Batı, Brüksel’de küresel vizyonunu sergiledi

Brüksel’deki NATO Olağanüstü Liderler Zirvesi’nden bir kare. (AFP)
Brüksel’deki NATO Olağanüstü Liderler Zirvesi’nden bir kare. (AFP)
TT

Batı, Brüksel’de küresel vizyonunu sergiledi

Brüksel’deki NATO Olağanüstü Liderler Zirvesi’nden bir kare. (AFP)
Brüksel’deki NATO Olağanüstü Liderler Zirvesi’nden bir kare. (AFP)

Brüksel, Avrupa kurumlarının başkenti haline geldiğinden beri, son iki günde tanık olduğu kadar üst düzey bir siyasi, güvenlik ve diplomatik seferberliğe tanık olmamıştı. Brüksel, Rusya’nın açtığı savaşla yüzleşmek için Batı’nın yeni vizyonunun sahnelediği büyük bir tiyatroya dönüştü. Bu devasa toplantının, Avrupa ve ABD’nin onlarca yıldır gerçekleştirmek istediği ‘küresel sistemin’ yol haritasının belirlenmesi için bir başlangıç olduğu yorumları yapıldı.  
Rusya-Ukrayna savaşının ele alındığı NATO Olağanüstü Liderler Zirvesi, G7 ve AB Liderler Zirve’si Belçika’nın başkenti Brüksel’de gerçekleştirildi. NATO Zirvesi’nin birinci gününde, Rusya’ya uygulanacak yaptırımlar ele alındı ve Rusya’nın konvansiyonel olmayan silahlar kullanarak savaşı tırmandırması durumunda ne gibi tedbirler alınacağı tartışıldı.  
Zirvenin ikinci gününde ABD Başkanı Joe Biden, Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen ile görüştü. Görüşmenin odağında Rus ekonomisi üzerinde baskının arttırılması ve Moskova’nın para kaynaklarının kurutulması bulunmaktaydı. Biden, Ursula von der Leyen ile bu yıl Avrupa’ya 15 milyar metreküp sıvılaştırılmış doğalgaz (LNG) tedarik etme konusunda anlaştıklarını açıkladı. ABD, Avrupa’ya 2030 yılına kadar da her yıl yaklaşık 50 milyar metreküp LNG sağlamayı taahhüt etti. Rus doğalgazına bağımlılığın azaltılması için çalışmak üzere ABD-AB ortak çalışma grubu oluşturuldu. Biden, Ursula von der Leyen ile ortak açıklama yayımladı. Açıklamada, Rusya'nın Ukrayna'ya karşı yürüttüğü "gayrimeşru ve sebepsiz" savaş kınandı. AB ve ABD'nin Ukrayna'nın egemenliğini ve toprak bütünlüğünü desteklediği kaydedildi. Demokrasi, insan hakları, küresel barış, istikrar ve kurallara dayalı uluslararası düzene dikkat çekildi. Haksız eylemleri nedeniyle Rusya'ya ağır bedel ödetmek için eş güdümlü çabaların sürdürüldüğü belirtildi. 
Açıklamada, ABD ve AB'nin benzer düşünen ortaklarla birlikte yaptırımları güçlendirdiği ve uyumlu hale getirdiğine işaret edilerek, yaptırımlardan kaçınmaya yönelik yapılacakları koordine etmenin önemi vurgulandı. Söz konusu yaptırımların savaşın sorumlularından hesap sormayı hedeflediği ve saldırılar durana kadar süreceği ifade edilerek, Rusya'nın savaşı finanse etmesini önlemek amacıyla ABD ve AB'nin ortak çalışma yürüttüğü ifade edildi.  
Batılı müttefikler, Rus kuvvetlerinin Ukrayna'yı işgal girişiminin ardından Moskova'ya peş peşe ekonomik ve mali yaptırım paketleri uygulamaya başladığından beri, Avrupa Birliği ülkeleri, Washington'un belirlediği tekliflere uyumlu bir şekilde yanıt veriyor. ABD, çoğu Avrupa ülkesinin en önemli ticari partnerlerinden olan Rusya’ya uyguladığı yaptırımların, Avrupalı müttefikleri üzerindeki etkisini en aza indirmek yönünde hassasiyet gösteriyor.  
