Harkov’da metro istasyonları sığınağa dönüşüyor

Gönüllüler, Şarku’l Avsat’a sivillere yardım sürecine yaşanan zorlukları anlattı.

Harkov’da yardım faaliyetleri ağırlıklı olarak gönüllüler tarafından sürdürülüyor. (Şarku’l Avsat)
Harkov’da yardım faaliyetleri ağırlıklı olarak gönüllüler tarafından sürdürülüyor. (Şarku’l Avsat)
TT

Harkov’da metro istasyonları sığınağa dönüşüyor

Harkov’da yardım faaliyetleri ağırlıklı olarak gönüllüler tarafından sürdürülüyor. (Şarku’l Avsat)
Harkov’da yardım faaliyetleri ağırlıklı olarak gönüllüler tarafından sürdürülüyor. (Şarku’l Avsat)

Harkov’de saat 0sabah 6.00... Rus uçakları, Ukrayna’nın ikinci en büyük şehrinin çok sayıda bölgesini bombalıyor. Kuzey ve doğu bölgelerine topçu ateşi açıyor. Bombardımanlardan en fazla kuzeydeki Saltivka ve doğudaki sanayi bölgeleri etkileniyor. Çok sayıda top mermisi gelişigüzel bir söz konusu bölgeleri hedef alıyor. Rus kuvvetleri halen Harkov’u kuşatmaya ve güneydoğusundaki İzyum şehrini izole etmeye çalışıyor.
Sanayi bölgesi yakınındaki bir metro istasyonunda kalan 40’lı yaşlarındaki bir kadın tıpkı istasyondaki diğer kişiler gibi konuşmaya gönüllü değil.  İnsanlar nerede olduklarının açıklanmasını istemiyor. Şarku’l Avsat’ın izlemlerine göre herkeste büyük bir korku hakim. Mariupol’daki bir tiyatrosunun sığınağında 300 sivilin cesetlerinin olduğuna yönelik söylendiler, insanları daha temkinli ve endişeli hale getiriyor. Gece yaşanan gerilim ve gündüzleri sürekli devam eden bombardıman, herkesi alarma geçiriyor. Hatta kıdemsiz polisler bile basınla iş birliği yapmadan önce yetkilileriyle görüşmeyi tercih ediyor.
Şehirdeki metro istasyonları sığınağa dönüştürülmüş durumda. Dışarıda, erkekler ve kadınlar bahar güneşi altında soluklanırken alçak sesle konuşuyor ve yoldan geçenleri izliyorlar. Metronun içinde ise pek çok çocuk ve yaşlı oturuyor. Eşyaları ve matları etrafa yığılmış halde duruyor. İstasyona ilk gelenler kendileri ve ailelerine metronun içerisinde yer ayırmışlar. Geri kalanlar ise kaldırımlarda matların üzerinde uyuyor.

Harkov’un sanayi bölgesindeki ticari depolar eve dönüştürülmüş durumda. (Şarku’l Avsat)
Metroda kalanlardan biri “Nerede yaşadığımızı gizli bilgi olarak görüyoruz. Bir şey söylemek istemiyoruz. Söylersek Ruslar bizi bombalayacak” diyor. Adını veya yaşını söylemeyi, hatta metroya neden geldiğini bile söylemiyor.
Harkiv Yardım Ofisi gönüllüsü olan 32 yaşındaki Vatislav, buradaki insanların çoğunun apartmanların üst katlarında oturanlardan oluştuğunu ve bazılarının, onlarca sitenin bulunduğu sanayi bölgesindeki evlerde yaşadığını aktardı. Vatislav, bu kişilerin bombalanma korkusunun yanı sıra bölgedeki çoğu binanın elektriği kesilmesi ve binaların üst katlarına erişimin zorlaşması sebebiyle evlerini terk ederek yakındaki metro istasyonlarına geldiklerini belirtti. Harkov’un ticaret merkezinin etrafında birçok aile, istasyonların derinliği ve Sovyet döneminde nükleer sığınak olarak kullanılan bölgeler sayesinde, diğer yerlerden daha güvenli olarak görülen metro istasyonlarına sığındı. Evlerini kaybedenler, kendi şehirleri olduğu için Harkov’u terk etmek istemiyorlar. Bazılarının ise şehirden ayrılmak için yeterli parası bulunmuyor. Parası olanda ie halen tereddüt var.
Vatislav, tehlikeli bölgelerdeki insanlara yardım sağlamak için çalışıyor. Savaştan önce bir cep telefonu şirketinde hukuk danışmanı olarak çalışıyordu ancak şimdi her gün Saltivka’ya giden yollarda köpeği ‘Graf’ ile birlikte yardım dağıtıyor. Vatislav bunu ne kadar devam edebileceğini bilmediğini vurguladığı açıklamasında “Param olunca sigara alırım, olmadığında da içmem. Köpeğim ve ben yeterli miktarda yiyecek alıyoruz. Arabamın yakıtını ise yardım çalışmaları için yapılan bağışlardan alıyorum” dedi. Asıl isteğinin orduya katılmak olduğunu belirtirken Vatislav “Ancak yeni gönüllüleri kabul etmiyorlar” diye ekledi.
Vatislav orduda gönüllü olmak için beklerken, Batı ülkeleri tarafından bağışlanan ilaç, yiyecek ve diğer eşyaları arabasına dolduruyor. Tüm yardım çantaları, alıcı kişinin adını, adresini ve telefon numarasını taşıyor. Vatislav yanında köpeği ile çantaları yardım ihtiyacı olan kişilerin evinin önüne kadar götürüyor. Sonra da gelip yardım çantalarını almaları için onları arıyor.
Harkov Yardım Ofisi yaklaşık 30 gönüllüden oluşuyor. Bazıları aramalara yanıt veriyor bazıları da ihtiyaçları hazırlıyor. En çok macera yaşayanlar ise talepleri sahiplerine ulaştırmak için çalışanlar oluyor.

