Rusya, Ukrayna işgali için Suriye’den paralı asker topluyor

Moskova, daha önce Libya’da uyguladığı taktiği şimdi Ukrayna’yı işgalinde tekrarlıyor. Esed rejimine bağlı militer güçleri para karşılığında işgale dahil ediyor.

İnternet sitelerinde yayınlanan, Libya’da Rus güçleriyle savaşmak için askeri birliklere katılan Suriyelilerin bir fotoğrafı
İnternet sitelerinde yayınlanan, Libya’da Rus güçleriyle savaşmak için askeri birliklere katılan Suriyelilerin bir fotoğrafı
TT

Rusya, Ukrayna işgali için Suriye’den paralı asker topluyor

İnternet sitelerinde yayınlanan, Libya’da Rus güçleriyle savaşmak için askeri birliklere katılan Suriyelilerin bir fotoğrafı
İnternet sitelerinde yayınlanan, Libya’da Rus güçleriyle savaşmak için askeri birliklere katılan Suriyelilerin bir fotoğrafı

Suriye’nin güneyindeki Dera şehri otorite boşluğunun gölgesinde yaşıyor. Bölgede sivilleri, Esed rejimine bağlı kişileri ve eski muhalifleri hedef alan suikastlar ve cinayetler işlenmeye devam ediyor.
Öte yandan Suriye’nin güneyindeki bölgelerde, Rus ordusunun yanında Ukrayna’da savaşmak isteyen Suriyeli gönüllülerin cazip maaşlarla işe alındığına ve bu maaşların aylık 3 bin ABD dolarına ulaştığına yönelik söylentiler yayılıyor.
Yayılan haberler, paralı asker işe alım şirketleri, Suriye rejimine bağlı grup liderleri ve daha önce bölgeden gençlerin Rus kuvvetleri için Libya’ya gitmesine katkıda bulunan es-Sayyad Şirketi gibi oluşumlar tarafından başvuruların açıldığını belirtiyor. Es-Sayyad gibi şirketler Dera, Suveyda ve Kuneytra illerinde görevlendirilen temsilcilerle çalışıyor. Bu temsilcilerin görevleri, belirli ücretler karşılığında Libya’da savaşmak üzere Rus kuvvetleriyle sözleşme yapmış olan ve sözleşme süresi biten savaşçıları toplamaya dayanıyor. Son zamanlarda bu şirketlerin temsilcileri, Rusya’nın Ukrayna’yı işgaline katılmak için gençleri kullanıyor. Bazıları, aylık 2 bin ila 3 bin ABD Doları karşılığında, Ukrayna’da Rus işgal güçlerinin yanında savaşmak isteyen Suriyelilere, Suriye’de veya Libya’da Rus kuvvetleriyle sözleşmeli çalışmış olanlar öncelikli olmak üzere başvuruların açıldığını duyurdu.
Suveyda, Dera ve Şam kırsalında gönüllü toplama grubunun temsilcilerinden biri, Ukrayna’da savaşa gidecek olan 200 kişiyi işe almasının istendiğini iddia etti. Bu kişilerin güvenlik açısından onaylanmalarının ardından sağlık kontrolüne tabi tutulacaklarını daha sonra birkaç hafta içerisinde Hmeymim Hava Üssünden Rus kuvvetleri tarafından belirlenen askeri görevlere nakledileceklerini belirtti. Ayrıca gönüllülerin, özellikle Ukrayna’daki savaşta görev alacak olanlarda, ailelerinden veya vasilerinden birinin şahitliğinde sözleşmeyi kabul ettiğine dair yazılı bir beyan imzalaması gerektiğini belirtti. Yetkili, aylık maaş miktarını, yaralanma veya ölüm durumunda ödenecek tazminat hakkında açıklama yapmadı. Bugüne kadar Süveyde’de kayıt yaptıranların sayısının 30’u, Dera’da ise 20 kişiyi geçmediğini belirtti.
Es-Sayyad’a bağlı olan ve kendilerini “DEAŞ Avcıları” olarak adlandırarak gönüllüleri toplayan silahlı bir grup, geçtiğimiz günlerde Telegram uygulaması üzerindeki kanalında gençler için kayıtların açıldığını duyurdu. Başvuruda bulunmak isteyenlere grubun merkezine gelmeleri ve bir başvuru beyanı ile kimlik belgesi ile çalışma geçmişini gösteren belge getirmeleri istenirken, kayıt için uygun olan yaşların 23-50 arası olduğu ve varış yeri belirtilmeden askeri göreve çağrılacakları belirtildi.
