı da iki parçadan oluşan burnu oldu. Modüler tasarım sayesinde sezon için başka bir çarpışma testine girmeye gerek kalmadan ön kanatta değişiklik yapılabilecek.
Formula 1’in ilk sezonu 1950’den bu yana düzenlenen tüm şampiyonalara katılan tek takım olan Ferrari'nin 2022 otomobili, testlerdeki dengesi ve sürekliliğiyle beğeni topladı.
Toplam 788 turla (İspanya 439, Bahreyn 349) sezon öncesi testlerinin pistte en fazla kalan takımı Ferrari, dayanıklılık konusunda da tam puan aldı.

Diğer takımlar makası kapatabilir
Çoğu yorumcu, test performansları doğrultusunda bu sezon Ferrari'nin, Red Bull ve Mercedes'le beraber zirve mücadelesi vereceğini tahmin ediyor. Fakat son 2 yıldır yükselen form grafiğine sahip McLaren de yabana atılmamalı.
McLaren MCL36, her ne kadar Bahreyn'deki testte frenlerini soğutma problemi yaşasa da Barselona'daki testten itibaren dalgalanmadan belki de en az etkilenen araç oldu. Pistteki görüntüsünden ve pilotlarının yorumlarından sürücü dostu olduğu da anlaşılan MCL36, sorunlarını çözdüğü takdirde yarış kazanabilecek bir otomobile dönüşebilir.
Ayrıca AlphaTauri, Alpine, Aston Martin gibi orta sınıfta yer alan ekipler ve Alfa Romeo, Haas, Williams'ın oluşturduğu pistin en yavaş takımlarının, 2022'deki tasarım devrimi sonrası zirveyle aralarındaki makası kapatma ihtimali de göz önünde bulundurulmalı.
Brawn GP'nin 2009'da yaptığı gibi yeni teknik yönetmeliğin gri alanlarından faydalanarak sürpriz bir şekilde rakiplerinin önüne geçen bir takımın çıkması fikri, motor sporları tutkunlarını heyecanlandırıyor.



Floyd Mayweather-Mike Tyson maçı iptal mi oldu?

Fotoğraf: Reuters
Fotoğraf: Reuters
TT

Floyd Mayweather-Mike Tyson maçı iptal mi oldu?

Fotoğraf: Reuters
Fotoğraf: Reuters

Floyd Mayweather'ın Mike Tyson'la yapması planlanan maç, farklı bir "Demir Mike"ın Mayweather'ın bir sonraki rakibi olacağını iddia etmesiyle belirsizliğe girdi.

Eylülde Mayweather'ın 2026 baharında Tyson'la ringe çıkacağı ve iki Amerikalı boks efsanesinin gösteri maçında karşı karşıya geleceği duyurulmuştu.

O zamanlar tarih veya yer teyit edilmemiş olsa da 59 yaşındaki Tyson daha sonra maçın martta Afrika'da yapılacağını iddia etmişti.

Şimdiyse eski kickboks şampiyonu Mike Zambidis'in sosyal medyada Mayweather'la bir maçın tanıtımını yapmasıyla durum karıştı.

Zambidis, Instagram'da maçın tarihini 27 Haziran ve mekanını memleketi Yunanistan'ın başkenti Atina'daki Oaka Arena olarak belirten bir poster paylaştı.

Poster ayrıca etkinliğin "dünya çapında canlı yayımlanacağını" da ima ediyordu ancak yayıncı açıklanmadı. Organizatörler Mayweather Promotions, Zambidis Club ve Front Row Fight Series olarak listelendi.

Zambidis gönderide "Tarih yazılmak üzere" ifadesini kullanırken, Mayweather henüz posteri veya böyle bir dövüşle ilgili herhangi bir detayı paylaşmadı.

dvfgt
Mike Zambidis (sağda), sosyal medyada Floyd Mayweather'la dövüşünün tanıtımını yaptı (@ironmikezambidisofficial/Instagram)

48 yaşındaki boksör, en son Ağustos 2024'te John Gotti III'le bir gösteri maçında karşı karşıya gelmişti. Bu maç, 5 sıkletteki eski dünya şampiyonunun 2017'de profesyonel boks kariyerini sonlandırdıktan sonra çıktığı çok sayıda gösteri maçından biriydi.

Öte yandan 45 yaşındaki Zambidis kickboksta birden fazla şampiyonluğa sahip. Son kickboks maçı, Mayweather'la olası karşılaşmasından tam 11 yıl önce, 27 Haziran 2015'teydi.

Zambidis'in bu paylaşımının Mayweather-Tyson karşılaşması için ne anlama geldiği belirsiz. Bu maçın Tyson'ın YouTuber Jake Paul tarafından profesyonel müsabakada puanla yenilmesinden yaklaşık 18 ay sonra gerçekleşmesi planlanıyordu.