Metro vagonları yerinden edilenler için eve dönüştürülmüş durumda.  (Şarku’l Avsat)
Sadece bu ofisten yapılan yardımlar, her gün 500 kişiye ulaşıyor. Ofis, 20’den fazla derneği içeren, mümkün olan en büyük miktarda yardımları dağıtmak için koordinasyon içinde çalışan insani yardım kuruluşları ağı kapsamında faaliyet gösteriyor. Söz konusu yerel örgütlerin tamamı, ihtiyaçların genişleyip devlet kurumlarının kapasitesinin aşmasının ardından insani yardım operasyonlarındaki eksikliği kapatmak için yakın zamanda kuruldu.
Aynı ofiste ihtiyaç sahiplerinden gelen talepleri alıp ihtiyaçların karşılanması için çalışan 32 yaşındaki gönüllü Mikhael’a göre gönüllülerin tüm çabalarına rağmen halkın ihtiyaçları her geçen gün daha da artıyor. Mikhael ofisin sağladığı yardımların sivillerle sınırlı olmadığını, askerlere ve askeri gönüllülere ayakkabı, askeri kıyafet ve öldürücü olmayan teçhizatlar sağladığını belirtiyor.
34 yaşındaki Oleks de bir ay önce işi için gittiği Avrupa ziyaretinden Ukrayna’ya döndü. Yurt dışından dönüşünün ilk gününde telefonundan çektiği fotoğrafları gösterirken şu açıklamayı yapıyor:
“24 Şubat sabahı arkadaşımın arabasına bindim. Rusya’nın Ukrayna’yı işgal girişimi başlattığı haberini aldık ama önce şaka gibi geldi. Harkov’a ulaşınca şehrin içinde bombardıman ve çatışma sesleri duyduk. Ancak o zaman işgal girişiminin gerçek olduğuna inandık.”
Oleks, Harkov’de şehir merkezine yakın bir noktada bulunan yardım bürosunun direktörlüğünü üstlenmiş durumda. Ofisin birkaç tane deposu bulunuyor. Bunlardan biri ilaçlara, diğeri de yiyeceklere tahsis edilmiş. Oleks gönüllü ekibini genişletmek için çabalıyor. Savaşın devam etmesinin yanı sıra, nüfusun üçte birinin şehri terk etmeyi reddetmesi, özellikle de insanların parasının tükenmesi ve koşullarının kötüleşmesi ile ihtiyaçlar giderek artıyor. Bunların yanı sıra, dükkanlardan malzeme ve eczanelerden de ilaç alma olanağı kalmadığı için yardıma ihtiyaç duyuluyor.
Olex, İtalya, İspanya, Letonya da dahil olmak üzere birçok Avrupa ülkesinden gelen bir dizi malzemenin ücretsiz olarak dağıtıldığını belirtiyor. Diğer yandan dağıtım süreci yavaşlamış durumda ve yardım sunma imkanlarının genişletilmesi gerekiyor. Aynı zamanda, gönüllü sayısını artırmanın daha fazla hayatı riske atmak anlamına geldiğini söylüyor. “Rus bombardımanı birçok alanı etkiliyor ve gönüllüleri belirli yerlere göndermek veya gönüllüleri depolarda toplamak daha fazla insanı riske atacak. Ama kolay bir çözümümüz yok” diyor. Şehirde, Ukraynalıların önündeki tek seçenek ise zorlu çözümlere başvurmak. 55 yaşındaki Alexander, ailesiyle birlikte bir binanın altındaki ticari bir depoda yaşıyor. Depo halen sıhhi tesisat araçlarıyla dolu ancak bir kısmı ayrılarak banyo ve uyku odalarına dönüştürülmüş. Aile, sokağa çıkma yasağının başladığı saatlerde, 20:00’a yakın geceyi geçirmek için bu donanımsız, rutubetli ve tozlu depoya geliyor.
 “Yaşadığımız binaya ilk top mermisinin düşmesinin ardından buraya geldik. Birçok kişi de bizi takip etti. Sabah sokağa çıkma yasağı bitene kadar hep birlikte akşam yemeği yiyoruz. Geç saatlere kadar oturuyoruz ve aynı yerde uyuyoruz” diyen Alexander son olarak oturduğu deponun bulunduğu yerin, hatta sokak adresinin bile belirtilmemesini istiyor.
Bütün bu zor koşullar, Harkov halkının bu durumun geçici olduğuna ve ülkenin özgürlüğüne geri döneceğine olan güvenini dile getirmesine engel olmuyor. Bölgede kalanlara bu güvenin nedenini sorduğunuzda bazıları “Bu bizim tarihimiz” diyerek yanıt verirken yabancı gözlemcilerin belki de garipseyeceği bir gururla “Kendimize güveniyoruz” diyor.