Putin'in yakın çevresinin küresel finans sisteminde tecrit edilmesi ve Rus ordusunun Ukrayna’da sert bir direnişle karşılaşmasının ardından, Çin’in Rusya’ya yardımda istekli olmadığının anlaşılmasıyla birlikte, Washington Rus ekonomisine ölümcül bir darbe vurmak için harekete geçti.  
Bilindiği üzere Rusya’nın savaş makinesini, Avrupa’ya ihraç ettiği petrol, doğalgaz ve kömürden elde ettiği gelirler finanse ediyor. Washington tam da bu alanlara odaklanmış durumda. Batılı analistler, Rusya Merkez Bankası'nın Batı bankalarındaki döviz rezervlerinin dondurulması ve rublenin değerinin düşmesine yol açan tedbirler gibi en acı verici yaptırımların, Rusya’nın Avrupa’ya enerji ihracatının devam etmesi durumunda yeterli etkiyi göstermeyeceğini savunuyor. Nitekim Rusya’nın Avrupa’ya enerji ihracatı aylık 18 milyar dolar gelir elde etmesine imkan sağlıyor.
Biden, AB Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen’e hitaben;
‘’Sayın başkan, Rus gazından vazgeçmenin Avrupa için maliyetli olduğunu biliyorum. Ancak bu adım sadece etik açıdan doğru olmakla kalmayacak, bize daha güçlü bir stratejik konum sağlayacaktır.’’ dedi. Ursula von der Leyen ise, Avrupa Birliği'nin bu yılın sonuna kadar Rus gazına olan bağımlılığını üçte iki oranında azaltmak için çalıştığını, şu anda alternatif kaynaklar sağlamak için Norveç, Katar ve Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) ile müzakerelerde bulunduğunu söyledi. Almanya Ekonomi Bakanı ise Rusya'dan yapılan petrol ithalatının bu yıl bitmeden yarıya indirileceğini, ancak doğal gazda bu kısıtlamanın 2024'ün sonlarına kadar uzayabileceğini belirtti. Almanya'nın petrol ithalatının yüzde 54’ünü Rusya’dan yaptığını hatırlatmakta fayda var. ABD’nin Rus gazı yerine kendi gazını önermesi Avrupa Birliği içinde görüş ayrılıklarının belirginleşmesine neden oldu. Bazı Avrupa ülkelerinin, Rusya’dan ithalatı kesmenin Moskova ile olan ilişkilerin tamamen kopması anlamına geleceğini bildiklerinden tereddüt yaşamaktalar. Mevcut krizde tek koruyucuları olan Washington’un arzularına yanıt vermekle Rusya ile ilişkilerini tamamen koparmanın riskleri arasında kararsız durumdalar. Nitekim Rusya ile düşman olmaları, ABD’ye daha fazla bağımlı olmaları anlamına geliyor ve bu durum Avrupa Birliği’nin bağımsızlığını zedeliyor. Burada şunu belirtmekte fayda var, ABD halihazırda Avrupa’nın sıvılaştırılmış doğalgaz (LNG) ihtiyacının yüzde 44’ünü karşılıyor. Bu oranlara eski ABD Başkanı Donald Trump döneminde ulaşılabilmişti. Daha önceleri yıllık 3 milyar metreküp olan oran, geçen yıl 22 milyar metreküpe yükselmişti. Ancak LNG toplam doğalgaz ihtiyacının sadece yüzde 18’ine tekabül ediyor. Yani Rus gazı Avrupa’nın toplam ihtiyacının yüzde 45,6’sını karşılarken, ABD’nin payı yüzde 6,6’yla sınırlı durumda.  