Yerel kaynaklar, gönüllüleri toplayan şirketlerinin temsilcilerinin, Rusya’nın yanında Ukrayna’ya karşı savaşmak üzere başvuruda bulunan gençlerden bazılarından, kayıtlarının yapılması, kayıtta öncelik tanınması ve kabul için askeri makamlara tavsiye edilmelerinde yardımcı olmak için para istenildiğini belirtti. Temsilciler ayda 3 bin dolara varan bir miktarda maaş sağladıklarını iddia ederken çoğu kişi bunun dolandırıcılık olduğunu düşünüyor. Zira geçen yıl Venezuela’ya seyahat edecek gönüllülerin kaydını kabul edildiğini dair yapılan duyuruların dolandırıcılık olduğu ortaya çıkmıştı.
Kaynaklar, Ukrayna’da savaşmak için Rus kuvvetlerine kaydolan ve kaydolmak isteyenlerin çoğunun, söz konusu savaşın nedenlerini bilmediğini ancak Suriye’de yaşam koşullarının ve ekonomik durumun kötüleşmesi, fiyatların yüksek olması, iş imkanlarının bulunmaması, işsizliğin yaygınlaşması gerek özel sektörde gerek kamu sektöründe maaşların düşük olması sebebiyle, sunulan maaşların onları kayıt olmaya ve hayatlarına riske atmaya ittiğini belirtti.
Güney Suriye’de Hmeymim tarafından desteklenen 5’inci Kolordu’nun 8’inci Tugayı’ndaki bir komutan Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, kolordudan herhangi bir kuvvetin Rus kuvvetlerine katılmak üzere Ukrayna’ya gönderilmesini yalanladı, Ukrayna’da savaşmak üzere gönüllü toplama konusunda herhangi bir talimat almadıklarını belirtti. Komutan, Rus askeri polisinin Suriye’nin güneyindeki yerleşim alanlarında düzenli devriyeler gerçekleştirmeye devam ettiğini, Rusya-Ukrayna savaşının başlamasından bu yana, çatışma bölgelerine gönderilecek birliklerin hazırlanması yönünde herhangi bir talepte bulunulmadığını vurguladı.
Suveyda’dan yerel gazeteci Rayan Maarouf’a göre, Suriye’deki Rus güçlerine yakın bir kaynak, Suriye’deki Rus Hmeimim askeri üssünün, geçtiğimiz haftalarda rejime bağlı kişilerden, askeri oluşumların liderlerinden ve milislerden ‘gönüllü’ başvuruları aldığını belirtti. Başvuranların çoğunun Hama şehrindeki el-Gab Ovası bölgesinden ve Tartus ve Lazkiye’den olduğu belirtildi.
Kaynak, Hmeymim Hava Üssü Komutanlığı’nın, gönüllüleri, “Nazi Avcıları” adını taşıma ihtimali olan bir askeri birlik oluşturmaya çalıştığını, bu birliğin Doğu Ukrayna’daki Donbas bölgesine göndermesini muhtemel olduğunu da belirtti. Özellikle Rus güçlerinin denetiminde çalışan askeri oluşumların, Ukrayna’ya nakledilmeye aday olduğunu söyleyen kaynak, Suriye şehirlerinde askere alma gruplarının yaptıklarının dolandırıcılık olduğunu belirti. Şu ana kadar hiçbir Suriye kuvvetinin hazırlanmadığı veya Rusya’ya gönderilmediği vurgulandı.
Bunun yanı sıra, yerel haberleri yayınlayan Dera 24, Dera’nın kuzeyindeki El-Sanameyn şehrinde geçen hafta perşembe günü Belediye Meclisi Başkanı Mahmud el-Muhammed el-Atme’nin kimliği belirsiz kişiler tarafından ateş açılarak suikasta uğradığını ve Atme’nin şehirdeki belediye binasının yakınında olay yerinde kaybettiğini bildirildi. 17 Mart 2022 tarihinde ise Dera’nın kuzeyindeki Casim şehrinde Belediye Meclisi Başkanı Teysir Hamdi el-Akle kimliği belirsiz silahlı adamlar tarafından ateş açılması ile suikasta uğradı ve olay yerinde hayatını kaybetti. Teysir Hamdi el-Akle, Casim şehrinde yerleşim anlaşmasının 2018’de uygulanmasından bu yana suikasta uğrayan ikinci belediye meclisi başkanı oldu.
Aynı şekilde, Dera’nın Da’el şehrinden Muhammed Şehadat çarşamba akşamı kimliği belirsiz kişiler tarafından ateş açılması ile suikasta uğradı. Şehadat olay yerinde hayatını kaybetti. Bu olay çarşamba günü Dera’da 6 saatten az bir süre içerisinde gerçekleşen üçüncü cinayet oldu. Zira Dera’nın batısındaki Müzeyrib’de bir genç ve Dera’nın doğusundaki Nassib’da çıkan bir aile tartışması sırasında çıkan çatışmada başka bir genç daha hayatını kaybetti.