Amerikan ordusu için üretilen mermiler, Meksika’daki kartellerin eline geçiyor

Meksika hükümeti, Amerikan malı silahların ülkeye kaçak yollardan girişini engellemek isityor (Reuters)
Meksika hükümeti, Amerikan malı silahların ülkeye kaçak yollardan girişini engellemek isityor (Reuters)
TT

Amerikan ordusu için üretilen mermiler, Meksika’daki kartellerin eline geçiyor

Meksika hükümeti, Amerikan malı silahların ülkeye kaçak yollardan girişini engellemek isityor (Reuters)
Meksika hükümeti, Amerikan malı silahların ülkeye kaçak yollardan girişini engellemek isityor (Reuters)

Meksika'da kartellerin kullandığı mermilerin neredeyse yarısının, ABD ordusuna mühimmat üreten fabrikada yapıldığı tespit edildi.

Meksika Savunma Bakanı General Ricardo Trevilla Trejo, salı günkü açıklamasında, 2012'den bu yana yaklaşık 137 bin adet .50 kalibrelik merminin ele geçirildiğini söyledi. 

Uyuşturucu çeteleri tarafından kullanılan bu mermilerin yüzde 47'sinin, ABD'nin Missouri eyaletinde yer alan Lake City Ordu Mühimmat Fabrikası'nda üretildiğini bildirdi.

New York Times'ın haberine göre sözkonusu tesis, Amerikan ordusunda kullanılan tüfekler için mermi üreten en büyük fabrika.

Ayrıca General Trejo, Devlet Başkanı Claudia Sheinbaum'un göreve başladığı Ekim 2024'ten bu yana polislerin ülkede ele geçirdiği 18 bin ateşli silahtan yaklaşık yüzde 80'inin de ABD menşeli olduğunu söyledi. 

Baskınlarda el konan silahlar arasında .50 kalibrelik Barrett tüfekleri, el bombası fırlatıcıları, roketatarlar ve çeşitli kalibredeki makineli tüfekler var.

Meksika'da silah ruhsatları sıkı denetimlere tabi. Silahlar yasal olarak yalnızca Meksika ordusunun işlettiği iki mağazadan satın alınabiliyor. Belirli kalibre ve özelliklere sahip tabancalar ise sadece ordu ve kolluk kuvvetleri tarafından kullanılabiliyor.

Bu önlemlere rağmen Meksika hükümetinin verilerine göre her yıl 200 bin ila 500 bin adet ateşli silah, ABD'den ülkeye kaçak olarak sokuluyor. 