NATO Zirvesi’nde konuşan Biden, “’Sadece NATO, Avrupa Birliği ve G-7 değil, tüm Avrupa’nın birlik olması, ülkemin savaş suçlusu olarak gördüğü bu adamı durdurmak için yapabileceğimiz en önemli şeydir” dedi. Biden Ukrayna’daki savaş nedeniyle 10 milyon kişinin mülteci durumuna düşebileceğini, ülkesinin 100 bin mülteciyi ağırlamaya hazır olduğunu belirtti. Zirveden sonra da açıklamalarda bulunan Biden, "Bugün, Rusya’nın Ukrayna’yı vahşice işgal eden katliamına başlamasından bu yana NATO ve Avrupalı müttefiklerimiz arasında üç önemli konuda mutlak bir fikir birliğine sahip olduk. Birincisi, Ukrayna’yı askeri ve insani yardımla desteklemek. İkincisi, Putin’in ekonomisini felç etmek ve eylemlerinden dolayı onu cezalandırmak için şimdiye kadarki en büyük ekonomik yaptırım rejimini uygulamak ve üçüncüsü, NATO müttefiklerimizin doğu kanadını güçlendirmek. Bunların üçünü de gerçekleştirdik. Bugün, bu çabaları sürdürmeye ve onları güçlendirmeye kararlıyız" diye konuştu. 
Zirve sürerken liderler ortak bildiri yayınladı. NATO bildirisinde şu ifadelere yer verildi;
"Rusya'nın Ukrayna’ya saldırısı küresel güvenliği tehdit etmektedir. Çin, Rusya'nın savaşına herhangi bir şekilde destek olmaktan kaçınmalıdır. Putin, Ukrayna'daki askerlerini çekip savaşı sonlandırmalı. İttifakın her karış toprağını savunmayı sürdüreceğiz. Rusya'nın sivillere yönelik saldırılarını şiddetle kınıyoruz." 
Washington şimdiye kadar Avrupalı müttefiklerinin Moskova'ya yönelik yaptırımlarda kendisine eşlik etmesini başardı. Ancak Avrupa Birliği şu anda yaptırımları daha da ileri götürmek noktasında gönülsüz davranıyor. Kremlin’in kasasına her gün 750 milyon doların girmesini sağlayan enerji ihracatı dışında yaptırım yapılacak bir alan kalmış değil. Avrupa Birliği, tükettiği gazın yüzde 90'ını ithal ediyor. Avrupa Birliği’nin Rusya’dan doğalgaz ithalatı yüzde 40’ın üzerinde, ithal ettiği petrolün yüzde 27’si de Rusya’dan geliyor. Rusya ayrıca Avrupa Birliği’nin kömür ihtiyacının neredeyse tümünü karşılıyor.  
Rusya’ya komşu Avrupa Birliği üyeleri, tüm olumsuz etkilerine rağmen enerji ithalatını kısıtlayan yaptırımlara sıcak baksa da Almanya, Hollanda ve İtalya gibi ülkeler, üretimi ciddi anlamda aksatacak böylesi bir adımın AB için felaketle sonuçlanacağını düşünüyor. Dolayısıyla Avrupa Birliği’nde hâkim olan anlayış, Moskova’ya şu an uygulanan sert yaptırımlarla yetinilmesi yönünde.  
Ukrayna lideri Vladimir Zelenskiy, olağanüstü toplanan NATO zirvesinde konuşma yaptı. Zelenskiy, Ukrayna'nın Rus işgalcilere karşı savaş uçağı, tank, daha iyi hava savunma sistemleri ve gemi savar silahlarına ihtiyaç duyduğunu söyledi. Zlenskiy, Ukrayna’ya destek veren ülkelere tek tek teşekkür ederken, Almanya’nın desteğinin biraz yavaş olduğunu belirtti. Macaristan Başbakanı Viktor Orban’a doğudan hitap eden Zelenskiy, “Bu sefer tamamen açık konuşmak istiyorum. Macaristan egemen bir ülke ve kimin tarafında olacağına karar vermesi gerekiyor. Budapeşte'yi iyi tanırım ve defalarca ziyaret ettim, tarihinde uğradığı şiddeti ve toplu katliamları biliyorum. Bak Viktor, Mariupol'da neler olduğunu biliyor musunuz? Rusya'nın yaptığı budur ve bugün dünyada tekrarlanabilir” ifadelerini kullandı.  