Irak Başbakanı  Zeydi, silahların devlet kontrolüne alınması için 30 Haziran 2027'ye kadar süre verdi

Irak Başbakanı Ali Falih Zeydi (Telegram kanalı)
Irak Başbakanı Ali Falih Zeydi (Telegram kanalı)
TT

Irak Başbakanı  Zeydi, silahların devlet kontrolüne alınması için 30 Haziran 2027'ye kadar süre verdi

Irak Başbakanı Ali Falih Zeydi (Telegram kanalı)
Irak Başbakanı Ali Falih Zeydi (Telegram kanalı)

Irak Başbakanı Ali Falih Zeydi, 1 Ekim 2026'yı devletin kontrolü dışındaki silahlar meselesinin ele alınması için ciddi bir başlangıç olarak belirlerken sürecin en geç 30 Haziran 2027'de tamamlanmasını öngördü.

Zeydi bugün (perşembe) yaptığı açıklamada, “1 Ekim 2026, devletin kontrolü dışındaki silahlar meselesinin ele alınması ve anayasal yükümlülüklere uyulması için ciddi bir başlangıçtır. Açık bir yol haritası ve üzerinde mutabık kalınan, 30 Haziran 2027'yi aşmayacak takvimler doğrultusunda hareket edilecektir” ifadelerini kullandı.

Zeydi, bunun savaş ve barış kararının anayasal makamlara bırakılmasını ve bunun dışında herhangi bir askeri faaliyetin engellenmesini öngören anayasal ilke doğrultusunda yürütüleceğini belirtti.

Irak hükümetinin anayasa doğrultusunda, Irak topraklarında bulunan Iraklı olmayan tüm silahlı grupların silahlarını tamamen teslim etmesini sağlayacağını belirten Zeydi, bunun ülkenin güvenliğinin ve istikrarının korunmasını ve sınırların kontrol altında tutulmasını amaçladığını kaydetti.

Zeydi, “1 Ekim, Irak'ın tam egemenliğe sahip, kurumlarıyla güçlü, anayasa, hukuk ve uluslararası hukuk ilkeleri çerçevesinde hareket eden yeni bir aşamaya geçişinin başlangıcını temsil ediyor” dedi.

Irak'ın bölgesel ve uluslararası çevresiyle ortak çıkarlara ve karşılıklı saygıya dayalı dengeli ilişkiler geliştireceğini belirten Zeydi, hükümetin Irak topraklarının ve hava sahasının komşu ülkelerin güvenliğini tehdit edecek herhangi bir eylem için çıkış noktası veya geçiş güzergâhı olarak kullanılmasını engelleme konusunda kararlı olduğunu vurguladı.

Zeydi, Irak'a yönelik saldırılarda herhangi bir ülkenin topraklarının veya hava sahasının kullanılmasını da reddettiklerini belirterek bunun karşılıklı egemenlik, iyi komşuluk ve iç işlerine müdahale etmeme ilkelerine dayandığını ifade etti.

Başbakan, Irak hükümetinin güvenlik kurumlarını desteklemek amacıyla kapsamlı bir hava savunma sistemi satın alacağını belirterek bunun “Irak devletinin tam hava egemenliğini güçlendirmeyi” hedeflediğini söyledi.

Zeydi ayrıca Haşdi Şabi yasasının çıkarılması ve yapının başbakan sıfatıyla silahlı kuvvetler başkomutanının komutası altında güvenlik sisteminin ayrılmaz bir parçası olarak statüsünün belirlenmesi için çalışılacağını açıkladı.