ABD Yüksek Mahkemesi, Meksika hükümetinin Amerikan silah üreticilerine karşı açtığı davayı geçen yıl oybirliğiyle reddetmişti. Kararda, üreticilerin bağımsız perakendecilerin yasadışı satışlarını durdurmamalarının yardım ve yataklık koşullarını karşılamadığı bildirilmişti. 

Diğer yandan mahkemenin açıklamasında, Meksika devletinin şikayetinde savunduğu gibi "silah satışlarının gerçekleştiğine ve üreticilerin bunun farkında olduğuna dair hiçbir şüphe yok" denmişti. 

Meksika hükümeti, Arizona'daki mahkemeye ABD'li 5 silah şirketi hakkında 2022'de bir dava daha açmıştı. Hukuki süreç devam ediyor. 

Cenevre merkezli sivil toplum kuruluşu Uluslararası Organize Suçla Mücadele Küresel Girişimi (GI-TOC) Direktörü Cecilia Farfan Mendez, şunları söylüyor:  

İronik olan, Meksika ve ABD hükümetlerinin aynı şeyi istemesi: Kartellerin yol açtığı ölümleri azaltmak. Ancak suç örgütleri bu kalibredeki tabancalara kolayca erişebildiği sürece ABD, sanki bu şiddetin ortaya çıkmasını destekliyormuş gibi görünüyor.

 Independent Türkçe, New York Times, BBC


İsrail’de Hamas istihbaratı skandalı: Netanyahu hiçbir şey yapmadı

Netanyahu, iki devletli çözüme giden süreci tıkayarak ateşkes görüşmelerini de çıkmaza sokmuştu (Reuters)
Netanyahu, iki devletli çözüme giden süreci tıkayarak ateşkes görüşmelerini de çıkmaza sokmuştu (Reuters)
TT

İsrail’de Hamas istihbaratı skandalı: Netanyahu hiçbir şey yapmadı

Netanyahu, iki devletli çözüme giden süreci tıkayarak ateşkes görüşmelerini de çıkmaza sokmuştu (Reuters)
Netanyahu, iki devletli çözüme giden süreci tıkayarak ateşkes görüşmelerini de çıkmaza sokmuştu (Reuters)

İsrail istihbaratı, Hamas'ın büyük bir saldırı düzenleyeceğine dair bilgileri Başbakan Binyamin Netanyahu'ya 2018'de doğrudan iletmiş.

İsrailli medya kuruluşları Ynet ve Yedioth Ahronoth'un aktardığına göre Hamas, 2018-2022'de İsrail'in güneyindeki askeri üsler ve sivil yerleşimlere karşı koordineli bir saldırı planlamış. 

İstihbarat yetkililerinin "Eriha Duvarı" adını verdiği kapsamlı harekat planının, Hamas'ın 7 Ekim 2023'te düzenlediği Aksa Tufanı saldırısını özetler nitelikte olduğu aktarılıyor. 

New York Times, "Eriha Duvarı" kod adlı 40 sayfalık belgenin, İsrailli yetkililerle paylaşıldığını 2023'teki haberinde bildirmişti. Askeri ve istihbarat yetkililerinin, 2022'de haberdar olduğu planı "hayal ürünü" diye niteleyip gerçekleşmesini çok zor bularak dikkate almadığı öne sürülmüştü. 

Ancak İsrail medyasındaki yeni haberlerde, Başbakan Netanyahu'nun 2018'de planla ilgili birden fazla kez doğrudan bilgilendirildiği ortaya kondu. 

Adlarının paylaşılmaması koşuluyla konuşan yetkililer, "Hamas'ın askeri kanadı, topraklarımızın derinliklerine yönelik geniş çaplı bir saldırı için güç mü topluyor?" alt başlıklı istihbarat raporunun, doğrudan Netanyahu'nun masasına bırakıldığını söylüyor. 

Diğer yandan İsrail Başbakanlık Ofisi, ordunun 7 Ekim'deki başarısızlığına ilişkin devam eden soruşturmada, Hamas'ın saldırı planladığına dair önceden bilgi sahibi olunmadığını iddia etmişti. Ofisin, İsrail Kamu Denetçisi Matanyahu Englman'a gönderdiği açıklamada, "Eriha Duvarı" belgesinin Netanyahu'ya hiç sunulmadığı öne sürülmüştü. 

İsrail İstihbarat Kolordusu'na bağlı Birim 8200'den bazı analistlerin de Hamas'ın saldırı hazırlıklarına dair bilgileri 2018'de orduyla paylaştığı 2023'te ortaya çıkmıştı.  