Rusya ve NATO “gri bölge” savaşında

Polis, Dublin–Varşova güzergâhındaki demiryolu hattının bir bölümünün patlayıcılarla tahrip edildiği olay yerinde inceleme yapıyor. (EPA)
Polis, Dublin–Varşova güzergâhındaki demiryolu hattının bir bölümünün patlayıcılarla tahrip edildiği olay yerinde inceleme yapıyor. (EPA)
TT

Rusya ve NATO “gri bölge” savaşında

Polis, Dublin–Varşova güzergâhındaki demiryolu hattının bir bölümünün patlayıcılarla tahrip edildiği olay yerinde inceleme yapıyor. (EPA)
Polis, Dublin–Varşova güzergâhındaki demiryolu hattının bir bölümünün patlayıcılarla tahrip edildiği olay yerinde inceleme yapıyor. (EPA)

Rusya ile Kuzey Atlantik Antlaşması Örgütü (NATO) arasındaki mücadele, Ukrayna’daki savaş alanlarının ve geleneksel askeri caydırıcılık dengelerinin ötesine geçti. Varşova’da bir ABD vatandaşına yönelik olduğu öne sürülen Rus suikast planının engellenmesi, Moskova’nın Starlink’e rakip bir uydu ağı kurma çalışmalarını hızlandırması ve Batı’nın Rusya’yı Avrupa genelinde sabotaj eylemleri ve siber saldırılar düzenlemekle suçlamasının artması, doğrudan savaş eşiğinin altında yürütülen çok boyutlu mücadelenin safhaları olarak öne çıkıyor.

Polonya güvenlik güçleri, 30 Temmuz’da Lublin yakınlarında bir tarlaya düşen mühimmatın bulunduğu bölgede inceleme yapıyor. (Reuters)
Polonya güvenlik güçleri, 30 Temmuz’da Lublin yakınlarında bir tarlaya düşen mühimmatın bulunduğu bölgede inceleme yapıyor. (Reuters)

Bu gelişmeler, asıl tehlikenin tek olaydan ziyade, kaynağı ve niyeti kısa sürede ortaya konulması zor olan operasyonların birikmesinden kaynaklandığını gösteriyor. Bu durum NATO’yu sürekli bir sınamayla karşı karşıya bırakıyor: Moskova’yı, muğlak operasyonu veya bilinçli bir provokasyonu açık çatışmaya dönüştürmeden nasıl caydırabilir?

Suikast sınırları aşıyor

Polonya Başbakanı Donald Tusk, ülkesinin güvenlik birimlerinin Varşova’da Ukrayna asıllı bir ABD vatandaşına yönelik Rusya bağlantılı bir suikast planını engellediğini açıkladı. Tusk, hedef alınan kişinin Putin rejimini “rahatsız eden” biri olduğunu belirtti.

Polonya makamları, ABD istihbaratıyla yürütülen ortak operasyonun ardından 7 Ağustos’ta, Rus istihbarat servisleri tarafından işe alındığından şüphelenilen bir Rus vatandaşını gözaltına aldı. Varşova, hedef alınan kişinin kimliğini veya faaliyetlerinin niteliğini açıklamadı. Ancak müdahalenin operasyonun gerçekleştirilmesinden hemen önceki son aşamada yapıldığını ifade etti.

Polonya’da 18 Aralık 2025’te Entegre Muharebe Komuta Sistemi’nin (IBCS) faaliyete hazır olduğunun duyurulması sırasında Patriot füze sistemleri. (Reuters)
Polonya’da 18 Aralık 2025’te Entegre Muharebe Komuta Sistemi’nin (IBCS) faaliyete hazır olduğunun duyurulması sırasında Patriot füze sistemleri. (Reuters)

Tusk, olayı Polonya’nın suçlamalarının doğru olması halinde Rusya’nın başka NATO üyesi ülkede bir ABD vatandaşını öldürmeye yönelik ilk girişimi olarak nitelendirdi. Bu durum, NATO’nun kolektif savunmayı düzenleyen 5. maddesinin otomatik olarak devreye gireceği anlamına gelmiyor. Ancak hedefin ittifakın lider ülkesi olan ABD vatandaşı olması ve eylemin NATO’nun doğu kanadının temel ülkelerinden Polonya’da gerçekleştirilmesinin planlanması, iddia edilen Rus suikast operasyonlarını daha hassas bir duruma sokuyor.