Zeydi sözlerini şöyle sürdürdü:

“Bu büyük gün, 1 Ekim 2026'yı ve Irak'taki uluslararası koalisyon misyonunun sona ermesi, güçlerinin kara, hava ve deniz yoluyla tamamen ve nihai olarak çekilmesi ve Irak'ın tam ve kapsamlı egemenliğini elde etmesiyle gerçekleşen büyük ulusal başarıyı kutluyoruz.”


Kararlı Azim Irak’tan ayrıldı

Irak güvenlik güçlerinden iki unsur, ABD askerlerinin çekilmesi vesilesiyle dün Bağdat’ta zafer işareti yapıyor. (EPA)
Irak güvenlik güçlerinden iki unsur, ABD askerlerinin çekilmesi vesilesiyle dün Bağdat’ta zafer işareti yapıyor. (EPA)
TT

Kararlı Azim Irak’tan ayrıldı

Irak güvenlik güçlerinden iki unsur, ABD askerlerinin çekilmesi vesilesiyle dün Bağdat’ta zafer işareti yapıyor. (EPA)
Irak güvenlik güçlerinden iki unsur, ABD askerlerinin çekilmesi vesilesiyle dün Bağdat’ta zafer işareti yapıyor. (EPA)

Uluslararası Koalisyon, Bağdat hükümetinin DEAŞ’la mücadelede yardım talep etmesinin ardından yıllardır yürüttüğü “Kararlı Azim” misyonunu Irak’ta sona erdirdi.

ABD Savunma Bakanlığı (Pentagon), ABD ve koalisyon ortaklarının “Kararlı Azim” operasyonunu tamamladığını ve operasyonun Ürdün’e taşındığını, Iraklı ortaklara istihbarat desteğinin ise sürdürüleceğini açıkladı.

Irak Başbakanı Ali Falih ez-Zeydi, “Uluslararası Koalisyon’un görevinin sona ermesi, terörle mücadelemizin sona erdiği anlamına gelmiyor. Aksine bu, Irak’ın güvenliğin sorumluluğunu tamamen üstleneceği yeni bir aşamaya geçiştir” dedi. Kontrolsüz silahlanma konusunda ise Zeydi, “Hukukun çatısı dışında silah, devlet kurumları dışında güç olmayacak; anayasanın gereği budur” ifadelerini kullandı.

Kürdistan Demokrat Partisi lideri Mesud Barzani de dün, Uluslararası Koalisyon güçlerinin görevlerinin sona ermesinin ardından bölgenin tehdit altında olmadığı konusunda halkına güvence verdi.

Washington’da ise uzmanlar, ABD’nin çekilmenin ardından mevcut aşamada milisleri dağıtmaya ve İran’ın nüfuzunu izole etmeye odaklandığını belirtti.

İran ve müttefiklerinin, son ABD askerlerinin — esas olarak Kürdistan Bölgesi’ndeki Erbil’de bulunan bir hava üssünden — çekilmesini “zafer” olarak nitelendirerek kutlaması dikkat çekti. Bu gelişme, Iraklıların bir bölümünün jeopolitik meydan okumalara ilişkin endişeler taşıdığı bir dönemde yaşandı.


Suriye’de kampsız hayat planı… 10 bin ailenin dönüşü ve 157 kampın kapatılması

Kuzey Suriye’deki Münbiç bölgesinde bulunan Resim Kampı'ndan, yerinden edilenleri kendi memleketlerine götüren konvoy yola çıktı. (Acil Durumlar Bakanlığı)
Kuzey Suriye’deki Münbiç bölgesinde bulunan Resim Kampı'ndan, yerinden edilenleri kendi memleketlerine götüren konvoy yola çıktı. (Acil Durumlar Bakanlığı)
TT

Suriye’de kampsız hayat planı… 10 bin ailenin dönüşü ve 157 kampın kapatılması

Kuzey Suriye’deki Münbiç bölgesinde bulunan Resim Kampı'ndan, yerinden edilenleri kendi memleketlerine götüren konvoy yola çıktı. (Acil Durumlar Bakanlığı)
Kuzey Suriye’deki Münbiç bölgesinde bulunan Resim Kampı'ndan, yerinden edilenleri kendi memleketlerine götüren konvoy yola çıktı. (Acil Durumlar Bakanlığı)