Kaynaklar, bu planların iç güvenlik teşkilatı Şin Bet tarafından incelendikten sonra doğrudan Netanyahu'ya iletildiğini de savunuyor. 

2022 ve 2023'te "Eriha Duvarı" dosyasının yeni istihbarat bilgileriyle güncellendiği fakat bunların doğrudan Netanyahu'ya ulaşmadığı belirtiliyor. İsrail ordusu ve istihbarat kurumları, Gazze Savaşı'nın fitilini ateşleyen 7 Ekim saldırılarına tüm uyarılara rağmen hazırlıksız yakalandığı gerekçesiyle eleştirilmişti.

Başbakan Netanyahu'ya sunulan istihbaratlarla ilgili bilgi sahibi kaynaklardan biri şunları söylüyor: 

Ordu komutanları parçaları birleştirmekte başarısız olsa bile başbakanın görevi, Hamas'ın hedefleri hakkında yanıt talep etmektir. Netanyahu ise hiçbir şey yapmadı.

Independent Türkçe, Haaretz, Times of Israel, Ynet 


Trump, Netanyahu’ya İran’la müzakereleri sürdürme mesajı verdi

 İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun ofisi tarafından yayımlanan, bugün Beyaz Saray’da ABD Başkanı Donald Trump ile gerçekleştirdiği görüşmeye ait fotoğraf.
İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun ofisi tarafından yayımlanan, bugün Beyaz Saray’da ABD Başkanı Donald Trump ile gerçekleştirdiği görüşmeye ait fotoğraf.
TT

Trump, Netanyahu’ya İran’la müzakereleri sürdürme mesajı verdi

 İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun ofisi tarafından yayımlanan, bugün Beyaz Saray’da ABD Başkanı Donald Trump ile gerçekleştirdiği görüşmeye ait fotoğraf.
İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun ofisi tarafından yayımlanan, bugün Beyaz Saray’da ABD Başkanı Donald Trump ile gerçekleştirdiği görüşmeye ait fotoğraf.

ABD Başkanı Donald Trump, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu ile gerçekleştirdiği görüşmede nihai bir anlaşmaya varılmadığını, ancak İran’la müzakerelerin sürdürülmesi konusunda ısrarcı olduğunu belirtti.

Trump, Beyaz Saray’da üç saati aşk süren görüşmeyi “son derece verimli” olarak nitelendirerek, ABD ile İsrail arasındaki mükemmel ilişkilerin devam ettiğini vurguladı.

Toplantıda, İran’la yeni bir nükleer anlaşmaya varma ihtimali ele alındı. Trump, müzakerelerin başarıya ulaşmasının tercih ettiği seçenek olduğunu ve bu tutumunu Netanyahu’ya ilettiğini söyledi. Anlaşma sağlanamaması halinde ise “işlerin nereye varacağını göreceğiz” dedi. Trump, İran’ın geçmişte bir anlaşmayı reddettiğini ve bunun “gece yarısı çekici” olarak nitelendirdiği bir darbeyle sonuçlandığını hatırlatarak, Tahran’ın bu kez “daha rasyonel ve sorumlu” davranmasını umduğunu ifade etti.

cd
İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun resmi internet sitesinde yayımlanan, bugün Beyaz Saray’da ABD Başkanı Donald Trump ile gerçekleştirdiği görüşmeden bir fotoğraf.

Trump ayrıca Gazze ve genel olarak bölgede “büyük ilerleme” kaydedildiğini savunarak, “Ortadoğu’da barışın fiilen hüküm sürdüğünü” dile getirdi.

Görüşmeye ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio, Savunma Bakanı Pete Hegseth ile özel temsilciler Steve Witkoff ve Jared Kushner katıldı.

Netanyahu’nun Washington ziyareti, İsrail basını tarafından İran’a karşı stratejik koordinasyon açısından kritik olarak değerlendirildi. Görüşmelerde İran’ın nükleer programının geleceği ve diplomatik sürecin başarısızlığa uğraması halinde İsrail’in askeri hareket serbestisine ilişkin güvenceler öne çıktı.