Mayweather'ın adı ayrıca 2015'te tüm zamanların en kazançlı boks maçında puanla yendiği rakibi Manny Pacquiao'yla rövanş maçı için de geçiyor.

Independent Türkçe


Buzda strateji ve hassasiyet: Curling hakkında her şey

Curling, 1998'den beri kış olimpiyatlarında yer alıyor (Reuters)
Curling, 1998'den beri kış olimpiyatlarında yer alıyor (Reuters)
TT

Buzda strateji ve hassasiyet: Curling hakkında her şey

Curling, 1998'den beri kış olimpiyatlarında yer alıyor (Reuters)
Curling, 1998'den beri kış olimpiyatlarında yer alıyor (Reuters)

Adrenalin'den herkese merhaba. Kış sporları serimizde bu hafta buz üstünde milimetrik hesaplarla yapılan bir mücadele olan Curling'i inceliyoruz.

Curling, buz üzerinde oynanan takım sporları arasında en farklılarından biri. Bu sporda karşı karşıya gelen iki takım, yaklaşık 20 kilogram ağırlığındaki taşları, buz yüzeyinde belli bir hedefe en yakın olacak biçimde yerleştirmeye çalışıyor.

Her takımda 4 oyuncu var ve her oyuncu belirli bir sırayla taşı kaydırıyor. Amaç, bu taşları "ev" adı verilen çemberin merkezine ulaştırmak.

Oyun boyunca en yakın taşların sayısı kadar puan alınıyor ve toplamda en çok puanı toplayan takım maçı kazanıyor.

Curling, özel olarak hazırlanmış bir buz pistinde oynanıyor. Pistler genellikle 45 metre uzunluğunda ve 5 metre genişliğinde.

Ev, içi boyalı dairelerden oluşuyor ve puanlar, taşların merkeze olan uzaklığına göre hesaplanıyor. Buz, üzerine su püskürtülerek pürüzlü hale getiriliyor. Bu taşın pist üzerinde daha kontrollü kaymasını sağlıyor.

Oyun, her iki takımın da taşlarını sırayla gönderdiği "end"ler üzerinden ilerliyor. Bir end, her takımın belirlenmiş sayıda taşı hedefe göndermesiyle tamamlanıyor.

Karşılaşmalar genellikle 10 end sürüyor. Ancak bazı kulüp ve turnuva formatlarında 8 endlik maçlar da var. Her end sonunda en yakın taşı olan takım puan alıyor.

Kökeni 16. yüzyıla uzanan Curling, İskoçya'nın donmuş göletlerinde oynanan bir oyun olarak doğdu.

İskoç göçmenlerin Kuzey Amerika'ya taşıdığı bu oyun, zaman içinde standartlaşarak uluslararası bir spor haline geldi.

Günümüzde kış olimpiyatlarında ve dünya şampiyonlarında düzenli olarak müsabakalar gerçekleştiriliyor. 

Curling eşsiz bir strateji oyunu çünkü taşları hedefe yaklaştırırken rakibin taşlarını da engellemek veya dışarı atmak gerek. Bu nedenle spor bazen "buz üzerinde satranç" diye anılıyor.

Her oyuncunun nişan alması, taşın hızını ve yönünü doğru hesaplaması gerek çünkü pist üzerinde minik eğimler ve buz yüzeyinin pürüzlü yapısı taşın rotasını etkiliyor.

Taşlar hafifçe döndürülerek, yani "curl" yapılarak atılıyor, sporun adı da buradan geliyor.

Takımların her oyuncusu genellikle iki taş atıyor ve takım sırasıyla lead, second, third ve skip pozisyonlarına göre atış yapıyor. Takımın kaptanı olan skip, hem stratejiyi belirliyor hem de genellikle son taşları atıyor. Bir takımın her taşla yaptığı hamle, o endin sonucunu doğrudan etkiliyor.

Curling stratejisinin önemli bir parçası da "süpürme" tekniği. Taş buz üzerinde kayarken diğer oyuncular pistin yüzeyini süpürüyor. Bu süpürme, buz yüzeyinin pürüzlü tabakasını geçici olarak ısıtarak taşın daha uzun mesafe gitmesini sağlıyor. Ayrıca süpürme işlemi, taşın rotasını daha düz tutmak veya istenen eğriliği azaltmak için de kullanılıyor.

Bu kontrollü buz ısıtma ve temizleme, takımların taşın hedefe daha doğru ve hızlı ulaşmasını sağlıyor.