Kış mevsiminin yaklaşmasıyla birlikte Suriye hükümetinin “Kamplar Olmadan Suriye” vizyonunu hayata geçirme planı hız kazanıyor. Geçen hafta 500’den fazla yerinden edilmiş aile Halep, İdlib, Hama ve Deyrizor illerindeki memleketlerine dönerken, Acil Durumlar Bakanı Raid es-Salih de iki hafta önce konuyu Birleşmiş Milletler gündemine taşıdı. Salih, uluslararası destek sağlanarak meselenin “yerinden edilmenin finansmanından çözümlerin finansmanına” taşınmasını hedefliyor.

Mart ayında 59 sayılı kararname uyarınca yıkılmış bölgelerde altyapının hazırlanması amacıyla Yüksek Komite’nin kurulmasından ağustos ayı sonuna kadar, kuzey Suriye’deki kamplardan 10 binden fazla aile memleketlerine döndü. Acil Durumlar Bakanlığı Medya ve İletişim İdaresi yetkilileri tarafından “Şarku’l Avsat”a yapılan açıklamada, yaklaşık 157 kampın kapatıldığı, 220 kampın daha kapatılması için hazırlık yapıldığı bildirildi.

İdare, yalnızca 3 bin 344 bölgenin 120’sindeki altyapının yeniden inşası, temel hizmetlerin yeniden işler hale getirilmesi ve dönen aileler için konut çözümleri sağlanması için gereken finansman ihtiyacının 2 milyar doları aştığını belirtti.

Bu rakam, dönüş bölgelerindeki ihtiyaçların boyutunu ortaya koyuyor. Söz konusu bölgelerin “büyük ölçüde zarar gördüğü ve su, elektrik, kanalizasyon, sağlık, eğitim, belediye hizmetleri ve konut alanlarında kapsamlı yatırımlara ihtiyaç duyduğu” ifade edildi.

En azından kendi toprağımızdayız

Ümmü Muhammed, Hama kırsalındaki Latamne beldesine dönen kafilede yer alan ailelerden biriydi. Aileye dönüşü kolaylaştırmak amacıyla mutfak malzemeleri, battaniyeler ve ulaşım desteği sağlandı.

Ümmü Muhammed, kamptaki çadırdan, yıkılmış evinin yanına kurduğu başka bir çadıra taşındığını anlatıyor. Alternatif bir konut bulunmadığını belirten Ümmü Muhammed, buna rağmen kampta kalmaktan daha iyi olduğunu düşünüyor:

“En azından kendi toprağımızda ve kendi insanlarımızın arasındayız. İşlerimizi yoluna koyup evimizi yeniden inşa edene kadar burada kalabiliriz.”

rgthyu7
Hama kırsalındaki Latamne beldesinde “Kamplar Olmadan Suriye” vizyonu kapsamında evleri inceleyen ekip. (Latamne Belediyesi)

Beşşar Esed yönetiminin devrilmesinden bu yana memleketlerine dönen ailelerin sayısının 170 bini aştığı tahmin ediliyor. Bu sayı, kuzey Suriye’deki kamplarda yaşayan nüfusun yaklaşık yüzde 64’üne tekabül ediyor. Ancak savaş yıllarında bölgelerin büyük ölçüde tahrip olması nedeniyle dönüş yapılan yerlerin ezici çoğunluğunda hâlâ temel hizmetler bulunmuyor.

Dönenlerin verdiği bilgilere göre aileler mevcut alternatif imkânlarla hayatlarını sürdürmeye çalışıyor. Yerel ve uluslararası kuruluşların sınırlı desteğiyle, yıkılmış evlerin yanına çadır kurulması, kanalizasyon için fosseptik çukurları açılması, su temini amacıyla kuyu kazılması veya yakındaki bir kaynaktan su getirilmesi ve elektrik ihtiyacı için güneş enerjisinden yararlanılması gibi yöntemlere başvuruluyor.