Polonya Başbakanı Donald Tusk, Ukrayna Cumhurbaşkanı ile birlikte. (Reuters)
Polonya Başbakanı Donald Tusk, Ukrayna Cumhurbaşkanı ile birlikte. (Reuters)

Varşova, olayı demiryolu hatlarına yönelik sabotajlar, siber saldırılar, kundaklamalar ve Rus devletine doğrudan bağlanması zor operasyonlarda suç şebekelerinin kullanılmasını kapsayan daha geniş bir çerçevede değerlendiriyor.

Şarku’l Avsat’ın AP’den aktardığına göre üç Batılı istihbarat yetkilisi yaptıkları açıklamada, Kremlin karşıtları ve Ukrayna destekçilerine yönelik tasfiye girişimlerinin 2022’deki geniş çaplı işgalden beri Avrupa’da arttığını belirtti. Moskova ise kamuoyuna açık istihbarat kanıtlarının yetersizliği ve operasyonların kaynaklarını ve yöntemlerini açığa çıkarmanın güç olması nedeniyle bu tür eylemlerdeki sorumluluğu genellikle reddediyor.

Elon Musk’ın Starlink hizmetine ait bir reklam, SpaceX’in halka arzının ardından New York’taki Times Square’deki bir ekranda görülüyor. (AFP)
Elon Musk’ın Starlink hizmetine ait bir reklam, SpaceX’in halka arzının ardından New York’taki Times Square’deki bir ekranda görülüyor. (AFP)

Mücadele yörüngeye taşınıyor

Daha uzun vadeli bir diğer meydan okuma ise Rusya’nın Starlink’e egemen bir alternatif olarak geliştirdiği “Rasvet” (Şafak) adlı uydu ağı.

Reuters’ın haberine göre Ukrayna Askerî İstihbarat Başkan Yardımcısı Tümgeneral Vadim Skibitski, Moskova’nın bu ağdaki uyduları planlanandan “çok daha hızlı” bir şekilde fırlatmaya başladığını söyledi.

Mart ayında 16 uydudan oluşan bir grup fırlatıldı; bunu temmuz ayında bir başka fırlatma izledi. Ukraynalı bir yetkili, ağ kapsamında yörüngede bulunan araçların sayısını yaklaşık 40 olarak tahmin etti. Ancak fiilen çalışan uydu sayısının bunun altında olduğu değerlendiriliyor.

Polonya Başbakanı Donald Tusk ve Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen, Ukrayna konulu Gdansk Zirvesi’ne katılmak üzere birlikte gidiyor. (Arşiv-Reuters)
Polonya Başbakanı Donald Tusk ve Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen, Ukrayna konulu Gdansk Zirvesi’ne katılmak üzere birlikte gidiyor. (Arşiv-Reuters)

Rusya, 2027 yılına kadar 292 uyduya, 2035’e kadar ise 924 uyduya ulaşmayı planlıyor. Ağ şu anda uydular Ukrayna üzerinden geçerken yalnızca kesintili iletişim sağlayabiliyor. Ancak ileride uzun mesafelerde insansız hava araçlarının doğrudan kontrol edilmesine, bunların anlık olarak yönlendirilmesine ve karadaki saldırıya açık altyapıya daha az bağımlı, daha güvenli askeri iletişim sağlanmasına imkân tanıyabilir.

Projenin önemi, Kiev’in Rus güçlerinin gri piyasadan elde ettiği Starlink terminallerini devre dışı bırakması konusunda SpaceX’i ikna etmesinin ardından daha da arttı.

Polonya Cumhurbaşkanı Karol Nawrocki ve Ukrayna Cumhurbaşkanı Volodimir Zelenskiy, Zelenskiy’nin Varşova’ya gerçekleştirdiği ziyaret sırasında. (AP)
Polonya Cumhurbaşkanı Karol Nawrocki ve Ukrayna Cumhurbaşkanı Volodimir Zelenskiy, Zelenskiy’nin Varşova’ya gerçekleştirdiği ziyaret sırasında. (AP)

Moskova’nın çıkardığı ders açık: Komuta ve kontrol kapasitesi, kritik anda devre dışı bırakabilecek yabancı şirkete ait bir hizmete dayandırılamaz. Bu nedenle Rasvet yalnızca ticari bir proje değil, Rusya’nın operasyonlarını Batı’nın siyasi ve teknolojik kararlarına karşı daha dayanıklı hâle getirme girişimi olarak görülüyor.