Süpürme ekipmanları da dikkatle düzenleniyor. Modern süpürge başlıkları sentetik malzemelerden yapılırken, sadece onaylı modeller yarışlarda kullanılabiliyor. 2010'ların ortalarında bu konuda bir tartışma yaşanmış ve yeni başlık teknolojilerinin oyunu fazla etkilemesi sonucu kurallarda standardizasyon getirilmişti.

Bu da süpürmenin sadece taktiksel değil aynı zamanda kurallar çerçevesinde yapılması gerektiğini gösteriyor.

Curling maçlarında kullanılan taşlar, özel granit türünden üretilir ve her biri yaklaşık 20 kilogram ağırlığında. Bu taşlara sap takılır; takımlar genellikle kırmızı ya da sarı sap renkleriyle kendi taşlarını ayırt eder. Buz üzerinde taşın bırakılma anı, kullanılan teknik ve rakip süpürme performansı taşın son konumunu belirler.

Oyunun içinde pek çok özel terim de var. Mesela "hog line" adı verilen çizgiyi geçmeden taş pistte kabul edilmiyor.

Bunun gibi kurallar oyunun stratejik yönünü güçlendiriyor. Aynı zamanda "blank end" denen, end sonunda hiç puan kazanmayan durum da var; bu durumda avantaj bir sonraki enddeki son taşı atma hakkıyla devam ediyor.

Bugün curling Kanada, İskoçya, İsveç gibi ülkelerde güçlü oyuncularıyla dikkat çekiyor ve bunun yanısıra dünya genelinde yaygınlaşma çabaları da sürüyor.

Curling'in farklı versiyonları da var. 4 kişilik takımların yanı sıra, iki oyunculu karışık çiftler gibi formatlar da yarış programlarında yer alıyor. Ayrıca tekerlekli sandalye curling gibi engelli sporcular için uyarlanmış formatlar da bulunuyor; burada süpürme yapılmıyor ve taşlar farklı yöntemlerle atılıyor.

Bu spor izleyenlere hem fiziksel beceri hem de stratejik derinlik sunuyor. Taşları hedefe yaklaştırmak için yapılan hesaplamalar, süpürme taktikleri ve takım koordinasyonu, curling'i buzun üzerinde farklı bir savaş haline getiriyor. Curling izlenebilirliği yüksek, düşünce ve beceri birleşimini sunan özgün bir kış sporu olarak her sezon heyecan yaratıyor.

Kaynaklar: World Curling, NBC, Olympics


Buzda ne kadar hızlı kayılabilir: Sürat pateni hakkında her şey

Sürat pateni, 1924’te ilk Kış Olimpiyat Oyunları programına girerek dünya sahnesine çıktı (Reuters)
Sürat pateni, 1924’te ilk Kış Olimpiyat Oyunları programına girerek dünya sahnesine çıktı (Reuters)
TT

Buzda ne kadar hızlı kayılabilir: Sürat pateni hakkında her şey

Sürat pateni, 1924’te ilk Kış Olimpiyat Oyunları programına girerek dünya sahnesine çıktı (Reuters)
Sürat pateni, 1924’te ilk Kış Olimpiyat Oyunları programına girerek dünya sahnesine çıktı (Reuters)

Adrenalin'den herkese merhaba. Kış sporları serimizde bu haftaki konumuz sürat pateni. 

Sürat pateninde amaç, buz üzerindeki en hızlı sporcu veya takım olmak. Patenleriyle oval pistte kayan sporcular, rakiplerinden çok kronometreyle yarışıyor.

Dışarıdan bakıldığında basit görünen bu spor, işin içine girildiğinde ciddi bir teknik bilgi, güçlü bacaklar ve yüksek konsantrasyon gerektiriyor. Küçük bir denge kaybı ya da geç bir hamle, saniyenin onda biriyle ölçülen kritik farklara yol açıyor.

Yarışlar genellikle 400 metrelik standart bir buz pistinde yapılıyor. Oval pistte iki düzlük ve iki dönüş var. Sporcular pistte ikili gruplar halinde start alıyor. Aynı anda piste çıkan iki patenci birbirine rakip gibi görünse de asıl mücadele zamana karşı veriliyor. Günün sonunda en iyi süreyi yapan sporcu kazanıyor.

Sürat pateninin kökleri epey eskiye dayanıyor. Donmuş göller ve kanallar üzerinde kayarak yol alan Kuzey Avrupa halkları, bu hareketi zamanla yarışa dönüştürüyor.

Özellikle Hollanda, sürat pateninin gelişiminde önemli rol oynuyor. 19. yüzyılın sonlarında kurallar netleşiyor, uluslararası yarışlar düzenlenmeye başlıyor. 

Bu sporda kullanılanlar, günlük buz patenlerinden son derece farklı. Bıçaklar daha uzun ve neredeyse tamamen düz bir yapıya sahip.