BM’den daha fazla destek talebi

Suriye hükümeti, erken toparlanma ve yeniden rehabilitasyon projelerine Birleşmiş Milletler ve uluslararası ortakların katkısını artırmayı, finansman açığının kapatılmasına destek sağlamayı ve böylece dönüş bölgelerinin hazırlanmasını hızlandırarak güvenli ve sürdürülebilir dönüş için uygun koşulları oluşturmayı hedefliyor. Planın hükümet öncülüğünde, ulusal ve uluslararası ortaklarla iş birliği içinde uygulanması öngörülüyor.

Acil Durumlar Bakanlığı’nın çalışmalarının ana finansörü hâlâ Suriye hükümeti. BM kuruluşları ile uluslararası ve yerel kuruluşlardan da destek geliyor, ancak Bakanlığın Medya ve İletişim İdaresi’ne göre bu destek “ihtiyacın boyutuyla kıyaslandığında sınırlı”.

Acil Durumlar Bakanı Raid es-Salih, kısa süre önce New York’ta BM Genel Kurulu toplantılarına katılan Suriye heyetinde yer aldığı sırada, bakanlığının “Kamplar Olmadan Suriye” vizyonunu Eylül 2027’ye kadar hayata geçirmek için hazırladığı rakam, istatistik ve çalışmaları sundu.

Genel Kurul toplantıları çerçevesinde düzenlenen bir etkinlikte konuşan Salih, planın amacının altyapı, okullar, sağlık merkezleri, su ve kanalizasyon sistemlerini yeniden inşa etmenin yanı sıra istihdam imkânları sağlayarak “kamplara duyulan ihtiyacı ortadan kaldırmak” olduğunu söyledi.

Plan kamplar dışındaki yerinden edilmişleri de kapsıyor

Bakanlığın Medya ve İletişim İdaresi’ne göre “Kamplar Olmadan Suriye” vizyonu, kampların dışında yaşayan yerinden edilmiş aileleri de kapsıyor. Buna kiralık evlerde veya akrabalarının yanında yaşayanlar ile ülke dışında bulunan ve gönüllü olarak memleketlerine dönmek isteyen Suriyeliler de dahil.

cdfvgb
Kuzey Suriye’deki kamplardan yerinden edilmişlerin eşyaları, memleketlerine dönüş için yükleniyor. (Acil Durumlar Bakanlığı)

Ancak bu kişilerin dönüşü için altyapının rehabilite edilmesi, temel hizmetlerin yeniden işler hale getirilmesi, risklerin ortadan kaldırılması ve geçim kaynaklarına erişim imkânlarının güçlendirilmesi gerekiyor.

Kamplar girişimin mevcut aşamadaki başlangıç noktası ve önceliği olmayı sürdürürken, elde edilecek sonuçların yıllardır şartlar nedeniyle dönemeyen bütün Suriyeliler için dönüşü teşvik eden bir ortam oluşturması bekleniyor.

Halep, İdlib ve Hama’da projeler

Halep, İdlib ve Hama valilikleri bu ay “Kamplar Olmadan Suriye” kapsamında bir dizi kalkınma ve hizmet projesi başlattı. Projelerin değeri Halep’te yaklaşık 9,25 milyon dolar, İdlib’de 8,2 milyon dolar ve Hama’da 7,5 milyon dolar olarak açıklandı.

Bu çalışmalar, hükümetin enkaz kaldırma projesiyle eş zamanlı yürütülüyor. Yıl başından bu yana 3 milyon metreküp enkaz kaldırılırken, yıl sonuna kadar 3 milyon metreküp daha enkazın kaldırılmasına yönelik projelerin kısa süre içinde başlatılması planlanıyor.

Acil Durumlar Bakanlığına göre Şam kırsalındaki Duma ve Deraya kentlerinde enkaz kaldırma ve yönetimi projesi de yürütülüyor. Suudi Arabistan tarafından Kral Selman İnsani Yardım ve Yardım Çalışmaları Merkezi aracılığıyla finanse edilen proje kapsamında yaklaşık 85 bin metreküp enkazın kaldırılması ve geri dönüştürülebilir yaklaşık 30 bin metreküp molozun bu amaçla kurulan uzman birim aracılığıyla geri dönüştürülmesi hedefleniyor.

Projenin, kaynakların yeniden kullanılmasına, çevresel etkinin azaltılmasına ve erken toparlanma sürecinin desteklenmesine katkı sağlaması amaçlanıyor.

Suriye genelinde hâlen yaklaşık 50 milyon metreküp enkaz ve moloz bulunduğu tahmin ediliyor.