Bununla birlikte, Rusya’nın hedefleri; büyük ölçekli fırlatma ihtiyaçları, yaptırımlar ve bazı gelişmiş bileşenlerdeki eksiklikler nedeniyle oldukça iddialı. Dolayısıyla Rasvet giderek büyüyen bir tehdit oluştursa da şu aşamada Starlink’in tam anlamıyla yerini alabilmiş değil.

Lockheed Martin tarafından üretilen geliştirilmiş Patriot PAC-3 MSE füzesinin modeli. (Reuters)
Lockheed Martin tarafından üretilen geliştirilmiş Patriot PAC-3 MSE füzesinin modeli. (Reuters)

ABD Savaş Bakanlığı Politikalardan Sorumlu Müsteşar Yardımcısı Elbridge Colby, Pentagon’un nükleer stratejiyi gözden geçirdiğini ve başkana Rusya veya Çin’le yaşanabilecek bölgesel bir çatışmada taktik nükleer silahların kullanımına ilişkin daha geniş seçenekler sunulmasını değerlendirdiğini açıkladı.

Ancak NATO’nun acil sınavı nükleer düzeyin altında kalıyor: İHA’ları düşük maliyetle etkisiz hâle getirecek yöntemler geliştirmek, bunların kaynağını daha hızlı belirlemek, karşılık verme kurallarını ortaklaştırmak ve havaalanları ile enerji ve iletişim ağlarını korumak.

Moskova baskı aracı olarak belirsizliğe bel bağladığı ve NATO da doğrudan çatışmaya yol açmayacak bir caydırıcılık arayışını devam ettirdiği sürece, “gri bölge savaşı” iki taraf arasındaki çatışmanın en tehlikeli biçimi olmaya aday. Resmen ilan edilmeyen bu savaş, her an kontrol altına alınması zor bir krize yol açabilir.


Amerikan üssüne yönelik operasyon sonrasında kaybolan üç İranlı pilot Katar'da tutuluyor

Doha'nın güneyindeki El Udeyd ABD hava üssünün görüntüsü (Arşiv- AFP)
Doha'nın güneyindeki El Udeyd ABD hava üssünün görüntüsü (Arşiv- AFP)
TT

Amerikan üssüne yönelik operasyon sonrasında kaybolan üç İranlı pilot Katar'da tutuluyor

Doha'nın güneyindeki El Udeyd ABD hava üssünün görüntüsü (Arşiv- AFP)
Doha'nın güneyindeki El Udeyd ABD hava üssünün görüntüsü (Arşiv- AFP)

İran Genelkurmay Başkanlığı, yarı resmî Fars Haber Ajansı tarafından bugün yayımlanan açıklamasında, Katar’ın elinde bulunduğunu öne sürdüğü üç İranlı pilotun serbest bırakılmasının sağlanması için Uluslararası Kızılhaç Komitesi’nden yardım talep ettiğini duyurdu.

Genelkurmay Başkanlığı, pilotların mart ayında İran’ın Katar’daki “düşman askeri üssü” olarak nitelendirdiği hedefe yönelik operasyon sırasında uçaklarının vurulmasının ardından alıkonulduğunu belirtti. Şarku’l Avsat’ın Reuters’ten aktardığı habere göre İran tarafı, pilotların Katar tarafından tutulduğunu iddia ediyor.

İran Ordusu Hava Kuvvetleri Komutan Yardımcısı Mesud Caferi ise geçen hafta İran’ın ISNA haber ajansına yaptığı açıklamada, Katar’daki El Udeyd Üssü’ne düzenlenen saldırının ardından, cenazesi İran’a getirilen Mecid Kazımi dışında operasyona katılan diğer üç pilotun akıbetinin netlik kazanmadığını söylemişti.

Caferi, söz konusu operasyonun, THAAD ve Patriot hava savunma sistemlerinin yanı sıra ABD ve Katar’a ait hava devriyelerinin bulunduğu bir ortamda, iki adet Su-24 savaş uçağıyla gerçekleştirildiğini belirtti. Pilotların Körfez üzerinde son derece alçak irtifada uçtuğunu belirtti.