Bu sayede patenci buzla daha uzun süre temas ediyor ve her itişte daha fazla hız üretiyor. Modern sürat patenlerinde kullanılan "clap skate" sistemiyse bıçağın topuktan ayrılmasına izin veriyor. Bu mekanizma, itiş sırasında gücün daha verimli aktarılmasını sağlıyor.

Sporcular yarış boyunca alçak bir pozisyonda kayıyor. Dizler kırık, gövde öne eğik, kollar çoğu zaman sırtın arkasında kilitli. Bu duruş, hava direncini azaltıyor ve hızın korunmasını sağlıyor.

Ancak bu pozisyonu dakikalar boyunca koruyabilmek için ciddi bir bacak gücü ve kondisyon gerek.

Sürat pateninde farklı mesafeler var ve her mesafe ayrı bir yaklaşım gerektiriyor.

500 ve 1000 metre gibi kısa yarışlarda patlayıcı çıkış ve ilk saniyeler büyük önem taşıyor. 5 bin ve 10 bin metre gibi uzun mesafelerdeyse tempo kontrolü, nefes düzeni ve doğru çizgi seçimi öne çıkıyor. Sporcular yarış boyunca hızlarını bilinçli şekilde ayarlıyor ve son turlara enerjilerini saklıyor.

Kısa pist patencileri genellikle saatte yaklaşık 48 km hıza ulaşırlarken, uzun pist sporcuları ortalama 56 km'de seyrediyor.

Takım takip yarışları, sürat pateninin en dikkat çekici formatlarından biri. Bu yarışlarda üç patenciden oluşan takımlar piste birlikte çıkıyor. Amaç, takımın üçüncü sporcusunun bitiş çizgisini geçtiği anda elde edilen süreyi en iyi seviyeye taşımak. Sporcular dönüşümlü olarak öne geçiyor, rüzgar direncini paylaşıyor ve birlikte bir ritim yakalamaya çalışıyor.

Bir diğer ilgi çekici formatsa toplu start. Bu yarışta sporcular aynı anda start alıyor ve doğrudan birbirleriyle mücadele ediyor. Sprint puanları, pozisyon savaşları ve son turdaki ataklar, bu disiplini izleyici açısından epey heyecanlı hale getiriyor. Klasik sürat pateninden farklı olarak burada taktik ve anlık kararlar çok daha belirleyici oluyor.

Yarışlar sıkı kurallarla yönetiliyor. Sporcuların pist değişim noktalarında çizgilere uyması gerekiyor. İç hattaki patenci her zaman öncelikli sayılıyor ve dış hattan gelen sporcu geçiş sırasında dikkatli davranmak zorunda kalıyor. Kurallara aykırı bir hamle, zaman cezası ya da diskalifiyeyle sonuçlanabiliyor. Bu da sporcuları hem hızlı hem kontrollü olmaya zorluyor.

Uluslararası sürat pateni organizasyonlarını Uluslararası Buz Pateni Federasyonu düzenliyor. Dünya Kupası etapları sezon boyunca farklı ülkelerde yapılıyor ve sporcular genel klasman puanları için mücadele ediyor. Sezonun zirvesiyse 5 ayaktan oluşan Dünya Şampiyonası ve Olimpiyat Oyunları oluyor. Milano–Cortina 2026 Kış Olimpiyatları’nda sürat pateni, yine en fazla madalya dağıtan branşlardan biri olarak öne çıkıyor.

Sürat pateni iki ana başlık altında ele alınıyor. Uzun pist sürat pateni, 400 metrelik pistte yapılan klasik disiplinleri kapsıyor. Kısa pist sürat pateniyse daha küçük bir pistte, çok sayıda sporcunun aynı anda yarıştığı, temasın ve taktik savaşlarının daha yoğun olduğu bir format sunuyor. İki disiplin aynı temele dayansa da izleme deneyimi epey farklı oluyor.

Tarih boyunca bu spor unutulmaz anlara sahne oldu. Olimpiyatlarda üst üste kazanılan altın madalyalar, kırılan dünya rekorları ve teknolojik gelişmeler sürat pateninin sürekli evrilmesini sağlıyor. Bugün sporcular, geçmişe kıyasla çok daha hızlı kayıyor ancak hata payı da aynı ölçüde azalıyor.

Sürat pateni, izleyiciye sessiz ama yoğun bir gerilim sunuyor. Tribünlerde alkışlar kısa sürüyor, asıl heyecan bitiş çizgisinde kronometre durduğunda yaşanıyor. Çünkü bu sporda fark çoğu zaman gözle değil, ekranda beliren rakamlarla anlaşılıyor. Buzun üzerinde geçen her saniye, emeğin ve tekniğin net bir karşılığına dönüşüyor.

Kaynaklar: Red Bull, Olympics, ISU, USOPM