Netanyahu’nun, müzakerelerin yalnızca nükleer programla sınırlı kalmaması; İran’ın balistik füze programı ve bölgedeki vekil güçlere verdiği desteğin de kapsama alınması için Trump yönetimine baskı yaptığı aktarıldı. ABD’nin diplomatik sürece şans tanıma konusundaki ısrarına karşın Netanyahu’nun, olası bir anlaşma durumunda dahi İsrail’in İran’a karşı “hareket özgürlüğünü” koruması gerektiğini savunduğu belirtildi.

ghyju
Tahran’da devrimin 47. yıl dönümü kutlamaları kapsamında sergilenen bir füzenin yanında konuşan iki din adamı (New York Times)

Görüşmede Gazze dosyası da ele alındı. Taraflar, İsrail’in resmen katıldığı “Barış Konseyi” çerçevesinde Gazze’nin yeniden imarına yönelik planın ikinci aşamasındaki ilerlemeyi değerlendirdi.

Beyaz Saray yetkilileri, görüşmenin Trump ile Netanyahu arasında yakın bir uyum sergilediğini ve İran’ın nükleer silah edinmesinin engellenmesi konusunda ortak vizyon bulunduğunu belirtti. Ancak analistler, iki liderin önceliklerinde farklılıklar olabileceğine dikkat çekti. Trump’ın siyasi kazanım olarak sunabileceği hızlı bir diplomatik anlaşmaya eğilimli olduğu; Netanyahu’nun ise İran’a kısmi tavizler içeren bir mutabakata karşı daha katı şartlar talep ettiği ve askeri seçeneğin masada kalmasında ısrar ettiği ifade edildi.

Netanyahu, görüşmenin ardından Beyaz Saray’dan ayrıldı. Sabah saatlerinde Dışişleri Bakanı Rubio ve ABD’nin İsrail Büyükelçisi Mike Huckabee ile Blair House’ta bir araya gelen Netanyahu, ayrıca Trump’ın özel temsilcisi Steve Witkoff ve Jared Kushner ile de temaslarda bulundu. İsrail’in Washington Büyükelçisi Michael Leiter, görüşmelerde “önemli jeostratejik gelişmelerin” ele alındığını açıkladı.

ABD Dışişleri Bakanlığı, söz konusu temasların siyasi ve güvenlik koordinasyonu çerçevesinde gerçekleştirildiğini bildirdi.

Trump, salı günü yaptığı açıklamada anlaşma sağlanmaması halinde İran’a karşı sert adımlar atılabileceğini söylemişti. Axios’a konuşan Trump, Tahran’ın “bir anlaşma yapmak için güçlü istek duyduğunu” savunarak, İran’ın nükleer silah ya da füze sahibi olmasına izin verilmeyeceğini ifade etti. İsrail’in müzakere sürecini sekteye uğratacak adımlar atmasını istemediğini de sözlerine ekledi.

ABD Başkan Yardımcısı JD Vance de anlaşma sağlanamaması halinde “başka bir seçeneğin” masada olduğunu belirterek, Trump’ın tüm seçenekleri açık tuttuğunu söyledi. Vance, Washington’un önceliğinin İran’ın nükleer silah edinmesini engellemek olduğunu, rejim değişikliğinin ise İran halkının vereceği bir karar olduğunu kaydetti.

New York Times, ABD’nin İran’la yürüttüğü dolaylı müzakerelerde ilerleme sağlanmasının zor olduğuna işaret ederken; İsrail’in taleplerinin Washington’da yankı bulduğunu, ancak Tahran’ın balistik füze programı ve bölgesel vekil unsurlar konusunu müzakere kapsamına almaya yanaşmadığını yazdı.

Şarku’l Avsat’ın Wall Street Journal’den aktardığı analize göre ABD yönetiminin İran’a baskıyı artırmak amacıyla İran petrolü taşıyan tankerlerin müsaderesini değerlendiriyor. Ancak böyle bir adımın Hürmüz Boğazı’nda seyrüsefer güvenliğini tehdit edebileceği ve küresel enerji piyasalarında dalgalanmaya yol açabileceği uyarıları yapılıyor.

Gazete, ABD Hazine Bakanlığı’nın bu yıl 20’den fazla İran petrol tankerine yaptırım uyguladığını ve Beyaz Saray’ın olası müsadereler için hukuki zemin hazırlığı yaptığını aktardı. ABD’li bir yetkili, Trump’ın diplomatik yolu tercih ettiğini ancak görüşmelerin çökmesi halinde alternatif seçeneklerin hazır tutulduğunu söyledi.

ABD Ulaştırma Bakanlığı ise Hürmüz Boğazı ve Umman Körfezi’nde ticari gemilere yönelik potansiyel tehditlere karşı uyarıda bulundu.