Hava Kuvvetleri Komutan Yardımcısı ayrıca İranlı pilotların operasyonu GPS kullanmadan, aldıkları eğitim ve sahip oldukları yerli imkân ve kabiliyetlere dayanarak gerçekleştirdiğini ifade etti.


ABD'nin uçak gemisindeki kriz nasıl başladı?

Trump, USS Abraham Lincoln'ın 9 aylık görev süresinin "yeterince uzun bile olmadığını" söylemişti (Reuters)
Trump, USS Abraham Lincoln'ın 9 aylık görev süresinin "yeterince uzun bile olmadığını" söylemişti (Reuters)
TT

ABD'nin uçak gemisindeki kriz nasıl başladı?

Trump, USS Abraham Lincoln'ın 9 aylık görev süresinin "yeterince uzun bile olmadığını" söylemişti (Reuters)
Trump, USS Abraham Lincoln'ın 9 aylık görev süresinin "yeterince uzun bile olmadığını" söylemişti (Reuters)

ABD'nin İran savaşında kullandığı USS Abraham Lincoln uçak gemisiyle ilgili lojistik sorunlar çatışmanın ilk günlerinde başlamış.

New York Times'ın aktardığına göre gemiyle ilgili ikmal sorunları, İran'ın 28 Şubat'ta Bahreyn'deki ABD üssüne düzenlediği füze ve drone saldırılarının ardından ortaya çıktı.

Tahran yönetimi, bu operasyonu ABD'yle İsrail'in aynı gün savaşı başlattığı saldırılara misilleme olarak yapmıştı.

Haberde, saldırıda ağır hasar gören Bahreyn Deniz Kuvvetleri Destek Üssü'nün ABD donanması için önemli bir lojistik merkez olduğu vurgulanıyor.

Bunun ardından Pentagon, Hint Okyanusu'ndaki Diego Garcia adasında yer alan ABD üssünü yeni ikmal ve lojistik merkezi olarak belirlemiş. Ancak Britanya Denizaşırı Toprağı olan adadaki üssün, bu konuda yetersiz kaldığı ifade ediliyor.

Ayrıca İran, adadaki üsse 20 Mart'ta füze saldırısı düzenlemişti. Füzelerden biri Hint Okyanusu'na düşmüş, diğeriyse Amerikan savaş gemisi tarafından havada vurulmuştu.

Yaklaşık 9 aydır karaya yanaşmayan USS Abraham Lincoln'da görev yapan askerlerin ruh sağlığına ve gemideki yaşam koşullarına ilişkin haberler de ABD kamuoyunda tartışma yarattı.

CNN, 13 Ağustos'taki haberinde iki denizcinin gemiden atlayarak intihar etmeye kalkıştığını öne sürmüştü.

Uzatılan görev süresi boyunca mürettebatın temel malzeme eksikliği, hijyen sorunları, posta dağıtımında aksamalar ve ciddi gıda kısıtlamalarıyla karşı karşıya kaldığı iddia edilmişti.

Savunma Bakanı Hegseth ise iddiaları reddederek uçak gemisindeki koşullara ilişkin haberleri "çarpıtma" diye nitelemişti. ABD Senatosu'nun Demokrat Azınlık Lideri Chuck Schumer ise gemideki durumla ilgili haberlerin ardından Hegseth'in görevden alınması çağrısında bulunmuştu.

ABD Başkanı Donald Trump, dünkü açıklamasında iddiaların asılsız olduğunu savunurken, USS Abraham Lincoln'ın yakın zamanda benzer bir savaş gemisiyle değiştirileceğini söyledi.

Amerikan basınına göre USS Abraham Lincoln'ın yerine USS George Washington gönderilecek. Ancak uçak gemisinin bölgeye ne zaman varacağına dair bilgi paylaşılmıyor.

ORtadoğu'da görev yapan ABD donanmasına ait uçak gemisi USS George H.W. Bush da 31 Mart'tan bu yana karaya yanaşmadı.

Independent Türkçe, New York Times, CNN